düş hekimi Şiir Dünyası

Son güncelleme: 26.05.2013 21:12
  • S.O.S diyorum sana; bir bir imdat çağrısı değildir.
    Mors alfabesine indirgenemeyecek kadar derinden,
    şu an yüksek rakımlı hislerimle konuşuyorum.
    Beni anlamak için sözlüklere, deyimlere başvurmamanı öneriyorum.
    Hiçbir dile çevrilememiş ön veya yüzeysel sezileri sezileri
    biraz olsun ifade etme kaygısı ile türkçeye tercüme ediyorum;
    S.O.S diyorum, bu bir imdat çağrısı değildir tekrar ediyorum.
    Saklanmaya özen gösterilmemiş bütün kırılgan tanımları
    hoyratça savuranları kendi nezlimde esefle kınıyorum.
    İnsanın güveni her zaman boşa çıkartılmamalı elbette,
    desteksiz de ayakta durulabilmeli fırtına içindeki gemilerde.
    İşte en çok bu yüzden belki sadece sana seslenme amacıyla
    S.O.S diyorum; bu bir imdat çağrısı değildir
    ayrıca tekrar tekrar tekrar ediyorum.
    Yanlış anlamana müsade etmek istemiyorum,
    hayır mıdır şer midir diye de sormuyorum;
    s.o.s diye haykırasım da var aslında ama işte korkuyorum.
    Bu içtenlikle söylenme oranı günümüzde az olan
    şiddetli zincirleme isim tamlamalarının hepsini
    sırf senin için bir araya getirebilirim diyorum.
    S.O.S ki anlamak için konuştuğumuz dilin yardımına
    yahut benim yardımıma ihtiyaç duymaman gerektiğini
    en az senin kadar çok iyi biliyorum...


    ben bu sözlerin arasında kaybolup gittim,kapıldım akıntısına içindeki derinlğin.
    S.O.S... diyorum,çıkarmı bir daha su yüzüne bu kalem bilmiyorum?

    TEŞEKKÜRLER.
#07.08.2011 19:10 0 0 0
  • noimage

    Hadi şimdi biz seninle oturalım karşılıklı;
    söyleyecek çok sözümüz olduğunu alenen belli eder,
    bir iki de kenetlenme krizi geçiririz bakışlarımızdan yana.
    Kalbin ritminin böylesine konuşması,
    yani monotonluğa direnmek amacıyla,
    belki sadece itiraf etmek için
    sektelerden olma bir zincir yapması beklenebilir mi?
    Bunu soralım hiç utanmamacasına.
    Iraksak bir damak kuruluğunu bozma niyetiyle
    yaklaşsa da bastırılması güç heyecanlarımız,
    bizim neden hala ayrılık şerbetiyle demlendiğimizi
    anlamaya çalışalım içten içe sitem ederek.
    Herkes bahanesi bol sevmelere balıklama atlerken,
    sebepsiz sevmelerin
    ne kadar kuvvetli ve şiddetli olduğunu tartışır,
    düşük bir olasılık olsa da belki bir sonuca varırız.
    Hatta insanın sadece üzüntüden
    ne hallere düşeceğini sorgular,
    kendimizden örnekler veririz;
    insanın mutlu ve huzurlu olarak
    ve de bunları doğru zamanda,
    doğru yerde, doğru kişiyle kullanınca
    bilinen bütün dertlere çare olabilmesini hesaplarız.
    Biz seninle iki iç savaşı sonlandırıp
    dünyaya yeni bir savaş açarız.
    Belki koca bir devri bile devirebilir,
    bilinen bütün tanımlamaları değiştirip
    adem ve havvadan beri rengi soluk aşka
    yeni bir soluk getiririz.
    Belki de bir cümle ararız, belki iki kelime yeter..
    Tek kelimeye de sığınabiliriz,
    hatta tek heceye kadar çıkarırız arayışlarımızı.
    Ama sadece konuşmaya başlayarak bulabiliriz dermanımızı.
#28.09.2011 16:24 0 0 0
  • Hani bir ezgi vardır da başındaki melodi yalnızca içine işler diğer kısımları sadece sahne, sadece geçen saniyeler ve alelacele yetişmelisin yüreğine o bıraktığı ize dokunmalısın.. dokunmak yasak hissetmelisin sadece ve yasaklar dikiliverir ya karşına bir bedene et giydirmişler parçalayamazsın bakakalırsın yüzün düşmüş zemine göremezsin susmak yasak konuşmak en büyük suç.. çaresizsin ve bir şeyler demelisin kendine .. hemen yetişmelisin o şiir durağına.. öyle bir şiir olmalı ki utanmalı o ezgi ve o gece .. Sen başı dimdik durmalısın .. öyle olmalısın evet.. buyur bir de burdan yak .. Mecbursun...
    Sen en iyisi beni söyletme .. hissettiklerim dile gelemeyecek kadar anlatılması zor bir karanlıkta..
    Ama sen şairsin konuşmalısın şiirlerinle..
    Var olsun yüreğin ..
#01.10.2011 04:29 0 0 0
  • Sen konuş dedikçe konuşacağım... Sen hissettikçe ben dökeceğim cümlelerimi önüne... Varlığını ve cümlelerini esirgeme yeter ki.. Hep yanıbaşımda ol
#01.10.2011 11:46 0 0 0
  • Biz seninle iki iç savaşı sonlandırıp
    dünyaya yeni bir savaş açarız.
    Belki koca bir devri bile devirebilir,
    bilinen bütün tanımlamaları değiştirip
    adem ve havvadan beri rengi soluk aşka
    yeni bir soluk getiririz.
    Belki de bir cümle ararız, belki iki kelime yeter..
    Tek kelimeye de sığınabiliriz,
    hatta tek heceye kadar çıkarırız arayışlarımızı.
    Ama sadece konuşmaya başlayarak bulabiliriz dermanımızı.



