Doymadan sofradan kalkılır, acıkmadan ve sofra haricinde yemek yenmez. Su her zaman içilir.
Sual: Yemeğe tuz ile başlamak sünnet midir?
CEVAP
Yemeğe tuz ile başlayıp tuz ile bitirmek sünnettir. Ekmekteki tuza niyet edince de bu sünnet yerine getirilmiş olur. (Gunye)
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ya Ali, yemeğe tuz ile başla!) [Şir'a]
(Yemeğe tuz ile başlayıp tuz ile bitirenin vücudundan Allahü teâlâ yetmiş hastalığı giderir.) [R.Nasıhin]
Sual: Su veya çay içerken bir kısmını bırakmak veya yemek yenince az bir şey bırakmak doğru mudur?
CEVAP
Doğru değildir. Hepsini yiyip içmelidir. Çünkü Resulullah efendimizin önüne konan yemekten hiç artmazdı. (İ.Ebiddünya)
Sual: Çatalı ekmeğe ve diğer unlu mamüllere batırmakta mahzur var mıdır? Ekmeğe hakaret olur mu?
CEVAP
Bunlar âdettir, mahzuru yoktur. Fakat lüzumsuz, keyf için batırılmaz. İhtiyaç halinde caiz olur. Çatalı ekmeğe batırmayı âdet haline getirmemelidir.
Sual: Sandalyenin arkasına yaslanıp yemek yemek uygun mudur? Yaslanmayıp yemek daha mı efdaldir?
CEVAP
Sofraya edepli bir şekilde oturmalı ve bu edebi sonuna kadar muhafaza etmelidir! Resulullah efendimiz yer sofrasına bazen diz çöker, bazen de sağ ayağını bükerek sol ayağı üzerine oturup buyururdu ki:
(Yaslanarak yemek yemem! Ben ancak, Allahü teâlânın bir kuluyum; köle nasıl yerse öyle yer, nasıl oturursa öyle otururum.) [Buhari]
Yaslanarak yemek yemek haram veya mekruh değildir. Başkalarının yanında mazeretsiz yaslanmak edebe aykırıdır. Sandalyede dayanarak yemekte de mahzur yoktur. Kibirli şekilde yemek uygun değildir. Dayanınca rahat ediliyorsa dayanılır. Önemli olan başkalarına hava atmamalı, kibirli oturmamalı, rahat oturmalı.
Sual: Çok su içmek zararlı mıdır?
CEVAP
Evet, din kitaplarında çok su içmek zararlıdır deniyor. Doktorumuz diyor ki:
Çok fazla su içerse su zehirlenmesi olur, kalb yetmezliği, ödem gelişebilir, her şeyin fazlası zarardır. Böbreklerden atılma hızından daha fazla su alınırsa vücutta birikir. Ödem ve tansiyon yükselmesi yapabilir. Ancak idrar olarak atabiliyorsa problem olmaz. Çıkardığı idrar miktarından 600-700 cc fazla sıvı alınabilir. Adam günde 2 litre idrar yapıyorsa 6 litrede su içerse, bunun bir litresini de ter ve akciğer yolu ile atsa geriye 3 litre sıvı vücutta kalır. Bu da insanın fazla sıvı yüklenmesine ve dolayısı ile dolaşım ve solunum sistemlerinde problemlere yol açar. Çok su içmeyi gerektiren durumlar da vardır.
Sual: Sağdan başlamamak, suyu ayakta içmek bid'at değil midir?
CEVAP
Peygamber efendimizin, sağdan başlamak, entari giymek gibi âdet olarak yaptığı şeyleri yapmamak bid'at değildir. Bunları yapıp yapmamak, ülkelerin ve insanların âdetlerine bağlı olup, dini hükümler değildir. Her ülkenin âdeti başka başkadır. Hatta bir ülkenin âdeti zamanla değişir. Bununla beraber, âdete bağlı şeylerde de, zevaid sünnetlerde de [bir mazeret yoksa] Resulullah efendimize tâbi olmak, dünya ve ahirette insana çok şey kazandırır ve çeşitli saadetlere yol açar. (Mektubat-ı Rabbani 2/55)
Âdetlere ilgili sünnetlere elimizden geldiği kadar uymaya çalışacağız, fakat unutursak veya tembellikle yapamazsak mekruh bile olmaz. Solak kimsenin sol el ile iş yapması mekruh değildir.
