SuSquN PeRi

SuSquN PeRi

Üye
16.10.2010
Astsubay
9.974
Hakkında

  • Vedalaşırken " seni emanetleri kaybolmayan Allah'a emanet ediyorum" deyin..

    Hz. Muhammed (s.a.v)

    noimage
#07.11.2013 06:29 0 0 0
  • Alacağını al, gideceğin yere git!
    ‘‘Gözümden düşenin, dostu olmam bir daha!’’

    Emre GÖKCE

    noimage
#07.11.2013 06:26 0 0 0
  • Konu: Anla
    ‘‘Geç olmadan, beni kaybetmeden, anla...
    Kalbim, sen kır diye yaratılmadı.’’

    Emre GÖKCE
    noimage
#07.11.2013 06:25 0 0 0
  • çatlayan ellere çözüm - eller için kış bakımı - ellerde çatlama

    Ellerinizin üstü çatlıyor, hatta zaman zaman sızlıyor mu? O zaman hemen 1 su bardağı zeytinyağını benmari usulü hafifçe ısıtın.
    İçine 15 - 20 damla limon suyu ekleyip iyice karıştırın.
    Ellerinizi bu yağın içinde 5 - 10 dakika beklettikten sonra ılık su ve sabunla yıkayıp besleyici bir nemlendirici sürün.
    Bir başka önerimiz ise Rezeneli el banyosu ellerinize çok iyi gelecekdir.

    Gerekli malzemeler 8 yemek kaşığı rezene tohumunu havanda hafifçe ezdikten sonra 2 su bardağı kaynar suyla karıştırın.
    15 dakika demlendikten sonra süzün.
    Elleriniz ne zaman çok suyla haşır neşir olursa, ardından mutlaka bu bitki çayının içinde 2 - 3 dakika bekletin ve yeniden canlanmalarına yardımcı olun.
#07.11.2013 06:18 0 0 0
  • kalorifer temizliği - kombi temizliği

    Evlerimizde ısınmak amacıyla kullandığımız kombi ve kaloriferler, ısıyı petpetek temizliğiekler yardımı ile iletirler.
    Peteklerin kullanım esası, içerisinde bulunan suyun kombi veya kalorifer yardımıyla ısıtılması ısınan suyunda, peteklerin içerisinde dolaşarak ortamın ısıtılması şeklinde olur. Peteklerin içerisinde bulunan suyun zamanla kireçlenme, tortu ve çamurun birikmesi sonucunda, dolaşımı sağlanamayarak, ısınma problemlerinin yaşanmasına sebep olur. Petekler bu durumda ya az ısınır, ya da kısmen ısınma sağlanır. Bu durumda ısınma yetersiz olacağı için, şikâyetler baş gösterir. Kombi ve kaloriferler ne kadar yüksek ısıda yakılırsa yakılsın, peteklerin ısınması mümkün olmaz.
    Bu durum kombi ve kaloriferlerde oldukça fazla yakıt sarfiyatına sebep olacağından cebimiz için tehlike çanları çalmaya başlar. Bu durum hem cebimizi, hem de yeterli derece de ısınmamızı engelleyecektir. Bu durumda yapmamız gereken acilen petek temizleme hizmeti veren şirketlerden yardım almak olacaktır. Petek temizleme işlemini kullanım periyotlarınıza göre iki veya üç yılda bir yaptırmanız yerinde bir çalışma olacaktır.
    Kalorifer ve kombilerin petekleri uzman firmalar tarafından özel makinalar ve kimyasallar yardımıyla temizlenerek, sağlıklı bir şekilde ısınmanız temin edilir. Petek temizleme işleminde kullanılan kimyasal maddeler, asla peteklerinize zarar vermeyecek özellikte ürünlerdir.
    Petek içerisinde bulunan kireç artıkları, çamur birikintileri ve tortu kalıntıları özel yöntemler yardımıyla temizletildiğinde, ilk günkü ısınmanıza kavuşmuş olursunuz.
    Cebinizde rahatlamış olacağından, ısınmanızın keyfini yaşarsınız.
    Peteklerinizin ilk günkü gibi ısıtması için, belli aralıklarla mutlaka peteklerinizi temizletmeniz gereklidir. Ne kadar hassas, ne kadar dikkatli kullansanız da gün gelecek bu tarz sorunları yaşayacaksınız. Tamiri mümkün olmayan başka sorunlarla karşılaşmamak için, mutlaka periyodik olarak petek temizliğinizi yaptırmanız önemlidir. Güvenli ellerde yapılacak petek temizliği, sizi ısınma sorunundan kurtaracak. Bilinçli tüketiciler olarak, çevre temizliğine de katkıda bulunacaksınız. Yakıt tüketiminiz % 20 oranında düşük olacağı için, çevre kirliliğini de önleme şansına sahip olacaksınız.
    Söylediğimiz gibi, iki veya üç yılda bir, çok kullanıyorsanız iki yılda bir muhakkak petek temizliğini yaptırmanız menfaatiniz icabı gereklidir.
    Düşünün petekleriniz içerisinde sürekli dolaşan suyun vereceği zarar, temizlik maliyetinin çok üzerinde olacaktır. Bu sebeple düzenli olarak peteklerinizi temizletmeyi ihmal etmeyin. Petek temizletme işlemi fazla uzun sürmeyen bir işlemdir. Isınma kalitenizi arttırmanın yolu, kesinlikle düzenli olarak yapılan petek temizliğinden geçecektir.
#07.11.2013 06:15 0 0 0
  • fondötenin pürüzsüz olması için - pürüzsüz fondöten - pürüzsüz makyaj



