yol.50

yol.50

Üye
12.11.2012
Çavuş
1.117
Hakkında

  • Şeyh Edebali

    Söğüt'te bulunan öğüt mektubu levhası.
    Şeyh Edebali(Şeyh Adabalı veya Şeyh Atası)[1] (1206 - 1326) شيخ ادهبالي, Osmanlı Devleti'nin kuruluş yıllarında yaşamış bir İslam ilahiyatçısı-din bilgini, Ahi şeyhi, Osman Gazi'nin kayınbabası ve hocası, Orhan Gazi'nin dedesi, bir anlamda da sonradan imparatorluk olacak Osmanlı Devleti'nin fikir babasıdır.

    Aslen Karamanlı'dır. Karaman'da başladığı tahsilini Şam'da tamamlamıştır. Tefsir, hadis ve özellikle İslam hukukunda uzmanlaşmıştır. Mevlânâ Celaleddin-i Rumi ve Hacı Bektaş-ı Veli gibi, zamanının büyüklerinin sohbetinde bulunmuştur. Tasavvuf yoluna girdiği, Baba İlyas halifelerinin ileri gelenlerinden olduğu belirtilmektedir. Doğum tarihi kesin olmamakla beraber, 1206 yıllarında doğduğu tahmin edilmektedir.

    Alim, faal, varlıklı, çevresi için örnek teşkil eden bir kişi olan Şeyh Edebali, Eskişehir yakınlarında İtburnu denilen köyde yaşar, yaptırmış olduğu zaviyede öğrenci yetiştirir ve halkı aydınlatırdı. Bilecik'te bir dergah yaptırmış, Osman Gazi'yi de birçok defa burada misafir etmiştir.

    Rivayete göre, Osman Gazi'nin dergahta bulunduğu bir gece, rüyasında Şeyh Edebali'nin göğsünden bir ayın çıkıp kendi göğsüne girdiğini ve göğsünden bir büyük ağaç bitip dallarının alemi kapladığını, altından birçok nehirlerin çıkıp insanların bu sulardan geçtiklerini görmüştü. Sabah olup rüyayı anlatınca, Şeyh Edebali rüyayı şöyle tabir etmiştir:

    "Sen, Ertuğrul Gazi oğlu Osman, babandan sonra bey olacaksın. Kızım Malhun Hatun ile evleneceksin. Benden çıkıp sana gelen nur budur. Sizin soyunuzdan nice padişahlar gelecek ve nice devletleri bir çatı altında toplayacaklar, Allah nice insanın İslam'a kavuşmasına senin soyunu vesile edecektir."

    Gerçekten de öyle olur, altı asırdan fazla devam edecek olan bir imparatorluğun temelleri Osman Gazi ile atılır ve bunun ilk müjdecisi Şeyh Edebali olur.

    1326'da 120 yaşlarında Bilecik'te vefat etmiş, dergâhının zikir odasına gömülmüştür.

    Eskişehir'de de adına bir türbe yapılmıştır. Vefatından bir ay sonra kızı, dört ay sonra da damadı Osman Gazi vefat etmiştir.


    Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana... Güceniklik bize; gönül almak sana.. Suçlamak bize; katlanmak sana.. Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana... Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana..

    Ey Oğul!

    Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı, Allah Teala yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin. Sen ve arkadaşlarınız kılıçla, bizim gibi dervişler de düşünce, fikir ve dualarla bize vaat edilenin önünü açmalıyız. Tıkanıklığı temizlemeliyiz.

    Oğul!

    Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarlarında savrulur gidersin.. Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder. Bunun için daima sabırlı, sebatkar ve iradene sahip olasın!.. Sabır çok önemlidir. Bir bey sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz. Ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır. Bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir. Milletin, kendi irfanın içinde yaşasın. Ona sırt çevirme. Her zaman duy varlığını. Toplumu yöneten de, diri tutan da bu irfandır.

    İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Dünya, senin gözlerinin gördüğügibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizlilikler, bilinmeyenler, ancak senin fazilet ve adaletinle gün ışığına çıkacaktır. Ananı ve atanı say! Bil ki bereket, büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma! Gördün, söyleme; bildin deme! Sevildiğin yere sık gidip gelme; muhabbet ve itibarın zedelenir...

    Şu üç kişiye; yani cahiller arasındaki alime, zengin iken fakir düşene ve hatırlı iken, itibarını kaybedene acı! Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.

    Haklı olduğun mücadeleden korkma! Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli (korkusuz, pervasız, kahraman, gözü pek) derler.

    En büyük zafer nefsini tanımaktır. Düşman, insanın kendisidir. Dost ise, nefsi tanıyanın kendisidir. Ülke, idare edenin, oğulları ve kardeşleriyle bölüştüğü ortak malı değildir. Ülke sadece idare edene aittir. Ölünce, yerine kim geçerse, ülkenin idaresi onun olur. Vaktiyle yanılan atalarımız, sağlıklarında devletlerini oğulları ve kardeşleri arasında bölüştüler. Bunun içindir ki, yaşayamadılar.. (Bu nasihat Osmanlıyı 600 sene yaşatmıştır.) İnsan bir kere oturdu mu, yerinden kolay kolay kalkmaz. Kişi kıpırdamayınca uyuşur. Uyuşunca laflamaya başlar. Laf dedikoduya dönüşür. Dedikodu başlayınca da gayri iflah etmez. Dost, düşman olur; düşman, canavar kesilir!..

    Kişinin gücü, günün birinde tükenir, ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı, kapalı gözlerden bile içeri sızar, aydınlığa kavuşturur. Hayvan ölür, semeri kalır; insan ölür eseri kalır. Gidenin değil, bırakmayanın ardından ağlamalı... Bırakanın da bıraktığı yerden devam etmeli. Savaşı sevmem. Kan akıtmaktan hoşlanmam. Yine de, bilirim ki, kılıç kalkıp inmelidir. Fakat bu kalkıp-iniş yaşatmak için olmalıdır. Hele kişinin kişiye kılıç indirmesi bir cinayettir. Bey memleketten öte değildir. Bir savaş, yalnızca bey için yapılmaz. Durmaya, dinlenmeye hakkımız yok. Çünkü, zaman yok, süre az!..

    Yalnızlık korkanadır. Toprağın ekim zamanını bilen çiftçi, başkasına danışmaz. Yalnız başına kalsa da! Yeter ki, toprağın tavda olduğunu bilebilsin. Sevgi davanın esası olmalıdır. Sevmek ise, sessizliktedir. Bağırarak sevilmez. Görünerek de sevilmez!.. Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez.

    Osman! Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın.

    Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın.

    Şeyh Edebali 13. Yüzyıl, Söğüt-Bilecik-Türkiye
#06.12.2012 14:02 0 0 0
  • Konu: Nerissa-Su
    Sevği Emek İster Aşk Mücadele
    kurduğumuz düşlerin yolculuğunda
    tek kişilik bir biletle çıktım yola.
    sen düşlerimde kaçak bir yolcu...
    yolun yarısında bırakıp kaçan.
    vefadan almadığın bir pay vardı
    başkalarında kınayıp kendinde göremediğin...
    VEFASIZLIK !

    düşlerini kurduğumuz o günlerin kimsesizliğinde
    yapayalnızım ...
    çaresizce unutmaya yüreğimi avutmaya çalışıyorum.
    ayışığı nın yakamoz olduğu gece karanlığında
    denizden sahile vuran dalgaların yüreğimle eş değer çığlıklarında
    boğuyor/um hıçkırıklarım/ı
    sokak lambalarının ardındaki gölgelerde aradım varlığını...
    o gölgelerde seni bulmak için binlerce kez dua ederken
    büyük aşk yeminleri olan sözlerinin
    yalan olduğunu bilerek beddualar edemiyorum sevgili .
    nedenmi? çünkü seni çok SEVİYORUM...

