Mavi Gülüm
Ben ne sümbüller gördüm dağ eteklerinde
Boyun bükmüş yanmıs aşkına senin
Yüreğini yağmura bırakmış hasreti gamında
Sanki kıyamet kopar dehşet var her ahında
Belli ki yanmışım külüm rüzgara emanet
Hasretin kor olur kirpiklerimden damlar buharın
İçimi sana adadım, kendimi sana, sevgine
Ben ömrümü harcadım senin tek gülüşüne
Gülüm gülmez yüzüm ağlar gözüm
Sev artık sev sev Mavi gülüm sev..
Dağlara destan oldum aşıklara beste
Yollara toprak oldum ozanlara nağme
Ben beni unuttum ah seni görünce
Sen bana gülünce
Ağlamayı bilmezdim böyle içten içe
Ben feryada alışkınım
Ben alışkınım siteme
Alışkınım yanlızlığın k ahpe pençesine
Canan ben öldüm isminin her hecesine
Her harfine can doğradım
Kalbimi kana buladım
İçimi sana adadım, kendimi sana
Sevgine ben ömrümü harcadım
Senin tek gülüşüne
Gülüm gülmez yüzüm ağlar gözüm
Sev artık sev sev Mavi gülüm
Günler geçer hiç selam vermeden
Aylar geçer içimden hasretin dinmeden
Zaman benden uzak ben bana uzak
Koptum kendimden
Korkar oldum gölgemden
Kalbime hançeri saplarcasına
Belki ateşte yanma pahasına
Sevdim seni ah kahrolurcasına
Sevdim seni Kitabıma Kuranıma
Yarınlar hangi umudu yitirir
Kim bilir hangi yıldız hangi duaya kurban gider
Okyanuslar neyi taşır dalgalarnın üstünde
Ve hangi gemi batar
Daha açılmadan sevginin denizine kim bilir
Kim bilir belki yarın söz bulabilirim
Sana aşkımı anlatmaya
Ruhum daralmadan kalbim sıkışmadan
Ve dilim takılmadan
Bütün cesaretimi toplayıp tüm adamlığımda..
Bilmem anlarmısın halimi
Bilirmisin deliliğimi uzatırmısın o elini
Severmisin kadiri
Severmisin beni, ben seni sevdiğim gibi
Yoksa budamı serap
Budamı ateşe düşen bir damlanın buharı
Yoksa budamı kalbimin ruhumun ağıtı
Ben aşkına yandım
İçimi sana adadım, kendimi sana, sevgine
Ben ömrümü harcadım senin tek gülüşüne
Gülüm gülmez yüzüm ağlar gözüm
Sev artık sev sev Mavi gülüm
“Tavuk mu yumurtadan, yoksa yumurta mı tavuktan çıktı?”
Yüzyıllarca felsefi ve bilimsel gizemin doruk noktası oldu. Ama artık öyle değil.
Bilim adamları “Tavuk mu yumurtadan, yoksa yumurta mı tavuktan çıktı?” bilmecesini çözdüklerini açıkladılar.
Bilimadamlarına göre yumurta tavuktan çıkmış.
Araştırmacılar yumurta kabuğunun sadece tavukların yumurtalıklarındaki proteinden yapılabileceğini belirlediler.
Böyle olunca, bir yumurta ancak bir tavuğun içinden çıktığı sürece var olabiliyor.
Ovokledidin-17 ya da OC-17 adı verilen protein kabuğun oluşmasını hızlandırmada katalizör görevi görüyor.
Yumurtanın içinde civciv oluşurken, yumurtanın sarısı ve etrafındaki koruycu sıvıyı barındırmada başlıca görev sert kabuk tanakasına düşüyor.
İngiltere’nin Sheffield ve Warwick üniversitleri bilim adamları bir yumurtanın oluşumunu yakından izleyebilmek için süper bir bilgisayar kullandılar.
HECToR adınaki bilgisayar OC-17 proteininin kabuğun oluşumunu başlatmada kritik bir rol oynadığını belirledi.
