Yosun Gozlum

Yosun Gozlum

Üye
05.07.2012
Er
292
Hakkında

  • noimage


    noimage

    noimagenoimagenoimagenoimagenoimagenoimagenoimagenoimage


    Her zaman hissederek benim hayalimdesin,
    Yanıma gelmesen de bil ki sen benimlesin.
    Ne olur sevincime gölge düşürme yeter,
    Şu gönlüm hep seninle neşeyle kalsın yeter.
    noimagenoimagenoimagenoimage
    Sen yanımda değilken bil ki fena haldeyim,
    Çok özlüyorum seni kaçsan da peşindeyim.
    Ne olur yanımda kal durma böyle uzakta,
    Serinlensin yüreğim kalalım bir bakışta.
    noimagenoimagenoimagenoimage
    Gel senin gözlerinle mehtabı seyredelim,
    Aynı havayı senle gel teneffüs edelim.
    Benim dünyamı bir tek gözlerin aydınlatır,
    Bir efsunlu bakışın güneşleri söndürür.
    noimagenoimagenoimagenoimage
    Hanı derler gökyüzü yıldızlar meskenidir,
    Bende kalan hatıran gökkuşağı gibidir.
    Neye baksam sen diye dalarım uzaklara,
    O kapkara gözlerin ışık olur yollara.
    noimagenoimagenoimagenoimage
    Arada bir peşinde durmadan koşuyorum,
    Bana geri gelmesen seni çok özlüyorum.
    Diyorum ki seninle olmasın hiç sabahlar,
    Zaman dursun ki birde kaçsın bizim uykular.

    noimagenoimagenoimagenoimagenoimagenoimagenoimagenoimage


    Şehmus Kartal
#10.07.2012 18:42 0 0 0
  • @ckIN2U adlı üyeden alıntı:
    seviyorum seni...
    yüreğinin inceliğini...
    ve gözlerindeki bitmek tükenmek bilmeyen ışıltını...
    gönlümü okşayışını...
    beni,yüreğimi içten sevişini...
    sahteliklerden sıyrılıp gerçek oluşunu...
    zamansız davranışlarını...
    tepinmelerini bile seviyorum...
    hırçın sulardaki durgunluğunu...
    suskunluğunu...
    kayboluşlarını...
    özleyişlerini...
    hislerini seviyorum içtenliğini...
    yüreğime dokunuşlarını,vuruşlarını...
    seviyorum işte öylesine...
    seviyorum ÖLESİYE...

    ckIN2U
    Orijinali Göster...
    seviyorum seni...
    yüreğinin inceliğini...
    ve gözlerindeki bitmek tükenmek bilmeyen ışıltını...
    gönlümü okşayışını...
    beni,yüreğimi içten sevişini...
    sahteliklerden sıyrılıp gerçek oluşunu...
    zamansız davranışlarını...
    tepinmelerini bile seviyorum...
    hırçın sulardaki durgunluğunu...
    suskunluğunu...
    kayboluşlarını...
    özleyişlerini...
    hislerini seviyorum içtenliğini...
    yüreğime dokunuşlarını,vuruşlarını...
    seviyorum işte öylesine...
    seviyorum ÖLESİYE...

    ckIN2U


    muhtesem.tanidigim,bildigim bir tat..abi'm..
#10.07.2012 18:13 0 0 0
#10.07.2012 12:30 0 0 0
#10.07.2012 12:23 0 0 0
#09.07.2012 13:08 0 0 0
  • noimage
    Çıkar beni kendinden kalansız olsun bu ayrılık!

    Adı yalnızlık…

    Adı hüzün…

    Adım adında başka bir şey…

    Kül rengi bir şiir yazıyorum sana. Hiçbir dize birbirine uymuyor. Yüreksizim, sensizim. Dört yanlışla birlikte işaretlenmiş bir doğru gibiyim. Her şekilde düşüyorum gönlünden. Götürüyor beni, yanlış işaretlediklerin senden.

    Öznesi gizli, yüklemi ağır cümleler peşindeyim. İsmine vuran harfleri cümleleştirmeye kalksa kalemim, satırlar dar gelir alır başımı çeker giderim. Geri dönüşü olmayan gidişler tutturmak isterdim. Arkamda kalan kimse olmasın. Trene hep beraber binelim, garda el sallayan kalmasın. Ve kimseye kalkmasın ellerim.

    Sükûtuma lâdes cümleler peşindeyim.

    Kalem kalbime değiyor, acıyorum en kanayan yerimden. Tuz basmalı bu yaraya diyorlar, dağlamalı en kör yerinden. Kendinden geçene kadar ağlatmalı.

