Sen gittin ya.. Eksik kaldı ömrüm. Sen gittin ya, sensizliğime döndüm. Varlığınla başlayan hayatım son nefesini verdi bir imzanla. Şimdi bana ait olmayan bir yürekte de çarpıyor varlığın. Sen gittin ya, sana ait bir şeyler kaldı bende. Hepsini bir gözyaşına koyup bir mendile sakladım.
Bir hayatın sırlarını bir göz yaşına sığdırıp herkesten ve senden habersizce, bir mendile katladım. Sana diyemediğim "Seni seviyorum"lar, bir geleceği sakladığım hayallerim, beni ben yapan benliğin.. nasıl da girdiler bir mendile. Nasıl?
Aşkımdan haberin yok, ölüyorum. Sen bir başka yüreğin kollarında uyuyorsun. Sana sevgimi haykıracak bir gün için yaşıyor(d)um. Şimdi nefes alan, nefes veren, canlı olan ama normal olmayan bir insan tanımadığın. Gizli bir aşkı gizliyorum senden. Sen bana ait olmayan gözlere bakıyorsun. Benim pişirmediğim yemekleri yiyorsun, benim olmadığım bir sofraya oturuyorsun. Bilseydin aşkımı, söyleyebilseydim bir kez olsun. Katlanırdım hepsine. Benim olmadığım bir hayatta varlığını kabullenirdim belki. Bende kalmasaydı bu "Seni Seviyorum"lar ve ismin anıldıkça fırlamasaydı hıçkırıklar yüreğimden. İsmin bir hastalık olmasaydı tıp sözlüğümde. Ben de kabullenirdim gittiğini.
Seni beklemeseydi bir çift göz her gece evinde bu sızı olmazdı yüreğimde. Sırlarım olmazdı belki. Bilseydin yüreğimi. Seninle aynı dalgaların çarptığı bir sahil kasabasında renklendirmeseydin dünyamı, aynı aya yıllarca baktığımızı bilmeseydim. Seni senden habersiz günlerce izlemeseydim, adını bilmeseydim, deniz kenarında yüzünü okşayan rüzgar olmak istemeseydim, gözlerini görmeseydim bu kadar acı çekmezdim. Derdimi gizlemeyi tercih etmezdim sevmeyi bilmeyen insanlardan.
Sen gittin ya.. eksik kaldı ömrüm. Sen gittin ya.. ben öldüm. Sen, hayallerimin benden habersiz kahramanı; gittin ve varlığımı sona erdirdin. Sen gittin ya bu yürekle yaşanmaz artık bende.
Dur hoyrat bakışlım gitme,
Son sözümü söylemedim daha,
Dur, otur şöyle.
Bir sigara yak, bir çay iç,
Konuşurken çantanla oynama,
Son sözümü söylemedim daha.
Hakkım bu benim, yağlı ilmek darağacında.
Son arzumu söyleyip gideceğim diyorum.
Dur hoyrat bakışlım, dinle bi Dakka,
Al bu peçeteyi, terleyen avucunla ıslat,
Ben anlattıkça sen ağla.
Ben de ağlarım ama
Ağlamak yakışmıyor delikanlıya
Dur öyle bakma,
Bu bakış yakışmıyor sana.
Kan kusuyor gözlerin,
Nefret köpürüyor sözlerin.
Ah benim hoyrat bakışlım,
Son sözümü söylemedim daha.
Göğsüm daralıyor, sesim titriyor.
Öyle bakma ne olur!..
İçim yanıyor..
Gerekirse gecede çalışırım,
İş bulurum istanbul'da.
Kaç bilezikse alırım,
Akşam pazarı içim,
Karanlık ve dağınık.
Yanlış sözler söylersem kusura bakma,
Salı pazarından fistan alırım sana.
İtfaye meydanından ince koltuklar,
Eskiciden buzdolabı, fırın, birde makine.
Teyp alırım sana , çift kasetlisinden,
Hasret türküleri dinlersin,
Bilirim türküleri seversin sen.
Yorgun gecelerimde dökersin üstüme..
Ezberden birkaç şiir okursun,
Gündüzden kalmış birkaç şarkı.
Dur, öyle bakma hoyrat bakışlım,
Gece de çalışırım ben,
İş bulurum İstanbul da.
