Terakkiperver

Terakkiperver

Üye
31.03.2008
Uzman Çavuş
6.031
Hakkında

  • Üç Öküzün Hikâyesi
    "Sen! Ben! desin efrad, aradan vahdeti kaldır,
    Milletler için işte kıyâmet o zamandır."
    M. Akif Ersoy
    Bir mer'ada beraber yaşayan üç öküz varmış. Bu hayvanların biri sarı, biri kara, diğeri de alaca renkliymiş. Bunlar, her zaman birbirine arka vererek otlarlar ve birbirinden ayrılmazlarmış. Kurt, bunları yemek için can atmakla beraber yanlarına yaklaşamıyormuş. Bunun üzerine, gayesine erişmek için bunların arasını açmayı düşünmüş. Bir gün alacalı öküz diğerlerinden uzakta iken, sarı ve kara öküzün yanlarına sokulmuş, "Siz ne kadar hoş ve güzelsiniz! Fakat bu alacalı arkadaşınız sizin aranıza hiç yakışmıyor" demiş. Diğerleri bu sözü tasdik edince kurt, "Bunu aranızdan uzaklaştırın" demiş. Onlar, bu işin çaresini sorunca, "Siz bana yardımcı olursanız ben onu sizden uzaklaştırırım" cevabını vermiş. Kimi, arkadaşının boynundan kimi, ayaklarından bastırarak kurda yardımcı olmuşlar. Kurt, büyük bir iştiha ile alacalı öküzü parçalamış.
    Bir başka gün, karnı acıkan kurt, iki öküz birbirinden biraz uzak iken sarı öküze yaklaşmış, "senin rengin ne kadar da güzel, ama arkadaşının rengi siyah, o senin yanına hiç yakışmıyor" demiş. Onun da yardımı ile kara öküzü parçalamış. Sonunda sarı öküzün karşısına dikilmiş ve hiçbir hileye lüzum görmeden doğrudan doğruya "Ben seni yiyeceğim" demiş. Sarı öküz, işin vehametinin farkına varmış. Ama artık iş işten geçmiş, yapacak bir şey kalmamış. Çaresizlik içinde şöyle mırıldanmış:
    "Aslında biz, alacalı öküzü yedirdiğimiz gün yenilmiş ve bu sonucu hak etmiştik."
#17.02.2010 22:39 0 0 0
  • Kendi Milletini Sevmede Ölçü
    Milliyetçilik, milleti için fedakârlığı gerektirir.
    Gerçek milliyetçiler, millete faydalı olanlardır.

    İslam öncesinde Araplar arasında "Zalim de olsa, mazlum da olsa kardeşine yardım et" sözü hayli meşhurdu. İslam dini gelip daha önceki nice batıl esasları yerle bir etti. Bu cümleden olarak, kendi kabilesini üstün görmek şeklindeki yanlışı da kaldırdı.
    Bir gün Peygamber efendimiz "Zalim de olsa, mazlum da olsa kardeşine yardım et" ifadesini kullanınca sahabeler hayli şaşırdılar. "Ya Rasulallah, mazluma yardımı anladık ta, zalime nasıl yardım edebiliriz?" diye sordular. Peygamber efendimiz şöyle açıkladı:
    "Zulmüne engel olmak, ona yardımcı olmaktır." (Tirmizi, Fiten, 68)
    Şüphesiz her milletten hem mazlum hem de zalim kişiler çıkmaktadır. Her insana düşen görev, çevresindeki mazlum insanların ellerinden tutmak, zalimlerin de zulmüne engel olmaya çalışmaktır.
    "Ben milliyetçiyim" diyen birisi, mazluma sahip çıkmıyor ve zalime de "dur" diyemiyorsa, milliyetçilik davasında samimi değildir, ancak kendini aldatmaktadır.
#17.02.2010 22:35 0 0 0
  • Arap Düşmanlığı
    Etraf yılanlarla dolu iken, sineğin ısırmasına pek de bakılmaz.

    Bediüzzaman Said Nursi, günümüzün en büyük farz vazifesinin "İttihad-ı İslam" yani "İslam Birliği" olduğunu söyler. Şüphesiz bu birlik, bütün İslam ülkelerinin tek bayrak altında toplanması anlamında olmayıp, siyasi, askeri, ekonomik, kültürel... işbirliği anlamındadır.
    Günümüzde, "Araplar 1. Dünya Savaşında bize hıyanet etti, İngilizlerle bir oldular, bizi arkadan vurdular" gerekçesiyle, bir kısım insanımızda "Arap düşmanlığı" fikri olabilmekte. Araplarda da, İngilizlerin "Osmanlı sizi 400 yıl sömürdü, geri bıraktı" desiseleriyle Türk düşmanlığı yapılabilmekte. Hâlbuki Osmanlı oraları idare ettiği zamanda petrol bilinmiyordu ve sömürülecek başka şeyleri de yoktu.
    2. Dünya savaşında Almanya ve İtalya birleşip, Hollanda, Belçika, İngiltere ve Fransa'ya büyük zarar verdikleri halde, bugün hepsi aynı Avrupa Birliği çatısı altında bir araya gelmişlerdir. Onlar, ciddi problemlere rağmen kendi aralarında birleşirlerken, İslam dünyasının bölük pörçük olması elbette hoş bir durum değildir. İslam dünyası kendi aralarındaki "sinek ısırması" türünden problemleri bırakıp, onları yutmak isteyen yılanlarla uğraşmalıdır.