Sünnet-i zevaid:
Resulullah efendimizin, ibadet olarak değil de âdet olarak devamlı yaptığı şeylere denir. Zevaid sünnetleri terk etmek mekruh değildir. Peygamber efendimizin giyiniş şekli, entari giyinmesi gibi, iyi şeyleri yapmaya sağdan başlaması gibi, sağ el ile yiyip içmek gibi, suyu oturarak içmek gibi şeyler sünnet-i zevaiddir. (Redd-ül Muhtar)
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Âdetlerle ilgili sünnete uymak bir fazilettir, terki ise hata değildir.) [Muhtar-ül ehadis]
Sual: Meyve yemekten sonra mı yenir?
CEVAP
Âdete ve şahsın durumuna göre değişir. Yalnızken önce yemek daha uygun olur.
Sual: Küçük bardakla su içerken, her bardağı, bir nefeste olmak üzere, üç bardağı peş peşe içmek caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Zemzemi ayakta mı içmek lazımdır?
CEVAP
Evet.
Sual: Zayıflamak niyetiyle aç karnına su içmek caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: İşi aksatmamak için ayakta çay içmek caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Zemzemi başı kapalı içmek mi evladır?
CEVAP
Evet.
Sual: Solak olanın, sol ile ile yiyip içmesi caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Dudağa bulaşan artığı ekmekle silip yemek caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Misafir, yanındaki misafire önüne konan meyve ve yemekten ikram edebilir mi? Evine götürebilir mi?
CEVAP
Ev sahibinin rızası olduğu anlaşılırsa, caizdir.
Sual: Dengeli beslenmek için bir yemekte tek gıda mı yemeli?
CEVAP
Tek gıda sıhhate sebeptir.
Sual: Ekmeği sağ ele, üzüm salkımını da sol ele alıp yemek caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Çömelerek su içmek, oturarak su içmek hükmünde midir?
CEVAP
Evet.
Sual: Dışarıda yemeğe gittiğimizde sol ile çatal sağ ile bıçak tutuyoruz ama şeytan sol elle yer, böyle yemenin hükmü nedir?
CEVAP
Dışarıda dikkati çekiyorsa yenmesi caiz olur, mekruh olmaz.
Sual: Misafirliğe gidince, önümüze yemek konuyor. İzinsiz başlamanın mahzuru var mıdır?
CEVAP
Önünüze konduğuna göre, izinsiz başlanabilir. Ancak ev sahibinin başlaması sünnete uygundur. Yahut varsa o kavmin emiri önce başlar. Yahut âlim, fazıl bilinen birisi de başlayabilir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Sofrada yemeğe önce kavmin emiri veya ev sahibi veya kavmin iyisi başlasın.) [İbni Asakir]
Sual: Eti ve ekmeği bıçakla kesmek caiz midir?
CEVAP
Ekmek bıçakla kesilebilir. Bıçakla lokma haline getirilmemeli. Eti pişirenin veya piştikten sonra yemeği hazırlayanın, bıçak ile kesmesinde mahzur yoktur. Sofradaki eti de, bıçakla kesmemelidir.
Sual: Yemeye, içmeye, abdest almaya başlarken besmeleyi unutan, başladıktan sonra besmele çekse sünnet yerine gelir mi?
CEVAP
Yemeğe başlarken besmele çekmeyi unutan, sonra çekse de, baştan çekilmiş sayılır. Ama, abdeste başlarken unutulunca, sonra besmele çekilse de, baştan çekilmiş sayılmaz. (Nimet-i İslam)
Sual: Sokakta toplumun içinde bir şeyler yiyip içmekte mahzur var mıdır?
CEVAP
Uygun olmaz.
Sual: Su içerken dikkat edilmesi gereken şeyler nelerdir?
