papatya_28

papatya_28

Üye
16.05.2012
Yarbay
42.364
Hakkında

  • Ord. Prf. Dr. Ali Fuat Başgil'den Gençlere Öğütler

    1893 yılında dünyaya gelen Ali Fuat Başgil'in babası; Mehmet Şükrü Efendi, Annesi Fatıma Hanım'dır. Dedesi Bölükbaşıoğullarından Hafız İbrahim Efendi'dir. İlkokulu Çarşamba'da okudu. Lise öğrenimine İstanbul'da başladıysa da 1. Dünya Savaşının çıkmasıyla askere gitti. 4 yıldan fazla Kafkas cephesinde subay olarak görev yaptı. Askerlik dönüşü eğitimini tamamlamak üzere Paris'e gitti. Paris'te önce Saint-Barbe Lisesi sonra Buffon Lisesi'nde gitti ve burada lise eğitimini tamamladı. Grenoble Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdikten sonra doktorasını Paris Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde tamamladı. Daha sonra Paris Edebiyat Fakültesi felsefe bölümü ile Paris Siyasi İlimler Merkezi'ni de bitirdi. Başgil, ayrıca Lahey Devletler Hukuku Akademisi'nin derslerine devam edip, buradan da mezun oldu. Yani 36 yaşında yurda üç fakülte ve bir yüksek okul diplomalı hukukçu olarak döndü.
    Millî Eğitim Bakanlığı Yüksek Öğretim Kurumu'na Genel Müdür Yardımcısı olarak tâyin edildi. 1930 yılında Ankara Hukuk Fakültesi'nde açılan imtihanı kazanarak Doçent oldu. Bir yıl sonra Profesörlüğe yükseldi. İstanbul Üniversitesi'nin kurulması üzerine Anayasa Hukuku derslerini okutmak üzere bu üniversiteye geldi. Bu görevi sırasında Mülkiye Mektebi'nde hocalık, İstanbul Yüksek İktisat ve Ticaret Mektebi'nde müdürlük yaptı. 1937′de Hatay Cumhuriyeti'nin Anayasası'nı hazırladı. 1939 yılında Ordinaryüs Profesör oldu. Türkiye'de ilk defa İş Hukuku derslerini ihdas etti, müfredat programını hazırladı ve hocalığını yaptı. 1938 - 1942 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı idi. 1947 yılında Hür Fikirleri Yayma Cemiyeti'ni kurdu. 1952′de Pakistan'da, 1959′da Ürdün'de toplanan İslâm Kongreleri'nde ve 1959′da Almanya'da toplanan Hukuk Kongresi'nde Türkiye'yi temsil etti.
    27 Mayıs 1960 İhtilâli'nden sonra, Milli Birlik Komitesi tarafından, 147 öğretim üyesi içerisinde üniversiteden uzaklaştırıldı. Daha sonra 147′lerin özel bir kanunla üniversiteye dönmelerine imkân sağlanmasına rağmen Başgil, konuyu bir haysiyet meselesi olarak kabul ettiğinden dönüş hakkını kullanmadı. 10 Nisan 1961′de emekliliğini istedi ve politikaya girdi.
    15 Ekim 1961′de Adalet Partisi Samsun listesinden bağımsız aday olarak Cumhuriyet Senatosu üyesi seçildi. Türkiye Büyük millet Meclisi'nin açılmasından sonra Cumhurbaşkanlığı'na adaylığını koydu. Cemal Gürsel?in cumhurbaşkanı olmasını isteyen cuntacıların tehdit ve baskılarından dolayı adaylıktan çekildi ve bunun akabinde de Cumhuriyet Senatosu üyeliğinden istifası istendi. "Politikanın mizacına uygun olmadığı gerekçesiyle istifa ettiğini" açıkladı ama "istifa etmediği takdirde cuntacıların ülkeyi kaosa sürükleyerek yeni bir ihtilal yapacaklarını, memleketin çıkarları için istifa ettiğini" yakın çevresinde herkes biliyordu.
    Daha sonra yurt dışına giderek Cenevre Üniversitesi'nde Türk Tarihi ve Türk Dili Kürsüleri'nde başkan olarak görev yaptı. 1965 yılında, yaş haddinden emekliye ayrılarak Türkiye'ye geldi. 17 Nisan 1967′de vefat etti. Kabri, İstanbul'da Karacaahmet Mezarlığı'ndadır.
    Ordinaryüs Profesör Doktor Ali Fuat Başgil, hayatı boyunca ilmin haysiyetini ve şahsî vakarını korumasını bilmiş, bir Anayasa hocası ve hukuk adamı olarak gerektiğinde kanaatlerini sözlü ve yazılı olarak açıklamıştır. Siyasî, sosyal ve hukukî sahalarda pek çok eser yazdı. Din ve laiklik konularındaki, 27 Mayıs İhtilâli hakkındaki görüşleri büyük ilgi uyandırmıştır.


    Ord. Prf. Dr. Ali Fuat Başgil'den Gençlere Öğütler

    1) Çalışmak için müsait vakit ve saat bekleme. Bil ki her gün, her saat çalışmanın en uygun zamanıdır.
    2) Çalışmak için müsait yer ve köşe arama. Bil ki her yer, her köşe çalışmanın en uygun yeridir.
    3) Çalışmaya oturduğun zaman tıpkı ateş hattında düşmanı gözleyen bir asker gibi uyanık ol ve dikkat kesil; bütün ruhi, bedeni kuvvetinle kendini işine ver.
    4) Devamlı ritmik çalış. Her gün aynı saatlerde mutlaka çalışmaya otur.
    5) Düşünen insan, maden kuyusunda kazma sallayan işçiden daha çok çalışır. Fikri çalışmalar için günde, devamlı olarak aynı vakitte, 2-3 saat yeter. İbn-i Sina 'Katb-u Şifa' adlı eserini günde iki saat çalışarak yazmıştır.
    6) Çalışmayı uzun ara vererek terk etme. Her günün derdi ve işi ayrıdır.
    7) Bir eseri ne kadar tamamlarsan(bitirirsen), ondan istifade o kadar fazla olur. Bir günde ve bir zamanda yapman gereken işi ertesi güne bırakma. Zira her günün derdi de, işi de kendine yeter.
    8. Her gün bir eserden yüksek sesle beş-on sayfa oku. Bu sayede konuşma ve söz söyleme kabiliyetin artar. Bu sayede konuşma ve söz söyleme kabiliyetin artar. Bir hitabı, dersi iyice öğrendikten sonra, kitabı kapayıp neler öğrendiğini gözden geçir. Daha sonra bunları not et. Dikkat et: Sözlerin ve yazıların kısa, açık ve manalı olsun.
    9) Rastladığın edebi, güzel yazıları ezberle. Bu sayede hem kelime ve ifade hazinen zenginleşir, hem de hafızan kuvvetlenir. Bir konu ve mesele hakkında bir yazı veya eser yazmaya karar verdiğinde, önce bu konu üzerinde yazılmış diğer bir eser oku.
    10) Sıradan bir kimse zamanı nasıl harcayacağını düşünür. Akıllı insan ise zamanı nasıl değerlendireceğini düşünür. Zira kaybedilen bir saniyeyi dünyanın bütün hazineleri getiremez.
    11) Gece yatağına uzandığın zaman, o gün ne yaptığını ve yarın ne yapacağını kendine sormadan uyuma.
    12) Gene bil ki, çalışma sevgisi güçlükleri yenmekten doğar ve kuvvetlenir. Güçlüğü yenmekten hâsıl olan manevi zevk eşsizdir. Emin ol ki, harpte zafer yılmayanındır. Sebat önünde güçlükler erir ve imkânsız görünen mümkün olur.
    13) İşinde rastladığın güçlüğü evvela parçalara ayır. Her parçayı birer birer sırayla yen. Mesela bir dersi en basit elemanlarına; kısım, fasıl ve bahislere ayır. Sırayla her bahsi iyice noksansız öğrenip anlamadan, diğer fasıla geçme. Yani attığın adımı iyice basmadan, diğerini atma.
    14) Hasta ve yorgun değilsen tatil aylarında bile yavaş ve az da olsa çalış. Ta ki çalışma ihtiyacın körlenmesin ve tekrar çalışmaya koyulmak için zahmet çekmeyesin. Dinlenme bahanesiyle asla boş durma. Boş oturmanın içi, işlemeyen demir gibi, pas tutar.
    15) Bir işi yapmaya koyulduğunda telaşlanıp sabırsızlanma. Sakin ve metin ol. Yol al, fakat acele etme. Sindirerek çalış ve öğren. İşinde ve dersinde herhangi bir fikir ve noktayı ihmal edip geçme. Küçük ihmalden bazen büyük zararlar doğduğunu unutma.
    16) En yeni fikirler, eski fikirlerin elbise giymiş halleridir. Dilbilgisi bir gaye değil araçtır. Asıl amaç olan fikir zenginliğidir. Kişinin kıymeti dilinin altında ve kaleminin ucunda gizlidir. Onu öz ve yazı açığa vurur.

    YUSUF YEŞİLKAYA
    Eğitimci - Yazar
    NLP Master Practitioner

#10.06.2012 15:22 0 0 0
  • Sokak arası üniversite

    Ülkemizdeki talebi karşılamak adına üniversitelerin sayısı gün geçtikçe artıyor.


    Büyük şehirlerdeki yer sıkıntısı, üniversite algısını da değiştirdi. Artık üniversite denince akla tarihi kapılar, çimlerde oturan öğrenci imajı gel(e)miyor!Sokağımızdaki araba sayısı artmıştı. Sakin bir cadde görünümündeki yoldan artık daha fazla otomobil geçiyor, insan sayısıyla birlikte artan hareketlilik de rahatlıkla seçilebiliyordu. Sabah ve akşam yoğunlaşan servisler, özel araçlar ve hatta sayısız kafeler, kırtasiyeler... Bu yoğunlukta artık, mahalle sakinleri arabalarını dahi park edemez olmuştu. Bir sabah mahallemizdeki boş plazada hummalı bir çalışmaya şahit olduk. Dev bir vincin, çatıya yanaştırdığı ışıklı tabelalar her yerden fark edilebiliyordu. İrice puntolarla yazılmış '... Üniversitesi' bir hayli dikkat çekiyordu. Resim, şimdi anlaşılır hale gelmişti.

    Türkiye'de son yıllarda eğitim alanındaki gelişmeler, artan öğrenci ve okul sayılarıyla belirgin bir hal almaya başladı. Yeni açılan üniversiteler ve meslek yüksekokulları ile ülkemizdeki üniversite sayısı toplamda 172'ye ulaştı. Bu artış ile yurt genelinde eğitim için uygun arazilere olan ihtiyaç da gün yüzüne çıktı. Üniversiteler Anadolu'da şehirlerin geniş coğrafyasında kendine uygun bir yer bulurken, İstanbul gibi büyük şehirlerde ilginç manzaralar ortaya çıkıyor. Şehrin merkezinde üniversite görüntüsünden uzak, han veya plaza gibi binaların tadilattan geçirilerek eğitim kurumu haline getirilmesi, bazı aksaklıklara sebep olmasıyla birlikte birçok soruyu da beraberinde getiriyor.

    Büyük şehre has bir durum

    İnsanların eğitim almak için gösterdiği çaba ve üniversite eğitimi algısı, sektörün sınırlarını bir hayli zorluyor. Bu algı değişikliğinin farkında olan hükümet ise 'Her ile bir üniversite' sloganı ile onlarca yeni üniversite açtı veya var olan kontenjanları artırdı. Özel teşebbüs destekli vakıf üniversiteleri de ülkemizdeki bu eğitim atılımına katkıda bulunuyor. Artık kaliteli bir üniversite eğitimi almak isteyen öğrencilerin, ülkenin bir ucundan başka bir ucuna taşınmaları gerekmiyor.