Bu keşif “Yumurta kabuğu proteininin kristal çekirdeği üzerindeki yapısal kontrolü” (Structural Control Of Crystal Nuclei By An Eggshell Protein) başlıklı bir raporda yayımlandı.
Otizm, sosyal ve iletişim becerilerinin oluşmasını etkileyen bir gelişim bozukluğudur.
Otizm, sosyal ve iletişim becerilerinin oluşmasını etkileyen bir gelişim bozukluğudur. Otizm genellikle yaşamın ilk 2 yılında ortaya çıkar. Otistik çocuklar genelde öğrenme zorluğu çekerler. Otistik çocukların büyük bir kısmında farklı seviyelerde zeka geriliği görülse de, zeka seviyeleri normal otistik çocuklar da vardır. Ancak genel zeka seviyeleri ne olursa olsun, Otistik çocuklar çevrelerindeki dünyayı algılamakta ortak bir zorluk çekerler.
ERKEK ÇOCUKTA RİSK 4 KAT FAZLA
Doğum sonrası çocuğun (tüm özür grupları dahil olmak üzere) özürlü olma oranı %2dir; Otistik olması oranı ise %0.5′tir (eskiden bu oran 4/10.000 olarak değerlendirilirdi). Bir otistik çocuktan sonra, ikinci çocukta otizmin ortaya çıkması riski %3 dür. Otizm erkek çocuklarda kız çocuklarından 4 kat daha fazla görünmektedir. Her çocuktaki otistik belirtiler ve bunların seviyesi farklılık gösterebilir, bu nedenle otizmin seviyelerini kategorize etmek güçtür. Ayrıca, Asperger Sendromu ve Rett Sendromu olarak bilinen otizm formları da bulunmaktadır.
BELİRTİLERİ
Otistiklerde, etkilenme dereceleri değişse de, aşağıdaki ortak belirtiler görülür;
* Sosyal ilişkilerde güçlük
* Konuşma güçlüğü
* Sessiz iletişimde zorlanma
* Oyun oynama ve hayal gücünü kullanmada zorlanma
* Değişikliklere karşı tepki ve direnç gösterme...
Keylogger programlar, kötü amaçlı yazılımların en büyük tehlike arz eden türlerinden biridir
Temel amacı “bilgi çalmak” olan Keylogger programlar, kötü amaçlı yazılımların en büyük tehlike arz eden türlerinden biridir. Zira doğrudan bilgisayar kullanıcısının kişisel bilgilerini öğrenmek için kullanılan Keylogger yazılımlar ile e-posta şifrelerinden kredi kartı bilgileri ve sosyal medya hesabı şifrelerine elde etmek mümkündür. Son derece basit bir mantığa sahip olmasına rağmen sebep olabileceği zararın çok büyük bir potansiyelde olması, Keylogger yazılımlarının tüm bilgisayar kullanıcıları tarafından dikkat edilmesi gereken bir konu olmasına neden olmaktadır. Bilgisayarın işletim sistemine yani yazılıma ya da donanıma herhangi bir zarar verme amacında olmayan Keylogger programlar, aksine bilgisayarın sorunsuz bir şekilde çalışması ve böylece bilgisayar kullanıcısının bilgilerini kullanabilmesini ister. Aksi halde yaşanan sorunlar sebebiyle kullanıcı arzu edilen şifrelerin girildiği ortamlara erişemeyecek ve sorun sebebiyle bilgisayarına format atarak Keylogger yazılımının da ortadan kalmasına neden olacaktır.