    benim için ağlarmısın? demiştin bir gün
    senin için akıttığım göz yaşlarım tükendi sevgili!
    yüreğimi gözyaşlarımla boğdum ben
    şimdi tükettiğin o yüreğe kan akıyor bilesin...
    sorun yanıt buldumu sevgili?
    senin için ölemedim belki bir kere
    ama bin kere ölüp bin kere dirildim sayende!
    öldürdüğün yürekte senin için yanan bir kadın vardı.
    hiç kimselerin seni sevemeyeceği büyüklükte bir aşkı...
    öldürdüğün tertemiz düşler masum bir çift göz
    geleceğin yağmadan gökyüzünde buharlaşan bir BARAN...

    şimdi yakamoz ışığında dalarken gözlerim
    denizden gelen rüzgarla kurumuştuzlu göz yaşım yanağımda.
    susarak özlüyorumözleyerek kanıyorum.
    kanıyorum ama ölmüyorumbu aşkı tek başıma yaşarım
    gözü kara bir gidişe karalar bağlamam .
    tek kişilik oynadığım bu aşk oyunundabaşrol daima bende
    senaryoyu yazan kaderim yanlış adam seçti..
    hikayeyi bitirdiama her bitiş yeni bir başlangıcın habercisi
    sevgi emek ister ....
    aşk ise mücadele ....
    bunların bir teki yoksa seviyorum diyende aşkıda yalandır sevgiside...!

    (alıntı) Sen ve ben
#06.12.2012 13:41 0 0 0
#04.12.2012 11:32 0 0 0
#04.12.2012 11:23 0 0 0
#04.12.2012 10:10 0 0 0
  • DESEM Kİ

    Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
    Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
    Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
    Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
    Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
    Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
    Sende tattım yemişlerin cümlesini.
    Desem ki sen benim için,
    Hava kadar lazım,
    Ekmek kadar mübarek,
    Su gibi aziz bir şeysin;
    Nimettensin, nimettensin!
    Desem ki...
    İnan bana sevgilim inan,
    Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
    Ve soframda en eski şarap.
    Ben sende yaşıyorum,
    Sen bende hüküm sürmektesin.
    Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
    Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
    Günlerden sonra bir gün,
    Şayet sesimi farkedemezsen,
    Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
    Bil ki ölmüşüm.
    Fakat yine üzülme, müsterih ol;
    Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
    Ve neden sonra
    Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
    Hatırla ki mahşer günüdür
    Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.
    sen ben
#04.12.2012 10:00 0 0 0
#04.12.2012 08:11 0 0 0
#04.12.2012 07:56 0 0 0
  • Seher yeli dost köyüne varırsan
    Sana diyeceğim var seher yeli
    Gözlerimden akan kanlı yaşlara
    Hele şu halime bak seher yeli

    Sakın deli esme zülfün teline
    Benden selam söyle o zalim yare
    Yazdığım nameyi onun eline
    Çağır bir tenhada ver seher yeli

    Güven'in daha sabrım kalmadı
    Deli gönül Leylasını bulmadı
    Bu dünyaya öyle güzel gelmedi
    Bulunmaz emsali yok seher yeli
    sen ve ben






    @19wtney adlı üyeden alıntı:

    Dök içini rahatla deli gönlüm
    Taşladığım deniz olup dile gel
    Bağrımdaki yanan ateşi söndür
    Islandığım yağmur olup dile gel
    noimage
    Çekilmedik dert kalmadı hayatta
    Kapkara bir gölge oldum ufukta
    Git... diyorum yerin hazır toprakta
    Beklediğim ecel olup dile gel
    noimage
    Umut ekip gözyaşımla beslersin
    Hayal edip acılarla inlersin
    İnsaf gönül daha neyi beklersin
    Sakladığım feryat olup dile gel
    noimage
    Susmuyordun sevipte sevilirken
    Çok mutluydun sevdiğinle gezerken
    Neden gönül, ağlıyordun giderken
    Özlediğim halin olup, dile gel...l
    noimage
    noimage
    Orijinali Göster...

