Şayeste

Şayeste

Üye
07.10.2008
Genel Kurmay Başkanı
101.596
Hakkında

  • Konu: Tümceler
    binlerce göz binlerce yüz binlerce biçim
    aradığım yerde yoktun sormadığım yerde var
    etimdeki acı sendin kanımdaki kuşku sen
    nere gitsem karşımdaydın ama sen yoktun
    sen sahi niçin yoktun

    SEN
    SAHİ
    NİÇİN
    YOKTUN?

    Hasan Hüseyin Korkmazgil
#27.10.2009 12:41 0 0 0
  • Evet onu biliyorum.. Yalnız o daha önce paylaşılmış..
    Arşivimde bu vardı..
    Bunu paylaştım..

#27.10.2009 12:39 0 0 0
  • Konu: Tümceler
    Burası daha uygun oldu evet

    Her zaman beklerim efendim :)






    Derler ki,aşk da unutulurmuş herşey gibi.hem de yaşanıp bittikten, soğuyup küllendikten sonra değil, tam da dolu dizgin devam ederken unutulurmuş aşk.Ğöğün üçüncü katında zühre yıldızı olurmuş,sevdiklerini hatırlamayanlar zühre yıldızının elindeki aşk aynasına bakarlarmış.Gördükleri yüz,aşık oldukları kişinin yüzü olurmuş....
    Derler ki bazıları sadece zifiri karanlık görürmüş aynada.Böylelerinin hafızalarından şüphe etmeleri yersizmiş.çünkü tekleyen hafızaları değil,yürekleriymiş.......


    Elif Şafak - Mahrem
#27.10.2009 12:31 0 0 0

  • Karşı komşumuzun balkonuna konan Pepuk kuşlarının ne zaman bizim balkona konacaklarını hep merak ederdim. Bu sabah gene anneme sordum.
    - Pepuk kuşları ne zaman balkonumuza konacaklar? Annem:
    - Kızım, kaçıncı anlatışım. Komşu çocuklar kavga etmediği sürece orda
    kalırlar. Bir ay boyunca kavga etmeseler Pepuk kuşları insana dönüşür. Kavga etseler başka çocukların bulunduğu bir evin balkonuna konarlar.
    - Keşke o çocuklar kavga etse de Pepuk kuşları bizim balkona konsalar.
    -
    Sabah erkenden Pepuk kuşunun sesi ile yataktan fırladım. Gözlerime inanamadım.
    Kuşlar bizim balkondaydılar. Meğer, komşu çocukları dün akşam oyuncaklar için kavga etmişler. Çok sevinçliydim. İçim içime sığmıyordu. Hemen koştum. Küçük kardeşim Memoş hala uyuyordu. Onu uyandırmadan yanaklarından öptüm. Pepuk kuşları bu davranışımdan çok mutlu olacaklar ki güzel- güzel ötmeye başladılar.

    Annem, kahvaltı sofrasını hazırlarken bir yandan da bana nasihat ediyordu.
    - Bak kızım! Kuşlar artık bizim balkonda. İstediğin oldu. Sen ve kardeşin onları kurtarabilir. Balkonumuzda insana dönüşebilirler, bir ay kavga etmezseniz. Gerçi yüzyıllardır bunu kimse beceremedi. Sen ve kardeşin becerirseniz tarihe geçersiniz.

    Pepuk kuşlarına uzun-uzun baktım. Daldım. Hikayelerine.

    Mevsimlerden ilkbahar her taraf yemyeşil, dağlarda erimiş buzlar, karlar. Zilan ve Baran kardeşler, bir Pazar günü sabah erkenden kenger toplamak için evden çıktılar. Kenger toplayıp pazarda satacakları okul ihtiyaçlarını karşılamak için. Buğday tarlaların, bağların, bahçelerin kenarlarından yürüyerek. Kıpkırmızı topraktan ibaret bir Şuv(Nadas) `a ulaştılar. Burası kenger tarlası gibiydi. Baran kengerleri arode ile kaldırıp kardeşi Zilan`a veriyordu. Zilan, kengerleri temizleyip torbaya atıyordu. Akşama dek bir sürü kenger topladılar. Hava soğumaya, güneş batmaya yüz tutarken. İki kardeş evinin yolunu tuttu. Yolda da, eve kadar birbirleriyle yarışarak koştular. Eve vardıklarında çok yorulmuşlardı.

    Anneleri evde yoktu. Muhtar babaları, yeni bir eş getirdiği için onları sokağa atmıştı. Dört duvar bir evde anneleriyle yalnız başlarına yaşıyorlardı.

