eğer bir gün,
bensiz bir hayatı seçersen
sana beyaz şamdan içinde bir mum göndereceğim..
ve eğer bir gün karanlıklar mutluluğunu engellerse
sana gönderdiğim mumu yakacaksın
ve içinde yavaş yavaş erimekte olan beni göreceksin...
bu gece yüreğim ıssız çölde susuzdu sanki
ellerini aradım ve yoktu ....
hiç var olmamıştın ki
çünkü hepp sacede benim yüreğimde vardırrrr
her zaman varım diyordurrr
varsan varlığınıneden hissetmiyordummmm nedenn????
oysa seni yüreğimin sahibi yapmıştım
sen yüreğimin yıldızıydınnn hepde öyle kalacaktınn
sen sen olduğun sürece.........
Bazen öyle bir ilişkiye tutulursunuz ki, ne sevebilir, ne terk edebilirsiniz. Kör kütük bağlanmışsınızdır aslında... En güzel yıllarınızın, acı tatlı hatıralarınızın ortağıdır; iç çekişmelerinizin müsebbibi, yazılarınızın ilhamı, sohbetlerinizin konusudur. Göz yaşlarınız da, bilinçaltınızda, kahkahanızdadır. Korkunca saklandığınız bir sığınak, coşunca öptüğünüz bir bayrak... Sevdanız riyasız, çıkarsız, karşılıksızdır. Sınırsız ve nihayetsiz; "Ölmek var, dönmek yok"tur. Lakin gün gelir anlarsınız; içten içe bir şeylerin kanadığını... Tutkulu sevdaların gizli hançerleri başlar parıldamaya... Şurasından, burasından eleştirmeye koyulursunuz: "Şöyle görünse, öyle demese, değişse biraz ya da eskisi gibi olsa..." Başkalarını örnek göstermeye, "Bak onlar nasıl yaşıyor" demeye başlarsınız. Hem birlikte yaşayıp, hem özgür olmanın yollarını ararsınız. Aşkınızın gözü kör değildir artık, yanlışını görür düzeltmek istersiniz. "Eskiden böyle miydi ya..." diye başlayan sohbetlerde açılır eleştirinin kapısı; açıldıkça, bastırılmış itirazlar yükselir bilinçaltından... Böyle süremeyeceğini bilirsiniz. Değişsin istersiniz. O, sevgisizliğinize yorar bunu... İhanete sayar. Tutkulu ilişkilerde ihanetin bedeli ölümdür. "Ya sev böyle ya da terk et" diye gürler...Bir zamanlar bir gülücüğüyle alacakaranlığı ışıtan o rüya, bir kabusa dönüşür birden... Kapatır gönlünün kapılarını, yasaklar kendini size... Hoyrattır, bakmaz yüzünüze... Zehir akar dilinden, konuşturmaz, suçlar, yargılar mahkum eder. Mühürler dudaklarınızı, yırtar atar yazdıklarınızı, siler sizi defterden... "İyiliğin içindi hepsi, seni sevdiğim için..." dersiniz, dinletemezsiniz. Ayrılırsanız yaşamayacağınızı bilirsiniz, lakin böyle de sevemezsiniz. İhanetten kırılmıştır kaleminiz; severek, terk edersiniz... "Madem öyle..." nin çağı başlar ondan sonra... Madem ki siz böylesine tutkunken, o hep başkalarını seçmiştir, madem ki kıymetinizi bilmemiştir, o halde "günah sizden gitmistir". Lanet ederek bu karşılıksız aşka, çekip gitmeleri denersiniz. Aşkın göçmenlik çağı başlar böylece... Daha özgür olacağınız limanlara demirlerseniz bir süre... Ne var ki unutamaz, uzaktan uzağa izlersiniz olup biteni... Etrafı bir sürü uğursuzla dolmuş, kurda kuşa yem olmuştur. Deli kanlılar, eli kanlılar, uğruna ölenler, sırtına binenler sarmıştır çevresini... Gurur duyar onlarla, koynunda besler, gözünü oysunlar diye...Uğruna kan dökenleri sever, yoluna gül dökenlerden fazla... "Bana ne...kendi seçimi" diye omuz silkmeye çabalarsınız bir süre...
