papatya_28

papatya_28

Üye
16.05.2012
Yarbay
42.364
Hakkında

#04.06.2012 15:52 0 0 0
  • noimage

    "Güzelin güzeli,
    güzel ahlâktır."


    noimage
    Çünkü insana bahşedilen en güzel nimetin,
    iman mükemmelliğinin alametidir.

    Rasul-i Ekrem s.a.v
    . "Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim."
    buyurur.

    Demek ki yeryüzünde böyle bir güzellik ancak O'nun örnekliğiyle tesis edilebilecektir.

    En güzel ahlâk Hz. Peygamber s.a.v.'in ahlâkı, yani
    "Kur'an ahlâkı"dır.

    Bir hadis-i şerifte de güzel olan bazı
    davranışların "daha güzel"i şöyle sıralanır:

    "Güzellik kiminde daha güzeldir:

    • Adalet güzeldir fakat idarecide daha güzeldir.
    • Cömertlik güzeldir; zenginde daha güzeldir.
    • Verâ (şüpheli şeylerden kaçınma) âlimde,
    • Sabır fakirde,
    • Tevbe gençte daha güzeldir.
    • Hayâ güzeldir; kadında daha güzeldir."

    noimage

#04.06.2012 14:38 0 0 0
#03.06.2012 19:27 0 0 0
  • Konu: Fark ettimki
    fark ettimki uzun zamandır girilmemiş :)
#03.06.2012 19:17 0 0 0
  • Üniversite yolu sınavdan geçiyor

    Üniversiteye hazırlanan gençler sınavdan pek hazzetmiyor. Bu dönemi bir 'kriz' gibi algılıyor.


    Ancak Türkiye'de olduğu gibi dünyanın birçok ülkesinde de fırsat eşitliğinin yolu sınavdan geçiyor
    Dünyada sınavsız girilen üniversite yok gibi...

    Gençler sınavlardan yakınırken eğitimciler aynı görüşte değil. Merkezi sınavların kayırmacılığı önlediği ve fırsat eşitliğini sağladığını savunan uzmanlar, Türkiye'de en iyieğitim modelinin yine sınav yapmaktan geçtiğini ifade ediyor. Dünyanın birçok gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkesinde de gençler üniversiteye çeşitli sınavlardan geçerek girebiliyor.

    Yapılan araştırmalara göre, öğrencilerin sınav dönemini 'kriz' gibi gördüklerini ve bu dönemin gençler üzerinde büyük bir ruhsal ve fiziksel baskı oluşturduğunu gösteriyor. Peki sınavı bir 'kabus' olarak gören gençler için farklı bir alternatif söz konusu olabilir mi? "Dünyada uygulamalar nasıl" diye araştırdık. Ortaya 'Sınav olmadan eğitim olmaz' tablosu çıktı.

    OLGUNLUK SINAVLARI

    Türkiye'de üniversiteye giriş, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından yapılan 2 basamaklı sınav sistemine göre yapılıyor. Puanlamanın 3 ana kaynağı var. Bunlar YGS yüzde 30-40, LYS yüzde 60-70 ve okul başarısı yüzde 10 değerinde. Daha net bir ifadeyle, üniversiteye yerleştirmek için esas alınan puan, iki puanın toplanmasıyla elde ediliyor. Dünya sınav sistemlerine bakıldığında bazı genel eğilimleri görmek mümkün. Bazı Avrupa ülkelerinde (İngiltere, Fransa, Almanya, Finlandiya, Avusturya, İsrail) lise bitirme veyahut olgunluk sınavları uygularken, Türkiye gibi öğrenciler arası rekabetin çok, öğrenci kontenjanının az olduğu Çin ve Japonya ve Rusya gibi ülkelerde üniversiteye girişte merkezi sınavlar düzenleniyor. Çünkü merkezi sınavların kayırmacılığı önlediği ve fırsat eşitliği sağladığı düşünülüyor.

    Dünyadan örnekler

    Ülkede, üniversiteler kendi kabul şartlarını belirlemekte ve uygulamakta özgür. Üniversiteler genellikle başvuran öğrenciden bir tür yetenek testi olan SAT ya da başarı testi olan ACT sonucunu istiyor. Bunun yanında lise notları, okul ve sınıf sıralaması (derecesi), müfredat dışı etkinlikleri, niyet mektubu ve öğretmenlerden alınmış tavsiye mektupları da talep edilebiliyor.

    İngiltere: Üniversitelere kabul için ileri-düzey (A-level) veya eşdeğeri lise bitirme sınavlarında (en az) iki dersten başarılı olmak gerekiyor. Ayrıca, iş tecrübesi, niyet ve referans mektupları da kabulde etkili oluyor. Üniversiteler bunların dışında başka sınavlar veya belgeler de isteyebiliyor.

    Almanya: Bitirme sınavlarını başarıyla geçebilen lise mezunlarına Abitur sertifikası veriliyor. Öğrenciler bu olgunluk belgesiyle, üniversiteye gidebiliyor. Ancak çok rağbet edilen bazı bölümlere (örneğin tıp) yerleşebilmek Abitur'da belli bir puanı ve yahut ortalamayı tutturmak gerekiyor.

