SU-PERISI

SU-PERISI

Üye
08.10.2005
Genel Kurmay Başkanı
295.914
Hakkında

#16.05.2006 18:13 0 0 0
#16.05.2006 18:11 0 0 0
  • Konu: Uçan Temel
    evet temel haklı yere yaklaşmısın zaten açmaya ne gerek var
#16.05.2006 17:57 0 0 0
  • Su Vakfı'nın internet sitesinde, terleme yoluyla vücutta meydana gelen su kaybının böbrek ve idrar yollarında taş oluşmasına sebep olduğu bilgisi yer aldı.
    Sitede yer alan ifadeye göre, hava sıcaklığının yüksek olması sonucu vücuttaki suyun daha çok terleme yoluyla dışarıya atılmasının idrarın azalmasına, bu durumun da böbrek ve idrar yollarında taş oluşmasına zemin hazırladığı belirtildi. Çukurova Üniversitesi (Ç.Ü) Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Zeren, sıcak havanın özellikle yaz dönemlerinde böbrek taşı hastaları için risk oluşturduğu gibi yeni hastalıklara da zemin hazırladığını vurguladı. Zeren, "Sıcak havada terlemeyle su kaybedilmesi, idrarı azaltarak böbrek taşı oluşmasına yol açıyor. Orta yaş üzerindeki erkeklerde risk daha fazla oluyor" dedi.
    Çok farklı sebeplerle oluşabilen böbrek ve idrar yolu taşlarının büyüklüğü ve yoğunluğuna göre şiddetli ağrılara yol açabildiğini fakat bazı idrar yolu taşlarının ise oldukça iri olmalarına rağmen hiçbir şikayete yol açmadığını, bunların ancak başka nedenlerle yapılan incelemeler sırasında tesadüfen saptandığını ifade eden Zeren, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
    "Yaz aylarında, riski azaltabilmek için günün büyük bölümünü kapalı ve klimalı ortamlarda geçirenler günde 3 litre, güneşli ortamlarda bulunanlar ise 4-5 litreden fazla su içmeli. Özellikle, nem oranı oldukça yüksek olan kentlerde böbrek taşı hastaları daha dikkatli olmalı. Ayrıca, limon suyunun bazı taşların oluşumuna engel olduğu da bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır. Bu nedenle, günlük sıvı ihtiyacının bir kısmının limonata olarak alınması yararlıdır. Gazlı içeceklerden ise kaçınmak gerekir"
    Gece çok sık idrara kalkmanın, bulantı, kusma ve idrarın hafif kanlı olmasının böbrek taşı belirtisi olabileceğine dikkati çeken Zeren, "Eğer ağrı birkaç günden uzun sürerse, idrar yaparken şiddetli yanma, yüksek ateş gibi belirtiler olursa, hemen bir uzmana başvurulması gerekir" dedi.
#16.05.2006 01:13 0 0 0
  • Burun tıkanıklığı sadece nefes almayı güçleştirerek günlük yaşam konforunu bozmakla kalmıyor, daha bir çok ciddi rahatsızlığa da yol açabiliyor
    Geniz ve burun eti, alerji, burun eğriliği ve sinüzitin neden olduğu burun tıkanıklığının uzun süre devam etmesi ve ağızdan nefes alınması, çocukların zeka gelişimini olumsuz yönde etkilerken, yetişkinlerde kalp hastalıklarına zemin hazırlayabiliyor.
    - Burundan nefes almak neden bu kadar önemli?
    Vücudun kliması olarak tanımlanan burnun önemli bir görevi var. Burnun ortasında burun pasajlarını iki eşit yarıma ayıran bir duvar ve yan duvarlarda hastalarımızın burun eti diye tabir ettiği, parmak şeklinde çıkıntılar mevcut. Bütün bu oluşumların yüzeyini ise pembe renkli mukoza denilen bir halı kaplar. Yan duvarlardaki konka dediğimiz oluşumlar, burun içindeki yüzey alanını arttırıyor. Burnun koku alma işlevinin yanı sıra en önemli fonksiyonu, nefes alıp verme organı olması. Nefes alıp verirken konkalar vasıtasıyla hava temizleniyor, nemleniyor ve ısınıyor. Konkalar burnun klimalarıdır. Yazın havayı soğutuyorlar, kışın ısıtıyorlar. Aynı zamanda temizleyip, nemlendiriyorlar.
