Nerissa-Su

Nerissa-Su

Üye
21.09.2009
Genel Kurmay Başkanı
666.418
Hakkında

  • Rüya - Rüya Anlamı - Rüya Ne Demektir - Rüya Nedir - Rüya Tabirleri - Rüya TarihçesiRüya görmeyen bir kimsenin varlığını düşünemeyiz. Fakat "rüya"nın ne olduğunu tam anlamıyla bilenlerin sayısı muhakkak ki pek fazla değildir. Kısa ve özlü bir tanımlamayla rüya beden uyku halindeyken hayatiyetini sürdürmesidir. Rüyalarhayatımızın uykuda olmadığımız uyanık zamanlarıyla bu bölümlerdeki olaylar ve durumlarla benzerlikler taşır. Gene de belirgin farklar vardır. Bir rüya vazıh (açık seçik) ve canlıya da belirsiz veya çok eski zamanlardan kalmaçizgileri silinmiş renkleri siyah-beyaz tonları uçuklaşmış fotoğraflar gibi olabilir. Bazıları akla yakın bir kısmı saçmadır. İçlerinde güzel olanlar da vardır korkunç ve ürkütücü olanlar da. Rüya daha ziyade görüntüler niteliğindedir. Fakat bu arada sesler de işitebiliriz. Bazı rüyalarımızda durum ve olaylarla ilgili olarak düşüncelerimizin duygularımızın bilincindeyizdir. Çoğunlukla uyanır uyanmaz görmüş olduğumuz rüyayı unuturuz. Bazen de bir rüyanın izlenimi etkisi bütün gün boyu sürer. Hatta daha fazla da uzayabilir. Rüyaların çoğu bir kez görülür. Buna karşılıkısrarla tekrar tekrar görülen rüyalar vardır.

    Diğer tanım ise Uyku halinde görülen ve bazende hissedilen olaylara rüya denir. Rüya bilimsel olarak bilinçlatinin ortaya çikmasidir. Bir kisim bilim adamina görede beyinin çözüm yollari aramasi sonucu olusturdugu görüntülerdir. Dini olarakda rüyalara önem verilir. Kisiye yol gösterme, ruhun bedenden ayrilarak gerçeklestirdigi olaylar olarak açiklanir.

    Kısa bir tanım isteyenler için ise Uyku sırasında aynen uyanıkmış gibi çeşitli olayların yaşanması hafif, düş.

    Çok değişik tanımlar yapılabilse de yine sonuç olarak aynı noktaya varılıyor.

    Rüya tabirlerine gelecek olursak insanların en merak ettiği konulardan biri rüya tabirleri... Rüya tabirlerini değişik dallarda inceleyen bilimciler de vardır.

#10.05.2012 16:43 0 0 0
  • rüyalar hakkında - rüya görme - ferdi rüyalar
    İslâm âlimlerinin bir kısmı, rüya olayının amel derecesinde de ğerlendirilmesine taraftar olmamaktadırlar. Rüyalar ilâhî ilhamlar la tabir edilse bile yine de tabirde zan unsuru vardır. Bu bakımdan "peygamberlerin gördüğü veya tabir ettiği rüyalar dışında insanla -rın görmüş olduğu rüyalar Müslümanlar için teşrî kaynağı (şer'î bir hükme dayanak) olmaz ve kesin bilgi ifade etmez. Bu sebeple rüyalarla dinî hükmü belirlemek veya geçersiz kılmak ve buna göre hayatı düzenlemek caiz değildir."

    Bazı din âlimleri, şeytanın suretine giremediği Hz. Peygamber (s.a.v.)'i rüyada görenin rüyasından hükümler çıkarılamayacağı gö -rüşündedirler. Çünkü kişinin gördüğü rüyanın ne derece doğru ol duğu, yalan söyleyip söylemediğini tespit etmek de tam olarak mümkün değildir. Bir kişinin bir defa sadık (doğru) rüya görmesi, onun her zaman sadık rüya göreceği anlamına da gelmez. Rüya hem ferdî, hem de tercihî bir delildir.

    Ayrıca rüyadan şeriata aykırı hükümler çıkarmak, İslâmî esasla ra aykırı görülmektedir. Yanlış yapılan bir tabir insanı hatalara dü şürebilir.
#10.05.2012 16:36 0 0 0
  • rüya hakkında - rüyalarda tabir - rüya tabiri hakkında

    Rüya Tabirleri Nedir?

    Rüya tabirleri, rüyaların ne anlama geldiklerini farklı kaynaklara dayanarak açıklamaya çalışan ilim dalıdır. İlim dalıdır diyoruz çünkü tabir işi derin araştırmaların sonucunda meyvesini vermektedir. Nesnelerin, olayların ve kişilerin arasındaki bağlantılarıaçıklamaya çalışır, yorumlamaya çalışır. Rüya tabirleri ilmi çok eski zamanlardan beri üzerinde uğraşılan, henüz kesin bir ifadeyle nasıl oluştukları üzerinde fikir birliğine varılamayan ve içersinde ince mesajların yer aldığı rüyaları bir anlam bütünlüğüne kavuşturarak mesajlar vermeye çalışır.

    Rüyaları anlayabilmek ya da yorumlayabilmek ilmi çalışmaları gerektirir. Bu hususta tabirlerin islami esaslara göre yapılması esastır. İslami rüya tabirleri, peygamberimiz ve Kuran kaynaklı olarak yorumlamalarda bulunur. Doğru olan yorum şekli de budur. İslami rüya tabirleri dışındaki tüm ifadeler ancak yüzeysel olarak ele alınan, hiçbir temele dayandırılmayan uydurma yorumlardır.

    Rüya tabirleri alanında önemli ve kayda değer hizmet veren kaynakların sayısı azdır. Çoğu kaynak birbirinin kopyası ya da tamamen uydurma yorumların yer aldığı bir mahiyettedir. Kısa ve öz ama islami esaslara uygun yapılan rüya tabirleri her zaman için insanlara yol gösterecek ve içersinde ince mesajlar ile rüya sahibine yol gösterecektir.
#10.05.2012 16:33 0 0 0
#10.05.2012 16:18 0 0 0
#10.05.2012 16:16 0 0 0
#10.05.2012 16:16 0 0 0
#10.05.2012 16:12 0 0 0
#10.05.2012 16:10 0 0 0
  • başarılı evlilik - evlilik - mutlu evlilik


    Evlenmek kolay;iki şahit ve nikah memurunun karşısında atarsınız imzayı,alırsınız evlilik cüzdanını ve işte evlisiniz...Evlilik kararını verip,o imzayı atmakta gösterdiğiniz kararlılık ve cesareti evliliği yürükmek içinde devam ettirmelisiniz.Bir ev sadece eşyalarla kurulu bir düzen değil;acısıyla tatlısıyla hayatın yaşandığı bir yuva olmalıdır.Evlilik sadece iki kişinin değil,ileride dünyaya gelecek evlatlarınında hayatını etkiler.Bu nedenle de evlilik her türlü özeni,fedakarlığı hakeder.Eşinizi severek,kendi gönül rızanızla onunla hayatınızı birleştirdiğinizi ve eşinizin size Yüce Allahın bir lütfu ve emaneti olduğunu asla unutmayın.Birbirinizle inatlaşıp hakimiyet kurmaya çalışmayın.Kimse kimseden üstün değil;evlilikte üstün olmak değil eşit olmak gerekir.Evlilik içinde her kararı ortak alın.Hayat standartınızı içinde bulunduğunuz şartlara göre düzenleyin.Evlilik lüks eşya,bütçeyi aşan harcamalarla yürümez.Evlilik huzurla,sevgiyle,paylaşmakla,karşılıklı anlayışla yürür.Eşler arasında zaman zaman tartışmalar olur.Hiç bir sorun kavgayla çözülmez;biri sinirliyken diğeri susup,ona sakinleşmesi için zaman tanıyıp,üstüne gitmezse diğer taraf sakinleşir ve ondan sonra mantıklı bir şekilde konuşup karara varmak mümkün olur.Eşiniz sinirliyken onun üstüne giderseniz bu sadece tartışmayı kavgaya dönüştürür ve haklıyken haksız duruma düşebilirsiniz.Yeri geldiğinde eşiniz haksız bile olsa alttan almalısınız,siz inatlaşmayıp alttan alınca o da sakinleşir ve yanlışını görür.Alttan almak yada fedakarlık tek taraflı olmaz;bu çabayı eşler karşılıklı olarak vermelidir,hayat müşterektir.Hiç bir zaman evliliğinizi başka evliliklerle kıyaslayıp başkalarıyla yarışmayın,siz kendi evliliğinize ve kendi düzeninize yoğunlaşın.Bir evi yuva yapmanın ve o yuvayı korumanın en önemli şartı huzurdur.Evdeki huzur insanı yuvasına bağlar.Evde huzur olmazsa aile bireyleri evden kopar ve evlilik de çatırdar.Şunu unutmayalım ki; Yaradan insanoğluna öyle bir kanaat vermiş ki;bir lokma ekmeği et tadında yemek de,en güzel aşı zehir etmek de bizim elimizde.Sevgi,saygı,huzur ve karşılıklı anlayış olan bir ev içinde yaşayan insanlara saraydır,huzursuz bir aile ortamındaysa saray bile virandır.
#10.05.2012 16:07 0 0 0
  • Evlilik Rehberi - Evlilik İle İlgili - Aşk Evlilikte Bitermi