    İspanya: Sınav sistemi Türkiye'ye çok benziyor. Üniversite adayları merkezi bir giriş sınavına giriyor. Sınav sonucu ile lise notlarının ortalamasının belli bir kombinasyonuna göre öğrencilere bir puan veriliyor. Ve öğrenci puanı tutan yerlere başvurduğunda kabul ediliyor.

    Japonya: Üniversiteye girişte, öğrenciler arasında ciddi bir rekabet var. Öğrencilerin tamamı merkezi bir seçme sınavına girmek zorunda. Üniversiteler kendileri ayrıca ikinci bir sınav yapıyor. Yerleştirme, genellikle, bu sınavın ortalaması alınarak yapılıyor.

    Rusya: Rusya'da üniversite girişte fırsat eşitliği sağlamak, rüşveti önlemek ve öğrenciler için başvuru masraflarını azaltmak üzere, 1999'da merkezi bir sınav sistemine geçilmeye başlandı. Rusya'daki bölgelerin çoğu bu yeni merkezi sisteme geçmiş bulunuyor. Eğitim Bakanlığı, üniversiteleri merkezi sınavı veya kendi sınavlarını kullanmakta özgür bıraktı.

    Uzmanlar merkezi sınavdan yana

    Sınav kaçınılmaz

    ÖSYM eski Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan: Şu an tek çare sınav görünüyor. Bu kaçınılmaz. Arz talep dengesizliği olduğunda bütün dünya sınav yapar. Sınavın alternatifi olsa olsa diploma notları olur. Ama diploma notlara hiçbir zaman tam adil bir seçim sağlamaz. Ortada hiçbir art niyet olmasa bile hocaların not verme durumları farklı olabilir. Ortaya objektif bir şey çıkmaz. Ancak her yer sınavlı olduğunda öğrencide stres oluyor. Tabi ki belirli programlara aşırı talep varsa adil seçim yapabilmek için sınav yapılabilir. Ancak sınava girmeden de daha az iddialı yerlerde okumak isteyen öğrenciler olabilir. Bunlara sınavsız giriş sağlayabilirsek sınav stresi kısmen azalmış olur.

    En iyi eleme biçimi sınav

    MEB Talim Terbiye Kurulu eski Başkanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan: Türkiye'de sınavlara yönelik ötekileştirici hakir görücü ucuz bir polemik var. Eğer talep fazlaysa ve öğrencileri kura ile almak söz konusu değilse bir şekilde eleme yapmak gerekiyor. Bu da sınavla olabilecek bir şey. Çünkü en iyi eleme biçimi sınavdır. Eleme işlemi yaparken ortaya tahrip edici yönler çıkıyor. İşte mesele sınavın tahrip edici yönünü azaltmak. Bakanlığın ve YÖK son 4-5 yıl içerisinde sınavlara dair attığı adımlar da bu tahrip edici yönü azaltmaya yönelik. Yani bir sınavı yılda birkaç kez yapmak.

    Altyapı geliştirilmeden kaldırılmamalı

    Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ziya Selçuk: Okullarımızın altyapısını standartlarını belli bir seviyeye getirmeden merkezi sınavı kaldıramayız. Türkiye'de 10 okuldan 8'inde öğretmen açığı var. Artı 200 bine yakın derslik, 170 bin de öğretmen açığı var. Bu sorunları çözmedikten sonra sınavın kalksın veya kalkmasın tartışması fantastik olmaktan öteye gitmez. Öte yandan, her üniversitenin kendi sınavını yapması söz konusu olabilir. Ancak bu sorunu çözmez. Sadece belli üniversiteleri rahatlatır. Alt yapısı olmayan üniversiteler ciddi anlamda sıkıntı çeker.

    Sorun kolay sınıf geçmede

    FEM Dershaneleri Rehberlik Koordinatörü Faruk Ardıç: Mevcut sistemin en önemli sorunlarından biri, öğrencilerin üniversiteye kadar kolaylıkla sınıf geçmesi. Dolayısıyla üniversite önlerinde ciddi bir yığılma oluyor. Merkezi lise bitirme sınavları lisedeki ara sınıfları kapsayacak şekilde birden çok oturumda yapılabilir. Böylece, hem lisede ara sınıflarda verilen eğitimin niteliği artacak hem de bütün öğrencilerin hazırlıksız bir şekilde üniversite kapısında beklemesinin önü kapatılmış olur. Dolayısıyla, bu sınavlarda belli bir baraj puanın sınıf geçme için zorunlu tutulması düşünülebilir. Lise bitirme sınavları dışında, bir lise bitirme sınavı yapılabilir.

