isimlerin anlamını biliyormusunuz - fecri isminin kökeni - fecri isminin analiziTan vaktiyle, tan kızıllığıyla ilgili.
Fecri İsminin Analizi
Sakin, uysal, güvenilir, algılaması yüksek, mantıklı, kırılgan, okumayı seven, akademik anlamda başarılı, sıkıntılardan kurtulmak için mücadele eden bir kişilik enerjisi verir.
Fecri İsminin Cinsiyeti
Fecri isminin analizi
Erkek
Fecri İsminin Kökeni
Arapça
Fecri İsminin İstatistikleri
FECRİ Ülkemizde en fazla tercih edilen 1048. isim (… 1046. seden, 1047. tanzer, 1048. fecri, 1049. fügen, 1050. gülin, …). Ülkemizde yaklaşık her 9,816 kişiden birinin adı FECRİ ve ismin kullanılma oranı binde 0.1.
FECRİ adının yaygınlık oranının Türkiye’nin resmi nüfus sayımı sonuçları ve günlük ortalama nüfus artış hızına orantılarsak ülkemizde 2014 itibariyle yaklaşık 7,783 kişinin isminin FECRİ olduğu ve FECRİ isimli kişi sayısının her yıl ortalama 119 kişi arttığı tahmini yapılabilir.
Çocuğa Fecri İsmi Konulur Mu?
Çocuğunuza Fecri isminin verilmesinde, Fecri isminin anlamı, kökeni veya söyleyişi konusunda herhangi bir sorun olmayıp rahatlıkla çocuğunuza Fecri ismini verebilirsiniz.
Fecri İsmi Kuran’da Geçiyor Mu?
Fecri ismi için yaptığımız araştırma sonucu Kuranı Kerimde geçmediği tespit edilmiştir.
Fecri İsmi Caiz Mi?
Yaptığınız araştırmalar sonucunda sonucunda Fecri isminin caiz olduğu tespit edilmiş olup rahatlıkla kullanabilirsiniz.
Fark etmesende beni
Aşk seninle anlam kazanacak
Terkedip gittiğin günden beri
Mutluluğumun kaynağısın
Aşk seninle anlam kazanacak
Ne kadar'da güzelsin
Umutla bekledim geri dönmeni
Rüzgar eser rahatlatır insanları
Farkında olmasanda
Aşk seninle anlam kazanacak
Terkedip gittiğin günden beri
Mutluluğumun kaynağısın
Aşk seninle anlam kazanacak
Nedesem senin için boş
Umutla bekledim geri dönmeni
Rüzgar eser rahatlatır insanları
isimlerin anlamını biliyormusunuz - fatmanur isminin kökeni - fatmanur isminin analiziFatma ve nur kelimelerinden türetilen isim
Fatmanur İsminin Analizi
Sakin, uysal, güvenilir, neşeli, işlerini ağır yapan, bolluk içinde yaşama enerjisi olan, karar vermekte zorlanan, başarılı, unvan sahibi olma enerjisi olan, algılaması yüksek, mantıklı, sağduyulu, yaratıcı bir kişilik enerjisi verir.
Fatmanur İsminin Cinsiyeti
Fatmanur isminin analizi
Kız
Fatmanur İsminin Kökeni
.
Fatmanur İsminin İstatistikleri
FATMANUR Ülkemizde en fazla tercih edilen 1419. isim (… 1417. eyyüp, 1418. fadi, 1419. fatmanur, 1420. fettah, 1421. feyzi, …). Ülkemizde yaklaşık her 14,724 kişiden birinin adı FATMANUR ve ismin kullanılma oranı binde 0.07.
FATMANUR adının yaygınlık oranının Türkiye’nin resmi nüfus sayımı sonuçları ve günlük ortalama nüfus artış hızına orantılarsak ülkemizde 2014 itibariyle yaklaşık 5,448 kişinin isminin FATMANUR olduğu ve FATMANUR isimli kişi sayısının her yıl ortalama 83 kişi arttığı tahmini yapılabilir.
Çocuğa Fatmanur İsmi Konulur Mu?
Çocuğunuza Fatmanur isminin verilmesinde, Fatmanur isminin anlamı, kökeni veya söyleyişi konusunda herhangi bir sorun olmayıp rahatlıkla çocuğunuza Fatmanur ismini verebilirsiniz.
Fatmanur İsmi Kuran’da Geçiyor Mu?
Fatmanur ismi için yaptığımız araştırma sonucu Kuranı Kerimde geçmediği tespit edilmiştir.
Fatmanur İsmi Caiz Mi?
Yaptığınız araştırmalar sonucunda sonucunda Fatmanur isminin caiz olduğu tespit edilmiş olup rahatlıkla kullanabilirsiniz.
Fark etmesende beni
Eser gelirim sevginle beraber
Riyakar olman mutsuz eder
Hayat akıp gidiyor aniden
Ayrılıklar elbet birgün sona erecek
Ne kadar'da güzelsin
Fark etmesende beni
Elimde değil seni çok seviyorum
Rüzgar eser rahatlatır insanları
Hayat akıp gidiyor aniden
Ayrılıklar elbet birgün sona erecek
Ne kadar'da güzelsin
isimlerin anlamını biliyormusunuz - ferhan isminin kökeni - ferhan isminin analiziSevinçli, mutlu
Ferhan İsminin Analizi
Sakin, uysal, güvenilir, üzüntü ve sevinci bir arada yaşayan, karar vermekte zorlanan, kırılgan, hırslı, zorluklara direnen, işlerini ağır yapan, neşeli, bolluk enerjisi olan, sağduyulu, yaratıcı bir kişilik enerjisi verir.
Ferhan İsminin Cinsiyeti
Ferhan isminin analizi
Erkek
Ferhan İsminin Kökeni
.
Ferhan İsminin İstatistikleri
FERHAN Ülkemizde en fazla tercih edilen 426. isim (… 424. enver, 425. cemile, 426. ferhan, 427. eray, 428. ersan, …). Ülkemizde yaklaşık her 1,963 kişiden birinin adı FERHAN ve ismin kullanılma oranı binde 0.51.
FERHAN adının yaygınlık oranının Türkiye’nin resmi nüfus sayımı sonuçları ve günlük ortalama nüfus artış hızına orantılarsak ülkemizde 2014 itibariyle yaklaşık 39,693 kişinin isminin FERHAN olduğu ve FERHAN isimli kişi sayısının her yıl ortalama 606 kişi arttığı tahmini yapılabilir.
Çocuğa Ferhan İsmi Konulur Mu?
Çocuğunuza Ferhan isminin verilmesinde, Ferhan isminin anlamı, kökeni veya söyleyişi konusunda herhangi bir sorun olmayıp rahatlıkla çocuğunuza Ferhan ismini verebilirsiniz.
Ferhan İsmi Kuran’da Geçiyor Mu?
Ferhan ismi için yaptığımız araştırma sonucu Kuranı Kerimde geçmediği tespit edilmiştir.
Ferhan İsmi Caiz Mi?
Yaptığınız araştırmalar sonucunda sonucunda Ferhan isminin caiz olduğu tespit edilmiş olup rahatlıkla kullanabilirsiniz.
Farkında olmasanda
Eser gelirim sevginle beraber
Riyakar olman mutsuz eder
Ayrılıklar elbet birgün sona erecek
Hayat akıp gidiyor aniden
Ne kadar'da güzelsin
İstiyorum ki sevdam ol
Sevgiye dair ne varsa beraber yaşadık
Ayrılıklar elbet birgün sona erecek
Farkında olmasanda
Elimde değil seni çok seviyorum
Riyakar olman mutsuz eder
Ayrılıklar elbet birgün sona erecek
Hayat akıp gidiyor aniden
Ne kadar'da güzelsin
İstiyorum ki benim ol
Sensiz ben ne yaparım
Aşk seninle anlam kazanacak
isimlerin anlamını biliyormusunuz - ferahnisa isminin kökeni - ferahnisa isminin analiziİsim: Ferahnisa
Anlamevinçli, rahat kadın.