    Anadolu'nun coğrafya ve demografik yapısı, altyapı oluşturmada yetkililere kolaylık sağlarken, bu durum büyük şehirlerde yerleşke (kampüs) sıkıntısının baş göstermesiyle sonuçlanıyor. Şehrin merkezi yerlerine üniversitelerini kurmak isteyen vakıf veya devlet üniversiteleri ideal kampüs görünümlerinden fedakârlık ederken, bu konuda taviz vermek istemeyen üniversiteler ise merkezden çok uzak yerlere yerleşkelerini kurmak durumunda kalıyor. İstanbul Haliç Üniversitesi Rektörü Sait Sevgener büyük şehirlerde kurulan üniversitelerin yapısı hakkında şu yorumlarda bulunuyor. "Şehir üniversiteleri kampüs mantığından uzaklaşıyor. Yeşil alanlar olmaması dikey binaların yaygınlaşması gibi.. Fakat vakıf üniversitelerinin özelliği bu." ifadeleriyle önemli bir noktaya dikkat çekiyor. Sevgener, öte yandan "İstanbul içerisinde artık neresi şehrin içi neresi dışı tartışılır kavramlar." diyerek, bir İstanbul gerçeğine ışık tutuyor . Zira şehrin hızlı bir şekilde büyümesi ile bir zamanlar şehrin merkezi sayılabilecek yerlerin şehir ile bütünleştiğini ifade ediyor.

    Şehir Üniversitesi Nedir?

    Sait Sevgener'in değindiği 'Şehir Üniversitesi' özellikle Avrupa'da ortaya çıkmış bir kavram. Bu tip üniversiteler, öğretim yaptıkları binalarını şehrin merkezindeki farklı noktalara yayarak, şehirle bütünleşmiş bir şekilde eğitim hayatlarını sürdürüyor. Kampüs hayatı içinde gerekli olan altyapı ve olanakları şehrin içindeki merkezlerden sağlayarak karşıladıkları için kampüse ihtiyaç duymuyorlar. Gerekli her tür sosyal imkân, çevredeki konser salonları, parklar vs. gibi farklı merkezlerden sağlanıyor. Fakat bu kavram, ülkemizde var olan sıkıntıların da etkisiyle üniversite okumaya gelen bazı öğrenciler arasında hayal kırıklığına sebep oluyor. Bazı üniversitelerin şehir merkezine olan uzaklığı da hareketli şehir hayali kuran gençleri üzüyor. Öğrenciler arasında büyük şehirde üniversite tercih edip, 'bilseydim tercih etmezdim' diyenler bile var. Tam aksine durumun gayet farkında olup büyük şehir eğitiminin her zaman farklı olacağını bilenler de...

    İstanbul'da otobüs ile yol alırken dikkatiniz tabelalara doğru ister istemez kayar. Seyahat ederken onlarca üniversite ismi sayarsınız. Şehrin keşmekeşi arasında kalmış, cam kaplı, devasa reklamlarla bezeli eğitim kurumları var. Binaların önünde kabaran trafiğe, egzoz kokularına bulanmış eğitim ve öğretim mekânları...

    Toplum içerisinde hızlıca artış göstermiş eğitim ihtiyacına karşılık vermek için çarpık bir yapılaşmanın kurbanı olmuş üniversiteler. Artık üniversiteler, park ve yeşil alanı, anfisi, yemekhanesi, spor salonu olmadan da kurulabiliyor. Peki nasıl kapatılıyor bu eksiklik?

    Şehir Üniversiteleri, mevcut binalarında sahip olmadıkları anfi, laboratuvar, müsamere salonu hatta yemekhane gibi mekânları etraftaki hastane, tiyatro salonlarını kiralayarak veya farklı semtlerde kampüsler açarak karşılıyor. Öğrenciler genellikle kendi binalarında tüm derslerini görse de, bazen derslerin uygulamaları için farklı binalara götürülüyorlar. Bu taşıma işlemi üniversitenin kiraladığı servisler sayesinde gerçekleşiyor.

    YÖK'ün mekân yönetmeliği net değil

    Yüksek Öğretim Kurulu tarafından yayınlanan vakıf üniversiteleri yönetmeliğinin 16. maddesi eğitim kurumlarına "Eğitim-öğretim faaliyetlerinin sürdürülebilmesi için gerekli elverişli ve yeterli derslik, sosyal tesis, laboratuar, kütüphane ve diğer mekanların hazır olması..."nı şart koşuyor. Fakat anlaşılacağı üzere yönetmelikte üniversitelerin haiz olması gereken mekânların varlığından bahsedilse de niteliği hakkında detaylar verilmemiş.

    Sıkıntı ise tam olarak bu boşluktan kaynaklanıyor. Üniversitelerin sahip olması gereken asgari şartları bünyesinde barındıran bir kurum, alternatif yerlerden alınan destek ve katkılar ile üniversite ismini alabiliyor. Sonuçta bu durum üniversite denildiğinde ilk akla gelen çimlerde oturan gençler ve tarihi kapı imajının artık sona erdiği anlamına geliyor.

    İstanbul'a has bir durum bu

    Prof. Dr. Sait Sevgener (İstanbul Haliç Üniversitesi Rektörü): İstanbul'un kendine has, metropol oluşundan kaynaklanan durumları var. Bunu her şehir ile karşılaştıramayız. Kimi zaman kendinden kaynaklanan zor şartları hatta acımasız sayılabilecek şartlara haiz bir dünya başkentinde biz eğitim veriyoruz. Üniversitelerin en önemli özelliği şehrin içinde ve onunla bütünleşmiş olmasıdır bence.

    Akredite olmuş üniversitede sıkıntı yaşanmaz

    Prof. Dr. Dursun Koçer (İstanbul Kültür Üniversitesi Rektörü): Üniversitelerin kültürel, bilimsel ve sosyal projelerinin yoğun olması, özellikle de öğrenci kulüplerinin iyi çalışması, kampüs havasından uzaklaşmayı ortadan kaldırıyor. İster şehir ister kampüs üniversitesi olsun, akademik anlamda iyi organize olmuş, kadrosu düzeyli, laboratuvarları, atölye ve derslikleri donanımlı üniversiteler bu konuda sıkıntı yaşamaz.

    Öğrenciler kampüs üniversitelerini tercih ediyor

    Prof. Dr. Hüseyin Ekiz (İstanbul Süleyman Şah Üniversitesi Rektörü): Çok sayıda üniversite olması ülkemiz için bir şans. Bunlar öğrenciler için seçme imkanı sağlıyor. Üniversitelerin bütün alanlarda başarılı olmaları çok zor. Artık üniversitelerin bir alana eğilerek o alan üzerinde uzmanlaşmaları gerekiyor. Aslında bu iki çeşit üniversitenin yani şehir ve kampüs tipi üniversitelerin birbirine karşı üstünlükleri var. Birisinde şehrin önemli yerlerine ulaşım çok daha kolayken diğerinde ise üniversitede gereken tüm şartlar çevreden bağımsız bir şekilde bulunmaktadır. Fakat kampüs tarzı öğrenciler tarafından daha çok tercih edilen bir yapıdır.

    Zaman
#10.06.2012 15:02 0 0 0
  • Sezaryenle doğumda obezite riski

    ABD Boston Çocuk Hastanesi, bin 255 anne ve çocuğunu izledi. Sezaryenle doğumun çocuklarda obezite riskini 2 kat artırdığı saptandı. Uzmanlar bunu, doğumda salgılanan hormonlara bağlıyor.

    Sezaryenle dünyaya gelen çocukların obezite riskinin normal doğan çocuklardan 2 kat fazla olduğu ortaya çıktı. ABD'de bulunan Boston Çocuk Hastanesi uzman doktorlarından Susanna Huh'un üç yıl boyunca tam bin 255 anne ve çocuğunu gözlemleyerek hazırladığı rapora göre, sezaryen yoluyla doğan çocuklar obeziteye, normal doğumla dünyaya gelen çocuklardan iki kat daha meyilli oluyor. Normal doğan çocuklarda obez tanımına girenlerin oranı yüzde 7.5'te kalırken sezaryenlilerde bu oran iki kat artışla yüzde 15.7'ye çıkıyor. Ayrıca sezaryenle doğum yapan anneler, diğer annelere göre çok daha kısa süre emzirdiği için, çocuklar da yapay besinlerle daha erken tanışıyor.

    3 YIL İZLEDİLER

    Dr. Susanna Huh, ekibiyle birlikte ABD'nin Massachusetts eyaletinin çeşitli bölgelerinden hastanelerine başvuran bin 255 anne ve çocuğunu doğum öncesinden itibaren gözlem altına aldıklarını, doğumlarını gerçekleştirdiklerini ve üç yaşına kadar da tetkikleri sürdürdüklerini anlattı. Yapılan araştırmada çocukların ve annelerin sağlık taramalarının yapılmasının yanı sıra, ağırlıkları ve vücutlarındaki yağ değerleri de düzenli şekilde rapor edildi. Çocukların yüzde 22'si sezaryenle, yüzde 78'i ise normal şekilde doğdu. Araştırmanın sonucunda ise sezaryenle doğan çocukların vücutlarındaki yağ değerlerinin diğerlerine göre iki kat fazla olduğu görüldü. Dr. Susanna Huh'a göre, sezaryenle doğumun neden obeziteye yol açtığı konusunda henüz net bir şey söylemek mümkün değil. Ancak Dr. Huh "Tahminlerimize göre, doğum sırasında salgılanan hormonlarla ilgili bir durum bu. Ya da çocuk, doğumda bazı bakterileri almış olabilir" diyor.

    MODA, NORMAL DOĞUM

    Bu arada sezaryenin anne ve çocuk sağlığına olan olumsuz etkilerini gündeme getiren normal doğum taraftarları, dünyanın her ülkesinde yoğun kampanyalar düzenliyor. Hollanda'da evde geleneksel usullerle doğum yapma oranları geçtiğimiz yıl yüzde 50'yi aştı. İngiltere Sağlık Bakanlığı da anneleri mecbur olmadıkça sezaryene başvurmamaya yönlendiriyor. Normal doğumların tamamen ücretsiz ve çoğu defa evlerde gerçekleştirildiği ülkede hükümet, evlere ebe bile gönderiyor. Sezaryen karşıtlarına göre, kadının vücudu normal doğum yapacak biçimde yaratıldığından, onu doğal olmayan yollardan doğuma zorlamak, aynı zamanda bir çok riski de davet etmek anlamına geliyor.

    sabah


#10.06.2012 14:57 0 0 0
  • Özel hastanelerde fark soygunu

    80 özel hastaneden 60'ı yasaları çiğniyor. En fazla yüzde 90 olan fark ücretini yüzde 300'e kadar çıkarıyor. 39 lirayı aşmaması gerekenler 595 lira bile alıyor.

    İstanbul'daki 80 özel hastaneden 60'ının hastadan alınacak yüzde 90'lık fark ücretini yüzde 300'e kadar çıkardığı belirlendi. Yasalar, A sınıfı hastanelerin hastadan ayakta tedavi için en fazla 39 lira alabileceğini söylerken, 595 liralık fatura kesildiği ortaya çıktı.

    Hasta Aktivistleri Derneği'nin İstanbul'da Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile anlaşmalı özel hastanelerde yaptığı araştırma çoğu hastanenin fark ücreti alma oranına uymadığını gösterdi.

    Yapılan araştırmada, 80 hastane teker teker aranarak kardiyoloji ve dahiliye için ayrı ayrı randevu talep edildi. Devamında ne kadar muayene ücreti alınacağı soruldu. Araştırma sonucunda hastanelerin yüzde 75'i muayene ücretinin çok üstünde fark ücreti aldığı tespit edildi.

    HAKSIZ KAZANÇ

    Dernek Genel Başkanı Orhan Demir, yasal mevzuata göre Özel hastaneler en fazla yüzde 90 fark ücreti alabileceğini buna rağmen hastaneler yüzde 150-200 hatta 300'e kadar fark ücreti alabildiğini kaydetti.

    Örneğin kardiyoloji muayenesi için bir özel hastane hastadan en fazla 35 lira fark ücreti alması gerekirken 70 lira aldığını anlatan Demir, "Yani yasanın belirlemiş olduğu miktarın iki katı. Ya da bir gebe kadın muayene olmak için özel hastaneyi tercih ettiğinde kendisinden yüzde 90 değil yüzde 180 fark alıyor. Bunu yaparak hem yasaya muhalefet etmiş oluyor hem haksız ve yersiz kazanç elde ediyor. Devlet de buna göz yumuyor" dedi.