    Dök içini rahatla deli gönlüm
    Taşladığım deniz olup dile gel
    Bağrımdaki yanan ateşi söndür
    Islandığım yağmur olup dile gel
    noimage
    Çekilmedik dert kalmadı hayatta
    Kapkara bir gölge oldum ufukta
    Git... diyorum yerin hazır toprakta
    Beklediğim ecel olup dile gel
    noimage
    Umut ekip gözyaşımla beslersin
    Hayal edip acılarla inlersin
    İnsaf gönül daha neyi beklersin
    Sakladığım feryat olup dile gel
    noimage
    Susmuyordun sevipte sevilirken
    Çok mutluydun sevdiğinle gezerken
    Neden gönül, ağlıyordun giderken
    Özlediğim halin olup, dile gel...l
    noimage
    noimage
#04.12.2012 07:52 0 0 0
#04.12.2012 07:44 0 0 0
  • Konu: Nerissa-Su
    kişisel sayfan hayırlı olsun çok güzel olmuş sana,da bu yakışır emeğine yureğine sağlık.
#03.12.2012 13:33 0 0 0
  • Konu: Nerissa-Su
    ÖLÜMÜM BAHAR OLSA - ADNAN YÜCEL


    Öfkelerim kadar küçük bu gece çığlığı
    Düşlerim kadar büyük
    Duygularım kadar karmaşık nasıl anlatsam
    Çıksam şimdi çöl suskunu sokaklara
    Dallara yürüyen sular gibi çıldırsam
    Baharı muştulamak adına kapılar çalsam
    Hangi ana böler ki uykuların
    Özgürlüğü yeryüzüne bayrak yapsam

    Hiç mi hiç sevmiyorum yorgun yağmurları
    Ne kırları çıldırtıyor ne dağları
    Yağdı mı Toroslarca yağmalı yağmur
    Seller coşturup barajlar taşırmalı
    Bir yudum su demekten aciz yürekler
    Ya ses verip haykırmalı ya boğulmalı

    Ey ateşe sürülmüş ölümler ülkesi
    Ufuk çizgilerinde silikleşen anılar
    Kutsal soygunlar yasal vurgunlar
    Çöplük kumbaralarda biriken çocuklar
    Hiçbir dilden
    Hiçbir sözcük yetmiyor anlatmaya bu akşam

    Kuş kanadında bir bulut mu yalnızlık
    Belirsiz bir hüzün çiseliyor yine
    Düş yorgunu kirpiklerden akşam üstüne

    Kaya çatlağında köknar çılgınlığı benimki
    Kıraçlara kahreden tohum dargınlığı
    Yağmursuz gülmeyi bilmiyor ki kuraklık
    Beynimi yüreğime nasıl haykırsam bu akşam
    Bu akşam hiç yaşamamış olsam
    Bir badem çiçeği sürsem şimdi namluya
    Beynime sıksam
    Ölümüm bahar olsa nasıl anlaşılsam
    sen ve ben







    @Nerissa-Su adlı üyeden alıntı:
    noimage

    Ya öldür beni!



    Ya da yaralı bırak sevni sevmeler ülkesinde
    Vazgeçmekten başka işim kalmadı benim

    noimage


    İçi Doldurulmamış Bir Sevdanın Boşluğunda Seni Kaybettim....
    (d)arlandımKatı bir "ES" le bitti bu şarkı sözleri
    Susuyorum..!!
    Orijinali Göster...
    noimage

    Ya öldür beni!



