şimâl

şimâl

Üye
05.10.2012
Çavuş
1.223
Hakkında

  • aslında biz anlaşamıyoruz biraz ara verelim yada tek celsede ayrılalım:D:D
#11.11.2012 16:14 0 0 0
#11.11.2012 16:01 0 0 0
  • anladım anlamaz olur muyum seni ne zaman anlasam kendimi anlamıyorum:D:D
#11.11.2012 15:31 0 0 0
#11.11.2012 15:03 0 0 0

  • Aldatan erkek suçlu çocuk gibi bakıyor
    Doç.Dr.Samancı'ya göre Aldatan erkek kendini bazı ipuçlarıyla ele veriyor. Eşi tarafından aldatılan kadın, bazı belirsizlikler duyumsuyor. Öncelikle bir şeylerin yolunda gitmediğini fark ediyor. Ardından eşinin söylediklerinin birbirini tutmadığına tanık oluyor. Ayrıca, Aldatan erkek, karısın gözünün içine "suç işlemiş çocuk gibi" bakıyor. Eve olan ilgisi ve eve ayırdığı zaman, cinsellik azalıyor.

    Aldatıldığının ayrımına varan kadınların yüzde 50'ye yakınında güven duygusu ortadan kalkıyor, yüzde 35'i ise, ailenin geleceğini düşünerek 'kocam bunu nasıl yapabildi" diyor. Öte yandan aldatılan eşler ilk aşamada boşanmayı düşünse bile sadece yüzde 20'si boşanma konusunda adım atıyor. Yüzde 80'i ise sorunu çözme yoluna gidiyor.

    Aldatıldığını düşünen kadınlara, emin olmadan harekete geçmemelerini söyleyen Samancı, aldatılan kadınlara şu önerilerde bulunuyor:"Aldatılan kadın sorunu eşiyle paylaşsın. Yani, 'böyle hissediyorum, böyle bir sorun var mı' şeklinde konuşsun. 'Evet' yanıtı alındığında yas süreci, sıkıntı, uykusuzluk, tedirginlik dönemi başlayabilir. Bu dönem bir kaç hafta ile bir kaç ay sürebilir. Aldatılan kişinin eşiyle biraraya gelerek sadece karşı taraftan değil kendinsinden de kaynaklanabilen sorunları çözmek için adım atması gerekiyor. Unutulmaması gerekir ki aldatılma çözülebilen bir sorundur. Çözüldüğü zaman da evlilikte geçmişe yönelik sorunları yeniden gözden geçirip çözebilmektedir."