    Biraz dinlendikten sonra Baran kardeşi Zilan`ı çağırdı. Baran:
    - Torbayı getir de topladığımız kengerleri sayalım. Zilan:
    - Getiriyorum.
    Baran, torbaya baktı. Bir daha baktı. Aman Tanrım! Torbada 4-5 tane kengerden başkası yoktu. Baran çok kızdı. Gök gürledi. Şimşekler çaktı.
    - Hepsini nasıl yedin, biz bunları yarın satacaktık, Zilan!
    - Kuran ekmek çarpsın yemedim.
    - Sus! Yalancı, bir de yalan söylüyor..
    - Hayırrrr! , yemedim.
    Baran, çok kızmıştı. Gözlerine kan doldu. Zilan, korkudan koşmaya başladı. Baran,
    onu kovalamaya başladı. Elindeki arodeyi Zilan`a fırlattı. Arode Zilan`nın sırtına saplandı. Bütün köylüler Zilan`nın başında toplandılar. Derhal onu bir arabayla hastaneye kaldırdılar. Baran, eve döndü. Bir daha torbaya baktı. Eyvah! Torbanın dibi delikti. Eline torbayı aldı. Kenger toplayıp geldikleri yola koyuldu. Yolda kengerler delikli torbadan tek-tek dökülmüşlerdi. Zilan, onları yememişti. Baran, çoook pişman oldu. Zor bela sabahı bekledi.
    Sabah erkenden kalktı. Buğday tarlalarında bir demet çiçek topladı. Kardeşi Zilan için. Ve hastane yoluna koyuldu. Kardeşinden özür dilemek için. Köyden ilçeye kadar saatlerce yürüdükten sonra hastaneye yetişti. Kapıda beyaz önlüklü biri onu karşıladı. Bu doktor olmalıydı. Çünkü, gözlükleri vardı.

    - Nereye? Küçük. Bu çiçekler kime?
    - Kardeşim Zilan`a dün akşam buraya getirildi de.
    - Ha dünkü kız mı?
    - Evet
    - Maalesef onu kurtaramadık. İç kanamadan gitti. Zavallı, son nefesine kadar:``-abi
    ben yemedim.`` diyordu. Son anda bir kuş olup uçtu. Gitti.

    Baran`nın elindeki çiçekler yere düştü. Dondu. Kaldı. Hızla dağlara doğru koştu. Mardin`in en yüksek dağına Aslanlar Tepesi`ne çıkana kadar koştu. Tanrıya çok yakardı yalvardı. Kardeşini geri vermesi için. Ama duaları kabul edilmedi. O kardeşini haksız yere suçlamış ve ölmesine sebep olmuştu. Artık, her gün tepeye çıkıp, kardeşi için dua ediyordu. Sultan Şeyhmus`ta burada dua edermiş. Bunun için mutlaka bir gün duasının kabul edileceğine inanıyordu.
    - Allah`ım kardeşimi bana vermiyorsun, bari beni de kuş yap onun yanına gideyim
    de özür dileyeyim. Tanrı, bu sefer ona acıdı, duasını kabul etti. Bir şartla.
    - Her ay çocuklu bir ailenin damına-balkonuna konacaksınız. Eğer, bir ay boyunca
    o ailenin çocukları kavga etmezlerse sizi gene insana dönüştüreceğim. Kavga etseler siz başka evin balkonuna gidin. Ta ki bir ay boyunca çocukları kavga etmeyen bir aileye rastlayınca insan olu verirsiniz. Yoksa, ömür boyu kuş kalacaksınız.
    Baran, Bir kuş olup uçtu dağlara. Köylüler onu günlerce aradı ama bulamadılar. Muhtar, babaları Onu ve kardeşi Zilan`nın öldüğünü nüfus müdürlüğüne bildirdi.
    .

    Bugün 29.gün çok mutluyum hala Pepuk kuşları balkonumuzda. Yarın, İnsan oluverecekler. Onları göreceğim, için şimdiden çok heyecanlıyım. Hemen odama geçtim. Ödevlerimi yaptım. Defterlerimi masada bırakıp televizyon odasına geçtim. Sihirli Annem çıkmıştı. Onu seyretmeye başladım. Bir de ne göreyim. Memoş`un Elinde yazı defterim hepsini karalamış. Geçen sağlık karnelerimizi de karalamıştı. Ona bağırdım. Defterimi vermedi. Elinden çektim. Defterim yırtıldı. Ben de onu itekledim yere düştü. Ve Memoş ağladı. Annem geldi.
    - Kızım sen ne yaptın.?
    - Ama, anne defterimi hepsini karalamış. Ben yarın öğretmenime ne derim.
    - Bir şey olmaz! Öğretmen kızmaz.
    - Ama, anne hepsini yeniden nasıl yazacağım.
    - Koş balkona bak. Eğer, baran ve Zilan gitmemişlerse onlar sana yardım ederler.
    Hemen balkona koştum.. Baktım. Yoktular. Başka balkona gitmişlerdi.. Çok üzüldüm. Her sabah balkonumuza bakıyorum. Pepuk Kuşları acaba bir daha gelirler mi diye?

