KONYA

Son güncelleme: 02.12.2009 13:45
  • BİRLİĞE ULAŞ
    Beri gel, daha beri, daha beri.
    Bu yol vuruculuk nereye dek böyle?
    Bu hır gür, bu savaş nereye dek?
    Sen bensin işte, ben senim işte.

    Ne diye bu direnme böyle, ne diye?
    Ne diye aydınlıktan kaçar aydınlık, ne diye?
    Topumuz bir tek olgun kişiyiz, bir tek,
    ne diye böyle şaşı olmuşuz, ne diye?

    Zengin yoksulu hor görür, ne diye?
    Sağ soluna yan bakar, ne diye?
    İkisi de senin elin, ikiside,
    peki, kutlu ne, kutsuz ne?

    Topumuz bir tek inciyiz, bir tek.
    başımız da tek, aklımız da tek.
    Ne diye iki görür olup kalmışız
    iki büklüm gökkubbenin altında, ne diye?

    Sen habire gevele dur bakalım,
    habire 'usul boylu birlik çam ağacı' de,
    sonu nereye varır bunun, nereye?

    Şu beş duyudan, altı yönden
    varını yoğunu birliğe çek, birliğe.
    Kendine gel, benlikten çık, uzak dur,
    insanlara karıl, insanlara,
    insanlarla bir ol.
    İnsanlarla bir oldun mu bir madensin, bir ulu deniz.
    Kendinde kaldın mı bir damlasın, bir dane.

    Erkek arslan dilediğini yapar, dilediğini.
    Köpek köpekliğini ede durur, köpekliğini.
    Tertemiz can canlığını işler, canlığını.
    Beden de bedenliğini yapar, bedenliğini.

    Ama sen canı da bir bil, bedeni de,
    yalnız sayıda çoktur onlar, alabildiğine,
    hani bademler gibi, bademler gibi.
    Ama hepsindeki yağ bir.

    Dünyada nice diller var, nice diller,
    ama hepsin de anlam bir.
    Sen kapları, testileri hele bir kır,
    sular nasıl bir yol tutar, gider.
    Hele birliğe ulaş, hır gürü, savaşı bırak,
    can nasıl koşar, bunu canlara iletir.

    Mevlana Celaleddin Rumi
#18.02.2006 22:33 0 0 0
  • BİZİM CANIMIZA GELSİN
    Hastalıklar senden uzak olsun, ey canlarımızın rahatı,
    ey gören gözümüz,
    kem gözler senden uzak olsun!

    Bedenin sağlam olsun, ay yüzlü güzel,
    gölgen başımızdan eksik olmasın!

    Gül bahçesine benzeyen yüzün,
    o gönül otlağımız,
    ovamızın yeşilliği,
    nasılsa hep öyle kalsın,
    hep öyle taze, yeşil.

    Bizim canımıza gelsin
    senin bedenine gelen ağrı.

    Mevlana Celaleddin Rumi
#18.02.2006 22:35 0 0 0
  • BU AYRILIK
    Kusuruma bakmayın benim, dostlar,
    bağışlayın beni.
    Ben davullara, bayraklara aldırmayan
    bir padişahın yoluna düşmüşüm,
    deli divane olmuşum.
    Çok uzaklardan yürüyen bir adam gibiyim ben,
    çok uzaklardan geçen bir hayal gibi.
    Ama yok da sayılmam hani,
    var olan bir şeyim ben.

    Haydi ben bensiz geleyim,
    sen sensiz gel.
    Ne varsa şu ırmağın içinde var,
    soyunalım iki can,
    dalalım şu ırmağa, hadi.
    Bu kupkuru yerde yakınmadan gayri ne gördük,
    bu kupkuru yerde ne gördük zulümden gayri.

    Bu ırmakta ne ölmek var bize,
    bu ırmakta ne gam var, ne keder var, ne dert.
    Bu ırmak alabildiğine yaşamaktan,
    bu ırmak iyilikten, cömertlikten ibaret.

    Durma, çabuk gel, gelmem deme.
    Ne evet demek yaraşır sana, ne hayır, dostum,
    senin şânına sadece gelmek yaraşır.

    Mevlana Celaleddin Rumi
#18.02.2006 22:37 0 0 0
  • BU ŞİİR ONDAN UTANIYOR
    Bu ne güzel koku böyle,
    bu ne güzel koku.
    Gül bahçesinden yoksa gelen o mu?
    Gece mi bu gelen, misk mi bu, amber mi bu?
    Bu ne güzel koku böyle,
    bu ne güzel koku.
    O pazardan tezcecik yoksa o mu geliyor,
    yoksa güzelimiz geri mi geliyor ne?

