papatya_28

papatya_28

Üye
16.05.2012
Yarbay
42.364
Hakkında

  • sütün beyaz rengi nerden gelir - süt ve beyazlık - süt beyaz rengini nerden alır


    Süt neden beyazdır

    Çocukluğumuzun bir döneminde aklımıza takılan sorulardan biri olan 'sütün neden beyaz olduğu'nun cevabı aslında çok basit!


    Özellikle soru sorma çağındaki çocukların en azından bir kere sorduğu sorudur sütün neden beyaz olduğu. Çünkü ineklerin yeşil ot yemelerine rağmen beyaz süt vermeleri onlar için tam bir muammadır. Bu durumu açıklamak gerekirse; ineklerin sütünün beyaz olmasının otla hiçbir bağlantısı yoktur.
    İnekler besinleri moneküllerine kadar ayırabilir

    İnek, 4 odalı midesi ve geviş getirme yeteneği sayesinde yediği şeyleri moleküllerine kadar parçalayabilir. Moleküllerin ise herhangi bir rengi yoktur. Bir araya geldiklerinde oluşturdukları rengi de diğer mineraller ve renk pigmentleri verir. Sütün beyaz olma nedeniyse, kalsiyum mineralinin beyaz olmasıdır. Çünkü süt, yüksek kalsiyum içerir.
#28.02.2015 19:37 1 0 0
  • [HR][/HR]Sen başıma gelen en tatlı şeysin
    Seni düşünmek , güne senle başlayıp senle bitirmek
    ...
    Ömrümsün...

    papatya
#27.02.2015 18:14 0 0 0
  • Bir Kar Tanesinin Saflığında Sevdim
    Yazmak isteyip de yazamadıklarım,
    Susmak isteyip de susamadığım
    Sana dair ne çok cümlem
    Ne çok birikmiş acılarım, kırgınlıklarım varmış..
    Her veda yeni bir başlangıçları doğururmuş
    Her ayrılığın sonu vuslatmış..
    Acılar yağmur tanesi gibi yağarken yüreğe
    Pişmanlıklar sararken tüm bedenini
    Zaman her şeyin ilacı olmaz çoğu zaman..
    Akıp giden zamanda kendi bilinmezliklerime doğru sürükleniyorum,
    Biraz pişman birazda yorgunum belki...
    İçimde susturulmayı bekleyen küçük bir kız çocuğunun edasıyla
    Biraz kırgın, biraz sevgi dolu...
    Sevgiler çürüyüp giderken
    Ben seni bir kar tanesinin saflığında sevdim...
    papatya...
#27.02.2015 18:13 0 0 0
#27.02.2015 18:07 0 0 0
  • [HR][/HR]Açıksözlü olmak ne kazandırır bilmem ama çok şey kaybettiriyor
    Yalanlarla süslemediğin kelimelerin riyakar insanlara bir beden büyük geliyor
    Kulağa hoş gelen şeyler duymak istiyor insan
    Yalan da olsa hoş şeyler
    İnanmıyorum artık sen çok iyisin diyenlere.
    Gülüp geçiyorum çoğu zaman
    Beni de seven açıksözlülüğümle sevsin.
    Sevene de sevmeyene de eyvallah.


#25.02.2015 13:07 0 0 0
  • Konu: Fark ettimki
    Fark ettim ki taştan bir kalbin, etrafına ördüğün kalın duvarların içinde kırılmaktan korkan duygusal küçücük bir bebek varmış
#24.02.2015 14:19 0 0 0
  • Gelir bence, mainboard buluşması gibi olur iyice kaynaşılır hemde :D
#24.02.2015 14:14 0 0 0
#24.02.2015 14:03 0 0 0
  • Ayy ne güzel hemen yapalım günü görünüşü çok hoşuma gitti tadı da öyledir eminim
#24.02.2015 13:59 0 0 0
#24.02.2015 13:57 0 0 0
#24.02.2015 13:55 0 0 0
  • anne olmak - bilinçaltı anne olmayı etkiler mi - bilinçaltı ve annelik arasındaki kısır döngü


