Şimdi başlayın gülümsemeye ...Siz tebessümün ve gülücüklerin en güzelisiniz ...Evet ,evet sevgi ağacınızı bol bol sulayın ...Siz mutluluğunuz ta kendisisiniz...
Eczacılıkta yeni dönem başlıyor
Türkiye'de eczacılık alanında yeni bir dönemi başlatacak Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun TBMM'nin onayıyla yürürlüğe girdi.
6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun ile 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun'da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı 17 Mayıs 2012 tarihinde TBMM'de kabul edilerek yasalaştı. Yasa, 31 Mayıs 2012 tarihinde de Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Türk Eczacıları Birliği Genel Başkanı Ecz. Erdoğan Çolak, yasayla ilgili olarak yaptığı açıklamada, "Öncelikle şunu belirtmek isteriz ki; pek çok yeniliği ve iyileştirmeyi içinde barındıran yasamızı olumlu buluyoruz. Yasada yapılan düzenlemelerden öne çıkan birkaç maddeye sizin de dikkatinizi çekmek istiyoruz" dedi.
ECZANELER ŞEHİR MERKEZLERİNDE BİRİKMEYECEK
Yeni yasayla birlikte, Avrupa modeli esas alınarak nüfusa göre eczane sınırlaması yapan bir düzenleme gerçekleşiyor.
Yeni düzenleme ile eczaneler, büyük şehirlerde ve deniz kenarlarında kümelenmeyecek, ülkenin en uzak köşelerinde bile eczane açılması sağlanacak
Böylelikle, kırsal kesimde yaşayanların eczacı danışmanlığına ve ilaca daha kolay ulaşması sağlanacağı belirtiliyor.
35 BİN KİŞİYE BİR ECZANE DÜŞECEK
İlçe bazında 3500 kişiye bir eczane düşecek şekilde belirlenen yeni model, eczane açılmasına da sınırlamalar getiriyor.
Eczacı olmayan kişilerce, danışıklı bir biçimde diploma kiralamak yoluyla eczane açmak isteyenlere karşı önemli yaptırımlar sağlayan tedbirler alınıyor.
Buna göre, Muvazaa yaptığı anlaşılan eczacıların bir daha şehir merkezlerinde eczane açmaları mümkün olmayacak.
RUHSATLI İLAÇLAR SADECE ECZANELERDE SATILACAK
Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış tüm ilaçlar sadece ve sadece eczanelerde satılacak
Sağlık Bakanlığınca ruhsatlandırılan geleneksel tıbbi bitkisel ürünler de eczanelerde satışa çıkacak.
KPSS 2012/1 ile alınacak kadroların dağılımı açıklandı.
Devlet Personel Başkanlığı, Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) 2012/1 ile alınacak kadrolarını Unvan, Öğrenim Düzeyi ve Kurum Türü Bazında dağılımını açıkladı. Toplamda 17 bin 387 memur alınacak. İşte kadroların branş ve kurum bazında dağılımları...
Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan "Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelik" hükümleri çerçevesinde bu Yönetmelikte (B) Grubu olarak adlandırılan kadro ve pozisyonların kamu kurum ve kuruluşlarınca Devlet Personel Başkanlığı'na bildirilmesini müteakip, bu kadro ve pozisyonlar Nitelik Kod Kılavuzu ve mer-i mevzuat açısından incelenerek ilan edilmek üzere ÖSYM Başkanlığına gönderilmekte ve bu Başkanlıkça da KPSS Tercih kılavuzlarıyla kadro ve pozisyonlar ilan edilmektedir.
Adayların Kılavuzda yer alan kadro ve pozisyonlardan durumlarına uygun olanları tercih etmeleri suretiyle, aynı kadro veya pozisyonu tercih eden adaylardan en yüksek puanlı olandan başlamak üzere ÖSYM Başkanlığınca yerleştirme yapılmaktadır. Yerleştirme sonuçları ÖSYM Başkanlığınca adaylara ve bu Başkanlığa ait internet adresinde kamuoyuna duyurulmaktadır.
