papatya_28

papatya_28

Üye
16.05.2012
Yarbay
42.364
Hakkında

  • Etkili ve verimli ders çalışma taktikleri nelerdir?



    Hatırlayacağınız üzere bir reklâm filminde, çocuk evden içeri girer annesine şöyle seslenir -Çok çalışmam gerek anne çokkkk,Evet, birçoğumuzun hafızasına kazınmış güzel bir reklâmdı. Sevgili öğrenciler, girmiş olduğunuz sınavların birçoğu çoktan seçmeli test özelliğine dayalı bir sınavdır. Yani daha çok okumaya ve okuduğunu kısa sürede anlamaya dayalı olan bu sınavlarda, soruları çözerken hayati önem taşıyan taktikleri ve stratejileri bilmek, rakiplerinizle olan mesafenizi, başarınızı, kısaca sınavı kazanma konusunda size çok yardımcı olacaktır. Fizik, kimya tarih, felsefe vs dersler ebetteki çok önemli; ancak bunlardan daha önemli bir şey var ki bu derslere nasıl çalışılır, sınavlarda ne gibi taktikleri bilmek bizi başarıya götürür gibi soruların bilinmesi son derece önemlidir.Örneğin evimize bir çamaşır makinesi ya da buzdolabı aldığımızda ilk baktığımız yerlerden biride o makinenin kullanma kılavuzudur. Nasıl çalışır, ne gibi teknik özelliklere sahip gibi önemli yerlere bakar ona göre hareket ederiz. Tıpkı burada olduğu gibi bizde öğrencilerin ve ailelerinin hayatında önemli bir yere sahip olan bu sınavları kazanmanın yolu ya da başarısının sırrı, sınavların taktiğini, tekniğini ve stratejilerini bilmekten geçtiğine inanıyoruz.Evet öğrenciler… (İLÖĞRETİM, LİSE VE YÜKSEK ÖĞRETİM)Derslere nasıl çalışılır, bir dersten nasıl verim alınır? Planlı ve programlı ders çalışma nasıl olur? Gibi soruların cevabını bilmeniz ve bu konuda aktif olarak bir şeyler yapmak zorundasınız. Özelikle ygs-lys ve sbs’ de derece yapan öğrencilere baktığımızda başarılarının sırlarını sıralarken kimse ben gece gündüz ders çalıştım demiyor. Sanki bu konuda ortak bir karar almışçasına şunları söylüyorlar:-Başarımızın sırrı planlı, programlı ders çalışmak ve sınavların taktiğini bilmek diye sıralıyorlar. Bu yüzden girmiş olduğunuz sınavlara nasıl hazırlanılır, bir dersten nasıl verim alınır gibi önem taşıyan soruları cevaplamamız gerekir. Dünya insanı, artık olaylara taktik ve teknik açısından bakıyor, düşünüyor.Şimdi sizlere bir dersten nasıl verim alınır, derslere ve sınavlara nasıl çalışılır… Konusunda bazı Taktikler sıralayacağız.TAKTİKLER1)Başarılı olmak için bir amaç, bir hedef koy kendine. VE Niçin ders çalışmalıyım Sorusunu sor… Bunun üzerine saatlerce düşünebilirsin. O ateşi içinde hissetmişsen olayın yüzde ellisini hallettin demektir.2) Birden fazla ve doğru kaynaklardan çalışmaya özen göster.3)Derslerinizi daima masa başında çalışınız. Yatarak, uzanarak, kanepede, yatakta ders çalışılmaz. Böyle çalıştığınızda fizyolojik olarak gevşeyeceğinizden motivasyonuz azalır ve uykunuz gelebilir.4)Ders çalışırken birden çok duyu organın aktif olsun. Yeri geldiğinde odan içerisinde, yastığa, duvara veya aynaya çalıştığın konuları anlat. Burada amaç, anlattığın konuyu hem kulağın duyacak hem anlatacaksın, hem göreceksin. Yani duyu organlarının aktif olarak öğrenme işine katılması…5)Ders çalışırken ve özellikle program yapmışsan eğer genelde bir sözel dersten sonra bir sayısal ders çalışmaya özen göster.6)Sayısal ders çalışırken işlem yapmaya özen göster, yani bir karalama kâğıdı elinin altında hazır olsun.7)Stresli ve gergin ortamlara girme. Özellikle moral ve motivasyon bozmayı alışkanlık haine getirmiş kaygılı insanlardan uzak dur.noimage Konu çalışırken önemli gördüğün yerlerin altını renkli kalemlerle çiz. Bu ikinci tekrar yaptığında algıda seçicilik dediğimiz olayın işlerlik kazanmasına neden olur. Yani dikkatini çeken ilk yeraltını çizdiğin yer olacaktır. Örnek: Bir toplantıda 10 tane siyah takım elbise giymiş bir yerde birisinin bir beyaz takim elbise giydiğini düşünün. İlk dikkat çeken bu beyaz takım elbiseli olacaktır.9)Çalışma ortamında dikkatini dağıtacak afiş, poster gibi uyarıcıların olmaması gerekir10)Eger çalışacağın konu uzunsa konuyu belli kısımlara ayırarak, konu kısa ise bütün olarak öğrenmeye ve çalışmaya dikkat et. Yani tümevarım ve tümdengelim metotlarını kullan.11)Konu çalışması yapmadan konuyla ilgili testleri ve soruları çözme. Önce konuya hakim ol sonra soru çöz.12)Her derse isteyerek ve severek çalış. İstek olmazsa başarı gelmez.13)Okulda işlediğiniz konuları akşam tekrar etmeyi alışkanlık haline getir.14)Anlamadığın, zorlandığın derslere biraz daha zaman ayır. Bu dersleri görmezlikten gelmek veya kaçmak sorunu çözmez.15)Ders çalışılırken TV seyretmek ya da müzik dinlemek son derece sakıncalıdır. Bir koltukta iki karpuz taşınmaz. Ya ders çalış ya TV seyret.16)Kimsenin zoruyla, istegiyle ders çalışmayınız. Eger böyle bir takıntınız varsa başarılı olamazsınız.17)Çalışma masanızın pencere kenarında olmamasına dikkat ediniz..18)İlerde olmak istediğiniz bir hedefi A4 kâğıdına yazıp odanız içerisinde herkesin görebileceği bir yere renkli kalemle yazıp asınız. Bu, içinizdeki ateşin devamlı yanmasını sağlayacaktır.BAŞARININ YOLUNU, UNUTMA…HEDEF BELİRLEDERSE ÖN HAZIRLIKPLANLI ÇALIŞMA DİNLENMEMOTİVASYON TEST TEKNİĞİNİ BİLMEVERİMLİ ÇALIŞMA DERSLERİ TEKRAR ETMEDİR.Son olarak yükselmek için THY formülünü unutmayın…(Tutku-Hedef-Yöntem)Hayatta size en yardımcı olacak kişi gene kendiniz olduğunuzu unutmayın. Çünkü hayatınızın direksiyonu sizin elinizde. Yarın eyvah demeden, pişman olmadan iyi ki şunları, bunları böyle yapmışım demesini bilin. “Çünkü hiçbir zafere Çiçekli yollardan gidilmez, Başarı elbette ki tatlıdır; ancak çoğu zaman ter kokar” Nevzat ÖZERPsikolojik danışman ve rehberlik uzmanı“21 yy da anne ve baba olmak isimli kitabın yazarı”
#26.06.2012 21:24 0 0 0
  • Evlilik hazırlıklarının önemli bir parçası olan gerekli evrakların toparlanması ve işlemlerin gerçekleştirilmesi, çiftlerin zamanını alan öğelerden biri.