    Evlilik aşkı öldürür mü? Bu sorunun cevabı hep tartışılır durur. Öncelikle aşk kendiliğinden ölmez;aşkı insan kendi kendine tüketir. Aşka gereken özen gösterilmezse o ilk an ki heyecanı korunmazsa yavaş yavaş ışığı söner. Uzun yıllar beraber olupta evlenmeyen ve ilişkilerini sevgili olarak devam ettiren çiftlerden duyarız"evlenmiyoruz,çünkü evlilik aşkı öldürüyor." Bende onlara sormak istiyorum,"evlilik neden aşkı öldürsün ki." Karşımızdaki insanı ,bir insan olarak sahiplenmeyi başamadığımız sürece ilişkimizin adı evlilikte olsa sevgililikte olsa ortada aşk kalmaz. "O nasıl olsa artık benim" diyerek kendimizi bırakır,sevgimize,sevdiğimize gereken ilgi ve özeni göstermezsek,evliliğe,aşkın katili demekle sadece kendi hatamıza kılıf uydurmuş oluruz. Aşk kendiliğinden doğar ama öldürenler bizleriz...

#10.05.2012 16:05 0 0 0
  • evlilik süreci - evlilikte mutluluğun sınavı - aile içi mutluluk
    Evlilik sürecindesiniz ve içinizden gerçek olup olmadığını sorguluyorsunuz! Evet inanın gerçek belki ilişkinizin 3. yılında bu kararı aldınız veya 1. ayında ne farkeder ki bu soruyu herkes sorar. Gerçek mi? Emin miyim? Ya anlaşamassak, ya yapamassak? Ne yaparım A planım var mı ya B planım var mı? Allah ım doğu mu yapıyorum? Halbuki telaşa lüzum yok. Çoğunluk bu soruları sorar ve o telaşla cevaplayamassınızda. Hani sınavın son dakikaları gibidir. Biraz daha zaman tanısalar bütün sorular çözülecek gibi. Merak etmeyin bazı sorular çözülmez çünkü onlar için zaman kısıtlıdır her zaman. Bir yola girdiniz ve kararınızı da verdiniz önceden bırakın anın keyfini yaşayın. Evlenen kişilere sorun nasıl evlendiniz diye hepsi hiç anlamadık bi anda oldu derler. halbuki 3 yıldır birliktelerdir. Ama nedense hep bi anda olur. Kader sizin yerinize konuşacaktır. Kaderinizdir evleneceğiniz kişi, seçilmiştir sizin için şöyle ki Fransa da yaşayan 17 yaşında 3 dil bilen bi kız ile orta okul mezunu nasıl evlenirdi dersiniz. Benden duymuş olmayın kızda üsttüne üstlük çok güzelmiş oğlan hiç yakışmıyormuş yanına. Ne zaman mı tanışmışlar 1 hafta olmuş. Sevin kendiniz sevin eşinizi sevin kaderinizi. Hayat sevince güzel...

#10.05.2012 16:04 0 0 0
  • evlilik kavramı - evlilikte mutluluk - mutlu evlilik

    Günümüzde evlilik kavramı da evlilik kurumu da oldukça değişti. Çoğu evlilik değil evcilik konumunda yani iki kişi aynı evi paylaşıyor ama aynı hayatı paylaşamıyor. Erkek de kadın da kendi hayatını yaşıyor,kimse kimseye karışmıyor. Bunun adına da özgürlük yada modern aile diyorlar. Evet ortada bir özgürlük olduğu kesin de iki tarafın kendi başına hareket ettiği,kendi içinde yaşadığı ortamda aile kavramı nerede göremiyorum. Aile,hayatın acısıyla tatlısıyla her anının yaşanıp paylaşıldığı;birlik,beraberlik ve dayanışma üzerine kurulu bir kurumdur. Sadece aynı evde yaşamak aile olmaya yetmiyor;aynı hayatı yaşamak gerekli. Aile içerisinde herkesin üzerine düşen bir görev ve sorumluluk var. Herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getiriyor,bunu sevgi ve saygı çerçevesinde yapıyorsa o zaman evlilik aileyi aile yapan bir bütünleşmedir. Evlilik sırf evlenmiş olmak için yada birşeylerden kaçmak için yapılmaz. Bilinçsizce yapılan evlilik evlilik olmaz ancak evcilik olur...
#10.05.2012 16:02 0 0 0
  • Evlilik Rehberi - Evlilik İle İlgili - Evlilikte Mutluluk

    Evlilik büyük bir sorumluluktur.Hatta öyle büyük bir sorumluluktur ki benliğinizden çok şey alır götürür.Artık ''ben'' yoktur lügatınızda olmamalıdır.Artık ''Siz'' vardır Evlilikten genç kızlar genç erkekler korkarlar çoğu zaman.Haklıdırlarda bu korkularından.Evlenince geçim sıkıntısı, ilgisizlik,mutsuzluk,anlaşamama gibi bir çok sorun baş gösterecektir.Mutlu hayallerle yola çıkılan evlilik yolunda mutsuzlarla dolu bir dünya olduğunu anladıklarında kafalarını vuracaklar.Çünkü iki yabancı insan,huyları zavkleri,yaşam tarzları,inançları,herşeyleri birbirinden farklı olan iki yabancı insan aynı çatı altında yalnız kalacaklardır.Kavgalar,mutsuzluklar kaçınılmaz olacaktır

    Ancak; siz eğer ben yerine bu yola ''BİZ'' diye çıkarsanız sorumluluklarınızı bilirseniz evliliğin aslında dünyadaki en güxel en mutlu en huzur veren bir şey olduğunun farkına varırsıız.Sevdiğinizle bu dünyayı cennete çevirirsiziniz.İki tarafta öncelikle birbirine karşı saygı ve sevgiyi korucak.Birbirlerine hakaretlerden kırıcı davranışlardan kaçınacaklar.Biri dizi izleyip biri maç izlicekse kadın erkeğiyle maç izleyecek,Erkekte zamanı geldiğinde eşiyle dizi izleyecek.Kadın eşine tabiki sorular soracak nerdesin,ne yaptın,kiminleydin gibi ama bunaltmadan sinirlenmeden.Erkekte kadınını mutlu etmeyi ona küçükte olsa arada süprizler hazırlamasını bilecek.Birbirlerinin gözlerine mutlulukla,sevgiyle bakacaklar,Kadın hasta olunca erkeği,erkek hasta olunca kadını ilgilenecek.Birbirlerine ilaç gibi gelecekler.Ev işleri de müşterek olmalı ama abartmadan.Her konuda eşler birbirlerinin fikirlerini almalı.