    ÜST LİMİT 39 LİRA

    Kardiyoloji muayenesi için devletin ödemiş olduğu miktarın 30 lira olduğunu belirten Demir şunları söyledi: "30 liranın yüzde 90 fark ücreti 27 lira. Bunun üzerine artı olarak 12 lira katkı payı alınır. İkisinin toplamı 39 lira. Bu 39 lira ayakta tedavilerde alınır ve alınabilecek en yüksek üst limittir. Bunun üzerinde 1 lira fazla para alan hastane haksız ve yersiz ücret almış durumuna gelir. Kaliteli yani A sınıfı hastanenin alacağı fark ücreti yüzde 90, bir alt kalite hastanenin yüzde 75, sonraki de yüzde 67 ve yüzde 30'a kadar düşer."

    RUHSAT İPTAL EDİLİYOR

    Demir, 27 Mayıs'ta uygulamaya geçen yeni düzenlemeye göre bu kurala uymayan hastane tespit edildiğinde acil hariç faaliyeti 1 gün süre ile 2. tespitte 3 gün, 3. tespitte 10, 4. tespitte 1 ay, 5. tespitte 3 ay ve 5. tespitte hastanenin ruhsatı iptal edildiğini hatırlattı.

    Aynı şekilde 5510 Sayılı Kanun'a göre de hiçbir sağlık güvencesi olmayan hamile kadınlar, özürlüler ve kimsesiz muhtaç çocukların acil durumu olmasa da hiçbir özel hastaneden geri çevrilemeyeceğini vurgulayan Demir, "Hizmet bedeli kendisinden değil, hastanın yaşadığı belediyeden teshil edilir.

    Bunlar yeteri kadar bilinmediği için özel hastaneler hastadan istediği gibi fark ücreti alıyor. Kaldı ki bütün özel hastaneler yatak kapasitesinin yüzde 3'ünü fakir ve muhtaç hastalara ayırmak tedavi etmek zorunda.

    Halbuki buna da kimse uymuyor" dedi. SGK, bir hastanın haksız yere para alındığı iddiasını üzerine yaptığı incelemede bunu tespit ederse hastaneye her bir işlem için 15 bin lira ceza kesiyor.

    HASTAYA İADE YAPILMIYOR

    "Devlet hastadan alınan fark ücreti dolayısıyla kendisi menfaat elde ediyor ama hastaya fazla paranın iadesine yönelik hiçbir yasal işlem yapmıyor "diyen Orhan Demir, vatandaşın da mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine işaret etti.

    Demir, "Hasta iade için Borçlar Kanunu'na göre hastaneye dava açması lazım ki bu zahmetli bir iş. Aynı şeyi ben yaptım. Devlet hastaneye 30 bin lira ceza kesti ama ben fazla ödediğim 30 lirayı geri alamadım. Yani devlete 30 bin lira kazandırdım ama kendi 30 liramı alamadım" İfadelerini kullandı.

    ACİLDE DE CİDDİ SKANDALLAR VAR

    Türkiye'de acille ilgili ciddi skandalların söz konusu olduğuna değinen Orhan Demir, "Kişi acil olarak hastaneye gidiyor ama özel hastane fark ücreti alabilmek için hastaya 'Acil değilsin' diyor. Öte yandan acilden gelen kişilerden acil durumu sonlana kadar kesinlikle ücret alınmaz. Dünya Sağlık Örgütü'nün acil hal olarak belirlediği durumları acil olarak değerlendirmiyor" dedi.

    Hasta itiraz etti 595 liralık fatura 44 liraya düştü!

    İstanbul'da özel hastaneye giden bir hastanın hikayesi durumu tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. H.K. adında vatandaş yaşadıklarını şöyle anlattı:

    "Genel kontrol için özel bir hastaneye gittim. Hastane, kimlik numaramı sorguladıktan sonra beni dahiliyeye yönlendirdi. Muayene ücreti olarak 30 lira nakit ödeme yaptım. Bunun karşılığında fiş ya da fatura almadım.

    Doktor muayeneden sonra yapılması gereken tahlilleri çıkardı. Hastane, tahliller için SGK'nın ödemesi dışında, hasta payı olarak 595 lira ödenmesi gerektiğini söyledi. Ödemeyi yaptım. İki gün sonra tahliller çıktı. Her şey normaldi. 595 lira ödedim; bana yapılanların bedellerini görebildiğim bir fatura/işlem dökümü bana verilmedi. Muhasebeye gittim. Yapılan işlerin detaylarını gösteren fatura vermelerini talep ettim.

    Talep edilmesine gerek olmadan yasal olarak verilmesi gereken faturayı vermek istemediler. 'Niçin istiyorsunuz? Size fatura veremeyiz, isterseniz yapılanları bedellerini elle yazalım verelim. Bu fiş, fatura demek zaten. Uygulama böyle, fatura veremiyoruz' dediler. Sergilenen bu tavır, talebimde daha çok ısrarcı olmama neden oldu. Sonunda, 'Sizi müdürümüzle görüştürelim' sürecine geçildi. Müdür de benzer şekilde devam etti: 'Detaylı faturayı size veremeyiz, biz bu tip faturayı kuruma -SGK'ya- veriyoruz' dedi.

    Israr ve gerilim sonrasında, hastane mali müşavirine danışmak için zaman istedi. Bir gün sonra tekrar aradım, fatura talebini yineledim. 'Buyurun gelin. Yardımcı olacağız' dediler, gittim. Hastane yetkilileri, 'Sizden fazla ödeme alınmış' dediler. Normalde 30 lira olan muayene ücreti içinde bu tahlillerin yapılması gerekiyormuş. Sonuç olarak, 30 lira muayene ücretinin 12 lirasının SGK tarafından, 18 lirasının hasta tarafından ödenmesi gerekiyormuş. Hastane, 595 liralık tahlilinin 551 lirasını fazladan aldığını, hastanın aslında yalnızca 44 lira ödemesinin yeterli olduğunu söyleyerek 551 lirayı bana geri ödemek için işlemleri başlattı."

    HASTA NE YAPMALI?

    Özel hastaneye gitmeden önce muayene ücretleri dahil harcama tutarını öğrenmek mümkün. Bunun için SGK'nın web sitesine girip 'hastane seçin' uygulamasını seçmek yeterli. Uygulamada Türkiye genelindeki anlaşmalı hastanelerin listesi yer alıyor. SGK ile sözleşmesi bulunan özel hastaneler 5 farklı sınıflandırmaya göre ayrılıyor. Hastane, doktor ve işlem seçimi yaptıktan sonra hastanın en fazla ne kadar ödeyeceği aktarılıyor. Böylece sağlık harcamalarını önceden belirlemek ve ona göre plan yapmak söz konusu oluyor. SGK, bunun dışında herhangi bir mağduriyete uğramamak için yapılması gerekenleri şöyle sıralıyor:

    * İhbar hatlarını 170 ve 184 arayın.

    * 100 lira üzerindeki tüm ödemeler için detaylı fatura alma haktır.

    * Tüm hastanelerde, anlaşmalı ya da anlaşmasız, trafik kazası geçirmiş kişilere verilen sağlık hizmetinin

    tamamının bedava olduğunu unutmayın. Hayati risk doğurabilecek acil kapsamındaki hallerde ücret talep edilemez. Kendisinin ya da yakınlarının güvencesi yoksa 18 yaşından küçük olanlar ücretsiz sağlık hizmeti alır.

    *Yasaları ihlal eden hastaneleri SGK'ya, İl Sağlık Müdürlüğü'ne veya Sağlık Bakanlığına şikâyet edin. Aynı zamanda yetkililer hakkında savcılığa da başvurulabilir.

    SGK: ŞİKAYET EDİN

    Sosyal Güvenli Kurumu tarafından yapılan açıklamada, bu tarz mağduriyetlere ve suistimallere uğramamak için toplumun bilinçli olması gerektiği vurgulandı. Mağdur olduğunu düşünen vatandaşların SGK'nın İl Müdürlükleri'ne, SGK Merkezleri'ne ya da Alo 170 İletişim Merkezi'ne başvurabileceğini aktaran açıklamada "Yapılan şikayet ve başvurulara istinaden hastane ve yapılan tetkikler Risk Odaklı Denetim Mekanizması çerçevesinde incelenir. Yapılan incelemede vatandaş mağduriyeti söz konusuysa ilgili hastaneye gerekli cezai işlem uygulanır. Ayrıca hastane, vatandaşın hak kaybını ödemek zorunda kalır" denildi.

    Bugün

#10.06.2012 14:56 0 0 0
#10.06.2012 13:51 0 0 0
  • HAYRET...HıÇ ıNANCINA ÖNEM VERMEDıN....YA AKLIN BAşKA YERDEYDı YA DA YÜREğıN....!!



    Gördük ki;
    Hakim, ama hükmünde adil değil.
    Gördük ki;
    Alim, ama ilmiyle amil değil.
    Gördük ki;
    "Müslüman" ama imanlı değil.
    Gördük ki;
    Zengin, ama cömert değil.
    Gördük ki;
    Fakir, ama sabırlı değil.
    Gördük ki;
    Camiye devam eder ama namazda değil.
    Gördük ki;
    Zikir dilde, ama kalpte değil.
    Gördük ki;
    Dua için açılmış eller, ama ihlaslı değil.
    Gördük ki;
    BEN diyor, ama Sen'den haberdar değil.
    Gördük ki;
    Cennete talip, ama cehennem yolundan kurtulmaya niyetli değil.
    Gördük ki;
    Ahlaktan bahseder, ama edepli olmaya niyetli değil.
    Gördük ki;
    Dedi-kodudan şikayetçi, ama vazgeçici değil.
    Gördük ki;
    Kıskançlıktan korkar, ama nefsine hakim değil.
    Gördük ki;
    Elde-dilde Kur'an, ama yolunda değil.
    Gördük ki;
    Muhammed'e hayran, ama ahlakında değil.
    Gördük ki;
    Gurur-kibirle malul, ama farkında değil.
    Gördük ki;
    Hali davranışı hoş gibi görünür, ama Muhammedi değil.
    Gördük ki;
    Konuşulduğunda dinliyor, amma uygulama yapıyor değil.
    Gördük ki;
    Ezanı dinliyor, ama fiilen ibadet ediyor değil.
    Gördük ki;
    Selamı alıyor-veriyor; ama ne dediğinin farkında değil.
    Gördük ki;
    Adalet istiyor, ama kendisi adaletli değil.
    Gördük ki;
    Sünnetin yaşam için mutluluk yolu olduğunu biliyor, ama yaşantısına tatbik ediyor değil.
    Gördük ki;
    Anne-babaya itaatin farz olduğunu biliyor, ama bilfiil kendisi itaatkar değil.
    Gördük ki;
    Haramın yuva yıktığına inanıyor, ama haramdan elini çekiyor değil.
    Gördük ki;
    Erken yatıp erken kalkmanın bereket, sağlık ve büyük kazanç olduğunu biliyor ama bildiğini uyguluyor değil.
    Gördük ki;
    Namaza çağrıldığını duyuyor, ama ibadet ediyor değil.
    Gördük ki;
    Çıplaklık Müslümanlık dışı bir tavır olduğunu biliyor, ama tesettürü uyguluyor değil.
    Gördük ki;
    Çok yemek, çok uyumak, çok konuşmak kalbi öldürür. Bunu biliyor ama bunları uygulamak prensibi değil.
    Gördük ki;
    Seher vakti uyumak ruh ve beden için sağlıklı değil, ama o saatlerde uyanık olmak umurunda değil.
    Gördük ki;
    Zaman büyük bir hızla geçiyor, ömrünü de alıp götürüyor, ama kimse bunun farkında değil.
    Demek ki, hadiste geçtiği gibi, "insanlar ölürken uyanacaklar."
    Anlaşılıyor ki, bunun da farkında değiliz
    GÖNÜL DEMıREL...biz birbirimizi biliriz..

    alıntı
#09.06.2012 19:40 0 0 0
  • Güneşlenmeden önce bir kez düşünün


    Yazın güneşlenmek size iyi gelebilir ve kısa dönemde güzel görünmenizi sağlayabilir. Ancak güneşe maruz kalmak hücresel hasar riskini artırır, erken kırışıklıklara yol açar, ciltte lekelere ve hatta melanom olarak bilinen cilt kanserine yol açabilir.