    Gözyaşına sürülmüş üç harftim ben. Konuştun da düştüm dilinden. Suçüstü yakalıyorum gözlerini. Sus bana en konuşkan hecelerinle.

    Utangaç bakışların hala ilk gün ki gibi… Rahleme koyduğun gözlerini Kıraat ediyorum nicedir. Gönlünü hatmetmeye geliyor bu yürek! Çevirdiğin sayfalarımı ezberine çek! Kutsal bir kitap niyetine hıfz ediyorum seni.

    Sensizlikten biçtiğim yalnızlık kumaşını yamıyorum yüreğime. Bu yalnızlık nereye götürür beni, daha kaç nefes aldırır sensiz böyle.

    Hâlbuki ruhumla hissetmek istemiştim seni cümle cümle. Tüm satırlarda sana varmak istemişti her kelime. Menzilimi sana ayarlamıştı bu yürek vurgusu. Artık yürek yanılgıları da mı beni buldu? Aklımı kalbime mukayyet eyle! Şifa niyetine değil, aşk niyetine gel kapıma! İyileşirim sen olmadan da ben. Gelirim kendime yine. En deli yerimi aklıma satıp, kalbime dem vururum yine! Gelme, sakın gelme! Korkarım ki gelirsen, yine beşerde kalır cümlelerim, ilahiye ne zaman ulaşır temennilerim?

    İki düğüm arası bir yalnızlık…

    Hangi tarafa yönelse kalbim, çıkış yok, “mahkûmiyetin kimsesiz bir yalnızlık” diye zılgıt çekiyor kör olası düğümler. En çözülesi yerlerinden körleşiyorlar bana. Düğümlerle, hele ki çözümlerle aram yok bu ara! Gelmesin kimse, gelmesin yanıma. Tek kişilik yalnızlık çekmeye alıştım ne de olsa! Arkana saklıyorum düş artığı yalnızlığımı.

    Ölüm iyiliği çökmüş üzerine ya, arkana bakmak gelmiyor aklına. Gönlünde çıkardığın hangi isyan tahtımı yerinden oynatır ola? Şerefi, yerlerde sürünen bu kenti kaldırmıyor kalbim daha fazla. Taş bas bağrına, taş basta anla beni biraz da! Hangi taş yamanır kalbine ola? Katran karası bir aşk yaşadın sen ne de olsa!

    Şimdi, sözün ağıtında bekler cümlelerim. Gözyaşımı silecek bir mendil arar kelimelerim. Hâlbuki gözyaşım kadar bile kıymet biçmemişti sana sözlerim. Kalemim, “bitti” yazar çeker giderim. Silinmek istiyor bütün yazdıklarım, firar etmek istiyor kalemime takılan tümceler.

    Eteklerini topla gönlümden, ziller takıp saçlarına savur yarınlara. Sesine aşina kulaklarım seni bulur nerde olsan da. İçime batıyor bu sevda, çıkaracak yok mu seni içimden? Öyle bir cümle yazılsın ki senin adına, bir gölge gibi süzülüp içimden, ak başka diyarlara.

    Şimdi geriye dönüp bakma zamanı, hep ilerisini görenlere inat, geriye dönmeli tüm cümleler. Eskiye ait ne varsa yeniden yazılmalı. Yanlış yazmışım ben bu aşkı. Tekrarlamanın ne manası var diyenlere inat, nakaratlara düşürmeli bu aşkı… Yirmi dokuz harfe dar gelip, üç harfle genişleyen gönlümüze inat, unutmalı beşeri tüm aşkları… Ama olmuyor işte! İnadına genzimi yakıyor bu aşk, içimi kavuruyor. Vahası kaybolmuş çöller düşüyor payıma yine.

    Güçlüydüm ya hani ben, heybetli duruşum erirdi ya gözlerinde! Sustun bana en derinden, konuşturmadı seni hiçbir kelime. Yaşanılan bir sessizlik senfonisidir şimdi. Sen sükûtu kıt çığlıklara aldanma sakın! Ölüm artığı sessiz düşlerin pençesine düşmesin gözlerin. Kan çanağı olur, ağlamaktan yüreğin.

    Kendine benim için gülümse bugün, sitemle zehirlesem de sözleri, aldırma sen bana.

    Kalemin ağırlığı altında ezildiğindendir yüreğim…

    Dur gitme ama! Sana söyleyeceklerim bitmedi daha.

    Sadece, aşk durdu boğazıma!