    Önceden yapılmayan hazırlıklar ise işlemlerin daha da uzamasına sebep olabilir. Nikahislemleri.net hazırladığı listeye göre gerekli evraklar şöyle:

    1- Nüfus cüzdanları aslı ve fotokopileri (resimli olması şarttır).

    2- Çiftlerden birinin nikahını kıydırmak istediği yerleşim yerinde oturduğunu belgeleyen Nüfus Müdürlüğü’nden yerleşim belgesi (İkameti olmayanlar bağlı oldukları Belediye Evlendirme Dairesi’nden, izin belgesi alarak nikahını kıydırmak istediği evlendirme dairesine işlemler için müracaat edebilirler).

    3- Çiftlerden her biri için 6 adet vesikalık fotoğraf (fotokopi kabul edilmez).

    4- 16 yaşını doldurup,17sinden gün alan adaylar için Aile Mahkemesi’nden izin belgesi. 17 yaşını bitirip 18 yaşından gün alan adaylar noterden alınmış anne-baba muvafakat namesi ile evlenebilirler (Anne veya babadan biri ölmüş veya ayrılmış ise velayet nüfus kaydı ile belgelenecektir).

    5- Çiftlerin Nüfus Müdürlüğü’nden alacakları son medeni hallerini belirten nüfus kayıt örnekleri ve fotokopileri.

    6- Boşanmanın kesinleşmesinden itibaren 300 günü dolmayan bayanların Aile Mahkemesi’nden iddet müddeti kararı almaları zorunludur.

    7- Daha önce evlenme, boşanma veya ölüm varsa nüfus cüzdanlarına işlenmiş son medeni halleri.

    8- Yabancı uyruklu ise pasaportun noter tasdikli tercümesi. İstanbul’daki konsolosluktan alınacak bekarlık belgesi. İstanbul Vilayet Hukuk İşleri Bürosu’ndan onaylatılıp 3 adet fotokopi çekilecek. İstanbul’da konsolosluğu yoksa Ankara’da ki Büyükelçiliklerinden alınacak bekarlık belgesi Dışişleri Bakanlığına onaylatılacak.

    9- Vize ve pasaportun süresi bitmiş ise nikah işlemleri için müracaat edemezler.

    10- Sağlık ile ilgili işlemler; sağlık raporları ve fotokopileri.Hükümet Tabipliği, Sağlık ocakları, Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlama Merkezlerinden alınacaktır.(sağlık raporundaki gerekli testler:HIV-ELISA, HBSAC-SARILIK, VDRL-SİFİLİS VE AKCİĞER RÖNTGENİ)

    11- Müracaat işlemleri sabah 08.30-11.30 saatleri arasında olup çiftlerin işlemlere beraber gelmeleri gerekmektedir.

    12- İşlemler esnasında evraklar siyah pilot veya dolma kalem ile doldurulacaktır.

    13- Mal ayrılığı talebi olanlar, noterden işlem yaptırmış oldukları MAL AYRILIĞI SÖZLEŞMESİNİ müracaat işlemi sırasında yanlarında getireceklerdir ( 1 asıl,1 fotokopi).

    14- Kızlık soyadını kullanmak isteyenler müracaat işlemi esnasında kayıt masasından temin edecekleri soyadı dilekçesini doldurmak zorundadırlar.

    15- Müracaat evrakları işleme alındığı tarihten itibaren 6 ay süre ile geçerlidir.

    16- 2 adet posta pulu gereklidir.

    Çiftlerin yine de nikahlarının yapılacağı belediyenin web sitelerine bakmaları tavsiye edilmektedir.

#26.06.2012 20:28 0 0 0
  • Bilindiği üzere biz de 'Ya hep, ya hiç'çilik yoktur!. Tesettürü baştan tam olarak gerçekleştiremeyenler, ne kadarını yapabiliyorlarsa onunla başlayabilirler.


    -Yazın sıcak günlerinde kalın kıyafetlerle tesettürlü dolaşmak insanı zorluyor. Altını göstermeyen ince yaz kumaşlarıyla da tesettürlü olunamaz mı? Mutlaka kalın kış kumaşı giymek mi gerekiyor bu sıcak yaz mevsiminde?..

    Soruya doğru cevap verebilmek için tesettürlü giyimin sınırlarını ve şartlarını gözden geçirmemiz gerekecektir. Ne demiştik geçmişteki tesettürlü giyim tarifinde?

    - Tesettürlü giyim: 'el-yüz dışında' tüm bedeni örten bol bir giyimden ibarettir!.

    Tesettürün kısaca tarifi budur.

    Bu tarife göre, sıcak yaz mevsiminde kolayca taşınacak yaz kumaşlarıyla da tesettürlü olunabileceği gibi, soğuk kış aylarında da ihtiyaç duyulan kalın kış kumaşlarıyla da tesettürlü olunabilmektedir.

    Nitekim sıcak Arabistan'daki hanımın tesettürlü giyimi çarşaf gibi ince ve bol kumaşlardan oluşurken, soğuk kuzey kutbundaki hanımın tesettürlü giyimi de kalın kumaşlı tulumlardan oluşabilmektedir. Sibirya'daki hanım ince çarşaf giyse anında donar, Arabistan'daki hanım da kalın tulum giyse anında yanar. Demek ki iklimlerin sıcak soğuk ihtiyacına göre giyim modelleri, kumaş çeşitleri tercih edilmektedir tesettürlü giyimlerde de..

    Yeter ki, tercih edilen bu giyim çeşitlerinin ihmal edilemez şartı, beden hatlarını teşhir etmeyen bollukta ve altını göstermeyen kalınlıkta olsun..

    Tesettürlü giyimin darlık ve inceliği konusunda çarpıcı uyarılarda bulunan Efendimiz (sas) Hazretleri, çok dar ve ince giyinerek bedenlerini teşhirde bulunanların aslında giyinmemişlerden sayıldıklarına işaret ettiği hadisinde:

    - Kasiyatün, ariyatün!." tabirini kullanmıştır. Yani giyinmişler ama yine de giyinmemişler gibidirler!.

