Issızada - Bir Nasılsın Sorusuna Kendimce cevabımdır

Son güncelleme: 31.01.2015 11:28
  • e tabi haklısın... ilknurun devasa kapasitesine karşın benim kuş kadar aklım. maç skoru baştan beli 5-0 yenikim....
#06.03.2012 10:24 0 0 0

  • noimage




    Bugün bir iyilik yaptım kendime

    Yoldan geçerken
    Bir merhaba dedim
    yanımdan geçen yalnız bir dedeye

    Oda karşılık verdi gülümseyerek
    merhaba kızım diye
    Mutlu olduk ikimizde


    Gülümsedi gözleri dedenin
    Hasretti belkide içten bir


    g ü l ü m s e y i ş e






    noimage




    Yolculuk devam ederken karşılaştım tonton bir teyzeyle


    Nasılsın dedim teyzem bugün dedim
    Teyzem dizlerim sızlıyor dedi ama


    Sen bana halimi sordun ya
    Nasıl iyi olmam ben bu kelimeyle



    noimage




    Bir çocuk gördüm ilerde
    Oynuyordu şirin köpeğiyle


    Mutluluk neşe içinde


    Sordum ona

    sence

    m u t l u l u k

    ne diye



    Dediki köpeğimle oynamak
    En büyük mutluluk


    bu işte




    noimage




    Bugün bir iyilik daha yaptım kendime


    Düşündüm küçük mutluluklardan
    Keyif almak gerektiğine


    Bir merhaba, nasılsın sözcüğüne
    Hasret kalabilirsiniz gün gelince
    Bunlara gerek kalmadan önce

    Herzaman uygulamalız bence



    çay_güzeli


    [main-arkaplan-muzik]377[/main-arkaplan-muzik]



    Arkadaşım okuyorum yazdıklarını. buda benden olsun...



#06.03.2012 21:27 0 0 0
  • sevgili şennur arkadaşım yazdıklarımı okuman ayrı onore etti, böyle muhteşem bir içeriğe sahip değerli şiirini eklemen ayrı onore etti. inan sayfada seni ve şiirini görünce çok mutlu oldum. okuyan gözlerine, anlayan yüreğine, yazan kalemine sağlık. dilerim her zaman, her şey güzel gönlünce ve ona layık olsun...
#06.03.2012 22:28 0 0 0
  • ıssızada hariKa yoruMLar yapıyorsun...hayaTa hep seNin gibi baKmak yakLaşmak gereK asLında...sorguLamak gereKe neDenini niçiNini iyi anLAyabiLmek için...hayaTı anLamak için...

    sevgili ziki arkadaşım!

    özelikle yorumlarımla ilgili kullandığın harika kelimesi için ve benim bakış açıma getirdiğin bilimsel onay için...

    evet bence özsaygı adına, dürüstlük adına, ortak yaşam alanlarında bize güvenen muhataplarımıza zarar vermemek, onları aldatmamak ve kandırmamak adına benim ele aldığım bakış açısı doğru bakış açısıdır...




    ama itiraF edeyiM ki yazdıkLarın her zaMan hoş karşıLanmayabiLir..çünKü sen bir çoğuMuzun örtbas eDip ortaya çıKarmadığı düşünCeLeri orTaya koyuyoRsun...inSanın fıtraTında var bu rahatSız oLduğu şeyLeri biLinç aLtına aTar hep...çünKü onLarın varLığı kaygı duruMunu yaraTır...asLına baKarSan oLması gereKende budur...inSanın kenDini güvenDe hissetMek için kuLLandığı savunMa meKanizMaLArındandır bu yönTemde...

    ben neden bu savunma mekanizmalarının kullanılmaması gerektiğini kendi üslubumca yukarda belirttim


    ama tabiKi savunMa meKanizmaLarını fazLa kuLLanmak, fazLasıyLa bu yönTemLer başvurMakta sağLıkLı inSan özeLLiği değiLdir..yüzLeşmek, yaşaMak gereKir...
    teşeKKürLer ıssızaDa...