    alıntı
#11.11.2012 14:59 0 0 0
  • Evlilikte uyumu etkileyen birçok faktör vardır. Eşler arasında Uyum ne kadar yüksekse, evliliğin o kadar sağlıklı olduğu söylenebilir.
    Sağlıklı bir evlilik nasıl olur?
    Sağlıklı bir Evlilikte eşler, birbirleriyle Uyum sağlayabilecek, sağlam bir denge kurabilecek ve birbirlerini tamamlayabilecek özelliklere sahiptirler. Bu özellikler:
    • Yaşamın anlamı, idealler, değerler, inançlar ve amaçlar konusunda uyum,
    • Ruhsal uyum,
    • Fiziksel ve cinsel uyum,
    • Eşin kişisel özelliklerini kabullenebilme ve saygı gösterebilme yeteneği,
    • Ailenin işlevleri ve gerekliliği konusunda inanç, kararlılık ve irade,
    • Eşlerin her biri konumları, işlevleri, hak ve sorumlulukları konusunda açık ve net bir anlayışa sahiptirler.
    • Eşler arasında ve eşlerin diğerleriyle olan ilişkilerinde geçerli olacak kurallar belirlenmiştir.
    • Ortak kararlara uyulmaması halinde hangi sonuçların ortaya çıkacağı eşler tarafından açık ve net olarak bilinir.
    • Aile içinde fiziksel, sözlü, duygusal ya da ekonomik şiddet asla söz konusu olmaz.
    • Organizasyonel bir yapı olan ailede de bir hiyerarşi söz konusudur. Aileyi ilgilendiren önemli kararların alınmasında, aile bireylerinin her biri, konumlarına ve işlevlerine göre kararlara katılım sorumluluğunu üstlenirler.
    • Eşler, fikirlerini, duygularını, isteklerini ve eleştirilerini, herhangi bir korku ve kaygıya kapılmadan ifade edebilirler.
    • Eşler, kendi davranış ve tercihlerini, birbirlerinin hak ve yetkilerini çiğnemeyecek şekilde belirleme hakkına ve ‘kendi’leri olma özgürlüğüne sahiptirler.
    • Çatışmalı durumlarda, eşlerin empatik yaklaşım geliştirme, çatışma çözme ve uzlaşma becerileri gelişmiştir.
    • Eşler, kendi yaşamsal planlarıyla, evlilik ilişkisi arasında ölçülü bir bağ kurabilme becerisini gösterebilirler.
    • Birbirlerinin yaşamsal özgürlüklerine ve sorumluluklarına, gelişim fırsatlarına müdahale etmeden destekleyici ve tamamlayıcı bir çabayı ortaya koyabilirler.
    • Samimiyet, dürüstlük, açıklık becerileri yanında sevgi, şefkat ve merhamet duyguları da yeteri kadar gelişmiştir.
    • Yaşamsal zorluklara ve krizlere karşı direnç geliştirmişler ve yeterli donanımı edinmişlerdir.
    Sağlıksız bir evlilik nasıl olur?
    Sağlıklı evliliklerde karşılaştığımız durumların tamamen tersiyle karşılaşırız. Yaşam tamamen tersine döner ve olumsuz durumlardan, bozulan dengeden sadece eşler değil, ailenin yakın çevresindeki herkes belirli bir ölçüde etkilenir.
    • Eşler arasında evliliği olumsuz etkileyen hatalı ilişki biçimleri kullanılır.
    • Eşler savunma mekanizmalarını ve hatalı düşünce biçimlerini daha fazla kullanırlar.
    • Çatışmalar sık yaşanır, çözümsüzlükler fazladır.
    • Eşlerin birbirlerine karşı olan güvenleri, hoşgörüleri ve anlayışları azdır.
    • Eşlerin birbirlerine karşı sevgi, şefkat ve merhamet duyguları yerine, öfke, saldırganlık, nefret, tahammülsüzlük ve incinmişlik duyguları vardır.
    • Kurallara ve normlara uyma isteği ve becerisi azdır.
    • Sorunların gerçek kaynakları yerine, ilgisiz nedenler ve durumlar üzerinde durulur.
    • Eşler birbirlerini ve kendilerini duygusal olarak izole ederler, uzaklaşırlar.
    • Sevgi ve paylaşım ilişkilerinin yerini kölelik ve bağımlılık ilişkileri alabilir.
    • Eşler sorunların çözümünü birlikte aramak yerine dışarıda (işte, hobilerde, gece hayatında, alkolde, evlilik dışı ilişkilerde) arayabilirler.
    • Eşlerin davranışsal, duygusal ve ruhsal dengeleri giderek bozulur.
    • Sorunlar ve çatışmalar arttığında ve uzun süre çözülemediğinde, eşlerde davranış ve Uyum problemleri veya psikiyatrik sorunlar ortaya çıkabilir.
    • Evlilik dağılmaya ve parçalanmaya doğru gidebilir.
    Evlilikte sorunlar yaşandığında başvurulan hatalı davranış örüntüleri nelerdir?
    Evlilikte çeşitli nedenlerle sorunlar yaşadığında sıklıkla başvurulan hatalı davranış örüntüleri vardır. Şu şekilde birkaç tanesini sıralayabiliriz:
    1. Eşten uzaklaşma,
    2. Eşle çatışmaya girme,
    3. Sorunları yok sayma, kendi haline bırakma
    4.Sorunları çözme girişiminde bulunmak yerine, sorunlardan kaçmak için farklı alanlara yönelme (iş, hobiler, eğlence, yeni çevreler),
    4. Eşlerin kendilerini feda ederek ilişkilerini korumaya çalışmaları.
    Uzman Psikolog Hatice Topçu
#11.11.2012 14:18 0 0 0


