Ne yapmalıyım bilmiyorum. Nerden yakalamalıyım hayatı? Hayat treni gözümün önünden geçiyor ve ben binemiyorum. Geriye bakıyorum ordasın. Evet, görüyorum, orda tam arkamdasın. Bakıyorum sana. Sonra birde geçen hayata bakıyorum. Geride bıraktığım, değermiydi hayatımı değiştirmeme diyorum. Oysa ben o hayat treninden senin için inmiştim. Senin için yolumu değiştirmiştim, ellerim ellerinde inmiştim ben o trenden.
Yalnızca sana güvenerek!
Gitmek istemiyorum yanından ama hayatıma da yön vermek zorunda olduğumun farkındayım. Seni geride bırakıp, binip gitmeyi, her şeyi terk etmeyi koyuyorum kafama. Tamam diyorum şimdi zamanı! Sevdiklerim karşımda el sallıyorlar bana. 'hadi gel' ' gelsene' sözcükleri çığlık çığlığa kulaklarımda. Gülümsüyorum, bir anlık unutuyorum hatta seni. Atıyorum adımımı ilk basamağa. Geliveriyorsun birden aklıma, dönüyorum umutsuzca arkama, son defa bakmak için, ellerini tutarak indiğim o vagondan sana.
Öyle bir bakıyorsun ki, öyle dokunuyor ki o bakış! Öyle masum görünüyorsun ki! Bir an yaptıkların uçuveriyor aklımdan. Geri alıyorum adımımı gidemem diyorum. Burada yaşayacaklarım bitmemiş, bitmedi diyorum. Hayatıma ve sevdiklerime arkamı dönüyorum. Seni seçiyorum.
Geliyorum yanına! Geliyorum ve o an yok oluyorsun, hayal oluyorsun birden. Şaşkınlık, üzüntü, hayal kırıklığı, o an harmanlanıp tek duygu oluyor bende.
Gözyaşlarım ve ben yapayalnızız işte o an! Korkuyorum, şaşkınım. Hayatın bana bir şans verip, yeniden yolumdan geçmesini diliyorum. Ama bu sefer kararlıyım. Ne o bakışına ne de gülüşüne kanmam artık. Senin için daha fazla hayattan kopamam. Senin için artık kimseye arkamı dönemem yeter!
Bu sefer o adımı attığımda hayat trenine, aklıma gelmeyeceksin. Gelsen bile dönemem yüzümü sana. Karar verdim bedenlerimiz ayrılırken, ümitlerimi de bir köşeye bırakıp öyle bineceğim o trene. Yeni hayatıma, yeni hayallerime, yeni ümitlerime merhaba bundan sonra! Sana ise ümitlerimi ve yanında yalnızca kuru bir elveda bırakıyorum.
Unutmaki hayat yolunda çok engelerin olacak ama sen bu engelleri geçmeyi başarabilirsen yolunda ilerlemeyi ve planladığın hedefine ulaşmayı sağlarsın..
Asıl felaket nedir bilirmisin? Birçok gencin ilk mağlubiyetten korkarak bütün cesaret ve iradelerini kaybetmeleri dir? Hiç kimse, nefes aldığı müddetçe kendisini bitmiş,tükenmiş görmemelidir. Kalp çarptıkça istikbalden ümit kesilmez. Tahammül gösterebilenler için mağlubiyetler bir kuvvet kaynağıdır. İnsanın başladığı işi tahammülsüzlük yüzünden yarım bırakması en büyük zayıflıktır. Hiç kimse işini başarısızlık anında terk etmemelidir. Evvela zorluklar aşılmalı, gerekiyorsa ondan sonra çekilmelidir. İşini adeta kaçarak bırakan birinin kendine itimadı sarsılır ki, bu başlı başına bir zarardır. Esas kötü etkisi, sonradan girişilecek işlerde de görülür o nedenle;
Hakiki tehlikeler karşısında kuvvet ve kabiliyetlerini terketme,unutma ki yaradan insanoğluna yedek kuvvet vermiştir. Bu yedek kuvvetlerin yardıma koşması için kendini zorlaman gerekmektedir. Hiç bir savaş şartları zorlamadan kazanılmaz ve yine unutma ki yedekler askere alınmaz.....