CEVAP
Su içerken bir solukta içmemeli, üç defada içmeli. Terli iken soğuk su içmemeli, uyku arasında su içmemeli, çok su da içmemeli. Bunların vücuda zararları vardır. Bir hadis-i şerif meali:
(Suyu ayakta içmeyin, vücuda zararlıdır. Yalnız abdestten artan su ve zemzemi şerif ayakta içilebilir.) [Ey Oğul İlmihali]
Davete gitmek
Sual: Düğün yemeklerine veya iftarlara davet ediliyoruz. Bazı davetlerde, zenginler, müdürler ve rütbeli kimseler bulunuyor. Hiç gariban kimse bulunmuyor. Kimi külfete giriyor, çok pahalı şeyler hazırlıyor, kimi de çok cimri davranıyor. Bir de oruç tutmayan kimseler de iftara bizi davet ediyor. Böyle davetlere gitmek uygun oluyor mu?
CEVAP
Haram ve mekruh işlenmeyen davetlere gitmek sünnettir. Bir hadis-i şerif meali:
(Davet edilen yere gitmemek günahtır. Davetsiz yere gitmek hırsızlık olur.) [Beyheki]
Yemeğe davet ederken, Allahü tealanın rızası gözetilmelidir. Başka maksatlar gözetilmemeli. Yemeğe giden de, sünnet olduğunu, mümin kardeşini sevindirmeye niyet ederek gitmeli. (Allah rızası için, niyet etmeden yemeğe davet edene bir günah yazılır. Niyet etmeden gidene, iki günah yazılır) buyurulmuştur.
Mekruh işleniyorsa, mekruhtan kurtulmak için davete gidilmez. Fakirlerin davetine gitmeyip de zenginlerinkine gitmek kibirdendir. Külfete girenin davetine gitmek gerekmez. Cimrinin davetine de gitmemelidir! Davet umuma şamil olmamalı, yani iyi kötü herkes geliyorsa, o davete gitmemeli.
Bidat sahibinin, fasıkın ve kötü kimselerin ve öğünmek için çok para harcamış olanın davetine gidilmez. (İhya)
Sadece zenginlerin, müdürlerin bulunduğu davete gidilmemelidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(En kötü yemek, zenginlerin davet edilip, fakirlerin davet edilmediği ziyafetteki yemektir.) [Buhari]
Sual: Kefaretlere bakınca, hep fakirin sabah ve akşam doyurulmasından bahsediyor. Acaba, sağlık açısından daha iyi olan iki öğün yemek midir yoksa iki günde üç öğün yemek midir?
CEVAP
Günde iki öğün yemek caizdir. Daha iyi olanı ise, iki günde üç öğün yemektir. Ancak ihtiyaca ve çalışma şartlarına göre yemek de caizdir.
Sual: Ben bayanım. Bir hocanın ziyaretine gitmiştim. Hoca, (Müminin artığını içmek şifadır) hadisini okuyarak, bir bardak suyun yarısını içip yarısını da bana verdi. Halbuki erkeğin artığını içmenin caiz olmadığını duymuştum. Hocanın yaptığı uygun mu?
CEVAP
Müminin artığını içmek şifadır. Bir başka hadis-i şerifte de buyuruluyor ki:
(Din kardeşinin artığını içmek tevazudandır. Din kardeşinin artığını içen, yetmiş derece yükseltilir, onun yetmiş günahı silinir ve ona yetmiş sevâb verilir.) [Hatîb]
Ama, namahrem kimselerin değil tabii. Çünkü din kitaplarında, (Kadının artığını, yabancı erkeğin içmesi ve erkeğin artığını yabancı kadının içmesi, lezzet alacağı için mekruhtur) buyuruluyor. Böyle hocaları ziyaret edip zaruretsiz konuşmak uygun değildir.
Sual: Karşı cinsin artığını yiyip içmek caiz midir?
CEVAP
S. Ebediyye'de, (Kadının artığını, yabancı erkeğin içmesi ve erkeğin artığını yabancı kadının içmesi, lezzet alacağı için mekruhtur) deniyor. Mesela, bir bardakla su içip yarısını bırakır, diğer yarısını aynı ortamdaki karşı cinsten biri içerse, lezzet alabileceği için mekruh olur. Bir elmayı ısırıp yiyen kimse, yarısını da o ortamda bulunan farklı cinse mensup birine verirse, lezzet alma ihtimali olduğu için mekruh olur. Hiç lezzet almasa da yine mekruh olur.
