Bahanelerin vardı ayrılığa, inanmadığımı bile bile söyledin.
Oysa başka bir hevesin vardı senin;
"Kullandırtmasaydın" dediğinde öğrendim..
evet BU'dur... gidin bakın bitmiş aşklar mezarlığına; bitişin sebebi tamamen taraflardan birinin bu tutumudur...
kalemine, duygularına sağlık sayın düş hekimi.. ne güzel betimlemişsin hepimizin adına aşk dediği koca cüssesinin kolunu kanadını kangren eden arazın ta kendisini...
kendini mi sadece yazıyorsun sandın..hayır beni onu herkesi.. (:
ve BU'dur... üstüne söz söylenebilir mi ki?
sevgili hayalll senin de yorumuna, doğru tesbit ve teşhislerine sağlık...
yani senden bana kalan yapmacık gülüşlerin...
İki kelimeye sığdırabildiğin yalanların kadar
riyakar bir sevdaya kurban gitti günlerim...
Ben saçına değen rüzgarı dahi kıskanırken
hayallerin başkalarının ellerinde dolanır?
Bilmem, sevgimin hangi tarafı eksik kalır?
Yüzüme konuşamayıp başkasına yol al(amay)ışın
hangi düzmece sebeplere dayanır?
ve BU' dur adına sevgi diyip ucuz yolla taktığımız riyakar makelerimizin arkasına sakladığımız yalanlar.. vitrine iyiyi-güzeli oynayışlarımız...
Kelimelere sığdıramayınca sevdayı,
bakışlarına güvenir insan.
Dile gel(e)meyen kalbin her zerresi
sokaklardaki fısıltılara dönüşür;
kimse sormaz, kimse anlamaz,
hiçkimse dönüp sana bakmaz...
Adım adım çıkarırsın hislerini
kilitli tuttuğun yamalı yüreğinden.
Ya koluna girer göze getirirsin
ya da saçından sürükleyip diline..
Derdini anlatırsın bir şekilde,
dermanın kendisinde olduğundan
habersiz bir şiir yüzlüye..
Baktın ne yapsan olmadı,
cümleler hiç tutmadı,
gözler öyle dalgın duramadı;
ak kendi içine artık,
gözyaşlarınla beraber dal derinine..
Ne bakışlarından bir ışık kalsın
ne de sözlerinden bir şey geriye...
Yasadiklarimizi ozlemek mi daha cok acitacakti canimi, yasamadiklarimiza uzulmek mi karar veremedim. Ya yarim kalacaktik, yada sigdiramayacaktik anilari hayata. Ya yok olacaktik, yada sevdanin icinde bogulacaktik. Canimiz yanacakti belki de. Celiskiler dugum olacakti, yasamaya calisirken. Zararli cikacaktik her iki durumda da. Soguktan donani buzla ovmazlar miydi? Yine de denemeye deger miydi? Yasamadan bilemezdik ne olacagini. Herzaman kirilirmiydi ki, pilavdan donenin kasigi ..S. Sevil
Tam siirini okurken aldigim bir mail dushekimi.
Bence pilavdan donenin kasigi kirilmiyor artik. Aksine tasli pilava kasik sallayanlarin yurekleri kiriliyor. Arif Nihat'in dedigi gibi, "Pirincindeki siyah tastan korkma, beyaz tastan kork"
Insan nereden bilebilir ki... degil mi?
Yuregine saglik Sahin, yine huzunlendirdin icime akan gozyaslarimi...
Ruhumdan uzak zaman dilimlerindesin..
Sana uzanmak istedikçe yüreğimdeki sevgim,
insancıl sıcaklığını kaybetme korkum ağır basar;
zerre zerre çöker üzerime cesaretsizliğim.
Gecelerce sayıkladığım isminin altında
yılların birikmişliği var; kulakların çınladı mı hiç?
Düşler kurarken ikimizle ilgili bir geleceğe dair
reddediliş ihtimali yumruk gibi iner hep aklıma;
"düşünmek aklın işidir, yüreğin değil"
diyen şuursuz ben değilim sanki..