    HABER: Nesrullah SONAY / BUGÜN GAZETESİ

#03.06.2012 18:45 0 0 0
  • @sıgınak adlı üyeden alıntı:
    bir çok Şey yapmak isterken hiç birşey yapamamakdan korkuyorum
    ifade zorlugu çekerim bazen,bazenle tükenirim dilim lal olur
    yürek işi yaşamak ve sevmek...severken yalnız yaşamak
    ifadeden yoksu olurum
    renkler ifadesini
    anlam ve mana birbirini kaybetmiş
    hayatın dengeleri yani
    dengeleri şaşırmış
    kırmızı beyaza beyaz siyaga çalmaya başlamış
    bende gecey çalar düşlerim

    ben bu hal epeydir düşmemiştim
    herşey yerli yerinde herşey tastamam yani herşey eksik
    ben seni görmedigim zaman,
    sahile ismi yazılmış ama dalgalarla o hayalde silinmiş bir kahramanım

    çerçevemde bir resim yok
    duvardaki resmin yeri boş
    takvim yapraklarında çocuk ismi önerilerinde senin ismin yamzıyor
    ve falımda sen çıkmıyorsun
    enaz iki vakte kadar yol görünmüyor bana
    oysaki ben kipritlerden senin ismini yazmaya
    sahildeki kumsala seni hayalini çizmeye meyilliyim

    dedimya herşey tastamam ben bu hale gelmeyeli epey zaman olmuş
    sahile çizdigim resimler dalgalarla silinmiş..

    hayalinle yaşanmıyor bir yerden sonra
    hayalini bana çagırdım yatıya gel istedim
    eksik yaşanmıyor hemde severken
    eksikligini gidermek istedim

    seni ifade eden neler var hayatımda
    seni çagrıştıran neler var dilimde
    not düşüyorum hayatımın bir köşesine sen diye
    hergün mutlaka sen ...

    şimdi ben senin eksikligini yaşamıyorum
    artık bende varsın
    hayattan bir fazlamsın
    sen ve sana dair 4-5 cümle arka arkaya kura bilirim
    sana dair dört beş sayfa yaza bilirim
    sen artık bendesin
    hayata artı katan yanımsın
    Orijinali Göster...
    bir çok Şey yapmak isterken hiç birşey yapamamakdan korkuyorum
    ifade zorlugu çekerim bazen,bazenle tükenirim dilim lal olur
    yürek işi yaşamak ve sevmek...severken yalnız yaşamak
    ifadeden yoksu olurum
    renkler ifadesini
    anlam ve mana birbirini kaybetmiş
    hayatın dengeleri yani
    dengeleri şaşırmış
    kırmızı beyaza beyaz siyaga çalmaya başlamış
    bende gecey çalar düşlerim

    ben bu hal epeydir düşmemiştim
    herşey yerli yerinde herşey tastamam yani herşey eksik
    ben seni görmedigim zaman,
    sahile ismi yazılmış ama dalgalarla o hayalde silinmiş bir kahramanım

    çerçevemde bir resim yok
    duvardaki resmin yeri boş
    takvim yapraklarında çocuk ismi önerilerinde senin ismin yamzıyor
    ve falımda sen çıkmıyorsun
    enaz iki vakte kadar yol görünmüyor bana
    oysaki ben kipritlerden senin ismini yazmaya
    sahildeki kumsala seni hayalini çizmeye meyilliyim

    dedimya herşey tastamam ben bu hale gelmeyeli epey zaman olmuş
    sahile çizdigim resimler dalgalarla silinmiş..

    hayalinle yaşanmıyor bir yerden sonra
    hayalini bana çagırdım yatıya gel istedim
    eksik yaşanmıyor hemde severken
    eksikligini gidermek istedim

    seni ifade eden neler var hayatımda
    seni çagrıştıran neler var dilimde
    not düşüyorum hayatımın bir köşesine sen diye
    hergün mutlaka sen ...

    şimdi ben senin eksikligini yaşamıyorum
    artık bende varsın
    hayattan bir fazlamsın
    sen ve sana dair 4-5 cümle arka arkaya kura bilirim
    sana dair dört beş sayfa yaza bilirim
    sen artık bendesin
    hayata artı katan yanımsın

    Şiir çok güzel olmuş ..emeğine, bunları yazdıran sıcacık yüreğine, ellerine sağlık olsun..:)
#03.06.2012 18:25 0 0 0
  • Bakanlıktan normal doğumu formülü

    Sağlık Bakanlığı, hızla artan sezaryenli doğumları azaltmak için bir dizi önlem üzerinde çalışıyor.

    Buna göre normal doğum yaptıran hekimler, döner sermayeden daha fazla para alacak. SGK da, normal doğum için hastanelere daha fazla ödeme yapacak. Sezaryenli doğumlarda katkı payı yasaklanacak.Türkiye, kürtaj ve sezaryeni tartışırken, hastanelerdeki performans puanları ve fiyatlar dikkate alınmıyor. Kamu hastanelerindeki sisteme göre, 12 haftadan yukarı olan gebelikleri kürtajla sonlandıran doktora 353 puan veriliyor. Normal doğumda bu ancak 250 puan oluyor. Doğumu ebe gerçekleştirirse rakam 75'e düşüyor. Daha kısa süreli fıtık ameliyatına 400 puan verilmesi de dikkat çekici. Kamuda normal doğumun karşılığında doktorun aldığı ücret 40 lirayı bulmuyor. Sezaryende de durum farksız. SGK sezaryene 450 lira, normal doğuma 400 lira ödüyor. Zaman'a konuşan Halk Sağlığı Kurumu Başkanı Mustafa Aksoy, bu tabloyu değiştireceklerini açıkladı. İlk doğumda normal doğuma verilecek performans ücretinin artırılması, eylem planının birinci maddesini oluşturuyor.