    WebMD'de yer alan habere göre, işte güneşe fazla maruz kaldığınızı gösteren işaretler:

    Bronzlaşma: Bronz ten çok güzel görünebilir, ancak sizin gördüğünüz altın rengi cildin en dış katmanı olan epidermisin yaralanması sonucu oluşuyor. Güneşin ultraviyole ışınlarına maruz kalma yaşlanma etkilerini hızlandırıyor ve cilt kanserine yakalanma riskinizi artırıyor. Dışarıya çıktığınızda güneş hasarını önlemek için koruma faktörü 30 ve üzerindeki güneş kremlerini kullanın.

    Güneş yanığı (1. Derece yanıklar): Güneş yanığı güneşin UVA ışınlarından kaynaklanan cilt hasarıdır. Birçok güneş yanığı kızarıklık, dokununca yanma ve orta şiddette ağrı ile sonuçlanır. Bu durumda sadece cildin dış katmanı etkilenir. Yanıklar güneşe maruz kaldıktan sonra saatler içinde oluşur ve iyileşmesi günler veya haftalar sürebilir. Aspirin ya da ibuprofen gibi ağrı kesiciler, soğuk kompres ya da nemlendirici kremler ağrının azalmasına yardım edebilir.

    2. derece güneş yanıkları: Cildin katmanlarına ve sinir uçlarına zarar veren ikinci derece yanıklar çok daha fazla ağrı verir ve iyileşmesi uzun zaman alır. Bu yanıklar kızarıklık, su toplanması ve kabarcıklar ile kendini gösterir. Eğer su toplanmaları oluşursa onları patlatmayın. Bunlar nem ve koruma kaynağıdır. Bunları patlatmak enfeksiyona yol açabilir. İkinci derece güneş yanığı yaşarsınız bir cildiye uzmanına başvurun.

    Kırışıklık: Güneşin ışınları cildinizi yaşlı ve kırışık gösterir. Yetişkinlerde cilt yaşlanmasının yüzde 80'inden fazlası 18 yaşından önceki bronzlaşma sonucunda oluşur. Fazla miktarda ultraviyole ışınlar ciltteki elastin olarak bilinen liflere zarar verir. Bu lifler parçalanınca, cilt sarkmaya, gevşemeye ve esnekliğini kaybetmeye başlar.

    Pürüzlü cilt dokusu: Çok fazla güneş cildin aşırı ya da dengesiz bir şekilde renklenmesine yol açar. Cildin bazı bölümleri daha koyu renkli görünürken, bazı alanları ise daha açık renkli olur. Güneş aynı zamanda cildinize kırmızımsı bir görünüm vererek küçük kan damarlarında kalıcı değişikliklere yol açabilir.

    Çiller: Genellikle cildin güneşe temas eden yerlerinde bulunan çiller yaz aylarında ve özellikle açık tenli, sarı ve kızıl saçlı insanlarda daha çok fark edilirler. Çiller herhangi bir sağlık problemine yol açmazlar. Ancak bazı kanserlerin başlangıç evreleri çile benzeyebilir. Çillerinizin rengi, boyutu veya şekli değişiyorsa bir doktora gitmelisiniz.

    Yaşa bağlı olan noktalar: Bu sinir bozucu kahverengi ya da gri lekeler yaşla birlikte oluşuyor ve yaş ilerledikçe bunlar da çoğalabiliyor. Eller, yüz ve göğüs üzerindeki bu lekeler güneşe maruz kalmanın sonucunda oluşuyor. Beyazlatma kremleri, asit peeling ve ışık tabanlı tedaviler bu görünümü hafifletebiliyor. Lekeler mutlaka takip edilmeli, melanom gibi ciddi kanserlerin habercisi olabilir.

    Aktinik (solar) keratoz: Cildin hemen hemen yalnızca güneş gören alanlarında oluşan ve oldukça sık rastlanan lezyonlardır. Yaşlı ve açık ten rengine sahip kişilerde daha sık görülen hastalığın görülme sıklığı yaşla birlikte artar. Güneş ışığına uzun süreli maruz kalmaktan dolayı oluşur. Bunlar cilt kanserin erken dönem belirtileri olabiliyor. Genellikle 40 yaşından sonraki insanlarda görülür, fakat daha genç yetişkinlerde de görülebilir.

    Atkinik şellitis: Genellikle alt dudakta görülen prekanseröz durumdur. Dudak çatlakları, geçmeyen kuruluk veya pullu parçalar görülebilir. Daha az yaygın olan belirtileri ise dudağın şişmesi, dudak ile cilt arasındaki keskin sınırın belli olmamasıdır. Tedavi edilmediği takdirde skuamöz hücreli karsinoma dönüşebilir.

    Skuamöz hücreli karsinom: Melanom olmayan bu cilt kanseri, derinin epidermiş tabakasının orta bölümünden doğan kötü huylu bir tümördür. Basal hücre kanserinden daha saldırgandır; lenf nodülleri ve iç organlar dahil olmak üzere, başka yerlere atlayabilir. Normal ciltte, bir yanık veya yara izinde veya bir kronik iltihap alanında başlayabilir. Bu kanser en büyük sıklıkla devamlı olarak güneş ışığına maruz kalan yerlerde olur ve ana nedenin ultraviyole ışını olduğu düşünülmektedir. Açık tenli, mavi gözlü, sarı veya kızıl saçlılar en yatkın olanlardır. En fazla 50 yaşından sonra başlar.

    Bowen hastalığı: Bowen hastalığının en tipik özelliği kabarık, kırmızı ve pullu plak şeklinde olmasıdır. En çok güneşin gördüğü yerlerde bulunurlar, kadınlarda daha çok bacağın alt kısmında görülürler, çünkü bu bölgeler normal yoldan ve kaldırım taşlarından yansıyan UVR'yi alırlar. Genellikle sadece bir lezyon görülmesine rağmen, bazen çok sayıda da olabilir.

    Bazal hücreli karsinom: Bazal hücreli karsinom (BHK), tüm dünyada en sık karşılaşılan deri tümörüdür ve çeşitli şekillerde görülebilir. Bazal hücreli karsinom, diğer organlara yayılmaz, kan yolu ile dağılmaz, nadiren etraf dokulara yayılarak bu dokularda hasar oluşturabilir. Yüzeysel bazal hücreli karsinom, BHK'nın histolojik alt tiplerinden birisidir. Pul pul bir yüzeye sahip, kırmızımtırak, düz veya çok hafif derecede yüzeyden kabarık yamalar ile karakterize bazal hücre karsinomu çeşididir. İnce, ip gibi, inci dizisine benzeyen bir sınır bulunabilir. Lezyonlar yüzeysel olarak yayılmaktadır ve genellikle gövdede veya kol ve bacaklarda ortaya çıkmaktadır.

    Melanom: Diğer cilt kanseri türleri gibi yaygın olmayan melanom, en ciddi ve en ölümcül kanser türüdür. Melanomun muhtemel belirtileri, benlerin ya da lekeli bölümlerin görünümündeki değişikliklerdir. Eğer beninizin görünümünde, şeklinde, renginde, büyüklüğünde değişiklik olursa ya da benlerinizin kenarı düzensizse, birden fazla renk içeriyorsa bir doktora gidin. Melanom sadece cildinizi etkileyebileceği gibi diğer organlara ve kemiklere de yayılabilir. Erken teşhis edilirse ve tedavi edilirse iyileşme şansı vardır.

    Katarakt: Katarakt, gözdeki doğal merceğin saydamlığını kaybetmesidir. Saydamlığı bozulan lens isli, buzlu veya lekeli cam gibi olur ve görme ile ilgili şikayetler başlar. Cisimler şekilsiz bulanık veya zayıf görülür. Göz yorgunluğu ve baş ağrısı oluşur. Güneşe çıktığınızda güneş gözlüğü ve şapka takıp kataraktan korunabilirsiniz.

    Güneşten kaçının: Güneş yanığından, erken gelen kırışıklıklardan, cilt kanserinden ve güneşin diğer zararlı etkilerinden korunmanın en iyi yolu özellikle 10.00 ile 16.00 saatleri arasında dışarıya çıkmamaktır. Çıkmak zorunda kalırsanız da en az 30 faktörlük güneş kremi kullanın, şapka ve güneş gözlüğü takın ve örtünün. Cildinizde herhangi bir değişiklik fark ederseniz doktora başvurun.

    Zaman


#09.06.2012 12:12 0 0 0
  • SBS sonuçları ne zaman açıklanacak?

    İlköğretim son sınıf öğrencileri için Seviye Belirleme Sınavı'nın (SBS) soru ve cevapları saat 13.45'den itibaren kamuoyuna duyurulacak..

    Sınava giren 1 milyon 98 bin 243 ilköğretim 8. sınıf öğrencisine 100 soru yöneltilecek ve 120 dakika süre tanınacak.

    Milli Eğitim Bakanlığı, 8. sınıflar SBS'ye 1 milyon 98 bin 243 adayın katılacağını, özel eğitim alan bin 548 öğrenciden 50'sinin evde veya hastanede, gözetmenler kontrolunda sınava alınacağını açıkladı.

    SBS, 654'ü yurtiçi ve 10'u yurtdışında olmak üzere 664 sınav merkezinde yapılıyor. Öğrencilere Türkçe, matematik, fen ve teknoloji, sosyal bilimler ve yabancı dil alanlarında 100 soru yöneltiliyor. Saat 10.00'da başlayan sınav, 120 dakika sürecek. Soru ve cevaplar, saat 13.45'ten itibaren kamuoyuna açıklanacak.

    alıntı

#09.06.2012 11:49 0 0 0
  • Bende çok sakız çiğnerdim önceleri, hatta yuttuğum bile olurdu ,sakız çiğnemenin çene kasına zarar verdiğini duymuştum azaltmıştım ama dikkat etmek gerekiyormuş ..Emeğine sağlık olsun :)
#08.06.2012 19:37 0 0 0
  • [h=1]SBS öncesi büyük krizTokat'ta 3 eğitim sendikası, sınavlara katılmama kararı aldı.

    Sınav bu haftasonu...

    TÜRKİYE genelinde Diyarbakır'da da hafta sonucu yapılacak Seviye Belirleme Sınavı (SBS) ile Parasız Yatılı ve Bursluluk (PYB) Sınavı'nda görev alacak öğretmenlerin istenilen başvuruyu yapmaması kriz yarattı. Yaklaşık 60 bin öğrencinin katılacağı sınavlar için Valilik res'en görevlendirme yaptı. Eğitim- Sen Diyarbakır Şube Başkanı Kasım Birtek, 5 bin öğretmene ihtiyaç varken, 400 öğretmenin başvurduğu ve Valiliğin re'sen görevlendirme yaptığını ve bunun Danıştay kararlarına aykırı olduğunu söyledi.

    Cumartesi günü yapılacak SBS için Diyarbakır'da yaklaşık 25 bin, pazarg ünü yapılacak PYB sınavı için de 35 bin öğrenci katılacak. Sınavlarda görevlendirmek için 5 bin öğretmene ihtiyaç duyulurken, öğretmen sendikalarının karar alması sonucu başvuru sayısı düşük kalınca, valilik tarafından re'sen görevlendirme yapıldığı iddia edildi. Milli Eğitim Müdürlüğü'nden okullara valilik oluru ile gönderilen yazıda, 9-10 Haziran 2012 SBS ve PYB sınavı için görevlendirmelerin sisteme aktarıldığı ve okulların 8 Haziran 2012 Cuma saat 11.00'e kadar çıktılarını almaları gerektiği belirtilerek, "Görevler otomasyon tarafından alfabetik sırayla verilmektedir. Görev iptali ya da değişikliği asla yapılmamaktadır. 9 Haziran 2012 Seviye Belirleme Sınavı ve 10 Haziran 2012 PYB Sınavı saat 10.00'da başlayacak olup, en geç saat 09.00'da görevlendirildiğiniz okulda hazır bulununuz" denildi.