    Beğeniyle okudum satırları,yüreğine sağlık:)



    noimage
#02.10.2011 17:29 0 0 0
  • beğenmene çok sevindim, hazırladığın grafik de çok hoşuma gitti eline sağlık (: siz değer verdikçe ben yazmaya devam edeceğim
#03.10.2011 06:30 0 0 0
  • teşekkür ederim:) emin olun bizde keyf'le okumaya devam edeceğiz;)
#04.10.2011 20:12 0 0 0
  • noimage

    Sıradan bir günün sıradan telaşı içindeki
    sıradan koşuşturmacalar arasında seçti seni gözlerim.
    Hayatın olağan gidişatına karşı çıkar vaziyette belirdiğindendir belki
    kanıma bu kadar hızlı karışmanın gizemi.
    Ben uçurumdan kendini bırakan büyük bir heyelanın
    yer çekimine karşı koyamayışı gibi
    engel olamadım seni sebepsiz sevmelerime.
    Uzaktan görüp de doruklarında soluklanma hayali kurarken,
    insanların o sadece dikenli bir yükselti dediği
    dağ gibiydin içimde bütün ihtişamınla.
    Gecelerime baskın yapmaya başlayınca hayalin,
    teslim oldum beni benden götürüşlerine.
    Engel olamadığım, olmak istemediğim,
    engel olmayı düşünmediğim bir muamma oldun hislerime.
    Gece yerine sen çökmeye başlayınca akşam güneşinin üzerine
    ve sabaha karşı ansızın uyandığımda sadece benim için
    güneş yerine senin tek bir gülüşünle aydınlanınca gün,
    itiraf ettim seviyor olduğumu kendime.
    Başka sevdaların yamacında kendini ararken
    bu denli aşkın içinde olmayı kaldırıp kaldıramayacağını sorgulamıyordum.
    Ben sadece bakışlarındaki güzellik ve derinlikte
    kendime yer arıyordum asla bana ait olamayacağını bile bile.
    Sen sebep soruyordun bunlar niye diye;
    ben ise sebepsiz sevmelerin ne denli güzel olduğunu
    tüm dikkatimle izah etmeye çalışıyordum.
    Ama senin bildiğin ve yaşadığın şekliyle anlatmak için
    sana gülüşünden ve sende beni tamamlayacak olan huzurdan bahsediyordum.
    Sana benden başka kimse böyle değer veremez,
    çünkü bunun adı aşk diyemiyordum.
    Sadece sen beni biraz olsun anlamaya başladığın için mutlu oluyordum.
    Gökyüzünde özgürce dolaşmaktan farksızdır
    gözlerinin derinliğinde kaybolmak, biliyordum;
    ama o derinlikte bana bakmayacağını bildiğimden,
    bakmaya korkuyordum hep.
    Ve kokunu bile bilmiyordum henüz.
    Açıkçası kokunu bir kere aldığımda
    bütün çiçeklerden vazgecerim diye de korkuyordum.
    Sana asla kavuşamayacak olmanın,
    hatta beni sevmeyecek olmanın hüznüne kendimi hazırlarken
    yine senin varlığından haberdar olmamla birlikte kazandığım umuda sarılıyorum.
    Sonbaharın ortasında çırılçıplak kalmış bir aşkı
    yine dostluk hırkasıyla ısıtıyorum hayatta tutmak için...
    Dost, arkadaş, sırdaş, kardeş, sevgili
    veya sadece bir insan olarak;
    nasıl olduğu farketmez, ben seni çok seviyorum.
#06.10.2011 22:54 0 0 0
  • süperdi yine teşekkürler..
#06.10.2011 23:08 0 0 0
  • okumuş olmanıza ve beğenmenize çok sevindim (:
#06.10.2011 23:42 0 0 0
  • Ne kadar sade ve güzel bir şiirle dile gelmişsin Düş Arkadaşım...
    Bunu okurken bir yandan da öğüt verdim kendime .. Sorma! sorma sadece yaşa! diye ..
    Mutlu ettin =)
    Yüreğine sağlık..
#07.10.2011 01:27 0 0 0
  • ellerine sağlık
#07.10.2011 06:44 0 0 0
  • beğenmeniz beni çok sevindirdi.. (:

    bunu farklı kılan bir şey var, bunlar yazılan kişi tarafından okunacağı bilinerek yazılmış hatta direk ona yazılmış ve burada paylaşılmış sözler (: tabi her zamanki gibi karşılıksız sözler (: sadece bana ait hisler...
#07.10.2011 18:35 0 0 0
  • noimage

    Ruhumun sana olan teslimiyetinden anla,
    ben sana telsiz duvarsız bir ülke sundum.
    Sonbaharın getirisi olan sarı yaprakların
    vaktin geldiğini haber etmesinden anla
    yağmurların bizi sırılsıklam edeceğini.
    Huzurun beşiğinde durduğunu kabullenmek
    yapabileceğim en uzak şeydi sana karşı
    senden uzak durmamı istediğinde
    sözlerinde huzur bulmaya çalışmamdan anla
    Uykunun neden senden önemsiz oluşunu sor bana,
    senli yürek çarpıntılarının beni dinlendirdiğini
    bir sonraki gün ayakta duruşumdan anla.
    Sen kanıma işlemiş, damarlarımda dolaşırken
    sana söylediğim bütün sözlerin yetersizliğinden
    ve de böyle iştahla konuşurken seninle
    sessiz kaldıklarımın ne kadar da çok olduğunu anla.
    Sevgine duyduğun saygının bana tanıdık geldiğini
    en çok da bunu önemsediğimi bilmene gerek yok;
    senin için rahat olsun diye geri adım atışımdan,
    seni aklımdan boşaltıp yüreğime dolduruşumdan,
    benliğimi kaplamandan kurtulmaya çalıştığımdan anla.
    Sana dair öyküler birikiyor hafızamda;
    ne kadar güzel söz varsa sana adıyor,
    içimdeki bütün yaşanası, yaşatılası hisleri
    sana mal edişimden anla Ay'ı bile kıskandırışını.
    Kır bahçelerinden yayılan kokuları da
    yağmurun toprakta bıraktığı izleri de
    nasıl sönük bıraktığını anlatamam belki;
    kokunu duymayı böyle arzuladığımdan anla.
    Senden uzakta olmanın, seni görememenin
    gözlerimde oluşturduğu halkaların sebebini,
    yani görmeye değer pek az şey içinden
    neden seni beklediğimi bilmiyorsan,
    ellerinin dokunduğu herkesi ve her şeyi
    yüreğimin yanarak kıskanmasından anla.
    Sensiz geçen zamana yakınmaya hakkım yok,
    belki sana söylemeye de hakkım yok;
    seni ne kadar özlediğimi anlamak için
    duyduğum sevginin derinliğini kavra.
    Herkes karşısındakine aynılarını söylüyor olsa bile
    yüreğine dokunmuyor olduğumu iddia edecek haldeysen
    bu cümleler bütününün satır aralarında oluşundan
    aksinin ispatını her zaman sunabileceğimi hatırla.
#09.10.2011 18:24 0 0 0
  • noimage

