Issızada - Bir Nasılsın Sorusuna Kendimce cevabımdır

Son güncelleme: 31.01.2015 11:28
  • Abi, bu ne dert, bu ne keder, bu ne ızdırap ..?
    İnsanların sorulan sorulara verdiği cevaplar o anki ruh halini yansıtır. Meğer ne doluymuşsun , neler yaşıyormuşsun da haberimiz yokmuş. Biz arkadaşız değil mi?
    Arkadaşlık böyle mi oluyor sormak lazım. Ama hep mazeritimiz var , yoğunuz, vaktimiz yok, belki de ilgimiz olduğunu göstermek için normalden kötü olduğunu görmek gerekiyor.
    İnsanların birbirlerine verdiği değerler kimi zaman anlaşılır, karşılık bulur, değer görür, kimi zamanda anlaşılmaz acı ve hüzün olur geri döner.
    Görüldüğü kadarıyla sende acı ve hüzün olmuş.
    Ben insanlara hakettiğinden fazla değer verilmesine karşıyım. Sen hep değer vermişsin, ama verdiğin değer, değer görmemiş. Bırak ta bunu göremeyenler utansın...
    Hakettiğini alman dileğiyle ...
#15.10.2009 10:23 0 0 0
  • öncelikle "hayatımı veya yüreğimi çöp kutusu mu sandın ki; elini-kolunu sallayarak istediğin zaman giresin, istediğin zaman çıkasın..?" derken bunun kararini sadece bizler kendimiz veririz hos öyle olmasa yani deger vermesek giren ve cikan umurumuzda bile olmaz.
    ama herseye ragmen sevmek karsiliksiz sevebilmek cok yüce bir güctür bence ki bir örnek
    Bilgeye sormuşlar dünya da en güzel şey ne diye?

    "Sevmek" demiş...
    Peki sonra? demişler...
    "Sevilmek" demiş...
    Peki neden sevmek sevilmekten önce geliyor ? demişler...
    O da demiş ki 'insan sevdiğine sevildiğinden daha çok emindir...
    yani aslinda yüregimizi bir cöp kutusuna benzetmekten ziyade sevmenin deger verip karsiliksizda olsa sevmenin insanogluna kattigi degerleri düsünecek olursak sonsuz sükür ve sükranla dolar yine o yüregimiz

    oldukcada dolu bir ruh haline sahip oldugunuzu yansitiyor bu okuduklarim kiiibunada bir örnek veremeden gecemeyecegimBir bilgeye sormuşlar:

    Efendim canınız ne istiyor ?

    Bilge cevaplamış:
    Canım hiçbir şey istememeyi istiyor...
    ve devam etmiş...
    Bu ruh halinin adı gönül yorgunluğudur...

    Allah vergisi ve kiymetini bilmenizi umdugum bir yeteneginiz oldugunu düsünüyorum ki bir kelimeden bunca görüs yönüne ilerleyen ve ilerleten bir yetenek bu

#15.10.2009 15:30 0 0 0
  • S.A yazınızı ilk okudum hemde zevkle okudum çok harikaydı bilmiyorum belkide ben etkilendim ama çok güzeldi emeğine yüreğine sağlık.
#15.10.2009 20:04 0 0 0
  • yüreğiNe sağLık KardeşiM...diyeceK KeLime buLamıyoruM...döktürMüşsüN yiNe...FLash eKLentisiyLe hariKa oLmuş...
    ama ben yiNede diyeceKtim....dünyaDa pek çok az inSan o saydığıN gibi bir hayaTa sahip beLkide hiç...çünKü hayaTTa mutLaka bir yerLerDe bir enGeLLeme oLur....bir yerLerDe bir tökezLemen Lazım ...Ki oLgunLaşsıN insan....eee şiMdi seniN saydığıN gibi dört dörtLüK hayaT oLamayacağıNa göre o zaMan sen hayaTı çektiN siLahı öLdürdüN demekTir...bu yüzDen ben yiNede diyeceğiM ki tüm oLumsuzLukLara rağMen HerşeYe rağMen HAYAT GÜZELDİR...
    saygıLar....
#16.10.2009 00:37 0 0 0
  • Flashiniz harikaydiiSeslendirili$ müzik çook güzeldi:)
    gerçekten güçlü bir yazarsiniz her cevaba uzun uzun ayrintilariyla anlatiyorsunuz ve döküyorsunuz kagida(:...
    Hayat yinede her$eye ragmen güzeldir