Ama sonra... ansızın kulağımıza çalınan bir şarkı ya da kapı aralığından süzülüp gelen bir koku, hatırlatır onu yeniden... Yaban ellerde, başka kollarda ondan bahseder ağlarsınız. Kokusunu özlersiniz; türküsünü söylemeyi, şarkısını dinlemeyi, yemeğini yemeyi, elinden bir kadeh rakı içmeyi... Karşı nehrin kenarından hasret şiirleri haykırırsınız, sular kulağına fısıldasın diye... Dönüp "Seni hala seviyorum" diye bağırmak geçer içinizden... Dönemezsiniz. Göremedikçe bağlanır, uzaklaştıkça yakınlaşırsınız. Anlarsınız ki bir çaresiz aşktır bu, ne onunla olur, ne onsuz... Hem kollarında ölmek, kucağına gömülmek arzusu, hem "Ne olacak sonunda" kuşkusu... Böyle sevemezsiniz, terk de edemezsiniz. Sürünür gidersiniz..
Nedir, ne oluyor, unuttunuz mu yoksa yaşadığınızı, günler, kızgın küller gibi bütün duygularınızı kavurup öldürerek mi geçiyor üzerinizden, arzuyla dudağınızı ısırdığınız olmuyor mu hiç, bir müzik sesiyle şöyle bir koltuğunuzda doğrulduğunuz, aniden bir yaz yağmuru gibi boşanıveren sebepsiz sevinçlere inanmıyor musunuz, bir ağaç gölgesinde bir an durmak, bir akşam üstü denize baktığınızda bu sonsuz suların kıpırtısına şaşmak yok mu artık, el ele tutuşmak bir avucun bir başka avuca dokunmasının yarattığı ürperti de hayal hanesinde kendine bir yer bulmuyor mu, bitti mi bu macera, çekildiniz mi hayattan, hayatın sizin bulunmadığınız yerlerde yaşandığına mı inanıyorsunuz, daha bitmeden bitirdiniz mi her şeyi, yorgun ruhunuz yeni coşkular için hazır hissetmiyor mu kendini,Delirdiniz mi siz ? Hayat diye bir şey var, her zaman size keşfedilecek geniş alanlar bırakan, ne kadar yaşarsanız yaşayın daima bilmediğiniz, kuytularına sokulamadığınız bir hayat, sadece size ait bir hayat
yüreğime bir gül çizdim kanlı yaş ile
yaktın beni küle döndüm dumana döndüm
nasıl edem nere gidem dertli baş ile
bilemedim teli kırık kemana döndüm
canım aldın, can evimden vurdun ya sende
küstüm sana, faydası yok, geri dönsen de
sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın
sen de vicdansız çıktın adın batsın
zaman ola devran döne sen de çekesin
yitiresin umudunu heder olasın
aşka düşe kahrolasın candan bıkasın
ömrün boyu bir kez olsun gülmeyesin
sen ki beni rezil ettin yedi cihanda
yalan oldum talan oldum senin sayende
sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın
sen de vicdansız çıktın adın batsın
beni özleyince bir nehir yatağını bulsun
kor düşsün dağlarına, ceylanlar suya insin
sesime bakıpta ağlıyorum sanma
seni özleyince böyle olsun birazda
ayrılıversin yaprak dalından
insan sevdiğinden ayrılıversin
kan damarımdan can pazarından
adam baharından ayrılıversin
dağda dört mevsim erimeyen kar varya
yokluğum öyle erimesin
sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın
sen de vicdansız çıktın adın batsın
Sen gittin ya,
Baharim karla örtüldü,
Gülistan soldu mahvoldu,
Çileler birlesti akar gider bir sel oldu,
Yüzün eskimedi hala karsimdasin,
Sen gittin gideli ellerin agzi lafla doldu,
Beni yalniz sandilar,
Halbuki ruhum sen doluydu,
Gittin bir tanem ne yapayim,
Dur diyemezdim ki sana,
Yapma bu sevgiye kiyma diyemezdim ki,
Biliyordum sende beni seviyordun,
Iste asil isin garip yönü de bu ya,
Neden gittin anlamis degilim hala,
Lisanim yetmez miydi sana,
Benle kalmana,
Yalnizligim törpüler hasret gecelerini,
Sonbahara kendini adamis askimiz,
Zalim yillara baglanmis kalmis,
Zaman bizi aldatmis birakmis,
Sende beni vurup gitsen hiç acimaz inan,
Gittin iste ne yapayim,
O masum bakisli gözlerin riya dolu oldugunu nereden bilirdim,
Gülüsüne aldanirdim halbuki ben senin,
Sarkilari hep senin için ezberler,
Senin için notalara dökerdim,
Ama yine kiymet bilmedin,
Gittin bitirdin iste ne yapayim,
Yalvarsamiydim yoksa sana deli gibi,
Yok yapamazdim ben böyle densizligi,
Sizlansam da olmazdi asla böyle,
Hasretin içimde biterdi o zaman,
Yalvarmak benlik degil bir tanem,
Olmadi iste divane gönül,
Gitti sevgili, ne yapabilirsin,
Hiç.