    ben teşekkür ederim. benim savunduğum bakış açısının aksine tutumların sağlıklı insan işi olmadığını bu işin eğitimini almış bir insan olarak deklare ettiğin için.
    ben ilgine ve güzel yorumuna teşekkür ediyorum...
#10.03.2012 05:51 0 0 0
  • ara ara gelip bakıyorum edilen hoş sohbetlere yorumlara nedendir bilemiyorum uzun uzun yazılan yorumlara ben katılamıyorum bu sefer kırdım galiba uğursuzluğu bende gireyim muhabbete :)
#10.03.2012 13:16 0 0 0
  • vayy elif sen bu konuya girer miydin? burda şiir yok pek. hayatın gerçekleri var. aforizmalar var...
#10.03.2012 13:19 0 0 0
  • bakalım yazabilecek miyim
#10.03.2012 14:05 0 0 0
  • sevgili onur nasılsın diye sorulan bir soruyla başlayan sayfanın getirdiği burada senin ve diğer arkadaşların çoğunun yaptıkları yorumlardan anladığım :)
    insanları tanımadan karar vermek ve ilk gördüğünde o insana güvenmeyi istemek bu sevgili, dost, arkadaş fark etmiyor insan kendinden bilirmiş işi diye bir söz vardı karşındakine bakarken de kendin nasıl düşünüyor yada görüyorsan öyle bakıyorsun bir art niyet bir fesatlık düşünmeden eğer güvenilir olduğunu biliyorsan ve güvenilir bir insan gibi yaşıyorsan herkesi de öyle zannediyor ve öyle davranıyorsun tabi ki bir süre sonra böyle olmadığını görüyorsun bunu anlayabilmen için kazık yemiş olman canının yanması ne bileyim terk edilmen yarı yolda bırakılman vs. gerekiyor. bir iki üç derken bakıyorsun ki bir tek sen güvenilir bir tek sen emin bir insan olarak kalmışsın... neyse ki daha soyu tükenmeyen insan olmanın gereklerini yerine getirebilen bir avuç kadar canlı var eh birazı da burada bu sayfada toplanmış :)

    hani yukarıda demişsin ya hayatın gerçekleri var burada diye evet sadece burada değil çoğu sayfalarda hayatın gerçeklerini görebilirsin şiirlerde öylesine yazılan cümlelerden ibaret değil yaşanan yaşanması istenen duygulardan ortaya çıkan insanın kendini anlattığı yada etrafında gördüğü olayları anlattığı kelimelerden, cümlelerden oluşan paylaşımlar.sizler burada daha geniş ele almış yorumlarınızı daha uzun tutmuş ve yaşanmışlıklarınızla örneklemişsiniz hepsini okudum hepsini tek tek süzgeçten geçirdim ve aldığım evet çok doğru bunu uygulamalıyım dediğim yorumların oldu. insanlar her zaman oldukları gibi görünmezler yada göründükleri gibi değildirler dışardan bakarsın aman allahım ne kadar kendini beğenmiş burnu havalarda dediğin insan o kadar naif ince duygusal içten ve samimidir ki ancak tanıdığında yüreğine dokunabildiğinde anlarsın bunu şimdi sen böyle zannedip yüreğine dokunduğunda ne kadar kirli insanlar olduğunu da söyleyeceksin evet okuduğum yorumlarında bunlardan sana fazlasıyla denk geldiğini görüyorum ama unutma Allah insanları yaratırken kötülük duygusu koymamış sevgi hoşgörü anlayış katmış zamanla insanlar kendilerine yakışanı bulmuş ve değişmiş nasıl yaşamak istiyorsan öyle yaşarsın hesabı yani... neyse çok uzattım biraz da zırvaladım :) ama dedim ya bu kadar uzun yorum yapmak bana göre değil bir kelimeden bir sürü cümleyle şiir yazabiliyorum ama bana hayatı yaz derseniz öylece kalıyorum insan direk olarak yaşadıklarını iyi yada kötü anlat deyince anlatamıyor ben öyleyim işte ama şiirsel sayfalar dolusu yazabilirim :) bu benim hayattan kopuk gerçeklerden kaçan biri olduğum anlamına gelmez dimi arkadaşım?
#10.03.2012 14:29 0 0 0
  • öncelikle teşekkür ederim elif. bir nasılsına 2 yıl cevap verdim senin yazına 20 yıl veririm herhalde...
    ben sayfaya şiir eklenmez demedim, şiir yazamazsın demedim. şiir olmadığı için senin ilgini çekmedi herhalde anlamında söyledim... istediğin zaman şiir de ekleyebilirsin, tek cümle ile okuduğunu da ifade edebilirsin, hatalı gördüğün yazıları da eleştirebilirsin...şimdilik bunu ifade edeyim. yazına sırası geldiğinde cevap yazacağım. teşekkür ederim
#10.03.2012 19:04 0 0 0
  • anladım onur sorun yok rabbim ömür versin sen 20 yıl cevap yaz bizde okuyup sana cevap yazalım :) şiirde yazarım tabii eleştirmek ne haddime senin gibi bir üstada lafımız olmaz sadece düşüncelerimi paylaşabilirim teşekkür ederim
#12.03.2012 00:09 0 0 0
  • AYRILIK ÖLDÜRMEZ GERÇEKLER ÖLDÜRÜR