    - Tıkanıklık hep burun eğriliğinden mi kaynaklanır?
    Geçici burun tıkanıklığına yol açan nezleyi saymazsak; başlıca sebep olarak burnun doğuştan ya da sonradan kazanılan, deviasyon diye tanımladığımız eğrilikleri gösteriliyor. Burnun orta bölümünün eğriliği, nefes alıp vermeyi etkiliyor. Ancak tıkanıklığın tek sebebi bu değil. Hava kirliliği, sigara, alerji, burun spreyi bağımlılığı, alkol ve atmosfer basıncı değişiklikleri gibi burun mukozasını şişiren, ödemini arttıran dış nedenler burun tıkanıklığına yol açar.
    - Tedavisi nasıl yapılıyor?
    Alerjisi olanlar ilaçlarla tedavi ediliyor. Alerji ilaçları ile burun mukozasının şişkinliği azaltılarak, hastaların nefes alıp vermesi sağlanıyor. Atmosfer şartları, hava kirliliği, egzoz gazları, endüstriyel atıklar da burun tıkanıklığı yaratıyor. Burun tıkanıklığının nedeni ne olursa olsun, tıbbi tedavi ile düzelmeyen durumlarda ameliyata kadar varan başka tedavi seçenekleri gündeme geliyor.
    - Ameliyat nasıl yapılıyor?
    Birçok farklı yöntem kullanıyoruz. Biri burun eti konkanın içine bir tünel açmak. Bu tünelin içine aletlerimizi yerleştirerek hem burnu kaplayan halının iç yüzünü hem de burun etinin yapıştığı kemiği traşlayarak, boyutunu küçültüyoruz. Son derece basit bir ameliyattır. Konkalarda mukozanın fazla olduğu ve ilaçla düzelmeyen durumlarda ise radyofrekans yöntemini uyguluyoruz. Radyofrekans enerjisini mukozaya ileterek, 2-3 haftada büzülmesini sağlıyoruz. Etli mukozalarda yapılan ve hastalarda oldukça yüz güldürücü sonuçlar aldığımız, son derece basit bir yöntem bu... Sinüzit, polip, geniz eti gibi medikal tedaviye yanıt vermeyen durumlardaysa, endoskopik ameliyatlarla burun tıkanıklıkları tedavi edilir. Estetik burun ameliyatları sonrası oluşabilen burun kanadı çöküntüleri de kansız ve tamponsuz bir şekilde çok basit bir yöntemle tedavi edilebiliyor.
    Burun tıkalı kalırsa
    Burnun işlevlerinden biri havayı temizleyip aşağıya göndermek. Burun kullanılmadığı zaman ağız açık kalıyor. Temizlenip nemlenmeyen ve ısınmayan hava boğaz arka duvarına çarparak, kuruluk ve farenjit türü şikayetlere yol açıyor. Burun ile akciğerler arasında bir bağlantı söz konusu. Burundan solunan havayı akciğerler daha fazla emerler. Biz, ağzımızı kullandığımızda bu işlevi atlıyoruz. Az oksijen, sessiz seyreden bazı kalp hastalıklarını gündeme getirebilir. Dolayısıyla uzun vadede sessiz seyreden kalp problemleri daha erken ortaya çıkabilir. Çocuklarda ise alerji nedeniyle burun etlerinin şişmesi, geniz etinin büyümesi, burundan nefes alıp verememek, gelişimlerini olumsuz etkiler.