    'GÖREVLENDİRME KARARI KANUN DIŞI'

    Valiliğin res'en görevlendirme kararına tepki gösteren Eğitim-Sen Diyarbakır Şube Başkanı Kasım Birtek, Valiliğin bu kararı kanun dışı olduğunu ileri sürdü. Birtek, "Danıştay kararları vardır. Görevlendirmenin 1 hafta önce yapılması gerekiyor. Sınavlara girmeyecek olan arkadaşlarımız sıkıntı yaşamayacaklar" dedi.

    Birtek, öğretmenlerin itibarsızlaştırılmaya çalışılması, memurlara hakları olan zamların verilmemesi, sınav ücretleri ve öğretmenlere sahip çıkılmaması nedeniyle bütün eğitim sendikalarının Diyarbakır'da böyle bir karar aldıklarını söyledi. Birtek, "Başbakan ve Milli Eğitim Bakanının öğretmenrlerle ilgili açıklamaları var. Hani İlçesi'nde sınava müdahale eden öğretmenler tutanak tuttu diye açığa alınırken, bunu yapan polis hakkında işlem yapılmıyor. Bu şartların düzeltilmesi için böyle bir karar aldı. Diyarbakır'da 5 bin öğretmene ihtiyaç varken, şuana kadar 400 kişinin gönüllü başvurduğunu söyleyebilirim" dedi.

    'ÖĞRETMENLER SEVK VE RAPOR ALIP SINAVA GİRMEYECEKLER'

    Eğitim Bir-Sen Diyarbakır Şube Başkanı Yunus Memiş, öğretmenlerin itibarsızlaştırma ve saygınlığının yok edilmesi için yapılan açıklamalara tepki gösterdikleri için sınavlarda üyelerinin görev almayacağını isöyledi. Memiş, "Başbakan bize 15 saat çalışıp 2 ay yatmakla suçluyor. Bu açıklamasını düzeltmesini bekliyoruz. Amacımız öğrencileri mağdur etmek değil, itibarsızlaştırmanın önüne geçmek için demokratik tavrımızı ortaya koyuyoruz. Öğretmenler saldırıya uğrarken kimse kılını kıpardatmıyor. Çözümsüzlük değil çözümün parçası olmak istiyoruz. Resen görevlendimelerden sonra öğretmenlerimiz isterse sevk ve rapor alarak sınavlarda görev almayacaklardır. Öğretmlenlerimiz talepleri sınava girmeme doğrultusundadır" dedi.

    Diyarbakır Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri ise hafta sonu yapılacak olan sınav için görevlendirmelerin yapıldığını ve bir sıkıntı yaşanmayacağını söyledi.

    TOKAT'TA ÖĞRETMENLER SINAVLARA KATILMAMA KARARI ALDI

    TOKAT'ta Memur- Sen, Türkiye Kamu- Sen ve KESK'e bağlı eğitim sendikaları merkezi sınavlara katılmama kararı aldı.

    Tokat'ta eğitim sendikaları ortak karar alarak yapılacak merkezi bütün sınavları boykot etme kararı aldı. Öğretmenler boykot kararını gerekçe olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'in eğitim camiasına yönelik çalışma saatleri, ücret ve izin konusundaki sözlerini gerekçe gösterdi. Sendika binasında açıklamalarda bulunan Memur Sen'e bağlı Eğitim Bir Sen Şube Başkanı Cemil Çağlar, genel merkezlerinin kararı olmamasına rağmen yerelde bu kararı aldıklarını söyledi. Çağlar, şöyle dedi:

    "Merkezi bütün sınavları boykot etme kararı aldık. Merkezi ÖSS, LYS, SBS, açık lise, açık öğretim gibi bütün sınavlara öğretmenlerin itibarları iade edilinceye, 'Ya öğreten ol ya öğrenen ol' anlayışı hakim oluncaya ve sayın Başbakanın ve bakanın eğitim çalışanlarına yönelik söylemlerini düzeltene kadar Tokat'ta merkezi sınavlarda görev almama kararı aldık. Şu ana kadar da uyguluyoruz. Eğitim çalışanlarının gönlü kırıktır. Yetkililerden bu kırıklığı tamir edecek açıklama bekliyoruz."

    Cemil Çağlar, sınavlarda Valilik ve Kaymakamlık tarafından görevlendirme olacağını belirterek, "Mesela ilçelerden Yeşilyurt'a, Artova'dan Sulusaray'dan öğretmen takviyesi gibi çalışmalar varmış, Yeşilyurt merkez olduğu için. Bir şekilde görevlendirme olur. Bizim Tokat'taki kararımız bu yönde. Biz hafta sonu Tokat'ta bile olmayacağız" dedi.

    Türkiye Kamu Sen'e bağlı Türk Eğitim Sen Şube Başkanı Hakan Akkaya da yazılı açıklama yaparak 9 Haziran tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından İlköğretim 8'inci sınıflara yönelik düzenleyeceği Seviye Belirleme Sınavı'na (SBS) katılmama kararı aldıklarını ifade etti. KESK'e bağlı sendika üyeleri de sınavlara katılmayacağını duyurdu.

    alıntı
#08.06.2012 17:15 0 0 0
  • [h=1]Sınava kadar her sabah tatbikat16 Haziran'da LYS'ye gireceklere, tatbikat önerisi ...

    Okul ve dershane arasında geçen yoğun maratonun son etabına ulaşan üniversite adaylarının başarıya nasıl ulaşabileceklerini 2011 LYS şampiyonu Serhat Ercümen'e sorduk. Ercümen, üniversite hayali kuran gençlere gerçek bir 'tatbikat' önerdi: "Her sabah gerçek sınav oluyormuş gibi, sınav saatinde, sınav süresi kadar, sınav salonunda olduğu gibi tuvalete bile kalkmadan deneme sınavı yapın"

    ORHAN TURAN - SINAVA DOĞRU (2)

    Üniversite adaylarının sınavda başarı adına son hamlelerini yaptığı günleri yaşıyoruz. Konu tekrarı, denemeler derken farklı çalışma tarzlarıyla son günleri değerlendirmeye çalışan öğrencilerimize, geçtiğimiz yılın şampiyonundan önemli bir taktik uyarısı geldi. 2011 Lisans Yerleştirme Sınavı'nı (LYS) Y-TS-1, Y-TS-2 puan türünde zirvede tamamlayan Serhat Ercümen, üniversite hayali kuran gençlere 16 Haziran'da başlayacak LYS için gerçek bir tatbikat tavsiyesinde bulundu.

    ODAYI SINAV SALONU YAPIN

    2011 LYS Türkiye Birincisi Serhat Ercümen, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi hazırlık sınıfında okuyor. Şu sıralar hazırlık sınıfı finallerine çalıştığını söyleyen Ercümen, okulunu bitirdiğinde ise Galasaray Üniversitesi'nde akademik kariyer yapmak istiyor. Birincilik sırrını sorduğumuz Ercümen, sınav psikolojisine adapte olmanın ve başarının yolunu şu taktikle çiziyor: "Her sabah gerçek sınav oluyormuş gibi, sınav saatinde, sınav süresi kadar, sınav salonunda olduğu gibi tuvalete bile kalkmadan deneme sınavı yapın." Ercümen, "Gerçek anlamda bir tatbikat yapmalarını öneriyorum. Odanın birini sınav salonuna çevirsinler. Su, kalem ve silgi hazır olsun. Her gün sınavın başladığı saatte, sınav süresi kadar deneme sınavı yapsınlar. Yerinizden kalkmadan, tuvalete gitmeden 90 dakika sınavda kalsınlar" diyor.

    SINAV STRESİ BUHAR OLUR

    Kendisinin LYS'ye hazırlanırken, çok sayıda deneme sınavı çözdüğünü söyleyen Ercümen, son sınava birkaç gün kala yeni bilgileri öğrenmenin güç ve konsantrasyon dağıtıcı etki yapabileceğini belirterek "Bu zamana kadar sınava hazırlanan öğrencilerin en önemli eksikliği sınav kaygısı ve hız sorunu olabilir" ifadelerini kullanıyor. Sınav tatbikatı ile bu iki sorunun da aşılacağını kaydeden Ercümen, kendisinin de benzer bir yol izlediğini anlatıyor. Ercümen, "Sınava hiç hazırlanmamış bir öğrenci için elbette yapılacak bir şey yok. Önceden sınava hazırlanan bir öğrencinin en büyük kâbusu, sınav anında olup bitenlerdir. Sınav tatbikatı ile hem sınav kaygısı tamamen yok oluyor, hem de 'hatasız ve hızlı soru çözme yeteneği' elde ediliyor" şeklinde konuşuyor.

    Düşük enerji yüksek kaygı

    LYS şampiyonu Serhat Ercümen'in tatbikat yöntemini değerlendiren Tüm Özel Eğitim Kurumları Derneği (TÖDER) Rehberlik Uzmanı Turgay Polat, bu yıl sınava girecek kendi çocuğu için de aynı yöntemi deneğini ifade ederek, "Şimdi kaygı seviyesi yükseliyor. Özellikle her akşam dışarı çıkıyoruz ki o kaygı ortadan kalksın. Sosyal faaliyetlerle bu kaygı azaltılabilir. Düşük enerji yüksek kaygıyı getirir. Sınav 10.00'da başlayacağı için, deneme sınavlarının tamamını saat 10.00'da çözmek önemli. Aynı şartlarda deneme sınavlarına ağırlık verilmelidir" dedi.

    Sınavı 30 dakika önceden bitirin

    Yabancı Dil sınavı dışında tüm LYS'ler saat 10.00'da başlayacak. Ancak aday, sınav sabahı sınav salonuna yetişmek için en az 2 saat erken kalkmış olmalı.

    Sınava bir hafta kala yapılacak 'sınav tatbikatı' süresince, son güne kadar bu saat düzenine göre erken kalkın.

    Sabah 7'de kahvaltıyla güne başlayan adayın saat 10.00'da deneme sınavına başlayın.

    Gerçek sınavla aynı şartlarda olması için 'sınav tatbikatı' sırasında masa üzerinde gereksiz hiçbir eşya bulundurmayın.

    Boş bir odada, masanızı duvara bakacak şekilde ko-numlandırın.

    Saatinizi 120 dakikaya ayarlayarak, bu süre içinde yerinizden kalkmadan, tuvalete dahi gitmeden sınavınızı tamamlayın.

    Sınavda, gerçek LYS'de çıkan soru sayısı kadar soru çözün.

    Eğer yapabilirseniz, normal sınav saatinden 30-45 dakika önce sınavınızı tamamlamaya çalışın. Burada arttıracağınız süre, gerçek sınavda kaygıdan dolayı oluşacak zaman kaybını telafi edecektir

    Belgeler ÖSYM'nin sitesinde

    LYS giriş belgeleri, ÖSYM'nin internet sitesinde yayımlandı. ÖSYM'den alınan bilgiye göre, 16-17 ve 23-24 Haziran 2012 tarihlerinde yapılacak LYS'ye başvuran adayların, sınavlara girecekleri bina ve salonlara atanma işlemleri tamamlandı. Adaylar sınava girecekleri yer bilgisini gösteren sınava giriş belgelerini başvuru yaptıkları her LYS için ayrı ayrı, TC Kimlik Numarası ve şifreleriyle ÖSYM'nin 'http://ais.osym.gov.tr' internet adresinden edinebilecek. Belgenin üzerinde adayın sınava gireceği merkez, bina, salon bilgileriyle adayın fotoğrafı bulunuyor. İlgili LYS'ye ait sınava giriş belgesi yanında olmayan adaylar sınava alınmayacak. Sınava giriş belgesi sadece üzerinde belirtilen LYS için geçerli olacak. Bir LYS için düzenlenen belge, diğer LYS'ler için kullanılamayacak.

    Emanet kitapla şampiyon

    Menekşe Okyay 2011 LYS Türkçe-Sözel-2 Türkiye Birincisi: Balıkesir'in Savaştepe ilçesinde imkânsızlıklar içinde büyük bir başarıya imza atarak emanet kitaplarla lisans yerleştirme sınavı (LYS) Türkçe-Sözel-2'de (TS-2'de) 579.815 puanla Türkiye Birinciliğini kazanan Menekşe Okyay (19), bu yıl Balıkesir'de okuyor. Balıkesirli şampiyon başarısının arkasında iyi imkânlar ya da rahatlığın değil, azim ve kararlılığın olduğunu belirtiyor. Ekonomik yetersizlikler nedeniyle soru kitapçıkları ve deneme sınavı testleri alamayan Okay, çevresinden temin ettiği 'emanet kitaplarla' sınavlara hazırlanarak büyük bir başarıya imza atmıştı.