    Bu nasıl yüz böyle,
    bu nasıl ışık?
    Bu nasıl ay böyle,
    bu nasıl güneş?
    Mağradan mı çıktı,
    dağdan mı iniyor,
    o yalnızlığın adamı,
    o dost?

    Boş yere arama şarap testisini sen.
    Koklama onun ağzını sen boş yere.
    Şu meyhaneciden mi geliyor sandın onu;
    dostum, onu sen kendin gibi belleme.

    Yolda o yapayalnızsa ne olur?
    Başında sarık yoksa ne çıkar?
    Ne bundan güneşe bir leke olur,
    ne ayın gösterişine zarar.

    Bu gece uyuma dostum, uyuma.
    Bir kolayına getir onu bul.
    Sarhoşlar meclisine hep böyle geceleyin gelir o.
    Bu gece uyuma dostum, uyuma.

    Biz duvara asılı duran resimleriz.
    Bizi yapan ressamın varlık şavkı
    duvarın üzerine bir vurdumu,
    bakarsın o anda canlanıvermiş, kımıldanmışız
    Onun selvi boyu bir göründü mü,
    bakarsın dünya güllük gülistanlık.
    Kalktı bir salındı, kendinibir gösterdi mi.
    bakarsın kıyamet koptu gitti.

    Bakarsın Calinus gibi hastalar ülkesindendir o.
    Bakarsın hayret yurdunda dolaşır hastalar gibi.

    Sustum artık ben,
    sustum artık
    Bu şiir utanıyor ondan.

    Mevlana Celaleddin Rumi
#18.02.2006 22:39 0 0 0
  • BUGÜN AHMET BENİM
    Bugün ahmet benim,
    ama dünkü Ahmet değil.
    Bugün anka benim,
    ama yemle beslenen kuşcağız değil.

    Enelhak kadehiyle
    bir yudum içen sızdı
    Tarılık şarabından.
    Şişelerle, küplerle içtim ben, sızmadım,
    ben, sultanların aradığı sultan.

    Ben hâcetler kıblesiyim.
    Gönlün kıblesiyim ben.
    Ben cuma mescidi değilim,
    insanlık mescidiyim ben.

    Ben saf aynayım,
    sırım dökülmemiş, paslanmamışım.
    Ben kin dolu bir gönül değilim,
    Sinâ dağının gönlüyüm ben.

    Üzüm sarhoşluğu değil benim sarhoşluğum,
    benim sarhoşluğumun sonu yok.
    Tarhana çorbası içmem ben,
    can yemeği yerim,
    içerim can şerbeti.

    İşte sarttı seni
    bir gümüş bedenlinin özlemi.
    Altın haline geldin artık.
    Sen altına âşıksın,
    altın benim rengime âşık.

    Gönlü saf sûfiyim ben,
    benim tekkem âlem,
    medresem dünya benim.
    Değilim abalı sûfilerden.

    İster yakarış eri ol sen,
    meyhane eri istersen,
    bundan sanki ne çıkar?
    Yok cumartesiymiş, yok cumaymış,
    bence ne farkı var?

    Gerçeğin tadını alan er
    ne altına aldırış eder,
    ne kalendar tacına bakar.
    Ne tasası vardır, ne kini.

    Ey Tebriz'li hak Şems'i,
    yüzünü göstermediysen sen,
    yoksul çaresiz kalırdı kulun;
    ne gönlü olurdu, ne dini.

    Mevlana Celaleddin Rumi
#18.02.2006 22:41 0 0 0
  • DEMEDİM Mİ?
    Oraya gitme demedim mi sana,
    seni yalnız ben tanırım demedim mi?
    Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi ben'im?

    Bir gün kızsan bana,
    alsan başını,
    yüz bin yıllık yere gitsen,
    dönüp kavuşacağın yer ben'im demedim mi?

    Demedim mi şu görünene razı olma,
    demedim mi sana yaraşır otağı kuran ben'im asıl,
    onu süsleyen, bezeyen ben'im demedim mi?

    Ben bir denizim demedim mi sana?
    Sen bir balıksın demedim mi?
    Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın,
    senin duru denizin ben'im demedim mi?

    Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?
    Demedim mi senin uçmanı sağlayan ben'im,
    senin kolun kanadın ben'im demedim mi?