Keylogger yazılımlar yukarıdaki ifadeden de anlaşılabileceği üzere sabit disktin formatlanması yani biçimlendirilmesi ile bir tehdit olmaktan çıkarlar. İnternet ve yerel ağlar üzerinden tahmin edilenden de daha hızlı şekilde yayılabilen Keylogger programların çalışma prensibi, bilgisayar kullanıcısının klavyede bastığı tuşların kaydını tutmak ve önceden belirlenen periyotlarla bu bilgileri istenen kişiye göndermektir. Keylogger programların bilgisayar kullanıcısı tarafından fark edilmesi güç bir şekilde arka planda çalışması, çoğu kullanıcının bilgisayarında bu tür bir yazılımın faal olduğundan haberi dahi olmadan günlük kullanım alışkanlıklarını sürdürmesini sağlamaktadır. Bilgisayar kullanıcısı iletişim programlarına ve sosyal medya hesabına giriş yapmakta, sanal bankacılık işlemleri için elektronik şubeyi kullanmakta ve e-postalarını kontrol etmeye devam etmektedir. Ancak tüm bu işlemleri yapmak için şifre girişi yapan kullanıcının yazdığı tüm bilgiler, Keylogger tarafından kayıt altına alınmaktadır.
Bankacılık işlemlerinin güvenilirlik sunma zorunluluğunda olması, günümüzün bilişim sektöründe sanal bankacılık işlemleri için pek çok güvenlik önlemi geliştirilmesini sağladı. Bazı zamanlarda insanların “sinirlerinin dahi gerilmesine” neden olacak kadar çok fazla bilgi istenmesi ve sanal banka şubesine girmek için hatırı sayılır bir uğraş verilmesi, kişinin kullandığı bilgisayarda herhangi bir Keylogger ya da diğer kötü amaçlı yazılım olması halinde güvenliğin sağlanması içindir. Keylogger yazılımlarının çalıştırılması için çoğu zaman kullanıcının bu programı “bizzat aktif hale getirmesi gerekir”. Bir yazılım kurulduğunun anlaşılmaması içinse genel olarak Keylogger yazılımlar resim, müzik ve video gibi farklı formattaki dosyaların içine gömülmektedir. Yeni nesil antivirüs programlarının Keylogger yazılımlarını engellemekte büyük bir başarı gösterdiği bir gerçek olsa da, antivirüs programlarının da “insanlar tarafından” yazıldığı unutulmamalıdır, tıpkı Keylogger yazılımlarının olduğu gibi.
Tıpkı EYVALLAH.. gibi,
Bir KURTULUŞ kelimesidir " NEYSE" !!
Üzüldüklerinden,
Söylemediklerinden,
Söyleyemediklerinden,
Bir türlü GEÇMEYİ BİLMEYEN o geçmişten,
İçerlediklerinden,
Omzundaki yükten,
Dolan gözlerden,
Unutulmuş sözlerden,...
Tutulmamış yeminlerden..
İnsanların;
ne kadar da YALANCI oldugunu GÖRÜRKEN,
bazen İHTİYACIN olan tek şey:
Başını çevirip NEYSE.. Demekten başka bir şey değildir..
Gözyaşının Tadını bilirmisin Sen ?
Gözyaşı dediysem gözlerden süzülen değil...
Hani Şu Yürekten süzülenler Var ya;
Acı, Keder, özlem yüklü...
Süzülürken yüreğinden bir parça Koparıp götürürler...
İçin sızlar, yüreğin Yanar Ama Ne Fayda...
Akar onlar bulduğu kırıklıklara...
Kanatır yaralarını, Kor olur kalbinde ki yangınlara...
Her damla da Seni Haykırır Bu Yürek...
Seni çağırır yalnızlığı bozmaya..
Havuç dilimi insan gözüne benzer. Bilimsel araştırmalar havucun gözlerin kan akışını ve işlevini iyileştirdiğini göstermiştir.
Domateste kalpte olduğu gibi dört odacık vardır ve kırmızı renklidir. Bütün araştırmalar domatesin kalp ve kan için faydalı olduğunu göstermiştir.
Üzüm salkımı kalp şeklindedir, her bir üzüm tanesi kan hücresi gibi görünmektedir ve araştırmalar üzümün ciddi kalp ve kan canlandırıcı bir gıda olduğunu göstermiştir.
Ceviz küçük bir beyin görünümündedir. Ve beyin fonksiyonlar için faydalıdır.
Fasulya böbrek görünümündedir ve böbrek fonksiyonları nı iyileştirir.