KPSS Yerleştirme Kılavuzunda yer alan kadro ve pozisyonlara ÖSYM Başkanlığınca yerleştirilen adayların, yerleştirildikleri kadro ve pozisyonun niteliklerini taşıdıklarının ilgili kurumda oluşturulan sınav değerlendirme komisyonunca tespit edilmesi üzerine atamaları yapılmaktadır.
Bu çerçevede; Kamu kurum ve kuruluşlarınca merkezi yerleştirme yapılmak üzere Devlet Personel Başkanlığına gönderilen (Milli Eğitim Bakanlığına ait Öğretmen kadroları ve kariyer meslek memurları dışında kalan) toplam (17.387) kadro ve pozisyona 18 Haziran - 27 Haziran 2012 tarihleri arasında ÖSYM Başkanlığınca www.osym.gov.tr adresi üzerinden tercih işlemi yapılacaktır.
Yetişkinlerin yarısının obez olduğu ABD'nin en büyük şehirlerinden New York şekerli ve gazlı içeceklere savaş açtı.
Yetişkinlerin yarısının obez ya da aşırı kilolu olduğu ABD 'nin en büyük şehirlerinden New York'ta şekerli ve gazlı içeceklere savaş açıldı. Restoranlar, sinemalar ve seyyar araçlarda büyük boy şekerli içeceklerin satılması yasaklanacak.
DGS yani Önlisans Programı mezunu olup Dikey Geçiş Sınav sonucuna göre Lisans tamamlamak isteyenlere ayrılan kontenjanlarda büyük bir düşüş yaşanmaktadır.
DGS yani Önlisans Programı mezunu olup Dikey Geçiş Sınav sonucuna göre Lisans tamamlamak isteyenlere ayrılan kontenjanlarda büyük bir düşüş yaşanmaktadır.
YÖK VE OSYM ÖĞRENCİLERİ MAĞDUR ETMEYE DEVAM EDİYOR
Mesleki ve Teknik Eğitimin yaygınlaşması için Eğitim Politikaları üzerinde çalışma yapılırken YÖK ve OSYM Meslek yüksek okullara devam eden Yüzbinlerce öğrenciyi Mağdur etti.
Tüm DGS adayları için büyük hayal kırıklığı oldu 2012 DGS başvuru kılavuzu. Aşağıda 2007'den 2012'ye kadar DGS kontenjanlarının tablosu görülmektedir.
2012 kontenjanları incelendiğinde Vakıf Üniversitelerinin 3400 civarında daha arttığı, Devlet kontenjanlarının ise 2011'e göre 2000 kadar düştüğü görülmektedir.
Ancak bir kaç nokta dikkatli incelendiğinde Devlet kontenjanlarındaki düşüşün çok daha fazla olduğu görülecektir.
1- 2011 yılındaki Devlet kontenjanının içinde İlahiyat Lisans Tamamlama (İLİTAM) lar yoktur. Ancak herhalde kontenjanlar kalabalık gözüksün diye 2012 DGS kılavuzunda bu programlar konmuş. Bunların kontenjan toplamı 3600... Yukarıda kırmızı ile renklendirikmiş kontenjandan İlitamlar çıkarıldığında 2012 DGS'de gerçek Devlet kontenjanının 9439 olduğu görülecektir.
2- Bu 9439 kontenjanın çok önemli bir bölümü ise taşra üniversitelerinden oluşmaktadır. İstanbul, Ankara ve İzmir Merkez üniversiteleri birçok programda kontenjan bile açmazken açılan programlara sembolik kontenjanlar vermişlerdir.
3- Sistemler tüm bileşenleri menun edilebildiği takdirde sağlıklı işlerler. İnanıyoruz ki DGS kontenjanları için öğrencilerin de üniversitelerinde benimseyeceği aklıselim kriterler bulunacaktır.
Unutulmamalı ki vatandaşın devletten beklentisi istikrar ve devletine güvenmektir
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), kaldırılan Milli Güvenlik dersinde yer alan bazı konuları, Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ile Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi derslerine ekleyerek, programları yeniledi.