Yine susmam gerekecek cesaret eksikliğimden;
şiirler yazıyorum, susmak istediğimden...
Sığındığın alkol oranı mühim olmayan içkiler,
dalıp gittiğin naneli nargilenin dumanı girer kanına..
Korkmazsın hiçbir şeyden ayrılıktan korktuğun kadar.
Gözle görülür bir karanlık, elektrik kesintisi değil bu.
Yüreğinin içinde bir mumun titrek alevine sarılırsın;
bir de onun gitmesini istemeyişindedir
ellerinin dirençsizliğindeki titreyişin gizemi.
Derdini anlattıkça derdin kendisine, dolar gözlerin.
"Beni bir tek sen anla başka bir şeye ihtiyacım yok"
derken içinden, şiir yüzlünün yüzüne söyleyemeyip
derin derin nefes alıp verir, derin derin susarsın...
Derisini yüzemediğin korkularının arasından sıyrılan
iki üç kelime yan yana getirip de söyleyebilirsin,
yine de anlatamazsın dert kokan nefesini;
aşka susar, yalnızlığa kurarsın cümlelerini
titrek mum ışığının sönüp sönmeyeceğini bilmezsin..
Yarası olmayan acılar varken ruhunun derininde
derman soramazsın sancılarını dindirmeye..
Ya bilmezsin çoğu zaman sebebini
ya da anlatamazsın hislerini içinden geldiği gibi.
Hep engeller vardır tek başına kaldırması güç
aklının ve dilinin ucunda durmadan sallanan
Çaresizlik dersin, kendi kendini yersin geceleri
aklında binbir soru, sabahlara sağ çıkana kadar..
Görünmez bir yara, sancısı ağır basar.
Acaba hangi merhem değse yüreğe
usanıp daha erken gelir sabahlar...
Yıkıntıların arasından yüreğim tek sana çıkar;
hiçbir şey dert değil de bir yokluğun kalbime batar..
Çok güzeldi, kendimi sonbaharın ortasında sağımda solumda sarı yapraklı meşelerle bir toprak yolda bldum sanki. Ben kendim ve cümleleri sana ait hissettiğim her şeyin. Ellerine sağlık
Merhaba,ben de yeni geldim araniza... Ve forumda gezerken siirleriniz dikkatimi cekti...okumaya basladim ve saatlerce basindan kalkamadim...haklisiniz bazen insan eserleri uzerine yorum alamayinca,bir sessizlik icinde kalinca cok tuhaf seyler hissediyor cunku bunu kendimden biliyorum...Deger verip okumadilar bile kesin gibi dusuncelere kapiliyorum...Ama bi gercekle yuzlestim belkide ve buda insanlarin okuyup yorum yazmamasi,bir usengeclik bir tembellik belkide...Bize dusen yanimizdaki,emeklerimize eserlerimize onem veren sevdiklerimizin kiymetini bilmek ve onlarin ettigi tek kelimelik bile olsa yorumlara deger vermek...
Siir benim hayatimin anlami...Yasadiklarimi,mutsuzlugumu,acilarimi,icimden sokup atamadigim herseyi bazen lanet okudugum seyleri bile sirdasim olarak paylastigim tek ve sahici dostum...Cok sey yasadim cok sey ogrendim...yasim belki 16 ama ben bundan oldukca fazla buyugum...Ve beni,yasadiklarimi anlayan,bazen yanlizlik koynunda kivranirken sarilip yuregimi isitan,gozyaslarimi silmek icin bile gucum kalmamisken onlari silmeyi ogreten tek sahici dostum...
Siir konusunda buyuk ilgim ve hedeflerim var...Ve ben bu hedefleri yavas yavas tirmanmaya basladim...Gectigimiz hafta ilce milli egitim mudurlugu sube mudurumuzden odul aldim...Ve bu beni hayata karsi guclendiren,hedeflerime kosar adimla gitmemi saglayan bir baslangic oldu...
