Temel ve Cemal zilzurna sarhoş, otellerine zor gitmişler. Cemal saati sormuş,
-Cit pak pakayum, gece mi cündüz mi?
Temel perdeyi açıp bakmış. Cemal,
-Neymiş?
Temel düşünmüş düşünmüş ve,
-Hatırlamıyorum..
Problem diz kapağı kemiğinin yerinde düzgün olarak hareket edememesidir. Hadise kalça ya da leğen kemiğinden
kaynaklanmış olabilir. Zayıf kalça kasları nedeniyle leğen kemiğinin stabilitesi, düzgünlüğü sağlanamaz ve bu ağrılar çoğunlukla kalça ağrısı ile beraber ortaya çıkar. İyi ve düzgün bir kuvvetlendirme programı uygulanmalıdır. Uzun süre ayakta kalındığında bu denge bizim için çok önemlidir. Aynı şekilde gergin hamstring (uyluk arka kasları) ve yan uyluk kasları da bu diz ağrısında önemli rol oynar.
Bu tür ağrılarda ayak biomekaniği de çok önemlidir. Koşu, atlama, sıçrama aktivitelerinde tekrarlayan kuvvetler ayak ve buradan da dize yansır. Aşırı içe dönüklük dizdeki ağrının artmasına neden olur ve mutlaka ayak içine konulacak tabanlıklarla düzeltilmelidir.
Dizin iç tarafındaki Vastus Medialis adalesi bu durumda çok zayıftır. Diz kapağının biomekaniğinde bu adale çok önemlidir ve daima kuvvetli tutulmalıdır. Bu adale herhangi bir cerrahi müdahale sonrası ya da zedelenme sonrası çok çabuk incelir ve zayıflar. Böylece bu hastalarda ya da kişilerde diz ağrısı gelişir.
Eğer dizdeki ağrı patellofemoral kaynaklı (ayna kemiği ile uyluk kemiği arasında) ise bu, tedavi edilebilir bir durumdur. Ancak çok uzun zaman alacak özel egzersiz programları, kaçınılması gereken hareketler vardır.
Erken dönemlerde semptomları açığa çıkartacak dizin zorlayıcı hareketlerinden kaçınmak ve yapılacak rehabilitasyon sonrası hastanın günlük yaşam kalitesi iyileşir. Cerrahi müdahale çok nadir gereklidir, ancak çok iyi bir rehabilitasyon her zaman gereklidir. Hastaların genel korkusu dizde artrit-kireçlenme gelişmesidir. Fakat daima hastalara diz mafsalının normal olduğu, esas problemin diz kapağı-ayna- kemiği ile uyluk kemiği arasında olduğu anlatılmalıdır. Bu durumda rahatsızlık genel olarak kondromalazi patella diye isimlendirilir. Ancak bu tanı ameliyat sırasında kıkırdakta aşınma ve kırıklar-yırtıklar- varsa doğrudur.
Böyle bir durumda neler yapılmalı?
Vücudun alt kısmının biomekaniği çok önemlidir. Eğer bozulmuş ise düzeltilmelidir. Ayrıca dize özel fizyoterapi ve egzersizler uygulanmalı ve bilhassa kuadriceps adalesi (uyluk ön kasları) kuvvetlendirilmelidir. Sporcular için dizlik, bant veya özel bandajlama teknikleri kullanılabilir.
Eğer diz uzun süre oturunca, merdiven inip çıkarken ya da tırmanma sporunda rahatsızlık veriyorsa mutlaka bir ortopediste görünmek gerekir. Bu rahatsızlıkla beraber dizden ses gelebilir, ağrı olabilir. Mutlaka doktora görünüp durumu öğrenmek ve ona göre tedaviye başlamak gerekir.
Dizden ses gelmesi veya diz ön bölümünde sızı duyulmasının sık sebeplerinden biri de plika rahatsızlığıdır. Patella (ayna kemiği), diz önünde diz bükülüp açılırken iç tarafta bir bant ile sürtünme halinde iken sızı olabilir. Egzersizle şikayetler düzelmiyorsa artroskopi ile bu bandın kesilmesi gerekebilir.
Diz bölgesinde hissedilen ses, sızı ve hareketle ağrı varsa ileride artrite neden olacak ve büyük önemli ameliyatlar gerektirecek durumlardan, basit egzersizlerle belki küçük kapalı ameliyatlarla kurtulmak mümkün olabilir. Bu yüzden dizden gelen ses ve ağrıları hafife almayıp, mutlaka ortopedi uzmanına danışmak gerekir.
Kanada Sağlık Araştırmaları Enstitüsünde yapılan ve sonuçları bu hafta Nature Medicine dergisinde yayınlanan araştırmada, kasların içinde yağların organizma tarafından yakılmasını hızlandıran küçük bir proteinin oynadığı rol ortaya çıkarıldı.
Profesör Greg Steinberg tarafından yürütülen araştırmada, nörotrofik kirpiksi faktör (CNTF) adı verilen bu proteinin ayrıca iştahı ortadan kaldıran bir özelliği tespit edildi.
Enstitü tarafından yayınlanan bildiride, proteinin bu özelliğiyle aşırı kiloyla mücadelede önemli bir rol oynayabileceği belirtildi.
Obeziteyle ilgili araştırmalarda şimdiye dek iştahın düzenlenmesini sağlayan leptin gibi hormonlar üzerinde durulduğunuifade eden Steinberg, Yağların transformasyonunu uyarma kapasitesi bulunan proteinlerin varlığını tespit ederek hormonların obeziteye karşı etkisiz olduğunu fark ettik diye konuştu.
Leptin hormonunun tersine CNTFnin yağlar ve şeker üzerinde AMP adı verilen bir enzim salgıladığı belirtildi.