    Seni düşünmekten alamamışım kendimi,
    aklından bir sayı tut dediklerinde bile
    bunu yapmama engel olmuşsun.
    Saatin kaç olduğuna bakmaya kalkıştığımda
    senin geleceğin saati bilmediğimi hatırlamışım.
    Sadece beklemeyi bilmişim bir film arası gibi
    kaldığın yerden devam edeceğine inanmışım,
    sen hep birkaç sahne sonradan göstermişsin kendini.
    Kendi sıradanlığımda senin sıradışılığını aramışım,
    aklım, düşlerimi böyle ele geçirmene seyirci kalmış da
    sen yerlere göklere sığdıramadığım çocuksu huylarımı
    tek bir bakışına mahkum bırakmışsın yaralamadan beni.
    Gökyüzünden düşen her su damlasının yere çarpışında
    senin sesin yankılanmaya başlamış artık;
    bir gece ansızın uyandığımda adını bahşedip
    konusu senin sesinin güzelliğinden önemsiz şeyleri anlatmışsın.
    Yanlış şeyler yaptığını düşünürken kararsız
    içimi parçalamışsın içimdeki sana zarar vermeden.
    Ben seni her seferinde eksik anlattığımı düşünecek kadar
    derinden hissetmiş ve koşulsuz sevmişken
    sadece bir hayalden ibaret olduğunu söylemeye çalışmışsın.
    Satırlarda hep eksik kalmış, aklımdan bir türlü çıkamamışsın...
#09.10.2011 20:48 0 0 0
  • şiir çok güzel olmuş ellerinize sağlık:)
#10.10.2011 20:13 0 0 0
  • noimage

    Ciğerlerim isyan ediyor sensizliğime,
    diyaframım ne kadar çabalasa da
    sensiz aldığım tek bir nefes helal olmuyor
    yaşamsal kaynaklara muhtaç dokularıma.
    Sensizliğin hırçın kokusu sarıyor ortalığı,
    tek bir çiçeğin dahi kokusunu duyumsamaya
    baharı neşeyle karşılamaya dermanım kalmıyor.
    Yanımdan eksik oluşun acıtıyor bugünümü,
    eksiksiz bir sızlama yankılanıyor dünümde;
    geleceğine dair geleceği avutmak zorunda kalıyorum,
    her yeni güne yeni bir umut sıkıştırıyorum senle ilgili.
    İçimdeki yaşama hevesi günden güne azalırken
    sevgim büyüyor karşılıksız ama mütemadiyen.
    Sana susayan bir iklime geçiş yaparken ruhum,
    yüksek rakımlı hislerin buzulluğunda çığa dönüyor,
    sensizliğin uçurumundan aşka çoğalıyorum.
    Her şeyimsin dediğim günden beridir
    hiçbir şeyden tat alamıyorum...
#28.10.2011 23:31 0 0 0
  • noimage

    Aşk bir yüreğin neden ve nasıl attığını anlamasıdır,
    bir amaç ve anlam yükleme kargaşasıdır,
    aşık olunan güzelliğe dair.
    Bütün bilincini ve geleceğini ona adayıp da
    ne yapacağını şaşırmaktır,
    yapılan her hatanın, her kusurun ardında
    iyi bir niyet aramaktır.
    Bir okyanusu anlamak için en derin yerine
    dalmaktır sonunu düşünmeden,
    boğulmaya yakın olduğunu hissettiğinde
    bunun huzur verdiğini hatırlamaktır
    çünkü aşk bilinen en kutsal amaçtır.
#28.10.2011 23:35 0 0 0
  • noimage

    Kendimi affettirmeye çalışmak için
    ne yapmam gerektiğini bilmediğim bir vaziyetteyim.
    Sırf sen yanlış anlama diye
    sıradan cümlelerin
    her yere çekilebilecek anlamlarını terketmekte,
    şiirlerin kesin anlamlarına sığınıp
    senden bir tebessüm beklemekteyim.
    Kalbin rotasını gözlerinden alamadığımı
    anladığım andan itibaren,
    yani seni ilk gördüğümden bu yana
    unutmuş olduğum bilincimin
    yüreğine teslim oluşunu seyretmekteyim.
    Gözlerinin yeşilinde boğulup gökyüzüne erişmekte,
    bir yağmur gibi yağıp saçının hep teline,
    bu huzurdan vazgeçmemek için dinmemekteyim.
#28.10.2011 23:38 0 0 0