    Müsbet ve Menfi Milliyetçilik
    Televizyon, kullanıma göre hem faydalı, hem de zararlı olabilir.
    Milliyetçilik de öyle...

    Her şeyin hem müsbeti hem de menfisi olabilir. Mesela,"televizyon faydalı mıdır yoksa zararlı mıdır?" denilse "kullanıma göre değişir" demek gerekir. Çünkü hem faydalı hem de zararlı olabilir. Benzeri bir şekilde milliyetçiliği değerlendirebiliriz. Her insanın fıtri olarak kendi milletini sevmesi güzeldir, faydalıdır. Ama bu, başka ırk ve milletlerden olanlara düşmanlığa dönerse elbette zararlıdır.
    Müsbet milliyetçilik, her insanın kendi milletinden olanlara sahip çıkması, onların problemlerini çözmek için gayret göstermesidir. Bu tarz milliyetçilikte diğer milletlerin inkârı ve kötülenmesi yoktur, kişinin kendi akrabalarıyla daha yoğun münasebet içinde olması gibi, kendi milletinden olanlarla daha yoğun bir teşrik-i mesai yapması vardır.
    Menfi milliyetçilik ise, ırkçılık tarzında bir yaklaşımdır. Bu tarz milliyetçilikte kendi ırkından olanları üstün görmek vardır. Bu fikirde olanlar, kendi ırklarından olanları, haksız bile olsalar başkalarına tercih ederler. Başkasını yutmakla beslenmek, menfi milliyetçiliğin en karakteristik özelliğidir.
#17.02.2010 22:35 0 0 0
  • Peygamber Torunları
    Hepimiz peygamber torunlarıyız. Atamız Âdem bir peygamberdi.

    Ankara Çamlıdere İmam - Hatip Lisesinde görev yaparken, bir ders esnasında öğrencilerimden biri şöyle dedi:
    "Hocam, ben peygamber torunuyum."
    Ben önce peygamber efendimizin neslinden (Al-i Beytten) olduğunu zannettim, ellerinde bir şecere olup olmadığını sordum. Öğrencim gülerek dedi:
    "Hocam, o yönünü bilmiyorum, ama neslimin Hz. Âdeme dayandığından da asla şüphe etmiyorum. Böyle olunca, herkes "ben peygamber torunuyum" diyebilir. Çünkü ilk insan Hz. Âdem, aynı zamanda ilk peygamberdi."
    Doğrusu bu zekice cevap beni ve herkesi şaşırtmıştı. Aslında Âdemin torunları olduğumuzu biliyorduk ama, hepimizin peygamber torunları olduğumuzu düşünmemiştik.
    Peygamber torunlarına kavga değil barış, dövüşmek değil kaynaşmak yakışır.


    Bütün İnsanlar Kardeştir
    Hepimiz, aynı insanlık ağacının farklı dallarında biten meyveleriz.

    Hz. Nuh'a "İkinci Âdem" de derler. Bazıları, şu an dünyadaki bütün
    insan ırklarının Hz. Nuhun üç oğlu olan "Ham, Sam ve Yafes"ten geldiğini söylerler. Bunun sebebi, onun zamanında meydana gelen tufanda inkârcı insanların toptan helak edilmeleri ve sonraki insan nesillerinin Hz. Nuh ve Onunla beraber gemiye binenlerden gelmesidir. Aslında biraz daha geriye gittiğimizde karşımıza Hz. Âdem ve Hz. Havva çıkar, bütün insanlar ve ırklar bunlara dayanır. Bu açıdan baktığımızda, bütün insanları aynı ana-babadan gelen akrabalar olarak görmek mümkündür.
    Hucurat suresi 13. ayette insanların başlangıçta aynı atadan geldiklerine dikkat çekildiği gibi, aynı surede daha özel bir kardeşliğe de dikkat çekilir ve şöyle denilir:
    "Mü'minler ancak kardeştirler." (Hucurat, 10)
    Buradaki kardeşlik, nesebi bir kardeşlik olmayıp imandan gelen bir kardeşliktir. Bu kardeşlik ebediyen devam edecektir. Nesebi kardeşlik ise, şu dünyada bile bazan hükmünü yitirmekte, aynı anne- babadan gelen kimseler birbirine düşman olabilmektedirler. Eğer aralarında iman bağı yoksa, diğer âlemde bu nesebi kardeşlik bağı bir anlam ifade etmemektedir.
#17.02.2010 22:34 0 0 0
  • Irkçılık Tehlikesi
    Irkçılığın faturası; hem dünyaya, hem de ülkemize ağır, hem de çok ağır olmuştur.