Bildiğiniz gibi ters soru işareti (¿) klavyede bulunmayan bir karakterdir. Windowsta bu karakteri yazmak isterseniz “Alt + 168″ tuş kombinasyonunu kullanabilirsiniz. Yani klavyede bir parmağınızla “Alt” tuşuna basılı tutarken tuş takımından 1 6 8 rakamlarını tuşlamalısınız. (Dikkat edin “AltGr” tuşu değil “Alt” tuşu)
Bir diğer yol da Windowsun bize sunduğu “Karakter Eşlem” programı. Yazı tipinin size sunduğu diğer birçok karakterleri de bu yoldan bulabilirsiniz. Karakter Eşlem’e girmek için, “Başlat”tan “Tüm Programlar”a girip “Donatılar > Sistem Araçları > Karakter Eşlem” yolunu takip edin. Buradan istediğiniz yazı tipinin istediğiniz karakterini butonlar yardımı ile seçip, kopyalayabilirsiniz.
Korku insanlığın bir numaralı düşmanıdır.
Korku bir duygudur. Makul veya akılcı değildir.
Her zaman için korkulacak bir şey vardır ve bu şey hakkında
gerçek olmayan duygular geliştiririz. Düşmanınızın kim ya da ne olduğu hiç önemli değil,
onun en güçlü silahı sizin korkunuzdur. Bu düşmandan korkmaya başladığınız an sizden güçlü duruma geçer.
“Korkaklar bin kez ölür” derler. Her korku küçük bir ölümdür. Temelde her korku bir ölüm korkusudur.
Ölümden korkmaktan kurtulursak hayatla korkusuzca yüz yüze gelebiliriz. Ölüme “son düşman” denir;
aslında o yenmemiz gereken ilk düşmandır.
* Olgun. insan, öncelikle, bağımsız bir kişilik sahibi olmalı.
*Omuzları uzerinde bir baş taşıdığının farkında olmalı.
* Ve o başın da düşünmek ve karar vermek için yaratıldığını bilmeli.
* İçinde bir yürek taşıdığını ve bu yüreğin sevmeye ve nefret e!meye yaradığını bilmeli.
*Olgun insan sıradan, olmayan insandır.
* Olgun insan, kendi kendisiyle barışık olmalı.
*Dolayısıyla kendisini bilen, sınırlarını gücünü, zaafını, meziyetlerini bilen,
hep kendı olmaya çalışıp bir başkası olmak için çırpınmayan, taklitçi değil, özgün olan ınsandır. .
* Olgun insan duygu, düşünce ve eylem dengesini kurmuş insandır.
*Ne aşkını mantığına feda eder, ne mantığını aşkına.
*Önce düşünür, sonra inanır, en sonunda yapar.
*Düşüncesi inancıyla, inancı eylemiyle, eylemi düşüncesiyle çatışmaz.
*Olgun insan, zayıf ve güçlü yönlerini tanır,
*Heyecan ve içgüdülerini yön!endirmesini bilen insandır.
*Heyecan ve içgüdülerını yonlendirmek yerine onların kendisini yönlendirdiği insan,
içgüdülerinin ve ayartıcı öz benliğinin (nefs) esiri olur.
*lçgüdülerin ve öz benliğin ayartıcı duygularını. kontrol. eden insanlar,
güçlü bir iç denetime sahip olan insanlardır.
* Olgun insan, insani duyguları yok saymaz, onları yönlendirir ve terbiye eder:
· Yaptığınız işler asla yeterince iyi değilmiş gibi hisseder misiniz?
· Kusursuz olması için uğraşırken sık sık işlerinizi ertelemek zorunda kalır mısınız?
· Yaptığınız her iş %100 iyi değilse kendinizi oldukça vasat hatta başarısız hisseder misiniz?
Eğer durum böyleyse, sizin başarı için çabaladığınızı söylemek zor; aslında daha çok, mükemmel olmayı deniyorsunuz demektir.