    Demek ki, giyindikleri kumaş, ya altını gösterecek derecede ince ve şeffaftır ya da beden hatlarını ortaya çıkaracak derecede dardır ki, giyindikleri halde giyinmemişler gibi görünmekte, giyinmemişlerden sayılmaktalar.

    Hemen ifade etmeliyim ki, arz ettiğimiz ölçülere uygun şekilde hazırlanan tesettürlü giyimin modeli tek değil çok fazladır.

    İklim şartlarına, kültür zenginliğine, sosyal çevresine, iç dünyasındaki isteklerine göre tesettürlü giyim modellerini oluşturmak ve beğendiğini de tercih etmek pek mümkündür. Hatta etek, tunik, pardösü altında giyilen şalvar gibi geniş pantolonun dahi tesettür temin ettiğini uygulamada görmek mümkündür. Nitekim arabaya binip inerken, merdivenden çıkıp inerken etek altından giyilen geniş pantolonun daha da kullanışlı ve koruyucu olduğunu söylemek yanlış olmasa gerektir. Yeter ki pantolonun üzerinde kabalarını kapatan bir örtü olsun, teşhir söz konusu olmasın.

    Şunu da ifade etmeliyim ki, tesettürlü hanımların giyimlerini çirkin göstermekten kaçınmak gibi bir sorumlulukları da vardır. Çünkü tesettürlü giyim bir örnek giyim ise bu örneğin herkesin sevebileceği 'Ben de böyle giyinebilirim, ne güzel giyinmiş bu hanımefendi' diyebileceği sevimlilikte ve kullanışlılıkta olmasına da dikkat etmesi gerekmektedir. Tesettürlü bir giyimin uçlarının zemindeki tozları, çamurları süpürdüğünü görenlerin 'Ne güzel giyinmiş bu hanım' diye sempati ile baktıklarını düşünmek mümkün olmasa gerektir.

    Biz bu ölçüleri konuşurken hoşgörü anlayışımızı da unutmamak gerekmektedir.

    Bilindiği üzere biz de 'Ya hep, ya hiç'çilik yoktur!. Tesettürü baştan tam olarak gerçekleştiremeyenler, ne kadarını yapabiliyorlarsa onunla başlayabilirler. Yeter ki tesettürün arz ettiğimiz kesin sınırlarını bilsinler, ne kadarını gerçekleştirebildiğinin farkında olsunlar, ileride kalan eksiğini de tamamlama niyet ve azminde bulunsunlar..

    Zaten kimse kendisini kusursuz giyim sahibi olarak da göremez. Kim benim kusurum yok, diyorsa o söz en büyük kusur olarak ona yetip de artar bile. Gönüllerdeki niyeti bilen Rabb'imizdir. Esas olan da niyetimizi bilen Rabb'imizin rızasıdır. İnsanların içinde bulunduğu şartlarını insanlar bilmeyebilir ama Rabb'imiz bilir.

    Ahmet Şahin/Zaman
#26.06.2012 20:23 0 0 0
  • noimagenoimage

    ÖSYM, sınav sahtekarlarına 'damardan' girme peşinde!

    Kafede, restoranda, otobüse binerken kart kullanmadan, avuç içimizi taratıp, gideceğimiz günler yakın. Fujitsu'nun 'Damar Okuma Sistemi' ile Ziraat Bankası ATM'lerinde 'kartsız para çekme' sistemi başladı. Hastaneler 1 Temmuz'dan itibaren hastayı 'avuç içinden' tanıyacak. Şimdi ÖSYM de öğrenciyi avucundan tanımanın peşinde

    Şenay KÖŞDERE

    Bir süre sonra ATM'den para çekmek, kafede, restoranda hesap ödemek için kredi kartı taşımaya, otobüse, metroya binmek için ulaşım kartına ihtiyaç olmayacak. 'Avuç içi'ni gösteren hesabını ödeyecek, otobüsüne binecek. Fujitsu'nun geliştirdiği 'avuç içi damar okuma' teknolojisi tüm bunları imkansız olmaktan çıkarıyor. Hatta Ziraat Bankası, 1500 ATM'sinde bu teknolojiyi kullanmaya başladı bile. Kişi banka kartı yanında olmasa dahi avuç içini gösterip, bankanın ATM'lerinden para çekebiliyor. Fujitsu Türkiye PalmSecure Ürün ve İş Geliştirme Müdürü Tahir Tulgay, bunun daha başlangıç olduğunu, avuç içi damar okuma teknolojisinin pek çok sektörde çığır açacak gelişmelere yol açacağını ifade ediyor. Tulgay, avuç içindeki damarların her insanda benzersiz ve taklit edilmesinin imkansız olduğunu, parmak izinden çok daha 'güvenilir' olan bu teknoloji sayesinde yanılma payının sıfıra indiğini belirtiyor.

    Üç yılda ciroyu katlayacak

    FUJITSU Technology Solutions Gelişmekte Olan Pazarlar Başkan Yardımcısı Niamh Spelman ise şirket genelinde gerçekleşen yeniden yapılandırma sürecinin ardından Bulgaristan, Romanya, Makedonya, Kosova, Arnavutluk, Sırbistan, Bosna, Slovenya, Hırvatistan ve Karadağ olmak üzere 10 Balkan ülkesinin Fujitsu Türkiye'ye bağlandığını, Fujitsu Türkiye'nin 2011 yılında Baklanlar ile birlikte 100 milyon euronun üzerinde ciro elde ederek hedeflerini aştığını söyledi. Fujitsu'nun yeni stratejisinin Rusya, Türkiye, Ortadoğu ve Hindistan'a odaklanmak olduğunu anlatan Spelman, 'Bu pazarlarda ciromuzu 3 yılda 2'ye katlamayı hedefliyoruz' diye konuştu.

    Neden bu sistem tercih ediliyor?

    l Vücudun içinde kopyalanamaz

    l Elin canlı olup olmadığı kontrolü

    l Çok karmaşık biyometrik patern

    l 5 milyon nokta analizi

    l Çok düşük hata oranı FAR: 0,00008

    l Yaş bağımsız kullanım

    l Kir, toz, kuruluk, nemdem etkilenmeme

    l Dış mekanlarda kullanılabilme

    l Yüksek Hız

    l Dokunmasız, Hijyenik

    l Kolay kullanım

    l Ergonomik

    l Sağlığa zararsız

    1 Temmuz'da özel hastanelerde

    SOSYAL Güvenlik Kurumu (SGK) da avuç içi damar okuma sistemini kullanmaya başlıyor. SGK Başkanı Fatih Acar, bazı özel hastanelerde kişilerin hastaneye gitmeden TC kimlik numaraları üzerinden gitmiş gibi işlem yaptırdığını tespit ettiklerini belirterek, '1 Temmuz'a kadar özel hastanelere 'Biyometrik Kimlik Doğrulama' alt yapısını kurma zorunluluğu getirdik. Hedefimiz yıl sonuna kadar üniversite hastanelerinde de bu işi tamamlamak' dedi.