    Charles Darwin, canlıları incelerken, güçlü olanların hayatta kalacakları, zayıf olanların ise silinip gidecekleri sonucuna varmıştı. Bazı sosyal bilimciler, aslında gerçeği yansıtmayan bu fikri, insan ırkları üzerinde de geçerli saydılar. Buna "Sosyal Darwincilik" denilir.
    Adolf Hitler, bu fikirlerden yola çıkarak Almanya'da Nazi ırkçılığının temelini oluşturdu. Ona göre en üstün ırk Alman ırkıydı ve dünyayı Almanlar idare etmeliydi.
    Hitler, bu fikirlerle halkı heyecana getirdi. Etkili hitabetiyle kitleleri harekete geçirdi. Bu heyecan ve hareketler, 2. Dünya savaşının çıkmasına neden oldu. Almanya Polonya'yı ülkesine ilhak etti. İtalya ile birleşip İngiltere ve Fransa ile savaştı. Derken savaş başka cephelere yayıldı, bir 'dünya savaşı' oldu... Ve dünyanın şahit olduğu bu en kanlı savaşta, 47 milyon sivil, 15 milyon da asker hayatını kaybetti. Sadece Rusyada 20 milyondan fazla insan, savaş kurbanı oldu. Başta Almanya olmak üzere nice ülkeler baştan sona harabeye döndü. Avrupa'daki fabrikaların % 70 i işe yaramaz hale geldi.

    Ruhun Irkı Yok!
    İnsan, ruh ve cesetten meydana gelir.
    Ceset için bir ırka mensubiyet söz konusu olmakla beraber, ruhun ırkı yoktur.

    İnsanlar hangi ırka mensup olurlarsa olsunlar, diğer âlemde ırklarından değil, amellerinden sorumlu olurlar. "Şu ırktan olanlar cennete, başka ırktan olanlar cehenneme" diye bir ölçü yoktur. Ama "Mü'min olanlar cennete, kâfir olanlar cehenneme" ölçüsü vardır. Mü'min veya kâfir olmak ise, tek ırka mahsus değildir. Hemen her ırktan hem mü'min hem de kâfir çıkabilmektedir.
    Peygamber Efendimiz şöyle der:
    "Allah kıyamet günü sizin soyunuzdan- sopunuzdan sormayacaktır. Şüphesiz Allah katında en üstün olanınız kötülüklerden en çok sakınanınızdır." (Müslim, Birr, 33)
    Peygamber Efendimiz bir başka hadisinde de şöyle der:
    "Allah sizin mallarınıza ve şekillerinize bakmaz; fakat O sizin kalplerinize ve amellerinize bakar." (İbnu Mâce, Zühd, 9)
#17.02.2010 22:33 0 0 0
  • Irkçılığın Bittiği Nokta
    Kabir sualleri arasında 'hangi ırktansın'? sorusu yok!

    Bir insan şu dünya hayatında general rütbesini elde edebilir. Ama vefat ettiğinde cenazesi "er kişi niyetine" diye kılınır. Çünkü artık ölümle beraber rütbeler, makamlar sona erer, herkes ameliyle baş başa kalır.
    İnsanlar şu dünya hayatında akrabalık bağlarından, aynı millete mensup olmak gibi durumlardan da yararlanabilirler. Ama bu yararlanma belli bir zamana kadardır. Kur'an buna şöyle dikkat çeker:
    "Sûr'a üflendiği zaman aralarında artık ne nesep kalır, ne de birbirlerinin hallerini sorarlar." (Mü'minun, 101)
    Yani kıyamet koptuğunda, herkes kendi derdine düşer, başkasının halini düşünmeye, sormaya sıra gelmez. O gün, salih amel dışında bir şey insana fayda vermez. Hatta peygamber oğlu veya peygamber kızı olmak da insanı kurtarmaz.

    Hz. Nuh'un Oğlu
    İnsana kıymet kazandıran şeyler; iman, ahlâk gibi değerlerdir.
    Yoksa peygamber evlâdı olmak da onu kurtarmaz.

    Hz. Nuh'un oğullarından biri iman etmez. İman etmeyenleri ise bir tufan beklemektedir. Sular yükselirken, Hz. Nuh hem peygamberlik, hem de babalık şefkatiyle oğluna, 'Yavrum, gel bizimle beraber gemiye bin, kâfirlerden olma' der. Fakat oğlu 'beni sudan koruyacak bir dağa çıkar, kurtulurum' diyerek gemiye binmez. O sırada bir dalga gelir, Nuh'un oğlu suların içinde kaybolur gider.
    Hz. Nuh, 'Ya Rabbi, şüphesiz bu oğlum ehlimdendir. Senin va'din ise elbette haktır. Sen Hâkimler hâkimisin' der.
    Allah şöyle buyurur: 'Ey Nuh, o senin ehlinden değildir. Çünkü o, salih olmayan bir amel sahibidir. O halde, hakkında bilgin olmayan bir şeyi benden isteme. Seni, cahillerden olmandan menederim.'
    Hz. Nuh der: 'Ya Rabbi, bilmediğim şeyi Sen'den istemekten Sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen, zarara düşenlerden olurum.' (Hud, 42- 47)
    Görüldüğü gibi, peygamber oğlu olmak bile insanı kurtarmamaktadır.
#17.02.2010 22:32 0 0 0
  • Irkçılık Damarı
    Irkçılık, bir fanatikliktir.
    Irkçı insan, insaf ve adaleti kaybeder.