    Gülnaz ELİAÇIK
#09.07.2012 00:10 0 0 0
  • Yüzüm yüzüne, gözüm gözüne değmedi hiç…

    Ne sözüm sözüne, ne de gönlüm gönlüne yakın geçmedi…

    Ne seni aradım, ne de beni bulmanı istemedim hiç…


    etkileyici.
#08.07.2012 00:32 0 0 0
  • Konu: Fark ettimki
    Farkettimki onca zamandan sonra nete dondüm ve hiçkimse bıraktığım gibi değil.. Birzamanlar ornek aldıklarım saygı duyduklarım ne kadar baskalasmislar... Donmesemiydim...hatıralarımda oyle kalsalardi keske.
#07.07.2012 19:16 0 0 0
  • Butun sayfayi okudum, tek tek satir satir..
    Abi'm..
    Soylenecek cok sey var.Soylesemmi bilemedim.
    Ama sendeki bu duygu yogunlugu,inanilmaz.
#07.07.2012 12:31 0 0 0
#07.07.2012 12:19 0 0 0
#07.07.2012 00:26 0 0 0
  • @ıssızada adlı üyeden alıntı:
    noimage




    Artık ne gözyaşımda
    Ne de ıslak sesimde bulacaksın sevgimi.
    Sustum
    Ve gömdüm duygularımı...
    Nedensizliklere sarıldım da
    Büküldü omzum
    Dayanamadı yüreğim.
    Sustum can tanem
    Kilitledim dişlerimi
    Sıktım yüreğimin dudaklarını
    Ve sen olup da
    Kıvrandım acılarına...
    Dokunma yüreğime
    Kanı çekildi damarlarımın.
    Dağlar acıdı
    Yağmur sustu
    Duyan yasta...
    Şimdi ey canda canım
    Unutmadan sendeki beni
    Vermeden düşlere kara sevdanı
    Kapat gözlerini ve
    N'olur dökmeden gözyaşlarını
    Düşün bu sevdanın aslı ne?
    Hangi rüzgar dağıtabilir ki duygularımızı
    Hangi kalem yazabilir ki iç sızımızı
    Hangi okyanus saklayabilir ki ağıdımızı
    Hangi şarkı anlatır ki aşkımızı
    Hangi yürek anlayabilir ki bizi?
    Sustum candamarım.
    Sustum sen bilirsin beni...
    Ben bilirim seni.
    Biz bir avuç toprakta eş olduk
    Biz bir damla gözyaşında sel olduk
    Biz gurbetin Türküsü olduk.
    Dinle...
    Sessizliği dinle
    Ve
    Suskunluğumda bul benliğimi..
    Orijinali Göster...

    Nedensizliklere sarıldım da
    Büküldü omzum
    Dayanamadı yüreğim.


    Begendim...
#06.07.2012 23:56 0 0 0
#06.07.2012 23:43 0 0 0
  • Mavi bir yalnızlıksın bende. Denizden rica ederek aldığım bir emanet yüreğimin saklı koyunda. Susmak istemesem de susuyorum ve kızıyorum zorunlu uzaklıklara. Bir yanlışlık olmasın, elbette barıştım aşkın yabancı, huysuz ve uzak diliyle. Ama yine de ağır geliyor bazen palamarı çözmek ve açılmak kıyısız limanlara. İnsanız sonuçta, an geliyor özlüyoruz konaklamayı, kalmayı, “kal” denmesini. Kim istemez yorgunluğunun sıcacık ellerle temizlenmesini?..İstemem deme, yüzünden aktığım gün sana değdi düşlerim, yüzümde resimlenmedin, deme.

    erimemek adına bütün şeker biriktirmelerim
    siz bilmezsiniz, ben bilerim acıları
    kanatmadan

    Ağlara takılan ağlamalarım kadar genç kaldım vedalarda. Balıkçı motorlarına sakladım huysuz bekleyişlerimi. Sabah ezanlarında sabahladım ve tazeledim umutlu dualarımı. Kimseler görmedi birikmişliğimi, evinin önünü süpüren, yetmiş yaşını saçlarında gizleyen Anna teyze bile. Dilinden düşmeyen Rum türkülerinde ağladım, anlamını çözemediğim kelimelerin ağıt yakan seslerinde. Bilir misin, şarkılar her dilde anlaşılır, her dilde aynıdır sevmeler.

    Şiirlere gömülüyor dudaklarım, mısralar boyu yalnızım işte, tıpkı mavi bir yalnızlık oluşun gibi bende. Engin Turgut yazmasaydı, ben de aynı şekilde sana dökülebilir miydim sence?