    Fondöten ile cildin her bölümünde ayrı oranlarda renk tonu oluşturmak ve yüzün bazı bölümlerini örneğin elmacık kemiği, çene, alın gibi bölümleri en plana çıkarmak gerekir.
    Güneş lekeleri, sivilce, akne, kızarıklık izleri başarılı bir şekilde kapatmak gerekir. Fondöteni cilde yedirmek için 3 tür yöntem vardır:

    Fırça Kullanımı: Cilt tipine uygun fırça seçmek gerekir. Fırçayı kullanırken fırça çok bastırılmamalı, hafif darbelerle, yukarıdan aşağıya doğru sürmek gerekir.

    Sünger Kullanımı: Süngeri ıslatarak kullanırsanız cilde yaymada etkin sonuç sağlayacaktır. Aşağıdan yukarı doğru sürmek en doğru yöntemdir.

    Parmakların Kullanımı: Her cilt tipine uygun olan yöntemdir.

    Yalnız doğal görüntü uygulamak için yüzün merkezinden başlayıp, dışarı doğru uygulamak gerekir.
#07.11.2013 06:12 0 0 0
  • hamilelikte tüketilmesi gereken yiyecekler - gebelikte neler yenmeli



    1. Brokoli
    Bol miktarda C vitamini, kalsiyum ve folik asit içeren brokoli, aynı zamanda lif açısından çok zengin ve hastalıklarla savaşmaya yarayan antioksidantlara da sahip.

    2. Kuru fasulye ve mercimek
    Hamileyken 10 gram daha fazla protein almanız gerekiyor ( toplam en az 60 gram). Kuru fasulye ve mercimek protein açısından çok zengin, ayrıca kabızlıkla savaşmanıza yarayacak bol miktarda lif de içeriyor.

    3. Süt
    Hamileliğiniz süresince vücudunuz normalin iki katı kadar kalsiyuma ihtiyaç duyuyor. Süt de en önemli kalsiyum kaynağı.

    4. Muz
    Potasyumla dolu olan muz, size çabucak enerji verebilir. Ayrıca, mideniz bulandığında, bulantının yatışmasına da yardımcı olur.

    5. Yağsız et
    Günlük demir ihtiyacınız hamileliğiniz süresince iki katına çıkıyor. Kırmızı et de en önemli demir kaynağı.