Dus hekimi,hani yorum yazilmamasindan sikayet ediyordunuz ya bundan sonra benim yorumlarimdan basinizi kasicak vakit bulamicaksiniz... (: neyse bu kadar yeter,yine yuregim kabardi...burda son vermezsem daha cok sey yazacagim...Yureginize emeginize saglik hepside cok guzell hepsininde yani her cumleninde altinda gizli bir kesif var...hepsininde anahtari bir baska...Bende siirlerimi paylasmaya basladim,yorumlarinizi bekliyorum...
ilginiz için teşekkür ederim (: hoşgeldiniz.. asla rahatsız olmam yapılan yorumlardan.. bilhassa günün her saati kontrol ederim (: yazdıklarınızın takipçisi olmaya çalışacam elimden geldiğince, ve kurabilirsem ben de cümleler kuracam böyle (:
Bakışların dalıp gittikçe bilmedik bir çizgiye,
bilinmeyen olma hevesi dolar içime..
Saçlarının arasında esen rüzgardan bir parça,
bir zerre uçurum kokusu gibi çınlayarak gelir,
gecenin orta yerine saplanır ansızın, güç verir;
kabuslardan kurtulmaya tüm hücreler silkinir..
Sözden uzak, gözden uzak bir düş kurulur;
yıkılan karanlığın enkazından seslenen
günbatımı gibi bir güneş doğar durduğun yerden,
sen ve doğanın güzelliğine benzemeye çalışan..
Bir isim arar melekler, baktığın yerden sana uzanan;
kıskanırlar, o cennetsi bakışların sahibini sorarlar..
Susup dinleyesim vardı son sahnede
dudaklarının arasından dökülen senfoniyi..
Söylediklerine biriktiriyordum cevaplarımı
belki sorarsın da söylerim diye,
içimi dolduruyordum gözlerinle..
Derin nefes alıyordum yakınındayken
boynuna yaklaşamadığımdan, korkumdan
olduğum yerden içime çekiyordum seni..
Bakışlarımın yorgunluğundan tutup
sana canlanıyordum içimdeki şarkılarla;
kaçak gözlerle sana bakıyordum doyasıya..
Umudum var mıydı yok muydu sorgulamadan
ihtimaller yürütüyordum kalbimden çıkma;
ya gülümseyerek sevdiğini söylüyordun
ya da bir daha görünmüyordun aynı yakınlıkla..
Yalnızlıktan korkmuyordum, hiç korkmadım
cümlelerimin sadece bana yankılandığı
bu soğuk, karanlık odada; bazen ağlıyordum..
Sensizlikten korkuyordum, ayrılıktan korktuğum gibi..
İçimden dualar ediyordum belki ağzımdan kaçar diye
sen bakış açımdan bağımsız güzelliğinle
dünyayı güzel kılıyordun benim gözümde;
ben sadece susuyordum..
Unutmak, dikiş izleri belirgin bir parça
kanlı bıçaklı bir kavga derinin üzerinde..
Alışıp olmamış varsaymak yakıştırılır;
olmamış gibi davranmak, çirkin bir ses tonuyla..
Kendine ihanetleri şahlanmış kukla;
aklın ellerinde kalbin tahta bir kukla..
Bir "günaydın" için çırpınan iki gözbebeği
parmaklar titrerken geçen her dakikada;
"unutmalısın" diyip koyar noktayı
en mahrem yerine sokar noktayı, acıtır kalbini..
Bir zehir gibi rüyalara giren ayrılık;
bir ders arasına yakınken sıranda
beş dakikayı elliye, yüzelliye çeviren
sessiz bir mesajın içinden dökülen ayrılık..
Kafatasının içindekini çıkarıp atmak istediğin an..
Zamanı sararken zihnin geriye, saat ileri akar
aylar gelirken aklına yılların geçtiğini farkedersin
"ikimiz arasında" demişken birzamanlar..
Nerden düştüğün aklına gelir sorgulamanda;
ikiniz arasında hiçbir şey yok,
sen tek taraflı kurarsın cümlelerini her zaman..
Sus ve devam et cümle kurmaya,
başka bir işe yaramaz ki yüreğin...
Kavuşmak gecelerime düş/üp oturur başucumda..
Yutkunurken susuzluğa, damağıma yapışan
kuraklık değil göreceli bir uzaklık aslında..