    İnsan, yaratılışı gereği kendi akrabalarına daha bir yakınlık duyar. Mensup olduğu milleti diğer milletlerden daha fazla sevmesi de bu yakınlığın bir görüntüsüdür. Aslında buraya kadar bir problem söz konusu değildir. Ama bazıları kendi kabile ve milletini sevme duygusunu, başka kabile ve milletlere düşman olmak şekline getirirse, problemler işte o zaman başlar. Birinci hâl gayet normaldir, ama ikinci hâl fanatikliktir, zararlıdır.
    Benzeri bir durumu particilik ve futbolda görürüz. Bir insanın benimsemiş olduğu partiyi veya taraftar olduğu takımı desteklemesi gayet normaldir. Ama bu, "benim partimden olanlar iyi diğerleri kötü, benim takımımdan olanlar dost, diğerleri düşman" şekline gelirse, çok ciddi problemleri de beraberinde getirir.
    İnsan, insaflı olmalıdır. Kendi milletinden olanların bazan haksız olabileceğini kabul etmeli, "bizden olanlar daima haklıdır" gibi genellemelerden kaçınmalıdır.

    Önce İnsanlık
    Farklı ırklara mensup olabiliriz.
    Ama her şeyden önce hepimiz birer insanız.

    İnsanı insan olarak görmek ve değerlendirmek yerine, nedense bazıları ırk ve milliyeti öne alırlar ve ona göre değerlendirirler.
    Tanıdığım değerli bir profesöre, ırkçılık yönü ağır basan birisi, şöyle bir soru sorar:
    "İki ayrı ırktan iki insan denizde boğulmak üzere olsa, bunlardan biri senin ırkından, diğeri başka bir ırktan, ikisi de Müslüman, ikisi de benzer özellikler taşıyor, önce bunlardan hangisini kurtarırsın?"
    Profesör şu cevabı verir:
    "Kur'a çekerim, kime çıkarsa onu kurtarırım!"

    Herkesin 'insanlık milletimdir, yeryüzü vatanım' demesini beklemek gerekmez. Elbette herkesin mensup olduğu bir millet ve vatan vardır. Ama bu mensubiyet, diğerlerini inkâra yol açmamalıdır.
#17.02.2010 22:32 0 0 0
  • Üstün Irk' Teorisi

    'Üstün ırk' yok, 'faziletli insanlar' vardır ve bu faziletli insanlar her ırktan çıkabilir.

    Irkçılığı esas alan kimseler kendi ırklarını en üstün ırk olarak görürler. Mesela, Yahudiler kendilerini "seçilmiş bir ırk" kabul ederler. Onların kabulüne göre "en üstün ırk Yahudi ırkıdır, diğer milletler onlara hizmet etmek için yaratılmıştır."
    İslâm tarihinde bazı Emevi hükümdarlarının 'Arap Irkçılığı' yaptıklarını görürüz. Bunlar Arapları 'kavm-i necip' yani 'asil millet', diğer İslâm milletlerini ise 'memâlik' yani köle olarak görmüşlerdir. Bu sığ anlayış diğer insanları küstürmüş, devletleri ancak 85 yıl sürebilmiştir.
    Namık Kemal'in şu ifadeleri, böyle fikirlere adeta bir cevap gibidir:

    "Yüksel ki yerin bu yer değildir,
    Dünyaya geliş hüner değildir.
    Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten..
    Ne sin iledir, ne sal iledir, ne cah iledir
    Ne mal iledir, beyim ululuk, kemâl iledir."

    Yani, insanın kıymeti ne yaşına, ne makamına, ne malına bakmaz. Onun kıymeti onun sahip olduğu kemâle göredir. Kimde iman, güzel ahlak, salih amel gibi değerler varsa, o kimse kıymetli olur.

    Irklar Karışmış!
    'Irk' peşinde koşmak, boşa vakit kaybetmek, hatta kan kaybetmektir.

    Gerek ülkemizde, gerekse dünyanın başka coğrafyalarında zaman zaman "saf kan ırkçılığı" yapanlar çıkabilmektedir. Dünyanın bazı kesimlerinde bunu iddia etmek mümkün olsa bile, Türkiye coğrafyasında bunu ortaya koyabilmek mümkün değildir. Çünkü bu mübarek vatanın Müslümanlar tarafından fethedilmesinden sonra, hemen her taraftan göç ile buraya gelip yerleşenler olmuştur.
    Yakın zamanlarda bile Balkanlar, Ortadoğu, Orta Asya gibi yerlerden bu ülkeye gelip yerleşenler olduğu, şimdiki nesillerin bile gördüğü bir realitedir.
    Bu durumda, "saf kan bir ırk", Türkiye için söz konusu olamaz. Özellikle Türkler ve Kürtler yüzyıllardır çapraz evlilikler yoluyla birbirleriyle kaynaşmışlar, et ve kemik gibi ayrılmaz hale gelmişlerdir.
    "Daha müreffeh bir Türkiye" için gayret sarfetmek gerekirken, Türkçülük veya Kürtçülük adıyla bazı teşebbüslerde bulunmak boşuna zaman kaybetmek, hatta kan kaybetmektir.
#17.02.2010 22:31 0 0 0


  • Millet
    İnsanlık âleminde farklı ırkların olması ilâhi bir tercihtir.