    [h=1]Anne olmanızı engelleyen bilinçaltınız olabilir[h=2]Bir seneyi geçtiği halde bütün test sonuçlarınızın normal çıkmasına rağmen hamile kalamadıysanız bunun nedeni psikolojik bilinçaltı faktörleri olabilir.
    Psikolojik bilinçaltı faktörlerinin kişileri bebek sahibi olmaktan mahrum bırakabileceğini söyleyen Klinik Psikolog Gülşah Sam Orhan, "Kadınların yıllardır bastırdıkları fikirler bebek sahibi olmakta yollarını ciddi şekilde etkilerken hipnoterapi ile kişinin bilinçaltındaki kodları temizleyerek yeni duygular ve fikirler empoze ediyoruz" dedi.
    Son zamanlarda çoğu çiftin sorunu olan çocuk sahibi olamamanın, bilinçaltından kaynaklanabileceği bildirildi.
    Bir seneyi geçtiği halde hamilelik elde edilemeyen çiftlerde infertilite yani kısırlık araştırmaları yapılmaya başlandığını ifade eden HelpA Akademi kurucusu Klinik Psikolog Gülşah Sam Orhan, bu araştırmalar sonucunda bazı durumlarda fiziksel sorunlar ortaya çıkarken, çoğu çiftte de "açıklanamayan infertilite" vakaları gözlendiğini kaydetti.
    Orhan, "İki kadın düşünelim; ikisinde de jinekolojik bir problem olan 'çikolata kisti var'. Ancak biri anne olabilirken diğerinin bebeği olamıyor. Bu durumda psikolojik bilinçaltı faktörleri öne çıkıyor. Bu faktörler kişileri bebek sahibi olmaktan mahrum bırakabilir. ABD'de yapılan pek çok araştırmada, anneliğe dair bilinçaltı kodlarının bebek sahibi olmalarını engelledikleri görüldü. Bununla ilgili artık Türkiye'de de çalışmalar yapmaktayız" dedi.
    [h=4]Bilinçaltı kodları nasıl gelişirOrhan, çok sayıda kadının bebek sahibi olamadığı için hastalığı olduğuna inanarak suçluluk duygusuyla eşlerine karşı mahcubiyet hissettiğini belirterek, bilinçaltında anneliği reddeden kodlar bulunabildiğini, hipnoterapiler sayesinde ise bu kodların temizlendiğini vurguladı.
    Bu bilinçaltı kodlarının kadınların çoğu zaman farkında olmadığı, terapiler esnasında farkettikleri ve oldukça şaşırdıkları problemleri olabildiğinin altını çizen Orhan, şunları söyledi:
    "Yıllardır bastırdıkları fikirler kadınların bebek sahibi olmakta yollarını ciddi şekilde tıkamakta. Bu bilinçaltı kodları arasında en sık rastladıklarımız ise; taciz, tecavüz travmaları, erkeklere karşı sebepsiz ve fark edilmeyen nefret, gelecek kaygısı, doğumla ilgili fobiler, sevilen bir yakının kaybedilmesi, çocukluk çağında edinilmiş zihne kazınan herhangi bir film, kitap ya da duyum öyküsü, beğenilmeme korkusu, yetersizlik ve hak etmeme bilinci Hamilelik elde edip sürekli düşük yapan kadınlarda ise birilerini taşımaktan bıkmışlık duygusu bilinçaltı kodları arasında olabiliyor. Söz konusu kodlardan kurtulmanın yolu ise hipnoterapiden geçiyor. Biz merkezimizde danışanlarımızla konunun en ince detayına kadar konuşuyoruz. Çeşitli psikometrik test uygulamalarından sonra hipnoterapi kısmına geçiyoruz. Bu yolla tespit ettiğimiz kodları kişinin bilinçaltından birlikte temizleyerek yeni duygular ve fikirler empoze ediyoruz."
    [h=4]Sorunları çözülen çiftlerden örneklerHelpA Akademi'de uyguladığı seanslardan örnekler veren Orhan, "Bize danışan 8 yıllık evli çiftimiz 5 defa tüp bebek denemelerine karşın bebek sahibi olamamıştı. Kısırlık sebebi olarak kadındaki 'polikistik over' gösteriliyordu. Ancak doktorun 'tek sebep bu değildir' ifadesiyle kadın danışana hipnoterapi uygulamaya karar verdik. 4 seans sonrasında kadının bilinçaltında esas sorununun hak etmeme bilinci olduğunu tespit ettik. Anne babasının kendisi 2,5 yaşındayken ayrılmış olmasından sonra; çocuklu ortamlarda diğer çocukların babalarıyla olan muhabbetlerinden aşırı derecede etkilendiğini, kendinin hiçbir şeyi hak etmeyen bir insan olduğunu, babasının babalık vasfını hak etmeyen bir insan olduğunu hıçkırıklara boğularak anlattı. Bu olayın etkisiyle bilinçaltında oluşan kod ise 'Erkekler babalığı hak etmiyor' koduydu. Bu kodu terapilerle bilinçaltından temizledikten sonra kadının eşiyle olan ilişkileri ilk etapta düzeldi. Yaklaşık 12 seans sonrası ise hamilelik elde edildi. 5 yıllık evli bir başka danışanım ise 'açıklanamayan infertilite' problemine sahipti. Bebek sahibi olamayan çifte herhangi bir neden söylenemiyordu. Yaptığımız hipnoterapiler sonucunda, esas sorunun kendisine bile itiraf edemediği bir tacizden kaynaklandığını tespit ettik. 4 yaşındayken alkol alan öz babasından gördüğü taciz sebebiyle erkeklere karşı nefret geliştiren kadının bilinçaltı, kız çocuk doğurmayı dolayısıyla anne olmayı kesinlikle reddediyordu. Problem çözüldükten yaklaşık 2 ay sonra hamilelik elde edildi. Çift bir kız çocuğuna sahip oldu" ifadelerini kullandı.
    Orhan, şöyle devam etti:
    "Her problemin fizyolojik sebeplerinin yanı sıra; çözüm aşamasında psikolojik sebeplerinin de araştırılması gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün de sağlık tanımında belirttiği gibi; ruh, beden ve zihin bir bütündür. Ruh ve zihnin kendini hazır hissetmediği olaylar bedende gerçekleşemez. Dolayısıyla çocuk sahibi olma konusunda da eğer tıbbi ciddi bir problem yoksa ve aynı probleme sahip bebek sahibi insanlar varsa mutlaka bir danışman yardımı almak şart."
#24.02.2015 13:41 0 0 0
  • baş dönmesi hakkında - baş dönmesinde ne yapılmamalı - baş dönmesiyle ilgili yanlış bilinen gerçekler