    Çadırdan birinciliğe

    Tuğçe Gizem Çelik - 2011 Y-TM-2 ve Y-TM-3 Türkiye Birincisi: Kütahya'nın Simav İlçesinde oturan Tuğçe Gizem Çelik, Lisans Yerleştirme Sınavı'na (LYS) 19 Mayıs 2011'de meydana gelen 5,9 büyüklüğündeki deprem sebebiyle kurulan çadırlarda oluşturulan Etüt Merkezi'nde hazırlanmıştı. Tüm zorlu şartlara rağmen sistematik çalışmayı elde bırakmayan Çelik, Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS)'de Y-TM-2 ve Y-TM-3 puan türlerinde Türkiye Birincisi oldu.

    Deneme sınavları nitelikli olsun

    İnternette ve basılı yayınlarda çok sayıda deneme sınavı ve testleri mevcut. Ancak burada dikkat edilmesi gereken soru, testlerin zorluk düzeyidir. Zira çok kolay sorular, ya da çok zor sorular, doğru ölçümlendirmeden uzak kalacaktır. Atılabilecek ilk adım, basın yayın kuruluşlarının verdiği deneme sınavları olabilir. Soruların zorluk düzeyiyle paralellik göstermeyen birçok deneme sınavı kitabı faydadan çok zarar getirebilir. Bu çerçevede piyasada güvenilirliği olan yayınlardan yararlanmak en iyi yol olacaktır. Deneme sınavları yapılırken geçmiş yıllara ait sorular göz ardı edilmemelidir. Ayrıca LYS içindeki derslere ait sorular, farklı yılların sorularıyla harmanlanarak ders sınavları da oluşturulup uygulanabilir.

    Korkmayın, bu sıkıntılar normal

    Sınav öncesi bazı belirtiler son derece normal. Şiddetli huzursuzluk, ders çalışırken dikkati toplayamama, bilgileri hatırlayamama, kalp atışlarının hızlanması, zamanın hızlı geçtiğine inanma ve panikleme, diğer öğrencilerin sınava daha iyi hazırlandığını, kendisinin iyi hazırlanmadığını düşünme ve heyecanlanma gibi belirtiler sizi korkutmasın. Uzmanlara göre kaygı önemsemenin bir ölçüsü... Eksik konuları tekrar, sınavdan uzaklaştırıcı bazı egzersizler (hava alma v.b) ve bu sınavın 'hayatın sonu olmadığını' bilmek bu kaygılarla mücadelede önemli rol oynuyor.


    Yeni Şafak
#08.06.2012 17:13 0 0 0
  • [h=1]SBS'de 'boykot' korkusuÖğretmenlerden 'SBS' boykotu.

    Öğretmenlerden 'SBS' boykotu. Yarın yurt genelinde gerçekleştirilecek Seviye Belirleme Sınavı'nda (SBS) görevli öğretmenler, rapor alarak gözetmenlik yapacakları sınav merkezlerine gitmeyecek. Ek ödeme mağduriyetleriyle ilgili olarak bu kararı alan öğretmenler, sanal ortamda örgütlenerek sınavı boykot edecek.

    Türk Eğitim Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, konuyla ilgili AKŞAM'a şunları söyledi:

    'Öğretmenlerin yüzde 70'ine yakını sınavı boykot ederek ek ödemelere ilişkin tepki göstermek istiyor. Sendika olarak boykot kararı almadık. Ancak bu eyleme hak veriyor ve destekliyorum. Bu konuda sadece üyemiz olanların değil, diğer sendika üyesi ya da örgütsüz olan öğretmenlerin de talebi var.'

    Eğitim-Sen Genel Başkanı Ünsal Yıldız da, öğretmenlerin internet üzerinden örgütlenerek böyle bir girişimde bulunduğunu belirterek, 'Konuyu merkezi olarak değerlendirdik ancak boykot kararı almadık' dedi. Bu arada öğretmenlerin yarınki sınavı boykot edeceğinin duyulması üzerine Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerinin olağanüstü toplanarak, sınav güvenliğinin nasıl sağlanacağını görüştüğü ileri sürüldü.


    Doruk ÇAKAR
    Akşam
#08.06.2012 17:11 0 0 0
  • [h=1]2012-KPDS İlkbahar Dönemi Sonuçları 2012-KPDS İlkbahar dönemi sonuçları açıklandı.
    DUYURU

    (7 Haziran 2012)

    2012-Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (KPDS) İlkbahar Dönemi: Sınav Sonuçlarının Açıklanması


    SONUÇLAR İÇİN TIKLAYINIZ

    20 Mayıs 2012 tarihinde yapılan 2012-KPDS İlkbahar Dönemi Sınavı'nın değerlendirme işlemleri tamamlanmıştır.

    Sınav sonuçları 7 Haziran 2012 günü saat 17.30'dan itibaren ÖSYM'nin http://sonuc.osym.gov.tr internet adresinden açıklanacaktır.

    Adaylar sınav sonuçlarını belirtilen internet adresinden T.C. Kimlik Numaraları ve şifreleri ile öğrenebileceklerdir. Sınav Sonuç Belgesi basılmayacak ve adayların adreslerine gönderilmeyecektir.

    Sınav sonuçlarına ilişkin sayısal bilgilere aşağıdaki bağlantıdan erişilebilecektir.

    Adaylara ve kamuoyuna duyurulur.

    ÖSYM BAŞKANLIĞI



#08.06.2012 17:10 0 0 0
  • [h=1]Ezbercilerin işi LYS'de zorLYS soruları YGS'nin aksine daha zor ve yoruma dayalı olacak.



    LYS soruları YGS'nin aksine daha zor ve yoruma dayalı olacak. LYS'deki soru profilini değerlendiren rehberlik uzmanlarına göre sadece ezber çalışan öğrenci, bu sınavda zorlanacak. LYS soruları müfredat bilgisiyle yorum kapasitesini ölçecek. Klasik sınavların 'yüzde 10 çok kolay, yüzde 20 çok zor' mantığı LYS için de geçerli olacak.

    ORHAN TURAN - SINAVA DOĞRU (1)

    Başlarken...

    Üniversite adayları için geri sayım başladı. Üniversite giriş sınavının ikinci basamağı olan Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS), 16 Haziran Cumartesi günü (LYS)-1 Matematik sınavıyla başlıyor. Aynı gün saat 14.30'da ise Yabancı Dil sınavı yapılacak. Ertesi gün yani 17 Haziran Pazar günü saat 10.00'da ise (LYS)-4 Sosyal Bilimler testi gerçekleştirilecek. 16-17 Haziran'da yapılan sınavlar sonrasında bir haftalık ara sonrasında LYS3 ve LYS4 ile LYS tamamlanacak. Edebiyat ve Coğrafya testlerinin yer alacağı LYS3 23 Haziran Cumartesi günü saat 10.00'da, Sosyal Bilimler testlerinin yer alacağı LYS4 ise 24 Haziran Pazar günü aynı saatte gerçekleştirilecek.

    Adaylara ilk olarak LYS'nin Yükseköğretime Geçiş Sınavı'ndan (YGS) çok daha önemli olduğunu söylemek lazım. Çünkü üniversite yerleştirme puanlarına etki itibariyle LYS'nin yüzde 70'e varan bir etkisi söz konusu. Bu bakımdan adayların LYS üzerine daha fazla eğilmeleri ve önemsemeleri son derece önemli. Üniversite puanlarının hesaplanmasında bir diğer önemli faktör de Ağırlıklı Orta Öğretim Başarı Puanı (AOBP) olarak bilinen ve kısaca 'okul etkisi' adıyla özetleyebileceğimiz puanlama sistemiydi. Ancak ÖSYM'nin 30 Mayıs'ta yaptığı duyuruyla, okul etkisinin kaldırıldığını ve uygulamanın da önümüzdeki LYS için geçerli olacağını öğrendik. Elbette maç devam ederken yapılan böylesi değişiklik, 16 Haziran'da sınava girecek adaylarla beraber toplamda 1.8 milyon adayı yakından ilgilendiriyor. Zira rehberlik uzmanlarına göre 'anlaşılır' olan bu değişiklik, en azından bu sınavdan itibaren uygulamaya sokulabilir ve bu yıl sınava girecek öğrenciler, son dakikada puan hesaplamalarını yeniden gözden geçirmek durumunda kalmazlardı. Yazı dizimizde, AOBP'de olduğu gibi yapılan son değişikliklerin yanı sıra, rehberlik noktasında öğrencilerin dikkat etmesi gereken noktaların altını çiziyoruz. Geçtiğimiz yılın LYS şampiyonlarının sınavlara nasıl hazırlandığını ve son dakika tü-yolarını aktarıyoruz. En önemlisi de 'ortalama düzeyde' bir adayın yaptığı yanlışlara dair ilginç istatistiklerden oluşan tespitleri dikkatinize sunu-yoruz. Test çözme stratejileri, uzmanlarında LYS taktiklerini yine bu yazı dizisinde okuma fırsatı bulacaksınız. Tüm adaylara şimdiden başarılar...

    LYS'ye günler kala 'Sınava Doğru' LYS'nin röntgenini çekti. Uzmanlara göre, bu sınavın favori adayları, öğrendiği bilgileri yorumlayabilme becerisini kazanan adaylardan çıkacak. LYS, ezberden çok bilgi içerikli sorulardan oluşacak. Ezber bilgisi ise bazı yazar isimlerinin sorulduğu sorularda ve gerekli olacak. Soru profilleri tüm adayların yapabileceği düzeyde olacak. Klasik sınavların 'yüzde 10 çok kolay, yüzde 10 kolay, yüzde 40 normal, yüzde 10 zor ve yüzde 20 çok zor' mantığı LYS için de geçerli olacak. Sorular lise müfredatından gelecek. Kültür Akademi Rehberlik Ölçme ve Değerlendirme Uzmanı Fatih Yılmaz'a göre, adaylar açısından 'sürpriz' olarak çıkacak sorular, öğretmenler tarafından anlatılmayan ya da 'üstünkörü' geçilen konulardan oluşacak.

    871 BİN 313 ADAY TER DÖKECEK

    LYS'ye sınavlarına toplam 871 bin 313 aday katılacak. Toplam 6 ayrı oturumda yapılacak sınavlarda 666 bin 163 adayla en fazla katılım Edebiyat-Coğrafya alanında yapılacak olan LYS-3'te, en düşük katılım ise 49 bin 543 adayın katılacağı LYS-5 Yabancı Dil sınavında gerçekleşti. Alanlara göre aday sayısı ise şöyle: LYS-1: Matematik: 619 bin 133, LYS-2: Fen Bilimleri: 308 bin 702, LYS-3: Edebiyat-Coğrafya: 666 bin 163, LYS-4: Sosyal Bilimler: 385 bin 659, LYS-5: Yabancı Dil: 49 bin 543

    HANGİ TESTLER CEVAPLANACAK

    Aday matematik grubu olarak bilinen 'MF1-MF2-MF3 YA DA MF4' puan türlerinden bir programA yerleşmek istiyorsa, Matematik ve Geometri testlerini kapsayan 'LYS-1' sınavı ile Fizik, Kimya, Biyoloji testlerini kapsayan (Fen Grubu) 'LYS-2' sınavlarındaki testleri çözecek. TM ya da 'eşit ağırlık' olarak bilinen TM Grubu'ndan (TM1-TM2-TM3) sınava girip, bu puanlarla bir programa yerleşmek isteyen adaylar ise Matematik, Geometri'yi kapsayan 'LYS1' ve Edebiyat Coğrafya'yı kapsayan LY-3'teki testleri çözmek zorunda. Sözel içerikli "TS1-TS2" grubunu tercih eden öğrenciler de 'LYS3' ve 'LYS4' sınavlarına katılarak Edebiyat ve Coğrafya testleri çözmesi gerekiyor. İngilizce Almanca, Fransızca gibi dil bölümünü tercih edecek adaylar, sadece 'LYS5' sınavındaki dil testlerini çözebilecek.

