İki Satırlık Hüzün İki Satırlık Hatır
bu gece sarhoş rüzgar
güz yağmurlarını andırıyor şimdi ki yağmur...
aç dolaşıyor sokak köpeği ve yalnız
içerde masada oturuyor, susmuş bir kadın
gözlerinden yağıyor yağmur...
iki satırlık hüzün...
iki satırlık hatır (...)
yolları ayrı iki insan,
sırtlarını dönmüş yürüyor
bu gece sarhoş yıldız
meylediyor gönül..
söyletme ne olur...
bu gece sarhoş yıldız
sanıyor ki dünya dönüyor...
şimdi yağmur yağıyor...
yarısı sende kaldı, yarısı bende
tozlu raflarda anılar,
küskün bakışlar içinde...
bulutlar sis oldu çöktü yüreğime
gece soğuk, üşüyor yaşadıklarım bu gece
...herşey mezar sessizliğinde
yüreğim bürünmüş battaniyeye
hasretin yarısı sende kaldı,
yarısı bende...
durgun akar içimin nehri
boğulmaz oldu dudağım gülüşlerde
öyle deli, öyle savruk kalem sustu...
yazmadı benden öte düşenleri de
düşürmediğim elimden goncagülüm deminde
ah deminde...
ah şimal rüzgarı öyle deli deli estin ki başımda
kendimi toplamam imkansız seher vaktinde
iflah olmaz ne beden ne ruh gayri bundan böyle...
yarısı sende kaldı, yarısı bende...
gül bahçem dikenli telle çevrildi
bir çizik yüreğimde yade...
İşte bududr "vefa"
İşte budur saf ve duru sevgi...
Şiirler ve resimler can bulmuş sanki...
Daha önceden bende yağlı boya tabloları yapardım...
Az çok bilgim var bu konuda...
ve Nuri Can' ın şiirleri kadar yaptığı resimlerde(eserlerde) incelik ve naiflik var...
Farklı bir pencere var...
Son yıllarda bildiğim kadarıyla hayata dair, yaşam, ölüm, tekillik çalışmaları var yarattığı eserlerinde.
Güzellik bu işte... En büyük güzellik böylesine bir "vefa" göstermekti...
Kendi adıma ayrıca teşekkür ediyorum size...
Sanat... Sanat... Şiir, resim, müzik hep var ve olacak sizler gibi yürekler var olduğu müddetçe...
bugünü duydum sessizliğinde
ve sen yarını öldürmüştün
çok sesli bir şarkı çalıyor içimde
yankısı, dünden yarına
geceden kalan acının,
sabaha doğurduğu edilmemiş bir veda
h(içimi) deler geçer
hedefi tutturmuş bir kurşun gibi,
vurur hep sol yana
yine de dilim varmıyor
"bu ayrılık mı? " diye sormaya
(hiç bilmediğim bir tene, gün ortasında verdim tenimi
ve hiç bilmediğim bir sese kurban verdim
dünü, bugünü, yarını...
asiliğim düşüyor elimden
ve paramparça oluyor o an' da telefonla birlikte kalbimde
parça parça gösteriyor yüzümü kırık ayna bu defa
diz üstü çöküp, topluyorum parçalanmış yüzlerimi
elime alıyorum birini,
ve sımsıkı sıkıyorum avuçlarımda
avuçlarım kanıyor ama içimin acısı ağır basıyor..)
bir es veriyordun uzaktan
ve sonum oluyordu yokluklar
bilerek, isteyerek mi yolun sonuna koşuyordun?
biliyordun oysa
yolun sonuna üç noktaları da kendinle birlikte götürüyordun...
ama bilmiyordun ki, seni sevmekten değil
senden ayrılıyordum..
sen beni değil,
sana olan sevgimi kovuyordun
(hiç sana söylemediğim bir gerçeğim;
bir elma ve o tek bir gülü
o akşam odama sen getirmiştin...
ama sen bilmiyordun...)
hissettiğim sendin ve hisseden...
tutunmadan, ağrılarımı unutup
yürüdüm o yolda seninle...
ne güzeldi!
beraber söylemiştik şarkıları
beraber okuyup, dinlemiştik şiirleri
sanki "biz" yaşamışık gibi...
yinede dilim varmıyor
"bu ayrılık mı ? "diye sormaya
düne bırakıyorum senin için yeşil gülüşümü
bugünüme sus
yarınıma pus
odama çöken karanlığın içinden bakarken
buğulu cama yazıyorum hüznümü
şimdi çok sevdiğim bir şiirin içine sığındım
ayrılıklar dinince ne olur haber ver bana
b/ akış
b/ aşka
an/ la
...
var/ la
yok/ la
...
yer/ le gök arası
ölümsüz hikaye
Bir B/ Akış
bir b/AKIŞ
bir AN...
bir yaraya ya tuz ya da buz olur
mekan/ sız zaman/ sız
imkan/ sız
bir ömüre bıçak darbesidir
bir bakışla bir an' da akıştaysa duygular
kabullenmeliydi seven, en başta bıçak darbesini
gerçektir bıçağın açtığı yaradan akan kan..
karşındaki oyundan bir sahne sanır..
bilmezsin en başından
öğrenirsin
ve sonunda kabullenirsin
yoklukları her öğrenen gibi an gibi, yaşam gibi, ölüm gibi
ve özlem;
"daha önce var olan bişey yok olduğunda
onun yoksunluğunu duymak" (mış)
öğretilmiştir
ve kabullenirsin kendinin aslında - daha önceden hiç varolmadığını -
Unutturamadı seni yıllar...
Başaramadı ölüm, seni bizden almaya...
Unutmadık Gülpembe' yi unutturmadın sevdayı, aşkı, sevgiyi bize...
Sevgili Bir_Katre bak seni güzelliğin içine koymuş, daha bir başka güzel olmuş herşeyi ile..
Sayfadan vefa ve unutulmaz melodiler taşarken fotoğraflarında sözlerin dirilmiş yeniden Barış Manço ve Gülpembe...
Teşekkür ederim size Bir_Katre güzellikler dolu ve benim için özel bu sayfa için...
Emeklerinize sağlık...
Gönlünüze sağlık...
Güzel ve akıcı bir şiir okudum güzel çalışman eşliğinde
ve gözlerim takip etti hüzünü gecenin karanlık saatlerinde..
en sonunda bende sustum, kardelen sessizliğine büründüğünde gece
her adımımda yaklaştım aydınlığa
ben yaklaştıkça azaldı ışıklar da
soğuk rüzgarlar esiyordu kıyılarımda
yağmur başlamıştı sicim sicim içimde
yoldaydım
yürüyordum hala
bir gün önce gölgem vardı ardımda
şimdi silik, yüreğimin boşluğunda
yağmur yağıyordu hala
terkedilmiş gecenin bağrında
bir "ben" vardım sokak lambasının aydınlattığı yolda
ıslak elbisemle, susuyordum hala
sıyrılmıştı gözlerimin kıyısından bir damla göz yaşı da
düşmüştü çoktan
dalında kurutulmuş tomurcuk gülün yaprağı
sonbaharda
sönmüştü ışık
ve henüz başlamıştı ayrılık