    Onları çok özledim.


    Alıntı
#27.10.2009 12:28 0 0 0
  • Konu: Tümceler
    Ruhumuzun ele avuca sığmayan akışını gözlemek,
    onun karanlık derinliklerine kadar inmek,
    türlü hallerindeki bunca incelikleri
    ayırdedip yazmak sanıldığından çok daha zahmetli bir iştir...

    montaigne/denemeler
#27.10.2009 12:19 0 0 0
#27.10.2009 12:17 0 0 0
  • Konu: Tümceler
    noimage


    sevdalarımı toplayıp böldükçe ömrüme
    küsüratlı yaşamlar cıktı karşıma
    hep bir yaşanmamışlık
    virgülden sonra
    virgülden önce...
    hep bir ara
    bir iç geçiriş..
#27.10.2009 12:11 0 0 0
  • resimli güzel sözler - resimli şarkılar - resimli şarkı sözleri - resimlerle romantik şarkı sözleri - romantik resimler - resimli sözler


    Sıla - İnşallah

    noimage

    Emre Aydın - Hareket Vakti

    noimage



    Yiğit Tekin - Karabasan Geceler

    noimage

    Ayna - Bari Sen Unutma Beni

    noimage

#27.10.2009 11:58 0 0 0


  • Haksızlık bugün güvenli adımlarla ortalıkta dolaşıyor.
    Ezenler hazırlanıyorlar on bin yıl için.
    Şiddet güvence veriyor: Her şey nasılsa, öyle kalacak.
    Bir ses çıkmıyor hükmedenlerin sesinden başka
    Ve pazarlarda sömürü yüksek sesle diyor: Şimdi başlıyorum asıl
    Ama ezilenlerden bir çok kişi şimdi diyor:
    Bizim istediğimiz hiçbir zaman olmaz.

    noimage

    Yaşayan, demesin: hiçbir zaman!
    Kesin olan kesin değildir.
    Her şey nasılsa, öyle kalmayacak.
    Hükmedenler konuştuktan sonra
    Hükmedilenler konuşacaktır.
    Kim diyebilir ki: hiçbir zaman?
    Kimin yüzündendir, "ezilme sürüp giderse? Bizim yüzümüzden
    Kimin yüzündendir, kırılıp giderse? Gene bizim yüzümüzden.
    Kim yıkılmışsa, ayağa kalksın!
    Kim yenilmişse, döğüşsün!
    Kim kendi bilincine varmışsa, nasıl durdurulabilir o artık?
    Çünkü bugünün yenilmişleri yarının yenenleridir
    Ve hiçbir zaman olacaktır: Daha bugün!

    Bertolt Brecht:
    Türkçesi: Yüksel Pazarkaya
#27.10.2009 09:33 0 0 0
#27.10.2009 09:24 0 0 0
  • noimage
    - Çok güzel hayvanlar.
    - Teşekkürler.
    - Ama takdiri hak eden tanrı.
    - Zengin olmak için başarılı olmaya ayıracak vakitleri yok.
    - Şöhret hayali kurmuyorlar.
    Onlar yaşlandıkça değeri azalacak şeyler almak için paraya ihtiyaçları yok.
    Onlar güzeller, varoldukları biçimde...
    Yaptıkları neyse onu yaparlar.
    Aslanlar kaplan olmaya çalışmaz.
    Tavşan bir maymunun taklidini yapmaya çalışmaz.
    Olmadıkları bir şeye benzemeye çalışmazlar.
    Bize, insanlara benzemezler.
    Çita, kaplan, yılan, maymun, babun...
    Domuz, hipopotam, gergedan, dodo bal porsuğu...
    şişko kurbağa, hepsi, her biri mükemmeldir.
    Kendi orjinal formlarında... Sonra insan ortaya çıktı.
    Onu kimin, ne amaçla yarattığı hala gizemini koruyor.
    Neden burada?
    Bu bir gizem.
    Burada olmaya hakkı olmadığını biliyoruz.
    Ait olduğu yeri bilmiyor. Bilmiyor çünkü böyle bir yer yok.
    Ayı avcısı insan...
    Tuzak kuran, geyik kovalayan...
    Ayı avcısı insan, geyiklere tuzak kuran...
    Ayı avcısı insan, kürk için tuzak kuran...
    Geyik kovalayan insan...
    Yavru fokları sopayla öldüren, yunuslara vuran...
    En aşağılık varlık, en aşağılık varlık.
    O bir asi çığırtkanı, ortalık karıştıran bir ajitatör.
    Ortalıkta dolaşıp burnunu ait olmadığı yerlere sokar.
    Hayvanat bahçesi, akvaryum...
    Bunlar hayvanlar için hapishanedir.
    Bu hayvanlar insandan bir şey öğrenemez, insanın onlara öğreteceği bir şey yok.
    İnsanlara bakmazdım bile...
    Atom bombaları, kurutma makineleri ve otomobilleriyle öyle tiksindiriciler ki...
    Yarattıkları hastalıklara tapınak olsun diye hastaneler inşa ediyorlar.
    İnsanlar taşıdıkları sırlarla birlikte yapayalnızlar.
    Maske takmış ve isimsiz...
    Kimse onları tam anlamıyla bilmiyor.



