Selçuk Üniversitesi (SÜ) Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Nizamlıoğlu, ''İnsanlarda görülen hastalıkların büyük bir kısmı, yiyeceklerdeki bakterilerden kaynaklanmaktadır'' dedi.
Nizamlıoğlu, Konya-Karaman Veteriner Hekimleri Odası ve Selçuk
Üniversitesi (SÜ) Veteriner Fakültesi tarafından Dünya Veteriner
Hekimler Günü nedeniyle düzenlenen ''Gıda Güvenliğinde Veteriner Halk
Sağlığı'' konulu panelde, gıda güvenliğinin, gıdalarda olabilecek fiziksel, kimyasal ve biyolojik her türlü zararlıların bertaraf edilmesi için alınacak tedbirlerin bütününü ifade ettiğini söyledi.
Veteriner halk sağlığının, sadece gıdayı kapsamadığını, aynı zamanda insan, çevre ve hayvan üçgeniyle birlikte, halkın sağlığına katkıda bulunmayı amaçladığını ifade eden Nizamlıoğlu, ''Gıda güvenliğini, çiftlikten sofraya kadar her aşamada sağlamak, veteriner halk sağlığının en önemli görevleri arasındadır'' dedi.
İnsanların, yediklerinden dolayı hastalanabildiğini belirten Nizamlıoğlu, şunları kaydetti:
''İnsanlarda görülen hastalıkların büyük bir kısmı, birkaç gün önceden yenen yiyeceklerdeki bakterilerden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle gıdada hijyen çok önemlidir. Gıda maddelerinin, sağlık sorunlarına neden olmayacak ortamlarda üretilmesi gerekir. Dünya Sağlık Örgütü ve Gıda Tarım Örgütünün, gıda güvenliğinin sağlanması amacıyla, gıda maddelerinin üretim, işlenme, muhafaza, taşıma ve dağıtım aşamalarında denetim tedbirleri getiriyor. Son yıllarda ön plana çıkan konular arasında 'Ahırdan Sofraya Gıda Güenliği' kavramı da bulunmaktadır. Gıdanın üretiminden tüketimine kadar her aşamada veteriner hekimlere büyük görev düşmektedir.''
çin malları ekonomimizi ve saglıgımızı tehdit ediyor,halkımız nerde ucuz bir şey varsa saglıgını hiçe sayarak alıp kullanıyor.ben çin mallarından hiç almadım almayıda düşünmem
Üç damadı olan bir kayın valide, damatlarının kendisine olan sevgisini sınamaya karar verir. Günlerden bir gün birinci damadıyla birlikte "Sen nehri" nin kıyısında yürüyüşe çıkar. Sanki tökezlenmişçesine kendini suya atar. Arkasından birinci damat da atlar ve kayın validesini kurtarır.
Hikâye bu ya ertesi gün damadın evinin bahçesine pırıl pırıl bir Peugeot 306 gelir.
Vites koluna bağlı zarif bir kart ve kartın üzerinde:
"Beni kurtardığın için teşekkür ederim. Seni seven kayınvaliden"
Kısa bir süre sonra meraklı kayınvalide ikinci damadı ile yürüyüşe çıkar. Benzer bir senaryo derken, ikinci damat kayınvalidesini hem kurtarır. Hem de büyük bir özenle evine getirip sağlığıyla ilgilenir.
Ertesi gün ikinci damadın evinin önüne de çil çil bir Peugeot 406 coupe getirirler.
Vites koluna bağlı zarif bir kart ve kartın üzerinde:
"Beni kurtardığın için teşekkür ederim. Seni seven kayınvaliden"
Sıra kayınvalidenin en çok kuşkulandığı damadına gelir. Tam birlikte giderken kayın valide bir punduna getirip kendini suların içine bırakır. Bırakır ama damat hiç oralı olmaz. Zavallı kadıncağızı bir sonraki köprünün ayaklarından boğulmuş olarak karaya çıkartırlar.
Ertesi gün üçüncü damadın evinin önüne son model olağanüstü bir Porsche Carrera Turbo gelir.
Vites koluna bağlı zarif bir kart ve kartın üzerinde:
"Beni kurtardığın için teşekkür ederim. Seni seven kayınpederin"
Toplumumuzda genellikle bunama olarak adlandırılan ve yaşlılıkta doğal kabul edilen bu durum, aslında tıpkı yüksek tansiyon, şeker hastalığı ya da mide ülseri gibi ciddiye alınması gereken bir hastalık.