Cinsiyet:Kız
İsim Tercihi: Uygun
Ebced Değeri:
İsme ait ebced değeri henüz girilmemiş.
Köken:Arapça
Ferahnisa İsminin İstatistikleri:Ferahnisa ismi Türkiyede en çok kullanılan 2500 ad arasında yer almayacak kadar nadir bir isim ve yaygınlık oranı 30.000 de 1 den az.
Ferahnisa İsmi Kuran’da Geçiyor Mu?
Ferahnisa ismi için yaptığımız araştırma sonucu Kuranı Kerimde geçmediği tespit edilmiştir.
Ferahnisa İsmi Caiz Mi?
Yaptığınız araştırmalar sonucunda sonucunda Ferahnisa isminin caiz olduğu tespit edilmiş olup rahatlıkla kullanabilirsiniz.
bel ağrısı nasıl geçer - bel ağrısına çözüm - bel ağrısından kurtulmak - egzersizle bel ağrısının önlenmesiİlk kez bel ağrısı çekenler, genellikle bu tatsız deneyimi bir kez daha yaşamamak için hemen bir çözüm bulmaya niyetlenirler fakat ağrı çok şiddetli değilse genellikle geçen zamanla birlikte hafiflemeye başlar ve 2-3 hafta içinde tamamen kaybolur yada belirgin şekilde azalır.
Nasıl oldu da geçti bu ağrı diye araştırmaz, bir iki kez öne arkaya eğilip doğrularak kendinizi dener ağrı sizi rahatsız etmiyorsa kaldığınız yerden devam edersiniz hayata.
Gelin görün ki güçlü bedeninizin derinlerinde yitip giden her ağrı gerçek bir iyileşmenin yada her şeyin yolunda olduğunun bir işareti değildir.
Belinizin ağrıdığı zamanlarda, mecburen yapmaktan kaçındığınız hareketleri gün geçtikçe yapmaya başlar ve o ağrılı günleri unutmak istersiniz ve unutursunuz nitekim. O günlerde bırakın eğilmeyi derin nefes aldığınızda bile ağrıyan beliniz sanki hiç bir şey olmamış gibi her hareketinize izin verir. Ayrıca belinizin ağrıdığı dönemlerde gerekli tedbirleri almamanın olası sonuçlarından henüz haberdar değilsinizdir.
Derken günün birinde sinema kuyruğunda bilet alma hevesi ile beklerken, yere düşen 5 kuruşunuzu eğilip almak isterken, öne eğilir fakat doğrulamazsınız, birden hangi filme gireceğinizin hiçbir önemi kalmaz, çünkü “bel ağrısı” devam filmleri gibi, yeni sezon gösterimine güçlü bir promosyonla girer.
“Bel ağrısını çeken bilir 2” adlı bu devam filmi, ilk versiyonuna göre daha uzun metrajlıdır genelde, izlemekten sıkılır, filmi hızlı sarsın yada filmi yarıda kessin diye makiniste rüşvet vermeyi bile düşünürsünüz, ama makinist işini sevmektedir film devam eder, bir süre sonra umarsınız ki bu durum uzun soluklu brezilya dizilerine dönüşmesin. Bu muhtemel sonuçtan korunmanın ilk adımı konuyla ilgili "güncel ve bilimsel gerçeklere dayalı" bilgileri edinmek ve bel ağrısı ile ilgili her duyduğunuza inanmamaktır.
Bel ağrısı ile ilgili neler biliyoruz?
Bel ağrısı çağımızda en sık rastlanan problemlerden biridir ve insanların %60’tan fazlası hayatlarının bir döneminde en az bir kez olmak üzere bel ağrısından yakınırlar. Günümüz tıbbı, bel ağrısını sebebine bakmaksızın genel olarak iki şekilde sınıflandırmaktadır:
3 aydan az süren bel ağrıları: Akut Bel Ağrısı –[ani ve kısa süreli] 3 aydan fazla süren bel ağrıları: Kronik Bel Ağrısı –[yavaş gelişen ve uzun süreli] Bel ağrılarının büyük bir kısmı “Sıradan Bel Ağrısı” olarak nitelendirilmektedir. Akut Bel Ağrısı olan hastaların %95’inde bel ağrısı oldukça basit ve sıradan nedenlere dayanmaktadır. Bu tip ağrıları yaşayan kişiler genellikle sağlıklı görünüme sahip olan yetişkin bireylerdir.
Ağrınız kısa süreli ve gelip geçici ise genel olarak, problemin nedeninin fiziksel olduğu düşünülür, muhtemelen vücudunuzu yanlış kullanmak yada farkında olmadığınız bir zorlamanın zaman içinde etkisini arttırması ile bel ağrısı deneyimini yaşamışsınızdır. Bu ağrı genellikle belinizin orta kısmında hissedilir, gelip geçicidir yada yaptığınız hareketlere göre de artıp azalabilir.
Basit yada sıradan bel ağrısı olarak nitelendirebileceğimiz bu sıkıntıya aşağıdaki durumlar sebep olabilir:
-Vücudunuzun fiziki duruşunun/postürünüzün bozukluğu, -Yeterince ve doğru egzersiz yapmamak,
-Uzun süre ayakta durmak yada uzun süre öne eğilmiş olarak kalmak, -Sandalyeniz sizin için uygun değilse ve uzun süre oturmak zorunda olmak, -Yatağınızın omurganıza düzgün bir destek sağlamaması,
-Sizin için “ağır” olan bir yükü taşıma, itme yada çekme gibi bir eylemde bulunmak, -Sizin için “ağır “olan bir yükü yanlış bir pozisyonda taşımak, -Sendeleme yada düşme gibi durumlar ile karşılaşmak.
“Bel ağrısını çeken bilir 2” filminin bu bölümünü izleyen ve bırakın dizileri, devam filmlerini bile görmeye tahammül edemem diyenlerdenseniz, işte yapmanız gerekenler:
• Bir an önce vücudunuzu doğru kullanmanın ne demek olduğu konusunda dersler almak, yaşam stilinizi aldığınız bu dersler doğrultusunda düzenlemek,
• Ergonomik açıdan düzgün bir iş ortamı oluşturmaya çalışmak, ergonomik sandalye almış olmak sağlıklı bir çalışma ortamını garanti etmez, vücudunuzun çalışırken aldığı yanlış pozisyonların farkına varmak ve bunlardan kaçınmanız gerekmektedir.
• Yatağınızı ve dinlenme koltuğunuzu, eğer gerekiyorsa değiştirmek
• Hareketli ve sağlıklı bir yaşam tarzı oluşturmak, kilonuzu kontrol altında tutmak
• Sizin ayağınıza uygun, doğru bir ayakkabı seçimi yapmak
• Pek çok spor merkezinde rutin olarak size önerilen mekik çekmek, geriye doğru kalkma yada bacaklarınızı kaldırıp havada tutmak gibi size “zarar verecek” egzersizler, yerine “doğru egzersiz” biçimleri ile bel bölgenizin stabilitesini (sağlamlığını ve dengesini)
arttırmak.
Bugünkü yazımızın temel konusuna geçmeden önce,
Beli ağrıyan kişiler için bilinçsizce önerilen pek çok egzersizin ve özellikle spor
salonlarında yapılan hareketlerin yarardan çok zarar getirdiğini belirtmek gerekmektedir.