    masal tadındadır her aşk başladığında
    hep aynı heyecanla sürsün istenir
    istenir de yaşanmaz ki aynı heyecanda
    eller sıkı sıkı kenetlenir, gözler ayrılmaz birbirinden
    kalbin yerinden çıkacaktır sesini duyduğunda
    özlersin bir saniye bile yanından ayrıldığında
    konuşmak saatlerce sürer sıkılmazsın
    sonra değişir duygular zamanla
    elleri soğuktur artık, gözleri dokunmaya çekinir gözlerine
    anlarsın sakladığı bir şeyler vardır
    sevmiyor mu diye düşünürsün eskisi kadar
    ne yaptım acaba kırdım mı farkında olmadan
    neyi unuttum hangi özel günü atladım dersin kendi kendine
    ama dile getiremezsin korkarsın duyacaklarını
    can yakar gerçekler susarsın beklersin ondan gelsin ilk kelimeler
    ve bir gün işte o gündür yaşadığın ama hiç yaşamak istemediğin
    uzatıp ellerini dokunur ellerine son olacağını anlarsın bu dokunuşun
    sen çok iyisin ben sevgine layık değilim der
    konuşmak istersin hayır seviyorum seni demek ama yutkunur beklersin
    ardından gelebilecek sözleri
    olmadı bitmeli der sonra karşındaki canından çok sevdiğin sevgili
    başını öne eğer kabullenirsin istemesende bitmesini
    zorlamanın ne anlamı vardır ki sevdiğin kadar sevilmiyorsan
    gözlerinde akmasını engellediğin iki damla yaş
    tamam istediğin buysa, dersin ve biter o koca aşk
    o dönüp sırtını gider yoluna sen ardından bakakalırsın bir başına
    demek ki bir yarde eksik vardı olmadı diye avutursun kendini
    günler birbirini kovalar, aylar geçer üstünden
    yaran kanıyordur ama gerçekler bildiğin gibi değildir
    bir gün karşılaşırsın terk eden sevgilinle
    yanında bir başkası gözleri ışıl ışıl
    belli çok mutludur gülümsüyordur
    işte o an anlarsın senden sakladığı gerçekleri
    sen daha iyisine layıksın derken senden daha iyisiymiş aradığı
    ayrıldığında yaşamadığın bir histir o anki
    ayrılık değildi canını yakan
    gördüğün gerçekler öldürmüştü yüreğini
    döKülür dilinden tek bir cümle akıtmadığın gözyaşınla birlikte
    AYRILIK ÖLDÜRMÜYORMUŞ SÖYLENMEYEN GERÇEKLERMİŞ ASIL ÖLDÜREN...