Bu son sevgilim.
Bu veda bu fasil,
Çalan bu müzikte son,
Kucakla sevgilere çekilen süngülerin ucunda,
Namlularin soguklugunu hissetmek...
Iste sevgili bu mektubumda son,
Son olan her sey son,
Seninle dogan günes,
Seninle batan yalnizlik,
Siir kokan gecelerde;
Omzuna yaslanan basin çilesi de son,
Zamansiz kalbimi oksayan keskin biçakla,
Vurgun yapan sensizligimde son,
Ayrilik kokusuna eklenen özlemlerin,
Vuslatla; uzak diyarlara firari,
Kanatsiz uçan sevgi dolu gönüllerde son,
Ahu zar-i tutmus güllerin gülmeleri,
Kenetlenmis sevgilerin yeniden serzenisi de son,
Yalnizlik bestelerinin senin için çalmasi da son,
Keskelerin birlesip sel gibi akmasi da son,
Keskin naralarin yüregimin soguk duvarina çarpmasi,
Daglar da son bir gayretle kardelenin açmasi,
Rüzgara karisan “seni seviyorum” sözcüklerinin alevlenmesi de son.
Her sey son bulacak,
Sevgiler, Asklar, Tutkular.
Bir ben kalacagim,
Bir de solmayan sevdam.
Sen de son olacaksin,
Sonsuz olan “ask” kalacak.
Kim bilir belki oda bir gün [son] bulacak...
seni sevdiğimi söylüyorum inanmıyorsun
sensiz bir gece bile uyuyamıyorum diyorum yalan diyorsun.
söylesene sevgilim sen beni seviyormusun..
sensiz bir gün bir an bile geçmiyor diyorum palavra diyorsun,
peri kızı seni dün gece rüyamda gördüm diyorum sen mi diyorsun.
peki her gece ağladığımı biliyormusun..
gene gözlerin çok güzel diyorum iltifat etme diyorsun.
iltifat değil gerçek diyorum çapkınsın diyorsun.
söylesene sevgilim sen beni seviyormusun...
ERKEK RUHUNDA ŞU ALEMDE YALANMI VAR,
ERKEK OLURDA ALDATMAZ BUNA İMKANMI VAR,
SIKSAN YALAN FIŞKIRIR ETİNDEN KEMİĞİNDEN,
ALDATMAZSA ŞÜPHE ET CİNSİYETİNDEN,
HANGİ ERKEĞE İNANIPTA GÖNÜL VERİRSEN,
SONUNDA KAZANCIN SADECE AYRILIKTIR,
MUTLU OLMAYI ÜMİT EDERSEN,
ACIRIM SİZE KIZLAR YAZIKTIR.
ben bir yıldız olsam
yalnız sana parlarım
ben bir güneş olsam
yalnız sana doğarım
ben bir çiçek olsam
yalnız sana açarım
fakat ben
ne bir yıldız
ne bir güneş
nede bir çiçeğim
yalnızca seni seven
bir Üniversiteliyim...
Yavaş yavaş oluştu...
Önce bulut oldu
Yağmak için.
Sonra yağmur oldu
Sevdiğine can vermek için.
Sevdiği büyüdü...
Güzel bir çiçek oldu.
Sonra birisi kopardı onu.
Sevdiğine vermek için....
Hayatta, hiç bir insan için
Aglamaya degmez.
Zaten degen insan aglatmaz.
Yinede aglamak istiyorsan
Basini dik tut ki,
Göz yaslarin
Aglatan kadar alçalmasın!!