    KREDİ KARTI YERİNE AVUÇ İÇİ

    AVUÇ İçi Damar Okuma teknolojisinin kullanım alanlarının da sınırsız olduğunu anlatan Tahir Tulgay, 'Bunu finans sektöründen ulaşıma, sağlıktan kamusal alanlara kadar her yerde kullanmak mümkün. Çünkü sistemde yanılma payı yok' diyor. Ziraat Bankası'nın yeni ATM'lerinde sistemin zorunlu hale getirildiğini ifade eden Tulgay, 'Kısa vadede birçok banka bu sisteme geçmeyi planlıyor' dedi. Tulgay, kredi kartı POS cihazlarında da kart yerine avuç içinin okutulabileceğini, toplu taşıma araçlarında kullanılan kartlar yerine avuç içi okuma yönteminin kullanılması doğrultusunda bazı firmalarla görüşme halinde olduklarını söyledi.Tulgay'ın verdiği bilgilere göre Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) de sınavlarda kullanmak üzere, avuç içi damar okuma teknolojisi ile ilgileniyor. Tulgay, kağıdın da meteryal olarak avuç içi gibi benzersiz olduğunu, Fujitsu olarak değerli kağıtları kişi ile eşleştirme teknolojisine de sahip olduklarını belirterek, 'Bu sayede söz konusu kağıdın ÖSYM'nin orijinal kağıdı olup olmadığını ve o kişiye ait olup olmadığını tespit.



    Akşam



#26.06.2012 10:51 0 0 0
  • En son ne zaman elle yazı yazdığınızı hatırlamıyorsanız, yalnız değilsiniz! Bilgisayarların yaygınlaşmasıyla elle yazı yazmada körelmeler tespit edildi



    Emin Arvas'ın haberi

    Bilgisayarların yaygınlaşmasıyla insanlar elle yazı yazmamaya başladı. Yapılan bir araştırmada, elle yazı yazmanın günlerinin sayılı olduğu ortaya çıktı.

    İnternet ortamında kırtasiye malzemeleri satan Docmail isimli kuruluş tarafından yapılan araştırmada, bir yetişkinin en son elle yazı yazmasının ortalama 41 gün önce olduğu belirlendi. "Düzgün" yazı yazılmasının ise ortalama 6 hafta önce olduğu kaydedildi.

    İki bin kişi üzerinde yapılan araştırmada elle yazı yazmaktan "utandığını" söyleyenler de oldu. Bunların oranı 7'de bir.

    Elle yazı yazmakta körelmeler de olduğu belirlenirken; gelecek neslin büyük ölçüde klavye nesli olacağı ifade edildi.

    Türkiye

#26.06.2012 10:45 0 0 0
  • Farklı ülkelerde hiçbir bilimsel tarafı olmayan ve kimi zaman insan hayatını tehlikeye atan ve hatta ölüme bile yol açabilen birçok tedavi şekli var.
    Örneğin, çıngıraklı yılanın romatizmayı tedavi etmesi, yumurtanın çürüklere iyi gelmesi ya da kulak kirinin uçuğu iyileştirmesi gibi. Birçok insan bu kulaktan dolma kocakarı tedavilerine inanır ve bunları uygular.Reader's Digest dergisinde yer alan habere göre, asla uygulamamanız gereken sağlık açısından oldukça zararlı olan tedaviler şöyle:

    İdrar akneyi tedavi eder: Bazı insanların akneyi kökünden söküp atmak için oldukça ilginç fikirleri var. Bunlardan biri de sivilcelere idrar sürülmesidir. Bir başka tedavi şekli de yaşlı ağaçların köklerinden toplanan su ile cildin yıkanmasıdır. Tabi ki bunların ikisi de yanlış uygulamalardır.

    Taşlık ishale iyi gelir: Bu tedaviyi bebeklerin ishalini iyileştirmek için kullanmanız kesinlikle önerilmez. Bu tedavinin ilginç hikayesi ise şöyle: Tavuk taşlığından bir kat kesilmesi ve kurumaya bırakılmasıyla başlıyor. Sonra çay yapmak için kaynamış suyun içine atılıyor. Ardından her yarım saatte bebeğe 1 çay kaşığı veriliyor.

    Kirli çoraplar boğaz ağrısını iyileştirir: Avrupa'da 20'inci yüzyıla kadar yaygın olarak kullanılan ilginç boğaz ağrısı tedavilerinden biri de boğazın etrafına kirli çorapların sarılmasıdır. Boğaz ağrısına karşı diğer bir tedavi yöntemi de yatmadan önce boğazın etrafına pastırma bağlanması.

    Tütün kulak ağrısını tedavi eder: Bu tedaviler tuhaf, hatta iğrenç olarak tanımlanabilir. Bunlardan biri de çiğnenmiş tütünün kulağa tampon olarak uygulanmasıdır. Eski yöntemlerden diğeri ise ağrıyan kulağa idrar damlatılmasıdır. Hatta küçüklüğünde Elvis Presley'in kulağı ağrıdığında annesinin bu sıradışı tedaviye güvendiği yazılmıştı. Ancak tüm bu tedavilerin doğru olduğunu kanıtlayan bilimsel çalışma yoktur.

    Çikolata-sarımsak hafıza kaybına iyi gelir: Eski, geleneksel hafıza destekleyici tedavilerden biri de sarımsak dişlerini çikolatanın içine batırıp günde 3 kez yenmesine yöneliktir. Teorik olarak, sarımsak ve çikolata, beyin hücrelerini koruyan antioksidan çeşidiyle doludur. Ancak pratikte bunun böyle olduğuna dair kanıt yok.

    Çıngıraklı yılanlar romatizmayı tedavi eder: İsrail Shulov Bilim Enstitüsü'nde yapılan araştırmalarda, toksinleri çıkarılmış yılan zehrinin eklem iltihabı için potansiyel bir tedavi olup olamayacağı tespit edilmeye çalışılır. Çünkü zehir ağrı sinyallerini kapatan belirli peptidler içerir. Ancak geçici felç ile ölüm arasında ince bir çizgi var, bu nedenle bu tedavinin evde denenmesi önerilmiyor.

    Yumurta, çürükleri iyileştirir: Eski bir Çin tedavisini uygulamaktan çok okumanız daha eğlenceli olabilir. Tedavi için gümüş bir paraya ve yeni haşlanmış, kabukları soyulmuş katı yumurtaya ihtiyacınız var. Parayı yeni pişirilmiş yumurtanın içine dikey olarak yerleştirin ve ılık olan bu yumurtayı çürük olan bölgeye yerleştirip yaklaşık 30 dakika bekleyin.

