*Kimse, bu dünyada KAPLADIĞI hacimden daha büyük değil.
Bu dünyayı TERK EDERKEN,
Mezarda kapladığımız ALAN kadarız hepimiz. Ve daha ÖTESİ yok.
Kimse kendini BÜYÜK görmesin bu sebeple. Ve YARIN sıkacağı eli, bugün BÜKMEYE kalkmasın.
Samimi tavırlara karşılık, HAVALARA girmenin bir anlamı olmadığı gibi.
Bu yüzden DOST kaybetmenin de bir anlamı yok.
Düşmez kalkmaz bir Allah. Dün var olan bugün yok, bugün var olan yarın yok olabilir.
YOKLUKLA yerin menin bir anlamı olmadığı gibi,
VARLIKLA övünmenin de bir anlamı yok.
Yarın, güzel bir KELEBEK görmek istiyorsan, Bugün, o çirkin TIRTILI ezmeyeceksin*...
''Murat'' dedi, ''Murat ama arkadaşlar 'İnce', der zayıfım ya hani.''
''Annen, baban yok mu senin?''
''Bilmem, vardır herhalde. Hiç görmedim ki.''
''Peki nerede yaşıyorsun sen? '' dedim.
''Her yerde'' dedi, hem de gülerek...
''Nasıl yani her yerde?''
''Öyle sınırlamıyorum kendimi sizler gibi'' dedi ve patlattı kahkahayı.Haksız da sayılmazdı hani...
''Kimden alıyorsun sen bu mendilleri?''
''Sakallı Mehmet Amca'dan''
''Kaçtan veriyor sana tanesini?''
''İkiyüzelli'den''
''Peki sen ne kazanıyorsun mendil başına?''
''Ee!.. İkiyüzelliii''
''Ne yani hiç para almıyor mu Mehmet Amca'n senden?'' diye sordum şaşkınlıkla.
Biraz kızgın baktı yüzüme: ''Siz hep böylesiniz zaten, karşılıksız iyilikten anlamazsınız.''
''Niye ki?'' dedim, anlattı:
''Bir keresinde bir abla ağlıyordu, 'Abla mendil alır mısın?' diye sordum, 'Defol!...' diye bağırdı bana.
Oysa, oysa vallahi satmayacaktım ben ona, gözyaşlarını silsin diye vermiştim mendili. Anlamadı...
Ama ben yine de gizlice koydum çantasına.''
''Peki'' dedim, ''Ben bir yıllık mendil ihtiyacımı alsam senden, bir seferde, topluca yani olur mu?''
''Olmaz'' dedi kafasını iki yana sallayarak.''Olmaz!... O zaman benim bütün günlerimi satın alırsın.
Satılık olanlar sadece mendiller abi.
Günlerimi bırak, bana kalsın...''
Biri durdursa zamanı, öyle akıp gitmese.
Sokmasa iki ayağımızı bi pabuca, biraz soluk aldırsa..
Biri durdursa zamanı, Annem hiç yaşlanmasa,
Babam elimi bırakmasa, ablam evlenip yuvadan uçmasa.
.Biri durdursa zamanı çocukluktan çıkmasam,
arkadaşlarım beni çağırsa, koşarak çıksam cama..
Biri durdursa zamanı, hep gençliğimde kalsam,
ne aşka ne sevgiye öyle hemen kanmasam.
.Çizmese yüzümü yıllar, dökmese başıma karlar,
biri zamanı durdursa, ya da durulsa tüm hayatlar..
En Büyük Adalet; Vicdan Ve Merhamettir.
Vicdan aynı zamanda adalet duygusudur “Hak verme” duygusudur.
İnsanlar kötülüğü; vicdanları zayıf olduğundan dolayı yaparlar.
Özellikle çıkarlarını düşünen insanların çoğaldığı, fedakarlığın azaldığı yerlerde ''hile, ahlaksızlık'' bu kadar artarken ve insanlar iki yüzlü olurken, paranın saltanatı ''merhameti ve vicdanı susturmak için'' her türlü hilekarlığa baş vururken !