    6. Peynir
    Kalsiyum ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz diğer bir besin.

    7. Yumurta
    Eğer ete karşı isteksizlik duyuyorsanız, protein ihtiyacınızı yumurta ile karşılayabilirsiniz. 8. Yeşil yapraklı sebzeler Ispanak yüksek seviyede demir ve folik asit içeriyor.

    9. Portakal
    Folik asit, C vitamini ve lifle yüklü bir meyve. Ayrıca yüksek miktarda su da içeriyor.

    10. Kavrulmamış kuruyemiş
    Fındık, ceviz, badem gibi kuruyemişler omega 3 ve 6 açısından zengin ve bebeğinizin beyin gelişimi için çok önemli.

    11. Kuru meyve
    Acıktığınızda ya da canınız tatlı istediğinde yiyebileceğiniz kayısı, erik ve incir gibi kuru meyveler, aynı zamanda vitamin deposu.
#07.11.2013 06:06 0 0 0
  • gebelikte bulantılar - bulantılara çözüm - gebelikte sabah bulantıları


    1. Zencefil, mide bulantısına iyi gelen en doğal yöntemlerden biridir. Sabahları zencefilli bisküvi yemeyi deneyebilirsiniz. Veya ince bir dilim taze kök zencefilin üzerine kaynar su dökerek kendinize zencefil çayı hazırlayabilirsiniz. Birkaç dakika demlemeniz yeterli olur. Süzdükten sonra için. Dilerseniz içine biraz bal ilave edebilirsiniz.

    2. Kan şekeri sabahları en düşük seviyelerde olduğu için kek, kuru ekmek ya da bir dilim tahıllı ekmek yiyebilirsiniz.

    3. Bulantılar nedeniyle yaşanan sıvı kaybı hamilelikte en önemli tehlikelerden biridir. Bu nedenle sık sık bulantı yaşadığınız dönemde; bol miktarda su, taze meyve suyu, süt veya bitki çayı tükettiğinizden emin olun.

    4. Hamilelikte bitki çayı olarak, nane, zencefil veya papatya çayları içebilirsiniz. Bu çaylar yatıştırıcı özelliğiyle sizi rahatlatacaktır.

    5. Gün içerisinde uyumaya ve dinlenmeye zaman ayırın. Yorgunluk sabah bulantılarının artmasında büyük rol oynar.

    6. Akapunktur bilekliği takmayı deneyebilirsiniz. Hamilelikte bulantı ve kusma şikâyetini ilaçsız azaltan akupunktur bilekliği bulantınızı hafifletmeye yardımcı olabilir. Bileklik, bileğinizdeki akapunktur noktasını uyararak bulantınızı hafifletebilir.

    7. Yataktan kalkarken yavaş hareket etmeye dikkat edin ve yataktan kalkmadan önce tuzlu kraker veya kuru yemişlerden yemeyi deneyebilirsiniz.

    8. Az ve sık sık yiyin.

    alıntı

#07.11.2013 06:03 0 0 0
  • amniyosenaaa testi nedir - amniyosenaaa testi nasıl yapılır - amniyosenaaa testi neden yapılır

    Özellikle ileri yaş hamileliklerde bebeğin sağlık durumu hakkında önemli bilgiler verecek girişimsel tanı testi amniyosenaaa birçok anne adayının da korkulu rüyasıdır. Bahçeci Sağlık Grubu Fulya Tüp Bebek Merkezi Kadın Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Burçak Erzik ‘amniyosenaaa ne zaman, kimlere uygulanır ve riskleri nelerdir?’sorularını cevaplandırdı.
    Amniyosenaaa işlemi; gebelik süresince bebeği çevreleyen ve koruyan amniyotik sıvının test edilmek üzere veya tedavi amacıyla rahimden alınmasıdır. İleri yaş anne adaylarının hamilelik döneminde bebeğin sağlık durumu hakkında bilgi edinmek üzere yapılan tanı testi birçok anne adayı için de heyecanlı bir bekleyiş sürecidir. Bahçeci Sağlık Grubu Fulya Tüp Bebek Merkezi Kadın Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Burçak Erzik ‘amniyosenaaa ne zaman, kimlere uygulanır ve riskleri nelerdir?’sorularını cevaplandırdı.