    Mutlu evliliğin sırrı aslında ne kadarda basit şeyler.Ama böyle davrananlar çok az ve boşanma sayılarıda hızla artıyor.Aslında kadın kadınlığını bilse erkekte erkekliğini hayat ne kadarda huzurlu olur

#10.05.2012 16:00 0 0 0
  • Eva İsminin Anlamı Nedir - Eva İsmi Hakkında - Eva Ne Demektir



    Havva. Yaratılan ilk kadın demek. Akşam, arife, arife gecesi. (Almanca, İtalyanca, İspanyolca, Portekizce)

    EVA isminin İlginç Yazılışları

    Görme Engelliler (Braille) Alfabesinde EVA İsminin Yazılışı:
    noimagenoimagenoimage
    İşitme Engelliler (İşaret) Alfabesinde EVA İsminin Yazılışı:
    noimagenoimagenoimage
    Mors (Telgraf) Alfabesinde EVA İsminin Yazılışı:
    [SIZE=+6]....-.-
    Denizcilik Alfabesinde EVA İsminin İşaret Bayraklarıyla Kodlanması:
    noimagenoimagenoimage
#10.05.2012 15:58 0 0 0
  • Feliçya İsminin Anlamı Nedir - Feliçya İsmi Hakkında - Feliçya Ne Demektir


    FELİÇYA isminin İlginç Yazılışları

    Görme Engelliler (Braille) Alfabesinde FELİÇYA İsminin Yazılışı:
    noimagenoimagenoimagenoimagenoimagenoimagenoimage
    İşitme Engelliler (İşaret) Alfabesinde FELİÇYA İsminin Yazılışı:
    noimagenoimagenoimagenoimagenoimagenoimagenoimage
    Mors (Telgraf) Alfabesinde FELİÇYA İsminin Yazılışı:
    [SIZE=+6]..-...-....-.-.-.--.-
    Denizcilik Alfabesinde FELİÇYA İsminin İşaret Bayraklarıyla Kodlanması:
    noimagenoimagenoimagenoimagenoimagenoimagenoimage
#10.05.2012 15:55 0 0 0
  • Hipnoz - Hipnoz Varmıdır - Bilinçaltına Tehlikeli Telkinler


    Hipnoz

    Bilinçaltına Tehlikeli Telkinler

    (SAKINCALI SUBLİMİNAL MESAJLAR) Şuuraltını (bilinçaltını)etkilemeyi hedefleyen gizli mesajlara "subliminal" adı verilir. Genel olarak "şuuraltına yönelik gizli mesajlar olarak ifade edebiliriz. Kişinin şuuraltına ''subliminal'' mesaj göndermenin birçok yolu bulunuyor.

    Bunlardan en çok kullanılanları :
    1. Dijital ses dosyalarına gizlenen işitsel yolları.
    2. Gözle algılanamayacak kadar kısa süreyle ve sık patlayan flaşlar şeklinde sinema ya da televizyon görüntüsü yoluyla şuur-altına itilen 25. kareler.
    3. Reklam afişleri, logoları ve benzeri nitelikteki görsel malzemenin içine saklanmış şekil, kelime ve rakamlar.

    Bu yöntem, bir ürünün reklâmını yapmaktan, bir inancın ya da görüşün propagandasını yapmaya kadar varan geniş bir yelpâzede kullanılmaktadır. Görsel ve işitsel olarak (şuurlu) algılananlar değil ; şuuraltı seviyesinde algılanan söz, resim, görüntü ve şekillerden oluşur.
    Bunlardan en çok kullanılan Dijital ses dosyalarına gizlenen ses mesajlardır. Üzerinde oynanabilirliği ve işlenilmesi ve yayılması daha kolay olduğundan MP3 dosyaları gizli mesaj için biçilmiş kaftandır diyebiliriz.

    Peki sistem nasıl işliyor?
    İnsan kulağı sâdece belirli frekans aralıklarındaki sesleri duyabilir. Eğer siz bir müzik parçasını rahatça duyabiliyorsanız, bu sizin duyabileceğiniz frekans aralığında olduğunu gösterir. İnsan beyninin algısı ise, bundan daha düşük ya da daha yüksek frekansları algılayabilecek kapasitededir. Dikkat ediniz : "duyabilecek" demiyoruz, algılayabilecek diyoruz.

    Yani, kulağımız ancak belirli bir frekans aralığındaki sesleri duyabilir. Fakat beynimiz bu aralığın çok daha ötesindeki sesleri algılar, hisseder. Şuuraltı ve şuuraltının özelliklerini anlattığımız zaman, ne demek istediğimizi çok daha iyi anlayacaksınız. Ancak şimdi öncelikli olarak bu "subliminal mesajlar"ın neler olduğunu ve nasıl işlendiğini sizlere göstermemiz gerekiyor.

    8-12 hertz dalga boyundaki Subliminal mesaj içeren bir MP3?ü kulağınızla dinlersiniz, ancak içindeki gizli-mesajı beyniniz dinler. Bu esnâda kulağınız hiçbir şey duymaz. İnternette ve paylaşım programlarında şuuraltı mesajları içeren MP3 dosyaları bulunmaktadır. Hatta bu gizli mesajları frekans aralıklarına göre analiz ederek ortaya çıkartan yazılımlar dahi vardır.

    Mesela, en korkunç uygulamalardan sadece biri: "Amerika, Irak'ı işgal etmeden önce bir yıl boyunca (daha fazla da olabilir) Irak radyolarında Kur'an yayınının altından, çok düşük bir frekansta, kulakla duyulmayan, ancak dimağla algılanarak Iraklıların şuur-altına gönderilen: "Direnmeniz faydasız" gibi mesajlar verilmiş ve bir ülke işte bu şekilde şuuraltı mesajlar ile işgâle hazır edilmiştir.

    25inci KARE Kişinin şuur-altına subliminal mesaj göndermenin birçok yolu olduğunu söylemiştik. İşte bunlardan bir diğeri de 25inci Kare tekniğidir. Peki nedir bu 25inci Kare?
    Gördüğümüz bir ânlık görüntü : 655 satır ve frame/çerçeve denilen 24 küçücük kareden oluşur. Sinema bandında, saat, dakika, sâniye olarak bir diziliş vardır. Sâaniyeden sonra kare gelir ve bir sâniye 24 karedir. Her 24 kare ise bir ekran büyüklüğündeki kareyi oluşturur. Her 327.5 satırda bir de "control-track" denilen aralık vardır. İşte bu aralıktaki görüntüler kesilip, aralarına başka görüntüler atılarak 25inci kare oluşturulur ve bu son kare olan 25inci kare ânlıktır. Yani görüntü sâniyede 1/24 olacakken, bu 1/25'e çıkar. Kareler 25 olunca bir anda bir görüntü gelir ve ânında kaybolur. Genellikle görünmez, daha doğrusu görülür ama şuuraltında kalır.

    25 karenin temel mantığı da mesajı şuur-altına göndermek olduğu için, artık dünya sinema sanâyi'nde bu tekniği kullanmayan yok gibidir. Yani sizler evlerinizde rahat koltuklarınıza oturup herhangi bir televizyon kanalındaki herhangi bir dizi/ film ya da bir belgeseli seyrederken aynı zamanda 25 karelerle şuur-altınıza gönderilen mesajlara/ telkinlere/ saldırılara ma'ruz kalabiliyorsunuz.

    Göz bunları görmüyor ama sâniyenin 3 binde biri gibi bir zaman aralığında bu görüntü şuuraltına ulaşıyor. Bu gizli mesajlar sâyesinde, o reklâmı, diziyi, filmi ya da herhangi bir resmi hazırlayan kişi/ yapımcı/ yönetmen kendi hedefine, niyetine ve ideolojisine göre vermek istediği mesajı "25inci Kare"lerle şuuraltına göndermiş oluyor.

    PEKİ, GÖREMEDİĞİMİZ HALDE NASIL ETKİLENİYORUZ BU 25inci KARELERDEN?
    Bu adamlar zaten açıktan açığa bu işi yapıyorlar. Filmlerle, reklamlarla her türlü mesajı veriyorlar. Buna rağmen niçin böyle gizli bir kare uyguluyorlar?
    Cevâbı çok basit : Çünkü, gördüğümüz zaman bu kadar etkili olmuyor. Çünkü, kişi, şuurlu bir tercih ile gördüklerini veya duyduklarını ya red ediyor ya da kabul ediyor. Çünkü baştan önüne seçenek olarak getirilmiş oluyor.

    Fakat bu, öyle bir şey ki insan onu görmüyor, duymuyor ve hissedemiyor, yani bizlerin algı frekanslarımızın tamamen altında veya üstünde yer alıyor. Böyle bir şeyi kabul yahut red etme gibi bir imkânımız var mı? Elbette hayır.

    İşte 25. karenin ve subliminal reklamların temel mantığı budur! Hedefteki kitlenin şuurlu tercih hakkını gasbederek, onları gizlice zehirlemek!