    “size her gün zarfsız mektuplar yazar,
    gönderemediğim için pula dönerdim! siz

    acı bir şarap, zalim bir bahane, başkasının
    kuğusu değil miydiniz?”

    Ya geç kalırız ya da erken geliriz hayata, aşk adına başka yollara sapmak, başka göllerde yüzmek hep mavi yalnızlıklar adına. Göndermediğimiz, göndermeyeceğimizi bildiğimiz ama yine de yazdığımız pulsuz mektuplarda akarız sevgilinin kuytularına. Çünkü mektuplarda bize aittir aşk, başka kollarda olduğunu düşünemeyeceğimiz kadar. Çünkü sevmeler, kalemimizden damlayan bir duadır inatla beklenene, gelmeyecek olsa bile. Sen de bir duasın dilimde, mutluluğun için her gece yüreğimden gökyüzüne gönderdiğim masum sessizliğim işte.Bu defa aklıma Akgün Akova düşüyor; “ sevişmeden seni seviyorum diyen kadınların sevgisine inanmıyorum” diyor. Haklı sevda direnişi, anlamlı bir sürgün ten çıkmazlarında, aleni bir itiraf. Ama sen bana inanabilirsin tüm kalbinle. Sadece bedeninle değil, gözlerinle, ruhunla, sessizliğinle, yorgunluğunla ve direnişinle, arlı arsız kelimelerinle, kırılgan teninle, masumiyet abidesi uykunla, hala okulu kıran çocukluğunla, sevimli haylazlığınla, gülüp geçtiğin sakarlığınla, inadına aşk kokan uzaklığınla seviştim, seninle beraber Sen nehri gibi akan kahkahalarınla. İşte bu yüzden daha çok inanabilirsin seni sevdiğime, sensiz isimlenen sevişmelerime. Mavi bir yalnızlıksın, dudaklarımda tazelenen ruj izlerinde.

    Ağlamak istiyorum ama sıkışıp kalıyor göz yaşlarım derinlerimde. Benimle hep uğraşan hayatı sevdim ve bu yüzden sevginin acı tarafında yıkılıyorum bazen. Özlemlerimin hep uzakta olması büyüttü belki de yüreği ama artık büyümekten de yoruldum. Özne olmayı beklediğim cümlelerin yükleminde sıkışıp kalmak terletti belki de. Ellerim kavuşmaya meyilli, yani sana, yani özlediğim her uzaklığa. Ertan Mısırlı yanaşıyor yanıma, Cemal Süreya’ya seslendiği kelimeleriyle;

    “aşk dedim sana Cemal abi!
    ırmağa ilk taşı atan sendin
    sakladım içinde suyun sesini
    bu yalnızlığı ben istemedim
    kalbim, alışmalısın daha büyük sarsıntılara”

    Canım sıkılıyor ve canımın bir posa haline getirilmesi kimsenin umurunda değil. Zaman zaman kapıma uğrayan gitmek arzusu yine zile bastı, açıp açmamak konusunda kararsızım. Ne istediğimi sorsan, gitmekten yana olduğumu belki de en saf haliyle sana itiraf edebilirim. Nereye mi? Kendime gitmek istiyorum. Düşlerime, dokunmak istediklerime, koynunda kalmak istediğime, huzura...Beni benden alan sende dinlendirebilir misin? Bak ne diyor Oğuzhan Akay, “ sen büyük bir aşka halayıksın çocuk / benimse gidecek yerim yok kendimden başka” Beni elimden tutup kendime getirir misin? Mavi yalnızlığım, benden yana düşer misin?

    seni sevmelerin portakal durağındayım
    soydum düşlerimi
    çıplak sensizliğim çarptı aynaya
    kapattım ellerimle yüzümü,
    acıtmadım

    Nerede yüzüm gülüyorsa biraz da oralıyım. Terminaline girdiğim her şehirde bir bakış bıraktım sulanmak üzere. Yine de bilmiyorum nereye ait olduğumu, aitlik diye bir şey var mı yalnızlığım? En çok İzmir kucakladı beni, en çok İzmir sarıldı, en çok İzmir bekledi, belki de bu yüzden en çok İzmir’in kadınıyım. Birinin kadını olmak yaraları temizler mi süt dökülmüş dilim? Deli kanlı umudumun tahliyesi için bir imza da sen verir misin? “belki değil mutlak umudu paylaşırdık” diyor Düş Sokağı Sakinleri, umudumu beklerken duvara benimle çentik atar mısın? Mavi yalnızlığım, umudumu paylaşır mısın?Kalemi de şarkıları kadar keskin kadın, Umay Umay, nasıl da güzel döküyor aslında benim de dökmek istediklerimi;

    “..sana iyi şeylerden bahsetmek istiyorum, iyi olan şeyler, iyi ve uzun olan. Bizi sevgi dolu ve güçlü yapan şeyler. Gülmeyi yeni öğrenen bir kız çocuğu gibi acemiyim. Sana anlatacak doğru dürüst bir gerçek ya da avutacak kadar güzel bir yalan bulamıyorum. Sadece seni hayatımda üç kez görmüş ve unutamamış olabilirim. Sadece seni sevmiş olabilirim..”