    Bob Dylan( "Masked and Anonymous" Filminden)
#27.10.2009 09:22 0 0 0


  • noimage


    çok sonra yazılır
    içinde yaşadığın günlerin şiiri
    belleği vardır yaraların
    kapandıktan sonra da işleyen
    hatta aynı kalmayan kişileri
    sökülmüş zamana gönderen
    zarfı açar ya da kaparken
    adres yanıltmasın sizi
    kendinden bile taşınır insan
    ne sokağın kalbi, ne kalbin evi
    yalnızca şiir kendini seyrediyor şimdi

    Artık burada oturmuyor bu şiiri yazan

    Murathan Mungan
#27.10.2009 09:16 0 0 0
  • Konu: Sensiz
    "Gel ve bitir uykusuz tüm gecelerimi
    Gel de durdur içimdeki firari hasreti"

    Yüreğine sağlık..
    Güzeldi..
#27.10.2009 09:13 0 0 0
#27.10.2009 09:12 0 0 0
  • "Güle güle yalnızlığım , güle güle masalımda ki son yalan."

    Yalnızlık sadık bir dosttur..
    Sen güle güle de istediğin kadar o hep yanıbaşında bekler..
    Çok güzeldi canım..
    emeğine sağlık..
#27.10.2009 09:11 0 0 0
#27.10.2009 09:10 0 0 0
  • Konu: Tümceler


    İster alıntı olsun ister size ait..
    Hadi aklınıza geliveren ilk tümceyi paylaşın bizimle..

    İlki benden elbette;

    noimage


    "..Öyle büyük umutlarım olmadı benim, büyük düşlerim, özlemlerim, büyük beklentilerim olmadı. Koşullarım beni oluşturdu ben acılarımı buldum. Herkes gibi yaşasaydım
    eğer, yaşamı onlar gibi görebilseydim çarşılar yeterdi
    avutmaya beni. Bir gömlek, bir ayakkabı, bir elbise; bir
    yemek lokantalarda; televizyon, halı, masa ve daha nice
    eşya yeterdi yalnızlığı örtmeye, kendimi göstermeye, va-
    rolmaya, 'dar çevre yitikleri'nde önem kazanmaya... "

    Şükrü Erbaş (ömür hanımla güz konuşmaları)

    noimage

    'Ne garip bir oyuncak şu insan! Yürür, konuşur ve acı çeker. 70 kilodur. Kendisine ve çevresine ait hiçbir şey bilmez. Bir nevi ıstırap makinesi. İplerini başkaları çeker. Hantal ve şapşal bir robot. Neye sevinir bilinmez. Sınırsız olan hayalleri ve acı kabiliyeti. Etten bir kafes ve aciz içinde kıvranan bir ruh. Vücut araba, akıl arabacı. Ama gözleri bağlı arabacının, arabaya hükmeden, atlar... Buda haklı: Varolmak için yok olmak lazım, parça bütüne kavuşacak ki hasret dinsin. Bütün musiki, bütün şiir, bütün aşk, bu bir çuval kemik, bu asi ten, bu aptalca endişeler ne olacak? Ne olacağını bilen var mı? Kader hep oynayamayacağı roller yükler insana ve ıslıklar. Alkışlar sahtekarların...' Cemil Meriç (Jurnal)
#27.10.2009 09:02 0 0 0
  • Aaaa hiç yakışmıyo ama Garagızım sana öyle demek..
    O senin sevdiğinin hayat arkadaşının annesi..
    Duymamış olayım :D
#26.10.2009 15:17 0 0 0
#26.10.2009 15:14 0 0 0