    * * *

    Bu işi yapanlar insanı ve insanın yaratılışını (fıtratını) çok iyi biliyorlar. 1900'lü yıllara kadar uzanan bir geçmişi var bu tür çalışmaların. Psikolog ve psikanilistlerin insanla ilgili uyguladıkları, gözlemledikleri ve deneylerle ortaya koydukları bilgi ve bulgulardan yola çıkarak "İnsanı nasıl etkileyebiliriz" sorusuna cevap aradılar. İlk başta ticarî hedefler ve büyük şirketlerin mallarını halka pazarlamanın bir yolu olarak gördüler bu şuur-altı telkinleri. Daha sonra ise bu taktiği öğrenen her kişi ve her yapımcı kendi niyet, inanç ve ideolojisine göre vermek istediği mesajları bu yolla insanlara zerk etmeye başladılar.

    25inci KARE NE ZAMAN ve NASIL ORTAYA ÇIKMIŞTIR? Şuuraltının bütün görüntü, ses ve resimleri kaydetme özelliği 1900'lü yıllardan beri insanları yönlendirmek için kullanılmaktadır. 1900'lü yıllarda Knight Dunlap adında Amerikalı bir psikoloji profesörü ilizyon gösterisi yaparken şuur gücüyle algıalanmayan "hissedilemez gölgeler" kullanarak aynı uzunluktaki 2 çizgiyi seyircilerin farklı ölçülerde algılamasını sağlamıştı.

    İşte buradan hareketle şuur-altını hedef alarak mesaj göndermeyi hedefleyen ve adına "Subliminal Mesajlar" denen bu tür reklamlar ilk kez 1950'li yıllarda Amerika'da ortaya çıktı.

    James Vicary adlı reklamcılık uzmanı, sinema salonlarında yaptığı bir deney sonucu patlamış mısır ve kola satışlarının arttığını iddia etti. Bu deneyde film perdede oynarken, sâliselik görüntüler hâlinde gözle görülemeyen gizli kareler ve gizli mesajlarda : "patlamış mısır ye" ve "Kola iç" sloganları çıkıyordu. Seyirci bu sloganları şuurla algılayamadığı hâlde, şuuraltına hitap eden bu sloganlar neticesinde Kola satışlarının yüzde 18.1, patlamış mısır satışlarının ise yüzde 57.7 arttığı görüldü.
    Bu şekilde, şuur-altına yönelmenin reklamın etkinliğini artırmada daha işlevsel olduğu görülmüştür. İşte o gün bugündür uygulanan 25inci kareler sâdece bir insanı ya da bir topluluğu değil ; bütün insanlığı tehdit ede-gelmektedir.

    Bir grup psikolog ve yazar bu konunun gündeme geldiği ilk yıllarda bu yöntemin uydurma ve efsâne olduğunu ve insanları etkilemeyeceğini söylediler. Ancak, beyin dalgalarını ölçen teknolojilerin gelişmesi ile gizli-mesaj içeren reklama beynin daha farklı ve fazla tepki verdiği gözlemlendikten sonra, bu yöntemin etkisi ispatlanmış oldu.

    İşin en ilginç tarafı ise bu konuyu gündeme taşıyan, kitap, tez ve âile eğitim seminerlerinin yok denecek kadar az olmasıdır. Yıllardır uygulanan böyle ciddî ve hayatî bir konunun nasıl olup da bütün bir insanlık tarafından henüz bu şekilde yeni-yeni öğreniliyor olması düşündürücü olsa gerek. Televizyon karşısında uyuyan/ uyutulan bir çağda yaşıyoruz!
    Uyan ey toplum ve uyandırın uyuyan ruhları!
    Şuur-altımızı başkaları değil ; biz yönetelim!

    ASIL HEDEF ÇOÇUKLAR Subliminal teknolojisi maalesef çizgi filmlerde, şarkılarda, reklam panolarında, filmlerde yasal olmayan bir şekilde kullanılıyor. Çocuklara sevgiyi kardeşliği öğütleyen masum zannettiğimiz çizgi filmlerin arasına pornografik resimler, şiddet unsuru içeren görüntüler bu teknolojiyle saklanıyor. Çocuğumuz fark etmeden o görüntüleri beynine konuk ediyor ve şahsiyetinin oluştuğu o en ciddî yaş dilimde (sıfır-yedi yaş arası) bu görüntüler içeride şuur-altında hapsoluyor. Artık siz siz olun her gördüğünüz ve duyduğunuza çok dikkat edin. Özellikle Disney, yaptığı çizgi filmlerde cinsellik temasını yıllardır çocuklarımızın şuur-altına kazımıştır.
    "BU FİLMDE / DİZİDE SANAL REKLÂM UYGULANMAKTADIR" Sizler, televizyonlarınızın karşısında uyumaya devam eden ruhlar, koltuğunuza oturup en sevdiğiniz dizi ya da filmleriniz yayına başlarken : "BU FİLMDE / DİZİDE SANAL REKLÂM UYGULANMAKTADIR" uyarısını görmediğinizi söyleyebilir misiniz?

    Peki ne demek "Sanal Reklam?" Sanayi Bakanlığına göre sanal reklamın tarifi aşağıdaki gibi : "Sanal reklam"; hukûken kullanımı meşru görüntülerin, canlı veya banttan bilgisayar marifeti ile manipülasyonu ve söz konusu görüntülerde yer alan muhtelif unsurları reklam amacı ile, halihazırda kullanılan veya ileride geliştirilecek teknolojiler vasıtasıyla oyun sahası ve çevresi üzerine düşürülen tüm görüntüleridir."

    Televizyonda izlediğimiz pek çok dizide ya da filmde ya marka yerleştirme ya da sanal reklam uygulamaları ile karşılaşıyoruz. Bir dönem gişe rekorları kıran "Kurtlar Vadisi Irak" filmini hatırlayın. Film başlarken "Bu filmde sanal reklam uygulaması yapılmaktadır" uyarısı vardı. Ekranda bir ovada yol alan otomobili izlerken birden bir mimarlık firmasının reklam tabelası ve bir apartman beliriveriyor. Kerpiç evlerin üstüne getirilmek istenmiş ama başarılı olunamadığı için ortalık yerde duran uydu antenleri reklamları ve uyarı tabelalarının altında beliriveren markalar O halde en can alıcı soru şu : Niçin sanal reklam?

    Çünkü, şuur-altına telkin göndermenin en iyi yolu da ondan.
    25. karenin uygulandığı bir film: DÖĞÜŞ KLÜBÜ / The Fight Club

    Niçin bu film?

    Bir kere adına bakarak bunun bir dövüş filmi olduğunu zannetmeyin.
    "Gün gelir sâhip olduklarınız, size sâhip olmaya başlar!" sloganı ile Modern insanın tüketim merkezli hayat tarzını sorgulayan ve aynı zamanda şizofren (çift-kişilikli) bir şahsiyeti anlatan bir filmdir döğüş klübü.
    Edward Norton ve Brad Pitt'in başrollerini paylaştığı ve David Fincher'in yönettiği bu film, 2000 yılında Empire Ödülü (İngiltere), 2001'de En iyi DVD, en iyi DVD anlatımı, en iyi DVD özel içerikleri ödülünü almış ve 2005 yılında Total Film magazin ödüllerinde (UK) "Dünyanın bu güne kadar gelmiş geçmiş en iyi film ödülü"ne lâyık görülmüştür.

    Gerçekten çok etkileyici bir filmdir. Moderniteye karşı çıkarak :
    "Gün gelir sâhip olduklarınız, size sâhip olmaya başlar"
    "Her şeyi kontrol etmeyi bırak ve rahat ol"
    "Nefret ettiğiniz işlerde çalışıp gereksiz şeyler alıyorsunuz."
    "Seyrettiğiniz reklâmlar yüzünden araba ve kıyafet değiştiriyorsunuz."
    "Sizler paranız kadar iyisiniz."
    "Siz işiniz değilsiniz"
    "Bindiğiniz araba değilsiniz."
    "Kredi kartlarınızın limiti değilsiniz" diyordu.
    Şimdi, "Dünyanın bu güne kadar gelmiş geçmiş en iyi film ödülü"ne lâyık görülen bu filmdeki 25inci kareleri yakalayabilmek ve filmdeki her sâniyeyi kare-kare izleyebilmek için önce :
    1. Filmi bilgisayarınıza kaydedin.
    2. Media player ile izlerken film sahnelerini 1/16 "Slov / yavaş" izleme modunda.
    3. "klcodec" ile izlerken alttaki ok işaretlerinden "Decrease Speed"e üç kez tıklayıp filmi en yavaş haline getirmeniz gerekmektedir. Böylece her sâniyeyi yaklaşık 5 saniyede izleyecek ve her kareyi tek-tek yakalayabileceksiniz.