    Demedim mi yolunu vururlar senin,
    demedim mi soğuturlar seni.
    Oysa senin ateşin ben'im,
    sıcaklığın ben'im demedim mi?

    Türlü şeyler derler sana demedim mi?
    Kötü huylar edinirsin demedim mi?
    Ölmezlik kaynağını kaybedersin demedim mi?
    Yani beni kaybedersin demedim mi?

    Söyle, bunları sana hep demedim mi?

    Mevlana Celaleddin Rumi
#18.02.2006 22:43 0 0 0
  • DENİZLERİN ÜZERİNDE

    Pek acayip bir şey bu:
    Güz mevsiminde olduğumuz halde
    birdenbire güneş koç burcuna girdi baktım.
    Baktım birden bire ilkbahar oldu.
    Birdenbire kaynadı kanım.
    Nerdeyse hani
    bulanıp kanıma
    bir deve gibi köpürecek,
    bir deve gibi oynamaya başlayacağım.

    Bir uzaklaşıp bir yakınlaşması kan dalgalarının.
    Kendisinden geçmiş insanla dolu bir ova.
    Ölümsüz gözle görülmez bir içki âlemi.

    Baktım birdenbire canlandı ölü.
    İhtiyarlar baktım genç oluverdi.
    Baktım bakırlar kesildi som altın.
    Daha iyisi geldi yerine,
    daha güzeli geldi baktım,
    şehrimizden ayrılanın.

    İçki, eğlence, tad sarmış şehrimizi.
    Elinde bir kadeh var her sarhoşun.
    Kimi doymuş, rahat, kendinde,
    İçkiye doğru koşmakta kimi.
    Gürül gürül süt ırmağı bir yanda,
    bir yanda gürül gürül bal nehri.

    Pek acayip bir şey bu:
    Bir şehirde padişah bir tane olurdu.
    gökyüzünde ay bir tane.
    Bu şehir padişahlarla dolu,
    gökyüzü aylarla, zuhallerle.

    Sen haydi koş var git hekimlere,
    orda işiniz yok de sizin.
    Orda ne dermansızlık, ne dert var,de.
    Orda ne gam, ne kasvet var, de.
    Orda ne kadı, ne vali.
    Ne bey, ne beyin vergicisi.

    Davalar, düşmanlıklar, kavgalar zaten
    denizlerin üzerinde hiç bir zaman yürüyemedi.

    Mevlana Celaleddin Rumi
#18.02.2006 22:45 0 0 0
  • DOSTLAR GÜN BUGÜN

    Toy, düğün kumaş oldu, ölçüldü biçildi.
    Toy, düğün elbise oldu uzun boya.
    Toylar, düğünler tam bizim için,
    toyumuz, düğünümüz kutlu olsun dünyaya.

    Şekere eş oldu dudu kuşu,
    zühre eş oldu aya.
    Toylar, düğünler tam bizim için,
    toyumuz, düğünümüz kutlu olsun dünyaya.

    Bugün hayat öylesine rahat.
    Bugün yürekler öylesine ferah.
    Bugün insanlar öylesine kardeş.
    Toylar, düğünler tam bizim için,
    toyumuz, düğünümüz kutlu olsun dünyaya.

    Ey şehrimizi aydınlatan sultan,
    güvey oluyorsun bir güzele bu gece.
    Ne de güzel yürüyorsun mahallemizde salına salına,
    ne de güzel akıyorsun deremize çağlaya çağlaya,
    ey bizi unutmayan, bizi arayan dost,
    ey bizim suyumuz, ırmağımız.
    Toylar, düğünler tam bizim için,
    toyumuz, düğünümüz kutlu olsun dünyaya.

    Dostlarım, gün bugün,
    oynayın, raksedin, dönün.
    Bir bölük halk deniz gibi köpürüyor,
    bir bölük halk dalga dalga secdede.
    Bir bölük halk kılıç gibi savaşıyor,
    bir bölük halk kanımızı içmede.
    İşte girdi gerdeğe nergisle gül,
    işte astım davulumu boynuma.

    Toylar, düğünler tam bizim için,
    toyumuz, düğünümüz kutlu olsun dünyaya.

    Mevlana Celaleddin Rumi
#18.02.2006 22:47 0 0 0
  • DUY ŞİKAYET ETMEDE HER AN BU NEY

    Duy şikayet etmede her an bu ney,
    Anlatır hep ayrılıklardan bu ney.

