Hz. Ayşe validemiz Peygamber Efendimizden rivayet etmişlerdir ki; "Bir kimse, bu Salevat-ı Şerife'yi yatmadan önce okursa, o kimseye bütün Peygamberler şefaat edeceklerdir.
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve Âdeme ve Nûhin ve İbrâhime ve Mûsâ ve İsâ ve mâ beynehüm minen-nebiyyine vel-mürselîn. Salevatüllahi veselâmühü aleyhim ecmeîn.
MA'NASI : Allah'ım! Hz. Muhamemmed'e (S.A.V.) Hz. Adem, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. İsa (A.S.V) ve bunların arasında (gelip geçmiş bütün) Peygamberlere rahmet ihsan eyle..
NAMAZIN MEKRUHLARI
- Namaz kılarken özürsüz olarak bir yere dayanmak.
- Namazda sağa sola sallanmak, meyletmek.
- Namazda özürsüz olarak rukû ve secdeleri sünnet üzere yapmamak.
- Secdeye varırken dizlerden evvel elleri yere koymak, kalkarken ellerden evvel dizleri kaldırmak.
- Namaz içinde özürsüz bağdaş kurup oturmak.
- Rukû ve secdelerde acele etmek.
- Namazda gerinmek ve esnemek.
- Namazda verilen selamı el ve baş işaretiyle almak.
- Namazda gözlerini yummak, selam vermeden terini silmek.
- Rukû ve secdelerde tesbihleri yapmamak. Rukû ve secdelere geçerken tekbirleri yerli yerince, vaktinde yapmamak.
- Secde yerinde kum, çakıl vs. gibi şeyleri gidermek.
- Başkasının yerinde rızası olmadan namaz kılmak.
- Temiz olmayan şeylere karşı, temiz olmayan şeylere yakın yerde namaz kılmak.
- Sıkıntısı olduğu halde, helaya gidip sıkıntısını gidermeden namaza durmak.
- Birinci rek'atta sûresin üstündeki sûreyi ikinci rek'atta okumak.
NAMAZI BOZAN ŞEYLER.
- Namazda söz (dünya kelamı) söylemek.
- Namazda kendi işitecek kadar gülmek.
- Namazda ah, oh, vah, of demek.
- Namazda dünya için ağlamak.
- Namazda birisinin verdiği selamı almak.
- Göğsünü kıbleden başka tarafa çevirmek.
- Dışarıdan az da olsa bir şey alıp yemek.
- Dişlerin arasında kalan nohut büyüklüğünde bir şeyi yemek
- Özürsüz yok yere öksürmek.
- Herhangi bir ağrıdan dolayı ağlamak.
- Namazda üç kere bir yeri kaşımak.
- Secdede iki ayaklarını birden kaldırmak.
- Namazda kadınlarla yanyana durmak. Veya kadınların arkasında durmak.
- Ayağından namazdayken mesti çıkmak namazı bozar.
- Kur'anı yanlış okumak.
- İmamdan evvel rukû ve secdelere varmak.
- Halkın konuşmasına benzer dua etmek.
- Cevap kasdıyla Kur'an dan başka bir şey okumak.
- Avret yerlerin örtmeden namaza durmak.
- Namaz kılarken avret yeri namaza mani olacak kadar açılmak.
- Namazda bayılmak.
- Namaz esnasında hayız görmek.
- Teyemmüm edip namaza duran kimse, suyu görünce namazı bozulur...
- Ezanın geçerli, sahih olması için namaz vaktinin girmiş olması şart ve gereklidir. Bir namaz için, vakti girmeden ezan okumak câiz değildir. Bu okunan ezan geçerli değildir. Vakit girmeden okunan bu ezanın, vakit girdikten sonra yeniden okunması gereklidir.
- Ezanın kelimeleri arapçadır, ezanda arapça okunmalıdır. Ezan namaza davettir. Namaz vaktinin girdiğini bildiren islamın sembolüdür. Bütün yeryüzü müslümanları için bu gerçek geçerlidir. Hangi dili konuşursa konuşsunlar, ezan arapça okunur.
- Ezan ve kametin cemaatla okunduğu vakit onlara duyurulması şarttır. Kendi başına olan bir müslüman ise kendisi işitecek kadar bir sesle okuması yeterlidir.
- Ezan okunurken ve kamet getirilirken, kelimelerin sırasında dikkat etmek gerekir. Ezan ve kamet kelimeleri peşpeşelik olmayan ezan ve kamet mekruh (sevilmeyen bir hal) olur. Böyle bir ezan ve kametin yeniden okunması daha makbuldür.
- Ezanın tamamı bir kişi tarafından okunması şarttır. Ancak (çifte ezan denilen) birden fazla kimselerin okuduğu ezan, her biri ayrı ayrı tam olarak okudukları için geçerli ve sahihtir.
