şeqer

şeqer

Üye
08.06.2011
Çavuş
1.838
Hakkında

#16.09.2011 22:11 0 0 0
#16.09.2011 22:11 0 0 0
#16.09.2011 22:06 0 0 0
#16.09.2011 22:06 0 0 0
#16.09.2011 22:05 0 0 0
#16.09.2011 22:02 0 0 0
#16.09.2011 22:01 0 0 0
#16.09.2011 21:58 0 0 0
#16.09.2011 21:57 0 0 0
#16.09.2011 21:55 0 0 0
#16.09.2011 21:55 0 0 0
#16.09.2011 21:53 0 0 0
#16.09.2011 21:43 0 0 0
#16.09.2011 21:31 0 0 0
  • noimageVampirler Korku edebiyatının hatta genel olarak kurgu edebiyatının çok önemli bir parçası olmuş bu 'yaratıkların' gerçek olabileceği düşüncesi tarihte büyük yer edinmiştir. Bram Stoker'ın ünlü kurgu romanı Dracula dahi gerçekte var olan bir Kazıklı Voyvoda karakterinden esinlenilerek yazılmıştır. Yakın zamanda da Buffy the Vampire Slayer, Angel ve New Moon gibi vampir efsaneleri gerek televizyonları gerekse beyaz perdeyi kaplamıştır. İşte bu ilginç ve merak uyandıran 'tür' hakkında önemli bilgiler.
    1. Çoğu araştırmacı İngilizce 'vampire' kelimesinin Macarca vampir ya da cadı anlamına gelen eski Türkçe upior, upper, upyr kelimelerinden geldiğini düşünür. Diğer araştırmacılarsa kelime kökeninin Yunanca 'içmek' anlamına gelen bir kelimeden ya da 'hastalıklı' anlamına gelen nosophoros kelimesinden türediğini söyler. Sırpça bamiiup ya da Sırp-Hırvat pirati kelimelerinden türemiş olma olasılığı da vardır. Pek çok kültürde vampir kelimesine karşılık gelen bir terimin olması, vampirlerin insan bilincinde yer etmiş olduğunu gösteriyor.
    2. Bir grup vampire küme, sürü, topluluk, kütle ya da klan denilebilir.
    3. Büyük olasılıkla tüm zamanların en meşhur vampiri Kont Dracula, Tesniye (Tevrat) alıntısı yapmıştır: "Kan hayattır."
    4. Susam Sokağı'nın vampir kuklası Count von Count, gerçek bir vampir mitine dayanır. Bir vampirin insana gelmesini önlemek için önerilen yollardan biri kapının dışına tohum ya da pencere önüne balık ağı atmaktır. Vampirler kendilerini tohumları ya da ağdaki delikleri saymaya zorunlu hissedeceklerdir ve bu da güneş doğana kadar onları oyalar.
    5. Dolmen adı verilen tarih öncesi taş yapıtlar, kuzeybatı Avrupa'da ölülerin mezarları üzerinde bulunuyor. Antropologlar, vampirlerin uyanmasını önlemek için bu anıtların yapıldığını zannediyor.
    6. Porphyria (aynı zamanda vampir ya da Dracula hastalığı da denilir) adı verilen nadir bir hastalık, güneş ışığına aşırı hassasiyet ve bazen kıl yoğunluğu gibi vampirlere özel semptomlar göstermektedir. Ekstrem bazı durumlarda dişler kırmızımsı kahverengi renk alır ve sonunda hasta aklî melekelerini bile yitirebilir.
    7. Vampir olmakla suçlanan insanların aslında cinsel anlamda kana susama anlamına da gelebilecek olan haematodipsia ve gündüz körlüğü olarak bilinen hemeralopia hastalığından muzdarip olabileceği söyleniyor. Anemi (kansızlık) de sıklıkla vampir saldırısı geçirmiş bir insanda olan bir hastalık olarak görülür.
    8. En ünlü 'gerçek vampirlerden' biri de gençlik güzelliğini koruyabilmek adına genç kızlara işkence ederek etlerini ısıran ve kanlarında banyo yapan Kontes Elizabeth Bathory'dir (1560 - 1614).