    Der ki feryadım kamışlıktan gelir,
    Duysa her kim, gözlerinden kan gelir.

    Ayrılıktan parçalanmış bir yürek
    İsterim ben, derdimi dökmem gerek.

    Kim ki aslından ayırmış canını,
    Öyle bekler, öyle vuslat anını.

    Ağladım her yerde hep ah eyledim,
    Gördüğüm her kul için dostum dedim.

    Herkesin zannında dost oldum ama,
    Kimse talip olmadı esrarıma.

    Hiç değil feryadıma sırrım uzak,
    Nerde bir göz, nerde bir candan kulak?

    Aynadır ten can için, can ten için,
    Lakin olmaz can gözü her kimsenin.

    Ney sesi tekmil hava oldu ateş,
    Hem yok olsun, kimde yoksa bu ateş!

    Aşk ateş olmuş dökülmüştür ney'e,
    Cezbesi aşkın karışmıştır mey'e.

    Yardan ayrı dostu ney dost kıldı hem,
    Perdesinden perdemiz yırtıldı hem.

    Kanlı yoldan ney sunar hep arz-ı hal,
    Hem verir Mecnunun aşkından misal.

    Ney zehir, hem panzehir, ah nerde var,
    Böyle bir dost, böyle bir özlemli yar?

    Sırrı bu aklın bilinmez akl-ile,
    Tek kulaktır müşteri, ancak dile.

    Gam dolu günler zaman hep aynı hal,
    Gün tamam oldu, yalan, yanlış, hayal.

    Gün geçer yok korkumuz, her şey masal,
    Ey temizlik örneği sen gitme, kal!

    Kandı her şey, tek balık kanmaz sudan,
    Gün uzar, rızkın eğer bulmazsa can.

    Olgunun halinden ah, anlar mı ham?
    Söz uzar, kesmek gerektir vesselam.

    Mevlana Celaleddin Rumi
#18.02.2006 22:49 0 0 0
  • DUYDUM Kİ BİZİ BIRAKMAYA

    Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme
    Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme

    Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı
    Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme

    Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru
    Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme

    Ey ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için
    Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme

    Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi
    Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etme

    Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan
    Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme

    Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan
    Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme

    Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer
    Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme

    Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi
    Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme

    Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize
    O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun etme

    Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle
    Huzurumu bozuyorsun sen mavediyorsun etme

    Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı
    Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etme

    İsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil
    aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun etme

    Mevlana Celaleddin Rumi
#18.02.2006 22:51 0 0 0
  • DÜN GECE

    Ne güzel geceydi dün gece, ne güzel geceydi:
    Onunla sarmaşdolaş, dudak dudağa,
    talih kapısı ardına kadar açık,
    güneş kucağımızda.

    Ne güzel geceydi dün gece, ne güzel geceydi:
    Şarap tasını her sunuşunda
    diyordu aklına başına al.
    Hani dün gece aklın da tam sırasıydı ya!

    Mevlana Celaleddin Rumi
#18.02.2006 22:52 0 0 0
  • EY BALÇIK DÜNYA

    Seni bildim bileli,
    ey balçık dünya,
    başıma nice belâlar geldi,
    nice mihnet, nice dert.
    Seni sırf belâdan ibaret gördüm,
    seni sırf mihnetten, dertten ibaret.

    İsa'nın yurdu değilsin sen,
    yayıldığı yersin eşeklerin.
    Nerden tanıdım seni bilmem ki,
    nerden parçası oldum bu yerin,

    Bana vermedin bir yudum tatlı su,
    sofranı yaydın yayalı.
    Elimi ayağımı bağladın gitti,
    elimin ayağımın farkına varalı.

    Bırak da bir ağaç gibi
    yerin altından çıkarıp ellerimi
    sevgilinin havasıyla sarmaşdolaş olayım,
    uzayıp gideyim bâri.

    Ey çiçek, dedim çiçeğe,
    dedim, bu küçük yaşta sen,
    neden ihtiyar oldun bu kadar,
    dedim, nasıl oldu bu böyle?

    Çocukluktan kurtuldum, dedi çiçek,
    sabah rüzgârını tanıyalı,
    hep yukarlara doğru çıkar
    yukarlardan gelmiş bir ağaç dalı.

    Şunu da söyledi çiçek:
    Madem aslımı tanıdım,
    madem yersizlik âlemi aslım,
    artık bana tek bir şey düşecek:
    Yücelip aslıma gitmek.