Bakanlık, ortaöğretim kurumlarında verilen Milli Güvenlik Bilgisi dersinin 2012-2013 öğretim yılından uygulamadan kaldırılmasını kararlaştırmıştı. Bu derse ait haftalık 1 ders saatinin ise seçmeli ders saatlerine eklenmesi kabul edilmişti.
Bakanlık bünyesinde oluşturulan komisyonca, kaldırılan Milli Güvenlik dersinin öğretim programında yer alan bazı konular, amaçlar ve açıklamalar ortaöğretimde okutulan Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi ile Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi dersine ilişkilendirilerek, eklemeler yapıldı.
Yapılan eklemelerle mevcut derslerin programları, değişiklik nedeniyle yenilendi.
Atatürkçü düşünce sistemi öğretilecek
Haftada 2 ders saati verilen Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Ders programına Milli Güvenlik dersine bağlı olarak yapılan eklemeler daha çok "Atatürkçülük ve Atatürk İlkeleri" ünitesiyle gerçekleşti.
Derste öğrencilere, Atatürkçü düşünce sistemini kavrama, Atatürkçülüğün önemini değerlendirebilme, Atatürk ilkelerinin amacını analiz edebilme, Atatürk ilke ve inkılaplarının dayandığı esasları da analiz edebilme kazanımları verilecek.
Öğrenciler bu kazanımları elde edebilmek için Atatürkçü düşünce sisteminin oluşmasına etki eden tarihi nedenleri araştırarak sunu hazırlayabilecek.
Atatürkçülüğün nitelikleri, Türk milletinin ihtiyaçlarından doğduğu, temelinde milli kültürün ve evrensel değerlerin olduğu, akıl ve bilime dayandığı, yabancı siyasal akımlar ve ideolojilerden etkilenmediği, Atatürk'e özgü olduğu ve Atatürkçülüğü oluşturan ilkelerin bir bütün olduğu anlatılacak.
Öğrencilerden, Atatürk'ün sözleri ve demeçlerinden yararlanarak Atatürk ilke ve inkılaplarının dayandığı esasları açıklayan makale yazmaları istenecek.
Milli birliğin olumlu, olumsuz sonuçları ele alınacak
Atatürkçü düşüncede milli güç unsurlarının analiz edilmesinin de öğretileceği derste, milli güç unsurları olarak yer bulan siyasi, ekonomik, askeri ve sosyokültürel güç kavramları açıklanacak.
Milli birlik ve beraberliğin Türk toplumuna sağladığı yararlar örneklerle açıklanacak, milli birliğin doğurduğu olumlu sonuçlar ve milli birliğe önem verilmeyişinin olumsuz sonuçlarına yer verilecek.
Öğrencilere milli birlik ve beraberliği güçlendiren unsurlar kavratılacak. Bu öğretilirken de milli eğitim, milli kültür, dil, tarih, kültür ve ülkü birliği, Misak-ı Milli, Türklük şuuru ve manevi değerler anlatılacak.
Atatürk ilkeleri analizi
Atatürk ilkelerine sahip çıkmanın ve devamlılığını sağlamanın gerekliliğini değerlendirebilme kazanımlarının da verileceği derste, Atatürk ilkelerinin her birini analiz edebilme becerisi kazandırılacak. Öğrenciler, ilkelerle ilgili makale yazabileceği gibi ilkelere ilişkin kavram haritası da hazırlayacak.
Laiklik ilkesi analiz edilirken, dini istismar ve taassup konularında Atatürk'ün düşünceleri ele alınacak, sözleri ve görüşlerinden örnekler verilecek. Laikliğin Türk toplumuna sağladığı faydaların değerlendirilmesi, kanun önünde eşitlik, çağdaşlaşma, toplumsal barış ve huzurun sürekliliğini sağlama, milli birlik ve beraberliği güçlendirme bağlamında verilecek.
İnkılapçılık ilkesi ise yenileşmeye ve gelişmeye katkısı, çağdaşlaşma çabalarının sürekliliğini sağlaması ve Atatürkçü düşünce sistemine dinamik bir yapı kazandırması açısından değerlendirilecek.