    Terebentin zona hastalığına iyi gelir: Eskilerden kalma tedaviye göre, terebentine batırılmış olan bir bağı boynunuzun etrafından asmak zona hastalığını sizden uzakta tutacaktır.

    Kulak kiri uçuğu tedavi eder: Bir uçuğu hızlı bir şekilde iyileştirmek için, uçuğun üzerine kulak kiri koymalısınız. Uzmanların asla önermediği bu tedavi şekli sağlıklı değildir.

    Çıbanların üzerine lapa koymak: Eski İngiliz tedavisine göre, çıbanlarınızın üzerine lapayı yerleştirin. Bir süre sonra kaldırın ve bu lapayı tabutun içine yerleştirin. İngilizler o dönemlerde bunu, çıbanların kendilerini bırakıp ölü bir bedene geçtiklerine inandıkları için yapıyorlarmış.

    Zaman
#26.06.2012 10:42 0 0 0
#26.06.2012 10:04 0 0 0
  • Yapılan açıklamada, ülkenin çeşitli yerlerinden alınan çok sayıda yaban hayvanı eti örneklerinde yüksek oranda kurşun kalıntısına rastlandığı bildirildi.


    İsveç Yiyecek Maddelerini Denetleme Kurumu ve Ulusal Veteriner Enstitüsü yayınladıkları raporda, geyik gibi yaban hayvanı etlerinde yüksek oranda kurşun belirlendiğini açıklayarak, özellikle hamile kadınlar ile 7 yaşın altındaki çocukların bu etleri yememeleri önerisinde bulundu.

    Yapılan açıklamada, ülkenin çeşitli yerlerinden alınan çok sayıda yaban hayvanı eti örneklerinde yüksek oranda kurşun kalıntısına rastlandığı bildirildi. Kurşunun insanda zeka gelişimini engellediği gibi sinir sistemine de zarar verdiği bildirilerek, bu tür etlerin yenilmemesi konusunda uyarı yapıldı.

    Hazırlanan raporda özellikle hamile kadınlar ile 7 yaşın altındaki çocukların bu etleri yememeleri istenirken, avcıların da et konusunda uyarıldıkları bildirildi.

    İsveç'te geyik başta olmak üzere yaban hayvanı etleri bol miktarda tüketiliyor.

#26.06.2012 09:49 0 0 0
  • YÖK’ün öğrencilere bütünleme hakkı getiren düzenlemesi YÖK Başkan Vekili tarafından üniversitelere gönderildi.

    YÖK Başkan Vekili Prof. Dr. Şaban H. Çalış imzasıyla tüm üniversitelere gönderilen ve YÖK’ün öğrencilere bütünleme hakkı getiren düzenleme talimatı YÖK’ün resmi sitesinde yayınlandı.

    Talimatın detayları şu şekilde verildi:

    Yükseköğretim Yürütme Kurulu'nun 19.06.2012 tarihli toplantısında "Diploma alma, ders kredilerinin hesaplanması, öğrencilik haklarınından yararlanma ve sınavlar" başlıklı 44. maddenin (b) bendindeki...

    "Yükseköğretim kurumlarında sınav çeşitleri ve bunların ders başarı notuna katkısı... Yükseköğretim Kurulunun bu konularda belirlediği temel ilkelere uygun olarak yükseköğretim kurumları senatoları tarafından belirlenir" hükmü uyarınca; yıllık veya yarı yıllık sınav takvimi uygulayan tüm yükseköğretim kurumlarında, 2011-12 eğitim-öğretim yılından itibaren geçerli olmak üzere bütünleme sınavı hakkı tanınmasına; ilgili yarıyıl veya yıl sonunda almış oldukları ders veya derslerin final sınavına girme hakkı elde edenlerden final sınavından başarısız olan öğrenciler ile sınava girme şartlarını sağladığı halde final sınavına giremeyen öğrencilere başarısız olduğu her ders için, yaz okulu uygulaması olup olmadığına bakılmaksızın, ilgili dönem sonlarından bütünleme sınavı hakkı tanınmasına; koşullu başarılı öğrenciler ile not yükseltme amacıyla bütünleme sınavına girecek öğrencilere ilişkin düzenlemenin yükseköğretim kurumu senatolarınca yapılmasına; final sınavında geçerli olan başarı kurallarının bütünleme sınavlarında da uygulanmasına; bütünleme sınavı notunun final sınavı notu yerine geçmesine; 2011-12 güz dönemine ait bütünleme sınavları da dahil bütünleme sınavlarının 2012-13 öğretim yılı başlamadan önce yapılmasını sağlayacak şekilde, sınav tarihlerinin yükseköğretim kurumları tarafından belirlenmesine ve öğrencilere gerekli duyuruların yapılmasına karar verilmiştir."


#25.06.2012 18:14 0 0 0
  • ​1 Temmuz'dan itibaren A sınıfının altındaki buzdolaplarının satışı ve ithalatı yasaklanacak. Türkiye'de 10 buzdolabından 6'sı A sınıfının altında.



    Yüksek Denetleme Kurulu'nun bu yılın Şubat ayında kabul ettiği Enerji Verimliliği Strateji Belgesi uyarınca 1 Temmuz'dan itibaren A sınıfının altındaki buzdolaplarının satışı ve ithalatı yasaklanacak.

    Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD) Yönetim Kurulu Başkanı Özcan Aydilek, Türkiye'deki toplam enerji tüketiminin yüzde 24'ünün konutlarda gerçekleştiğini ve konutlardaki toplam tüketimin yarısının da beyaz eşyalardan kaynaklandığını söyledi.

    Enerji verimliliği konusunun Türkiye'nin enerji ihtiyacı düşünüldüğünde cari açığa bile etki edecek önemde olduğunu dile getiren Aydilek, ''Beyaz eşyaların konutlarda tükettiği enerjinin yüzde 60'ı buzdolabından kaynaklanıyor. Yani Türkiye'nin toplam tüketiminin yüzde 7'si buzdolaplarından kaynaklanıyor'' dedi.

    1990'lı yıllarda C sınıfı bir buzdolabının yılda 840 kilovattsaat enerji tükettiğini kaydeden Aydilek, 1 Temmuz'dan itibaren A sınıfının altındaki buzdolaplarının satışının yasaklanacağını hatırlattı.

    ATATÜRK BARAJI'NIN ÜRETİMİ KADAR TASARRUF

    A sınıfı bir buzdolabının yılda 390, A 290, A190 kilovattsaat enerji tükettiğini ifade eden Aydilek, ''Bugün Türkiye'deki hanelerde toplam 24-25 milyon buzdolabı var. Bunun 15 milyon kadarı B-C sınıfı arasında değişiyor. Belki 15 milyon buzdolabının tamamını değiştirmek mümkün değil ama bu buzdolaplarını A sınıfı ile değiştirmek mümkün olsa her yıl Atatürk Barajı'nın yıllık üretimi kadar enerji tasarrufu sağlarız'' diye konuştu.