    Amniyotik sıvı anne karnındaki bebeğin hücreleri (fetal hücreler) ve bebek tarafından üretilen biyokimyasal maddeleri içermektedir. Bu fetal hücrelerin ve biyokimyasal maddelerin incelenmesi ile bebeğin kromozom yapısı, genetik hastalık taramaları, plasental geçiş göstermiş enfeksiyon varlığı ve metabolik hastalık tanıları konabilir.
    Amniyosenaaa bebeğin sağlık durumu hakkında önemli bilgiler verecek girişimsel bir tanı testidir. Uygulama öncesi doktor tarafından çiftin detaylı bilgilendirilmesi çok önemlidir.

    Neden Uygulanır?
    Genetik Amniyosenaaa
    Bebeğin kromozom yapısı hakkında bilgi edinmek için 16-20. gebelik haftaları arasında yapılır.
    Genetik amniyosenaaa uygulamasını şu durumlarda düşünülebilir;

    Doğum öncesi (Prenatal) tarama testlerinde anormal sonuç aldığında
    Kromozom bozukluğu saptanmış gebelik öyküsü varsa
    35 yaş ve üzerindeki anne adayları
    Bebekte ultrasonografik olarak anomali saptandıysa
    Anne ya da baba adayı bilinen bir genetik bozukluğun taşıyıcısıysa

    Amniyosenaaa uygulaması için diğer sebepler;

    Bebekte bir enfeksiyon varlığının incelenmesi
    Polihidramniyos (amniyotik sıvının normalden fazla olması) olgularında amniyotik sıvı miktarını azaltmak amacıyla
    Çiftte kan uyuşmazlığı olup Rh hastalığı geliştiyse hastalığın derecesini saptamak için
    32-39. gebelik haftaları arasında gebe veya bebekte doğumu gerektiren bir patoloji varsa bebeğin akciğer gelişiminin saptanması amacıyla

    Riskler

    Düşük

    16 – 20. gebelik haftaları arasında yapılan genetik amniyosenaaa işlemi 1/300 – 1/500 oranında düşük riski taşımaktadır.

    Kramp ve vaginal kanama
    Amniyotik sıvı akması

    Nadiren görülür, yırtık alanı kendiliğinden iyileşerek gebelik normal seyrinde ilerleyebilir veya enfeksiyon ve düşüğe yol açabilir.

    Rh Duyarlılığının Gelişmesi

    Kan uyuşmazlığı olan çiftlerde işlem sonrası gebeye Rh immunoglobulin iğnesi uygulanır ve bu şekilde kan grubu Rh (-) olan annenin Rh (+) kan hücrelerine karşı bağışıklık oluşturması önlenir. Bu önlem özellikle daha sonra ki gebeliklerde kan grubu Rh (+) olan fetusa annesinden koruyucu antikor geçişini önlemek içindir. Nadiren koruyucu iğneye rağmen Rh hastalığı gelişebilir.

    Enfeksiyon

    İşlem steril şartlar altında yapılmaktadır, nadiren enfeksiyon gelişir.

    Nasıl Hazırlanmak Gerekir?
    Amniyosenaaa işlemi öncesi özel bir hazırlık yoktur. Anne adayının aç olması gerekmemektedir. Uzman tarafından işlem öncesi detaylı olarak bilgilendirilmek gerekir. Amniyosenaaa uygulaması ve sonuç doğrultusunda gebeliğin ne şekilde devam edeceğine sadece anne adayı ve eşi karar verebilir. Bu nedenle tıbbi bütün bilgiler aileye aktarılır ve karar vermeleri beklenir. İşlemin yapılması için ‘aydınlatılmış onam formu’ imzalanması istenecektir.