    şems-im sen






#13.03.2012 13:19 0 0 0
  • ISSIZADA valla okudum sonuna kadar==) AMA yorum yapmayacagım daha ne kadar uzar bilemiyorum çünki.. Umarım herşey yolunda gi,der diyimde bir 10 sayfalık daha yazı konusu çıkmasın


    Hayat Herşeye RAGMEN ÇOOOOOOOOOK GÜZELLLLL
#29.03.2012 19:39 0 0 0
  • saol bende ıyım
#04.04.2012 12:05 0 0 0
  • Yazını okudum, açıkçası nasılsın? sorusuna bu kadar anlam yüklemek gerçekten de yazmayı, yazdıkça da rahatlamayı ve duygularını herkesle paylaşmayı seven insanların yapabileceği bir şey...sanırım bu yönünü böylece öğrenmiş oldum..dikkatimi en çok çeken şu iki söz..

    oysa ki; asıl hazineler viranelerde, yıkıntılarda, örenlerde gizlidir...

    sordun mu ve sorarken samimi isen cevabı dinleyeceksin...

    gerçektende üzerinde düşünülmesi gereken , özen gösterilmesi gereken, emek harcanması gereken sözler...günümüzde şekille örülmüş suretler arasında maddiyatla bürünmüş ruhlar arasında bunları bulmak çok zor...ama şuna inanıyorumki siz zor olanı başarmışsınız, saygılarımla :)
#09.04.2012 11:01 0 0 0
  • degerli arkadaşm.... hepsini okudum. O anlam dolu, duygu yüklü yüregine saglık.
    evet aslında nasılsın sorusuna verilebilecek en güzel cevabı okudum. burda anlamlı yorumları da okudum. bazen içimizde verilen sorunun başka cevabı olsa da soranın anlatılacagı anlayamamasndan korkar sadece kısa kelimelerle cevap veririz. bazen de bir de bakmşsn ki uzun uzun konuşuyosun. tabiki karşındakinin dinleyebilme gibi bir mahareti olunca.
    Söylemek istediklerim... bogazmda taılıp kalanlar, söylemeye yada düşünmeye bile korktugum... bazen ben neden bunu yapıyorum diye kendime sordugum... tüm fikirlerimi burda buldum

    bütün güzellikler, bütün inançlar kurudu kaldı hıçkırıklarımla beraber düğümlenen boğazımda...
    sen özgürlük ve adalet kavramlarına çok duyarlısın bilirim... dünyada yasaklanmamış tek şeydir ağlamak... nazi kamplarında, sibirya zindanlarında bile yasak değildir ağlamak... 7 milyar insan içinde bir bana yasaklandı ağlamak... ve yaşayarak öğrendim ki ağlamasını bilmeyen, gülmeyi de başaramıyor.
    işte bu an insanlıgın öldügü andır. küçük cocugun aglayamaması ne kadar acı bir şey. bazen deriz ki cocuklugumdaki gibi bagırarak aglamak istiyoum. ii.te sözün bittigi yer burası.. cocuklukda aglayamamak... daha küçükken duyguları içine gömmeye mecbur kalmak... hayatn gösterdiyi en agır derslerden olmalı bu...
    yaşadıklarımız.. etrafımız.. hepsi bi tiyatroya benzer. oynadıgımız rölü iyi yada kötü oynuyoruz ama en kötüsü sahne arkaslnda yaşadklarımız. kimsenin göremedigi yanlarımız. Bir insanın neler çekdigini gece yatdıgı yastıga sor derler...
    evet yaptıgımız yanlışları... söledigimiz yalanları,... etdigimiz günahları kendimiz görmüyoruz. ben yapmam etmem derken bi de bakmışz ki yapmak istemediklerimizin tam ortasndayz. haklısın her zamanda kendimize hakk vermeye bi şeyler ararz. çünki bu biziz. yanlş yapamayz... aslnda o olmak istemedigimiz o insann taa kendisiyik belkide...
    çok konuşdum.
    yazdıkca da ardı geliyor ...

    bu şiiri daha önceleri yazmşdm bu konuya uygun geldigi için paylaşmak istedim

    İçimdeki hüznü kimse görmesin diye gülüyorum
    Sevgimi benden alan hayat inat... direniyorum
    Yaşamak derlerse buna... ben hala yaşıyorum
    Kimse bana sormasın bu aralar nasılsın diye.....