    [h=1]Başınız dönünce bunları yapmayın![h=2]Baş dönmesinde hastaların gözlerini kapatarak beklemeyi tercih ettiklerini belirten uzmanlar, vertigolarda gözleri açmak gerektiğini söylediVertigonun baş dönmesi ve hareket duygusunun yitirilmesi anlamına gelmekte olduğunu belirten Nöroloji Uzmanı Metin Güzelcik, "Kişinin bedeniyle uzay arasındaki algının bozulması sonucu oluşur. Vertigo bir hastalık değil, altta yatan bir hastalığında belirtisidir. Baş dönmesi oldukça sık görülen bir semptomdur ve dünyada hekime başvurma nedenleri arasında ağrıdan sonra ikinci sırada yer alır" dedi.
    Vertigonun santral ve periferik vertigo şeklinde ikiye ayrıldığını belirten Güzelcik, "Santral vertigo, beyinde bulunan denge merkezlerinin hastalıkları sonucu oluşur. Santral vertigoya baş dönmesinin yanında konuşma bozukluğu, kol ya da bacaklarda uyuşma, çift görme gibi nörolojik semptomlarda eşlik edebilir.
    Santral vertigonun en sık nedenleri migrene bağlı vertigo, multiple sclerozis (MS), akustik nörinom, beyin damar hastalıklarıdır. Periferik vertigolar klinikte gördüğümüz baş dönmelerinin yüzde 80'ini oluşturur. İç kulak denge organından kaynaklanan bu tür vertigoların en sık rastlanan sebebi halk arasında kulak kristallerinin yerinden oynaması olarak bilinen bening paroksismal pozisyonel vertigodur (BPPV)" diye konuştu.
    BAŞ DÖNMESİNDE GÖZLERİNİZİ KAPATMAYIN, TAM AKSİNE BİR NOKTAYA BAKINVertigonun şiddetli olmadığı müddetçe herhangi bir ilaç tedavisine gerek olmadığının altını çizen Güzelcik, "Baş boyun hareketleri bu hastalığın en iyi tedavi şeklidir. Bu yüzden hastaların istirahat etmek yerine hareketli olmaları ve özel egzersizleri yapmaları önerilmektedir. Denge kulak, göz, kas-iskelet sisteminden gelen sinyallerin beyincik tarafından değerlendirilmesiyle sağlanır. Vertigolu hastalarda, kulaktan gönderilen sinyaller bozuk olduğundan gözlerinde kapatılması dengesizliği daha da arttıracağından vertigolu hastaların atak sırasında bilinenin aksine, gözleri kapatmak yerine bir noktaya bakarak beklemeleri atağın süresini kısaltır" şeklinde konuştu.
#24.02.2015 13:39 1 0 0
  • Çocuklarda karın ağrısı - gece bölünen uykular - çocuklarda karın ağrısı neyin habercisi


    Çocukları uykudan kaldıran karın ağrısına dikkat

    Her çocuk, hayatının belli bir döneminde karın ağrısından şikayet eder.




