Bir adım kadar yakınına gelmişken bile
hiç bakmak istemiş miydin bir yüreğe;
öylesine deli çarpıp, öylesine zararsız..
Anıların vardır belki, yüzüstü bırakılmışlığından
avuçlarına arta kalan birkaç sahneye dair.
Ya da henüz tanımamışsındır gerçek bir kalbi;
ve hissetmemiş ve bilmemişsindir
elini üzerine koyduğunda ritminden duyulan,
sen bilmesen de sana kurulmuş düşleri..
Yorulmuştur gözlerinin yarına bakış açısı
başucunda duran umutlarını kaybetmiş olmanın,
kaybolmuş olmanın asalet dolu tedirginliğinde..
Yine de belki direnmişsindir kendine, kaderine..
Yakından bakmak istemişsindir bir yüreğe
ya da görmeği istediğin bir yüreğin hayaliyle
nice okyanusları kurutmuşsundur elbet gözlerinde..
Tesekkur ederim Sahin cagrima cevabin icin, yine bir hekime yakisir sekilde cok guzel dusler gormussun. Hekimligine bereket.
Nice okyanuslari kurutmussundur gozunde.
Bir damla gozyasina yuregimi talan etmisken ben.
Bu gozyasi gecenin yalnizliginda, sana da yeter bana da.
Bogulmak icin...
İtiraz etmene bir anlam veremem,
dilinden damlayan o sözcükler
benzeri görülmemiş birer deliydiler..
Köprünün direklerine sarılmış
intihar bombaları gibi birer birer
nerden geldiği meçhul, belirsizdiler...
Senin sol elinin en kalın çizgilerinden
ruhumun yanağına atılmış bir tokadın
gurursuz ama mütemadiyen izleriydiler...
Sorgu sual etmeden samimiyetine
nasıl sevdim, nasıl gönül verdim sana;
nasıl da kıydın birkaç kelimeyi yan yana getirip
yıllara sığdırabileceğimiz bir sevdaya...
Akıl, yürek almaz bir yıkımdı ya hani;
"neden geldin?" diye soruşunun ardından
kurduğun, yıktığın tüm umutların kemik sesleri
aşktan anlamadığının birer deliliydiler...
Gözlerinde kalıyorum senden her kaçış deneyişimde.
Zincir gibi kalbime dolanıyor çelişik edaların,
ne sana gelmeme iznin oluyor ne de çekip gitmeme.
Korkarım ki tek bir su damlası yetiyor sebebini bilmesem de
sönmez dediğimiz o ihtişamı büyük ateşi söndürmeye...
Günahlar alınıyor, günahlar işleniyordu yalın ayak;
bir adım sonrasını dahi umursamadan düşler kırılıyordu,
zihnime inkar etse bile yüreğim, hepsini sen yapıyorsun...
Ne zaman aklıma gelirsen, çok çetrefilli oluyor gidişin
ve tüm o hırpalanmalardan senin izin kalıyor ikimizin de yüzünde;
her soran sanki seni soruyordu bakışımın derinliğinde...
Zehrini kulaklarıma saldığında bilincim tutuşuyor,
şifasız bir hastalık oluyorsun kalbime gün geçtikçe..
Yanlış dudaklardan yanlış nefesler soluyorsun,
artık itiraz edemiyorum aşkını böyle kirletmene...
Direncimi kırıyorsun sende duran daimi hislerimle,
sana beslediğimi bildiğin o en okunaklı düşlerimle
bütün savunma sistemimi içten dağıtıyorsun.
Sen inceliğini ahmakça savurunca gökyüzüne
benim üstüme yağmur damlaları düşüyor,
tufanlar basıyor yüreğimin sana ayırdığım tarafını..
Ama neden bilmiyorum, söndüremiyor hiçbir sel
senin gibi bir damlayla sönen yangının bende kalan kısmını...
Ne kadar zor degilmi Sahin, bir ayriligin enkazlarini toparlamaya calismak, yada o yikintilarin icinden yeniden dogabilmeyi istemek. Ne yeni mekanlar ne yeni ortamlar, nede yeni yuzler avutamiyor insani. Dedigin gibi; sonduremiyor hicbir sel, senin gibi bir damla ile sonen yanginin bende kalan kismini..
Hirpalanmis duslerine saglik, yine cok duygulandirdin dushekimi....
okuduğun ve değerli cümlelerini paylaştığın için ben teşekkür ederim... hislerimi anlaman ve paylaşman bana çok iyi geliyor... iyi ki varsın ve buralardasın.. senin varlığını bilmek iyi geliyor (:
Kendini göstermeden gelen sessiz bir tren;
rayından çıkmış, rotasından sapmış senin kontrolsüzlüğünde...
Alıp dudaklarının arasından vazgeçişini, üstüme çarpmış
neye uğramış, nereye uğramış diye hiç sormadan
terkedilmişliğin titrek duruşunu hiç anlamıyor
o en dar köşesinde arnavut kaldırımlarının..