İnternet ortamında kolayca bulunabilen ve elden ele gezinen pek çok egzersiz broşüründe
herkes için uygun olduğu iddiası ile yer verilen egzersizler bilimsel veriler ışığında
geçerliliğini yitirmiş durumdadır.
Bu egzersizler soruna çözüm olacak seçenekler sunmak yerine 1980’lerden kalma tahmini
öngörülere dayanan bilgileri sunma noktasındadırlar. Özellikle bel ağrısı olan herkes için
büyük bir rahatlıkla önerilmekte olan bu egzersizlerin işe yarayıp yaramadığının halen bir
tartışma konusu olduğunu ifade etmekte yarar vardır.
Her insan farklı vücut özelliklerine sahiptir, kimimiz daha esnek, kimimiz daha gergindir,
kimimiz daha uzun boylu,kimimiz daha kısa boyludur,kimimiz daha kilolu, kimimiz daha
zayıftır bu örnekleri çeşitlendirmek mümkündür ve sadece bu farklılıklar bile herkes için
aynı egzersizleri önermenin yanlışlığını açıklamaya yetmektedir.
Sağlık problemi olan kişiler için egzersiz programı çizmek bir uzmanlık işidir ve o kişinin
detaylı şekilde değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır.
Yapılan bu tespitlerin ışığında, bu yeni egzersiz sistemini tanıtmak ve neden herkes için
uygulanabilir olduğunu izah etmek daha kolay ve anlaşılır olacaktır.
Bu yeni yöntemin yazının başlığında “en iyi” olarak adlandırılmasının üç temel nedeni
vardır:
• Başlangıç aşamasında eklem hareketi açığa çıkmadığından ağrılı durumlarda bile uygulanabilecek derecede güvenlidir.
• Başlangıçtan itibaren, her aşama bir önceki aşamada kazanılan bir kontrol stratejisinin üzerine inşa edilmektedir.
• Fonksiyonel rehabilitasyon prensiplerine göre dizayn edilmiş ve günlük yaşam koşulları içinde uygulanabilecek bir egzersiz sistemidir.
• Bilimsel veriler ışığında tasarlanmış ve yararlılığı kanıtlanmıştır.
İngilizce’de “Lumbar Stabilization Training” olarak adlandırılan bu yöntemin dilimize
uyarlanmış ifadesi “Lumbal Stabilizasyon Eğitimi” olacaktır.
Tanım içerisinde yer alan kelime anlamları şöyledir:
Lumbal > Bel bölgesi
Stabilizasyon > Sağlamlık, Denge
Eğitim > Bilinmeyen ya da unutulmuş bir hareket becerisini kazandırma
Sonuç olarak;
Lumbal Stabilizasyon Eğitimi: Bel bölgesine sağlamlık ve denge kazandırma eğitimi olarak
ifade edilebilmektedir.
Henüz ülkemizde çok bilinmeyen bu yöntem bilimsel veriler ışığında tasarlanmış ve
yararlığı kanıtlanmış bir yöntem olarak ön plana çıkmaktadır.
Bu egzersiz sistemi “bel ağrısı olan ya da bel ağrısından korunmak isteyen herkesin”
yapabileceği egzersizleri ve bir metodolojiyi içermektedir.
Lumbal Stabilizasyon Eğitimi, özetle bel bölgesindeki kas gruplarını ve vücudumuzu doğru
şekilde kullanmayı öğretmeyi hedeflemektedir.
Bu sistemin nasıl işlediğini bir örnekle anlatmak çok daha kolay olacaktır. Siz yerdeki bir cismi görüp almaya niyetlendiğiniz anda vücudunuzda yer alan derin kas grupları, siz öne eğildiğinizde düşmemeniz ve ayaklarınızın üzerinde sağlam durabilmeniz için siz farkında olmasanız da kasılarak sizi stabilize ederler diğer bir deyişle sizi sağlam şekilde dengede tutarlar.
Bir başka deyişle omurgamız derin ve yüzeydeki kasların çalışması ile oluşan ve bir korse gibi görev yapan iki katman ile sarmalanmıştır.
Derin kaslardan oluşan “iç korse” ve yüzeydeki kaslardan oluşan “dış korse” beraberce ve ahenk içinde çalıştığında omurgamız sağlıklı olarak işlev görmektedir.
bel ağrısını önlemek - bel ağrısına ne yapılır - bel ağrısını azaltmanın yolları - bel fıtığı
Bel ağrısı olan bireylerde ağrının azalması için geçen süre boyunca ve problem uzun süreli ise derin kas gruplarının zamanında ve yerinde kullanımı ile ilgili bir yetersizlik ve dengesizlikle karşı karşıya kalırlar.
Beyin normal koşullarda vücut bir yükleme ile karşılaştığında öncelikle derin kas gruplarını aktive etmekte fakat yüklenme miktarı arttıkça daha yüzeydeki kas gruplarını da destek olmak üzere devreye sokmaktadır. Bel ağrısı ile oluşan sağlıksız durum beynin kontrol mekanizmasını da etkilemektedir.
Bel bölgesindeki kasları kontrol etmede yaşanan bu dengesizlik sonucu, siz yerdeki bir cismi almaya niyetlendiğiniz anda çalışması gereken kas grupları çalışmaz ve bu nedenle beliniz bu fiziksel yüklenmeye hazırlıksız yakalanır.
Bu hazırlıklı olma mekanizmasının kaybı nedeniyle hiç beklenmedik hareketler bile çok ciddi bel ağrısı atakları ile neticelenebilir.
Yaşanan bu dengesizliğin üstesinden gelebilmek için vücudunuzda bulunan, derin kas gruplarını eğitmeli diğer bir deyişle Lumbal Stabilizasyon Eğitimi almalısınız. Lumbal Stabilizasyon Eğitimi özellikle başlangıçta son derece hassas ve doğru bir yönlendirmeyi gerektirmektedir, egzersizlerden yarar görmek için doğru kas grubunun çalıştığından ve doğru egzersiz yönteminin seçildiğinden emin olunmalıdır.
Bu eğitimin gerektirdiği egzersizleri, bir fizyoterapistin gözetimi altında yapabileceğiniz gibi fizyoterapistler tarafından geliştirilen ve orijinal adı STABILIZER olan cihaz aracılığı ile, evinizde de yapabilirsiniz.
Bu ürünün kullanımı ile ilgili detayları fizyoterapistinize yada doktorunuza danışabilir Lumbal Stabilizasyon Eğitimi almak için talepte bulunabilirsiniz.
Lumbal Stabilizasyon Eğitiminin bilinirliği gün geçtikçe artmakta ve klinik değeri günden günde daha iyi anlaşılmaktadır.
Ek Bilgiler
“Bel Fıtığı kaynaklı bel ağrısı - Sinir kökü ağrısı”
Sinir kökü basısı da denilen ve bel fıtığından kaynaklanan vakaların sayısı fazla gibi
görünse de istatistiklere göre tüm bel ağrısı vakalarının %5i bu grubu oluşturmaktadır.
Bu vakalarda sinir köküne bası olması durumunda ağrı oluşmaktadır ve bu bası ya hasar
görmüş/fıtıklaşmış bir disk sebebiyle yada omurların birbiri üzerinde kayması sonucunda
oluşur. Bu durumlarda ağrı genelde belinizin alt kısımlarında kendini gösterir, daha ciddi
durumlarda ağrı kalçalarınız, bacaklarınızda yada ayaklarınıza doğru da yayılabilir, ağrıya
uyuşma hissi de eşlik edebilir.