Atatürk ilkeleri ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin temelleri, Türk toplumunun çağdaşlaşması, ülkede demokrasinin gelişmesi, insan hak ve özgürlükleri arasındaki ilişkilere de yer verilecek.
Ermeniler konusu
Programda, "Milli Mücadelenin Hazırlık Dönemi" adlı ünite işlenirken "Ermeniler ve Yunan-Pontus" ile ilgili konular da yer alacak.
Buna göre, derste öğrencilerin, Yunanistan'ın günümüzdeki Pontus iddialarını gerçekleştirme faaliyetlerini değerlendirebilmeyi, Yunanistan'ın Karadeniz bölgesi ile ilgili iddialarını açıklamayı öğrenmeleri amaçlanacak.
Öğrencilere, "tarihi ve bilimsel açıdan soykırım iddialarının geçersizliğini ispat etme, Birleşmiş Milletler (BM) Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesindeki soykırım tanımı ile Yunanistan'ın asılsız iddialarını karşılaştırma, Pontus iddialarının geçersizliğini tarihi, kültürel, siyasi ve nüfus yapısı bakımından ispat etme" kazanımları öğretilecek. Yunanistan'ın soykırım iddialarının geçersizliği BM ve uluslararası diğer sözleşmelere göre değerlendirilecek.
Öğrencilere aynı zamanda Cumhuriyet yönetimine yönelik iç ve dış tehditler de kavratılacak. Lozan Barış Antlaşması'nın Türk dış politikasındaki önemi anlatılacak ve bu anlaşmaya göre Türkiye'de kimlerin azınlık sayıldığına değinilecek. Atatürk'ün milli dış politika hakkındaki görüşleri değerlendirilecek.
Terör olayları ele alınacak
Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi dersi öğretim programı ise haftada 4 ders saati esas alınarak hazırlandı. Milli Güvenlik dersinden eklenen kazanımlara göre ise bu derste öğrenciler Türk dış politikasındaki gelişmeleri açıklamayı öğrenecek. Türkiye'nin Ortadoğu'daki rolü ve izlediği politika ele alınacak, artan terör olayları, Ermeni terör örgütü ASALA'nın faaliyetleri ve Türkiye'nin bu konuda izlediği politikaya değinilecek.
Türk-Yunan ilişkileri; Ege adaları, Kıta sahanlığı ve Kıbrıs meselesi çerçevesinde ele alınacak.
Soğuk Savaş dönemine ilişkin bilgilerin de anlatılacağı derste, iki kutuplu dünya düzeninde Türkiye'nin izlediği politika gerekçeleri anlatılacak. Türkiye'nin Türk Cumhuriyetleri ve Ortadoğu'da izlediği politikalar ve bu politikaların sonuçları tartışılacak.
Türkiye'nin Avrupa Birliğine üyelik süreci ve bu süreçte meydana gelen gelişmeler ele alınacak, öğrencilerin Türk dış politikasındaki gelişmeleri kavramalarına ilişkin kazanımlar verilecek.
Derste, Türkiye'de meydana gelen siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmeleri kavrama kazanımları öğretilecek, bu kapsamda terör olaylarının sebepleri ve terörü önlemeye yönelik tedbirler değerlendirilecek.
[h=1]Üniversiteye girişte 'okul başarısı' kalktıÖSYM, 1 milyon 800 bin öğrenciyi etkileyecek önemli bir karar aldı.
Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), Lisans Yerleştirme Sınavları'na (LYS) yaklaşık iki hafta kala 1 milyon 800 bin öğrenciyi etkileyecek önemli bir karar aldı.
Üniversite yerleştirme puanlarının hesaplanma yöntemini değiştirdi. ÖSYM'nin önceki gün yayımladığı kılavuza göre artık yerleştirme puanı hesabında okulların başarısı dikkate alınmayacak. Yalnızca bireysel başarı önemli olacak.
