"...benim meşrebim zordur...
Toprağım kıraç yerden alınmıştır, her bitki büyümez üzerimde,
suyum ekşimiş şarap gibi tatsızdır,
soluğum yalçın kayaları parçalayan rüzgarlar gibi delidir...
Umuttan çok kuşku vardır yüreğimde, hoşgörüden çok öfke vardır,
nedensiz düşmanlık gütmesem de, olur olmaz şeye sevgi beslemem ben...
Haktan yanayımdır ve de hakikatten.
Bu yüzden sevginin hak edenin hakkı olduğuna inanırım...
Hak etmeyene sunulmayacak kadar değerlidir sevgi..."
"Can durağını arıyorsan ey can ;
Can da sensin, durak da sensin.
Bir lokma ekmekse peşinden koştuğun,
Elbet ekmek de sensin.
Eğer akıl erdirebiliyorsan bu sözün sırrına;
Bil ki her ne arıyorsan o sensin."
Hz. Mevlana
Sana dilsiz, dudaksız sözler söyleyeceğim/
Bütün kulaklardan gizli sırlardan bahsedeceğim/
Bu sözleri sana, herkesin içinde söyleyeceğim/
ama senden başka kimse duymayacak/
Kimse anlamayacak...
Kalbimi ve aklımı hep sağ elime verdim
Görevi olmasaydı, sol elimi keserdim..
Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber(sav)
Minarede 'ölü var' diye bir acı sala
Er kişi niyetine saf saf namaz..ne ala
Böyledir de ölüme kimse inanmaz hala
Ne tabutu taşıyan, ne de toprağı kazan
Gökten yeryüzüne ne yağarsa yer ne kaçabilir ne de çare bulabilir. "Sizi topraktan yarattık" ayetini unutur da Hak'tan gelene öfkelenirsin. Topraksın arştan gelenden kaçamazsın. Toprak gibi razı ve mütevazı ol
Bir Bardak Çay Gibi Ömür Kiminin Ki Bir Dikişte Biter Kimininki İse Yudum Yudum Dibinde Kalan Çöpler İse Hayattan Kalan Kalıntılar
Şerefle bitirilmesi gereken en asil görevdir hayat...
bir lokma ekmek için şerefini çiğnetmeye; bir anlık eğlence için servetini tüketmeye, bir zamanlık mevkii için el ayak öpmeye, insanları ezip geçmeye, günlük menfaatler için,onurunu terk etmeye, bir kısım insanlara kızıp tüm insanlara düşman olmaya değmez hayat....
Her ne istiyorsan kendinde ara!
Senin canının içinde bir can var, o canı ara!
Senin dağının içinde bir hazine var, o hazineyi ara!
Eğer yürüyen dervişi arıyorsan;
ONU SENDEN DIŞARIDA DEĞİL,
KENDİ NEFSİNDE ARA!
Taş yeşermez geçmiş olsa da nevbahar,
Toprak ol da bak nasıl güller açar.
Taş gibi idin çok gönül kırdın yeter,
Toprak ol üstünde hoş güller biter.
Yaşadığın dünyaya bak; Yüce Tanrı, hangi eserini sevginin kucağında büyütmemiş? Neden okşamak ve kucaklamakla gidilecek yere, tekme ve tokatla erişmeyi tercih edersin?
Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem,
Gelenin keyfi için geçmişe asla sövemem.
Biri ecdadıma saldırdı mı hatta boğarım,
Boğamazsam hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam
Hele hak namına ölsem haksızlığa tapamam.
Yumuşak başlı isem kim demiş uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boynum.
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim,
Adam aldırma da git, diyemem aldırırım
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.
Bu imkansızlık hüznünün dehlizlerinde kaybolarak, içimdeki bitimsiz korkuyla bağırarak dökmüyorum sahipsiz benliğimi Yaradana Hafî bir zincirle düğümlüyorum dilimi. Çözülürse yanacağım sanki, eriyecek ve biteceksin sen de, taşıdığım can gibi...
Biliyor musunuz kalbin bir adı da dönektir?!
Evet aynen öyle; Dönek.
Yerinde duramayan, değişken,
Sürekli bir halden bir hale geçen demek kalb..
Bir Allah'a, bir dünyaya,
Bir nefse, bir Yaratıcı'ya,
Bir iyiye, bir kötüye,
Bir güzele, bir çirkine..
Hiç durmadan, yorulmadan döner durur.