    Sağlık Bakanlığı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın gündeme getirdiği sezaryenli doğumlardaki artışa neşter vurmaya hazırlanıyor. Bu konuda bir eylem planı hazırlayan bakanlık, sezaryen yerine normal doğumları teşvik etmek için döner sermaye dağıtımında kullanılan performans sisteminden faydalanacak. Buna göre normal doğum yaptıran doktorlar, daha yüksek performans puanı alacak.

    Türkiye'de yılda ortalama 1 milyon 300 bin doğum gerçekleşiyor. 2003'te yüzde 21'lerde olan sezaryen oranı, 2011'de yüzde 46,6'ya çıktı. Dünya Sağlık Örgütü kriterlerine göre, tıbbî sebeplerle sezaryenin kabul edilebilir sınırı yüzde 15-18 aralığında. Fakat Türkiye'de bu rakam kamuda yüzde 40, özel hastanelerde ise yüzde 80'lere çıkıyor. Sezaryendeki artışın, bu yöntemin kolaylığı, riskinin az olması ve normal doğuma ödenen ücretlerin azlığından kaynaklandığı belirtiliyor. Kadın doğum uzmanları, performans sisteminde kendi alanlarıyla ilgili ciddi eksikliklerin bulunduğunu dile getiriyor. Kamuda çalışan kadın doğum uzmanı A.Y., "Normal doğumda doktor 250, bazı durumlarda ise ek girişimlerle 350 puan kazanıyor. Fakat bir hastayı normal doğum için 15 saat takip edip de istenmeyen bir olaydan dolayı sezaryen gerektiğinde puan 150 olarak yazılıyor. Onca saat çekilen sıkıntının karşılığı ne olacak?" diye soruyor.

    Kamuda bir doktor ortalama ayda 4-5 gün girdiği ameliyatlarda 20 civarı doğum gerçekleştiriyor. Bunların 10'u normal doğum, 10'u sezaryen olarak hesaplandığında bir ayda normal doğum başına 35 lira, sezaryene de 15 lira alıyor. Normal doğum bazen bir-iki gün doktoru meşgul ederken, sezaryen en fazla yarım saat sürüyor. Kadın doğumcular, çözüm için normal doğumun kamuda hem puanlarının artırılmasını öneriyor.

    Özel hastanelerde ise doktorlar sezaryen başına ortalama 200-300 lira alıyor. Özelde bir doktor ayda en az 30 doğuma giriyor. Bunun yüzde 80-90'ı sezaryen oluyor. SGK özel hastanelerde geçmişte sezaryen için yaptığı 675 liralık ödemeyi 450 liraya, 250 lira olan normal doğum desteğini ise 400 liraya yükseltmişti. Fakat buna rağmen beklenen düşüş sağlanamadı. Uzmanlar normal doğum ücretinin daha da artırılmasını istiyor.

    Zaman'a konuşan, Sağlık Bakanlığı'na bağlı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanı Mustafa Aksoy, kamu hastanelerinde ilk doğumda, normal doğuma verilen performans ücretinin artırılacağını söyledi. Aksoy, "İlk doğumda normal doğuma verilen ücretin üzerinde ücret verilmesi konusunda SGK ile çalışma yürütülecek. Ayrıca özel hastanelerin sezaryenden de fark ücreti almaması konusunda SGK ile çalışma yapılacak." dedi. Diğer önlemler şöyle: Kadın doğum uzmanları, aile hekimleri, ebe ve hemşireler, anneleri normal doğuma teşvik için eğitime alınacak. Sezaryenin bir ameliyat olduğu, anne sağlığı açısından taşıdığı riskler ve normal doğumun önemi konularında anne adaylarına bilgilendirme yapılacak.

    'Kürtajın zararlarını anlatamayacak mıyız?'

    'Kürtaj lehine' eylemler yapan kişi ve örgütlere Sağlık Bakanı Recep Akdağ'dan tepki geldi. ABD ziyareti öncesi gazetecilere konuşan Akdağ, hem annenin hem de bebeğin sağlığını koruyacak bir orta yol bulmak için çalıştıklarını söyledi. Kürtajın anneye inanılmaz zararları olduğunu vurgulayan Akdağ, "Kanama, rahim yırtılması, kısırlık, enfeksiyonlar ve bunlara bağlı ağır durumlar, kanser eğilimi, bunları kadınlara anlatmayacak mıyız?" dedi. Konuyu çarpıtan bazı muhalefet milletvekillerine ve kadın örgütü üyelerine seslendiklerini dile getirerek, "Tecavüze uğramış kadının, çocuğunu alsanız da mağduriyetini ortadan kaldıramazsınız. Gelin tecavüzcüye verilen cezaları ağırlaştıralım." diye konuştu.

