Türkiye, 36° - 42° Kuzey paralelleri ile 26° 45° Doğu meridyenleri arasında yer alır. Diğer bir ifadeyle, Türkiye Ekvator'un kuzeyinde ve Greenwich'in doğusunda bulunan bir ülkedir. Türkiye'nin matematik konumunun sonuçları şöylece sıralanabilir:
Doğu - batı istikametinde 76 dakika yerel saat farkı bulunur.
Aynı anda tek ortak saat kullanılır. Çünkü doğu - batı yönünde fazla geniş değildir.
Güneş ışınları hiçbir zaman dik açıyla gelmez.
İki meridyen arası uzaklık yaklaşık olarak 85 - 86 km dir.
Orta kuşakta yer alır.
Mevsimler belirgin olarak görülür.
Kışın cephesel yağışlar fazladır.
Güneyden kuzeye gidildikçe güneş ışınlarının geliş açısı küçülür.
Güneyden kuzeye gidildikçe cisimlerin gölge boyu uzar.
Güneyden kuzeye gidildikçe gece - gündüz süreleri arasındaki fark artar.
TÜrkİye'nİn Matematİksel Ve Özel Konumunun etkileri
Matematik Konumu ve Etkileri
Türkiye, Kuzey Yarım Küre'de, 36-42 derece kuzey enlemleriyle 26-45 derece doğu boylamlarında arasında yer alır. Bu durumu ülkenin kutuptan çok Ekvator'a yakın olmasına ve ılıman kuşakta bulunmasına neden olmuştur. Bu durum, Türkiye'nin iklimi üzerinde etkili olmaktadır. Onun için Türkiye'nin iklimi ne kutup bölgelerindeki kadar soğuk, ne de ekvatoral bölgedeki kadar sıcak ve yağışlıdır.
Özel Konum ve Etkileri
Türkiye özel konum bakımından çok çeşitli özelliklere sahiptir. Bunlar aşağıdaki başlıklar halinde belirtilir.
· Asya, Avrupa ve Afrika kıt'alarından oluşan ve Dünya Adası olarak isimlendirilen kara parçaları arasında menteşe durumundadır. Doğu ile batıyı, kuzey ile güneyi birbirine bağlar.
· Türkiye dünya üzerinde iki kıtada toprakları bulunan üç ülkeden (diğerleri Rusya Federasyonu ve Mısır'dır) biridir.
· Kafkas, balkan ve Orta Doğu ülkeleri arasındadır.
· Doğu Akdeniz'de bir yarım ada durumunda olup üç tarafı denizlerle çevrilidir.
· İstanbul ve Çanakkale boğazlarıyla Ege denizi üzerinden Akdeniz'e, oradan da okyanuslara bağlantısı vardır.
Türkiye çok çeşitli yönlerden bir köprü görevi yapar:
Ø Asya ile Avrupa Kıt'aları arasında,
Ø Avrupa ülkeleriyle Orta Doğu ülkeleri arasında,
Ø Batı ile Doğu ülkeleri arasında,
Ø Müslüman ülkeleri ile Hristiyan ülkeleri arasında,
Ø Sanayi ülkeleri ile petrol ve tarım ülkeleri arasında,
Ø Doğu kültürü ile Batı kültürü arasında,
Ø Serbest ekonomi düzeni uygulayan ülkelerle devletçi ekonomi düzeni uygulayan ülkeler arasında köprü görevi yapmaktadır.
Türkiye Asya ile Avrupa kıt'alarında bulunan sekiz ülke ile sınır komşusudur. Türkiye biri büyük (Anadolu) diğeri küçük (Trakya) iki yarımadadan oluşan bir ülkedir. Dünya üzerinde sayılı ülke, bu kadar çok ülkelerle sınır komşusudur. Çok ülkeyle sınır komşusu olmak, jeopolitik yönden olumsuz bir özelliktir. Ayrıca bu sınırların uzun olması ve topoğafik engellerin bulunmaması da Türkiye için sorunlar yaratmaktadır.
Linkin Park, Old-School hip-pop, geleneksel klasik rock ve elektronik müziğin ritmlerini biraraya getirerek alternatif bir sound'la harmanlamaıştır, davulcu Rob Brad Delson, vokalist Mike Shinoda'nun okuldayken kurdukları yakın arkadaşlıkla başladı. İkisinin mezuniyetinin hemen ardından sanat öğrencisi ve aynı zamanda DJ Joseph Hahn'le biraraya gelen iki arkadaş Xero adındaki grubu oluşturdular. İlk adı Xero olan grup 1996 senesinde Los Angeles, Kaliforniya'da kuruldu ve 1999 senesine kadar çalışmalarına aynı isim altında devam etti. 1999 senesinde şarkıcı Chester Bennington'un katılmasıyla yenilenen grup bu katılımla birlikte isimlerini de Linkin Park olarak değiştirdi. Bundan çok kısa bir süre sonra grup Los Angeles ve çevresinde hızlı bir şekilde tanınmaya başladı. Zomba müzikten Jeff Blue ise onlarla bir albüm anlaşması yapmak için hazırdı ve böylece 1999 senesinden evvel birçok kez geri çevrilen grup ilk albümlerine milenyumda imza atmış oldular. Zorlu geçen yılların anısına albüme Hybrid Theory adını veren Linkin Park'a çalışmalarında the Deftones, the Roots, Aphex Twin ve Nine Inch Nails gibi isimlerde destek verdiler. Grubun debut albümünden çıkan single'lar "Crawling" ve "One Step Closer"da önemli birer radyo hiti ve videolarıylada müzik televizyonların en çok yayınladığı kliplerden biri haline geldiler. Linkin Park 2001 senesinde tam 324 şovda performans sergiledi ve Ocak 2002'de Hybrid Theory albümleriyle 3 Grammy ödülüne birden sahip oldular. Bu ödüller en iyi Rock albümü, ve en iyi yeni sanatçı ödüllerini aynı zamanda "Crawling" parçaları ile en iyi hard rock performansını da kapsıyordu.