    Çocuklarda sık karşılaşılan karın ağrısı genellikle kendiliğinden geçer ve nadiren tekrar eder. Sık tekrarlayan karın ağrıları ise ciddi hastalıklara işaret edebilir. Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Selim Gökçe, karın ağrısı ve tedavisi hakkında bilgi verdi.
    Doktordan korkan çocuk karın ağrısını saklıyor

    Karın ağrısının çoğu zaman nedeni bilinmeyebilir. Nedenini saptayabilmek için de hastanın öyküsünün çok iyi bilinmesi gerekir. Çocuklar genelde hastaneye geldiklerinde karnı ağrımadığı ya da korktuğu için ağrıyı saklar. Anne-baba böyle durumlarda doktora yardımcı olmalıdır. Çocuklarını çok iyi gözlemlemeli, gerekirse not almalı ve doktorun sorularına net cevap vermelidir.
    Ağrı gece yarısı uykusunu bölüyorsa

    Çocuğu ağrının yerini parmağı ile göstermesi önemlidir. Ağrının nerede hissedildiği ve başka yere yayılıp, yayılmadığı bilinmelidir. Ağrının ne zaman başladığı, ne sıklıkla tekrar ettiği ve ne kadar sürdüğü de çok önemlidir. Karın ağrısının ilaçla mı yoksa kendiliğinden mi geçtiği tespit edilmelidir. Ağrı nedeniyle çocuk gece uykudan kalkıyor ve okula gidemeyecek kadar kötü oluyor ise bu durum doktora iletilmelidir.
    Tuvaletini yaparken ağrı duyma ve ateş önemli belirtiler

    Çocuk aç mı yoksa tokken mi daha çok ağrı çektiği saptanmalıdır. Ağrı nedeniyle ne sıklıkla hastaneye başvurulduğu ve tedavi için ne uygulandığı bilinmelidir. Karın ağrısı için uygulanan tedaviler, kullanılan ilaçlar doktora aktarılmalıdır. Karın ağrısıyla birlikte ateş, kusma, ishal, kanlı dışkılama, eklemlerde şişlik, kızarıklık, büyüme geriliği, göğüste ağrı ve iştahsızlık olup olmadığı kontrol edilmelidir. Tuvalet alışkanlıkları kabızlık, dışkı tutma ya da okul tuvaletini kullanmama, tuvaletini yaparken ağrı duyulması önemli belirtilerdir.
    Çocuklarda karın ağrısına karşı 10 önlem

    Yemeklerin yavaş yenilmesi ve iyi çiğnenmesi önemlidir.
    Kola, gazoz, meyve suyu, soda gibi gazlı içeceklerden uzak durulmalıdır. Ayrıca sancı çeken çocuklarda kuru fasulye, bezelye, nohut, karnabahar, brokoli, lahana, mercimek benzeri gaz yapan yiyeceklerin tüketimi azaltılmalı ya da geçici olarak kesilmelidir.
    Çocuğa düzenli tuvalet alışkanlığı kazandırılmalıdır. Tuvaletini tutmaması, yemeklerden 10-15 dakika sonra tuvalete gitmesi sağlanmalıdır.
    Sakız çiğnenmemesi, içeceklerde pipet kullanılmaması, ağızda kalem tutulmaması özellikle gaz sancısı çeken çocuklarda alınması gereken önlemler arasındadır.
    Burun tıkanıklığı olan çocuklar özellikle kış aylarında fazlaca hava yutar ve gaz ağrıları olabilir. Burun tıkanıklığını gidermek için doktora danışılmalıdır.
    Karın ağrısına zemin hazırlayan tatlandırıcılı içecekler, meyve suları ve aşırı meyve yenilmesinden kaçınılmalıdır.
    Bazen karın ağrısı çocuk tarafından bir savunma aracı olarak kullanabilir. Buna neden olabilecek durumların ortaya konması ve gerekiyorsa kaçınılması gerekir. (zorla beslemek, yemek konusunda ısrar etmek vs.)
    Stres yaratan durumlar saptanmalı ve mücadele yolları araştırılmalıdır. (okul korkusu gibi)
    Karın ağrısı olan çocukların sakinleştirilmesi önemlidir. Bundan korkmaması çocuğa anlatılmalı, rahatlaması sağlanmalı ve oyuna ya da sevdiği bir şeye odaklanması konusunda yardımcı olunmalıdır.
    Karın ağrısı nedeniyle günlük hayatı ciddi anlamda etkilenen, okula gidemeyen çocukların ise psikolojik destek almaları gerekebilir.
#24.02.2015 13:36 0 0 0
#24.02.2015 13:34 0 0 0
#24.02.2015 13:33 0 0 0
#24.02.2015 13:31 0 0 0
#23.02.2015 12:07 0 0 0
  • karanlıktan korkan çocuk için öneriler - çocuğun karanlıktan korkmasını engellemek için - çocuklardaki karanlık korkusu