  • The New Economy of Nature kitabının yazarı Pulitzer Ödülü sahibi Kathy Ellison'un Mommy Brain adlı nefis kitabını incelerken karşımıza çalışmalarıyla bir Türk bilimadamı çıkıyor. Ellison, kitabını yazarken meslektaşım psikiyatrist Samet Köse'nin bu alandaki öncü çalışmalarını temel almış.
    Dr. Köse, "annelerin doğacak çocukla başa çikabilmeleri için anne olmayan kadınlara oranla farklı beyin işlevselliğine gereksinimleri var" diyor ve şöyle devam ediyor: "Doğum yapan kadınlar, doğum yapmayan kadınlara oranla emosyonel ve bilişsel yönden daha iyi performans sergiliyorlar.
    Ilginçtir, gebeliğin ilk aylarında annelerin beyni büzülmeye uğruyor ve salgılanan hormonların etkisiyle hacim olarak küçüluyor, ama tam da bebeğin doğacağı donemde yeniden eski hacmine dönüyor, üstelik çok daha yetenekli bir beyin olarak!"
    Katherine Ellison, Annelik Beyni (The Mommy Brain) başlıklı kitabında bu durumu şöyle aktarıyor:
    "Bu kitabı yazarken bu alanda çalışan iki bilimadamının verilerinden yararlandım.
    Jeffrey Lorberbaum veTürk meslektaşı Samet Köse, beyin MRI'larını çektikleri sağlıklı annelerde ayrıca annelik sonrası davranışsal değişiklikleri araştırdılar.
    Annelerin çoğu, gebeliğin bitiminden sonraki 6-8 haftalık sürede genelde daha sıcak ve nazik olduklarını, başkalarının bakış açılarını daha kolayca anladıklarını, başkalarına daha az anksiyeteli göründüklerini, stresle daha kolay başa çıktıklarını ve multitask (çok işlevli) olduklarını, örneğin bir alışveriş merkezinde çok daha hızlı alışveriş yaptıklarını, eşyaların yerlerini daha çabuk bulduklarını bildirdiler.
    Anneler ayrıca, görsel ve işitsel olarak daha uyarılmış olduklarını ve bunun da multitask olmalarına katkısı olduğunu ilettiler."
    Samet Köse, yeni baba olduğu günlerde başladığı babalık beyni üzerine çalışmasında ilginç verilere ulaştıklarını söylüyor. Babalar, aynı bebek ağlamasını MRI ortamında dinlediklerinde annelere oranla beyinlerinde daha farklı bölgesel aktivasyon gösteriyorlar. Dr. Köse, "babaların beyninde ödül merkezlerinde annelerde gördüğümüz aktivasyona rastlamadık" diyor ve şöyle devam ediyor: "Bunun yerine babalar beynin görece daha yakın dönemde evrimsel gelişimini tamamlamış kortikal bölgelerde aktivasyon gösteriyor.
    Özellikle bilişsel işlevler ve görme ile ilgili merkezler olan occipital ve parietal korteksde. Bu da yoğun babalık davranışının görece daha yakın dönemde edinilen bir davranış olduğunu, annelik davranışının ise kuşaklar boyunca geliştiğini ve yerleştiği görüşünü destekliyor. "