    Babil, ilkçağda Eski Mezopotamya'da kurulan Sümer Devletinin en büyük ve en ünlü şehridir. Bağdat'a 88 km. mesafede bulunan bu şehrin harabeleri günümüze kadar gelmiştir. Kur'an'da Bakara suresi 102. ayette bu şehirden bahis vardır.
    Babil, en eski medeniyet merkezlerinden biridir, buradaki asma bahçeleri, dünyanın en meşhur yedi harikasından biridir.
    Babil'e şöhret kazandıran şeylerden biri de buradaki kuledir. Babil kulesi, Tevrat'ın nakline göre, Hz. Nuh'un oğulları tarafından gökyüzüne ulaşmak için yapılmıştır. Yaptıklarıyla mağrur olan bu insanların dilleri, taraf-ı ilahiden değiştirilmiş, birbiriyle anlaşamaz olmuşlar, daha sonra dünyanın her tarafına dağılmışlardır. İşte, bu olaya "tebelbül-ü akvam" veya "teşaub-u akvam" adı verilir.
    Irkçılık tarzındaki menfi milliyetçilikte benzeri bir felaket kendini gösterir: O zaman hiçbir ırk ve millet, diğer ırk ve millete saygı göstermez, dilini anlamaz, birbiriyle geçinemez.

    Irkçılık Nedir?
    'Irkçılığa çağıran bizden değildir, ırkçılık için savaşan bizden değildir, ırkçılık üzere ölen bizden değildir.' Hz. Muhammed (sav.)

    "Irkçılığa çağıran bizden değildir, ırkçılık için savaşan bizden değildir, ırkçılık üzere ölen bizden değildir." (Müslim, İmare, 57)
    Problemlerimizin çözümü, Kur'anda ve Peygamber Efendimizin hadislerinde yer almaktadır. Bunları bilmeyenler, mesela ırkçılık konusunda "acaba kendi milletimi sevmem ırkçılık sayılır mı?" şeklinde tereddütlerde kalabilirler. Hâlbuki böyle bir sorunun cevabı, saadet asrında yaşanan şu olayla verilmektedir:
    Sahabeden biri, "Ya Rasulallah, kişinin kavmini, milletini sevmesi, ırkçılık sayılır mı?" diye sorar. Peygamber Efendimiz şöyle cevap verir:
    "Hayır, sayılmaz. Lâkin ırkçılık, kişinin kendi kavmine zulümde yardımcı olmasıdır." (İbnu Mâce, Fiten, 7)
    Kişi, sırf "kendi kavmindendir" diye bazılarına ayrımcılık yapsa, haksız olduklarını bile bile onları savunsa zulme yardım etmiş olur. Hâlbuki değil zulüm işlemek, zulme razı olmak bile uygun görülmemiştir. Zira "küfre rıza küfür olduğu gibi, zulme rıza da zulümdür."
#17.02.2010 22:30 0 0 0
  • Irklar Nereden Geldi?.

    Aynı topraktan rengârenk çiçekleri yarattığını gördüğümüz ilahi kudrete, aynı Âdem ve Havva'dan farklı özellikte ırkları yaratmak zor gelmez.

    ODTÜ mezunu bir arkadaşımızın dini konularda bazı şüpheleri vardı. Bir gün sohbet esnasında 'hiç zenci arkadaşın oldu mu'? diye sordu. Olmadığını söyledim. Dedi 'benim oldu. Onları biraz yakından tanıdım. Bizden çok farklı insanlar. İster istemez hatırıma şöyle geliyor: Hz. Âdem şayet beyaz bir insan olarak yaratıldıysa bu zenciler nereden geldi? Acaba onlar için başka bir Âdem mi var'?
    Dedim: 'Sadece renk ve bazı özelliklerinin farklı olmasından onlara başka Âdem Baba aramamız gerekmez. Mesela, bir otomobil fabrikası farklı modeller üretir ve bunlara farklı renkler verir. Sadece model ve renk farklılığından dolayı onlar için farklı fabrikalar aramayız. Onun gibi, Allahu Teala Hz. Âdem ve Havva'yı bütün ırkları netice verecek özellikte yaratmış, zamanla da ırkları meydana getirmiştir. Aynı topraktan rengârenk çiçekleri yarattığını gördüğümüz ilahi kudrete, aynı Âdem ve Havva'dan farklı özellikte ırkları yaratmak zor gelmez.?
    Kur'an-ı Kerim, insanın çamurdan bir hülasadan yaratıldığını söyler. (Mü'minun, 12) Rivayete göre, Cenab-ı Hak Hz. Cebraile yeryüzündeki değişik özellikteki topraklardan getirmesini ister. Hz. Cebrail beyaz, siyah, kırmızı gibi değişik özellikteki topraklardan getirir. Cenab-ı Hak, kudret eliyle bunları yoğurur, Hz. Âdemin heykelini yapar ve ardından Ona ruh üfler. Böylece ilk insan yaratılmış olur.
    Öyle anlaşılıyor ki, Hz. Âdem'in ve Hz. Havva'nın genetik yapısında bütün ırkların karakterleri vardı. Bu karakterler zaman içerisinde ırkların ortaya çıkmasına vesile oldu. Böylece farklı coğrafyalarda farklı ırk ve kabileler zuhur etti.
#17.02.2010 22:29 0 0 0
  • Irklar Bir Renkliliktir!