“Bel ağrısının daha ciddi sebepleri”
Çok sınırlı sayıda vakada bel ağrısı çok ciddi nedenlere dayanmaktadır. Bu nedenler
arasında omurgadaki şekil bozuklukları, omurga kırıkları yada enfeksiyonları ile
tüberküloz yada kanser sayılabilir. Böylesi ciddi bir nedenle beliniz ağrıyorsa ağrı genelde
zamanla artar ve dinlenme durumunda olsanız da devam eder. Bu noktada bel ağrısı
yanında idrar kaçırma, aşırı yorgunluk ve uyuklama hali gibi başka semptomların da
görülmesi olasıdır.
Ne zaman doktora görünmeliyim ?
Sıradan bel ağrısı olarak nitelendirilen ağrılar genellikle birkaç gün içinde azalma
eğilimindedirler eğer;
Ağrınız bir haftadan fazla sürmüşse ve hiç azalmamış ise,
Ağrının nedeni bir düşme çarpma yada kaza ise,
20 yaşın altında 55 yaşın üstündeyseniz ve ağrınız dikkat etmenize rağmen birkaç gün
içinde azalmadıysa, doktora görünmenizde yarar vardır.
Ek olarak, bel ağrısı ile birlikte aşağıdaki işaretler de mevcutsa bir doktora görünmeniz
gerekmektedir.
Ateş
Bel bölgesinde kızarıklık ve şişkinlik hissi
Ağrının dizlerinizden daha aşağıya doğru yayılması
Bir yada iki bacağınızda kuvvetsizlik ve uyuşma hissi
İdrar yada gaita kontrolünde problemler
ender saraç beslenme önerileri - sağlıklı beslenmek - dengeli beslenmek1 - Yemek, mutlu, huzurlu, sakin bir ortamda, sadece yemeğe konsantre olarak, rahatsız edici başka herhangi bir faaliyette bulunmadan yenmelidir. Zihni berraklaştırıp rahatlattıktan sonra yemeğe başlanmalıdır. Ağzımızdan içeriye bir şeyler sokmak için değil; bizim yeni yapı taşlarımızı oluşturacak önemli hammaddeleri, en sağlıklı biçimde, bedenimize alıp işlemek ve metabolize etmek için sofraya oturmalıyız. İyi bir sindirimin ilk adımı ağızda başlar. Bu nedenle yemekler oturarak, yavaşça ve iyi çiğneyerek yenmelidir.
2 - Yapısal farklar ve fizyolojinin ihtiyaçları da göz önünde bulundurularak, her gün, altı tat da alınmalıdır. Genellikle istek ve arzularımıza dayanarak beslenmeliyiz. "Canı çekmek" iştah ve heves, fizyolojinin kendini ifade ettiği belirtilerdir. Dolayısıyla o, verildiği an için fizyolojiyi dengelemekte önemli bir sinyaldir. Yalnız bu, yaşamı olumlu yönde destekleyen istekler için geçerlidir. Yaşamı desteklemeyen istekler, olumsuz alışkanlıklara ve fizyolojide dengesizliklere yol açabilir.
3 - Yemekten hemen sonra aktiviteye geçilmemeli, birkaç dakika sakin oturulmalı ve yenilen yiyeceklerin sindirim sistemine yerleşmesine izin verilmelidir.
4 - Öğlen, ana öğün olmalıdır. Sindirim ateşinin en yüksek olduğu saatler, 12.00 - 13.00 arası yemeğe özen gösterilmelidir. Öğünler arası en az üç saat olmalıdır. Açlık hissi yoksa, zorla yenmemelidir veya bir önceki öğünde yenen yemekler sindirilmeden, tekrar yemek yenmemelidir.
5 - Kahvaltı ve akşam yemeği miktar olarak az ve hafif olmalı Akşam yemeği erken alınmalı ve hemen uykuya geçilmemeli, dolu mideyle yatağa girilmemelidir. Gece yoğurt ve peynir yenmemelidir. Şayet açlık varsa, yatmadan önce. bir bardak sıcak kakuleli veya zencefilli süt alınabilir.
6 - Sofradan çok dolu mideyle kalkmamak gerekir. Midenin 3/4 kadarını doldurmak yeterlidir. Bu ölçü, herkesin kendi avucuyla iki avuç dolusu kadardır.
7 - Yemekte su veya meyve suyu yudum yudum alınabilir Asla soğuk olmamalıdır, yoksa sindirimi yavaşlatır. En idea yemek suresince, içine biraz zencefil atılmış sıcak su almaktır.
8 - Çok fazla miktarda çığ ve ham gıdalar alınması önerilmez. Meyve ve salatalar bu kuralın dışındadır. Yemekler iyi pişmiş ve sıcak olmalıdır, tekrar tekrar ısıtılmamalıdır. Gıdalar katkısız olarak,sadece bir kez dondurulup, defalarca çözülüp tekrar dondurulmadan tüketilirlerse, Ayurvedık olarak sağlıklı kabul edilebilirler.
9 - Beden tipinize ve mevsime uygun olarak düzenli bir şekilde ghee, bal ve süt almak doğru bir beslenme için iyidir. Hangi beden tipinde olursanız olun, her gün diyette az miktarda da olsa yoğurt, tahin, üzüm suyu, taze meyve suyu, çeperli tahıllar alınması yararlıdır. Ruhsal gelişim teknikleri ve meditasyon uygulayan kişiler için, fazla miktarda soğan, sarımsak yerfıstığı ve mantar yemek çok iyi değildir. Ayrıca, büyükbaş hayvanların kırmızı erinin yenmemesi önerilir.
solunum kontrolü - zihin arındırma yöntemleri - meditasyon ile zihin arındırmakKaranlık bir odada bir mum alevini bir veya iki dakika süreyle izleyin. Dikkatiniz dağılınca, bakışınızı bu zayıf aleve çevirip, mumu veya bu egzersizi, niye alevin böyle göründüğünü düştinmemeye çalışın. Dikkatinizi sadece aleve yöneltin.
Sonra acele olarak mumu söndürün ve gözlerinizi kapayın. Birkaç saniye içinde, alev imajını gözbebeklerinize yansımış bir halde görmeye başlayacaksınız. Yapabildiğiniz sürece izlemeye devam edin. Rengi, biçimi değişebilir veya çevreye yayılabilir.
Kaybolabilir ve sonra farklı bir biçimde, değişik bir renkte veya formda da ortaya çıkabilir. Uygulama yaparsanız gerçek bir alevi seyrettiğiniz uzunlukta, bu alev imajında fark edebilirsiniz.
Arkadaşlar ve Çiftler İçin: “Ahhh” Solunumu
Bu egzersizi yakın bir arkadaşınızla veya sevgilinizle deneyin. Hanginizin aktif partner olacağına karar verin. Diğer kişi rahat bir şekilde gözleri kapalı olarak otursun veya yatsın. Aktif partner arkadaşının göğsünün inip kalktığını görecek ve aldığı nefesi duyacak kadar yakma otursun.
Aktif partner, nefes alimini mümkün olduğunca diğer kişiye uydurmaya çalışsın, nefes almaya beraber başlayıp, nefesini aynı sürede tutup, aynı zamanda bıraksın. Bunu başarmak için kuvvetli bir konsantrasyona ihtiyaç vardır. Her nefes bırakımı sırasında aktif partner bunu bir iç çekmeyle (ahhh) sonlandırmalıdır.
Bu egzersizler, çiftler arasındaki, bağlılığı, şefkati ve sevgiyi çoğaltır. Bir nefesin iki kişi tarafından paylaşılması, iki bedenin birleştiği hissini uyandırır. Çiftler, bunun güven verici olduğunu ve eğer göz bağlantısı sürerse güç aşıladığını düşünebilirler.