Nasıl; adalet ile zulüm bir yerde barınmaz ise vicdanın çalışmadığı yerde de merhamet barınamaz.
Nasıl; hak, hukuk ve doğruluğun bulunduğu yerde zulüm olamaz, zalimler bulunamaz ise ''vicdanın olduğu yerde'' merhamet, hak yemeye, sömürüye karşı çıkar, insan iradesini etkin kılar.
Bunun yanında vicdan tek başına yetmiyor.
Vicdan edilgendir lakin merhamet etkendir. İnsanların başına bir şey geldiği zaman üzülürsünüz bu sizin vicdanınızı sızlatır fakat hiç bir şey yapmayıp sadece üzülürsen ne faydalı nede yararlı olabilirsin.
Seyretmekle,üzülmekle yetinmeyip olaylara, kişilere yardım etmeye başladığın zaman eyleme de geçmiş oluyorsun buda merhametin dönen çarkıdır, merhamet eylemdir, durağan değildir.
Vicdan duygusu içimizde sesiz ve sedasız durursa hiç bir anlam ve geçerlilik kazanmaz. Bir insanın vicdanı merhametle birlikte ''eyleme geçmiyorsa'' ne ahlaktan nede dürüstlükten bahsedebiliriz.
Merhamet bir erdemdir; ne haksızlığı bilir nede haksızlığa uğratır. Zorlama, kin, nefret gibi haris duygular onunla birlikte yaşayamaz.
Merhamet ve vicdanın olduğu her yer de barış, kardeşlik olur.
Küçük bir erkek çocuk, annesine sordu: 'Niçin ağlıyorsun?' 'Çünkü ben kadınım.' Diye cevapladı annesi.
'Anlamadım!' dedi çocuk. Annesi, çocuğu kucaklayıp 'Hiç bir zaman anlayamayacaksın!' dedi. Babasına 'Baba, annem niçin ağlıyor?' diye sordu. Babanın cevabı: 'Bütün kadınlar sebepsiz ağlayabilen yapıdadır' oldu.
Küçük çocuk büyüdü, yetişkin adam oldu, halâ kadınların niçin ağladıklarını keşfedemedi. Nihayet öldükten sonra cennete gittiğinde Allah'a sordu. 'Allahım!' dedi: 'Kadınlar niçin bu kadar kolay ağlayabiliyorlar?' Allah:'Ben kadınları özel yarattım! Tüm yaşamın ağırlığını taşıyabilecek kuvvette olmasına rağmen başkalarına teselli verecek kadar yumuşak omuzlar, doğumun acısına olduğu kadar doğurdukları evlatlarının nankörlüğüne dayanabilecek iç kuvvetini verdim.
Başkalarının kuvvetinin kalmadığında; devam edecek azmi,
ailesinin hastalığında; yorgunluğa pabuç bıraktırmayacak kudreti verdim.
Her türlü şart altında, hatta kendilerini çok kötü incitseler de,
çocuklarını sevmek duygusallığını verdim. Bu duygusallık her yaştaki çocuklarının yaralarını sarmalarına, sorunlarını dinleyip paylaşmalarına yardım ediyor.
Kocalarını tüm kusurlarıyla sevmek kuvvetini verdim. Onlara iyi bir kocanın eşini asla incitmeyeceğini fakat bazen destek ve kuvvetini deneyecek davranışlarda bulunacağını anlayacak duyarlı bir zeka verdim.
Tek zayıflık olarak kadınlara bir gözyaşı verdim...
Tamamen kendilerinin sahip oldukları, ihtiyaçları olduğunda kullanmak üzere. İnsanlık için bir gözyaşı...' diye cevapladı...