    Irklar, insanlık kilimindeki farklı renkler ve desenlerdir.

    Yüce Allah, sanatında daima renkliliği esas almıştır. Mesela, renkler yedidir, sesleri gösteren notalar yedidir, tatlar farklı farklıdır?
    İnsanlık âleminde farklı ırkların olması da ilahi kader proğramından gelen bir güzelliktir.
    Kilimdeki farklı motif ve desenler o kilime farklı bir güzellik katar.
    Gök kuşağı tek renk olsaydı, şimdiki kadar güzel olmazdı.
    Farklı ırklar ve milletler de dünyamıza farklı güzellikler kazandırmıştır.
    Ülkemizde farklı ırkların varlığı, muazzam bir kültür zenginliğini netice vermiştir. Ülkemizin doğusunda batısında, kuzeyinde güneyinde farklı yemekler, farklı müzikler, farklı mimari durumlar' bizleri "büyük millet" yapmaktadır.

    Allah'ın Boyası

    'Sen Allah'ın boyasına bak!
    Daha güzel boya kimin olabilir?? (Bakara, 138)

    Yunus Emre, Kur'an'dan aldığı dersle 'Yaratılanı severiz, Yaratan'dan ötürü' der. Ama herkes Yunus Emre kadar olgun olmayabilir. Şöyle bir olay anlatılır:
    Bir grup insan hac vazifesini eda ederken, beyaz ırka mensup bir Müslüman, zenci birini görünce biraz yüzünü ekşitir. Zenci, yanındaki arkadaşına yönelir ve şöyle der:
    'Bana yüzünü ekşiterek bakan şu Müslüman kardeşime, sor bakalım, boyayı mı beğenmemiş, yoksa boyayanı mı'?
    Kur'an-ı Kerim'de "Allah'ın boyası" ifadesi geçer. En güzel boyanın "Allah'ın boyası" olduğu ifade edilir. (Bakara, 138)
    Ayetin işari bir manası insanlık âleminde kendini göstermektedir. İnsanlar esas azalarda bir olmakla beraber, ses, sima, renk gibi durumlarda farklı farklıdırlar. Kur'an şöyle bildirir:
    "Göklerin ve yerin yaratılışı, dillerinizin ve renklerinizin farklı oluşu O'nun âyetlerindendir. Şüphesiz ki bunda bilenler için nice ibretler vardır." (Rum, 22)
#17.02.2010 22:28 0 0 0
  • Irk Realitesi

    İnsana kıymet kazandıran mensup olduğu ırk değil, sahip olduğu faziletlerdir.

    İslam dini, ırkları bir realite olarak kabul eder. Cenab-ı Hak Kur'an'da şöyle bildirir:
    'Ey insanlar! Sizi bir erkekle bir dişiden yarattık.
    Birbirinizi tanımanız için, sizi milletlere, kabilelere böldük.
    Şüphesiz Allah katında en şerefliniz, en takva sahibi olanınızdır.'
    (Hucurat, 13)
    Ayette bildirilen erkek ve dişiden murat, Hz. Âdem ve Hz. Havva'dır. Bütün insanlar onların torunları durumundadır. Hz. Âdem'in aynı zamanda ilk peygamber olduğu da nazara alınırsa, bütün insanların peygamber torunları olduklarını söyleyebiliriz.
    Ayette farklı milletlere ayrılmanın hikmeti, insanların birbirlerini tanımaları olarak nazara veriliyor. Gerçekten de her milletin kendine has bazı özellikleri vardır ve bu özelliklerden hareketle bir insanın hangi millete mensup olduğunu belirlemek mümkündür. Ordu içindeki karacı, havacı gibi değişik kısımlar nasıl kıyafetleriyle ayırt ediliyorsa, milletler de belli özellikleriyle birbirinden ayırt edilmektedirler. Ordu içindeki farklılık bir çatışma vesilesi olmadığı gibi, farklı milletlere mensup olma da çatışma vesilesi yapılmamalıdır.
    İnsana kıymet kazandıran mensup olduğu ırk değil, sahip olduğu faziletlerdir. Yoksa hemen her millette hem iyiler, hem de kötüler bulunmaktadır.
#17.02.2010 22:27 0 0 0
  • Bir gün öğrencilerden biriyle sohbet ederken, kendisinde ırkçılık damarı olduğunu görünce şöyle dedim:
    "Ben bir Türküm, ama bugün burada sizlere faydalı olmaya çalışıyorum. Yarın yolum Amerika'ya düşse, oradaki insanlara faydalı olmaya çalışırım. İslam gibi evrensel bir dinimiz varken, dinin reddettiği ırkçılık davasına takılıp kalmamak gerekir."