    İşlem Sırasında
    Amniyosenaaa işlemi klinik şartlarında uygulanır. Anne adayından hareketsiz bir şekilde yatması istenir. İnce bir iğne ile ultrasonografi eşliğinde cilt ve karın duvarı geçilerek rahime girilecektir. Genellikle anesaaai uygulanmaz. İğne cildi geçerken yanma ve rahime girerken kramp hissedilebilir. İşlem 2 dakika içerisinde bitecektir.
    İşlem Sonrasında
    İşlem sonrası bebeğin kalp atımları kontrol edilir. Alınan sıvı kendiliğinden yerine gelir. İşlem günü anne adayının dinlenmesi önerilir, ertesi gün normal hayatına dönebilir.
    Sonuç
    Akciğer olgunluğu testleri birkaç saat, enfeksiyon testleri bir hafta, genetik taramalar 15-20 gün içinde sonuçlanır. Doktor ve genetik danışman sonucu aileye detaylı olarak bildirecektir.
    Doktora bildirilmesi gereken durumlar;

    ateş
    vaginal kanama
    amniyotik sıvının akması
    krampların birkaç saatten uzun sürmesi
#06.11.2013 07:54 0 0 0
  • Dileksi nedir - disleksinin tedavisi - öğrenme bozukluğu - çocuklarda öğrenme bozukluğu

    Öğrenme bozukluğu olarak nitelendirilen "disleksi" toplum genelinde önemli bir sorundur. Dinleme, konuşma, okuma, yazma, muhakemede bulunma ve matematik işlemlerini yapma gibi yeteneklerin kazanılmasında ve kullanılmasında kendini gösteren bir öğrenme bozukluğudur.


    Öğrenme bozukluğu olarak nitelendirilen "disleksi" toplum genelinde önemli bir sorundur. Dinleme, konuşma, okuma, yazma, muhakemede bulunma ve matematik işlemlerini yapma gibi yeteneklerin kazanılmasında ve kullanılmasında kendini gösteren bir öğrenme bozukluğudur.

    Disleksi görülen çocukların zeka düzeylerinde sorun yoktur sadece öğrenmek için gerekli olan zihinsel organizasyon bazı açılardan yeterli değildir. Disleksi de okuma bozukluğu yaşayan çocuk; yavaş okur, hecelemede ve harflere ayırmada zorluk çeker, yanlış kelime kullanır, bazı harfleri öğrenmede güçlük çeker. Yazma bozukluğu yaşayan çocuk ise; yavaş yazar, harf ve sayıları ters yazar, harf ve heceleri atlar, ters yazar, harf ve hece ekler. Matematik bozukluğunda ise; işlem yaparken yavaştır, çarpım tablosunu öğrenmekte güçlük çeker, işlem yapmakta zorlanır, problem çözerken bağlantıları kuramaz.

    Disleksi görülen çocuk, öğrenme güçlüğü çektiği için birtakım psikolojik problemleri de beraberinde getirir. Kimsenin kendisini gerçek anlamda anlayamadığını düşünür. Her yaptığının yanlış olabileceğini düşünerek, bildiği ve doğru yaptığı şeylerden de kuşku duyar hale gelir. Bu nedenle sorun yaşayan çocukların tıbbi ve psiko-pedagojik değerlendirmelerinin titizlikle yapılması gerekir. Öğrenememeleri yüzünden bu çocukların üzerine fazla gidilmemeli ve özel bir eğitim almaları sağlanmalıdır. Öğrenme bozukluğu olan çocukların eğitimi, normal sınıflardaki müfredat programları ya da özel derslerle gerçekleşememektedir. Ayrıca, disleksili çocuklarda dikkat bozukluğu da görüldüğünden bu çocuklara bir uzman tarafından sistemli bir dikkat eğitimi de verilmelidir.