    Sus yerter artık,
    var git yokluğa haydi,
    yoklukla yok ol.
    Git, yokluklardan tanı
    yokluktan var olanı.

    Mevlana Celaleddin Rumi
#18.02.2006 22:54 0 0 0
  • GEL

    Gene gel, gene.
    Ne olursan ol, ister kafir ol,
    İster atese tap, ister puta,
    İster yüz kere tövbe etmiş ol,
    ister yüz kere bozmuş ol tövbeni...
    Umutsuzluk kapısı değil bu kapı,
    Nasılsan,
    Öyle gel...

    Mevlana Celaleddin Rumi
#18.02.2006 22:55 0 0 0
  • GELDİ
    Güneşim, ayım geldi.
    Gözüm, kulağım geldi.
    Gümüş bedenlim geldi.
    Altın madenim geldi.
    Başımın sarhoşluğu geldi.
    Gözümün nuru geldi.
    Başka bir şey dilediysen
    işte o başka bir şeyim geldi.

    Yolumu vuran geldi.
    Tövbemi bozan geldi.
    gümüş bedenli güzel
    kapımdan ansızın çıkageldi.

    Ey eski dostum benim,
    bak bugün dünden çok iyi,
    Dün ondan bir haber almıştım,
    hemen sarhoş olmuştum.
    Dün gece onu mumla aramış durmuştum.
    Bak bugün bir demet gül gibi
    yol uğrağıma geliverdi.

    Şarap içmeliyim şarap,
    ş,imşekler saçmalı aklım,
    bunun tam vakti.
    Kuş olmalıyım, uçmalıyım,
    kolum, kanadım geldi.

    Bir anda aydınlık içinde dünya.
    Bir anda dünya sabahlar gibi.
    İşte bağırmanın tam zamanı şimdi.
    İşte kükremenin tam zamanı.
    Benim koca arslanım geldi.

    Mevlana Celaleddin Rumi
#18.02.2006 22:57 0 0 0
  • GELİN DE BİZİ GÖRÜN

    Ey aşıklar, gelin bakın,
    gelin bakın, ey iş erleri.
    Gelin de bizi görün işte.
    Bakın nasıl yıldızlar gibi ateş kesilmişiz,
    ayın yöresinde bütün gece nasıl oynayıp dönmeye koyulmuşuz.
    Güneşimiz gideli ortaya nasıl çıkmışız işte bakın.
    Bakın nasıl anadan doğma çırılçıplak olmuşuz,
    nasıl başıboş olmuşuz bakın.

    Ey aşıklar, gelin,
    gelin ey iş erleri,
    şarabın en tatlısı burada işte bakın,
    işte burada şarabın en iyisi,
    işte burada yıllanmışı şarabın.

    Tanyeri ağarınca her gün,
    güzeller sıltanımız çağırır, haydi der,
    ey çaresizler der, gelin,
    aşıklara derman olan biziz asıl,
    aşıklara bizi asıl tek çare, der.

    Turdağı o şarabı içti.
    Körkandil şarhoş oldu.
    Turdağı kendinden geçti.
    Bizim elimizden ne gelir,
    biz demirden dağ değiliz ki!

    Gökyüzünde, harman yerinde,
    yanan yıldızlarız ama,
    kesilsek dilim dilim,
    bölünsek parça parça,
    olsak arpa gibi, tane tane,
    gene de söz açamayız sırdan yana,
    veremeyiz ondan bir zerre bile.

    Diyorlar aşk deli.
    Ama biz zırdeliyiz.
    Diyorlar kötülüğe götürür insanı insanın içi.
    Ama biz o iç'e emrederiz

    Tek bir aşka tutulmuşuz yani,
    yani senin aşkına tutulmuşuz.
    Sen bir kez daha şu yolculuktan dön gel,
    gel Allah aşkına bir gör halimizi.

    Mevlana Celaleddin Rumi
#18.02.2006 22:59 0 0 0
  • emeğinize sağlık
#28.02.2006 10:40 0 0 0
  • çok teşekkürler
#01.03.2006 16:11 0 0 0
  • sağol kardes eline sağlık kardes
#05.03.2006 12:20 0 0 0
  • ewet arkadaslar bi konyalı olaraktan gercekten güzel bi cografi konuma sahib bi sehir her sehrin oldugu gibi bi arkadasımızın yazdıgı gibi gez dünyayı gör konyayı. hele konyaya gelipte meshurr etliekmek yenmeden gitmek olmaz
#28.03.2006 18:05 0 0 0