    Yüreginize saglik...
#16.10.2009 00:49 0 0 0
  • Dumanaltı'dan alıntı:

    ilginç bi yaklaşım olmuş ıssızada abicim bugüne "nasılsın" sorusuna ciddi bi cvp vermiş değilim "iyi sen?" deyip geçiştirirm...yazını okuyunca o sorunun aslında ciddiye alınacak bi soru oludğunu fark ettim

    sevgili Derya kardeşim...

    sadece sen değil, gittikçe konuşmayan, yalnızlaşan, maddeci, internetçi ve bireyselleşen toplumumuzun çok büyük bir kesimi bir "nasılsın?" sorusuna seninkine benzer yüzeysel cevaplar verir.

    klişedir, alışkanlıktır... ne dediğine kimse pek dikkat etmez...

    ama suç münferit olarak bireyde değildir. yukarıda belirttiğim sebeplerden dolayı artık öncelikleri değişen, yüzeysel sosyal ilişkiler içinde olan toplumun genel gidişatıdır. rap, hip hop, futbol, converse, ceza, sagopa, sibel can ve buna benzer bir kaç hayatımıza hiç bir şey katmayan ama hayatımızın; yani en değerli varlığımız olan zamanımızın çoğunu harcadığımız bu bize bir şey katmayan önceliklerimizden dolayı daha içi dolu, daha aile ve toplum kavramları ön planda olan duyarlılıklarımız ihmal edile edile artık önceliklerimiz arasında ya bulunmuyor ya da çok geri plana itilmiş durumda...

    bu millet başta aile kavramı, bağlılık, saygı, yazılı olmayan etik kurallara bağlılık, sokak birlikteliği, mahalle birlikteliği, köy ya da kent birlikteliği gibi geleneksel kültür ile yoğrulduğu için hep güçlü olmuş ve ayakta kalmıştır.

    fiziki emperyalizmle, soğuk savaşla yıkılmayan bizim gibi sosyal kültüre sahip toplumlar dışardan empoze edilen yapay kültürlerle, trendy moda ve davranışlarla kültür emperyalizmine uğratılıp, toplumsal içi boşaltılmışlık sonucunda bu bireyselliğimize, bencilliğimize, yozlaşmaya ve yalnızlaşmaya doğru sürükleniyoruz.

    bu nedenlerle bir dost ya da ahbapla karşılaşıldığında öylesine, yüzeysel, içten olmayan davranış ya da baştan savma klişe kelime ya da cümleciklerle geçiştiriverme alışkanlığımız doğmuştur.

    suç senin değil kardeşim. suç hepimizin.

    ilgi ve yorumuna yürekten teşekkür ediyorum...

#22.10.2009 05:44 0 0 0
  • fiziki emperyalizmle, soğuk savaşla yıkılmayan bizim gibi sosyal kültüre sahip toplumlar dışardan empoze edilen yapay kültürlerle, trendy moda ve davranışlarla kültür emperyalizmine uğratılıp, toplumsal içi boşaltılmışlık sonucunda bu bireyselliğimize, bencilliğimize, yozlaşmaya ve yalnızlaşmaya doğru sürükleniyoruz.

    çok beğendim bu cümlelerini abicim tamda aklımda geçenleri dökmüşsün satırlara
    bu sorunun cvbını geçiştirme nedenlerimden biride sorulan sorunun çokta içten sorulmadığını bilmemdir bakalım soran kişi alacağı cvplardan memnun kalacak mı dertlerimle yada nasıl olduğumla gerçekten ilginecek mi hiç sanmıyorum..
    bundadır geçiştirmelerim,ciddiye almayışım...bilsemki karşımdaki cidden nasıl olduğumu bilmek istiyor futursuzca açarım içimi ama bunu anlamakta globalleşmeyle birlikte karakterdede değişmelere yol açtığı için zor..
    bir sor bin ah işit misali cümlelere maruz kalmaktansa gerektiği yerde gereken kişilere doğru cevabı vermek en iyisi galiba
#22.10.2009 10:43 0 0 0
  • Emeğine yüreğine sağlık Abi,flashın gerçekten senin yorumunla ayrı bir güzellik kazanmış...
    Hayatın çemberinden geçmiş kişilerin anlayabileceği o ince ayrıntıyı görmüş ve aslında herkesin söylemeye çekindiği korktuğu noktaya parmak basmışsın...
    İnsan acı ve ızdırap anında ağzına geleni söyler isyan eder ve hatta ölmeyi diler.
    Ancak ölüm anı yaklaşıpta azrail kapıda belirdiğinde canını vermemek için adeta yalvarır.
    Ancak bu yalvarış birşeye çare olmayacak can bedenden ayrılacaktır...
    Bir çok yerde bir çok şekilde ölümü anar ancak ölümden ölmekten hep korkar insanoğlu...
    Çünkü herşeye rağmen hayat güzeldir...