    SONUÇ:
    1. Araştırmalarımızın sonucunda filmin yönetmeninin cinsî sapık (sexomaniac) olduğunu öğrendik.
    2. Filmin (bizim yakalayabildiğimiz) 26 farklı yerinde 25inci kareler kullanılmış.
    3. 25inci Kare tekniği ile elinde sigara olan Brat Pitt resmi filmin çeşitli yerlerine yerleştirilmiştir.
    4. Yönetmen filmin 2 farklı yerinde 25inci kare tekniği ile erkek cinsel organını yerleştirmiş.
    5. Yine filmin 2 yerinde Çocuk Pornosu şuur-altına yerleştirilmiş.
    6. Unutmayın 25. karelerin yer aldığı her film gibi bu filmde de normal seyrinde görülmesi gerekenlerin dışında hiçbir şey görülmüyor. Aslında çok şey görülüyor ancak hiç kimse ne gördüğünü bilmiyor.
    7. Uyanmayanlar ve hâlâ 25. karenin varlığına ihtimal vermeyenler, denesin ve görsün diye filmdeki en can alıcı karelerin sadece bir kısmının dakika ve saniyelerini aşağıya sırasıyla yazıyoruz. İsteyen filmdeki tespit ettiğimiz bu dakika ve saniyelerde filmi durdurup kare-kare izleyebilir.

    06:02= elinde sigara olan Brat Pitt resmi,
    31:07 = cinsel öğeler erkek cinsel organı,
    31:14 = cinsel öğeler,
    46:41 =cinsel öğeler,
    49:09 = cinsel öğeler,
    50:42 ile 50:52 = çocuk pornosu mesajları
    0239= Film bitiyor binalar yıkılıyor ve yine erkek cinsel organı filmin finali olarak 25. karede yer alıyor.

    ***

    Filmin en tuhaf gelen bölümü ise Tayler'in işi sabun imalatçılığı olmasına rağmen, 30uncu dakikadan itibaren, Tayler'i anlatırken onun bir sinema yapımcısı olduğunu anlatmasıdır. (Filmin sadece bu 2 dakikalık bölümünde Tayler bir sinema yapımcısıdır)
    Şu ifadeler 30uncu dakikadan sonra aynen filmde geçmektedir :
    "Sinema filmleri tek bir makarada olmaz ; birkaç makarada olur ve bir kare bittiğinde diğer makaraya geçerken birisinin düğmeye basması gerekir. O an geldiği zaman projektörleri değiştirir ve film devam ettiği için kimse bir şey anlamaz. Çünkü bu iş beraberinde bir çok ilginç olanak da sunuyor. Bütün aile filmlerini kare kare görmüştür. Yani izleyici cesur köpek ile ünlü bir şahsiyeti aynı perdede izlerken neler gördüğünü bilmez. KİMSE

    GÖRDÜĞÜNÜ BİLMİYOR AMA GÖRÜYOR" der ve sorar: "ACABA KAÇINIZ ONU İŞ BAŞINDA YAKALAYA BİLİRSİNİZ?"
    DİKKAT : Adamlar yaptıkları işi aynı filmde anlatıyorlar!
    REKLAMLARLA ŞUURU ÇALINAN İNSANLAR
    İnsan beyninde şuur-altının tepki verdigi iki mühim olay var : "doğum" ve "ölüm". Şuur-altımız bu 2 vak'aya çok daha fazla tepki veriyor. Bu 2 mesaja daha duyarlı.

    "Sex" (cinsellik) mesajı doğum arketipinde, "kill" (öldürmek) mesajı da ölüm arketipinde karşılanıyor. Bu semboller verilmek istenen mesajın içine yerleştirildiğinde şuur-altı bunları öncelikli algılar olarak saklayabiliyor ve sıra kullanıma geldiğinde bu öncelikli depolanan veriler, davranış ve hareketlerimize yön çiziyor.

    ŞUUR-ALTI MESAJLAR YASAK DEĞİL Mİ?
    Şuur-altı reklamlarının etkisinin ispatlanmasının ardından bir yandan bu yöntemin kullanımı arttı ve diğer yandan da bu gibi yöntemlerin kullanılmasını önlemeye yönelik yasalar çıkartıldı. Ülkemizde RTÜK şuur-altı reklamı : "Teknik cihazlar vasıtasıyla televizyon yayınlarında çok kısa süreli görüntüler kullanarak, izleyicilerin ancak bilinçaltıyla algılayabilecekleri ürün veya hizmetlerin tanıtılmasına ilişkin mesajlar içeren reklamlar" olarak tanımlamıştır.
    Yasalarımız tüketicinin korunması bakımından, gizli reklam ve şuur-altı reklamı da yasaklamıştır. 3984 sayılı yasanın 20. maddesi: "Reklamların, program hizmetinin diğer unsurlarından açıkça ve kolaylıkla ayırdedilebilecek ve görsel ve işitsel bakımdan ayrılığı fark edecek biçimde düzenlenmesini, şuur-altı ile algılanan reklamlara izin verilmemesini" hükme bağlamıştır.
    Radyo ve Televizyon Kuruluşları Reklam Yayın İlkeleri ve Usulleri İle Reklam Gelirleri Üst Kurul Paylarının Ödenmesi Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesine göre de: "Yayınlarda gizli reklam yapılamaz. Programlarda açıkça reklam olduğu belirtilmedikçe ürün veya hizmetler reklam amacını taşıyan şekilde sunulamaz. Çok kısa sürelerle imaj veren, elektronik aygıt veya başka bir araç kullanılarak veya yapılarının ne olduğu konusunu izleyenlerin fark edemeyecekleri veya bilemeyecekleri bir biçime sokarak, bilinçaltıyla algılanmasını sağlayan reklamların yayınlanması yasaktır." 1964`te İngiltere, 1974`te ABD olmak üzere dünyadaki 55 ülke insanlarını bu tekniklere karşı korumaya almıştır. Rusyanın Ekatirinburg şehrinde yayın yapan ATN Televizyonun "Otur ve ATN izle" şeklinde bir gizli mesaj verdiği tespit edilmiş ve 2 ay yayın lisansının iptal edilmesine neden olmuştur. Neticede, Türkiye'de ve dünyanın birçok yerinde şuur-altı reklam yasaklanmıştır ama bütün reklamları, dizi, film ve belgeselleri şuur-altı mesaj içerip içermediği noktasında denetleyecek bir yapı kurulamamıştır.