Birçok hemşire, terapist ve bazı fizikçiler bu meditasyonu hastalarıyla birlikte uyguluyorlar. Bu, komada veya uyuyan bir kişiyle de uygulanabilir, hem doktor hem de hasta olan kişi için sakinleştirici ve yatıştırıcı olabilir.
Kalp Atışı Meditasyonu
Kalbiniz her saniye, en azından bir kere çarpar. Eğer uzun bir süre için atmayı durdurursa, tarih olursunuz. Bu yüzden her atışı saymak, inanılmaz kuvvetli bir dikkat odaklanmasıdır. Eğer hastalık hastasıysanız veya kalbinizle ilgili bir sorunuz varsa, zihin seyretme egzersizlerinin yardımıyla kendinizi rahat hissedene kadar bu egzersizi denemeyin.
Elinizi kalbinizin üzerine koyun veya birkaç, parmağınızı bileğinizdeki nabız atışının üstüne yerleştirin. Her bir atışı veya nabzınızı dörde ya da ona kadar sayın. Sayıyı şaşırırsanız yeniden başlayın.
Veya zihninizden “atış” diyerek her bir çarpmayı ve nabzı adlandırın. Bu, dört bölümlük yürüme meditasyonunda yaptığınıza benzer bir durumdur.
Benim için bu meditasyonun en heyecanlı ve korku verici bölümü, her zaman, gelecek atışın olup olmayacağından kuşku duymamdır. Bu yüzden çok dikkat etmem gerekiyor. Doktorların, kalp atışının, kalp sorunlarını genellikle önceden bildirmediğini söylemelerine rağmen, hala birazcık endişe duyuyorum. Eğer kalbinizin çok hızlı çarptığını fark edip, korkarsanız, sadece saymayı durdurduğunuzu hatırlayıp, yeniden konsantre olmayı deneyin. Meditasyon yaptıktan sonra bunu için endişelene cek çok zamanınız olacaktır. Belki de yeterli bir meditasyon sayesinde fazla endişelenmeyeceksiniz.
Daha Zor Yürüyüş ve Solunum Meditasyonları
Bu yeni zihin arındırma teknikleri, sayma ve adlandırmadan çok dikkatinizi fiziksel sezgilere yönlendirmeyi kapsıyor. Bunlar “Vipassana” meditasyon geleneklerinin başlıca dayanaklarıdır. Eğer konsantre olmak size zor geliyorsa, daha kolay bulduğunuz diğer egzersizlerle yer değiştirebilirsiniz.
Adlandırılmayan Yürüyüş Meditasyonu
Yavaşça yürüyün ve dikkatinizi ayaklarınıza yöneltin. Yürümek nasıl bir duygu? Baldırlarınız, ayak bileğiniz ve ayak parmaklarınızdaki hangi kasları kullanıyorsunuz? Yürüdüğünüz yerin durumu nasıl? Sert mi, yumuşak mı, taşlı mı? Yalın ayak yürüyün ve her bir taşı, çatlağı ve çıkıntıyı hissetmeye çalışın.
Adlandırılmayan Solunum Meditasyonu
Normal bir şekilde nefes alın ve dikkatinizi solunum duygusuna çevirin. Vücudunuzun hangi bölümünde solunumu daha açık olarak hissediyorsunuz? Bazı kişiler solunumu en iyi şekilde burun deliklerinde hissediyorlar. Diğerleri, göğsün veya midenin iniş kalkışlarına konsantre olmanın daha kolay olduğunu düşünüyorlar. Ağızlarından nefes alanlar, boğazlarının arka bölümünü tercih ediyorlar. Bunlardan birini seçin ve oraya konsantre olun.
Nefesinizi kontrol etmeye, yavaşlatmaya çalışmayın. Soluklarınızı olduğu gibi bırakın. Her bir soluğu, önünüzden geçen değişik ve eşsiz bir yaratıkmış gibi gözlemleyin. Soluklarınız kısa mı, uzun mu? Yumuşak ve sürekli mi yoksa düzensiz mi? Serin mi, sıcak mı? Soluğunuzu hemen alıp veriyor musunuz, yoksa hareketsiz kaldığı bir yer var mı? Solunumlarınız sırasında, hıçkırık, öksürük, geğirme, iç çekme veya hırıltı var mı?
Bakma ve Dinleme Meditasyonları
Bulutlan, alevi veya deniz kenarındaki köpüren dalgaları seyretmek zihin arındırma egzersizlerinin sonuncusu ve belki de en zorudur. Gördüklerinizde anlam aramaya çalışmayın, yargılamayın. Hiçbir şey yapmadan sadece görün.
Bakma meditasyonuna yüz, vücut gibi objelerden çok, zihninizi daha az etkileyen doğal objelerle başlamak en kolayıdır. Pratik yaparak, bakmayı ve görmeyi başaracaksınız.
Dinleme meditasyonunu da, aynı şekilde uygulayabilirsiniz. Düşünmeden, yargılamadan ve anlam aramaya çalışmadan sadece dinleyin. Eğer düşünceler zihninize sokulursa dinlediğiniz müziğe geri dönün. Sizi etkileyen sözcüklere ve güfteye sahip olan müziklerden çok enstrümantal müzikleri tercih edin.
Bunu yapmayı başarabildiğinizde, gittiğiniz her yer ve yaptığınız her şey zihin arındırma meditasyonuna yardımcı olur. Biz bunu daha gelişmiş bir düzey olan “Şimdide Yaşamak” olarak adlandırıyoruz.
zihinden istenmeyen duyguları çıkarmak - zihnin arındırılması - zihin egzersizleri - meditasyon ile zihni arındırmakAşağıdaki egzersizlerin birçoğu benim “karışıklık çıkarma” olarak adlandırdığım prensip üstünde etkilidir. Zihne, uygulanması basit ama kullanılabilir bilgileri verdiğinizde, korkular, arzular. anılar ve kehanetler durdurulabilir. Zihin alışılmış kargaşasını sağlamak için çok meşgul olur.
Zihninizden bu istenmeyen duygulan çıkardığınızda, zihin seyretme egzersizlerinin yardımıyla, zihnin düşünce yöntemlerini doğrudan incelemeyi başaracaksınız. Ama şimdilik sizin amacınız bu “artık” düşünceleri kafanızdan uzaklaştırmaktır. Usta bir heykeltıraşa, çok büyük bir taş bloğundan bir fil heykelini nasıl oyduğu sorulduğunda; “File benzemeyen her parçayı koparıp atıyorum” cevabını veriyor. Zihninizden, artık düşünceleri oymak sizi berrak ve barışçıl duygularla başbaşa bırakacak ve zihninizde olanları anlamanıza izin verecektir.
ilk önce her meditasyonu üç dakika veya isterseniz daha uzun bir süre uygulayın. Egzersizleri öğrendikten sonra, istediğiniz kadar uzun veya kısa yapabilirsiniz.
Bu ilk Üç Dakikalık Meditasyon bizim en temel gereksinmemizi kapsıyor. Günlerce susuz, haftalarca yemeksiz ve belki yıllarca işsiz ve sekssiz yaşayabiliriz ama nefes almadan geçen bir dakika bile birçoğumuz için çok uzun bir zamandır. Bu can alıcı fonksiyonumuza dikkatimizi, ne kadar sıklıkla yöneltiyoruz? Sağlıklı bir insan için nefes almak fazla önemli değildir ve biz de bunu çok önemsemiyordu bugüne kadar.