    Dr. Köse'ye göre, anneler kendi bebeklerinin ağlama seslerine yanıt vermede beynin ödül ve haz merkezleri olan emosyonel merkezlerini kullanıyorlar, babalar ise beynin en rasyonel bölümleri olan neokorteksi kullanıyorlar. Dr. Köse, bunun nedeninin ise anneler fazla düşünmeksizin bebeğe yaklaşma ve bakım davranışı sergilerken, babaların "ben şimdi ne yapacağım?" diye kendilerine sormalarından kaynaklandığını düşünüyor.
    Psikiyatrist Samet Köse, "anne olunur, anne olarak doğulmaz diye sözlerine başlıyor." İnsanlarda, gebelikle birlikte annede bir dizi hormonal değişim görülüyor.
    Bu değişim, annenin doğacak olan bebeğine bakabilmesi için motivasyon ve ödül merkezlerini harekete geçiriyor. Biz Medical University of South Carolina'da, National Institute of Mental Health'in finansal açıdan desteklediği çalışmalarımızda ilk kez annelik ve babalık beyin merkezlerini fonksiyonel MRI yöntemiyle inceledik. Bunu yaparken de annelerin MRI ortamında daha önceden kaydedilmiş kendi bebeklerinin ağlama seslerini kullandık. Hipotalamus-ortabeyin-limbik ve kortikal bölgelerin birlikte etkileşerek annelik beynini oluşturduklarını bulduk.
    Bu bölgeler sosyal bağlanma bölgeleri olarak işlev görüyor ve motivasyon, dikkat, emosyon, empati, karar verme, ve eyleme geçmede önemli bölgelerdir.
    Biz bu çalışmalarımızı şu anda doğum sonrası depresyon geçiren annelerde sürdürüyoruz. İlerde kokain, eroin vbmadde bağımlısı olan annelerde aynı çalışmaları yaparak bu annelerin bebeklerini ihmal edişlerinin tamamen beyin kökenli olduğunu, bu durumun tedavi edilebilir olduğunu, erken dönemde müdahele ederek bu annelerin bebeklerine gerektiği biçimde ilgi ve bakım göstermelerinin sağlanabileceğini, bebeklerinin de anneleriyle sağlıklı bağlanma yapmalarını hedefliyoruz. Bildiğiniz gibi, ruhsal bozukluklar anne ile bağlanmanın olmayışı, ya da güvensiz bağlanma nedeniyle oluşuyor.
    Bowlby'nin "güvenli bağlanma" (secure attachment) adını verdiği süreç için sağlıklı bir bebek kadar, sağlıklı bir anneye de gereksinim var. Hatta bağlanmanın anne karnında geçen süreyi de kapsadığını ileri sürülebiliriz. Anne-baba ve bebek arasındaki ilişki bebeğin dış çevre ve diğer insanlarla ilişkileri için de çok önemli.
    Samet Köse son olarak şu mesajı veriyor:
    "Bedenen ve ruhsal yönden sağlıklı nesiller istiyorsak, annelere yatırım yapmalı, hem gebelik sürecinde hem de sonrasında sağlıklı bir anne-bebek iletişimi ve güvenli bir bağlanma için gerekli koşulları sağlamalıyız.
    Daha becerikli, daha üstün yetenekli anneler ise cabası!"