    Diyeceğim odur ki,
    Ölmeyi güzel gören insanlar hayatın çemberinden payına düşeni almış kişilerdir.
    Böyle kişiler ölümden korkmaz ve asıl tadın asıl başlangıcın ölüm ile geleceğini bilirler...
#22.10.2009 13:16 0 0 0
  • :D
#22.10.2009 15:27 0 0 0
  • hayalll'den alıntı:


    Tek başına hiç bir şeyiz...
    Sevdiklerimize verdiğimiz değerle, onların bize verdiğiyle bir 'şey'iz...
    Kendimize iyi bakmamalı her zaman...onlara da iyi bakmalıyız..yanımızda hep olacak olanlar onlar çünkü...

    Keşke 'nasılsın?' sorusunun cevabını ezberden vermesek...nasıl olduğumuzu bilecek kadar tanısak kendimizi...

    Yüreğinize sağlık..

    sevgili hayalll arkadaşım;


    İlişkilerin yüzeysel, dahası sabun köpüğü ömründe ve samimiyetinde olduğu, değerlerin gün be gün erozyona uğradığı, önyargı ve önkabullerin tavan yaptığı, gönül gözü kavramının hemen-hemen hiç rastlanmadığı açıkçası FARKINDALIK olgusuna çok rastlayamadığımız günümüzde sizin ancak gönül gözü açık tabir edilenlerce, farkındalık yetisine sahip kişilerce görülebilen "işin özü" yani ruhu denilecek mim noktasını yakalamanız ne güzel....

    hep kendimize iyi bak(mama)lıyız biraz da sevdiklerimize, dahası bizi sevenlere İYİ BAKMALIYIZ..!

    insanoğlunun fıtratında vardır sevilme, beğenilme, takdir edilme ve özlenme dürtüsü... onun için aslında hepimiz sevmekten çok sevilmeye önem veririz. bizi eleştirenlerden, iyiliğimizi isteyen gerçek dostlardan, yapıcı eleştiri yapan samimi arkadaşlardan çok hep öven, pohpohlayanlara daha fazla sempatik yaklaşır, onlarla daha fazla vakit geçirmeyi severiz.

    onun için bayanlar alakası olmayan erkeklerin bile ortamdaki başka bayana bakmasını istemez, kıyafetlerini ve süslerini erkekler için değil aslında diğer kadınlara nisbet olarak giyer, hiç pas vermeyecekleri erkeğe sırf diğer kıza kaptırmamak adına pas verir...

    onun için erkekler sahip oldukları bazı şeylerin rakamsal, tonaj, metraj büyüklükleri ile fazla övünür... motosiklet, para, kıyafet, manita (afedersiniz)... onun için arabalarıyla, takımlarıyla, şehirleriyle övünürler...

    hep yenen tarafta, zengin tarafta, güçlü tarafta, güzel tarafta olma eğilimi vardır... hep kazanan, hep alan tarafta...

    bütün dinler ve insan mutluluğunu hedef alan, baz alan, amaç edinen ideolojilerin hepsi insan erdemi ve tekamülü için almaktan çok VERMEYİ öğütler. insanların dünyadaki ve ahiretteki ebedi saadetleri için hiç bir karşılık beklemeden nefsini yenerek, zaaflarına dur diyerek kendinden bişeyler verebilmesidir...

    yani hepimizin diline dolayageldiği ama hiç birimizin kendi hayatına uyarlamadığı, hep karşıdan beklediği ve söylemleri ile etrafına empoze ettiği :" hesapsız, riyasız, çıkarsız, yalansız.... svegiler ve ilişkiler..."

    hayır... biz kendimize dahi, geleceğimize dahi, ailelerimize dahi ihanet etmeye bu kadar meyyal iken nasıl bu hırsı, bu bencilliği, bu nefsi yenip "KENDİMİZE RAĞMEN KARŞIDAKİNE İYİ BAKACAĞIZ Kİ...?"


    yaklaşık 1500 yıl önce alemlere rahmet olan sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.S) ne güzel buyurmuş:

    "kazanılan savaşa fazla sevinmeyin. sizin asıl savaşınız nefsinizledir...!"