    Zaman
#03.06.2012 15:20 0 0 0
#03.06.2012 13:44 0 0 0
  • isim: ismail

    Şehir: İzmir

    Eşya: İğne

    Bitki : İncir

    Hayvan : İpek böceği

    Artist ve ülke oyunun aslında yok sanırım onları yazmıyorum :)

    R harfi
#03.06.2012 13:41 0 0 0
#03.06.2012 13:26 0 0 0
  • Su diyeti ile yaza incecik girin!

    Diyetisyen Ayşegül Bahar'ın hazırladığı su diyeti, aslında meyve, sebze ve su ağırlıklı bir detoks programı.
    Diyetisyen Ayşegül Bahar'ın hazırladığı diyet, aslında meyve, sebze ve su ağırlıklı bir detoks programı. Bu yüzden hızlı kilo verdiren diğer şok diyetler gibi sağlığa zararlı değil...

    Detoks programı

    BİRKAÇ gün sonra tatile çıkıyorsunuz, oysa hâlâ 2-3 kilo fazlanız var. Hiç paniğe kapılmayın, su diyetiyle 5 günde forma girebilirsiniz. Diyetisyen Ayşegül Bahar'ın hazırladığı su diyeti, aslında bir detoks programı. Bu yüzden yalnız düğün, parti, tatil gibi durumlarda değil, vücudunuz detoksa ihtiyaç duyduğunda da kullanılabiliyor.

    Limonlu su için

    ÇORBA ve meyve sularının ağırlıklı olduğu programda, ananas, çilek gibi bağırsakları çalıştıran ve ödem attıran meyveler de var. Sabah ve akşam içilen limonlu sular ise insülin salınımını azaltıp açlık hissini geciktiriyor. Ancak, Elele dergisinin temmuz sayısında yer verdiği bu diyet, kalp ve şeker hastalarına, hamile kadınlara ve emziren annelere yasak.

    İşte mucize diyetin detayları

    Sabah: 1 bardak ılık limonlu su, 1 bardak portakal ve greyfurt suyu karışımı, 2 dilim taze ananas, 6 tane çilek ve 2 kaşık yulaf ezmesi.

    Ara: 1 bardak ıhlamur, papatya ve melisa yaprağı çayı, 1 bardak ılık su ve 1 çay kaşığı zencefil tozu ile hazırlanmış çay.

    Öğle: 2 bardak su, 2 kâse sebze çorbası, bol yeşil salata (avokado, turp, taze soğan, tere, roka, maydanoz, domates, yağ ve limon).

    Ara 1: 3 tam ceviz (Aralar birer saat ara ile tüketilecektir).

    Ara 2: 2 dilim ananas, 1 elma, 1 bardak zencefil tozu çayı.

    Ara 3: 1 dilim tam buğday ekmeği, 1 dilim peynir, domates, salatalık ve maydanoz, 1 bardak papatya çayı.

    Akşam: 2 bardak su, 2 kâse sebze çorbası, 1 porsiyon sebze haşlama (tercihe göre üzerine az zeytinyağı, bol limon ile ketentohumu eklenebilir), 1 kutu probiyotik yoğurt.

    Ara: 2 dilim ananas, 15-20 adet siyah çekirdekli üzüm, 4 taze kayısı, 2 bardak ılık limonlu su.

    alıntı
#03.06.2012 08:40 0 0 0
#03.06.2012 08:32 0 0 0
  • Migren için günlük tutmak ilaç kadar etkili

    Migren hastalarının, düzenli olarak şikâyetleri ve neler yiyip içtikleri gibi notlar düştükleri 'migren günlüğü' tutmaları çok önemli.

    Kişiye göre değişen migren tetikleyici etkenlerin bilinmesi ve buna karşı önlem alınması, ağrı sıklığı ile şiddetini azaltmada ilaç kadar etkili olabiliyor.Migreni tetikleyen faktörlerin iyi tanınması ağrı sıklığı ile şiddetini azaltmada en etkili yöntemlerden biri. Ancak her migren hastasının ağrıyı tetikleyen faktörleri farklı olabiliyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Geysu Karlıkaya, bu nedenle migren hastalarının ne yiyip ne içtiklerini not düştükleri "migren günlüğü" tutmaları ve ağrıdan önceki 1-2 gün süresince stres, koku, alkol veya kafein gibi tetikleyici faktörlere maruz kalıp kalmadıklarını not etmeleri gerektiğine dikkat çekiyor. Migreni tetikleyen faktörleri iyi bilen ve onları engellemeye yönelik tedbirler alan migren hastalarının ilaç kullanmadan ağrıların sıklığı ile şiddetini azaltmaları mümkün olabiliyor.

    'AĞRI GÜNLÜĞÜ' TEDAVİYE IŞIK TUTUYOR!