    Prof.Dr.Kemal Sayar
#11.11.2012 14:14 0 0 0
  • Günümüzde artık birçok kadın eğitim alıyor ve meslek sahibi oluyor. Evlilik ve çalışma hayatını bir arada yürütmeye çalışıyor. Aynı zamanda çocuk sahibi olup, anne olmanın sorumluluğunu alan kadın tüm bu sorumluluklarla baş etmekte zorlanıyor tabi ki. Geleneksel olarak evdeki işleri eşinin halletmesini bekleyen koca da bazı ev işlerine yardım etmek zorunda kalıyor ve genellikle bu durumdan hoşlanmıyor. Problem yalnızca sorumlulukların paylaşımı konusuyla sınırlı kalmıyor elbette. Eğitimli ve çalışan kadın kendine ait bir sosyal çevreye sahip, kendi tercihleri ve idealleri var, kocasının kendisini yönetmesine izin vermiyor. Bu durum zaman zaman eşler arasında güç mücadelesine yol açıyor.
    Her ne kadar evlilik sayısı kadar evliliğe özgü sorun çeşidi olsa da, evlilikleri krize sokan bazı temel nedenler var. İletişim bozukluğu ya da eksikliği, finansal sorunlar, evlilik dışı ilişkiler, şiddet, akrabalar arası ilişkiler, güç mücadelesi, çocuklarla ilgili sorunlar, cinsel işlev bozuklukları bunların en göze çarpanları.
    Evlilikte sorunların ve boşanmaların başlıca nedenleri
    Boşanma istatistikleri dikkate alındığında aşağıdaki nedenler sıralanabilir:
    • Ekonomik nedenler, eşlerin işsiz kalması
    • Aile büyükleri ile yaşanan sorunlar
    • Eşler arasındaki cinsel sorunlar
    • Din, mezhep ya da kültür farkları
    • Alkol, kumar ve şans oyunlarına düşkünlük
    • Aldatma
    • Eşlerden birinin psikolojik sorunlarının olması
    • Dayak ve küçük düşürücü davranış ve hareketler
    • İşkolik bir eşe sahip olma
    • Eşlerin kişilik yapılarının birbirine uymaması
    • Aşırı kıskançlık
    • Eşlerin birbirine yeteri kadar zaman ayıramaması
    İletişimi ve eşler arası ilişkiyi olumsuz etkileyen aşağıdaki durumları da ekleyebiliriz:
    • Karşıdaki kişiyi iyi dinlememe, ona kendini ifade imkanı tanımama
    • Samimiyetten ve dürüstlükten uzaklaşma, yalan söyleme
    • Eşine karşı aşırı müdahaleci, baskıcı ve sınırlayıcı davranma, eşin her davranışını kontrol etmeye çalışma
    • Çok fazla soru sorma, yersiz şüpheler ve kuruntular
    • Kolay incinme, sık sık sitemlerde bulunma
    • Gerçek nedenleri bilmeden, öğrenmeden suçlamalarda ve yargılarda bulunma
    • Daha önce yaşanmış olan geçmiş olumsuz ve üzücü olayları gündeme getirme ve hatırlatma
    • Olayları ve eşin hatalarını abartılı bir şekilde ortaya koyma
    • İlgisizlik, küskünlük ve uzaklaşma ile cezalandırma
    • Surat asma, olumsuz beden dili kullanma
    • Aile mahremiyetini bozma, eşler arasındaki sırları yabancılarla paylaşma
    • Sık sık eşin akrabaları ve arkadaşları konusunda suçlamalarda bulunma ve olumsuz ifadeler kullanma
    • Sorumlulukları yerine getirmekten kaçınma
    • Karşı taraftan daha fazla fedakarlık ve tavizler bekleme
    Uzman Psikolog Hatice Topcu
#11.11.2012 14:12 0 0 0
  • o yar gözün o yar gözün aslan gücünden düşse karınca oyar gözün.
#11.11.2012 12:07 0 0 0
  • Allah'ım kaderimde anarşi ve protesto antidepresanlar ve içi boş bir gardrop nede çok yer kaplıyor;mesela alpacino yardımın gerekiyor kadıköy'deyim stop...
#11.11.2012 12:06 0 0 0
#11.11.2012 12:01 0 0 0
  • Başörtülü bir anne olarak bekliyorum,
    Ruhumun şark hizmetinden dönüşünü
    Mahalle kavgalarına karışmadan.
    Kocaman bir kabakla boğuşuyorum bazen,
    Doğruyor ve kızartıyorum onu
    Günler Külkedisi, akşamları kömür yakıyoruz
    Hikayeme bir hayat yazmak istiyorum
    Pek de inandırıcı olmayan
    Hayatıma bir ölüm.
    Ihlamur göndermek istiyorum ruhuma, yün eldivenler
    Geçmişim:
    Romantik radyo dinleyen o eski arkadaşım.
    Limon ağaçlarından bahsetmek istiyorum son bir kez daha
    Beni masalların ortasında bırakıp giden ruhuma.
    Didem Madak
#11.11.2012 11:59 0 0 0
#11.11.2012 11:54 0 0 0
#11.11.2012 11:53 0 0 0
#11.11.2012 11:52 0 0 0
  • @AĞRAZ adlı üyeden alıntı:
    [alinti=#4938830]Zelal[/alinti]

    edebiyatla çok ilgim yok ama şimal yüzünden olacak :D:D

    sevgilisine bir dokun bir ah işit olabilir:D:D
    Orijinali Göster...
    edebiyatla çok ilgim yok ama şimal yüzünden olacak :D:D

    sevgilisine bir dokun bir ah işit olabilir:D:Dedebiyata ilgin olsun tabi soonra ne demek istediğimi anlamıyorsun:D:D
#11.11.2012 11:47 0 0 0
  • @AĞRAZ adlı üyeden alıntı:
    [alinti=#4938804]şimâl[/alinti]
    erken kaçacağın mı tuttu gececi:)
    Orijinali Göster...
    erken kaçacağın mı tuttu gececi:)

    yoruldum bugün sen keyfine bak doğum günü çocuğu:D
#10.11.2012 23:31 0 0 0
#10.11.2012 23:30 0 0 0