    öyle ya; bencilliğimizi yenmeden karşımızdakilere, ailemize, mahallemize, şehrimize, ülkemize ve genel anlamda insanlığa nasıl bir faydamız olabilir ki...?

    hayır. "kendine iyi bak!" söylemi bile samimi değil... "beni o kadar düşünüyorsan neden sen bana iyi bakmıyorsun ki...?"

    evet, haklısın sevgili hayalll arkadaşım..!

    azıcık kendimize değil sevenlerimize iyi bakmalıyız...

    umarım iyi bakanların çok olur. burdan bakınca sen bunu hak eden birine benziyorsun. konuma ve böyle erdemlere duyarlılığın için çok teşekkür ederim.
#28.10.2009 09:15 0 0 0
  • "kazanılan savaşa fazla sevinmeyin. sizin asıl savaşınız nefsinizledir...!" Hz. Muhammed (S.A.V)

    İki Cihanın Sultanı'nın asırlardan günümüze ışık tutan hadisleri...

    Büyük bir zevkle okudum yazdıklarınızı..kaleminize yazdıran duygularınıza sağlık..
    Hakkımda söyledikleriniz için ayrıca teşekkür ederim...
    Umarım hepimiz bize iyi bakacak ... nefislerinden arınmış insanlarla yaşarız...
    İyi bakalım onlara..onlar da bize...

    teşekkür ederim tekrardan bu güzel cevaplarınız için..
#28.10.2009 13:05 0 0 0
  • DİDEM'den alıntı:

    emeğine yüreğine sağlık ıssızada
    sesinizle sundugunuz ölmek güzeldir tek kelime ile mükemmeldi
    yanlız ölmek güzeldir yerine hayat gülünce güzeldir olması daha güzel olmazmıydı, her insanın yaşamında inişli çıkışlı sıkıntılı zamanlar mutlaka olmuştur , çok mükemmel yaşantısı var gibi görünen insanların bile çok sıkıntılı mutsuz anı vardır ,ama hiç bir zaman ölmeyi düşünmemek gerek diye düşünüyorum hayatta istediğimiz her şey olmaya bilir , bu kader alın yazısıdır ama yine yaşam devam eder , mutlu olmanın yollarını aramak gerekmezmı bunun içinde gülmeye hayatı mutlu geçirmeye çalışmak gerekmezmi, emeğinize sağlık bu sadece benim düşüncelerimdi , affınıza sığınarak fikirlerimi yazdım umarım kusura bakmassınız
    emeğinize yüreğinize sağlık arkadaşım ,paylaşımınız için teşekkürler
    ayrıca sizin kadar düzgün cümleler kuramamış olabilirim bunun içinde şimdiden özür dilerim



    sevgili DİDEM arkadaşım;

    siteye flaş ve konu eklediğimden beri gerek flaşlarıma gerekse bir ara sevgili Kaktus hocamın bize sağladığı flaş geyik başlığı altında bana ve diğer üye arkadaşlarımıza göstermiş olduğunuz ilgi ve sempatik yaklaşım tam bir ev sahibi, admin veya moderatör yaklaşımı gibiydi. bir kere bu nedenle sizin güzel kişiliğinizi, özverili ve sempatik yaklaşımlarınızı tebrik ediyor sonsuz teşekkürlerimi sunmak istiyorum...



    benim ricam üzerine girdiğiniz bu konumda ise esirgemediğiniz zamanınız ve yorumunuz için ayrıca teşekkür ediyorum. sizin yorumunuzu merak ediyordum. yorumunuza bakılırsa sadece flaşın ekli olduğu sayfayı okudunuz ya da yorumunuz sadece flaşın içeriği ile alakalı...

    bu yorumu okur musunuz bilmiyorum. bu nedenle uzatarak fazla sıkmak istemiyorum. şu kadarını söyleyim...:

    "imkanları en iyi olanların bile mutsuz anları vardır"
    demişsiniz.. ki bu kesinlikle doğrudur... bu insan hayatı için elzem bi durumdur...

    ama;
    bazı anların kötü olması ayrıdır, her anın kötü olması ayrıdır...

    ve....

    ölüm edebiyatta bir çok anlamda kullanılır... benim kullandığım anlamı intihar etmek, hayattan, neşeden, mutluluktan, hayal kurmaktan, ideallerden vazgeçmek gibi anlayanlardansınız sanırım. hayır. inihar etmek ya da bilinen reel anlamıyla ölmek değildir kastım...

    mesela;
    gitmek te bir ölmek değil midir???