    İçinde yaşadığımız şu günlerde ülkemizin bazı etnik problemleri aşamamış olması, her hamiyet sahibi insan gibi beni de elbette üzüyor. Aslında ülkemiz insanı, aşılamayacak çok büyük problemlerle karşı karşıya değil. Az bir gayretle tüm problemleri birlikte aşacağımıza inanıyorum. Bu mütevazi çalışmamızın bazı problemleri aşmamıza yardımcı olacağını ümit ediyorum.

    Hep birlikte daha mutlu günlere kavuşmak dileğiyle?

    İstanbul - 2008
    Doç. Dr. Şadi Eren
#17.02.2010 22:27 0 0 0
  • Âdemin Torunları İslâmî Açıdan Irkçılık ve Milliyetçilik Konularına Genel Bir Bakış

    1983 yılında Erzurum İlahiyatta talebe iken, bir vesile ile Malazgirt'e gitmiştim. Erzurum'a dönerken, otobüste yan yana oturduğumuz zatla sohbete başladık. Diyarbakırlı olduğunu öğrenince kendisine "Bir zamanlar Diyarbakır biraz sıkıntılıydı, inşaallah düzelmiştir." dedim. Bana dikkatle baktı ve "ama biz davamızda haklıydık" dedi. Biraz da şaşırarak, "Davanız neydi?" diye sordum. "Bize 'siz Türksünüz' dediler. Biz de farklı bir millet olduğumuzu isbat için silaha sarıldık" cevabını verdi.

    Türkiye'nin batısında Manisa'da doğmuş ve üniversite tahsili için doğuya gitmiş biri olarak ilk defa bu derece açıktan bir ırkçılık görüşüyle karşı karşıya kalmıştım. Muhatabıma, "Bediüzzaman Said Nursî'yi duydun mu?" diye sordum. Duyduğunu söyleyince, "bakın dedim, bu zat Bitlislidir ve bu gün nice insan Onun eserlerinden istifade etmektedir. Öte yandan Peygamber efendimiz ne Türk, ne de Kürttür, ama hepimizin peygamberidir. İslamiyet ırklar ötesi bir davadır, bütün ırkları içine alır, onları kardeş yapar. Türkler ve Kürtler asırlardır aynı vatanı paylaşmış, aynı dine mensup, aynı idealleri taşıyan, aynı yüce değerler için gerekirse can veren iki millettirler."

    Baktım, din noktasından konuya yaklaşılınca muhatabım hayli yumuşadı, "haklısınız dedi, biz aslında bir ve beraberiz."

    Bu şekilde ortak değerlerde birleşince samimi bir atmosfer oluştu ve yolculuğumuz Erzurum'a kadar hoş bir hava içinde devam etti.

    Üniversiteyi bitirince öğretmenliğe müracaat ettim, tayinim Diyarbakır'a çıktı. O güzel beldede 1988- 1992 yılları arasında Merkez İmam - Hatip Lisesinde meslek dersleri öğretmeni olarak dört yıl çalıştım, hatta Diyarbakır'dan evlendim. Ana dili benim dilimden farklı olan bu güzel insanlarla çok güzel günlerimiz geçti.

    (DEVAM EDİYORUZ)
#17.02.2010 22:25 0 0 0
  • DİNİMİZDE IRKÇILIK YASAKTIR!

    Yüce dinimiz İslamiyet ırkçılığı kesin ve açık bir şekilde yasaklamıştır. Bu konu da Kur'an-ı Kerim'de ayetler bulunmakla birlikte, Hz. Peygamberimizin hadis-i şerifleri de mevcuttur.
    Hucurat Suresi 13 ayetinde şöyle buyrulmaktadır: "Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve en üstününüz O'ndan en çok korkanınızdır." Yine aynı şekilde Münâfikûn suresinin 8. ayetinde de "asıl üstünlük, ancak Allah'ın, Peygamberinin ve mü'minlerindir" buyrulmaktadır.
    Bu ayetlerden anlaşılacağı üzere, İslam'a göre üstünlük takvada yani Allah'a yaklaşmadadır. Hiçbir kavmin, soyun, kişinin bir diğerine üstünlüğü takva haricinde söz konusu değildir.
    İki cihanın serveri, gözümüzün nuru Hz. Muhammed (s.a.v) bu konuda Veda Hutbesi'nde şöyle buyurmaktadır: "Müslüman Müslüman'ın kardeşidir. Böylece bütün Müslümanlar da kardeştir. Allah katında en hayırlınız, Allah'tan en çok korkanınızdır. Arab'ın Acem'e, Acem'in de Arab'a, sarı ırkın siyah ırka, siyah ırkında sarı ırka üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir."
    Yine başka bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmaktadır:
    Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim ummiyye (gayesi İslam olmayan) bir bayrak altında bir asabiyete çağırırken veya bir asabiyete yardım ederken öldürülürce onun ölümü, cahiliye ölümü üzeredir." (Ravi:Cündeb İbnu Abdillah Hadis No:4798)