    Akşamın karanlığı karanlıktan korkanlara acımasız geliyor
    Güneşle birge içimdeki küçük mutlu anılar da batıyor
    Dert deryasında bogulurken kimse yardım edemiyor
    Kimse bana sormasın bu aralar nasılsın diye...
#24.05.2012 16:53 0 0 0
  • @ıssızada adlı üyeden alıntı:

    sevgili ....... arkadaşım;

    bana "nasılsın?" demişsin...

    nasıl mıyım?

    keşke cevabı anket sorusuna cevap netliğinde olsa idi. "iyi" ya da "kötü" diyecek kadar karmaşasız, yalın, yalansız, riyasız, hesapsız geçse...

    senin imzanda "geri dönüşüm kutusu mu sandın low..?" diye bi cümle okumuştum, hala duruyor mu henüz bakmadım. ne tesadüf ben de bir çok kişiye "hayatımı veya yüreğimi çöp kutusu mu sandın ki; elini-kolunu sallayarak istediğin zaman giresin, istediğin zaman çıkasın..?" demişimdir...

    bir tarihte Bulgaristan kökenli bir bayan arkadaş ile ortak bir arkadaşımız hakkında görüşüyorduk. hakkında görüştüğümüz kişiye sülalesinin yapmadığı hayati değerde çok maddi ve manevi katkım olmuştu. buna mukabil sessiz ve derinden yalan, dolan, verdiği sözlere, taahhütlere ihanet eden bir tutum içinde idi. bunu da darbe yediği bir yere yaranmak için yapıyordu...

    dertleştiğimiz o arkadaş pek tahsili olmayan, dışardan bakıldığında her şeyi boş vermiş, asi ve free tiplerden biriydi. kendisinden umulmayan bence milenyumluk bir cümle savurdu ve beni şoke etti. elini omzuma koyarak;

    "uyan be arkadaşım; KÖPEK; DAYAK YEDİĞİ SOKAĞA DOLANIR..!"

    düşündükçe cümledeki sosyal, psikolojik hatta psikanalitik gerçekleri keşfedip kahroluyordum. işin edebi, yani; sanat yönü de cabası...

    millet olarak tuhaf bir eğilimimiz vardır. sıradan bir sözü güçlü, popüler, zengin, güzel, ünlü veya yakışıklı biri söyleyince abartılır da abartılır... ama sıradan biri en kaliteli cümleleri, doğruları, tesbitleri, analizleri yapınca görmezden-duymazdan geliriz. yani hepimiz parlatılıp vitrine konmuş ışıldayan mücevhere yöneliriz. olmayacağını bile-bile... ateşe atılıp duran pervane böcekleri gibi...

    oysa ki; asıl hazineler viranelerde, yıkıntılarda, örenlerde gizlidir...

    bizim değer verdiklerimiz, üzerine titrediklerimiz evde anne-babasına dayılanıp mahalle kahvehanesinde veya sokakta sus-pus kuzuya dönen balon kabadayılar gibi sevgimizden, verdiğimiz değerden faydalanıp gazman gibi esip gürler ama kendisini itip-kakan, dışlayan, horlayan, kaale almayan, kullanan birilerine gider kuyruk olurlar...

    offff... offf.... bitmez ki gerçekler, realiteler... bunlar her birimizin değişik türünü, versiyonunu yaşadığımız şeyler işte...

    sahi sormuştun; "nasılsın?" diye...

    bizim buralarda havaları soruyorsun
    gece sıfır, gündüz sekiz...
    sıfır yuvarlak, sekiz yuvarlak;
    yuvarlanıp gidiyoruz...

    sabah işe kaçta gittiğimi soruyorsun;
    çıkıyorum evden sabah yedide,
    yanımda komşu kızı feride...
    saat yuvarlak, feride yuvarlak ...
    yuvarlanıp gidiyoruz...