Mükemmeliyetçilik, kendine zarar verici düşünce ve davranışlar yolu ile aşırı derecede ve gerçekçi olamayacak kadar yüksek hedefler edinmektir. Toplum içinde zaman zaman olumlu ve başarı için gerekli bir tutum gibi görülse de bu tamamen hatalı bir yaklaşımdır. Mükemmeliyetçiliğin, gerçekte, başarıyı engelleyen bir tutum olduğu araştırmalar ile kanıtlanmıştır. Mükemmeliyetçilik, kendinize olan saygınızı ve memnuniyetinizi olumsuz etkilediği için, daha gerçekçi hedefleri olan insanların yakaladığı başarıyı elde etmeyi engelleyebilir veya geciktirebilir.
Gelişmenin ve bazı önemli şeyleri öğrenmenin tek yolunun denemek ve hata yapmaktan geçtiğini unutmayın. Hata yaptığınızda kendinize şunu sorun: "Bu deneyimden ne öğrendim?" İnanması güç geliyorsa, elinize bir kağıt ve kalem alıp en son yaptığınız hatadan neler öğrendiğinizin listesini yapın. Her hata öğreticidir.
· Ya hep-ya hiç tarzı düşünce yalnızca hedeflerinize ulaşma gücünüzü değil, yaşamın genelini olumsuz etkiler. Sizin için en yüksek düzeyde önem taşıyan ve daha az önem taşıyan işlerinizi birbirinden ayırın. Daha az önemli işlerinize daha az enerji harcayın. Yaşam enerjiniz, her önem düzeyindeki her işe en yüksek çabayı göstermenizi kaldıramaz.
Mükemmeliyetçi düşünce tarzı, tek yol değil. Çok daha fazla yarar sağlayabileceğiniz alternatif yollar olduğunu hatırlayın. Mükemmeliyetçiliği bir kenara bırakarak hem daha yüksek performans göstermeniz hem de kendinizi daha iyi hissetmeniz mümkün olacaktır.
Seni düşündüm
Aklıma yüreğime SEN düştün..!
İsyan ettim bu ayrılığa
kalbimde anlatılmaz bir hüzün..
Sayende..!
Ürkek ve yanlızlığa mahkum oldum.
Bir papatya misali
Seviyormusun..?
Yada sevmiyomusun..? Derken
Ellerinde soldum.
Farkıdamısın..?
Yapraklarım döküldü
Sayende yok oldum...!
Tek ihtiyacım neydi
Gözlerime sevgiyle bir baksan..!
Acılarım diner bu hasretim biterdi.
Dünyam Seninle cennete dönerdi...!
Şarkılar Hüzünlü çalmazdı
Şiirler nefesimi kesip ağlatmazdı
Yarınlara umutla bakardım
Gördüğüm herkezi sen sanıp
Kahrolmazdım...!
Anladımki hepsi yalanmış
Sensizlik kaderime baştan yazılmış
Ne yapsamda ayrılığı Silemedim...!
Oysa bir papatya gibi
Bir mevsimlikmiş Sevdamız
Ömrü kısaymış yarr bilemedim...!
Tedavi için güneş yanığının hangi evrede olduğunu öğrenmek gerekir. Birinci derece yanık denilen kızarıklık evresinde acı vardır. Acıyı dindirmeye soğuk pansuman iyi gelir. Ancak, bunu soğuk suyla yapmamak gerekir. Çünkü su cildi kurutabilir. Bu durumda piyasada bulunan kremlerden yararlanılmalıdır. Gümüş silfodiyazin ya da lanolin içerikli veya bitkisel aloe veralı yanık önleyici kremleri yanık oluşmuş olmasına rağmen sürmek faydalıdır.
BİRİNCİ DERECE YANIK
Birinci derece yanıkta sıvı kaybı ortaya çıktığı için ağızdan alınan sıvı oranını yükseltmekte fayda vardır. Kese yapmak ya da tahrişe neden olacak kıyafetler giymek sakıncalıdır. Doktor önerisiyle ağrıyı azaltan antienflamatuar amaçlı parasetamol bir ilaç içilebilir.
ASPİRİN KULLANMAYIN
Aspirin çocuklarda özellikle güneş yanığında tehlikelidir, kullanılamaz. Kan dolaşımını sulandırıcı ve hızlandırıcı etkisi güneş yanığıyla örtüştüğünde tehlikeli sonuçlar doğabilir.