    BİRİ BİTMEDEN DİĞERİNE GEÇİŞ YOK

    LYS'de Türkçe, Matematik, Fizik ve Kimya gibi her ders için ÖSYM'nin belirlediği sürede sorular çözülecek. Örneğin bir aday fizik testinde verilen 45 dakikanın hepsinin kullanacak. Soruları erken bitirse bile kimya testine geçemeyecek. Fizik testine ayrılan sürenin tamamlanmasının ardından her adaya aynı anda kimya testi dağıtılacak. Soru kitapçıkları ayrı cevap kağıtları ortak olacak.

    LYS'NİN ETKİSİ YÜZDE 70

    Bilindiği gibi üniversiteye hazırlıkta sistem gereği YGS ve LYS olmak üzere iki basamaklı sınav uygulanıyor. Yerleştirmede ise iki sınavda elde edilecek sonuçlar kullanılıyor. Bu ölçme ve değerlendirme sisteminde ilk sınav YGS'nin etkisi yüzde 28 ile 32 arasında değişirken, yerleştirmede en büyük pay sahibi LYS olacak. Dolayısıyla YGS'den düşük puan almasına rağmen barajı geçen adaylar, LYS'deki performanslarıyla durumu avantaja çevirebilirler.

    Son dakika değişikliği iyi olmadı

    FEM Dershanesi Rehberlik uzmanı Faruk Ardıç:Yapılan değişiklik bireysel başarıyı öne çıkarıyor. Okulların etkisinin azaltılması, Fen Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi gibi başarılı olan, seçilerek gelinen okullara olan isteği azaltabilecektir. Başarısı yüksek olan Fen Lisesi, Sosyal Bilimler gibi okullar eğitim sistemimiz için bir kazanımdı. Diğer nokta ise bu değişikliğin sınavlardan sonra yapılması pedagoji açısından daha uygun olacaktı. Özellikle hedefli olan öğrenciler süreçten olumsuz etkilenecekler. Sınav öncesi yapılan değişiklik öğrencilerin motivasyonunu düşürecektir. Diğer yandan bu değişiklik, öğretmenlerin verdiği notun değerini oldukça yükseltti. Not kaygısını daha fazla hissedecek öğrenci, sınavlarını daha ciddiye alacak. Ancak not dağıtımı konusunda muhtemel istismara da dikkat edilmesi gerekiyor. Zira, verilen notların öğrenci başarısını yükseltmek için kullanılması, bazı şüpheleri de beraberinde getirecektir.

    Hesap kitap değişti

    Sınava günler kala, ÖSYM'den son dakika sürprizi geldi. ÖSYM'nin yayımladığı kılavuza göre artık yerleştirme puanı hesabında okulların başarısı dikkate alınmayacak. Üniversite yerleştirme puanlarında uygulanan hesaplanmasında kullanılan, Ağırlıklı Orta Öğretim Başarı Puanı (AOBP) yerine Orta Öğretim Başarı Puanı (OBP) uygulanacak. 30 Mayıs'ta 2012 ÖSYS Kılavuzu'nun yeniden düzenlenerek yayımlandığını belirten ÖSYM, değişikliğin, ilgili kanunun Resmi Gazete'de yayımlanması sonrasında 'zorunlu olarak' yapıldığını duyurdu. Değişiklikle birlikte Fen Liseleri ve Anadolu Liseleri gibi yüksek puanlı ortalamaya sahip okullarla, meslek liseleri ya da genel liselerin okul başarı etkisi eşitlenmiş oldu.

    FERDİ BAŞARI DİKKATE ALINACAK

    ÖSYM eğitim sistemini 4+4+4 şeklinde değiştiren 6287 sayılı kanunda yer alan ve yükseköğretime yerleştirme puanlarının hesaplanmasında değişiklik getiren düzenlemeye göre yeni kılavuz yayımladı. Yeni kılavuza göre daha önce okul başarısını öğrenci notuna yansıtan Orta Öğretim Başarı Puanı da (OBP) kaldırılmış oldu. Yeni kılavuza göre öğrencilerin not hesaplamasında 16 Haziran'daki LYS'de de uygulanmak üzere sadece okuldaki ferdi başarısına göre yani Orta Öğretim Başarı Puanı'na göre (OBP) belirlenecek. Yeni hesaplama sistemi bu yıl YGS'ye giren ve 16 Haziran'dan itibaren yapılacak LYS'ye katılacak öğrencileri etkiliyor. Öğrencinin bireysel başarısını dikkate alan sistemde, öğretmenin vereceği not daha değerli hale gelecek. Diploma derecesi yüksek olan öğrenciye daha fazla puan verilecek. Düzenleme bireysel başarıyı ön plana çıkarmayı amaçlasa da, sınava günler kala uygulamaya girmesi, öğrencilerin hesaplarını da bozmuş oldu.

    HER ADAYIN KATSAYISI 0.12

    Yapılan yasal düzenlemelerle sonrasında yayınlanan 2012 ÖSYS Kılavuzu'na göre OBP', en büyüğü 500, en küçüğü 250 olacak şekilde hesaplanacak. Yerleştirme puanları hesaplanırken hangi alandan mezun olduğuna bakılmaksızın tüm adayların OBP'si 0.12 katsayısı ile çarpılacak. En düşük diploma notu 250, en yüksek 500 puan olduğundan hareketle, yeni düzenlemeyle diploma notu 500 olan öğrenci üniversite puanına OBP ek 60 puan eklenmiş olacak. En düşük diploma notu olan 250'ye ulaşan öğrencinin OBP'si ise 30 olacak. Meslek liselerinden ve Anadolu Öğretmen Liselerinden mezun olacaklar ve olanlar için bazı bölümleri tercih ettiklerinde uygulanan ek puan bu sene de devam edecek. Önümüzdeki yıl ek puan uygulaması da kaldırılacak. Yeni düzenlemede formül şöyle olacak OBP: 250-500 x 0.12 = En az 30 puan - en fazla 60 puan

    Uygulamada görülen bir başka sıkıntı okul birincilerinin OBP'siyle ilgili. Kılavuzda 50'nin altında nota sahip adayların diploma notlarının 50 olarak hesaplanacağı bilgisi bulunmasına karşın, 100'ün altında diploma notu olan okul birincilerinin durumu hakkında bilgi verilmiyor. Çoğu okulda, okul birincilerinin diploma notunun 100 tam puan olmadığını söyleyen Rehberlik Uzmanı Hakan Baykal, yayınlanan yeni kılavuzdaki bilgilere göre 100 tam puanlı olmayan öğrenciye OBP'den 500 tam puan gelip gelmeyeceği konusunda belirsizlik bulunduğunu belirterek, bu konun aydınlatılması gerektiğini söyledi.

    Kayıp 15 puana kadar çıkabilir

    Sürat Yayın Grubu Rehberlik Yayın Yönetmeni Hakan Baykal:Bu uygulamada özellikle başarılı okulların düşük diploma notlu öğrencileri büyük mağduriyet yaşayacaktır. Okulun öğrencinin başarısını artıran kaldıraç özelliği ortadan kaldırıldı. Bu okullardaki bazı öğrencilerin kaybı eski sistemle kıyaslandığında 15 puana kadar çıkabilir. Eşitliği sağlayalım derken adalet mekanizması zafiyete uğratılmıştır. En düşük OBP ile en yüksek OBP arasındaki farkın azaltılması (250-500) bu problemi çözen bir uygulama değildir. Zamanlama açısından bir problemin olduğu gayet açık. Düzenleme, önümüzdeki LYS öncesinde değil de önümüzdeki yıldan itibaren uygulanmak üzere yapılabilirdi.

    Avantajı da var dezavantajı da

    Final Eğitim Kurumları Rehberlik Koordinatörü Celil Vardar:"Yeni düzenlemeyle yüksek puanlı ortalamaya sahip olan okullarda, diploma notu ortalama ya da ortalamanın altında olan öğrenciler yeni uygulamadan olumsuz etkilenecek. Zira okulun ortalama başarı puanından almaları gereken not daha düşük kalacak. Buna karşın sınav puanı yüksek olmayan ortalamaya sahip vasat okullardaki öğrenciler düzenlemeden etkilenmeyecek. Yüksek olmayan ortalamaya sahip okullardaki vasat bir öğrenci için kayıp da yok kazanç da yok. Anadolu Lisesi'nde okuyan başarılı bir öğrenci için kayıp yaşanabilecek. Çünkü katsayıdan dolayı aldığı okul notu şimdi düşüyor. Ancak düz lise ya da meslek lisesindeki başarılı öğrenci için bu bir avantaj olacaktır"

    SBS'de başarı için altın kurallar

    İlköğretim 8. öğrencileri bu hafta sonu Seviye Belirleme Sınavı'na (SBS) girecek. İyi bir lisede eğitim almayı hedefleyen öğrencilere sınavla ilgili bazı uyarı ve öneriler:

    Sınav gününe kadar:

    Konu tekrarına önem vermelisiniz.

    Sınavdan önce sağlığınıza, sakatlanmamaya dikkat etmelisiniz.

    Moralinizi bozacak, sizi gerilime sokacak olaylardan uzak durmalısınız.

    Sınav salonunuzu önceden görmeniz faydalı olacaktır.

    Sınav gecesi ve sabahı:

    Gece iyi uyumalısınız. 10.30-11.00 civarında yatağın yolunu tutmalısınız.

    Midenizi bozabilecek, ağır gelebilecek yemekler yememelisiniz.

    Mutlaka kahvaltı yapmalısınız.

    Evden çıkarken veya sınava girmeden tuvalet gibi ihtiyaçlarınızı mutlaka gidermelisiniz.

    Rahat edebileceğiniz kıyafetler giymeli; sıkan, terleten kıyafetler giymemelisiniz.

    Sınav anında:

    Sınav sorularını çözmeye alıştığınız tarzda başlamalısınız.

    En iyi bildiğiniz dersten başlayabilirsiniz.

    Sınavda zamana karşı yarıştığınızı aklınızdan çıkarmamalısınız.

    Çözemediğiniz soruların yanına soru işareti (?) koyarak bu soruları geçmelisiniz.

    Altı çizili ve olumsuz ifadelere (çıkarılamaz, değildir vb.) dikkat etmelisiniz.

    Kaydırma yapmamak için, soru numarasına ve cevap seçeneğine işaretleme sırasında azami dikkat etmelisiniz.

    Sınavdan erken çıkmak marifet değildir, sınav süresini sonuna kadar ve en iyi şekilde değerlendirmelisiniz



    Yeni Şafak
#08.06.2012 17:09 0 0 0
  • [h=1]Tarım Bakanlığı kahvaltıdaki tehlikeyi de deşifre ettiTarım Bakanlığı, bal, peynir ve sucuktan sonra fındık kreması ve ezmesinde de hileli üretim tespit etti

    Farklı illerde yapılan denetimlerde krema numunelerinde fındık yerine genetiği değiştirilmiş (GDO) soya kullanıldığı ortaya çıktı. Bakanlık, ilgili il ve ilçe tarım müdürlüklerine yazı göndererek sözkonusu ürünlerin piyasadan toplatılmasını istedi.

    BAKANLIK 4 FİRMAYI TEŞHİR ETTİ
    Zaman'ın haberine göre; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın gıda ürünlerine yönelik yaptığı test çalışmaları hız kesmiyor. Bakanlık, piyasadan aldığı ürünleri laboratuvarlarda inceliyor ve etiketinde belirtilen şartlara uymuyorsa teşhir etmekten çekinmiyor. Tarım Bakanlığı gıda denetçileri, sucuk, bal ve salamlardan sonra bu kez rotayı fındık kreması ve fındık ezmelerine çevirdi. Uzmanların yaptığı denetimler sonucunda, içerisinde genetiği değiştirilmiş organizma (GDO) tespit edilen çok sayıda fındık kreması ve çokokrem tespit edildi. Farklı illerde yapılan denetimlerde alınan fındık kreması numunelerinin analizlerinde çıkan GDO nedeniyle bakanlık bu ürünlerin toplatılmasına karar verdi.