    9. Vampir efsanelerinin kökeni Eflaklı Voyvoda ya da Kazıklı Voyvoda (1431 - 1476) olarak da bilinen tarihi kimliğe dayanıyor olabilir. Voyvoda'nın şapkalarını insanların kafasına çivileme, canlı canlı derilerini yüzme ve kazıklara geçirme gibi huyları vardı. Aynı zamanda düşmanlarının kanının içine ekmek banıp yemesini de severdi. İsmi Voyvoda, ejderin oğlu ya da Dracula anlamına gelmektedir. Bu yüzden de kendisi tarihin Dracula'sı olarak tanınır. Kazıklı Voyvoda 1476 senesinde cinayete kurban gitmiş olsa da mezarının boş olduğu söylentileri vardır.
    10. Vampirlere dair en eski bulgular, M.Ö. 4,000'lere dayanan eski Sümer ve Babil mitlerinde görülür. Bu mitlerde ekimmu ya da edimmudan (kaçırılan anlamında) bahsedilir. Ekimmu, düzgün bir biçimde gömülmemiş ve intikamını alabilmek için kızgın bir ruh olarak yaşayanların kanını emmeye gelmiş bir çeşit uruku ya da utukkudur (iblis güç).
    11. Mısır yazıtı Pert em Hru'ya (Mısır Ölüler Kitabı) göre ka (ruhun beş parçasından biri) belirli kurbanları almaz, kha olarak mezarından kalkarak kendi besinini arar. Bunun sonucunda yaşayanların kanını da içebilir. Ayrıca Mısır tanrıçası Sekhmet'in de kan içtiği bilinmektedir. Hint tanrıçası dişli Kali'nin içinde de kuvvetli bir kan arzusu vardı.
    12. Çinli vampirlere ch'iang shih (ceset dansçısı) adı verilirdi ve bunların kırmızı gözleri, çarpık pençeleri olurdu. Kadınlara saldırmalarına sebep olan güçlü bir cinsel dürtüleri olduğunu söylenir. Büyüdükçe ch'iang shih uçma kabiliyeti kazanır, beyaz saçları çıkar ve kurta dönüşebilir.
    13. Vampirler ve zombiler yaşayan ölü statüsüne girse de ait oldukları mitolojiye bağlı olarak aralarında bazı farklılıklar olabilir. Örneğin zombilerin vampirlere göre daha düşük IQ'ya sahip olduğu, sade kandan çok beyin ve eti tercih ettikleri, sarımsağa bağışıklıkları olduğu, aynada çoğunlukla yansımaları olduğu, çürüyen kaslarına bağlı olarak yavaş hareket ettikleri, kiliselere girebildikleri ve ateş ya da güneş ışığından kesin olarak korkmadıkları düşünceleri çoğunlukla Afrika mitolojisinden kaynaklanmaktadır.noimage
    14. Vampir isterisi veşüphe duyulan vampirleri 'öldürmek' için ortaya çıkan ceset tahripleri, on sekizinci yüzyıl ortalarında Avrupa'da öyle sapkınca bir hâl almıştı ki bazı hükümdarlar cesetlerin mezarlarından çıkarılmasını önlemek için yasalar çıkardılar. Bazı bölgelerde toplu isteri, vampir olduğuna inanılan insanların halk içinde idamına bile sebep oldu.
    15. İngilizce dilindeki vampir hakkında ilk kurgu eser, John Polidori'nin Vampyre eseridir ve yanlışlıkla Lord Byron'ın adıyla basılmıştır. Polidori (1795-1821), aslında Byron'ın doktorudur ve vampirini de Byron'dan esinlenerek yaratmıştır.
    16. İlk vampir filminin 1912'de çekilen '5 No'lu Evin Sırları' olduğu zannedilmektedir. Murnau'nun sessiz siyah-beyaz filmi Nosferatu daha sonra, 1922 senesinde gelmiştir. Ancak Tod Browning'in Dracula'sı ( Bela Lugosi'nin oynadığı erotik, sevimli, smokin ve pelerinle dolaşan aristokrat vampirle), vampir filmleri ve edebiyatının kilometre taşı olmuştur.
    17. Vampirlerin hayvanlar âlemi üzerinde kontrolü olduğu ve yarasa, sıçan, baykuş, güve, tilki ya da kurt biçimlerini alabileceği söylenir.