    Ya da yaralı bırak sevni sevmeler ülkesinde
    Vazgeçmekten başka işim kalmadı benim

    noimage


    İçi Doldurulmamış Bir Sevdanın Boşluğunda Seni Kaybettim....
    (d)arlandımKatı bir "ES" le bitti bu şarkı sözleri
    Susuyorum..!!
#03.12.2012 12:27 0 0 0
  • @Sevda adlı üyeden alıntı:
    noimage

    Seni sevmeden de büyürüm..!
    Büyür içimde ki korkunç yokluğun..

    Ne kadar gerçek gibi, gezinse gözlerimde hayalin..
    Kapat gözlerimi.. Kapat ellerim...!


    Perşembe - 11 Ekim/2012
    Sevda




    noimage

    Seninle resimlerde sararmak istemem..
    Sensiz hayalleri hayatı istemem..

    Sen varken senli sensizliği istemem..
    Bakıp bakıp cansız karelere kahretmek istemem..


    Cuma - 5 Ekim/2012
    Sevda


    noimage

    Yine sensiz bir sonbahar...
    Yüreğimde yaprak yaprak anılar..
    Dünyamı bir hüzün sarar..
    Gözlerim, gözlerini özler..
    Her yüzde seni arar...
    Yine sensiz ve sebepsiz bir sonbahar...

    Sevda


    noimage

    Şimdi hayatın en güzel evresinde..
    Gözlerini açmış gülüyorsun be, bebek!..

    Tuttuğun ellerde güven, dokunan tende umut..
    Senin için kader ne yazar - ne çizer bilmiyorsun be, bebek!...

    Sevda
    Orijinali Göster...
    noimage

    Seni sevmeden de büyürüm..!
    Büyür içimde ki korkunç yokluğun..

    Ne kadar gerçek gibi, gezinse gözlerimde hayalin..
    Kapat gözlerimi.. Kapat ellerim...!


    Perşembe - 11 Ekim/2012
    Sevda




    noimage

    Seninle resimlerde sararmak istemem..
    Sensiz hayalleri hayatı istemem..

    Sen varken senli sensizliği istemem..
    Bakıp bakıp cansız karelere kahretmek istemem..


    Cuma - 5 Ekim/2012
    Sevda


    noimage

    Yine sensiz bir sonbahar...
    Yüreğimde yaprak yaprak anılar..
    Dünyamı bir hüzün sarar..
    Gözlerim, gözlerini özler..
    Her yüzde seni arar...
    Yine sensiz ve sebepsiz bir sonbahar...

    Sevda


    noimage

    Şimdi hayatın en güzel evresinde..
    Gözlerini açmış gülüyorsun be, bebek!..

    Tuttuğun ellerde güven, dokunan tende umut..
    Senin için kader ne yazar - ne çizer bilmiyorsun be, bebek!...

    Sevda

    Gökyüzü benim için ağlıyor,Gözlerim ümitsizce seni arıyor,dudaklarım senin ismini sayıklıyor,kollarım seni sarmak istiyor ve kalbim yalnız senin için atıyor.
#02.12.2012 16:09 0 0 0
  • Kontrgerilla Nerede?..

    Sabahın ayazında saçlarına çiy düşmüş çocuklara bakarım, gözlerinin içindeki o yalnızlığa, hüzne, acıya...

    Binlerce anayı, babayı, kadını, çocuğu, genci düşünürüm.

    Kenan Evren’i yargılıyor gibi yaparak darbelerle hesaplaşma oyununu sahneye koyanları izlerim.

    Kontrgerilla nerede?

    Savcı Doğan Öz’ü öldürenler, idamla yargılanıp aklananlar!

    Maraş gelir aklıma, Çorum, İzmir İnciraltı öğrenci yurtları...

    O kıyımlar!

    Berfo Ana’yı görürüm düşümde...

    Belki Kars’a kar yağıyordur, Çıldır Gölü buz tutmuştur...

    Yalandan yargılamayla idam edilen Erdal Eren’in, Veysel Güney’in eğer yaşasalardı bugün kaç yaşında olacaklarını hesaplarım.