    ŞUUR-ALTI VE GENEL ÖZELLİKLERİ
    Günlük hayatımızda yaşadığımız bazı sorunların şuur-altımızdan kaynaklandığını hep söyleriz ama acaba kaçımız şuur-altımızın gücünün ve öneminin farkındayız?
    Şuur-altı çoğumuzun bildiği ya da duyduğu bir kavramdır. Bu kavram şuurumuzun farkında olmadığı ama davranışlarımızın yönlendirilmesinde önemli rol oynayan bir yapıyı belirtiyor. Şuuraltı, alt benlik, şuur-dışı olarak da adlandırılan şuur-altı kişiliğimizin farkında olmadığımız, kontrolümüz dışındaki parçasını temsil etmektedir. Diğer bir deyişle bu, buzdağının görünmeyen kısmıdır.
    Otomatik bir pilot gibi bütün tecrübelerimizi depolar. Bir hâfıza deposudur. Tecrübelerinizi hâtıralar şeklinde depolar. Şuur-altı heyecanlarımızı, sezgilerimizi, alışkanlıklarımızı ve güdülerimizi depoladığı gibi, bunların faaaliyete dökülmesinden de sorumludur.
    Şuuraltımız, zihin telkin yoluyla iknâ olunmaya müsâittir. Şuurlu zihnin aksine, sorgulamadan tekrarla gelen teklifleri kabul eder, pekiştirir. Bütün otomatik davranışlarımız, alışkanlıklarımız ve heveslerimiz haâfızada kayıtlı bilgiler arasındadır. En önemli vazifesi ise depoladığı verilere dayanarak mutluluğu sağlamaktır.
    Şuuraltı zihin delillerle ne iknâ edilebilir, ne de aldatılabilir. Fikirlere ve imajlara karşılık verir. Şuur-altının en mühim özelliği ise : şuurumuzun farkına varmadığı olayları, sesleri, resimleri kaydetmesidir. Siz 5 katlı bir binaya çıkarken merdivenleri saymıyorsunuz ama şuur-altınızda bu sayı biliniyor ve kaydediliyor. Aynı şekilde bebekliğimize dair hâtıralar şuur-altı kayıtlarının arasında bulmak pekâlâ mümkündür. Şuur aynı anda 3 ilâ 7 işi yapabilir. Daha fazla görev yüklendiğinde kilitlenir. Bu yüzden dikkatimizi yönlendirmediğimiz, bizi o anda ilgilendirmeyen birçok veri bu filtreden süzülür. Beş duyumuzun karşılaştığı çok sayıda duyum, algılanmadan şuur-altı hafıza deposuna aktarılır.
    Demek ki duyduğumuz, gördüğümüz ama kavrayış olarak algılayamadığımız her şey şuur-altına ileride tekrar kullanılmak üzere veri olarak depolanır ve gelecekteki hareketlerimize yön çizer. İşte tam da bu aşamada şuura değil ama şuur-altına hitap eden bütün propaganda ve veriler, bizim davranışlarımıza yön çizen güdüler olarak karşımıza çıkar. Zira sıklık arz eden tekrarlar derûnî algılarımıza yöneliktir.

    GERÇEK : GÖRMEDİKLERİMİZ Mİ?
    Şuur-altı dediğimiz şey, şuurun binde 999'unu oluşturuyor. Yani biz şu anda bu yazıyı, binde 1 seviyesinde görüyor, dinliyor ve okuyoruz. Bunlar nasıl mı gerçekleşiyor? Gözde bilimsel olarak "fovea hareketleri" olarak isimlendirilen, gözün fovea hareketleri sizin şu anda görmediğiniz şeyleri de görüyor. Göz devamlı bir tarama içinde. Tarıyor ve aldığı bilgileri şuur-altına atıyor. Bu söylediklerimiz bilimsel verilerdir. Biz, normal şartlarda gözümüzün fovea hareketleriyle beynimizde depolanan şeylerin çok azını hatırlıyoruz. Ama mesela markete gittiğimizde 10 tane deterjan arasından 1 tanesini çekip alıyoruz. Yani gördüğümüzün ve de duyduğumuzun farkında olmadığımız şeylerin, şuur ortamına çıkarak bize o malı satın aldırması söz konusu oluyor.

    Yani biz görmediğimizi zannettiğimiz şeyleri aslında görüyoruz ve şuur-altımıza gönderilen verilerin karar verme ya da faaliyete geçme aşamasında fikirlerimizi ve davranışlarımızı doğrudan etkiliyor.

    NOT: Bir dostumuzun bize yönlendrdiği bu makalenin yazarını bilmemekle beraber, bu konuda yıllardır araştırmalar ve uygulamalar yapan bir hipnoz uzmanı olarak altına imzamı atabileceğim kadar doğruları içerdiğinden, insanların dikkatini çekmek üzere sitemde yayınlamayı uygun buldum. (Mehmet Başkak)


#10.05.2012 15:49 0 0 0
  • Konu: Hipnoz Nedir
    Hipnoz - Hipnoz Tanımı - Gerçeğe UyanmakNedir - Hipnoz Makaleleri
    -Yaptığınız bir şeyi, iyi yapmanız için; zaten iyi yaptığınız bir şeyi çok daha iyi yapmanız için de hipnoz

    -Efsanelerden süzülen gerçek İnsanın en gerçek yönü hipnozModern dünyanın bunalımları için aydınlık bir çözüm yolu

    - SıkıntılarKorkularÖfkeKurtulmak istediğiniz aşırı kilolarSigaraİstenmeyen alışkanlıklar Bunalımlar Bilinçaltında birikmiş ve kişide istem dışı durum oluşturan bütün olumsuzluklar hipnozun etkili yöntemleriyle kalıcı olarak yok edilebiliyor

    İnsanlık tarihinin başlangıcından beri var olan hipnoz hakkında ne biliyoruz acaba? Filmlerde, yahut çizgi romanlarda hipnozla ilgili anlatılan olağanüstü, efsanevi durumlar dışında Çocukluğumda çok okuduğum çizgi romanlardan biri Sihirbaz Mandrake'ydi. Elini kaldırır ve göz göze geldiği adamı o saniye uyuturdu. Sallanan bir köstek saat de gelir insanların aklına Saat sallandıkça, saate bakan kişi derin bir uykuya dalar ve hipnoz yapanın kölesi olur filmlerde ya da gerçek hipnozla alakası olmayan söylencelerdeYa da şen şakrak eğlencelerde gönüllülerin sahneye çıkartılması ve hipnotistin seçtiği kişilere uyguladığı bir dizi talimatın ardından onları tavuk gibi gıdıklatması gibi showlar gelir

    Modern zamanlarda hipnoz, bilimsel bir temele oturtulmuş olup, tıptan, eğitime, eğitimden spora kadar hayatın her alanında kişilerin ideal performansını gerçekleştirmenin en etkili yolu olmuştur. Hipnozla ilgili "adamın aklını alıyorlarmış", "Uyutup her şeyi yaptırabiliyorlarmış", "Aman uyuyup uyanamazsak ne yaparız?" gibi bir dizi batıl inanç söylencelerinin, hipnoz gerçeğiyle alakası olmadığı gibi, hipnozun insanların engellerini aşmada sağladığı olağanüstü iyileştirici gücünü gölgelemektedir.
    Hipnoz, doğası ve insanlığa yardım anlamında sahip olduğu etkin potansiyeli itibariyle, bu söylencelerden, show mezesi olmaktan çok daha fazla bir derinliğe ve öneme sahip Hipnoz artık, asli niteliklerini gölgeleyen bu popüler hurafelerin etkisinden kurtuluyor ve bir şifa kültürü olarakBireysel değişim ve gelişimin etkili bir yöntemi olarak gittikçe dünyanın ve Türkiye'nin gündemine oturuyor..

    Peki öyleyse nedir hipnoz?
    Tüm fonksiyonların çalıştığı, bilincin açık olduğu bir konumda; kesinlikle uyku hali olmadan; kişinin kendi isteği ve katılımıyla elde edilen bir konsantrasyondur, trans halidir.

    Hipnoz çevreye karşı farkındalığın azaldığı ve dikkatin belirli bir noktada yoğunlaştırıldığı bir bilinç değişikliği durumu olarak da tanımlanabilir. Dolayısıyla sanılanın aksine hipnoz altındaki kişiye, istemediği bir şey asla yaptırılamaz. Kişi herhangi bir sorununu aşmak amacıyla hipnozu talep ve kabul etmelidir ki hipnoz edilebilsin. Kişi destek verilmek ya da iyileşmesine yardımcı olunmak amacıyla hipnoz altına alınmışken, her şeyi hatırlar, farkındadır ve fakat trans halindedir. Hipnozun en ufak bir yan etkisi kesinlikle yoktur.

    Hipnoz, hekimlikten, eğitime; eğitimden, spora kadar birçok farklı alanda kullanılabilen ve doğru kullanıldığında mükemmel sonuçlar ortaya çıkmasını sağlayan olağanüstü bir yardım yöntemidir. Bununla beraber, hekimlik, eğitim ve spor gibi disiplinlerin dışında, bunların hepsinden bağımsız; özel bir eğitimi gerektiren, özgün, müstakil bir yardım yöntemi; olağanüstü bir iletişim biçimidir. Hipnoz, özel eğitim almış deneyimli kişilerce yapılmalıdır. Türkiye'de her geçen gün gelişen hipnoz, birçok alanda, ek olarak hipnoz eğitimini tamamlamış, trans halindeki kişiye iyileşmesi yolunda izleyeceği yöntemi bilen hipnoterapistler tarafından uygulanmaktadır.