Sap kereviz, Çin lahanası ve Rhubarb (bizde yok) kemiklere benzer. Bu gıdalar kemikler için faydalıdır, sodyum oranları eşit ve %23 dür. Gıdanızda yeterli sodyum yok ise vücut kemiklerden çeker ve kemikler zayıflar. Bu gıdalar iskeletinize faydalıdır.
Patlıcan, avokado ve armut kadınların rahim ve serviks sağlığı ve fonksiyonları nı hedefler ve görünümleri bu organlara benzerler. Araştırmalar kadınların haftada bir avokado yemeleri halinde hormonları dengelediğini, istenmeyen doğum sonrası kilolarını azalttığını ve serviks kanserini önlediğini göstermiştir.
İncir tohum doludur ve ağaçta ikili olarak asılarak büyür. İncir sperm sayısını ve hareketliliğini arttırır ayrıca erkek kısırlığını önler.
Tatlı patatesin görünümü pankreasa benzer ve şeker hastalarının glisemik indeksini dengeler.
Zeytin yumurtalıkların sağlığına ve fonksiyonuna yardımcı olur.
Greyfurt, portakal ve diğer narenciye meyveleri kadın göğüsüne benzer ve bunların sağlığına ve lenfin hareketine yardımcı olur.
Soğan vücut hücreleri görünümündedir. Bütün vücut hücrelerinden atık maddelerin temizlenmesine yardım eder. Hatta gözlerin epitelyal katlarının yıkayan gözyaşlarına bile sebep olur..
Bilim adamları kekelemelikle ilgili ilk kez gen bağlantısı ortaya koydu.
Yıllardır duygusal sorunlara, baskıcı ebeveyn, sert öğretmen tutumlarına bağlanan insanlarda kekelemeyle ilgili ilk kez bilim adamları gen bağlantısı ortaya koydu.
Bilim adamları, bazı kekeleme vakalarını açıklayabilecek genler tespit ettiklerini bildirdi.
Tıp dergisi New England Journal of Medicine'ın dünkü sayısında yayımlanan araştırmada, bazı kişilerde konuşma sorunlarına neden olduğu görülen üç gende mutasyon tespit edildiği kaydedildi.
Bazı ailelerde kekeleme vakalarının görülmesiyle daha önce de bazı araştırmalarda gen bağlantısı gündeme getirilirken, ilk kez araştırmacılar sorunun nedeni olarak belirli genleri işaret etti.
Çalışmanın sahiplerinden, kalıtım bilimci Dennis Drana, elde ettikleri sonuçların, kekemeliğin biyolojik bir sorun olduğundan şüphe duyanları ikna etmeye yardım etmesini ümit ettiğini kaydetti.
Araştırmada ayrıca, bir gün kekemeliğe yönelik enzim tedavisi uygulanabileceğine işaret edildi.
Nedeninin bilinmemesiyle birlikte stres, olumsuz ana baba tutumu, tedirginlik gibi unsurlara bağlanan kekemelikle ilgili ortaya konan gen bağlantısının, insanlara yüklenen suçlamaları da kaldırmasını bekleyen Drayna ve diğer uzmanlar, sıkıntı, tedirginlik ve stresin kekemeliği artırabileceğini ancak kekemeliğin nedeni olamayacağını belirtti.
Çalışmada uzmanlar, çoğu üyesi kekeleyen Pakistanlı aynı soydan gelen geniş bir aileyi inceledi ve 12. kromozomda bir mutasyon tespit etti. Uzmanlar aynı mutasyonu ve mutasyona uğramış 2 geni daha Pakistan, ABD ve İngiltere'den 400 kişide daha tespit etti. Kekelemeyenlerin oluşturduğu benzer bir grupta ise gönüllü bir Pakistanlı hariç, bu mutasyonlar tespit edilmedi.
Böylece kekeleme vakalarının yüzde 9'unda, 3 gen değişiminin neden olduğunu düşünen uzmanlar, kekelemeye yol açan diğer genleri tespit etmek için çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti.