    Sabah olmak üzere, birazdan gün doğacak tatlı sessizliğiyle. Uzaktasın, senin yürüdüğün sahilde de gün aydınlanmak üzere mi acaba? Öyleyse yeni doğan gün için benim adıma bir ‘merhaba’ bırakır mısın denizin kenarına?

    Ne çok susuyoruz, ne çok ama. Oysa kelimelerimiz var dolu dizgin, gözlerimizde yazılan hikayeler var, koşarak gelip de bize sarılan imgelerimiz var, gülüşlere bağışlayan lirik sarhoşluğumuz var, ıslak öpüşlerle kutsadığımız şiirler var...Ne çok susuyoruz, ne çok kalabalığız ama. Neyi özlüyorum, neyi arıyorum diye düşünürken, sessizce yanaşıyor yanıma Yılmaz Odabaşı, başımı sallıyorum geçerken kelimelerinin içinden: “....sonra gelip geçen her sabahla öyle susadım ki yüzüne yokluğunda...yüzünü özledim, yüzünü... anlasana...” Derin bir yanıt bırakıyor suskunluğumda, yüzünü ararken beyhude bir özlemin içinde. “ İnsan sevince birdenbire ağlıyor”, diyor, insan sevince birdenbire susuyor belki. Birdenbire susturuluyor belki de. Mavi yalnızlığım, yüzünü özledim, yüzünü, anlasana.

    Şarkılar geçiyor yüreğimden, usul usul, uslanmadan, dalgalanarak kimi yerde. Uzakları getiriyor, eritiyor, dinlendiriyor, en azından bir süre. En azından şarkılar var mavi yalnızlığım, en azından yalnız değilim notaların içinde.

    söylediğim bütün şarkılar sarhoş
    yalpalıyor notalar dilimde
    şişeleri ben değil,
    çocuklar devirdi ve kaçtı
    yalanlarım ergenlik çağında, bakire

    Yalnızlık aslında en kalabalık anlarımız değil mi zaten. Düşlerimizin kulaç attığı zamanlar, kuşların göğsümüzde uçtuğu, denizin bedenimizde köpürdüğü, vedaların elini uzatamadığı zamanlar değil mi? İstediğin yere gidebilirsin, istediğin kadar uzakta durabilirsin, istediğin kadar susabilir ve istediğin koyda kalabilirsin. Beni merak etme, şarkılarım ve gülümseyen yalnızlığım var. Deli eden yansımalarım, her gün yeniden ‘merhaba’ diyen yüreğim, sapına kadar haylazlık kokan çocukluğum var. Sanki sesimi duymuş gibi konuşuyor Azime Akbaş, sesime ses verir gibi;

    “mor özlemlerin dağınık yüzlü masalıydın sen
    söylenmeyen
    iri ve maviydi zamanların
    yıldız yıldız özlemdin, vuruldum çocuk tavrına”

    Artık kabuğuma çekiliyorum dökmek için eteğimdeki şiirleri. Dudaklarımı ıslatan taze gülümseyişler doğuracağım seni içimde sonsuza dek koruyarak ve kor vedalardan alabildiğine uzakta tutarak. Sen sus ama yüreğimdeki sesine dokunma, o hep konuşmak isteyecek. Biz böyleyiz, düşler ve düş sesleri içinde, kırılgan yanlarımızı bileyerek, sevgiyi keskin tarafından yaşamayı seçeceğiz. Biz, düşlerim ve ben, seni durduk yere özleyeceğiz. Mavi yalnızlığım, özlenmek seni rahatsız etmez değil mi?

    balıklara kanat takarsak, uçururlar mı bizi suların karanlığında,
    merak ediyorum
    komik aldanışlar kulübünde şarkı söylemiyorum artık,
    sana söylüyorum

    gelmeyeceğini bilerek beklemektir aşk!
#06.07.2012 23:31 0 0 0
#06.07.2012 23:16 0 0 0
#06.07.2012 22:28 0 0 0
#06.07.2012 15:54 0 0 0
#06.07.2012 15:54 0 0 0
#06.07.2012 15:53 0 0 0