Hafızam kuvvetli olsa sayabilirdim belki
aldığımı hissettiğim nefesleri yokluğunda..
Duyumsuyorum varlığını, teninin sıcaklığındaki dayanılmazlığı..
Ama yanımda ol istiyor yüreğim; akıl, söz geçiremiyor sevdasına..
Bir bilet düşsün istiyorum elime; otobüs, tren, uçak farketmez...
Yol bilsem de gelebilsem, yürümeye bile razıyım hatta..
Uykum kaçmadan boğazıma, lütfen yetiş çiçek falım..
Gecemde karanlığıma bir düş ki ışık görsün kırıklarım
Umut etmek neymiş, yeniden öğreneyim..
Sevdanın yoluna kavuşabilmek için
yokluğuna kalbimin elleriyle direneyim..
Masallar dizilirken boğazıma sıra sıra,
nefessiz kaldığım gelir aklıma..
Zaten kırılmışlığın getirisi mi
bu kemiğin direnmekten vazgeçişi;
bu cansız edası, bakışımdaki soğuk iklimin..
Ruhum kendisini saran buz kalıplarına aldırmadıkça
ellerim titrer böyle havalarda
hudutları belirsiz, çizgisiz kağıtlara..
Aşktan kaçarken, ayrılıktan kaçar aslında
aşka benzer düşlere sığınır şuursuz kaçışlarla..
Gölgesiz kalmak bir sonbaharda,
ellerimde yanında olmayışını taşıdığım;
varlığına şahit olmam tesellisi olur inancımın..
Kayıplara karışıyorum sessizce,
hayatım boyunca maruz kaldığım
uzun soluksuz sen kesintilerimde
Yapmam gerekenler, zorunda olduklarım
daha az önem taşıdıkça yüreğimdeki depreme kıyasla
masallar dizilir boğazıma; hiçbirini anlatamam..
Bakma sen titrediğime, aslında üşümüyordum..
Yüzüne sakladığım sıcaklığını sözlerine dokundurmasan da
hissediyorum bana olan uzaklığını bir karışlık o geniş mesafede..
Umuttu belki sevdaya; damarlarımda dolaşmakta olan,
ayrılık korkusuna sataşan, o yollara direnen kan...
Bombalar düşerken kalbimin sen tarafına
cayır cayır yanıyordu içim ama ateşsiz..
Nitrik asit yağmuruydu son üç saatin sancısında
sevginin ibadet olduğuna inanmalarıma..
İnancımda kırılan kemiklerin zaten kırılmış olmasındandır,
bir daha yenilmeyecek olmasıdır belki yıkım sonrası
kalbin bu denli direnmesi kendisini çevreleyen soğuğa..
Ayrılıktan bahsederken şarkılar o kasvetli terkediliş havasında
buz tuttu gözümdeki yaşlar ve hep aşka doğrulan bakışlar..
Aynı kapıları çalıp durmasın artık masallar..
Aşkın üstüne dizdiğin tahammül heykelleri akan zamanla sebepsiz inatlaşır...
Günbatımını süsleyen iki kırık çizgi batar içimdeki en savunmasız çelişkiye.
Bir nokta koyulur vurgun yer gibi yüreğimin bekaretine,
ardına bakmadan kaybolursun ruhunla bedenime sarılmak yerine..
Gittiğini gizler aklım kalbimden atmaktan vazgeçmesin diye;
hep bir imdat çağrısına cevap gelir beklentisi içinde..
Odaklanamadan aldığım nefese kokundaki kalıcılık bulaşır acımasızca;
ilerler tedavisi mümkün olmayan bir hastalıkmışçasına..
Çığlık durup kalırken gözlerimin bebekleri, ferini alıp götürürsün seninle...
Uyku tutmaz geceleri, yokluğunun nefesimi tuttuğu kadar..
Vakit henüz erken diyip geç kalmış olmasam
iki yalnızlıkl ama yalnızca tek varlıklı bir hayata inanıp..
Kanmıştım oysaki kısa süreliğine de olsa sevilebileceğime..
Öyle değilmişim ya aslında senin söylediğine göre..