Solunum Sayım Meditasyonu
Daha önce anlattığım gibi, sessiz ve sakin bir yerde, başparmağınızın ucunu işaret parmağınızın ucuyla birleştirip bu meditasyonu uygulamaya başlayın. Daha önce denemiş olabilirsiniz ama yeniden yapın. Eski bir deyişte söylendiği gibi “Orada öyle sadece oturma meditasyon yap!”
Sadece zihninizden soluklarınızı sayın: “Nefes al...l, Nefes al...2, Nefes al...3, Nefes al...4, sonra yemden” Nefes al 1. Sayınızı şaşırmamaya, nefesinizi düzeltmeye ve değiştirmeye çalışmayın. Soluklarınız ağzınızdan veya burnunuzdan geçerken her birinin fiziksel sezgisini hissetmeye çalışın.
Eğer nefesinizin ve sayısının dışında başka bir şey düşündüğünüzü fark ederseniz, nefes alma sezisine ve nefeslerin sayımına geri dönün. Hangi sayıda kaldığınızdan tam olarak emin değilseniz, yeniden başlayın (“Nefes al... 1”). Yargılamadan, “sayılan karıştırdım” diye düşünmeden geri dönün.
‘Tercih edilen” düşüncelerinizi saymayı ve nefesinize odaklanmayı düşünün. Anılar, yemek ve diğer zorlayıcı düşüncelerin zihninize girdiğini fark ettiğiniz an, “A1...1, Al...2” diyerek devam edin. Konsantre olmak çok zor olsa da pratik yaparak kolaylaşacaktır.
Meditasyonun güzelliği bir kere öğrendikten sonra, her yerde yapılabilmesidir, beklerken deneyin (Hiç kimse garip bir şey yaptığınızı söyleyemez) istiyorsanız, nefes sayınızı sekize veya ona çıkararak deneyin. Dörde kadar saymaktan daha mı kolay, yoksa daha mı zor? Her seferinde konsantrasyonunuzu kaybetmeden kaç tane birbirini takip eden nefes saydığınızı görün. On günlük inzivaya çekildiğim sırada benim bir günlük rekorum 442 idi.
Övünmem, yeniden başlamama neden olmuştu: “Nefes al 439, Al...440, Al...441, Al...442, evet başarıyorum.Hangi sayıda kalmıştım? Kahretsin nefes al... 1, Nefes al...2, Nefes al...”
Yürüyerek Nefes Alma Meditasyonu
Dikkatinizi nefes alıp vermenize yoğunlaştırarak her zamankinden biraz daha yavaş yürüyün. Baş ve işaret parmağınızı birleştirin. Nefesinizi fazla kontrol etmemeye çalışarak nefes alma sırasında kaç adım, nefes verme sırasında kaç adım attığınıza dikkat edin.
Sonra yürüyerek ve nefes alarak bütün adımları sayın. “Al, 2, ver 2, 3, 4... veya Al, 2, 3,... ver, 2, 3.”
Sizin nefesinizin ritmi yukarıdakinden farklı olabilir. Nefes almanız, nefes vermenizden daha uzun zaman alabilir. “Al 2, 3, ver 2,3 Adım sayınız bir nefesten diğerine değişebilir, bu yüzden doğru olarak sayabilmek için çok dikkatli olun. Sadece nefes alın, yürüyün ve sayın. Bütün meditasyonlarda olduğu gibi, eğer zihninizin dolaşmaya çıktığını fark ederseniz, sakince geri dönün.
Yürüyerek Nefes Alma Meditasyonunu Gerçek Yaşamda Uygulamak
Ben bu meditasyonu, üzerimde stres ve heyecan yaratan ulusal müzik toplantılarında uyguluyorum. Bir toplantıdan diğerine giderken acele etmek ve telaşlanmak yerine, yürüyorum ve nefes alıyorum böylece her bir adım beni rahatlatıyor ve zihnimi sakinleştiriyor. Toplantı yerine vardığımda, daha dinlenmiş ve her şeyle baş edebilecek şekilde oluyorum. Yollarda yürürken veya iş için bir yere giderken siz de deneyebilirsiniz.
Daha Karışık “Zihin Arındırma” Meditasyonları
Bu egzersizde, fiziksel hareketleri adlandırmak yerine, dikkatinizi fiziksel sezgilere yönelteceksiniz. Bunu başarmak oldukça zor olduğu için, dikkatini?, daha fazla dağılma eğilimindedir. Bu yüzden bu durumu çabuk faik edip dikkatinizi sakince yeniden adımlarınıza, sese veya aleve çevirin.
Bu meditasyonları sıkıcı bir toplantıda uygulamak biraz daha zordur çünkü diğer basit zihin arındırma egzersizlerinden daha fazla çalışma gerektirir. Ama yaratıcılığınızla, mantrayı ve yavaş yürüyüşü uygulamak için gizli bir yöntem bulabilirsiniz.
“Mantra” Meditasyonu
Sessiz bir yerde dik olarak rahatça oturun. Baş ve işaret parmağınızı birleştirin ve dikkatinizi iki harflik bir kelimeye yoğunlaştırın. Yoga yapanlar OM veya AUM sözcüklerini tercih ediyor.
Yavaşça bu kelimeyi fısıldamaya başlayın. Sonra fısıldamayı bırakıp sadece düşünün. Zihninizde “OM” yazısını da canlandırabilirsiniz. Belki de duyduğunuzu veya söylediğinizi hayal edebilirsiniz. Nasıl olursa olsun dikkatinizi sadece “OM” kelimesine yoğunlaştırın.
Düşünceleriniz mutlaka dağılacaktır. Kendinizi, ertesi günü veya OM kelimesine ne kadar iyi konsantre olduğunuzu düşünürken bulacaksınız ya da endişeli bir düşünce (yapamıyorum) içinde olduğunuzu fark edeceksiniz.
Dikkatiniz dağılınca yeniden toplayıp, şüpheli düşünceleri veya hayalleri zihninizden uzaklaştırın. Bunların hepsini daha sonra da düşünebilirsiniz. Şimdi sadece bu kelimeyi düşünün, OMMM...
Tek yapmanız gereken budur. Ne kadar çok denerseniz, o kadar uzun süre bu kelimeye konsantre olabilirsiniz. (İlk önce birkaç saniye, daha sonra 10, 15 saniye veya yarım dakika.) Birçok meditatör için, mantralar çok güçlü odaklardır. Bu kadar popüler olmalarının sebebi de işte budur.
Yavaş Yürüyüş Meditasyonu
Biraz komik göründüğü için büyük bir olasılıkla bunu uygulamak için özel bir yere ihtiyaç duyacaksınız. En az sekiz on adım atabileceğiniz bir yer bulun.
Şimdi bütün adımlarınızın her bir bölümünü adlandırabilecek kadar yavaş yürüyün.
Ayağınızı havaya kaldırınca “kaldır”, öne. doğru götürürken “ileri”, yere koyarken “indir”, ağırlığınızı ayağınıza verirken “değiştir” deyin. Diğer ayağınızı kaldırırken yeniden “kaldı?” deyin ve böyle devam edin. Kaldır, ileri, indir, değiştir...
İlk başta, bu dört bölümü (kaldır, ileri, indir, değiştir) tamamlamak için kendinize en az sekizon saniye zaman ayırın. B«, ağır çekimdeki gerçek yaşamda! Dikkatiniz dağılınca yeniden yürüme işlemine geri dönün.