    O nu da gömdük diğer hüzünlerin yanına, göğsümüzün sol yanı mezarlık icabında...
    derken kişinin öldüğünü anlarız, ama kişinin son nefesini verdiği gibi bir durum yoktur...

    okuduğum şiir öyle bir hava verebilir ama zaten şiir bana ait değil. şiirin güzel ve doğru bulduğum yanları vardır ve isim konuya yakın olduğu için kullandım. o şiiri ve flaşı da sadece kaktus hocam bilir 4-5 ay önce yapmıştım ve bir vesile ile kaktus hocam da izlemişti...

    cümleleriniz asla kötü değil, her zamanki gibi kendinizi çok güzel ifade etmişsiniz. ayrıca yazan ne yazarsa yazsın aslolan okuyanın yüklediği anlamdır yazıyı güzzel ya da kötü yapan. emin olabilirsiniz ki ben yazdıklarınızla verdiğiniz mesajları gayet net anladım...


    ayrıca teveccühünüzdür cümleleri güzel kullandığım, benim öyle bir iddiam yoktur...

    tekrar her şey için teşekkürler, sevgi ve saygılarımla...
#04.11.2009 06:40 0 0 0
  • bunlar yazarken insan üşenir ya :D
#04.11.2009 08:39 0 0 0
  • ellerine sağlık
#04.11.2009 08:44 0 0 0
  • Değerli arkadaşım ıssızada


    sevgili DİDEM arkadaşım;

    siteye flaş ve konu eklediğimden beri gerek flaşlarıma gerekse bir ara sevgili Kaktus hocamın bize sağladığı flaş geyik başlığı altında bana ve diğer üye arkadaşlarımıza göstermiş olduğunuz ilgi ve sempatik yaklaşım tam bir ev sahibi, admin veya moderatör yaklaşımı gibiydi. bir kere bu nedenle sizin güzel kişiliğinizi, özverili ve sempatik yaklaşımlarınızı tebrik ediyor sonsuz teşekkürlerimi sunmak istiyorum...

    öncelikle bu övgü dolu sözlerinizden dolayı çok teşekkür ediyorum
    önceki bir yazımdada belirttiğim gibi edebiyatım çok iyi olmadığı için , içimden geçenleri yazarak dökemiyorum bu yüzdende yorum yazmıyorumölüm edebiyatta bir çok anlamda kullanılır... benim kullandığım anlamı intihar etmek, hayattan, neşeden, mutluluktan, hayal kurmaktan, ideallerden vazgeçmek gibi anlayanlardansınız sanırım.
    intiharı aynen bahsettiğiniz gibi anladım, beni çok iyi analiz etmişiniz

    mesela;
    gitmek te bir ölmek değil midir???bu konudada haklısınız gitmekte mecazi yönde ölmektir
    şiirin size ait olmadığını yazmışınız, önemli olan sunumu güzel yapmak değilmidir

    ayrıca sesinizlede dahada güzelleşmiş şiiriniz ,tekrar buradan emeğinize yüreğinize sağlık diyorum

    ayrıca teveccühünüzdür cümleleri güzel kullandığım, benim öyle bir iddiam yoktur...

    estağfurullah iddianız olduğunu kastedmedim sadece benim kişisel görüşümdür

    şunuda eklemek istiyorum ,çok nazik, beyfendi bir kişisiniz
    herşey gönlünüzce olsun
#04.11.2009 17:43 0 0 0
  • KaRaKıZ'dan alıntı:

    ne dememi bekliyorsun ne yazım dinledim okdum benim yorumum snen için önemliymi sende benim için önemlisin


    bişey deme..! beklemiyordum/beklemiyorum...
    bişey yazma..!
    dinlemişsindir...
    okudun mu?
    senin yorumun önemliydi, her kesin yorumu önemlidir...
    senin için önemli miyim, neden? benim için her canlı önemlidir...

    ama yakışmıyor öLüm kelimesi yakışmıyor

    neden yakışmasın ölüm kelimesi ki? benim kastettiğim ölüm reel intihar falan değildi her kes öyle anlasa da... orda şartlı cümleler var...

    diğer yandan;
    şerefi, namusu, vatanı, bayrağı ve diğer kutsalı için ölen, öldüren bir milletin efhadıyız...

    diz üstünde yaşamaktansa onurlu ölmek yeğdir...

    onuru için, ismi için, gururu için intihar edebilen milletlere dikkat edin hepsi süper devlet olmuştur.

    sormak lazım; yeteri kadar onurlu yaşıyor muyuz? böcek gibi, sürüngen gibi hayata yapışıp kalmak mı daha iyi, onurlu, şerefli, ilkeli yaşayıp sırası geldiğinde onuruyla ölüme koşmak mı?

    bende isyan ediyorum bende ağlıyorum ama sonradan düşündüğümde öLümü yakıştıramıyoru mne olur acılara sonve dayan yüreğimde

    isyanlarının ve sebeplerinin çoğunu biliyor ya da tahmin edebiliyorum...

    isyan mı? kime, neye, niye?