    Dernek üyesi firmaların uygulamaya karşı hazırlıklı olduğunu belirten Aydilek, firmaların bayilere Asınıfının altında buzdolabı satışı yapmadıklarını bildirdi.

    Elinde A sınıfının altında buzdolabı bulunan bayilerin durumlarını da değerlendiren Aydilek, ''1 Temmuz'a kadar bu tip ürünleri satamayan bayiler satışa devam edebilirler. Ama o tarihe kadar bu sınıftaki ürünlerin satılacağını tahmin ediyorum'' ifadesini kullandı.

    AA
#25.06.2012 15:28 0 0 0
#25.06.2012 10:32 0 0 0
  • Üniversiteye girişte ikinci aşama olarak uygulanan Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS)'nın Fen Bilimleri Sınavı (LYS-2) ile sona erdi.



    Üniversite adaylarının 2012 LYS maratonu Fen Bilimleri Sınavı (LYS-2) ile sona erdi. Fizik, Kimya ve Biyoloji testlerinin yer aldığı oturum saat 10.00'da başladı. Tek oturum olarak uygulanan LYS-2'de 308 bin 702 aday başarılı olmak için ter döktü. Toplam 135 dakika süren sınavda Fizik, Kimya ve Biyoloji bölümlerinin her birinden 30 soru soruldu. Adaylara, her test için 45 dakika süre verildi. Tüm sınavlarda testler ayrı soru kitapçıklarında bulunurken, tek cevap kağıdı kullanıldı.

    Adaylar sınavda ter dökerken yakınları da sınav merkezlerinin önünde heyecanla çocuklarını bekledi. Aileler, zorlu sınav sürecinde çocuklarına ellerinden geldiği kadarıyla destek olmaya çalıştıklarını söyledi.

    Sınava giren adayların büyük bölümü soruların kolay olduğunu söyledi. Sürenin yeterli olduğunu belirten adaylar, kendilerini zorlayan bölümün daha çok Kimya grubu soruları olduğunu aktardı.

    (CİHAN)
#25.06.2012 09:31 0 0 0
  • LYS-2 sorularını Hürriyet için değerlendiren Uğur Dershanesi uzmanları, Biyoloji sorularını zor buldu. Uzmanlar, “İşlemli sorular geçen yıllara göre fazla. Bilgi ön planda” dedi. Uzmanlar, LYS’lerin zorluk derecesinin hergeçen yıl artttığını belirterek testlerle ilgili şu yorumları yaptılar

    - KİMYA: Sınav beklenen düzeyde. Müfredata uygun. Organik kimya bölümünde beklenen sayıda soru geldi. Bilgi ön planda. İşlemli sorular geçen yıllara göre fazla.

    - FİZİK: Sınav geçmiş yıllara benzer şekilde hazırlanmış. Yeni müfredattan sadece bir soru sorulmuş. Bu da öğrenciler için mutluluk verici bir durum. Fakat müfredattan kalkmış “Faz Farkı” kavramı ile ilgili hesaplamalı bir soru gelmiş olması, sonraki senelerde sınavda hangi müfredattan soru geleceği ile ilgili bir tereddüt yarattı.

    - BİYOLOJİ: 2012 LYS Biyoloji soruları, 9. 10. 11. ve 12. sınıf müfredatı kapsamında yer alan konuları taramış. Sınavda, 11. sınıf müfredatından, diğer müfredatlara oranla daha fazla soru sorulmuş. Özellikle derse devam eden ve bilgi birikimi olan öğrencilerin çözebileceği, eleyici bir sınav olmuş. 2010-2011 LYS sorularının % 50’si sistem sorularından oluşurken, 2012 LYS sorularında sistem soruları yaklaşık dörtte bir oranında kalmış. Bu durum, öğrencilerin değişken bir sınava hazırlanıyor olma bilincini kaybetmemeleri gerektiğini gösteriyor.

    - LYS sonuçlarının 15-17 Temmuz tarihleri arasında açıklanması ve tercihlerin 17 Temmuz- 05 Ağustos tarihleri arasında yapılması bekleniyor.

    Biyoloji 7. soru hatalı mı

    Fen Bilimleri Dershanesi ve Bilfen Liseleri uzmanları, Biyoloji testindeki 7. sorunun hatalı olduğunu açıkladı. Uzmanlar, “Soruda, DNA’nın anlamlı zincirindeki üçlü nükleotitler için ‘kod’ yerine ‘kodon’ ifadesi kullanılmış. Öğrenciler bu soruyu yorumlamakta ve ikinci öncülündeki yargıya ulaşmakta zorlanmış olabilir. Bu hata sorunun iptalini gerektirir” dediler.

    İşte uzmanların değerlendirmesi

    - LYS Fen bilimleri sınavı beklendiği gibi 10. , 11. ve 12. sınıf müfredatına dayalı, bilgi ve bilgiyi kullanma durumunu sorgulayan sorulardan oluşmuş.

    - 2012 LYS’nin tüm oturumları 9. sınıftan 12. sınıf sonuna kadar bütün müfredatı kapsıyor. Soruların tümüne bakıldığında konular arasında YGS-LYS ayrımı olmadığı görülüyor. Bu da öğrencilerin konular arasında ayrım yapmaksızın sınava hazırlanmaları gerektiğini gösteriyor.

    - LYS’de sorulan soruların kapsamı bütün müfredat. Bu da gerek okulda gerekse dershanelerde müfredatın eksiksiz öğretilmesini gerektiriyor. Ayrıca yeni müfredata dayalı soruların varlığı, mezun öğrencilerin dershanelerden destek alması gerekliliğini ortaya çıkarıyor.

    - LYS’lerin zorluk derecesi her geçen yıl, başvuran öğrenci sayısıyla doğru orantılı artıyor. Sınav, ancak düzenli çalışan, gündemi takip eden, kitap okuyan, yorumlama gücü kuvvetli öğrencilerin rahatlıkla yapabileceği bir sınav haline dönüşmüş.

    Sınavına koşuşturma

    ADAYLAR kimlik ve güvenlik kontrolleri ile salona giriş işlemlerinin zamanında yapılabilmesi için sabah erken saatlerden itibaren sınav yerlerine geldi. Binalara girişte adayların ve sınav görevlilerinin üstleri elle ve dedektörle arandı. Beyazıt’taki İstabul Üniversitesi’nde sınava giren iki öğrenci, Sınav Giriş Belgesi’nin bilgisayar çıktısını unutunca panik yaşadı. Bir güvenlik görevlisi eşliğinde en yakın kafeteryaya koşarak bilgisayardan sınav giriş belgelerinin kopyalarını alan iki genç, yine koşarak sınava yetiştiler.