    18. 2009'da ağzına taş sıkıştırılmış on altıncı yüzyıldan bir kadın kafatası, salgın kurbanlarının kalıntıları yakınında bulundu. Bu dönemde vampir olduğundan şüphe duyulan birinin ağzına, diğer salgın kurbanlarının cesetlerini yememesi ya da yaşayanlara saldırmaması için taş konulması sıra dışı bir durum değildi. Aynı zamanda hıyarcıklı vebanın Avrupa'da yayılmasının sebebi olarak da dişi vampirler gösteriliyordu.
    19. Joseph Sheridan Le Fany'nin 1872 senesi kısa gotik romanı, dişi bir vampir olan Carmilla'yı anlatır ve Bram Stoker'ın Dracula'sını büyük ölçüde etkilemiş olduğu düşünüldüğü gibi dişi ve lezbiyen vampirlerin prototipini oluşturduğu da söylenir. Hikâyede Carmilla'nın vampir olduğu anlaşılır ve kanla dolu tabutu içinde göğsüne kazık saplanır, kafası kesilir ve yakılır.
    20. Bram Stoker'ın Dracula'sı (1897) vampir mitolojisinde önemli bir etki olarak yerini korumaktadır ve asla baskıdan kalkmamıştır. Kimi akademisyenler bunun açık bir Hristiyan alegorisi olduğunu söylerken kimileri Victoria dönemindeki bastırılmış psiko-seksüel endişeleri yansıttığını söyler.
    21. Pek çok efsaneye göre biri vampir olduğundan şüphe edilen biri tarafından ısırılırsa yakılmış bir vampirin küllerini içmelidir. Vampir saldırılarından korunmak içnse ekmeği vampir kanına bulayarak onu yemelidir.
    22. Eşiklerin tarihî anlamda önemli bir sembolik değeri vardır ve bir vampir davet edilmediği sürece eşiklerden geçemez. Eşiklerle vampirler arasındaki ilgi, suç ortaklığı ve izinle alakalı bir olgu gibi görünmektedir. Kötülere bir defa izin verildiği takdirde kötülük tekrar tekrar o eşikten içeri girebilir.
    23. Hristiyanlık öncesi vampirleri geri püskürtme yöntemleri arasında sarımsak, akdiken dalları, üvez ağacı (daha sonraları haç yapmak için kullanıldı), tohum dökme, ateş, mezar kazıcının küreğiyle baş kesme, tuz (korunma ve saflıkla bağlantılandırılırdı), demir, çan, horoz ötmesi, nane şekeri, akan su ve vampir olduğundan şüphelenilen birini dört yol ağzına gömme de vardı. Cesetlerin yüzü toprağın iç kısmına gelecek şekilde gömme gibi bir durum da vardı. Bu sayede vampirlerin çıkmak için yanlış yöne doğru kazı yapacakları ve toprağın içinde kaybolacaklarına inanılıyordu.
    24. Hristiyanlığın yayılmasının ardından bu yöntemler arasına kutsal su, haç, aşai rabbani ayini ekmeği de katıldı. Bu metodlar çoğunlukla vampir için ölümcül olmuyordu ve etkinlikleri kullanan kişinin inancına göre değişiyordu.
    25. Geleneksel bir vampir püskürtücü olan sarımsak, 2,000 seneden fazla bir süredir bir korunma yöntemi olarak kullanılmaktadır. Antik Mısırlılar sarımsağın tanrının bir hediyesi olduğuna, Roma askerleri kendilerine cesaret verdiğine, denizciler geminin batmasını engellediğine ve Alman madenciler onlar yeraltındayken kötü ruhlardan uzak tuttuğuna inanırlardı. Pek çok kültürde gelinler korunmak içn gelinliklerinin altında sarımsak taşırlardı ve sarımsak dişleri insanları çeşitli hastalıklardan korumak için kullanılıyordu. Günümüz bilim adamları da sarımsaktaki yağın, alisinin, oldukça etkili bir antibiyotik olduğunu söylüyor.
    26. Güneş ışığının vampirleri öldürebileceği düşüncesi, 1950'lerde Filipinler'deki batıl inançlı gerillaları korkutmak için Amerikan hükümeti tarafından başlatılmış olabilecek modern bir uydurma gibidir. Güneş ışığını bir vampir bir başka vampiri öldürmek için kullanabileceği gibi (Ann Rice'ın popüler romanı Vampirle Görüşme'de olduğu gibi) Lord Ruthven ve Varney de güneş ışığında yürüyebilen vampirler olduğunu gösteriyor.