Kadını güzel yapan şey ne saçı, ne vücudu, ne de kendini ne şekilde taşıdığıdır. Kadını esas güzel yapan sevgisini paylaşabilmesi, fedakarlığı, sorumluluğu, anlayışı, sadece bilgiye değil aynı zamanda kalbe de yönelik aklıdır..
Adam fısıldadı, " Tanrım konuş benimle" ve bir kus cıvıldadı ağaçta ama adam duymadı.
Sonra adam bağırdı " Tanrım konuş benimle!" Ve gökyüzünde bir şimşek
çaktı, ama adam dinlemedi onu.
Adam etrafına bakındı ve " Tanrım seni görmeme izin ver" dedi. Ve bir yıldız parıldadı gökyüzünde. Ama adam farkına varmadı.
Ve adama bağırdı, " Tanrım bana bir mucize göster! " Ve bir bebek
doğdu bir yerlerde. Ama adam bunu bilemedi.
Sonra adam çaresizlik içinde sızlandı, " Dokun bana Tanrım ve burada
olduğunu anlamamı sağla! " Bunun üzerine Tanrı aşağı doğru süzüldü ve adama dokundu.
Ama adam kelebeği elinin tersiyle uzaklaştırdı ve yürüyüp gitti.
Yüreğine her gün yağan yağmurla
Kayboldugun her bugulu akşamda
Sessiz çıglıklar kopardıgın
Her gecenin sabahında
________ne olur yar!!!
___Beni unutma___
Her eylülün sonbaharla buluştugunda
Hazanı yaşadıgın kimsesiz zamanlarda
yüregini bensiz okşayan sevgi damlalarıyla
Birde bir başına çaresiz kaldıgında
________ne olur yar!!!
___Beni unutma___
Sana yazılan her yürekli şiirde
Derdimi döktügüm bu divane gönülde
Kendimi bile kaybettigim bu deli ömürde
Bu kez;bir iyilik yap kendine
________ne olur yar!!!
___Beni unutma___
Bir ömürlük sevdayı ikiye böldügünde
Unuttum onu dedigin her günde
Yeni sevdalarınla yeni günler gördügünde
Bir kızın bir de oglun oldugunda
_______ne olur yar!!!
___Beni unutma___
Aurora' ya da diğer bir adıyla 'Kutup Işığı'. Adından da belli olduğu gibi kutup bölgelerinde görülürler.Auroralar, gökyüzündeki doğal ışık görüntüleridir. Genelde gece görülen kutup ışıkları, çıplak gözle de izlenebilir.Kuzey Yarımküre'deki aurora görüntüsüne aurora borealis, Güney Yarımküre’dekine de aurora australis denir. Auroralar, güneşin dünya atmosferi üzerindeki etkilerinin en belirgin şekilde görülebilenidir.Çoğu kutup ışığı yüksek kuzey ve güney enlemlerinde görülür. Özellikle yay, bulut ve çizgi şeklinde oluşurlar.Bazıları hareket eder, parlaklaşır ya da aniden yanıp sönerler.Yeşil, auroraların en yaygın rengidir. Ancak çok yükseklerde olan kutup ışıkları kırmızı ya da pembe olabilirler.Çoğu aurora atmosferin 100 ile 1000 km aralığında oluşur. Bazıları atmosfer boyunca binlerce kilometre yatay uzunluğa sahip olabilir.Kutup ışığı görüntüleri, Güneş'ten gelen solar rüzgarlardaki yüklü parçacıkların atmosferle etkileşmesi sonucu oluşur.Bu parçacıkların bazıları dünyanın manyetik alanına kapılır. Atmosferdeki moleküllerle çarpıştıklarında enerji açığa çıkar. Bu enerjinin bir kısmı da "aurora"lar şeklinde salınır.Kutup ışıkları sıklıkla 11 yıllık güneş döngüsünün en yoğun zamanında görülür.Bu dönemde, güneş yüzeyindeki koyu lekeler sayıca artar.Güneşteki şiddetli patlamalar güneş lekeleriyle ilgilidir. Solar patlamalardan çıkan elektronlar ve protonlar, dünya atmosferiyle etkileşir.Bu etkileşim oldukça parlak auroralar yaratır.Bu aynı zamanda dünyanın manyetik alanında güçlü dalgalanmalar meydana getirir; (manyetik fırtına). Bu fırtınalar esnasında auroralar kutup bölgelerinden ekvatora doğru kayar.