    LYS maratonu bu yıllık bitti

    LİSANS Yerleştirme Sınavları (LYS), 871 bin 313 üniversite adayının katıldığı 5 oturumun dün düzenlenen sonuncusu olan LYS-2 (Fen Bilimleri) ile tamamlandı. 81 il merkezi ile Lefkoşa’da saat 10.00’da başlayan LYS-2’ye 308 bin 702 aday katıldı. Tek oturumda yapılan sınav 135 dakika sürdü. Adaylara, Fizik, Kimya ve Biyoloji dallarında 30’ar sorunun bulunduğu her test için 45’er dakika süre verildi. LYS-2’nin 12.15’te sona ermesiyle 2012-ÖSYS de tamamlanmış oldu.



    Hürriyet

#25.06.2012 09:26 0 0 0
  • Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Nadir Tosyalı, sünnetin partnerlerdeki rahim ağzı kanseri riskini 1,5 ile 8,5 kat arasında, penis kanseri riskini ise ortalama 4 kat azalttığını söyledi.

    Sünnet, çocukları üriner enfeksiyonlardan koruması açısından önem taşıyor. Ancak işlemin ideal yaş döneminde, uygun merkezlerde ve yetkin ellerde yapılması gerekiyor. Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Nadir Tosyalı, sünnetin ayrıca partnerlerdeki rahim ağzı kanseri riskini yaklaşık 1,5 ile 8,5 kat arasında, penis kanseri riskini de ortalama dört kat azalttığını söyledi.

    Yeni doğan döneminde sünnetin genel anesteziye ihtiyaç duyulmadan lokal anestezi ile yapılabileceğini belirten Op. Dr. Nadir Tosyalı, “Yeni doğan döneminde yara iyileşmesi çok hızlı oluyor. Bu döneminin ilk günlerinde anne sütünün içindeki maddeler hem enfeksiyondan korunmayı hem de ağrı kesici özelliğinden dolayı bebeğin daha az acı duymasını sağlıyor” dedi. Op. Dr. Nadir Tosyalı, bu dönemde sünnet olan çocuklarda üriner sistem enfeksiyon riskinin, yeni doğan döneminde sünnet olmayanlara oranla 10 kat azaldığını vurguladı.

    GENEL ANESTEZİ ATINDA YAPILMALI

    Çocuğa yeni doğan döneminde sünnet yapılmamışsa 2 yaşına kadar olan dönemin en ideal sünnet yaşı olarak tanımlanabileceğini belirten Op. Dr. Tosyalı, ayrıca yeni doğan döneminden sonra yapılan sünnet işlemlerinin, hem psikolojik hem de fiziksel travmayı en alt düzeye indirmek için, mutlaka genel anestezi altında yapılması gerektiğinin altını çizdi.

    Çocukların cerrahi işlem öncesi ne kadar bilgilendirilseler de erişkinler gibi olamayacaklarını vurgulayan Tosyalı, “Genel anestezi aileler açısından endişe verici olarak algılansa da çocuk cerrahları, dikkatleri dağılmadan ve strese girmeden ameliyatlarını gerçekleştirirken, çocuklar da travma ve ağrı yaşamadan sağlıklarına kavuşuyorlar” diye konuştu.

    SÜNNETTE YAŞ SINIRININ ÖNEMİ

    Çocuğun psikososyol gelişimi açısından 2-6 yaş döneminin ayrı bir önemi olduğunu vurgulayan Op. Dr. Nadir Tosyalı, 2-5 yaş arasında genital bölgelerinden cerrahi girişim yaşamış çocukların ileriki yaşantılarında, o bölgeye herhangi bir cerrahi işlem yapılmamış çocuklara göre akademik ve sosyal başarılarında gerileme yaşadığını söyledi.

    Op. Dr. Nadir Tosyalı, sünnet sonrasında ailelerin enfeksiyon açısından dikkat etmesi gereken bazı kurallar olduğuna işaret ederek, bu konuda ailelerin ilgili uzmanlardan bilgi alması gerektiğini hatırlattı.


#25.06.2012 08:56 0 0 0
  • Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Doç.Dr. Mustafa Ünal, lensle havuza girmenin tehlikeli olduğunu, görme kaybına neden olabilecek enfeksiyonların ortaya çıktığını söyledi.

    Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç.Dr. Mustafa Ünal, yaz aylarında artan sıcaklıklar nedeniyle serinlemek için soluğu havuzlarda alanları bekleyen tehlikeye dikkati çekti.

    Doç.Dr. Ünal, sıcak yaz aylarında birçok kişinin serinlemek için tercih ettiği havuzların göz sağlığı üzerinde ciddi olumsuz etkiler yaratabildiğini şu sözlerle vurguladı:

    "Lens kullananlar için havuzlar çok ciddi problem oluşturabilir. Lens kullanmayanlarda virüse bağlı gözün kızarıklığı ve çapaklanmayla giden rahatsızlık oluşabilir. Ama lens kullanan ve lens ile havuza girenlerde göz kaybına kadar gidebilecek ciddi enfeksiyonlar görüyoruz. Bunların başına parazit rahatsızlığının geliyor. Bu nedenle lens ile havuza girmeyi kesinlikle önermiyoruz.

    Ancak, göz numarası yüksek ise ve lensi çıkardığında etrafını göremeyecek derecede ise lens kullananların su geçirmeyen havuz ve deniz gözlüklerini kullanmalarını öneriyoruz. Bu sayede göze su değmesi engellenebilir. Bunun yanında, 'kullan-at' lensler var. Bütün bunlar deniz için de geçerlidir ama denizlerde bu tip riskler daha azdır."

    HAVUZLARDA KLOR MİKTARI İYİ AYARLANMALI

    Göz sağlığı açısından havuzlardaki klor miktarının iyi ayarlanmasının da büyük öneme sahip olduğunu aktaran Doç.Dr. Ünal, klor miktarı yüksek olduğunda alerjik vakalarla, düşük olduğunda mikrobiyal rahatsızlıklarla karşılaşıldığını belirtti.

    Bu nedenle havuzlarda hijyene dikkat edilmesi gerektiğini kaydeden Doç. Dr. Ünal, "Klor oranı mutlaka iyi ayarlanmalı ve hijyenik maddelerin yeteri kadar kullanılmış olması gerekiyor" dedi.

    KLORA KARŞI ALERJİ

    Havuzlarda sık görülen rahatsızlıklardan birinin de 'klora karşı alerji' olduğundan bahseden Doç. Dr. Mustafa Ünal, "Bu tip durumlarda, çoğunlukla havuzdan çıktıktan sonra birkaç saat göz kızarık kalabilir, alerji ilacı kullanmadan geçebilir. Bunu mikrobik hadiseyle karıştırmamak gerekir. Bu durumla genelde klor miktarı fazla olduğunda karşılaşıyoruz" diye konuştu.