Soğuk gözyaşları, yetmiyor kazanındaki alevleri söndürmeye;
biraz daha ağlamalı, biraz daha ağlamalı, biraz daha ölmeli...
Biraz hayatta kalmalı ruhun son et parçası çiğneninceye kadar;
maksat, parçalanma sırası bedenine gelsin şu anlamsız varoluşların.
Aslında bilirsin, sevdanın leş kokusu hiç çekilmez böyle havalarda...
Hele ki izin vermişse öyle sevmiş olan maktul,
eline hançeri verip sonuna kadar inandığı kadına..
Ama hiç sevdalanmamışsın, hiç aşık olmamışsın ki;
aşktan nasibini almamış yüreğine hiç sormamışsın ki...
Sevginin kokusunu katletmeye yönelik adımlarında
hatırlamamışsın ki yükü duygu olan bir tren
vurdumduymazlığa, ihanete senin gibi gelemez
öyle içten soluduğum çürümüş aşk kokusunda...
Nasıl oluyor da aşk 3 saat uzakta derken yol tabelası,
ilk sapaktan ayrılığa bu hışımla dönebiliyorsun?
Üstelik yüz ifadende herhangi bir çelişki izi
veya aşka zarar vermişliğin pişmanlık belirtisi bile yok...
Korkma elbette; korkmanı ben de istemem, bilirsin..
Ama hala rüyalarıma girme cüretini gösterebiliyor
ve aynı kokuyla yüzüm yüzüne yakınken gülümsüyorsun..
Bazen beni delirtiyorsun, yok olmaya bile takatim kalmıyor..
Bir tek ismini koyup senden mahrum gözlerimin önüne
geride kalan ne varsa gidişin gibi, hepsini susturuyorsun.
Her zaman için kutsal bir kitaba benziyorsun, şuursuzca;
kendi kutsallığına ellerinle günahlarını bulaştırıyorsun...
Belki kapanıp odana saatlerce çaresiz ağlıyor,
belki de sözlerimi hatırlayıp kendine çıkışlar arıyorsun..
Oyun hamuru gibi tutup aşkı parmaklarının arasında,
ellerinin izini bırakıp yine bir kenara atıyorsun..
Vurdumduymazlığın sözlükteki karşılığı oluyorsun;
kalbin sana "ne olur dur, durmalısın" derken
gördüğün ilk ayrılık bahanesinde aşka kefen biçiyorsun...
Ama hala rüyalarıma girme cüretini gösterebiliyor
ve aynı kokuyla yüzüm yüzüne yakınken gülümsüyorsun..
Bazen beni delirtiyorsun, yok olmaya bile takatim kalmıyor..
Bir tek ismini koyup senden mahrum gözlerimin önüne
geride kalan ne varsa gidişin gibi, hepsini susturuyorsun.
Her şeyi susturmak mı ...? hani olur ya bir bomba düşer ortalığa sebebini asla bilmediğimiz...kulaklardaki inanılmaz çığlık çığlığa hiç kesintisiz duran sessizlik aman Allahım ne güçlüdür o ses.. Geride parça pinçik bir insan 'ne oldu' nun şaşkınlığını giydirmiş kan revan içindeki bedenine.. Sebep olanın bir ismi olmamalıydı oysa, kendi dağılmalıydı dört yana harfleri hiç kimse getiremeseydi bir araya... o hiç kimse yitip gitmeliydi buhar olup karışmalıydı havaya...solumamaya yemin edilen bir havaya..
Yok olmaya takatin yoksa bırak dağınık kalsın ucunu tutuşturduğumuz şiirler anlatsın bu dağınıklığı... baksana düşlerde bile ne denli yorgunuz kime bu savaş kime bu haksız yenilgi...?
İtiraf etmeliyim ki hiç bir şey yazamadığımdan hayranlığımdan kalabalık ettim sayfanda veya sayfamızda... yazmaya cesaretimiz yoktu belki, sen cesaret verdin sussan da yazın dedin ...kendime sormaya cesaret edemediklerimi sen cevaplıyorsun bile bak haberin bile yok bundan...Kırgınsan, suskunsan bir de ucundan isyankar .. seni sen yapan bu özelliklerinin toplamı...ve toplamı hep sen...
Teşekkür ederim her şey için .. birilerine 'bu ne cüret sorusunu' sormayı hatırlattın bir de bunun için..
Yüreğine Sağlık..
Sahin. hayalll. Her ikinizde o kadar anlamli yaziyorsunuz ki. Yazdiklarinizin ortasinda neler yazacagim konusunda aciz kaliyorum hep. Ellerinize saglik, yureklerinize bereket. her ikinizide cok seviyorum.
hayalll.. bak sayfan 2. sayfalara dusuyor haa. Haberin olsun.
Korkutmaya çalışmamıştım aslında aynadaki yüzümü.
Senden bozma yüzler yerleştiriyordum sadece,
gördüğüm her mutlu kadının bedenine..
Çoğu zaman beyaz bir taç takmış oluyor
ve bir gelin edasıyla gülümsüyorsun yine yüzüme.