    27. Vampirlerin tabutta uyuması gerektiği efsanesi, büyük olasılıkla cesetlerin mezarlarında ya da tabutlarında aniden doğrulup oturduklarını anlatan mezar kazıcılar ve cenaze levazımcılarından çıkmıştır. Bu ürkütücü fenomen çürüme evresinden kaynaklanıyor olabilir.
    28. Kimi efsanelere göre vampirler, eski eşleriyle cinsel birliktelik yaşayabilirler ve bunun sonucunda da hamilelik durumu ortaya çıkabilir. Aslında bu inanç, bekar kalması beklenilen bir dulun nasıl hamile kaldığını da açıklayabilecek türdendir. Ortaya çıkan çocuğa Bulgarca gloglave (glog) ya da Türkçe vampir adı verilir. Ancak afaroz edilmek yerine çocuk vampirleri öldürme yeteneğine sahip olan bir kahraman olarak görülür.
    29. Stephanie Meyers'ın yazdığı Alacakaranlık kitap serisi (Alacakaranlık, Yeni Ay, Tutulma, Şafak Vakti), filme gidenler arttıkça daha popüler bir hâl aldı. Meyers, vampir mitolojisi konusunda bir araştırma yapmadığını itiraf ediyor. Aslında onun vampirleri pek çok açıdan gelenekleri bozuyor. Örneğin sarımsak, kutsal şeyler ya da güneş ışığı onlara zarar vermiyor. Bazı eleştirmenler, gençlerdeki cinsel gerilimi ve dışlanmışlık duygusunu yakalayabildiği için kitabı övüyor.
    30. Hollywood vampirleri ve edebiyattaki vampirler, folklorik vampirlerden ayrılık gösteriyor. Örneğin Hollywood vampirleri genelde solgun, aristokrat, çok yaşlı, kendi topraklarına ihtiyaç duyan, doğa üstü denilebilecek derecede güzel ve vampir olabilmek için ısırılması gereken karakterler olarak gösteriliyor. Buna karşılık olarak folklorik vampirler (Bram Stoker'dan önce) genellikle sıradan ve yakın zamanda ölmüş kimselerdir. İlk olarak biçimsiz kan torbaları olarak görünürler, kendi topraklarına ihtiyaç duymazlar ve sıklıkla göğüslerine kazık saplanarak ya da saplanmadan ölüdürülürler.
    31. Folklorik vampirler yalnızca ısırıkla vampir olmazlar. Bir zamanlar kurt adamlarsa, büyücülük yaptılarsa, aforoz edilmişlerse, intihar etmişlerse, yasaklı çiftlerin gayri meşru çocuklarılarsa ya da vaftiz edilmeden ölmüşlerse de vampir olabilirler. Bunun yanı sıra kurtların öldürdüğü bir koyunun etinden yiyen, yedinci çocuk olarak doğan, bir vampirin beğendiği hamile bir kadının çocuğu olan, gömülmemiş bir cesedin üzerinden geçmiş bir rahibe olan, dişli doğan ya da gömülmeden cesetleri üzerinden bir kedi atlayan herkes vampire dönüşebilir.
    32. Vampir folklöründe vampirler öncelikle kemikleri olmayan yumuşak ve belirsiz bir biçim olarak görünürler. "Kırmızı parlak gözleri ve kan emmek için yüzünde burnu yerine bulunan keskin uzvuyla 'bir kan çuvalıydı'. 40 gün yaşayabilse kemikleri ve bir bedeni olur, daha tehlikeli, öldürülmesi zor bir hâl alırdı."
    33. Bir vampiri tanımlamak için kan içme özelliği yeterli olmasa da akıl almaz bir şey olduğu kesindir. Kimi kültürlerde kurbanın kanını içmek içene kurbanın kuvvetini verebilir, bir hayvanın özelliğini almasını sağlayabilir ve hatta bir kadını daha doğrugan hâle getirebilir. Aynı zamanda kırmızı renk de pek çok vampir ritüelinde bulunmaktadır.
    noimage34. Bazı vampir öykülerinde vampirler evlenebilir; kasaplık, berberlik ya da terzilik gibi vampirlere uygun işler bulabilecekleri bir başka kente taşınabilirler. Kasap olabilmeleri durumu, kasapların 'kurbancı' soyundan geldiği analojisine dayanıyor olabilir.