    Disleksi, büyük bir çoğunlukla doğuştan gelen bir rahatsızlıktır. Doğuştan gelen disleksi; doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrası olarak kendi içinde gruplandırılır. Doğum öncesi disleksiye; yetersiz ve dengesiz beslenme, hamilelik sırasında geçirilen enfeksiyonlar, bilinçsiz ilaç kullanımı etken olabilir. Doğum sırasında oluşan disleksiye; uzun ve zor doğum, plesenta anomalileri, kordon dolanması neden olabilir. Doğum sonrası disleksiye ise; bebeğin nefes almasındaki gecikme, geçirdiği ateşli hastalıklar sebep olabilir. Ayrıca, kalıtsal etmenlere bağlı olarakda disleksi ortaya çıkabilir.

    Disleksililer zeka düzeyleri düşük olmadığı gibi özel yeteneklere de sahip olabilirler. İzafiyet teorisini ortaya çıkaran büyük bilgin Albert Einstein, büyük mimar, heykeltraş ve ressam Leonardo da Vinci, başta “Düşünen Adam” olmak üzere pek çok önemli eserin sahibi heykeltraş Rodin, şarkıcı ve sinema oyuncusu Cher, yine sinema oyuncusu Harrison Ford ve Tom Crouse, çizgi film ustası Walt Disney disleksili ünlüler arasındadır.

    Çocuğun yaşına göre disleksi belirtileri değişmektedir ama genel olarak gözlenebilen belirtilerin birkaçı şunlardır:
    Zeka düzeyleri normal veya normal üstüdür.
    Okuma ve yazma becerilerini kazanmada güçlük çekerler.
    Ders çalışmayı, aaaa yapmayı, kitap okumayı sevmez.
    El yazıları okunaksızdır.
    Harfleri ve rakamları ters okur ve yazarlar. (Örneğin; b-d, 6-9, 21-12 gibi)
    Sık sık sakarlık yaparlar.
    Ayna yazısı gibi tamamen ters yazarlar.
    Huzursuzdurlar.
    Eşya ve oda düzeni konusunda sorun yaşarlar.
    Konsantrasyonları zayıftır.
    Hikaye ya da bir olayı anlatmada başarısızdırlar.
    Dikkati yetersizdir.
    Çalışırken birisinin yönlendirmesine ihtiyaç duyarlar.
    Bellekleri zayıftır, çabuk unuturlar.
    Ezberlemede güçlük yaşarlar.
    Çok çabuk yorulurlar.
    Konuşurken anlama en uygun kelimeyi seçmede zorluk çekerler.
    Soyut kavramları anlamada zorlanırlar.
    Saati öğrenmekte güçlük çekerler.
    Performansları günlere göre değişkenlik gösterir.
    Sağını solunu ve yönleri karıştırırlar.
    Günleri, ayları sırasıyla öğrenmekte zorluk çekerler.
    Kendi duygu ve düşüncelerini ifade edemezler.
    Küçük ve büyük motor hareketlerinde zorlanırlar. (Ayakkabı bağlarını bağlayamama ve topu yakalayamama).

    Anne babalar, çocuklarının okulda yaşadıkları başarısızlık ve öğrenme sorunları konusunda dikkatli olmalıdır. Çocuğun disleksi özelliklerini taşıyor olması durumunda mutlaka uzman doktorlara götürülmelidir. Bu şekilde erken müdahale ile çocuğun başarısızlığı azalacak ve okulla ilişkisi olumlu yönde etkilenecektir.

    Tedavide önemli olan, çocuğun durumunu anlayabilmek ve bu duruma uyum sağlayabilmektir. Ailenin ve çevresinin eğitimi ön planda gelmelidir. Aileler, öğrenme güçlüğü çeken çocuklarını azarlama, kızma ve cezalandırma yoluna kesinlikle gitmemelidir. Ayrıca başka çocuklarla kıyaslama yapmaları yanlıştır. Çocuğun, duymak ve bilmek istediği tek şey aslında arkadaşları gibi akıllı olduğu ancak daha yavaş öğrenebildiği ama muhakkak öğrenebildiği gerçeğinin kendisine anlatılmasıdır. Disleksi ilaç tedavisiyle giderilecek bir hastalık değil, doğru eğitimsel yaklaşım ve eğitim metodları ile üstesinden gelinebilecek bir güçlüktür.

    alıntı
#06.11.2013 07:43 0 0 0
  • çocuklarda diş sağlığı - diş gıcırdatmanın nedenleri

    Çocuklarda çoğu zaman uykudayken, bazen de gün içerisinde diş gıcırdatma davranışı gözlemlenebilir.