    Hipnozun kullanım alanları?
    Destek talep eden kişinin, sorununu aşmasında takip edilen ve belirli prosedürlerden oluşan bilimsel yardım yöntemine ise hipnoterapi denilmektedir. Hipnoterapi, psikolojik kökenli her türlü problemin aşılmasında ya da istenmeyen alışkanlıkların değiştirilmesinde şaşırtıcı derecede yüksek başarılı sonuçların elde edildiği olağanüstü etkili bir yöntemdir. Kişilerin yaşam kalitesinin yükseltilmesi hipnozla kısa sürede mümkün olmaktadır.
    Hipnoz, her türlü psikolojik kökenli sorun başta olmak üzere bazen asli yöntem olarak, bazen de destek yöntemi olarak günümüzde şu alanlarda başarıyla uygulanmaktadır:

    • Sınav kaygısının tamamen yok edilmesi ve odaklanamama, hafıza zayıflığı gibi her türlü öğrenci sorunlarının giderilmesinde
    • Her türlü kaygının oluşturduğu olumsuzluklardan kurtulmak amacıyla, topluluk önünde konuşamama, asansör, yükseklik, kedi köpek korkusu gibi..
    • Beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi suretiyle zayıflama amaçlı
    • Vajinusmus, erken boşalma gibi psikolojik kökenli cinsel problemlerin çözülmesinde,
    • Altını ıslatma, tırnak yeme, diş gıcırdatma, parmak emme, tikler
    • Kekemelik, her türlü iletişim problemi,
    • Ağrı giderme, alerjik durumlar ve bazı cilt sorunları,
    • Panik atak, davranış bozuklukları, depresyon, obsesif sorunlar, takıntılar
    • Sigarayı bırakma
    • Bazı hekimler tarafından her türlü tıbbi uygulamaya destek amacıyla ve anestezi amaçlı

    Hipnoz, Zayıflamanın Etkin ve Kalıcı Yöntemi
    Günümüzde bir çok insan aşırı kilolardan muzdaripHem sağlık açısından, hem de estetik açıdan aşırı kilolar yüzyılın istenmeyen olgusuKırk kez, kırk farklı diyete başlanır, spor salonlarına gidilir, yürüyüşlere çıkılır, fakat bir miktar kilo verilse dahi genellikle en başa dönülürVerilen kilolar fazlasıyla alınır
    Hipnoz ise kalıcı zayıflamanın belki de en etkili yöntemiBütün alışkanlıklarımızın sebebi bilinçaltında gizlidir. Yeme/içme alışkanlıkları da buna dahilVe hipnoz bilinçaltı ile iletişim kurmanın olağanüstü güçlü yöntemiKişinin kontrolsüz beslenmesinin bilinçaltı kökleri hipnoterapi yöntemiyle tesbit edilerek, kontrolsüz yemesinin sebepleri ortadan kaldırılır ve beslenme alışkanlığı düzeltilir.Böylece kişi, daha kolay bir yöntemle belli bir sürede aşırı kilolarından kalıcı biçimde kurtulmuş olur.

    Sigarayı hayatınızdan hipnozla silebilirsiniz

    "İster zengin olsun ister fukaraYemekten sonra yak bir cigara" der anonim bir tiryaki şiiriBu inanış kendimize uyguladığımız güçlü bir hipnoz örneği"Dertliyim, ver bir sigara", "Morali bozuldu, ver bir sigara", "Bugün keyfim yerinde, ver bir sigara" Bunlar kendimize uyguladığımız ve yıllardır bizi etkisi altına alan kötü hipnoz örnekleriFarkında olmadan kendi kendimizi hipnoz ederek sigaraya karşı bağımlılık geliştiririz ve atalarımızın dediği gibi "Çivi, çiviyi söker."

    Sigarayı bize içirten, içme dürtüsünü bizde oluşturan temel duygular her ne ise, bilinçaltında onların izi sürülerek sigara içme alışkanlığını besleyen temel sebepler ortadan kaldırılır ve kişide oluşabilecek yoksunluk duygusu da yine hipnozla bertaraf edilerek kalıcı bir değişim sağlanır.



#10.05.2012 15:48 0 0 0
  • Transandantal Meditasyon - Transandantal Meditasyon Tanımı - Meditasyon Nedir


    Teknik
    Transandantal Meditasyon Nedir?

    TM basit, doğal bir zihin tekniğidir ve zihni kendi sınırsız özüne ulaştıran, kendiliğinden, çabasız bir yöntemdir. Bu uygulama ile zihin, sınırsız ve aşkın farkındalık, Birlik Bilinci - her olasılığın doğal olarak bilinçli zihne açıldığı, tüm olanakların canlı alanı - olan kendi gizilgücünü açığa çıkarır. Bilinçli zihin kendi sınırsız yüceliğini, sınırlanmamış özünü, sonsuz gizil gücünü fark eder. Transandantal Meditasyon bilinçli zihnin kendi varoluşunun tüm kapsamını - aktif ve sessiz, nokta ve sonsuz- açığa çıkarması için bir yol sunar. Bu bir inançlar dizisi, felsefe, yaşam stili veya bir din değildir. Bu zihin tekniği, her kişinin her gün iki kez onbeş veya yirmi dakika uyguladığı bir deneyimdir.
    Transandantal Meditasyon seminerine katılmanın ücreti nedir?

    Yetişkin ücreti : 885 TL (KDV dahil)
    Tam zamanlı öğrenci: 442,50 TL (KDV dahil)
    Birlikte öğrenen çiftler: 885 TL + 442,50 TL (KDV dahil)
    10 yaşından küçük çocuklar (anne veya baba ile birlikte öğrenmeli) 221,25 TL (KDV dahil)

    Tüm kursa katılanlar talimatları yetkili TM uzmanlarından almaktadırlar ve bu kişiler size mümkün olan en iyi deneyimi sağlayabilmek için en az altı ay yoğun ve ayrıntılı bir eğitimden geçmişlerdir.

    Transandantal Meditasyon tekniğini öğrendikten sonra size sunulan ücretsiz hizmetler:

    TM kontrolleri
    İleri bilgi içeren konferanslar ve eğitim malzemeleri (DVD, broşür..)
    Herhangi bir zamanda ,nerede bulunduğunuza ve ne zaman TM öğrendiğinize bakılmaksızın yetkili öğretmenlerimizden herhangi biri tarafından sunulabilen destek ağı

    Bu hizmetler yaşam boyudur ve dünyanın her yerinde bulunan yetkili TM uzmanları ağı tarafından sunulmaktadır.
    Nasıl öğrenebilirim?

    Transandantal meditasyon öğrenmenin ilk adımı ücretsiz tanıtım konferansına katılmaktır. Tanıtım konferansı bir saatten kısa sürecektir. İletişim sayfamızdan bize ulaşarak hangi şehirde , ne zaman tanıtım konferansına katılabileceğinizi öğrenebilirsiniz.
    Nerede öğrenebilirim?

    Dünyanın her yerinde yetkili TM öğretmenlerinin çalıştığı Transandantal Meditasyon Merkezleri vardır. Pek çok TM öğretmeni TM merkezi olmayan şehirlere de seyahat edebilir ve orada isteyenlere bu değerli tekniği öğretebilir. Size en yakın TM merkezini sormak veya şehrinizde bir TM öğreti grubunu oluşturmak için 212 3475300 dan başvurabilir veya [email]tm@maharishi.org.tr[/email] ye yazabilirsiniz.
    7 Adımlık program
    Transandantal Meditasyon tekniği size , kişiye özel bilgilerin verildiği yedi adımlık bir seminerde öğretilecektir; öğrendikten sonra bu uygulamadan en fazla yararları sağlamak için isterseniz ömür boyu ücretsiz destekten yararlanabilirsiniz.
    1. Adım: Tanıtım konferansı-Transandantal Meditasyon programının sağladığı olanaklara bakış-zihnin gizilgücünü, sağlığı ve sosyal ilişkileri geliştirme ve dünya barışını destekleme. (1 saat)
    2. Adım: Hazırlık Konferansı- TM tekniğinin iç yapısı- nasıl sonuç veriyor,niçin öğrenmesi kolay ve uygulaması çabasızdır, diğer meditasyon yöntemlerinden farkı nedir ve TM tekniğinin kaynağı nedir.(45 dakika)
    3. Adım: Kişisel Görüşme-Hazırlık konferansından sonra yetkili bir TM öğretmeni ile kişisel, kısa bir görüşme. (10 dakika)
    4. Adım: (Ardarda dört gün içinde tamamlanan dört öğreti adımının başlangıcı) Kişisel öğreti-Yetkili bir TM öğretmeninden doğrudan TM tekniğini öğrenme. (1 saat)
    5. Adım: İlk kontrol günü (grup toplantısı)-Uygulamanın doğruluğunun kontrol edilmesi ve talimatların devamı. (1,5 saat)
    6. Adım: İkinci kontrol günü (grup toplantısı)-Kişisel deneyimlere dayanarak TM tekniğinin işleyişini anlamak. (1,5 saat)
    7. Adım: TÜçüncü kontrol günü (grup toplantısı)- İnsanın gelişmesindeki daha yüksek aşamalarının anlaşılması. (1,5 saat)
    Transandantal Meditasyon bana yararlı olmayabilir mi?