Çalışma, New England Journal'ın internet sitesinde yayımlandı...
Bitermiş... bitmez dediklerimiz
Gidermiş... gitmez dediklerimiz
Sana ölürüm diyen bir başkasında yaşarmış,
Yaşayıp seni öldürenmiş meğer.
Yalanmış koca bir yalan,
İhanetmiş aslında yüreğimize batan.
Kanmış meğerse sırtımızdan akan,
Yar dediklerimizmiş hep bizi vuran...
Öfkenin suya karıştığı,rüzgarla sırdaş ,mutluluğun donuklaştığı andı...Gecelerin insanları,
aydınlığa hasret yürüyordu geniş kaldırımlarda.Ne anlamsız bakışlar vardı hayata dair.
Herkes ekmeğine katacak bir umut arıyordu çaresizlik çöplüğünde. Çocuklar vardı ,elleri üşüyen
Bakışlarında mahremiyet gizliydi sanki.Oysa gizleyecekleri neyi vardı, açlık ve çaresizlikten başka.
Güneşin doğması yeni bir kavganın başlangıcıydı onlar için. Yaşamak gibi....
İnadına yaşamak bu olmalıydı .
.Beklenen neydi?Ne zaman adresi bulup gelecekti hep beklenen? Sonu olmayan bir yol muydu yürüdüğümüz?
.Gökyüzünde yıldızlar olmasa da ay ışığı bulunabilirdi.Bir mum yakılabilirdi tüm karanlığa...Bütün yaşanmışlıklar ve acılar
bir bohçaya konup yakılabilirdi.Tek şey kalmalıydı sizde; içinizde büyüttüğünüz umut ! Beklenen ve özlenen ...
Pakistan Devlet Başkanı M. Ali Cinnah’ın 30 Ağustos Zaferi sonrası 11.09.1922’de Londra’da söyledikleri:
“Ne biz ne de her kıtada yaşamakta olan tutsak ve mazlum ulusları bundan sonra tutamayacaksınız. Mustafa Kemal ve Türkler ki, kendileri için hazırlanan tabutu yayılmacıların başına geçirmişlerdir. Şimdi dünyada başlarına tabutlar geçirilecek başkaları da benzer sonuçlara hazırlanmalıdırlar.”
Hindistan Devlet Başkanı Mahatma Ghandi’nin 08.09.1922’de düzenlediği basın toplantısında söyledikleri:
“Türkiye Orduları bir devir kapatmıştır. Şimdi mazlum ve tutsak devletler ve uluslar artık vazgeçilmez bir reçeteye sahiptirler. Mustafa Kemal’in utkusu, Dünya için özgürlük ve bağımsızlık sancağıdır.”
Öyle soğuklarda yanarım ki kimse üşüdüğümü bilmez.
Kimse kendime yettiğimi de bilmez de yalnız kaldığımı farzeder
En çok kışı severim ben
En çok kışın ısınmayı
Kış karları, karlar üşümeyi ve üşümek de ateşi, yazı sevdirir
Her kış gelecek yazı düşler ve ısınırım
Ve düşlerim öyle geniştir ki karlar ortasında güneşi düşünerek ısınırım
Benim kışlarım yaza benzer
En çok kendim inanırım ...
Kendim bilirim en fazla karların dondurduğu kadar yaktığını da ....
Ve bir yaz günü kaybettiğim umutlarımı,
Bir kışın göbeğindeki boranlarda ararım
Ben en çok yazları üşürüm
Kışın geleceğini bilmek, gelecek korkusunu depreştirir yüreğimde
Kışı düşünmekten yazı yaşayamam da
Onun için benim yazlarım kışa benzer
Ve yüreğimde yazları yaşarım, bedenim karlar altındayken ..
Bir tek düşüncelerimi tutsak edemem ben ..
Hislerimi tutsak ettiğinden ve kuşkularımı örttüğünden başka ..
Hep bir kış ortasında yazın ölmeyi düşlerim
Ölürüm de zaman zaman;