2012 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Kılavuzu, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran kanunda yer alan yükseköğretime giriş ve yerleştirmeye yönelik ilgili maddeler uyarınca yeniden düzenledi. Buna göre artık okulun başarısına göre öğrencinin puanının ağırlıklı hale gelmesi, yani Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı (AOBP) uygulamasına son verildi. Bunun yerine Ortaöğretim Başarı Puanı (OBP) yani öğrencinin diploma notu dikkate alınacak.
Türkiye geneli değerlendirmeye esas alınarak, ortaöğretim bitirme notları (100 üzerinden diploma notu) 5 ile çarpılarak OBP'ye dönüştürülecek. Böylece 50 olan en düşük diploma notu için OBP 250 olacak, en yüksek 100 olan diploma notu için de OBP 500 olacak. 50'nin altında olan diploma notları 50 olarak değerlendirilecek. Her aday için hesaplanmış ortaöğretim başarı puanı, 0,12 ile çarpılarak sınav puanlarına katılacak ve böylece adayların yerleştirme puanları hesaplanacak.
Bir mesleğe yönelik program uygulayan ortaöğretim kurumlarının mezunları, Yükseköğretim Kurulu'nca belirlenecek alanlarda bir üniversiteye yerleştirilirken ortaöğretim başarı puanı 0,06 katsayısıyla çarpılacak. Elde edilecek ek puanlar yerleştirme puanlarına eklenecek.
Dünya Sağlık Örgütü; uzun süre oturmanın sağlığa zararlı olduğu konusunda uyardı.
Araştırmalar, uzun süre oturmanın obeziteden, kalp hastalıklarına çeşitli sorunları artırdığını ortaya koyuyor. Düzenli egzersiz yapılması da, bu riski ortadan kaldırmıyor. Kent yaşamı beraberinde birçok sorunun yanı sıra fiziksel hareketsizliği de getiriyor.
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre fiziksel hareketsizlik dünyada yılda 3 milyon 200 bin kişinin ölümüne yol açıyor. Hareketsizlik, dünya çapında ölüme yol açan risk faktörleri arasında dördüncü sırada.
İnsanlar günde ortalama 9 saati oturarak geçiriyor. Bu zaman, uykuda geçenden fazla. Ve vücut, bu hareketsizliği kaldırmıyor.
Oturarak çalışanların kalp-damar hastalıklarına yakalanma ihtimali ayakta çalışanların iki katı. Altı saatten fazla oturmak 15 yıl içinde ölme olasılığını, daha az oturanlara göre yüzde 40 artırıyor. Televizyon izlerken olduğu gibi uygun biçimde oturmayıp hareketsiz geçirilen saatler kalp hastalıkları riskini katlıyor.
Düzenli egzersiz yapmak da, uzun süre oturanlar için kurtarıcı olmuyor.
Televizyon karşısında günde 3 saat oturup da egzersiz yapanlar, hiç yapmayanlar kadar kilolu oluyor.
Rahat bile olsa sürekli oturmanın metabolizmayı yavaşlattığına dikkat çekiliyor.
Çözüm ise daha az oturmak, daha fazla hareket etmek...
ÖSYM, 2012-ÖSYS kılavuzunda büyük değişiklik yaptı. Yeni düzenlemeye göre Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı'ndan (AOBP) bu yıldan itibaren vazgeçilecek.
Üniversite sınavlarında puan hesaplama, değerlendirme ve yerleştirmeye ilişkin değişikliklere gidildi. Liselerin YGS başarı puan ortalamaları sisteme dahil edilmeyecek. Yeni düzenlemeye göre; 100 üzerinden hesaplanan lise diploma puanları 5 ile çarpılarak OBP'ye dönüştürülecek. Böylece en düşük Orta Öğretim Başarı Puanı (OBP) 250, en yüksek ise 500 olacak. OBP alan farkı gözetmeksizin tüm ham puanlara 0,12 ile çarpılarak eklenecek. Ham puanlar, yerleştirme puanına dönüştürülecek. Meslek liseliler kendi alanlarında ek puan verilen bölümleri tercih ederlerse OBP'leri 0,18 ile çarpılacak. Alan ayrımı da kaldırıldı. Esas olan sınav başarısı oldu.