    Karanlıktan Korkan Çocuğunuz İçin Bunları Yapın

    Çocuğunuz karanlıktan korkuyor ve bu nedenle çeşitli problemler yaşıyorsa, bu öneri ile onun karanlık korkusundan kurtulmasını sağlayabilirsiniz.

    Karanlık korkusu, birçok çocuk arasında yaygın bir fobidir. Genellikle çocuklar karanlığın içerisinde ona zarar vermek isteyen ''şeylerin'' olduğunu düşünerek kendilerini savunmasız hisseder ve karanlıktan korkarlar. Bu ''şeyler'' kimi zaman bir canavar, kimi zaman kötü bir insan ya da hiçbir biçimde tanımlanamayan varlıklardır.
    Eğer sizin çocuğunuzun da karanlık fobisi varsa bu önerilerle onun karanlık fobisini hafiftebilir, hatta onun bu korkusundan kurtulmasına yardımcı olabilirsiniz


    Ona bir gece lambası alın

    Bir gece lambasının sağlayacağı soluk aydınlıkla çocuğunuzun odası, onun korktuğu kadar zifiri karanlık ve korkunç olmayacaktır. Ona bir fener hediye edin ve kendisini korkutan bir şey olduğunda ışını açıp o yöne bakmasını sağlayın. Böylece korkulacak bir şey olamadığı görerek bu tarz bir güven problemlerinden kurtulacaktır.


    Bir oyun oynayın
    Onunla oyun oynayın ve amacınız ışıkları kapattığınız zaman da her şeyin aynı olduğunu ispatlamak üzerine olsun. Çocuğunuzla birlikte onun odasına gidin ve bir şeyin yerini değiştirmesini isteyin. Sonra ışığı kapayın ve tekrar açın. Yaptığı değişikliğin kaldığını görmesini sağlayın.


    Odasının kapısını açık bırakın

    Çocuklar ebeveynlerinden ayrı ve izole edilmiş hissettikleri için karanlıktan korkabilir. Odalarının kapısını açık bırakmayı deneyebilirsiniz, en azından onlar uykuya dalana kadar. Anne babasının konuşurken ya da televizyon izlerken seslerini duymak onları sakinleştirir ve daha rahat uykuya dalmalarını sağlar.

    Neden korktuklarını bulun


    Çocuğunuzun spesifik olarak korktuğu bir şey olabilir. Ona korkusuna dair sorular sormaktan çekinmeyin. Pencereye çarpan bir dal ya da karanlıkta korkunçlaşan bir oyuncak olabilir. Bunlar kolayca ortadan kaldırılabilecek uyarıcılardır.

    Onunla araştırın

    Çocuğunuzun elinden tutun ve onunla birlikte odasının korkunç köşelerini gezin. Ebeveynleri kendilerini ciddiye aldıklarında, çocuklar çok daha iyi ve güvende hisseder. Ortada korkulacak bir şey olmadığını beraber keşfedin.

    Bir canavar spreyi yaratın

    Bu çocuğunuzun da bayılacağı oldukça eğlenceli bir fikir. Kendisini rahatsız eden canavarları uzaklaştırmak için elinde böyle bir güç olması hoşuna gidecektir. Bir sprey şişenin içine su ve belki daha heyecan verici olması için biraz da sim katabilirsiniz. Korkularını oyuna çevirmek elinizde.

    Güven sağlayın


    Yorucu bir günün sonunda tek istediğiniz biraz dinlenmek olsa da çocuğunuz korkuyorsa ona güven sağlamak zorundasınız. Korkmak korkunç bir şeydir, 5 yaşında karanlıktan korkmak ya da 25 yaşında kalp kırıklığından korkmak

    Bu durumun geçeceğini düşünün. Sakin ve güven verici olmanız daha çabuk geçmesini sağlayacaktır.







#21.02.2015 23:23 0 0 0