Dur gitme, hem son sözümü
Söylemedim daha..
Bir çay daha iç, bir sigara daha yak,
Haftalığımı aldım bugün,
Düşünme keyfine bak.
Böyle bakmazdı eskiden gözlerin,
Böyle nefret köpürmezdi.
Ellerin böyle terlemez,
Ellerimi isterdi..
Terin tenimde kurur, terlediğini bilemezdi.
Ahh benim hoyrat bakışlım,
Nasılda kötü olurdum ağladığında!
Sana kıyamazdım bilirdin,
Bilirdin de sanki ağlardın gıcıklığına.
Dur bak garson geldi,
Hadi bir çay daha.
Tamam kapattım geçmişi,
Ama anlasana
Boynu bükük kalacak hatıralar
Ve bir daha olmayacak asla.
Hem sen yapamazsın Almanya'da,
Kim dinler elin gavur memleketinde seni.
Çayı sile sallamadır,
Bulamazsın Kızılay'ı, Çankaya'yı.
Tamam baban dinlemiyor
Ablana anlat bunları.
Komşu gelini örnek ver,
İntihar ettiydi de.
Öldürürüm kendimi de,
Ben yapamam onsuz de,
Dur hoyrat bakışlım gitme.
Çayın yarım kaldı.
Sigaranda rujun,
Çantanda terin kaldı.
Yüreğimde sancın,
Dudağımda adın kaldı.
Son sözümü söylemedim.
Son sözüm kurtuluştu,
Son sözüm ilk sözümdü.
Gitme hoyrat bakışlım gitme.
Yokluk mertliği bozar.
Mertliğinden ödün verme,
Gitme gönlümün kadını.
Son sözüm artık ilk sözümdü..
Dur hoyrat bakışlım gitme,
Bana kızıp da ömrünü heder etme.
Işıklı geceler de yalnız kalırsın,
Boynu bükük kalırsın her ezan vakti.
Boğulursun Almanya'nın puslu yazında,
Hoyrat bakışın mahzun olur.
Üşürsün temmuzunda, yanarsın kasımında,
Yıldızları sayarsın ağladığında.
Beni hatırlarsın bir bardak sallama çayda,
Hoyrat bakışlım "gitme demiştim"
Demek
İstemem sana..
Vakit geç olur pişmanlığına..
Gitti Hoyrat Bakislim, Ben Mahsun Kaldim..
Sakalima Kır Düstü, Sacim Agardi..
Her Aksam Yildizlara Bakmak Istedim,
Gözlerim Gözlerine Takildi Kaldi..
Sabahlari gün dogarken kalkiyorum
İlk isim bir sigara yakmak oluyor
Ve bir süre denizin hisirtisini dinliyorum
Sonra, apansiz sen geliyorsun aklima
Gözlerin, dudaklarin, ellerin geliyor
Simdi nerdesin kimbilir
Yataginda uyuyor olmalısın
Artik beni görme rüyalarinda,
Korkarsin..
Mevsim sonbahar malum ya
Serde de kör olasi sairlik var
Boyuna hüzünlü seyler düsünüyorum
Agaclarin yaprakları dökülmeye basladi
Keskin poyrazlar esiyor kuzeyden
Kuslar durmadan göc ediyor
Ara sira düsenler oluyor yorgun ya da yarali
Tutup oksuyorum tüylerini, gagalarindan öpüyorum
Ve diyorum ki
Sana kavusmak icin bir göcmen kus olmali.
İste böyle
Günler, haftalar gecip gidiveriyor
Sacim, sakalim birbirine karisti
Yine de her gecen gün
Kendime biraz daha alisiyorum.
Ve biliyor musun,
Unutamayacagimi bile bile
Seni unutmaya calisiyorum.
Bir kez daha merhaba aşk!
Öyle hemen alıp da başını gitme.
Bildiğin gibiyim ben,
Geldiğin gibi, birden olmasın gidişin
Merhaba hayat!
Ey aşk!
Bir an hiç gelmeyeceksin sandım.....
Ablacim, siirin dize basliklari bir birine cok uyumlu.. Ve, senin o güzel duygularini cok hos bir netlikle sergiliyor.