    Yine bilinen bir örnektir. Hz. resul; kızı Fatıma'ya :"Ey Fatıma, peygamber kızıyım diye güvenme kıyamet günü ben bile seni kurtaramam " buyurmuşlardır. Burada da akraba olmanın ahirette kişiye hiçbir faydası ya da zararını olmayacağı açıkça ifade edilmiştir.
#17.02.2010 22:21 0 0 0
  • İSLAM, MİLLETİ REDDEDER Mİ?

    İslam, milletlerin varlığını nasıl değerlendirmektedir? Bu konuyu incelemeye çalışalım. Yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim'de bugünkü anlaşılan manasıyla milletten, Rum Sûresinin 22. ayetinde şöyle bahsedilmektedir:
    "Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda bilenler için elbette ibretler vardır."

    Hucurat Suresinin 13'ncü ayetinde ise şöyle buyrulmaktadır:
    "Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve en üstününüz O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, herşeyden haberdar olandır."

    Konuyla ilgi olarak başka bir ayette yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
    "O, sudan bir insan yaratıp ondan soy-sop ve hısımlık meydana getirendir. Rabbin her şeye hakkıyla gücü yetendir." (Furkân Sûresi 54.Ayet)

    Ayet-i kerimelerden de anlaşılacağı üzere Kur'an, milletlerin varlığını rabbimizin kudretinin delillerinden birisi olarak zikredilmektedir. O halde milletlerin yok olmasının engellenerek, varlığının devam ettirilmesi gerekmektedir. Milliyeti inkâr ederek, insanları soysuzlaştırıp tek bir millete mensup kılmaya çalışmak, yukarıdaki ayetlerden de anlaşılacağı üzere dinimize uygun olmadığı gibi ilme, sosyolojiye ve mantığa da aykırıdır.

#17.02.2010 22:19 0 0 0
  • Ayrıca unutulmaması ve akıldan çıkarılmaması gereken bir nokta da şudur: ruhun ırkı olmadığı gibi, ruhun binası olan ve elementlerden meydana gelen cesedin de ırkı olamaz Irk ve millet kavramı, tamamen soyut ve belirli bir hikmet için Allah (cc) tarafından insanlara verilen bir duygudur Bu ilahi hikmet, insanlar tarafından abes bir şekilde kullanılmaktadır Ayrıca ırkçılık ve menfi milliyetçilik alanında ilk adımı atan şeytanın kendisidir Çünkü o, Allah'ın (cc) " Adem'e secde edin " emrine karşı, " ben ondan daha üstünüm Çünkü beni ateşten onu ise topraktan yarattın" diyerek ırkının ve nevinin üstünlüğünü ilan etti Halbuki üstünlük takvadadır Şeytan ise üstünlüğü ırkında aradı ve kaybedenlerden oldu Demek ırkçılık davası güdenler, şeytanın yolundan giden zavallılardır
    Veda Hutbesinde bu konu ile alakalı şöyle buyurulmaktadır: "Ey İnsanlar! Rabbiniz birdir, babanız da birdir Hepiniz Âdem'in çocuklarısınız Âdem ise topraktandır Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi, kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerine bir üstünlüğü yoktur Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadır Allah yanında en kıymetli olanınız O'ndan en çok korkanınızdır"
#17.02.2010 22:18 0 0 0

  • İslam'da milliyetçilik olamaz. Çünkü ilk milliyetçiliği Allahın yarattığı insana ''Ben ateşten yaratıldım'' diyerek secde etmeyen şeytan yapmıştırYaşadığım laik sistem islama tamamen karşıdır.Bu coğrafyada müslümanların zaferi kesinlikle partilerle olamaz. Buna inanan insanlar yıllardır bir adım ileri gidememişler, aksine kendi elleriyle işlerini daha da zorlaştırmışlardır.Ama üzülerek söylüyorum ki, düne kadar bu işin partilerle olmayacağını söyleyen kişiler bugün bu partilerin peşine düşmüşler ve bunlardan medet umar duruma gelmişlerdir.Ama elde var sıfır.Bunlarla kafamızı yormadan bizler vahyi kuşanıp,kendimize topluluklar oluşturalım,İnsan kazanalım
#17.02.2010 22:14 0 0 0
  • Zibidi erkeklere ancak takı yakışır.Mert ve delikanlı olan bu gibi şeylere tenezzül etmez.Ne günlere kaldık yahu!...
#17.02.2010 22:08 0 0 0