Bir müslüman. Bir ateşperest. Birlikte çalışıyorlar. Namaz vakti.
Müslüman:
-Namaz kılacağım. Namaz kılarken, bana ilişmiyeceğine dair söz verir misin?
-Veririm.
Bir müslüman. Bir ateşperest. Birlikte çalışıyorlar. Namaz vakti.
Müslüman:
-Namaz kılacağım. Namaz kılarken, bana ilişmiyeceğine dair söz verir misin?
-Veririm.
Namaz....
Bir müddet sonra... Ateşperest. İbadet zamanı...
-Şimdi sıra ben de, ben ibâdet ederken, bana ilişmiyeceğine söz verirmisin.
-Olur sana ilişmem... Rahatça ibâdetini yapabilirsin.
Fakat ateşperest ateşe tapmak üzere secdeye varınca, Müslüman hemen üzerine atılır. Sözünde duramaz.. Tam o esnada şöyle bir ses duyar:
- Söz verdiğin zaman sözünü yerine getir.
Bunun üzerine adama ilişmeden geri çekilir. Sonra ateşperest ibâdetini bitirdiğinde sorar:
-Evvela hücum ettin. Sonra niye vazgeçtin?...
-Allah'dan başkasına secde ettiğin zaman, dayanamadım, üzerine atıldım. Seni öldürmek istiyordum. Fakat tam o anda :
-Söz verdiğin zaman ahdini yerine getir, diyen bir ses, beni o teşebbüsümden alıkoydu.
Bunun üzerine mecûsi:
-Şimdi inandım ki, asıl ve gerçek ilâh senin Rabbindir. Kendi düşmanı için dostunu bile azarlıyor. İşte huzurunda müslüman oluyorum diyerek kelime-i şehâdet getirir.
İsrail teknoloji şirketi OrCam görme engelliler için gözlük yaptı. Bilgisayar teknolojisine sahip gözlükte kamera ve kulaklık var. Gözlük, takan kişinin işaret ettiği sayfayı okuyup seslendiriyor.
Eşyaları algıladığından uyarıp çarpmayı engelliyor. Şarj edilebilen gözlük, yüz tanıma teknolojisiyle kişilerin kim olduğunu bildiriyor. 2017'de satışa çıkacak
Bir kızılderili masalında denir ki ; kainatın yaratılışı tamamlanmış , sıra insana gelmiştir.Yaratıcı , insanı yaratmadan önce bütün varlıklara seslendi:
‘‘ İnsanlar hazır oluncaya kadar onlardan bir sırrı saklamak istiyorum .Bu sır onların mutluluğudur. Sizce bu sırrı nereye saklayayım? ’’
Kartal söz aldı:
‘‘ Bana ver , Allah ’ ım ; onu aya götüreyim.’’
Yaratıcı, ‘‘ Hayır !’’ dedi. ‘‘Bir gün gelir , oraya da giderler ve onu kolayca bulabilirler.’’
Yunus balığı, ‘‘ Onu okyanusların derinliklerine gömeyim, Allah’ ım,’’ diye teklif etti.Yaratıcı , ‘‘ Orada da rahatlıkla bulabilirler,’’ dedi.
Arslan ormanın derinliklerini, koyunlar ıssız meraları önerdi; ama Allah , hiçbirinin önerisini kabul etmedi.
En sonunda köstebeğin önerisi geldi:
‘‘ Allah’ım bu sırrı insanların içine koy ,’’ dedi. Bu yüzdendir ki ; her kim mutluluğu başka yerlerde ararsa , her zaman mutsuz olmaktadır.