    Çocuklarda diş gıcırdatma süt dişlerini kullanırken, karma dişlenme döneminde ve kalıcı dişlere geçtikten sonraki dönemde görülebilir.

    Gıcırdatma süt köpek dişlerinde ve kesici dişlerde hafif aşınmalar meydana getirir. Dişlerde ve çene ekleminde kalıcı hasar oluşmaması için gıcırdatmanın erken fark edilmesi ve koruyucu tedavi yöntemleri uygulanması önemlidir.

    Daha çok sinirlilik, stres, takıntı, sıkılma halleri görülen çocuklarda rastlanır. Anne veya babanın diş gıcırdatma alışkanlığı varsa çocukları daha eğilimli olur.

    Diş sürmesi de gıcırdatmaya neden olabilir. Diş sürmesi diş etinde baskı yaratarak bazı maddelerin salgılanmasına neden olur. Bu maddeler bölgedeki sinirleri ve çiğneme kaslarını uyararak istem dışı çene kasılmaları yaratır.

    Gıcırdatmanın en belirgin belirtisi çeneden çıkan gıcırdama sesleri ile yüz kaslarında, eklem yerlerinde, baş ve boyunda görülen ağrılardır. Dişlerde sallanma, aralanma ve hassasiyet görülebilir.

    alıntı
#06.11.2013 07:40 0 0 0
  • çocuklarda beslenme - çocukların tat alma duyuları - çocuklar hangi besinleri tüketmeli


    -6 Yaş Arasi Beslenme

    2-6 yaş arası, çocukların besinlerle tanıştıkları ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının gelişmesi için ilk adımları attıkları kritik bir dönemdir. Bu dönemde anne-babaya ve okul öncesi kurumlara çok önemli roller düşmektedir. Bu yaşlarda çocuklar, çevrelerindeki dünya ile iletişime girmeye başlarlar, gördükleri her şeyi keşfetmeyi ve denemeyi amaçlarlar. Bu, aynı zamanda, değişik tatları denemesi ve kendi seçimlerini geliştirmesi için onlara şans vermemiz gereken bir dönemdir.

    Çocukların tat alma tomurcukları erişkinlerden çok daha duyarlıdır, Erişkinler için cazip olan bazı besinler çocuklarda keskin, buruk, tuhaf bir tat olarak algılanabilir. Greyfurt, çilek, portakal, elma, şalgam, brokoli, yeşil fasulye gibi besinlerin içerdiği bazı kimyasal maddeler bu tada neden olabilir . Çocuklar bunlara karşı duyarlı olabilirler ve bu besinleri yemek istemeyebilirler.

    Bu dönemde en sık karşılaşılan sorun çocukların belli besinleri yemek istemeleri, aşırı seçici olmaları ve beslenmelerinin birkaç gıda ürünü ile kısıtlı kalmasıdır. Ancak bu durum geçicidir ve sağlıklı çocuklarda beslenme eksikliği yaratmaz. İştahları da bu dönemde çok iyi olmayan 2-6 yaş grubu çocuklar genellikle bir öğünde iyi yer, ihtiyaçları olan besin maddelerini ara öğünlerde alabilirler. 3 ana öğün, 2-3 ara öğün de değişik tat, renk ve çeşidin sunulması çocukların dikkatini çeker. Ancak şekerli besinlerin ağırlıklı olması diğer besinlere isteksizliğe, gereksiz yere boş kalori alımına ve şişmanlığa, tokluk hissine ve diş çürüklerine neden olur.
    Bu dönemde sağlıklı beslenme alışkanlığının sağlanması için:
    Öğün saatlerinin düzenli olması
    Besleyici değeri yüksek çeşitli gıdaların sunulması.
    Küçük tabaklarda küçük porsiyonların sunulması.
    Çocukların tekrar istemelerine izin verilmesi.
    Tatlıların besleyici değeri yüksek besinler tüketilinceye kadar sofraya getirilmemesi, ancak ödül olarak da sunulmaması.
    Çocuğun masada rahat oturduğundan emin olunması.
    Çocuklarla birlikte masaya oturulması.
    Çocukların masada yeni tatları denemesini ve uygun davranış göstermelerinin övülmesi.
    Yemek zamanının pozitif eylemler, iyi davranışlar, ve yapılan olumlu şeylerin konuşulduğu bir ortam olmasına özen gösterilmesi