#16.05.2006 01:07 0 0 0
#16.05.2006 00:58 0 0 0
#16.05.2006 00:51 0 0 0
#16.05.2006 00:48 0 0 0
#16.05.2006 00:43 0 0 0
  • Size öğün öğün ne yemeniz gerektiğini değil, her öğün için değişik alternatifler sunuyoruz.
    bunların içinde beğendiklerinizi ve canınızın çektiğini yiyebilirsiniz. Kahvaltınız 300 - 350, öğle ve akşam yemekleriniz 350 - 400, ara öğünleriniz ise 65 kaloriden oluşuyor. Bu diyet programına uyarsanız, yedi günde üç kilo verebilirsiniz.
    Sabah
    · Bir dilim kepek ekmeğine sürülmüş yağsız labne, yanında bir adet domates ya da greyfurt ve bir bardak taze sıkılmış meyve suyu.
    · İki dilim kepek ekmeğiyle hazırlanmış peynirli tost, bir adet yumurtayla yapılmış omlet, bir adet domates.
    · Bir adet elma, 30 gram müsli, bir çay kaşığı bal ve 100 gram yağsız sütle hazırlanmış elmalı müsli.
    · Bir dilim reçelli ya da ballı etimek, 40 gram yağsız salam ya da tavuk göğsü, yarım adet salatalık
    · Çalışan kadınlar için, bir adet muz, bir adet elma, bir adet kividen oluşan meyve tabağı
    Öğle
    · Bir porsiyon yağsız tavada hazırlanmış sebze ızgara
    · İki dilim vejetaryen pizza
    · Bir kase çorba, bir dilim kepek ekmeği, 20 gram yağsız peynir
    · Bir adet fırında patates, yanında haşlanmış sebze
    · Çalışan kadınlar için, Salata yapraklı, peynirli, domatesli sandviç, yanında bir bardak domates suyu
    Akşam
    · Bir adet kepek ekmeğiyle hazırlanmış domatesli, biberli, peynirli tost
    · Patates, kabak ve bamyayla hazırlanmış bir tabak yağsız türlü
    · Bir tabak spagetti bolonez
    · İki adet etli domates dolması
    · 250 gram haşlanmış patates, üzerine maydanoz, karabiber ve tuz serpebilirsiniz.
    Ara öğünler
    65 kaloriden az
    · Bir adet kayısı
    · Bir adet elma
    · Bir adet portakal ya da greyfurt
    · Bir avuç dolusu üzüm ya da kiraz
    · Bir adet şeftali
    · İki - üç adet havuç
    · 150 gram yağsız yoğurt
    · İki adet bisküvi
    65 kaloriden fazla
    · Bir adet muz
    · Bir adet armut
    · 150 - 200 gram diyet meyve yoğurdu
    · 150 gram probiyotik yoğurt
    · Bir adet çokoprens
    · Üç parça çikolata

#16.05.2006 00:35 0 0 0
  • Yoğurt, bağışıklık sistemine uyarıcı etkisinden dolayı çeşitli hastalıkların önlenmesinde önemli bir etkendir.teşekkürler casper
#16.05.2006 00:26 0 0 0
  • teşekkürler özlemcigim.Hipertansiyon çok yaygın bir hastalıktır. Hipertansiyon, kalıcı sakatlık ve ölüm nedeni olan toplumsal bir sorundur,
    Hipertansiyon, değişik böbrek, kalp, damar hastalıklarına, felçlere ve görme kaybına yol açabiliyor,hipertansiyon hastaları tuz tüketimine dikkat etmelidir
#16.05.2006 00:20 0 0 0
#16.05.2006 00:10 0 0 0
#16.05.2006 00:08 0 0 0
#16.05.2006 00:07 0 0 0
#16.05.2006 00:04 0 0 0
#16.05.2006 00:01 0 0 0
  • Konu: Dans dersi
    teknolojinin girmediği alan kalmamış
#16.05.2006 00:00 0 0 0
  • alışveriş sebetinin bir çok işlevi varmış
#15.05.2006 23:58 0 0 0