    Transandantal Meditasyonu başarıyla uygulamak ve tüm yararlarını görmek için belirli bir beceri, disiplin veya tutum içinde olmak gerekmez. O gün yorgun olsanız da , seyahat etseniz de veya gürültülü bir ortamda bulunsanız bile bu yöntem sonuç verecektir. Düşünebilen herkes Transandantal Meditasyon uygulayabilir. TM'nin bu denli etkili olmasının nedeni de budur- nerede ve hangi koşullarda olduğunuza bağlı olmadan derin bir dinlenme kazanacak ve sonrasında zihniniz daha açık, stresiniz daha az ve enerjiniz daha fazla olacaktır.

#10.05.2012 15:45 0 0 0
  • Bilinçaltı - Farkındalık - Farkındalık Süreci - Karar Vermek - Önemli Kararlar - Zihin


    Farkındalık eylemi; bireyin kendi düşünce sistemindeki söylemlerin, kendi karar ve davranış şekillerini belirlediğinin farkına varması ve söz konusu zihinsel varsayım havuzlarının mutlak olmaktan ziyade hükmedilebilir, değiştirilebilir birer araçlar olduğunun farkına varması doğrultusunda gerçekleştirdiği zihinsel eylemler bütünüdür.Farkındalık 300x215 | Karar Sürecinde Farkındalık

    Yaşamımız boyunca milyarlarca karar vermek durumundayız. Bazı kararlar; yaşamımızı kökten değiştirecek, başarı haritamızı tekrar çizebilecek kapasitedir. Yazımızda bu tip kararları: basitçe "önemli karar süreçleri" şeklinde tabir edeceğiz.

    İnsan nasıl karar verir?

    İnsan beyninin, karar verme mekanizması, en ilkel yapılardan biri olan "algılanan fayda/külfet oranı" doğrultusunda çalışmaktadır. Bir diğer deyişle; "Yapacağım işin, mükafatı, yapacağım işin yükünden daha fazla ve alternatif tercihler arasında daha yüksekse onu seçerim" şeklinde bir cümleyi, beynimiz kendi adına konuşabilseydi, duyabilirdik.

    Burada önemli olan nokta; ne algılanan faydanın, ne de algılanan külfetin mutlak oluşudur. Bireyden bireye farklılık gösterebileceği gibi, aynı bireyin farklı zamanlarda farklı algısal duruşlara sahip olması doğaldır. Bu farklı algıların, tümünün altında yatan temel unsur, bireyin zihin haritasında yer eden söylemlerin oluşturduğu zihinsel şablonlardır. Söz konusu şablonlar, birer lens görevi görerek, her birimizin dünyaya bakış açısını, bir diğer deyişle algısal duruşunu belirler. Bunun sonucu olarak, farklı bireyler, farklı önceliklere, farklı kararlara, farklı davranış şekillerini benimserler.

    Örneğin, bir hamburger yemeğine olan arzu veya istek, farklı bireylerde farklı olacağı için, algılanan faydada farklı olacaktır. Haburger yemeğine karşı fayda algısı daha yüksek birey, fayda algısı daha az olan bireyle, aynı anda açlık hissine kapıldığında, birincisinin, bu yemeği elde etmek için 300 metre ötedeki fastfood restoranına gitme ve ilgili maddi bedeli verme külfetine katlanma olasılığı daha yüksektir.

    Yukarıdaki örnekte dikkat edilmesi gereken unsur, tüm diğer algıların her iki kişi içinde sabitlenmiş olmasıdır. Örneğin; edinelecek göreceli faydanın, karşılığında verilecek parasal değerin, iki kişinin algısında aynı olduğu varsayılmıştır. Aksi bir durumda, örneğin; çok zengin, fakat hamburgere karşı fayda algısı az olan bir bireyin, çok daha düşük gelirli, fakat hamburgere karşı fayda algısı yüksek bireye kıyasla, alım yapma olsılığı daha yüksek olabilirdi, ziraa algılanan külfet değeri de bireyden bireye değişmektedir.

    Bu nedenle, fayda ve algı değerlendirilirken, her birinin bireysel düzeyde arz ettiği mutlak değerden ziyade, birbirleriyle olan göreceli fark beyin tarafından ele alınır, işlenir, hesaplanır ve karar verilir. Söz konusu karar verme süreci, beyinde mili-saniye gibi çok küçük bir zaman diliminde ve irade üstünde gerçekleşmektedir.

    Gerçekten karar vermek İstiyor musun?

    "Karar verme arzu derecesini, belirleyen bireysel algısal duruşun ne yönde olduğunun, birey tarafından analiz edilebilir hal kazanması, karar verme sürecindeki farkındalığı sağlamaktadır."

    Önemli karar süreçlerinde bir çok bireyin yaşadığı ortak sorun, karar verememektir. Bu "karar verememenin" altında yatan nedenler, bireyin bilinçaltı dünyasındaki söylem kalıplarında gizlidir.

    Örneğin; üniversite son sınıf bir öğrencinin, hangi sektörde veya hangi firmada çalışmak için, başvuru sürecine girişeceğine karar verememesi ve bundan dolayı, yaşadığı stres faktörünün her geçen gün artmasının altında, genelde kendi fayda/külfet algısında, söz konusu zorunlu kararın sonuçlarına dair soru işaretleri yattığı bilinmektedir.

    Birey, karar verme aşamasında, karar ile ilgili yeterli bilgiyi toplamadığı için, beynin, olgun bir fayda/külfet oranı oluşturması pek mümkün olmadığı gibi, zihnin soru işaretlerine maruz kalması, bireye manevi sıkıntı veren, stres faktörünü ortaya çıkarmaktadır.

    Eğer birey, yeterli bilgi toplamama konusunda ısrar ederse, manevi sıkıntının değeri, zaman baskısı altında artarak, bireyin zorunlu, "tam anlamıyla bilinmeyen bir karar" vermesi ile sonuçlanacaktır. Elbette bu şekilde verilen bir kararın, bireyin başarısının lehine işleyecek bir karar olduğu olasılığı daha düşük olacaktır.

    Eğer, birey, karar verme sürecindeki soru işaretlerinin, altında yatan ana nedenin, yeterli derecede bilgi toplamamanın yattığının, farkındalığını elde ederse; bu farkındalık bireyin atacağı adımların yönünü değiştirmekle birlikte, bireyi yavaşlatan veya durduran verimsizliğin ve stresin de önüne geçecektir.

    Bir diğer deyişle; birey, kendisinde olan problemin, karar verememek olmadığını, karar verebilmek için yeterli bilgiyi toplamaması olduğuna dair edindiği farkındalık ile, başarı yol haritasını kendi lehine çevirme şansı bulacaktır.

    "Karar vermek için yeterli bilgi toplamama, bir çok bireyin, karar verememe sorununun altında yatan ana nedendir. Bilgiyi toplamama problemi ise, zihnin muhafazakar yapısının ortaya çıkardığı, gelişim veya değişimi bir risk faktörü şeklinde algılama eğilimi, ilgili değişimi ortaya çıkartacak kararı olabildiğince yok etme çabalarından sadece bir tanesidir. İradenin, bu gerçeği idrak etmesi, bir diğer deyişle kendi zihninin çalışma prensiplerine dair farkındalık edinmesi, zihnine hükmetmesini ve farkındalık eylemlerini gerçekleştirmesini sağlayarak, yaşamının önemli kararlarının en iyi tartılardan geçirerek vermesine imkan tanımaktadır."


#10.05.2012 15:43 0 0 0