    öğlen ne yediğimi soruyorsun;
    işte bunda çok ayıp ediyorsun...
    simit altmış, çay kırk...
    etti mi yüzzzz?
    simit yuvarlak, hesap yuvarlak...
    yuvarlanıp gidiyoruz...

    evet; "nasılsın?" demiştin...

    sence nasılım...?

    uzatıp baydım mıııı? canını mı sıktımmm? yok yaaa...!?!

    hiç merak ettin mi neden "nasılsın?" diye sorulduğunda "sormaaaa...!" derler, anladın mı?
    çünkü sordun mu ve sorarken samimi isen cevabı dinleyeceksin...
    sıkılacak mısın veya samimi mi değilsin..?
    o halde sormayacaksın....

    şimdi de "bir dokun, bin ah işit" vecisesini ısbatladık...

    sahi sence nasılım...?
    ya sen....?

    ...... arkadaşımız sağolsun yanılıp, şaşıp "nasılsın?" diye hatır sormuş profil mesajlarımda... ben de bir daldım yazmaya baktım bu kadar olmuş. profil mesaj alanı kabul etmeyince metnin uzunluğunu silmek istemedim. burda paylaşmak istedim...


    .
    Orijinali Göster...


    sevgili ....... arkadaşım;

    bana "nasılsın?" demişsin...

    nasıl mıyım?

    keşke cevabı anket sorusuna cevap netliğinde olsa idi. "iyi" ya da "kötü" diyecek kadar karmaşasız, yalın, yalansız, riyasız, hesapsız geçse...

    senin imzanda "geri dönüşüm kutusu mu sandın low..?" diye bi cümle okumuştum, hala duruyor mu henüz bakmadım. ne tesadüf ben de bir çok kişiye "hayatımı veya yüreğimi çöp kutusu mu sandın ki; elini-kolunu sallayarak istediğin zaman giresin, istediğin zaman çıkasın..?" demişimdir...

    bir tarihte Bulgaristan kökenli bir bayan arkadaş ile ortak bir arkadaşımız hakkında görüşüyorduk. hakkında görüştüğümüz kişiye sülalesinin yapmadığı hayati değerde çok maddi ve manevi katkım olmuştu. buna mukabil sessiz ve derinden yalan, dolan, verdiği sözlere, taahhütlere ihanet eden bir tutum içinde idi. bunu da darbe yediği bir yere yaranmak için yapıyordu...

    dertleştiğimiz o arkadaş pek tahsili olmayan, dışardan bakıldığında her şeyi boş vermiş, asi ve free tiplerden biriydi. kendisinden umulmayan bence milenyumluk bir cümle savurdu ve beni şoke etti. elini omzuma koyarak;

    "uyan be arkadaşım; KÖPEK; DAYAK YEDİĞİ SOKAĞA DOLANIR..!"

    düşündükçe cümledeki sosyal, psikolojik hatta psikanalitik gerçekleri keşfedip kahroluyordum. işin edebi, yani; sanat yönü de cabası...

    millet olarak tuhaf bir eğilimimiz vardır. sıradan bir sözü güçlü, popüler, zengin, güzel, ünlü veya yakışıklı biri söyleyince abartılır da abartılır... ama sıradan biri en kaliteli cümleleri, doğruları, tesbitleri, analizleri yapınca görmezden-duymazdan geliriz. yani hepimiz parlatılıp vitrine konmuş ışıldayan mücevhere yöneliriz. olmayacağını bile-bile... ateşe atılıp duran pervane böcekleri gibi...

    oysa ki; asıl hazineler viranelerde, yıkıntılarda, örenlerde gizlidir...

    bizim değer verdiklerimiz, üzerine titrediklerimiz evde anne-babasına dayılanıp mahalle kahvehanesinde veya sokakta sus-pus kuzuya dönen balon kabadayılar gibi sevgimizden, verdiğimiz değerden faydalanıp gazman gibi esip gürler ama kendisini itip-kakan, dışlayan, horlayan, kaale almayan, kullanan birilerine gider kuyruk olurlar...

    offff... offf.... bitmez ki gerçekler, realiteler... bunlar her birimizin değişik türünü, versiyonunu yaşadığımız şeyler işte...

    sahi sormuştun; "nasılsın?" diye...

    bizim buralarda havaları soruyorsun
    gece sıfır, gündüz sekiz...
    sıfır yuvarlak, sekiz yuvarlak;
    yuvarlanıp gidiyoruz...

    sabah işe kaçta gittiğimi soruyorsun;
    çıkıyorum evden sabah yedide,
    yanımda komşu kızı feride...
    saat yuvarlak, feride yuvarlak ...
    yuvarlanıp gidiyoruz...