Antienflamatuar ilaç içmek ve cildi yoğurt kıvamında bir kremle nemlendirmek, güneş yanığına karşı birinci basamak tedavidir. Bu tedavi şekli devam ettiği sürece yanık iki üç gün içinde geçecektir.
İKİNCİ DERECE YANIK
Bu yanık türü su toplamalı yanık olduğu için birinci derece yanıkta uygulanan tedaviyi daha sıklaştırmak gerekir. Doktorun önerisine göre günde bir yerine iki tane ağrı kesici alınabilir. Vücuda alınan su oranını daha yüksek tutmakta fayda vardır.
KORTİZONLU KREM
İlk günlerde sürülen kremlerin yanına kortizon içerikli kremler ilave edilir. Kortizonlu krem, antienflamatuar özellikli, yani ödemi dağıtan bir kremdir. Herhangi bir kortizonlu kremi Bepanten gibi bir kremle karıştırarak ilk gün birkaç kere sürmek, yanık bölgede yatıştırıcı etki sağlar.
Daha sonra yatarken gümüş silfodiyazinli ya da aloe veralı jel kıvamlı bir krem sürülerek uyunabilir.
Spor yaparken giyiminize dikkat etmeniz çok önemli.
Özellikle mevsimlere uygun şekilde kıyafet tercihi yapmak, size yaptığınız sporda daha rahat hareket etme imkanı sağlayacaktır.
Ekstra terlemenize yarayan bir çok kıyafet size faydadan çok zarar getirebilir. Bu tarz giyim tercihinin yerine, terlemeyi emen giysiler daha sağlıklı olacaktır.Pamuklu kıyafetler bu anlamda en büyük yardımcınız.
Tayt ve eşofman altı gibi seçenekler size serbest hareket sağlar. Burada dikkat etmeniz gereken nokta ise, kıyafetlerinizin vücudu sarması ama sıkmaması gerekir.
Spor yaparken en büyük yükü çeken bölgelerinizden biride ayaklarınızdır
Ayakkabı tercihi en önemli noktalardan biri. Vereceğiniz yanlış bir karar bütün egzersizlerinizin sakatlıklarla sonuçlanmasına neden olabilir. Bu yüzden spor ayakkabı alırken düz tabanlı modellerden kaçının. Ayak tabanınızı koruyan ve yükünü hafifletecek tarzda olanlara yönelin.
Alacağınız ayakkabının hava akımı çok önemli
Kullandığınız ayakkabının içerdeki havayı hapsetmemesi, hatta sürkülasyon sağlaması gerekir. Bu özelliğe sahip değilse bir dizi ayak hastalığı peşinizi bırakmayacaktır.
Tüm spor kıyafetlerinizde mümkün oldukça rahat olacağınız tarza yönelin
Bu size hem egzersizlerinizi doğru yapma imkanı verecek, hem de sağlıklı şekilde sporunuza devam etme özelliği katacaktır.
Nebraska'da yaşlı bir adam yaşardı. Patates ekini için bahçeyi bellemesi
gerekiyordu, lakin bu çok zor bir işti. Tek oğlu olan David ona yardım
edebilirdi fakat o da hapisteydi.
Yaşlı adam oğluna bir mektup yazdı ve derdini anlattı.
...Sevgili David
Patates bahçemi belleyemeyeceğimden kendimi çok kötü hissediyorum.
Bahçeyi kazımak için oldukça yaşlanmış sayılırım. Burada olsan bütün
derdim bitecekti. Biliyorum ki sen bahçeyi benim için hallederdin.
Sevgiler Baban
Bir kaç gün sonra oğlundan bir mektup aldı.
Babacığım,
Tanrı aşkına bahçeyi kazma, ben oraya cesetleri gömmüştüm.
Sevgiler David
Ertesi gün sabaha karşı 4'de FBI ve yerel polis çıkageldi ve tüm sahayı
kazdı lakin hiç bir cesede rastlamadılar. Yaşlı adamdan özür dileyerek
gittiler. Aynı gün yaşlı adam oğlundan bir mektup daha aldı.
Babacığım,
Şimdi patatesleri ekebilirsin. Bu şartlarda yapabileceğimin en iyisini
yaptım.
Sevgiler David...