Sual: Yemekleri tez mi, yoksa yavaş yavaş mı yemek daha uygundur?
CEVAP
İyi hazmetmek için çok çiğnemek, yani ağır ağır yemek gerekir. Yemeği iyi çiğneyerek yemek sünnettir. Bu sünnete uyunca, mide ağrısı, gaz gibi şikâyetler görülmez.
Sual: Yabancıların yemek davetinde, el yıkamak dikkati çekecekse, ıslak bir bezle silmek, yıkamak yerine geçer mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Ayakta sigara içmek caiz midir?
CEVAP
Evet.
Sual:
Ayakta çekirdek, şeker gibi şeyleri yemekte mahzur var mıdır?
CEVAP
Zaruretsiz, ayakta bir şey yiyip içmemelidir.
Sual: İslam Ahlakı kitabında şöyle deniyor:
(Bir kimse, yemek için ellerini yıkayınca, ıslak olan parmaklarının ucunu gözlerinin pınarına koyup geriye doğru silse, o kimse, Allahü teâlânın izniyle, göz ağrısı görmez.)
Göz pınarı neresi ve hangi parmaklarla yapılır bu?
CEVAP
Göz pınarı, alt kirpiklerin altındaki oyuk kısımdır. Şehadet parmaklarının ucu ile yapılması daha uygun olur.
Sual: (Az da olsa akşam yemeği yenmeli) deniyor. Böyle bir şey var mıdır?
CEVAP
Evet vardır. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Çok az da olsa akşam yemeğini yiyin; çünkü akşam yemeğini terk etmek yaşlanmaya sebeptir.) [Ebu Nuaym]
Ayakta su içmemeli
Sual: İslam Ahlakı kitabındaki bir hadiste, (Ayakta su içmeyin, vücuda zararlıdır) deniyor. Bugün tıp bu zararları tespit etmiş midir?
CEVAP
Zararını hiç bilmesek de, tıp bildirmese de, dinimizin bildirdiklerine uymak gerekir. Bir doktor diyor ki:
Midenin ayakta ve oturur vaziyetteki pozisyonu farklıdır. Ayakta içilen su, doğrudan doğruya onikiparmak bağırsağına geçer. Midenin küçük eğriliğine uyan kısmında, mide caddesi denen bir oluk bulunur. Sıvı gıdalar bu yolu takip ederek zaten devamlı küçük bir açıklığı olan mide çıkışını geçerek, onikiparmak bağırsağına geçer. Sıvılar oturarak içilirse bunlar önce midede birikir, asitle karışarak mikropları ölür ve sonra onikiparmak bağırsağına geçer. Böyle oturarak su içen, birçok intan hastalıklarından korunmuş olur. Suyu veya meşrubatı ayakta içen, bu tehlikeye daha fazla maruz kalır. (Dr. Hamit İspirlioğlu)
Kâinatta her şey titreşir. Dalga hareketlerini ortaya çıkaran titreşimlerinin herbiri, ses dalgaları olarak bilinir. Ses dalgalarının ritmik desenleri, musikiyi ortaya çıkarır. Bu açıdan varlıkların aktiviteleri sırasında çıkardığı ses titreşimleri, birer musikidir. Musiki sadece insana has değildir. Her varlık, musikisiyle birlikte yaratılır. Düşük frekanslı ses dalgaları ihtiva eden kuş, su ve rüzgâr, uyku esnasındaki insanın beyin dalgalarına yakın dalgalar ürettiğinden insanı dinlendirici tesirlere sahiptir. Duyguları incelten ve gönlü yumuşatan müzik türleri, asırlardan beri tedavide kullanılmaktadır. Günümüzde araştırmacılar, beden ve zihin hastalıklarının tedavisinde müziğin kullanılması konusunda hemfikirdir. Bu konuda yapılan birçok araştırma, doktor ve müzisyenlerin; depresyondan kansere, yüksek tansiyondan kronik ağrılara, disleksiden akıl hastalıklarına, migrenden uyuşturucu madde bağımlılığına kadar geniş bir sahada tedavi gayesiyle müziği kullandıklarını göstermektedir.