Hayır, bunun şizofrenik bir takıntı olduğunu
o sevgiden yana kıt aklından sakın geçirme..
Sen sadece benim en dirençli hastalığımın adısın;
ve senden daha dirençli çıkabilecek bir sevdanın
ellerindeki kopmaya hazır ipin tam da ucunda,
anlamsızlığın çöplük gibi ter kokan çırılçıplak koynundasın.
Ayna, sana o kadar sert bakmadığımı söyle bana;
Sen sadece ona göre çirkin gelen kısmımın farkındasın.
Korkma ayna, sakın korkma bu sert mizaçımdan..
Şiir yüzlüden yana bir iz kalmış mı bende sen ona bak..
Sahi nerede o mektupları hep geciken şiir yüzlü sevgili?
Sus...
Sakın bana söyleme aslında benim de bildiklerimi..
Sen sadece bana bu sertlikte bakmaya devam et;
katlet aşka bunca senedir beslediğim bilincimi...
hayal... kalabalık ettiğini düşünme lütfen.. aksine, sen yazmadıkça bir şeyler eksik kalıyor sanki... şimdi tüm bu dediklerine ben nasıl cevap verebilirim? susup başımı duvara koyasım ve hayatımın geri kalanını öyle geçiresim var şimdi.. belki cümleler gelir yine dilimin ucuna, ben de mırıldanırım parmaklarımın ucuyla... nasıl bir bağ var acaba aramızda?
geceyeli.. iyi ki hep buralardasın. gözlerim seni arayıp duruyor buralarda. kendinden mahrum etme bizi, olur mu...
Aslinda korkutmaya calistik kendimize yabanci gelen yuzlerimizi hep. Sekiller cizdik garip garip. Korktuk korkutulduk geri durduk. Ama kirlenen aynalar degildi Sahin. Sadece bakislarimizdi. Kirli bakislarimizdan goremedik gonul aynamizin safligini guzelligini. Goremedik, beklemeye sabir edemedik bu aynaya bakip, saclarini tarayacak yarin yuzunu.
Birakmak lazim degil mi artik goz ile bakmayi? Benimde burulan yuzum olmustur, ozellikle boy aynalarina bakislarimda. Ama suretime baktikca anladim ki; kendimi perisan etmek icin degil, duzene sokmam icinmis aynalar. Ben bunu ogrendim Sahin gonul aynalarinda..
Ellerine yuregine saglik DusHekimi. Herzamanki gibi cok anlamlar duygular katti sozlerin. Tesekkur ederim.
Hayalll biliyormusun? Sen kalabalik etmezsen eger bizler o kadar yalniz ve issizlasiriz. Kopar gonul bagimiz herhangi birimizin yoklugunda. Sende buralardan eksik olma sakin siirkiz.
Elimden geldigince buralarda olmaya calisiyorum ve olacagimda Sahin. Sozumuz var tutulacak, gozlerimiz var birbirimizi arayacak. Ama kisa bir ayrilik sozkonusu bende. 19 temmuzdan itibaren 3 yada 4 haftalik bir ozlemlerimiz olacak. Insallah o gun cabuk gelirde, bu surede tez gecer. Tekrar duslerine bereket yuregi yanik arkadasim.
kaç kere tutundun bir dileğe hiç bırakmama niyetiyle..
kendine vermen gereken değeri parsel parsel dağıttığında
kime anlatabildin ki karşılık beklemediğini bu yaptığından..
deneyerek aşk kalp acıttığında, yüzüne bakma;
teselliye ihtiyacı yok zaten öylesine bir hastalığın..
bir ses özlersin belki duymaman gereken
ya da birinin yüz ifadesi yerleşmiştir senin yüzüne..
bırakılmışlığın cilvesidir çoktur ama o kadar korkma..
kaybettiklerinin izleri daha çoktur ruhunda
ama hala yaşıyor olmanın kıymeti var kollarında..
aldığın her nefesin anlamını aramak seni köreltir;
sen sadece alabildiğine bak, alabildiğine sev(in)..
-----
ölümün kıyısından dönüşümden sonra yazdığım ilk birbirinden bağımsız cümleler bütünü... sürçü lisan ettiysem affola.. çok zor geliyor artık cümle kurmak... hiçbir şey eski tadında olmayacak...
Allah uzun ömürler versin, geçmiş olsun. Çok güzel yazdınız ve iyiki varsınız efendim.
Yüreğinize, ellerinize, duygularınıza sağlık. İnşallah sizi çok daha okuyacağız.
ben iç savaşlarıyla tanınmış bir ülkeydim,
bölücü terör hislerim vardı ruhuma ateş saçan..
sevmekten hep zarar gören damarlarıma
güdümlü füzeler atıldı umut enkazlarımın arasından.
sevgi geçirmez taştan bir yelek uydurmadım kendime
koruduğu şeyin aslında taştan bir kalp olduğu
cebinde ayrılığa hazır bahaneler barındıran.
unutmadım ama olanları, belki yapanlara inat.
unutmanın affetmek olduğunu hiç çıkarmadım aklımdan.