#25.06.2012 08:50 0 0 0
  • Geçtiğimiz yıl müfredata dâhil edilen 'değerler eğitimi' dersi ilk meyvelerini vermeye başladı.

    Değerler eğitimi konularında bazı okullar projeler geliştirdi. 'Tasarruf' konusu kapsamında İstanbul'da bir okulda öğrencilerden evin faturaları ile ilgilenmeleri istendi. Öğrenciler gereksiz yanan ampulleri kapattı, gece yatmadan önce televizyonun fişini çekti. Öğrenciler, ailelerine aylık 25-30 lira tasarruf yaptırdı.

    Bilim Koleji Okul Müdürü Tuncay Demirhan, 'değerler eğitimi' dersinin 'tasarruf' konusunda öğrencilere anlatılanların zihinde daha kalıcı olması için bir proje geliştirdi. 'Küçülen Faturalar' ismi verilen proje ile ilköğretim öğrencilerinin tamamından ocak ayından haziran ayına kadar evlerindeki faturalarla ilgilenmeleri istendi. Tasarrufla ilgili hazırlanan el broşürleri öğrencilere dağıtıldı, bilgi veren afişler okul koridorlarına asıldı. Her öğrenci eve gelen faturalarla tek tek ilgilendi. Okulda tasarrufun nasıl yapılacağına dair aldığı dersleri evde somut olarak uygulamaya başladı. Kimisi gece yatmadan önce televizyonun fişini çekti, kimisi ağzı açık tencerede pişen yemeğin kapağını kapattı. Bazıları ise kaloriferin üzerinde kurutulan çamaşırları askılığa asarak evde ısı kaybına engel oldu. Daha az doğalgaz tüketilmesini sağladı. Bütün bu uygulamalar sayesinde her evde ortalama 25-30 TL tasarruf edildi. Okul Müdürü Tuncay Demirhan, tasarrufun önemini öğrencilere aşılamak için böyle bir proje yaptıklarını söylüyor. Demirhan, "Hedefimiz her ay faturaların azalarak gelmesiydi, öğrencilerimiz bunu fazlasıyla başardı." diyor. Oğlunun da öğretmeni olduğunu belirten Demirhan, "Oğlum annesinin arkasından koşarak açık bıraktığı lambaları kapatıyor. Hatta bazen uyarıyor. Oğlum bilinçli davrandığı için tasarruf ettiği miktar kadar kendisine harçlık veriyorum." şeklinde konuşuyor.

    5. sınıf öğrencisi olan Emre Berk ise, "Diş fırçalarken ya da el yıkarken suyun akmasına fazla dikkat edilmiyor. Arkadaşlarıma bu konuda tavsiyelerde bulunuyorum." diye konuşuyor. 8. sınıf velilerinden Zeynep Bayraktar, kızının ev içinde tutumlu davranmak için sergilediği davranıştan oldukça memnun olduğunu ifade ediyor. Bayraktar, "Evin içinde çocukların arkasından ben koşardım. Lambayı söndürmek, açık unutulan buzdolabı kapağına dikkat etmek hep bana düşerdi. Artık kızım daha dikkatli davranıyor. Davranışlarının değişmesinden oldukça memnunum." ifadelerini kullanıyor.

    Zaman
#25.06.2012 08:48 0 0 0
  • Hepsi Ödenmiştir Yazısı - Çelebi Çağlayan Hepsi Ödenmiştir - Çelebi Çağlayan Yazısı

    Hepsi ödenmiştir!

    Evin küçük oğlu elindeki kâğıdı annesine uzattı. Annesi bulaşık yıkıyordu, ellerini önlüğü ile kuruladıktan sonra kâğıdı okumaya başladı:

    Bu hafta odamı temizlediğim için: 1 TL
    Alışverişe gittiğim için: 1 TL
    Küçük kardeşime baktığım için: 1 TL
    Çöpü döktüğüm için: 1 TL
    İyi bir karne getirdiğim için: 5 TL
    Bahçeyi temizlediğim için: 2 TL
    Toplam borç: 11 TL

    Annesi umutla gözlerinin içine bakan oğluna gülümsedi.
    Eline bir kalem aldı, kâğıdın arka yüzünü çevirdi ve şunları yazdı:
    Seni dokuz ay karnımda taşıdım: Bedava,
    Hasta olduğunda başını bekledim, elimden geleni yaptım: Bedava,
    Yıllar boyu değişik nedenlerle senin için gözyaşı döktüm: Bedava,
    Senin için geceler boyu kaygı duyup, uykusuz kaldım: Bedava,
    Oyuncaklarını topladım, yemeğini hazırladım: Bedava,
    Giysilerini yıkadım, ütüledim: Bedava.

    Ve oğlum bunların hepsini topladığın zaman gerçek sevginin bedelinin olmadığını görürsün Çünkü gerçek sevgi bedavadır. Küçük afacanın, annesinin yazdıklarını okuyunca gözleri doldu. Annesine baktı ve "Anneciğim, seni seviyorum." dedi.

    Sonra annesinin elinden kalemi aldı ve kâğıda büyük harflerle şunları yazdı: "HEPSİ ÖDENMİŞTİR".

    *

    "Kim bilir bizler neler borçluyuz annelerimize. Acaba bizler bu borçlarımızı ödeyebildik mi" Her ne kadar ödeyememiş bile olsak annelerimiz çoktan yırtmıştır borç senetlerini. Kredi Kartı borcunu ödemediğiniz zaman ne olur? Pek de iyi şeyler olacağını sanmıyorum. O halde bu konuya gösterdiğimiz hassasiyeti lütfen diğer alacaklılara da gösterelim. Hem de bunları ödemeniz için bankalarda saatlerce sıra beklemenize bile gerek yok. Bir telefon etmek bile onları mutlu etmeye yeter."
    Bir arkadaşım anlatmıştı , "Bir gün, gecenin bir yarısı saat 01:30 civarları telefonu çalmış. Telefondaki ses, annesinin sesiymiş. -"Ne var anne, ne istiyorsun bu saatte, neden beni rahatsız ediyorsun" Sabah arasan olmaz mıydı" gibilerinden, annesini üzen sözler sarf etmiş. Annesi biraz buruk, biraz ağlamaklı bir ses tonuyla; "Bundan 30 yıl önce de bir gece yarısı 01.30′da sen beni rahatsız etmiştin. DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN OĞLUM demiş"

    Çelebi ÇAĞLAYAN "Hayatınıza Yön Verecek 101 SÖZ 101 ÖYKÜ kitabının yazarı"
#24.06.2012 21:01 0 0 0
  • Konu: Reyhan
    Kokusu çok güzel, hele de salataya azıcık doğrayınca nefis oluyor... Canım istedi olsa da yesek :) Eline sağlık olsun ..
#24.06.2012 18:35 0 0 0