    öğlen ne yediğimi soruyorsun;
    işte bunda çok ayıp ediyorsun...
    simit altmış, çay kırk...
    etti mi yüzzzz?
    simit yuvarlak, hesap yuvarlak...
    yuvarlanıp gidiyoruz...

    evet; "nasılsın?" demiştin...

    sence nasılım...?

    uzatıp baydım mıııı? canını mı sıktımmm? yok yaaa...!?!

    hiç merak ettin mi neden "nasılsın?" diye sorulduğunda "sormaaaa...!" derler, anladın mı?
    çünkü sordun mu ve sorarken samimi isen cevabı dinleyeceksin...
    sıkılacak mısın veya samimi mi değilsin..?
    o halde sormayacaksın....

    şimdi de "bir dokun, bin ah işit" vecisesini ısbatladık...

    sahi sence nasılım...?
    ya sen....?

    ...... arkadaşımız sağolsun yanılıp, şaşıp "nasılsın?" diye hatır sormuş profil mesajlarımda... ben de bir daldım yazmaya baktım bu kadar olmuş. profil mesaj alanı kabul etmeyince metnin uzunluğunu silmek istemedim. burda paylaşmak istedim...


    .


    bazen insan:ben iyyim dediyinde gozlerinin icine bakip "iyi degilisin biliyorum"diyecek birine cox ihtiyacim var

#24.05.2012 18:23 0 0 0
  • aglamak icin gozden yasmi akmali?
    dudaklar gulerken insan aglayamazmi?
    sevmek icin guzele bakmali?
    cirkin bir tende guzel bir ruh kalbi baglayamazmi?
    hasret:ozleleneden uzakmi kalmaktir?
    ozlenen yakindayken hicran duyulmazmi?
    hirsizlik parami calmaktir?
    sadet calmak hirsizlik olamazmi?



    tesekkurler
#27.05.2012 11:48 0 0 0
  • hayatda her soruya bir cevab vardir-mutlaqa.ama zamaninda kullana bilsek diyimi??!-yani cok gec olduqunda anliyoruz-bazen hersey bittdiyinde-donmek olmuyor basa cok gec diyorlar,sonraki pismanlik-diyoruz onada,


    tesekkurler!
#27.05.2012 12:06 0 0 0
  • ama onurlu gitmek var... dürüstçe derdini açıp gitmek var... yara vermeden, cevapsız sorular bırakmadan, enkaz yapmadan gitmek var...
    bu sefer hepsini okudum

    söylediklerinin hepsi doğru yerinde tespitler ama sevgiyle uzatılan eller daha tükenmedi biyerlerde var sadece görülmeyi bekliyorlar
    sen bizlerin aynası olmuşun burda kimileri aynada gördüklerinden memnun olmaz kimileriyse aynya bile bakmaz hayatta herşey mübah insanlar geçmişleriyle kendileriyle yüzleşmekten korkuyorlar çünkü yüzleştiklerinde gördüklerinden utanacaklar buda kimsenin işine gelmiyor aman boşver deyip geçiyorlar
    bi yorumunda beni sevmiyorrlar demişin eğer kişi karşısındakinin yanlışını söyliyemiyorsa o kişinin sevgisinden şüphe edilir eğer bunlara katlanamıyorlarsa sorun sende değil katlanmaktan aciz olanlardadır
    ben okudum ,beğendim hakverdim ve bu yazıyla seni biraz daha tanıma şansı buldum:)teşekkürler onur abi bizi birazda olsa kendimize getirdiğin için yüreğine sağlık
#11.06.2012 19:49 0 0 0