- Hanefi ülemasına göre, müezzin erkek olmalıdır. (Kadınlar ezan okumaz, kamet getirmez.) Müezzin akıllı olmalıdır. Delilerin ezanı olmaz, iadesi gerekir. Cahillerin ve fasıkların ezan okumalarıda (iyi değil) mekruhtur.
- Müezzinin bulûğa ermiş olması şart değildir. Akıllı (mümeyyiz) çocuğun okuduğu ezan sahihtir. Bunda kerahatte yoktur. Ancak mümeyyiz olmayan çocuğun, bunağın, delinin ve müslüman olmayanın (gayr-i müslimin) okuduğu ezan sahih değil, geçersizdir.
- Cünüb olan kimsenin ezan okuması mekruhtur. Abdestsiz kimsenin okuduğu ezan mekruh değildir. Fakat kamet getirmesi mekruhtur.
- Ezan okunurken müezzin konuşmamalıdır. Hatta kendisine selam verenin selamını dahi almaz. (verilen selama karşılık vermez)
Ve bir gün gelip, beni anlayacaksin.
Oysa; vakit çoktan geçmis olacak .
Ama sen yine de sözlerime aldırma.
Gözlerin zamansız ıslanmasın.
Çünkü, artık çocuk degilsin.
Günesin nereden dogdugunu bilirsin
Ve seni nasıl sevdigimi bilirsin
Ama gitmek istiyorsan,
Yine de SEN BİLİRSİN..
SEN GİTTİN YA
Denizin dibinde yalnızlık bir balık
Bir parça ekmek, bir parça katık.
Acıyı mutluluğu beraber tattık.
Sen gitin ya;
Kalbim okyanusun derinliklerindeki bir gemi gibi batık.
Verdiğin bütün sözleri hiç ölmesin diye
Bir gül gibi defterimde kuruttum.
Gözlerine bakınca, ıssız göklerde mutluluktan uçan bir buluttum.
Seni seviyorum deyişini
Bir şifa bir ilaç gibi yuttum
Sen gittin ya,
Ben benliğimi unuttum.
Hep derdin ki, sen beni, ben seni sevmekten ölünce yılsak
Bir girdap olup birbirimizi yutsak.
Kimsenin olmadığı bir boyuta geçip
Bu dünyayı unutsak.
Sen gittin ya.
Ben kaldım o ıssız boyutta tutsak...
Aşka ara verdiğim zamanlarda çaldın kapımı, yüz görümlüğü kadar kısa gelip geçtin içimden sana ait herşeyi bırakarak..
Sonra, sonra lâl kırmızı gün batımlarında aradım hep seni..
Tütün kokan tenine değince ellerim kavrulurdum şimdi ne zaman sigara içsem tütün kokan tenin gelir aklıma, gözlerin gözlerime değse darlara düşer titrerim.
Gözlerinde arardım kendimi, aksimdin..
Güvercin kanatlarına yüklediğin sevgin/sevinçlerinle gelmiştin bir kuşluk vakti
Kurak, çorak bahçeme en güzel çiçeklerini ekmiştin buram, buram kokardı fesleğen ler yasemenler sen kokardın..
Savururdu ulu çınar dallarını gülüşünle..
Cemre gibi düşmüştün dünyama yüreğime, aklıma tenime..
Gidişinde gelişin gibi sessiz olmuştu aniden haber vermeden. Sessizlik ormanında yürürken geceleri adını fısıldadım her tarafa, cevap vermedin..
Neredeydin bilinmez, kime sorsam başı önde sessizliklere gömülüyordu..
Deniz tanrısı Poseidon a sormak geldi aklıma, kum tanesi olup bir istiridye de yaşıyordun belki eşsiz güzellikte inci tanesi olmak için, sonra şarap tanrısı Dionysos a bağ bozumu üzümlerden yapılan damaklarda eşsiz tatlar bırakan şaraplar amı dönüştürmüştü seni, oda diğerleri gibi sessiz kaldı...
Bulma arayışlarım sürerken.!..
Kaf dağının ardındaki masal ülkesine kanat çırpan zümrütüanka kuşuna sordum
Kanatlarında taşımıştır diye adını haykırdım ona..
Bilmiyor musun dedi .!..
Yok artık arama boşuna dönmeyecek, geldiği yere gitti yaşamdaki her canlı gibi döndü özüne..
Sonra hızla kanat çırpıp uçtu gitti uzaklara anladım yoktun ve artık olmayacaktın..
Ölmüş tün..!
Ha bugün ha yarın deyip ertelediğim, söylemek istediğim halde söylemediğim nede çok şeyim vardı, ama geç kalmıştım..
En hoyrat davranıp en çok sevdiğim din beni en çok seven ve en iyi anlayan.. Geceleri sessizlik ormanında ilerlerken bir başıma, başım yukarıda gülerek göz kırpıyorum zaman, zaman biliyor ve hissediyorum ki sende bana gülümsüyorsun o an..
Geçmişte söylemediğimi ve gözlerimi kapayarak fısıldıyorum şimdi..
Bil ki..!
Çok sevdim seni...