    Bu dönemde çocukların büyüme ve gelişmelerini olumsuz etkileyebilecek vitamin ve mineral eksikliğine yol açmaması, demir eksikliğine bağlı kansızlığın ve özellikle lifli gıdaların yetersiz tüketilmesine bağlı kabızlığın gelişmemesi için çocuklara sunulan öğünlerin çok dikkat ve özenli hazırlanması gerekir.

    Kalsiyum (800 mg/gün), demir (10 mg/gün), çinko (10 mg/gün), A vitamini (500 mg/gün), C vitamini (45 mg/gün) alımına dikkat etmek gerekir. İyi bir kalsiyum kaynağı olan inek sütünün aşırı tüketilmesi kansızlığa ve diğer besinlerin yetersiz tüketilmesine neden olur, 400 ml den fazla tüketilmesi önerilmemektedir. İki yaşından sonra yarım yağlı sütler kullanılabilir.

    Demirden zengin besinler arasında yağsız kırmızı et, yumurta sarısı, demirle zenginleştirilmiş tahıllar, koyu yeşil yapraklı sebzeler, kurutulmuş meyveler, C vitamininden zengin besinler olarak turunçgiller (portakal, mandalina gibi), çilek, kivi, nektar, şeftali, ahududu, brokoli, domates sayılabilir.
    Özellikle bu besinlerle zenginleştirilmiş sağlıklı ara öğünler için liften zengin ekmeklerle hazırlanmış küçük sandviçler, küçük peynir dilimleri, yoğurt, taze meyvelerden hazırlanan meyve salataları, meyve suları ve hazırlanma-pastörizasyon ve saklanma koşullarına dikkat edilmek şartı ile özellikle yaz aylarında çocukların çok sevdikleri dondurma düşünülebilir


    -alıntı-
#06.11.2013 07:35 0 0 0
  • Biliyorum
    Milyon tane ağrı kesici de içsem
    Geçmeyeceksin..

    noimage
#01.11.2013 06:19 0 0 0
  • noimage

    Merhaba evlat.
    Tanıştığımıza şaşırdım.
    Sanırım sen benim yaşamadığım çocukluğumdan çalındın..!
#31.10.2013 11:08 0 0 0
#31.10.2013 06:38 0 0 0
#25.10.2013 07:18 0 0 0
  • Sevinçli zamanlarımızda gerçekleri
    görmemiz güçleşir..
    Biz buna “neşeli körlük” diyoruz. . .

    İbrahim Tenekeci
    noimage
#21.10.2013 15:06 0 0 0
#21.10.2013 14:53 0 0 0
  • noimage

    sana geldim gül esmerim sona
    yanmış yakılmış yürekle sana
    sende yeryüzüdür anlam bulan
    ey suların sonsuzlugu sana..
    Bakışlarım demir atsın gözlerinin limanına..
    Bütün Sabahlarım sesinde ağarsın…
    sevda ayırmasın kendini bizden
    sana geldim gül esmerim sona
    sana geldim ömür gözlüm sana
    Sana geldim
    bahar pınarım sona
    keder örülmüş yürekle sana
    sende gökyüzüdür anlam bulan
    ey mavinin sonsuzluğu sana



    çık canım çatla bağrım
    sona geldim sana
    açma yaramı o kadar…
#19.10.2013 10:02 0 0 0