Adımlarınıza odaklanmayı başarınca daha hızlı yürümeyi ve sadece “kaldır ve indir” kısmını saymayı deneyebilirsiniz. İsterseniz “kaldır” ve “indir” yerme “yukarı” ve “aşağı” da diyebilirsiniz. Veya her bir adımı otuz kırk saniyede tamamlamayı deneyebilirsiniz.
masaj teknikleri - masajın yararları - masaj yolu ile zayıflamakMarma terapi:
Vücutta belirli noktaların uyarılmasına dayanan bu yöntem, birkaç damla susamyağı dökülerek o noktaların ovulmasına dayanır. Saat yöt02 nünde yapılan masaj, iç organlarının daha ahenkli çalışmasını sağlar. Alında, iki kaş arasındaki orta noktaya, göğüs kemiğine (ksifoidin altı) ve karın bölgesine düzenli masaj yapılması genel sağlık açısından önemlidir. Bu tip masajlar stresi engeller ve karın bölgesindeki rahatsızlıklara iyi gelir. Çünkü apana (karın) bölgesi Ayurveda’da çok önemlidir. Karın bölgesine yapılan masaj ayrıca bölgesel zayıflamada da etkilidir. Ayak tabanı ve kulağın arkası da, bu açıdan önemli bölgelerdir. (Kulağın dış sayvanının iç yüzünde, baş aşağı duran embriyon şeklinde bir temsili bölge olduğu kabul edilir; bu bölge, kulak akupunkturu tedavisinin esasını oluşturur.)
Refleksoloji:
Ayak tabanının altında, vücudun iç organlarının temsili dizilişine ve her organının enerji yolları kanalları olduğu esasına dayanır. Bu bölgelerin uyarılarak, o organdaki bozuklukların tedavi edilmesi yöntemidir. Bu teknik, Çin tıbbında 2 500 yıllık geçmişi olan bir yöntemdir. Ayak tabanındaki refleks bölgelerine uygulanan kontrollü basınçla toksinler vücuttan uzaklaştırılır, dolaşım kuvvetlendirilir.
Böylelikle kişinin hastalıklardan korunması, birçok akut veya kronik hastalıkta ise yaşam kalitesinin artması sağlanır. Refleksoloji, adet ve sindirim problemlerinde, uykusuzlukta, sinir sistemi rahatsızlıklarında, kanserde, AIDS’te, kronik yorgunluk sendromunda ve kronik hastalıkların son döneminde kullanılır. Batı’da hekimler ve cerrahlar, hastalarını ameliyata hazırlamak için refleksolojiden faydalanır.
Refleksoloji tedavisi ortalama bir saat sürer ve haftada 23 defa yapılması gerekir, iyi bir koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetidir.
Shiatsu:
Çinlilerin 1 200 yıldır uyguladıkları, parmak basıncı anlamına gelen, elle teşhis ve tedavi yöntemidir.
25 değişik el ve basınç tekniği uygulayarak insan bedenindeki 700 dolayındaki noktayı ve bunları birbirine bağlayıp enerji akımı sağlayan kanalları kontrol altına alarak, birçok özel noktadaki birikmiş, kronikleşmiş (uzun zamandan beri süre gelen) sertlik, katılaşma, geçmeyen ağrılar gibi olumsuzlukları ortadan kaldıran ve enerji akımındaki tıkanıklıkları çözen bir tedavi yöntemidir.
Kasların, kemiklerin, kan ve lenf damarlarının, salgı bezlerinin üzerinde bulunan ve “tsubo” denilen bu özel noktalara uygulanan shiatsu, gerginliği ve sertliği giderip rahatlatmakla kalmaz, sinir sisteminin düzenli çalışmasını sağlar, hazmı kolaylaştırır, kan ve lenf dolaşımını hızlandırır, salgı bezlerinin çalışmasına da olumlu etkiler yapar.
Bütün bunlar, insanı hastalıklardan korumakla kalmaz, bedenin kendini iyileştirme gücünü de harekete geçirir.
Sözü edilen bu masajlar, merkezi sinir sitemini ilgilendiren enerji alışverişiyle bağlantılıdır.
zayıflama yöntemleri - masaj ile zayıflamak - panchakarma ve masajMaharishi Ayurveda’nın, fizyolojik arınma ve gençleşme kürü Panchakarma, 20 mükemmel sağlığı geliştirme yöntemi içinde özel bir yere sahiptir. 500 yıllık doğal bir sağlık sistemi olan Panchakarma, Maharishi’nin yeniden saflaştırdığı şekliyle Batı’da 10, ülkemizde de 2 yıldır uygulanır.
Sanayi ve tarım politikalarının yanlış uygulanmasıyla doğada oluşan kirlenme sonucunda, hava, su ve yiyeceklerle dışarıdan alınan ve çağdaş yaşamın yarattığı stresle vücutta oluşan toksinler, dokulara yerleşip birikerek ciddi hastalıklara zemin hazırlar. Yapay gübrelerle, hormonlarla ve tarım ilaçlarıyla oluşan olumsuz birikimler, modern yaşamın getirdiği stresle bunalan çç fizyolojimizin çalışma düzenini bozar, işte biriken bu toksinler periyodik olarak temizlenmezse, gelecekte hastalıkların oluşumu kaçınılmazdır.
Artık Türkiye’de de uygulanmaya başlanan en güçlü Ayurveda yöntemi Panchakarma’yla beden, sağlık için tehdit oluşturan zararlı atıklardan temizlenir. Bayanlara özel eğitilmiş bayan, erkeklere de özel eğitilmiş erkek teknisyenlerce uygulanan 12 haftalık kürlerle beden toksinlerden arındırılır, sinir sistemi rahatlatılır, fizyolojik denge kurulur.
Başka benzer hiçbir yöntemle elde edilemeyecek bu derin arınma ve dengeleme, normalleştirme ve rahatlama sonucu, kişi yakalandığı ve ileride yakalanabileceği hastalıklara karşı güçlü bir direnç kazanır. Bu yöntemle yaşlanmanın hızı ve yıpratıcı etkisi yavaşlar, stresinden uzaklaşarak hafifleyen kişi, güçlü, canlı ve dirençli bir bedene sahip olur, mükemmel sağlığın ve gençleşmenin mutluluğunu yaşar, daha sağlıklı ve uzun bir yaşam sürme şansına sahip olur.
Beş gün kadar süren hazırlık devresinde kişi, evinde doktorunun önerilerine uygun olarak, beslenmeyle ilgili birtakım yöntemler uygular. Bu şekilde vücutta dokulara yerleşmiş toksinler yumuşatılır, yerinden sökülüp atılmaya hazır hale getirilir.
Daha sonra başlayan Panchakarma’nın esas tedavi süresince, merkezde günde üç saat kadar süren uygulamaya alınır. Özel yağlarla yapılan masajlarla, buhar tedavileriyle, alna ve vücuda uygulanan yağ akımlarıyla yerinden sökülen toksinler sindirim kanalında toplanır ve özel bağırsak temizleme işlemleriyle vücuttan uzaklaştırılır. Bu ana kür devresi bir veya iki hafta sürer.
Panchakarma ana küründen sonra sağlanan dengenin korunması için, Ayurveda uzmanı doktor tarafından, kişiye beslenmeyle ve günlük yaşamla ilgili öneriler sunulur. Amrit kalash (ölümsüzlük iksiri) gibi vücudu destekleyip, bağışıklık sistemini güçlendiren rasayanalar (bitkisel bileşimler) önerilir.
Panchakarma kürü sırasında ortalama 34 kg, izleyen günlerde de 34 kg atılarak, bir ay içinde yaklaşık 67 kg zayıflanır. Zayıf olan kişilere ise daha farklı bir program uygulanarak, arınmaları, ama kilo vermemeleri sağlanır.
Bu yöntemle sağlanan arınmanın getireceği yararlar şu şekilde özetlenebilir:
Yanlış beslenmeden dolayı vücutta biriken toksinler atılır.