    35. Balkanlarda belli bölgeler balkabağı ya da karpuz gibi meyvelerin on günden fazla dışarıda kalması ya da yeni yılda tüketilmemesi durumlarında vampire dönüşebileceklerine inanır. Vampir balkabakları ya da karpuzlardan dişleri olmadığı için genelde korkulmazdı. Meyvelerin üzerinde görülen kan da buna istinaden vampire dönüşebileceğine dair bir işaret olarak algılanır.
    36. Denizkızları da vampire dönüşebilir ancak onlar kurbanlarının kanını değil nefeslerini emer.
    37. 20. yüzyılın sonuna kadarki zaman diliminde vampirler hakkında 300'den fazla film yapıldı ve bunun yüzden fazlasında Dracula vardı. 1,000'den fazla vampir romanı çıkartıldı ve bunların çoğunun basımı son 25 sene içerisinde gerçekleşti.
    38. Son yıllarda çocuk edebiyatının en popüler vampiri, vejetaryen bir vampir olarak mutlu biçimde hayatını sürdüren sevimli tavşan Bunnicula'dır.
    39. Bazı tarihçiler Prens Charles'ın doğrudan Dracula'nın oğlu olan Kazıklı Voyvoda'nın soyundan geldiğini söylemektedir.
    40. Vampir mitolojisinde yakın zamandan en iyi bilinen gelişme Buffy the Vampire Slayer ve 'yan-ürünü' Angel'la olmuştur. Buffy, vampirizmi genç bir vampir avcısının oldukça gerçekçi, yirminci yüzyıl dünyasından anlatarak modernize ettiği için ilginç gelir. Buffy rolündeki Sarah Michelle Gellar, arkadaşlarıyla vampirlerin peşinden koşar. Dikkat çekmesinin bir diğer sebebi de, akademik çevrelerde 'Buff Araştırmaları' diye bir şeyin oluşmasına sebep olmasıdır.
#16.09.2011 21:29 0 0 0
  • noimage

    İnsanın saçı neden grileşir?
    Gri saç tellerinin pigment azalmasından kaynaklandığı bilinen bir gerçektir. Beyaz saçtaysa artık hiç pigment kalmamıştır. Fakat bu iki durumun neden gerçekleştiği hâlâ, biraz da olsa, gizemini korur.
    Anne babalar çoğunlukla kafalarındaki gri saç tellerinin sebebi olarak gençleri gösterirler. Bu sahiden de güzel bir teoridir ancak bilim adamları saçın griye dönüş nedenini bugün hâlâ araştırmaktadır. Zamanla herkesin saçları griye döner. Otuz yaşından sonra saçınızın griye dönme ihtimali her on yılda bir yüzde 10 ile 20 arasında artar.
    Aslına bakılırsa saçın kendi rengi beyazdır. Doğal rengini melanin adı verilen bir pigment türünden alır. Melaninin oluşumu doğumdan önce başlar. Saçımızın doğal rengi, saç kılı yuvası ya da kabuğunun orta katındaki melaninin dağılımı, türü ve miktarına göre değişir. Saçta yalnızca iki tür pigment bulunur: Koyu renk (eumelanin) ve açık renk (phaeomelanin). Pek çok farklı rengi bu ikisi karışarak ortaya çıkarır.
    Melanin, melanocyte adı verilen özel pigment hücrelerinden oluşur. Bunlar, derinin yüzeyinde saçların uzadığı (folikül) açıklıklara yerleşir. Her bir saç teli, farklı bir folikülden çıkar.
    Saç uzama sürecinin üç aşaması vardır:
    - Anagen: Bu, saç liflerinin aktif olarak uzama aşamasıdır ve 2 ile 7 sene arasında sürebilir. Hayatımızın her döneminde saçımızın yüzde 80-85'i anagen aşamadadır.
    - Katajen: Kimi zaman geçiş aşaması olarak da isimlendirilen bu dönemde saç uzaması durmaya ve faaliyetlerini yavaşlatmaya başlar. Bu dönem genel olarak 10-20 gün arasında sürer.