    Migren tanısı için öncelikle hastanın yakınmaları detaylı olarak dinleniyor. Hastanın ağrı özellikleri hakkında yeterli bilgi edinildikten sonra fizik ve nörolojik muayene bulgularına göre ileri tetkiklere gerek duyulup duyulmadığına karar veriliyor. Bazı hastalarda kan tahlilleri veya beyin tomografisi ya da manyetik rezonans görüntüleme gibi incelemelerden faydalanılıyor. Ardından hastadan migren günlüğü tutması isteniyor. Bu günlükte ağrının sıklığı, süresi, yeri, karakteri (zonklayıcı, yanıcı, batıcı vs), ağrıyı artıran ve azaltan faktörler ile kullanılan ilaçlar yer alıyor. Günlük takipler tedaviyi düzenleme açısından önemli olduğu gibi, hastanın da kendi ağrısını daha iyi tanımasına yardımcı oluyor.

    MİGRENİ NELER TETİKLİYOR?

    Stres: En iyi bilinen migren tetikleyicilerinden birini oluşturuyor. Yapılan farklı çalışmalarda, yüzde 60-80 gibi yüksek bir oranda migren tetikleyicisi olarak tanımlanıyor.

    Kafein/nikotin fazlalığı: Fazla kafein ve nikotin tüketimi migren ağrısını tetikleyebiliyor. Ancak bunun tersi de olabiliyor. Örneğin her gün belli bir miktarda kafein alan bir kişi aniden düzenli kafein alımını durdurursa ağrılar benzer şekilde tetiklenebiliyor.

    Kokular: Bazı parfümler, sigara, tiner veya boya kokusu migren tetikleyicisi olabiliyor.

    Uyku düzeninde değişiklikler: Hem uykusuzluk hem de fazla uyumak migreni tetikleyebiliyor. Geç yatılan bir gecenin sabahında ağrı olabileceği gibi, hafta içi her gün belli bir saatte uyanan kişi, hafta sonu 1-2 saat fazla uyuduğunda migren tipi baş ağrısı ile uyanabiliyor.

    Hormonlar: En iyi bilinen migren tetikleyicilerinden biri de, âdet dönemi. Âdet başlamadan 1-2 gün önce, adet ortasında veya adet sonlandıktan 1-2 gün sonra ağrı ortaya çıkabiliyor.

    Parlak ışıklar ve yüksek ses: Parlak ışıklar ve yüksek ses migren ağrısını tetikleyebiliyor. Ayrıca migren ağrısı sırasında parlak ışıklara ve yüksek seslere karşı duyarlılık ortaya çıkıyor.

    Besin ve içecekler: Kuruyemiş, turşu, kurutulmuş meyveler, sosis vb. et ürünlerinde bulunan sodyum nitrat, eski peynirlerde bulunan tiramin, soya ve hazır çorbalar migreni tetikleyebiliyor.

    Alkol: Alkol en iyi bilinen tetikleyicilerden biri. Kırmızı şarap ise migreni tetiklediği en net bilinen içecek.

    Hava değişiklikleri: Hava basıncında, ısısında veya nem oranında ani değişiklikler migreni tetikleyebiliyor. Migren hastaları özellikle havanın lodoslu olduğu zamanlarda ağrı sıklığında artış tarif ediyor.

    Ani ve yoğun fiziksel aktivite: Aniden ve yoğun fiziksel aktivite migreni tetikleyebiliyor.

    İlaçlar: Doğum kontrol hapları veya damar genişletici özelliğe sahip ilaçlar, migren hastalarında ağrıya sebep olabiliyor.

    Zaman

#03.06.2012 08:24 0 0 0
  • Maratonun son günlerine planlı girin

    Yükseköğretime Geçiş Sınavı stresini geride bırakan öğrenciler, Lisans Yerleştirme Sınavı için gün saymaya başladı.
    Sınava sayılı günler kalması, öğrencileri yoğun bir stres altına alıyor.Peki, kalan zaman nasıl kullanılmalı? Stresten motivasyonu azalan öğrenci, son günleri verimli değerlendiremiyor. Ancak YGS'den istediği puanı alamayan adaylar LYS ile durumu telafi edebilir. Az zamanda çok mesafe kat edilebilir. Dolayısıyla son günlere daha planlı girmeliler.

    Sayısalcı öğrenciler, çalışılacak konuları özel bir eleme ile seçin.

    Bu seçim fayda esaslı olmalı ve sıkıntılı konular seçilmeli. Branş öğretmenleri ile hemen görüşülmeli ve deneme raporları esas alınarak bir çalışma takvimi çıkarılmalı. Bu takvimde belirleyici etken, denemeler sonrasında yapılan yanlışlara veya doğrulara bakılarak güncellenmeli. Uzun bir konu hiç bilinmiyorsa onunla uğraşmak yerine belli bir kıvama gelmiş az yanlış yapılan konular seçilmeli. Kısa sürede sıkıntılı konuların kavranabilmesi esas olmalı.