Sindirim sisteminin ve metabolizmanın direnci artar.
Dolaşım sistemi güçlenir.
Birçok hastalığı önler.
Vücut gençleşir ve hastalıklara karşı direnç kazanır.
Kişi canlı, güçlü ve dirençli bir bedene sahip olur, fazla kilolarından arınır, zamanın getirdiği yıpranmadan etkilenmez, sağlıklı, genç ve uzun bir yaşam sürer.
Panchakarma’nın yılda en az bir kez uygulanmasının birçok hastalığın oluşmadan önlenmesine ve başlangıç aşamalarında tedavi edilmesine yardımcı olduğu bilinir.
Panchakarma’da Uygulanan Masajlar
Abliyanga: Himalayalar’da yetişen 20 çeşit şifalı bitki özü eklenmiş yağla, iki teknisyen tarafından eşzamanlı olarak yapılan rahatlatıcı ve gevşetici bir masajdır.
Vishesh: Şifalı bitki özleri eklenmiş yağlarla, yine iki teknisyen tarafından, ancak daha fazla bası uygulanarak yapılan derin bir masajdır.
PizziChili (kral masajı): iki teknisyen tarafından, iki taraflı yapılan son derece dinlendirici ve gevşetici bir masajdır.
Garshan: Ham ipekten eldivenlerle yapılan kuru masaj. Cilt altı yağ dokusunu harekete geçiren, dolaşıma ve selülite yararlı bir masajdır.
Udvartana: Özel hamurla yapılan, cilt güzelliğine ve toksin atmaya yardımcı bir masajdır.
Shirodhara: Alna uygulanan ılık yağ akımıdır. Sinir sistemine rahatlatıcı, dinlendirici bir etki yapar.
zayıflama yöntemleri - masaj ile zayıflamak - masajın zayıflatan etkisiMasaj, zayıflamaya yardımcı olmak açısından çok önemlidir. Zayıflama amaçlı çok çeşitli masajlar vardır. Ancak masajları genel olarak, elle yapılan doğal masajlar aletli masajlar ve katkılı masajlar katkısız masajlar olarak ikiye ayırabiliriz.
Masaj zayıflamaya yardımcıdır, çünkü dolaşımımızı canlandırır. Çeşitli masaj teknikleri, bölgesel kalınlıkları ve selülitleri düzeltir. Kişi masajı kendi yaparsa ek kalori harcar ve bedenindeki değişikliği fark eder. Bedenine dokunarak, enerjisini dengeler.
Masajı bir başkası yaptığında ise, günümüzde çok önemli olan bir ihtiyaç gündeme gelir. Gündelik hayatta insanlar, ne yazık ki birbirlerine sevgiyle dokunamadıkları için uzaklaşmışlardır. Oysa konunun uzmanları, masajın mekanik etkisi dışında, bu yolla kişilerin birbirlerine iyileştirici gücü, sevgiyi ve şefkati aktarabileceklerine inanırlar.
Masaj konusunda önemli bir nokta da, masajı yapan kişinin enerjisidir. Kişiye masaj yaptırmadan önce mutlaka o kişinin elektriğinin pozitif olup olmadığına bakmalıyız. Normal hayatta, çıplak olarak çok az kişiyle muhatap oluyoruz. Kendi enerjisi dengeli ve pozitif olmayan bir tedavi uzmanı, asla karşısındakinde olumlu bir etki sağlayamaz. Aynı konu zayıflama alanında da geçerlidir. Kendisi sağlıklı ve ince olmayan bir kişinin karşısındakine vereceği zayıflama bilgisi tatminkar ve inandırıcı olmayacaktır. Bu, sigara içen ve alkol tüketen bir hekimin hastasından alkol ve sigarayı bırakmasını istemesi gibidir.
Masajları aç karna yapmak doğrudur. Yukarıdan aşağı, merkezden uçlara doğru, hafif ve orta kuvvette, büyük eklemlerde saat yönünde, ayak tabanına bastırarak ve elimizi yumruk yaparak, el kemikleri yardımıyla yapılan masaj yararlıdır. Cilt kuru ise, masajdan sonra vücutta kalan susamyağını bırakmak ve üstüne ılık bir duş almak daha yararlıdır.
Genellikle kuru ciltli, elleri ayakları kuru ve kas ağrılarına meyilli Vata beden tipindekiler için, ılık susamyağı masajı uygundur. Aromatik yağlarla ve kremlerle yapılan masaj da yararlıdır. Pitta’lara çok ısıtıcı ve sıcak olmayan maddelerle yapılan masaj, Kapha’lara ise kuru, ısıtıcı ve canlandırıcı masaj teknikleri uygundur. Günlük olarak kendi kendimize yapabileceğimiz ılık susamyağı masajı dolaşımı canlandırır. Ayurveda’da susamyağı masajına abliyanga adı verilir. Susamyağı masajı, düzenli kilo alıp verenlerde yaygın olarak görülen çatlak problemlerinde son derece iyi sonuç veren, zayıflama amaçlı bir masajdır.
Susamyağını kullanmadan önce, kendi kavanozuyla beraber hafifçe kaynayan bir suyun içinde 20 dakika tutarak incelmesini sağlamak gerekir. 3540 °C civarına gelince, emilebilirliği artar. Yazın güneş alan bir camın önüne koymak veya kışın kaloriferin üzerinde bekletmek de yağın incelmesini sağlar. Her gün sabahın erken saatlerde 45 dakika susamyağı masajı yapmak, çok sıcak yaz günleri dışında çok faydalıdır.
Ham ipek keseyle masaj yapılacaksa, yine sabah saatlerinde, susamyağıyla yapılacak masajdan hemen önce, 12 dakika yapmak uygundur, ideal masaj zamanı sabah 0600, akşam 1800 saatleri arasıdır. Spor veya Suryanamaskara yapılacaksa, 97 önce masajın, sonra bu tip hareketlerin yapılması daha doğrudur.
Pitta’lar için, susamyağı yerine saf zeytinyağı veya hindistancevizi yağı da kullanılabilir. Ayurvedik beden tipine uygun işlemden geçmiş, hazır susamyağı daha uygundur.
Kapha’larda zayıflama amacıyla kullanılan bir masaj daha vardır ki, Ayurveda’da garshan adıyla anılır. Ham ipek keselerle yapılır. Bu masaj ise susam yağı masajının tersine, uçlardan merkeze ve aşağıdan yukarıya; ayaklardan ve kollardan kalbe doğru yapılır. Masaj sırasında kişi tamamen soyunur.
Ellere geçirilen, ham ipekten yapılmış eldiven şeklindeki keselerle, uygulanabildiği kadar basınç uygulanarak ve bastırılarak yapılır. Bayanlara adetin ilk üç günü, efor gerektiren bu tip masajlar yapılmaz. Cildinde dermatit, kanama, alerji, apse problemleri olanlarda, bu tip kuru ovma şeklindeki masajlar yapılmaz. Göz çevresine, meme ve testis üzerine basınç uygulayarak masaj yapılması doğru değildir.
Ayurveda'daki tedavi amaçlı özel masaj Panchakarma, teknisyenler tarafından yapılır.
Zayıflamak isteyenler için Ayurvedik masajlar dışında doğal masajlar da vardır. Bu masajları da uzman kişiler veya fizyoterapistler yapmalıdır. Örneğin, deniz yosunlarından elde edilen bir çeşit jelle yapılan masaj, bölgesel kalınlıklar ve selülitler için faydalıdır. Ayrıca, çamurla yapılan tedaviler ve özel bitkisel maddelerle yapılan bölgesel masajlar, konunun uzmanı tarafından yapılırsa, yararlı olabilir.