    - Telojen: Saç uzaması tam olarak durduğunda ve saç lifleri dökülmeye başladığında bu evreye girilir. Hayatımızın her döneminde saçımızın yüzde 10-15'i telojen evrededir ve yaklaşık olarak 100 gün bu süreçte kalır. Telojen evre sonrasında saç uzama süreci yeniden anagen evreden başlar.
    Saç oluşurken melanosit, keratin içeren hücrelere pigment (melanin) enjekte eder. Keratin, saçımızı, cildimizi ve tırnaklarımızı oluşturan proteindir. Seneler içerisinde melanosit, saçtaki keratine pigment enjekte etmeye devam eder ve bu sayede de renk oluşur.
    Yaş ilerledikçe melaninde azalma başlar. Saç gri renge döner ve sonunda da beyazlaşır.
    Peki saçımız neden gri ya da beyaz olur?
    İngiltere'deki Bradford Üniversitesi'nden hücre biyolojisi profesörü Dr. Desmond Tobin, saç folikülünün 'melanojentik saati' olduğunu ve bu olayın melanosit aktivitesini yavaşlatarak ya da durdurarak saçtaki pigmenti azalttığını düşünüyor. Saç dökülmeye hazırlanırken bu olay gerçekleştiğinden kökler her zaman soluk görünür.
    Ayrıca Dr. Tobin, saçın yaş ve genetik unsurlar sebebiyle de griye dönebileceğini söylüyor. Çünkü genler her bir saç folikülünün pigment potansiyelinin bitişini hesaplayabiliyor. Bu durum farklı saç foliküllerinde, farklı derecelerde olur. Bazı insanlarda bu hızlı gelişen bir durumdur, bazılarındaysa yavaşça, birkaç sene içinde olur.
    2005 senesi Şubat ayının bilim makalesinde Harvard bilim adamları, melanosit kök hücrelerinin, melanosit üretimine devam edebilmek için iflas etmesinin, saçın grileşmesine sebep olabildiğini yazdı. Melanosit kök hücrelerinin korumasında yaşanan bu bozukluk, saça rengini veren işaretlerin bozulmasına sebep olabilir.
    Saın pigmentleşmesini değiştirebilecek başka faktörler de vardır. Böylece saç daha açık ya da koyu bir renk alabilir. Bilim adamları bunları intrensek (iç) ve ekstrensek (dış) faktörler olarak ikiye ayırdı: İç faktörler genetik kusurlar, hormonlar, vücut dağılımı ve yaş olarak gösterilebilir. Dış faktörlerse iklim, kirlilik, toksinler ve kimyasallara maruz kalma durumudur.noimage
    Saçın uzamasıyla ilgili olarak da şöyle bilgiler verilebilir:
    - Ortalama bir kafa derisinde 100,000 ile 150,000 arasında saç teli vardır.
    - Saç öyle kuvvetli bir şeydir ki her bir saç teli 100 gramlık bir baskıya dayanabilir. Ortalama bir saç, kafa derisi yeterince güçlüyse 10-15 tona kadar ağırlık kaldırabilir.
    - İnsan saçı bağımsız olarak uzar. Yani her bir saç teli kendi döngüsünde bulunur. Saçlarımızın hepsi aynı döngüde olsaydı sürekli tüy dökerdik.
    - En yüksek mitoz oranı (hücre bölünmesi) saçta olur. Ortalama bir saç günde 0.3 mm, ayda 1 santim uzar.
#16.09.2011 21:25 0 0 0
  • Konu: Özledim
    ......ÖZLEDIM.....


    Yalnızlık yoğurmayı
    Aşka mayalanmayı özledim

    Seni özledim.
    Sesini,
    kokunu,
    nefesini,
    gözlerimin içine bakışını,
    o gözlerde kayboluşumu,
    bana dokunduğunda,
    bana hissettirdiklerini,
    sana dokundugumda,
    senin hissettiklerini özledimmm.
    öle birşey iste sana özlemim:((
    rüya gibiydi gelişinnnnnn,
    ama....
    gidişinde bi okadar koydu be.. guzummmmm:((
#16.09.2011 20:51 0 0 0
#16.09.2011 20:35 0 0 0