    "kendim ediyorum, kendim buluyorum" diye hiç kendine isyan etmeyi denedin mi?
    dene... belki o zaman diğer isyanlara gerek kalmaz...

    ağlıyor musun? niye ki? burdan bakınca çok eğleniyor görünüyorsun...

    ölümü yakıştırmadığın da doğru ama asıl yaşamı kendine yakıştırıp yakıştırmadığın merakımı celbediyor...
    hele hele onurlu bir yaşamı ne kadar özlüyorsun, kafa yoruyor musun ve bu konudaki çabaların ne?


    "bismillahirrahmanirrahim" de lütfen

    evvvveettt, işte buuuu....!
    zaten besmelesiz, ayet-el kürsi olmadan hayat hepten çekilmez...

    senin yazdıklarınLa ben geçmişime acılarıma dönüyorum

    geçmiş mi? dur yaaa, daha kaç yaşındasın? acılar... bak işte bu önemli.. neye acı dediğimiz önemli... çok uzun açıklamalar ve örnekler verebilirdim ama pek okumayan birisin, uzatmayım... kısaca; çocuğun gözünün önünde ölümle pençeleşse ve sen onu doktora götürecek 50 lira bulamaz durumda olsan bu günkü acı dediklerin gündemine hiç girer miydi? filistinde olsan ailen gözünün önünde bombalarla parçalansa bu günkü acı dediklerin gündemine gelir miydi?

    her gün cazip gelen bir çocuğa sempati duymak, onun futbol takımına geçmek, onun siyasi düşüncesine anında adapte olmak o kişinin 2 gün sonra başka bir yüzünü görünce streslere girmek acı mı?

    bu arada parmağıma diken batmışsa acıya dur demekle o acı durur mu?

    çok güzel olmuş sunumun sesin ne denebilirki bu yazıya fLash a tek bi cewap verebiliyorum..!


    bu kelimeler sessiz ve çaresiz kaldı

    teşekkür ederim ilgine de, beğenine de, yorumuna da...
    acziyet mi? umarım hayatın başka ve daha zaruri alanlarında aciz kalmazsın...
#09.11.2009 20:25 0 0 0
  • yazdıklarınız çok hoş çok kişi yazar birine karşı cevabı
    ama sizin gibi sanmıyorum
#09.11.2009 20:57 0 0 0
  • Doğru söylüyor dalgacii arkadaşım :)

    çok güzel cevaplarınız ve derin ...

    Burda bir renk olmaktı hayalimiz herkes kendi rengiyle burada...
    Renk kattınız...farklılık kattınız bu sessiz bölüme..
    İyi ki geldiniz..
#09.11.2009 21:23 0 0 0
  • ıssızada hariKa yoruMLar yapıyorsun...hayaTa hep seNin gibi baKmak yakLaşmak gereK asLında...sorguLamak gereKe neDenini niçiNini iyi anLAyabiLmek için...hayaTı anLamak için...
    ama itiraF edeyiM ki yazdıkLarın her zaMan hoş karşıLanmayabiLir..çünKü sen bir çoğuMuzun örtbas eDip ortaya çıKarmadığı düşünCeLeri orTaya koyuyoRsun...inSanın fıtraTında var bu rahatSız oLduğu şeyLeri biLinç aLtına aTar hep...çünKü onLarın varLığı kaygı duruMunu yaraTır...asLına baKarSan oLması gereKende budur...inSanın kenDini güvenDe hissetMek için kuLLandığı savunMa meKanizMaLArındandır bu yönTemde...ama tabiKi savunMa meKanizmaLarını fazLa kuLLanmak, fazLasıyLa bu yönTemLer başvurMakta sağLıkLı inSan özeLLiği değiLdir..yüzLeşmek, yaşaMak gereKir...
    teşeKKürLer ıssızaDa...
#10.11.2009 07:55 0 0 0