    Fizik, kimya ve biyoloji derslerine çalışırken bazı dersleri 'ben zaten bunları anlamıyorum, yapamıyorum' demeden işe sonuna kadar devam etmeli. Bu derslerden de bazı başlıklar seçilmeli ve onlara odaklanılmalı, kısa konu tekrarları ve konu testlerinden faydalanılmalı, bu esnada öğretmenlerinden tavsiyeler alınmalı.

    Eşit ağırlıkçı öğrenciler; görsel ve işitsel materyallerden yararlanın.

    Türk Dili ve Edebiyatı ve Coğrafya 1 başlığındaki konuları çalışırken mutlaka sözel bir ders çalışma ile ilgili yol kullanılmalı. Yazmanın yanı sıra edebiyatta senaryolaştırmak, coğrafyada haritalaştırmak veya şekillendirmek faydalı olur. Büyük ebattaki kâğıtlara konular özetlenebilmeli ve son tekrarlar oradan yapılmalıdır.

    Sözelci öğrenciler, tarihi senaryolaştırarak, yazarak ve çizerek çalışın.

    Sosyal Bilimler başlığındaki dersleri çalışma ile alakalı olarak bir ayrıştırma yaparsak; tarih tam senaryolaştırmaya müsait bir branştır. Bu ders çalışılırken veya tekrar edilirken ezberleme yerine öğrenme esas olursa ve büyük resim görülmeye çalışılırsa tarihteki birbiri ardına gelen olaylar daha iyi kavranmış olur. Tarihe kronolojik yaklaşma ve bölgelerin ve devletlerin haritalarından tekrarlar yapılarak çalışılması daha doğru bir yöntem olacaktır. Resmetmek, şekillendirmek veya görsel materyallerle çalışmak, tarih ve coğrafyayı anlamak ve kavramak için en güzel yollardan bir tanesidir. Bu yöntemle yaptığınız tekrarları oldukça büyük kâğıtlara yaparak hafızanıza kazıyabilirsiniz. Sosyoloji-psikoloji-mantık dersleri çalışılırken mutlaka yazarak çalışma yöntemi kullanılmalıdır. Unutulmamalı ki öğrenciler tarafından hafife alınan sosyoloji-psikoloji-mantık konuları en çok hata yapılan derslerdendir. İyice bilinmelidir ki; hafife aldığınız her ders sizi hedefinizden saptırır.

    Yabancı dilden hazırlanan öğrenciler, bol bol çeviri yapın.

    Yabancı dil sınavına girecek öğrenciler, son günleri sürekli soru çözerek ve okumalar yaparak geçirmelidir. Ne kadar farklı paragraf okur ve onları çözümleme yaparlarsa daha çok net çıkarma imkânları olacaktır. Bolca çeviri yapmalılar. Çok önemli bir tavsiye, bu yıl ÖSYM tarafından sorulan ÜDS ve KPDS sorularını çözmeniz size yararlı olacaktır. Öğretmenlerinin yönlendirmesine mutlak ihtiyaç olunan bir branştır. Bundan dolayı öğretmenleri ile birlikte bir 15 günlük program yapmalıdırlar.

    Zaman
#03.06.2012 08:21 0 0 0
#02.06.2012 23:28 0 0 0
  • noimage

    Çilekli melek pasta


    Malzemeler

    400 gr çilek
    200 ml krema
    100 gr labne peyniri
    3 yemek kaşığı pudra şeker

    Kek için

    130 gr kek unu
    1 tutam tuz
    12 yumurta akı
    1 tatlı kaşığı krem tartar
    1+2/3 su bardağı toz şeker
    2 paket vanilya

    Hazırlanışı

    Fırını 180 dereceye ayarlayın. Un ve tuzu bir kapta harmanlayın. Oda ısısındaki yumurta aklarını temiz ve kuru bir kapta 1 dakika kadar mikserle çırpın. Krem tartar ekleyip katılaşıncaya kadar çırpmaya devam edin. Şekeri azar azar ekleyip 3 dakika daha çırpın. Vanilyaları ilave edip karıştırın. Unu yumurta karışımına ekleyip spatula ile çırpmadan karıştırın. Karışımı ortası boş yüksek bir kek kalıbına aktarın ve fırında 35-40 dakika pişirin. Fırından alıp 1 saat soğumaya bırakın. Keki kenarlardan bıçakla ayırarak kalıptan çıkartın ve enine ortadan ikiye kesin. Kremayı pudra şeker ve labne peyniri ile birlikte mikserle katılaşıncaya kadar çırpın. İki kek parçasının arasına krema ile çilek dilimleri yerleştirip kapatın. üzerlerine de krema sürüp ortadan ikiye kesilmiş çileklerle süsleyip servis yapın.

    alıntı
#02.06.2012 19:33 0 0 0
  • Metni Kavrama Alıştırmaları

    1) Bugünde Numan niçin çıktı?

    2)Niçin Sahra'da kayboldu?

    3)Kaybolduğunda Numan ne yaptı?

    4)Hanzala ve eşinden Numan ne istedi?

    5) Hanzala Numan'a ne yedirdi?

    6)Şiddetli fakirlik isabet ettiğinde Hanzala ne yaptı?