    Fındık yerine GDO'lu soya kullanan firmalar:

    -Torku Frema markalı kakaolu sütlü fındık kreması

    -MND İnş. Teks. Elk. Gıda ve Hayv. San. Ve Tic. Ltd. Şti firması tarafından üretilmiş "Loman Nedim Kakaolu Fındık Krema

    -Saray Bisküvi ve Gıda San. A.Ş. isimli firma tarafından üretilen "Eldenele" kakaolu fındık ezmesi

    -Oben Çikolata Şek. İml. San. Tic. Ltd. Şti. firması tarafından üretilen "Seomilky" kakaolu fındık kreması

    alıntı
#08.06.2012 17:05 0 0 0
  • Halk Eğitim Merkezi skandalı

    MEB Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü'ne bağlı merkezlerin haksız kazanç kapısı haline geldiği ortaya çıktı.

    Birçok alanda eğitim veren halk eğitim merkezlerinden birine atılan neşter buralardaki denetimsizliği gün yüzüne çıkardı.

    Küçükçekmece Halk Eğitim Merkezi'nde yapılan araştırmada evrakta sahtecilikten, hayali kurslara ve usulsüz para aktarımına kadar birçok yolsuzluk yapıldığı anlaşıldı.

    Milli Eğitim Bakanlığı Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü'ne bağlı merkezlerin haksız kazanç kapısı haline geldiği ortaya çıktı. İstanbul Küçükçekmece Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturma aynı ilçede bulunan ve birçok alanda eğitim verirken sayısız kurs açma-kapama yetkilerine sahip olan Halk Eğitim Merkezi'ndeki usulsüzlükleri ifşa etti.

    Buna göre Merkez'de görev yapan kadrosuz usta öğreticilerin bu vasfa sahip olmadıkları, yetkili olmadıkları halde mevzuata aykırı şekilde çalıştırıldığı, bir kısım usta öğreticilere usulsüz para aktarılırken, bir kısmının da hayali kurslarla ücret aldığı, derse gelmedikleri hatta başka kursa gittikleri halde ücretini tam aldıkları tespit edildi. Soruşturmada yıllardır sistemli olarak yapılan yasadışı işlemlerle kamunun binlerce lira zarara uğratılarak haksız kazanç elde edildiği anlaşıldı.

    EVRAKTA SAHTECİLİK

    Soruşturmada, Küçükcekmece Halk Eğitim Merkezi'ndeki bazı öğreticilerin belgelerde lise mezunu yazıldığı halde gerçekte lise terk olduğu bu şekilde sahte ve eksik evrakla işlem yapıldığı öğrenildi. Ayrıca

    çok sayıda usta öğreticinin de eksik evrakla çalıştığı ortaya çıktı. Eksik evraklar arasında fotoğraf, sabıka kaydı, sağlık raporu, müracaat dilekçesi gibi önemli evraklar yer alıyor.


    40 BİN KİŞİYE İŞLEM YAPILIYOR

    Aynı kurumun okul aile birliğinde de usulsüzlüklere rastlandı. Birlik başkanı lise terk olduğu halde lise mezunu gibi çalışıyor ve buna mukabil kararlara imza atıyor. Halk Eğitim Merkezi'nde 4/C kadrosunda şoför olarak çalışan Burhanettin H.'ye okul aile birliğinde mevzuata aykırı bir şekilde düzenli maaş ödendiği tespit edildi.

    Kurum aile birliğine gelen paralar ise azımsanmayacak miktarda. Öyle ki geçen yıla kadar gönüllü bağışlar hariç, bütün açık lise ve açık ilköğretim kayıtları ile kayıt yenilemeleri sadece halk eğitim merkezi tarafından yapılıyordu. Yılda ortalama 40 bin civarında kişiye işlem yapılan merkezde, her işlem başı 5 TL alınıyor.

    Bu arada, kayıtlara lise mezunu olarak geçen Nalan T. ortaokul mezunu olduğunu doğruladı. "Kayıtlardaki lise mezunu bilgisinin sehven yapılmış bir hata olduğunu düşünüyorum. Nitekim daha sonra düzeltildi" diyen Nalan T. "Hatanın neden uzun yıllardır düzeltilmediği" sorusunu yanıtsız bıraktı. Soruşturmada adı geçen diğer kişiler ise konuşmayacaklarını açıkladı.

    Lise bitirmeyen karı koca mezun yazıldı

    Küçükçekmece Halk Eğitim Merkezi'nde gitar öğretmeni olarak yıllarca çalışan Erdinç T. lise terk olmasına rağmen kayıtlarda lise mezunu olarak geçti.. Erdinç T'nin ortaokul mezunu eşi Nalat T. de kayıtlara lise mezunu olarak yazıldı.

    Erdinç T. 2011 yılında başka bir şirkette tam zamanlı olarak çalıştığı halde Halk Eğitim Merkezi'nde de tam zamanlı olarak çalıştı ve ücretini aldı. Mevzuata göre bu şekilde çalışması mümkün olmayan Erdinç T'ye haftada 40 saat çalışma ücreti ödendi. Aynı şekilde mevzuata göre haftada 10 saatten fazla ödeme yapılmıyor.

    Girmediği dersin ücretini alıyor

    Usta öğretici Ali K. kurumda şoför olarak çalışan bir personelin yakın arkadaşı. Ali K. birçok derse girmeyip bütün derslere girmiş gibi ücretini alıyor. Mevzuata göre öğrencisi olmayan kursa ücret ödenmiyor. Ancak Ali K'nın tek bir öğrencisi olmamasına rağmen yine ücretini düzenli olarak alıyor.

    Aynı saatte birden fazla ders veriyor

    Aynı zamanda okul aile birliği üyesi olan Gönül Ç. sadece eğitim fakültesi mezunlarının verebileceği bazı dersleri meslek yüksekokul mezunu olmasına rağmen kendisi veriyor. Gönül Ç. aynı saat ve tarihlerdeki birçok dersi vermekle yükümlü. Ancak Gönül Ç. hiçbir kursa girmeyip, herbiri için ayrı ücret alıyor.

    Resimle ilgisi olmayan öğretmenler

    Tuğba A.Y. resimle ilgili hiçbir belgesi bulunmamasına rağmen resim öğreticiliği yapıyor. Gözde E. verdiği iki farklı CV'den birinde Açıköğretim mezunu diğerinde ise düz lise mezunu olduğunu beyan etti. Ancak Gözde E'nin açık lise terk olduğu anlaşıldı. Bu haliyle resmi olarak usta öğretici olamayan Gözde E. görevine devam ediyor.

    Nesrullah SONAY
    Bugün


#06.06.2012 16:52 0 0 0
#05.06.2012 20:41 0 0 0
  • Gıda Bakanlığı tüketiciyi yanıltan 11 firmayı teşhir etti

    Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, gıdada taklit ve tağşiş yaparak, tüketiciyi yanıltan 11 firmayı teşhir etti

    Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, gıdada taklit ve tağşiş (bir şeyin içine başka bir madde karıştırma, katıştırma) yaparak, tüketiciyi yanıltan 11 firmayı teşhir etti.

    Kontrollerde laboratuvar sonuçları olumsuz çıkan ve gıdada taklit ve tağşiş yaptığı belirlenen 10 et ve süt ürünleri üreticisiyle bir lokanta, bakanlığın internet sitesinde ilan edildi.

    Laboratuvar incelemelerinde bu firmaların bazılarının ürettiği sucuk benzeri ürünlerde ''at ve eşek eti'', kıymalı ve kuşbaşı pidelerde ''domuz eti'', yağlı peynir ve tereyağında ''bitkisel yağ'', dana sosisinde ''kanatlı eti'' tespit edildi.

    Buna göre, gıdada taklit ve tağşiş yaptığı kesinleşen firmaların adları, ürün adı, markası, parti ve seri numaraları şöyle:

    -Nazifoğlu marka, ısıl işlem görmüş sucuk benzeri ürün (yüzde 100 dana), Aliçler Sucuk Erenler, Sakarya, tek tırnaklı eti (at eti, eşek eti) tespiti, parti/seri no: 27.01.2012

    -Çiftarslanlı marka, ısıl işlem görmüş sucuk benzeri ürün (yüzde 100 dana), Çiftarslanlı Et ve Et Ürünleri, Afyonkarahisar, tek tırnak eti (at eti, eşek eti), kanatlı eti tespiti, parti/seri no: 29.08.2012

    -Elmalı Çiftliği marka, geleneksel tereyağı, Elmalı Çiftliği Süt Ürünleri Gıda San. Tic. Ltd. Şti, Antalya, bitkisel yağ tespiti parti/seri no:1/19.07.2012 ve 01/22.07.2012

    -Akdeniz marka, yarım yağlı homojenize yoğurt, Akdeniz Süt Ürn. ve Gıda San. Tic. Tur. Ltd. Şti, Antalya, bitkisel yağ ve jelatin tespiti, parti seri no:4/28.03.2012

    -Onurköy marka, yoğurt, Onurtur Ak. İnş. Nak. Tur. San. Tic. Ltd. Şti. Mardin, bitkisel yağ tespiti, parti/ seri no: 01.04.2012

    -Ilgaz Yaylası marka, yağlı tulum peyniri, Mutlu Tolga Gıda İnş. Petrol Turizm Tarım Hay. Orman Ürün. San. ve Tic. Ltd. Şti, Afyonkarahisar, bitkisel yağ ve nişasta tespiti, parti/ seri no: 07/01/2012

    -Bacanaklar Güldem Süt marka, yağlı eritme peyniri, Güldemce Gıda İnş. Oto. San. Tic. Ltd. Şti, Konya, bitkisel yağ tespiti, parti /seri no:28/05/2012

    -Balderesi marka, süzme çiçek balı, Nurs Lokman Hekim Gıda Tarım Bitki Med. San. Tic. Ltd. Şti Yüreğir, Adana, diastaz sayısı, fruktoz/glikoz, fruktoz+glikoz, C4 şeker oranı yüzde, balda protein ve ham delta C13 değerleri farkı, parti/seri no: 006

    -Milenyum Pide marka, kıymalı pide, Milenyum Pide Pizza Kebap Salonu Bornova, İzmir, domuz eti tespiti, parti/seri no:20.04.2012, günlük üretim

    -Milenyum Pide marka, kuşbaşılı pide, Milenyum Pide Pizza Kebap Salonu Bornova, İzmir, domuz eti tespiti, parti/seri no: 20.04.2012, günlük üretim.

    -Pınar marka, uzun soyulmuş sosis (yüzde 100 dana), Pınar Entegre Et ve Un Sanayi A.Ş Kemalpaşa, İzmir, kanatlı eti tespiti, parti/seri no: 52228 M

    -Salihli Özok marka, ısıl işlem görmüş sucuk benzeri ürün (dana eti), Özok Gıda Salihli, Manisa, kanatlı eti tespiti, parti seri no:01 Nisan 2012

    alıntı

#05.06.2012 19:19 0 0 0
  • KPSS 2012/3 yerleştirme sonuçları

    KPSS-2012/3: Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Yerleştirme Sonuçları

    Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Sözleşmeli Pozisyonlarına Yerleştirme İşlemleri (KPSS-2012/3): Yerleştirme Sonuçlarının Açıklanması


    SONUÇLAR İÇİN TIKLAYINIZ

    * KPSS 2012/3 Yerlestirme Maksimum ve Minimum Puanlar

    Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Sözleşmeli Pozisyonlarına yerleştirme işlemleri tamamlanmıştır.

    Yerleştirme sonuçları 5 Haziran 2012 günü saat 11.00'den itibaren ÖSYM'nin http://sonuc.osym.gov.tr internet adresinden açıklanacaktır.

    Adaylar yerleştirme sonuçlarını belirtilen internet adresinden T.C. Kimlik Numaraları ve şifreleri ile öğrenebileceklerdir. Yerleştirme işlemine ait yerleştirme sonuç belgesi basılmayacak ve adayların adreslerine gönderilmeyecektir.

    Yerleştirme sonuçlarına ilişkin sayısal bilgiler ekte verilmiştir.


    noimage
#05.06.2012 19:14 0 0 0