Yüzyıllar boyu insanlar, hastalıkların iyileştirilmesinde çeşitli tedavi yöntemleri kullanmışlar ve çare aramışlardır. Müzik-terapi de en eski tedavi yöntemlerinden biri olup pek çok eski çağ medeniyetlerinde kullanılmıştır.İlkel kabilelerin yaşayışlarında ruhi varlıklar önemli rol oynamış, hekimler çeşitli bitki, ilaç, müzik ve dansı kullanarak hastalarını iyileştirmeye çalışmışlardır.Birçok toplumda hasta insan sağlığına kavuşmak için kendisini bazı güçlere sahip olduğu düşünülen sihirbaza, rahibe teslim etmiştir.Hastalıkların kötü ruh veya cin adı verilen varlıklar tarafından meydana getirildiğine inanılmıştır.Tedavi törenlerinde müzik, dans, ritim ve şarkılar başlıca rol oynamış, hastanın kötü varlık ve ruhlardan kurtarılması tedavinin temelini teşkil etmiştir. Ses, müzik de bu gizli varlıklarla haberleşmek için bir araç olarak görülmüş, ilaç, su ve otlar ise hastanın vücuduna girmiş olan bu kötü varlıklarla mücadele için kullanılmıştır. Bunların ancak sihirbaz - doktor tarafından danslar, şarkılar ve tütsülerle kullanıldığı zaman etkili olabileceğine inanılmıştır.Monoton bir ritm ile birlikte varlığın tepkisine göre hızlı, yavaş, yumuşak veya sert melodi ikna edici sözlerle övülü şarkı ile müziğe refakat, müzikle tedavinin temelini teşkil etmiştir.
Türk Müziği makamlarının ruha olan etkileri Farabi'ye göre şöyle sınıf-landırılmıştır:
1. Rast makamı: İnsana sefa(neşe-huzur) verir.
2. Rehavi makamı: İnsana beka(sonsuzluk fikri) verir.
3. Kuçek makamı: İnsana hüzün ve elem verir.
4. Büzürk makamı: İnsana havf(korku) verir.
5. Isfahan makamı: İnsana hareket kabiliyeti, güven hissi verir.
6. Neva makamı: İnsana lezzet ve ferahlık verir.
7. Uşşak makamı: İnsana gülme hissi verir.
8. Zirgüle makamı: İnsana uyku verir.
9. Saba makamı:İnsana cesaret,kuvvet verir.
10. Buselik makamı: İnsana kuvvet verir.
11. Hüseyni makamı: İnsana sükunet, rahatlık verir.
12. Hicaz makamı:İnsana tevazu(alçakgönüllülük) verir.
Farabi Türk müziği makamlarının zamana göre psikolojik etkilerini de şu şekilde göstermiştir:
1. Rehavi makamı: yalancı sabah vaktinde etkili
2. Hüseyni makamı: sabahleyin etkili
3. Rast makamı: güneş iki mızrak boyu etkili
4. Buselik makamı: kuşluk vaktinde etkili
5. Zirgüle makamı: öğleye doğru etkili
6. Uşşak makamı: öğle vakti etkili
7. Hicaz makamı: ikindi vakti etkili
8. Irak makamı: akşam üstü etkili
9. Isfahan makamı: gün batarken etkili
10. Neva makamı: akşam vakti etkili
11. Büzürk makamı: yatsıdan sonra etkili
12. Zirefkend makamı: uyku zamanı etkilidir.
Günümüz:
1977′de Amerika müzikle tedaviyi bir bilim dalı olarak kabul etmiştir. Müzik terapisi psikiyatri temelli hastalıklarda 1950'lerden bu yana etkin olarak kullanılmaktadır.Türkiye, müzikle tedavinin öneminin henüz farkında değildir. Oysa Farabi, Razi, İbn-i Sina ve Gevrekzade Hasan Efendi gibi Türk alimleri bu alanda çok önemli çalışmalara imza atmışlardı. Batı dünyası da 20. yüzyılın ortalarında keşfettiği müzikle tedavi ya da terapiyi, alternatif tedavi yöntemi değil, geleneksel tıbba uygun ve kuralları kendine has bilimsel bir tedavi yöntemi olarak kabul etmiştir. İkinci Dünya Savaşı'nda yaralanan askerlerin terapisinde müzikten yararlanılır ilk olarak. Ardından, 1947'de ABD'nin Michigan Devlet Hastanesi'nde müzik tedavi programına alınır. Böylece bu konuda araştırmalar hızlanır. Depresyon, şizofreni, zeka geriliği, alkol ve madde bağımlığı ile mücadelede müzik tedavi yöntemine başvurulur. Yeni teknik ve pratik uygulama biçimleri geliştirilir. Amerikan Müzikterapi Birliği 1997'de bir tanımlama yaparak son noktayı koyar: "Müzikterapi, bazı bireylerin fiziksel, psikolojik, sosyal ve zihinsel ihtiyaçlarını karşılamada müziği ve müzik aktivitelerini kullanan uzmanlık dalıdır."
Bugün Batı'da hastane, klinik, gündüz bakımevi, okul, madde bağımlılığı merkezi gibi yerlerde 5 binden fazla uzman, müzik terapisi uygulamaktadır. Şüphesiz, bunda etkili olan temel faktör son yıllarda müzik ve beyin araştırmalarında elde edilen verilerdir. Müziğin, özellikle serotonin, norepinefrin, dopamin, melatonin, kortizol, adrenalin, testosteron gibi psikiyatrik hastalıkların oluşumunda etkili hormonlara; kan basıncı, solunum ritmi, solunum kalitesi, nabız sayısı gibi fizyolojik olaylara olumlu etki yaptığı artık bilinmektedir.
Elma sirkesi zayıflatır mı - elma sirkesinin faydaları - elma sirkesi nedir - elma sirkesinin zayıflamaya etkileri nelerdir - diyet yaparken elma sirkesi - diyet ve elma sirkesi - elma sirkesi nasıl zayıflatır - elma sirkesinin faydaları - elma ve sirkesi
Yemeğe başlamadan önce alınan iki çorba kaşığı elma sirkesi; patates ve makarna gibi karbonhidratlı yiyeceklerle yükselen kan şekerini dengeler.
Elma sirkesini camları ve aynaları parlatmak, saçınıza yeniden parlaklık kazandırmak, roka salatasına ve aklınıza gelebilecek herhangi bir şeye katkı maddesi olarak kullanırsınız Birçok şeyde kullanılan elma sirkesinin önemli bir görevi daha vardır: Kan şekerini sabit tutmak.
Yemeğe başlamadan önce veya yemek esnasında iki çorba kaşığı sirke; patates ve makarna gibi karbonhidratlı yiyeceklerle yükselen kan şekerini kontrol altına alır. Yalnızca iki çorba kaşığı yeterlidir
İnsülin Postacısıdır
Sirke, midenin boşalmasını geciktirerek bu yiyeceklerden alınan şekerin emilimini yavaşlatır ve aynı zamanda insülini daha etkili hale getirir. Aslında, insülin, glikoz postanızı kan dolaşımınızdan alıp, hücresel posta kutunuza taşıyan bir postacı gibidir.
Her iki etki de (kan dolaşımınıza emilimin daha yavaş gerçekleşmesi ve şekerin kandan hücrelere daha hızlı ulaşımı) diyabet hastalarında kan şekeri seviyesini daha düşük tutar. Bu denge; uzun vadede diyabet riskini bile yok edebilir.
Enerji seviyenizi arttırıyor
Elma sirkesinin, açlık hissini engellemek gibi çabucak görülen faydaları da var. Bu fayda, kiloyu engeller ve şekerin kandan hücrelerinize taşımasını daha etkili hale getirir.
Fiziksel olarak aktif kalmanızı sağlayarak enerji seviyenizi artırır. Bu yüzden patates ve sebzelere mayonez yerine kırmızı şarap sirkesi dökmeyi deneyin. Ya da yemeğe, zeytinyağlı ve sirkeli yeşilliklerden oluşan bir salatayla başlayın.