    Veysel Güney’in mezarı nerdedir, kimse bilmez, aramayı bile akıl edemez...

    Devlet budur işte!

    Karanlık dehlizlerde katiller saklanır ama bulunmaz!

    ***

    Hepimizin kırık dökük anıları vardır, özlemleri, tutkuları, acıları, hüzünleri...

    Kimi zaman canımız yanmıştır, yüreklerimiz alev alev tutuşmuştur gecenin kör karanlığında, tam da yıldızların uykuya yattığı saatlerde.

    Kendi yaşamlarımızla, yazmaya cesaret edemediğimiz öykülerimizle.

    Bazılarımızın genç ölümleriyle yarım kalan!

    Ağlayan!

    Sızlayan!

    Sevgiyi bir yağmurlu günde kaybeden!

    Çocuk ve genç!

    Asker ve sivil!

    Genç yaşta kara toprağa gömülürken, sevdiklerimiz ölürken...

    Ve kuşlar sağanak altındayken, kıyımlardan hesap sorulmazken...

    Neyi, nasıl anlatacaksınız, nasıl yazacaksınız, söyleyin?

    Yargılanır gibi yapılıyor Evren...

    Neredeyse 100 yaşına basacak!

    Oysa Erdal, 17’sinde idam edildi.

    İster istemez gözlerinizi yumacaksınız bir kez daha... Bir kez daha düşüneceksiniz uzun uzun.

    Bir kış çiçeği boynunu bükmüş, size bakıyor kimsesizler mezarlığında o kara toprakta yaşarken.

    Ölüleriniz ise yok!

    ***

    Çoğunluğu 20 yıla sığmış bir hayat...

    100 yıla yaklaşmış bir hayata darbeleri sorarken, o “Uykum geldi, sorunuza yanıt vermeyeceğim” derken, gerçekten uyuyor mu?

    Yargı, siyaset, sen, ben, hepimiz o anda ne düşünüyoruz?

    Hayatı mı, umudu mu, sevgiyi mi, barışı mı, neyi!

    Sınır boylarında nöbet tutan, tuzaklarda canını veren Mehmetler ne yapıyor?

    Yüzde 50’yle iktidara gelenler, barışı, insanlığı, demokrasiyi, özgürlüğü savunur gibi yapıp, toplumu aldatanlar!

    Diyelim ki askeri vesayet kalktı!

    Diyelim ki darbe olasılığı yok!

    Diyelim ki savaş-mavaş yok!

    Şu evrensel hukuk, adalette eşitlik, barış, kardeşlik nerede?

    O, derme çatma evlerde yaşayanlar, yoksullar, şehit aileleri, babasız çocuklar...

    Ya Uludere’ye düşen bombalar, Afyon’daki facia, Suriye’nin düşürdüğü savaş uçağımız, iki genç pilotumuz...

    Neden ve niçin?

    Bu soruları sormaya hakkımız yok mu bizim?

    Hep böyle mi olacak, karanlıktan aydınlığa çıkmayacak mıyız?

    Yalaka gazeteciliğin geçerli olduğu bir süreçte, faili meçhullerin, kıyımların üzerine gitmeyecek miyiz?

    Susup “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mı diyeceğiz.

    ***

    Hayatın çiçekleneceğini, umutlarımızın çoğalacağını beklemekle geçti bunca yıl...

    Bunca yıl darbelerle, acılarla, hüzünlerle geçti...

    Yazılacak kısacık bile olsa öykülerimiz var hepimizin.

    Yazamadık, yazamayacağız da...

    2 aralık 2012
    Cumuriyet
#02.12.2012 16:00 0 0 0
#02.12.2012 15:28 0 0 0
#02.12.2012 08:12 0 0 0
#01.12.2012 23:26 0 0 0
#01.12.2012 22:46 0 0 0
  • Konu: Tutku
    kara oğlan ellerine sağlık ...
#30.11.2012 14:22 0 0 0