    7)Hanzala Numan'dan ne istedi?

    8)Hanzala kimden kefil olmasını istedi?

    9)Kefil olmayı kabul etti mi?

    10)Numan Hanzala'nın sözünden ve hareketinden etkilenince ne yaptı?

    Hazırlayan : nesli
#02.06.2012 18:54 0 0 0
  • Arapça-4


    4. Ünite


    Vefalı Kişilik


    Hira'nın Meliki Numan b. Münzir avlanmak için çıktı. Ava atına binerek gitti. Arkadaşlarından uzaklaştı. Sahra'da kayboldu. Uzun bir süre arada sığınacak yer aradı. Sonunda Hanzala adında eşiyle beraber bir adam buldu. Onlardan yiyecek ve içecek istedi. Onların bir koyunu vardı. Hanzala onun sütünden ona içirdi. Onu kesti, onun etinden ona yedirdi. Sabah olunca Numan elbisesini giydi ve atına bindi. Sonra Hanzala'ya şöyle dedi: Karşılığını iste, ben Melik Numan'ım dedi. Hanzala: İnşaAllah yakında isteyeceğim dedi. Sonra Numan Hira'ya doğru acele gitti. Bu zamandan sonra Hanzala bekledi. Taki ona şiddetli fakirlik gelinceye dek. Hali kötüleşti. Karısı ona şöyle dedi: Eğer Melike gidersen sana elbette iyilik yapar. Hanzala Hira'ya doğru yola çıktı. İşte bu günde Numan'ın sıkıntılı gününe rast geldi. Uzak bir yere ordusuyla beraber gidiyordu. Orada karşısına çıkan ilk adamı öldürmeyi bekledi. İlk öldüreceği adam orada ona rastladı. Numan ona baktığında onu tanıdı. Orada kötü oldu. Hanzala Numan'ın önünde durdu. Numan ona dedi ki: Sen yanında bir gün kaldığım kişisin? Dedi ki evet. Numan. Gelecek başka bir gün bulamadın mı?
    Dedi ki: Bugünün ne olduğunu nerden bileyim?
    Numan: Allah'a yemin olsun ki güzel yüzlü oğlum önce sen bana rastladığın için seni öldürmekten başka seçeneğim yok. Dünyadan dilediğini iste, istemediğin şeyi iste çünkü öleceksin. Hanzala dedi ki: Öldükten sonra dünyayı ne yapayım. Numan: Oraya gidemeyeceksin. Hanzala dedi ki: Benim burada ölmem lazımsa ailemi ziyaret edip onlar için hazırlık yapmalıyım ondan sonra dönerim , dedi. Numan: Bana döneceğine dair kefil lazım. Hanzala yanındaki amra baktı. Numan'ın yardımcısı yanında duruyordu. Ondan kefil olmasını istedi. Kefil olmayı reddetti. İsmi Kurad İbn Ucdağ olan bir adam koşup geldi. O ben olurum dedi. Numan Hanzala'ya 500 dişi deve verilmesini emretti. Alıp ailesine götürdü. Sene geçti. Bugün cel günü tamam oldu. Numan Kurad'a dedi ki: Biliyor musun yarın öleceksin. Sabah olunca Numan atına bindi. Hanzala ile karşılaştığı yere gitti. Kurad'ın öldürülmesini cellada emretti. Vezirleri ona dedi ki: gün tamamlanıncaya kadar onu öldürmen gerekmiyor. Ölümden Hanzala'yı kurtardığı için Kurad'ın ölmesini istiyordu. Güneşin batmasına az bir zaman kaldı ki uzaktan bir adam gözüktü. Numan cellada onu öldürmesini emretti. Adam gelene kadar beklediler. O Hanzala idi. Numan onu görünce bu onu çok üzdü. Ölümden kurtulduktan sonra seni buraya döndüren nedir? dedi. Hanzala dedi ki: VEFA. Numan, Hanzala'nın sözünden ve yaptığından etkilendi. Kurad'ı ve onu affetti. Bu günden sonra öldürmeyi bıraktı.

    Hazırlayan: nesli
#02.06.2012 18:53 0 0 0
  • Eş Anlamlı Kelimeleri yazınız..


    İcat edildi, bulundu =اِخْتِرَاع _ ابتكار
    sahip olmak =يَقْتَنِي _ يَمْتَلِكُ

    Önem vermek =اهْتَمَّ _ اِعْتَنَى

    Donanmış=مُزَوَّداً _ نُقَلَتْ

    Düzenli =مُنَظَّمَةٌ _ مُرَتِّبةٌ

    halk, oturanlar =لِلسَّاكِنِينَ _ المُقيمُنَ

    tercüme etmek =بِنَقْلِ _ تَرْجَمَة

    taşınmak, nakletmek =حُمِلَتْ _ نُقَلَتْ

    يُعْتَبَرُ _ يُعَدُّ

    içerik, oluşum =تَشْتَمِلُ _ تَحْتَوي

    Hazırlayan : nesli
#02.06.2012 18:49 0 0 0