Grubun ikinci çalışması Meteora 2003 senesinin Mart ayında müzik marketlerde yerini aldı. Albümden çıkan ilk single "Somewhere I Belong" anında tüm Dünyada müzik listelerinde fırtına gibi esmeye başladı. Linkin park bu albümün ardından ikinci turnelerine Metallica, Limp Bizkit, Mudvayne ve the Deftones gibi isimlerle çıktılar. 2004 senesinin sonunda ise o güne kadar en çok konuşulan projelerine imza attılar.
Bu proje için rapçi Jay-Z ile biraraya gelen grup, Collision Course adını verdikleri çalışmadan tüm Dünyada ses getiren iki popüler şarkıyı karıştırdılar ve bununla birlikte bir ilke, yeni bir akıma imza atmış oldular. Jay-Z aynı zamanda bu fikre ortak imza attıkları Mike Shinoda'yı birlikte solo bir hip-pop projesi gerçekleştirmeleri için ikna etti ve albümleri The Rising Tied 2005 senesinde Jay-Z'nin executive prodüktörlüğü ile piyasaya çıktı. Bu çalışmanın ardından Linkin Park 2006 senesinde yeniden biraraya geldi ve bir sonraki albümleri üzerinde çalışmaya başladılar. Shinoda ve Rick Rubin'in de katkılarıyla Minutes to Midnight 2007 senesinde müzik marketlerde yerini aldı.
Çok soğuk bir kış günü padişah, tebdil'i kıyafet gezmeye karar vermiş.
Yanına başvezirini alıp yola çıkmış. Bir dere kenarında çalışan yaşlı bir adam görmüşler..
Adam elindeki derileri suya sokup, döverek tabaklıyormuş. Padişah,ihtiyarı selamlamış." Selamunaleykum ey pir'i fani"
" Aleykumselam ey serdar'i cihan" Padişah sormuş.
" Altılarda ne yaptın ?"
" Altıya altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor" Padişah gene sormuş.
" Geceleri kalkmadın mı ?"
" KalktıkLakin, ellere yaradı" Padişah gülmüş.
" Bir kaz göndersem yolar mısın ?"
" Hem de cıyaklatmadan"Padişahla başvezir adamın yanından ayrılıp yola koyulmuşlar. Padişah başvezire dönmüş.
" Ne konuştuğumuzu anladın mı ?"
" Hayır padişahım"
Padişah sinirlenmiş.
" Bu akşama kadar ne konuştuğumuzu anlamazsan kelleni alırım."Korkuya kapılan başvezir, padişahı saraya bıraktıktan sonra telaşla dere kenarına dönmüş. Bakmış adam hala orada çalışıyor..
" Ne konuştunuz siz padişahla" Adam, başveziri şöyle bir süzmüş.
" Kusura bakma. Bedava söyleyemem. Ver bir yüz altın söyleyeyim.."
Başvezir, yüz altın vermiş.
" Sen padişahı, serdar'ı cihan, diye selamladın. Nereden anladın padişah olduğunu.."
" Ben dericiyim. Onun sırtındaki kürkü padişahtan başkası giyemezdi.."
Vezir kafasını kaşımış.
" Peki, altılara altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor ne demek"
Adam, bu soruya cevap vermek için de bir yüz altın daha almış.
" Padişah, altı aylık yaz döneminde çalışmadın mi ki, kış günü çalışıyorsun, diye sordu. Ben de, yalnızca altı ay yaz değil, altı ay da kış çalışmazsak, yemek bulamıyoruz dedim." Vezir bir soru daha sormuş
" Geceleri kalkmadın mı ne demek ?"Adam bir yüz altın daha almış.
" Çocukların yok mu diye sordu..Var, ama hepsi kız. Evlendiler, başkasına yaradılar, dedim" Vezir gene kafasını sallamış.
" Bir de kaz gönderirsem dedi, o ne demek" Adam gülmüş.
Çok zengin bir adamcağız, ölümünün yaklaştığını hissedince oğlunu yanına çağırmış. Evvela vasiyetini bildirmiş ve demiş ki:
- Beni mezara çoraplarımla gömün!
Oğlu babasının bu vasiyetini anlamamakla beraber "tamam" demiş.
Adam bir de mektup tutuşturmuş oğlunun eline.
- Ölümümden sonra başın ilk sıkıştığında bu mektubu açarsın, demiş.
Emr-i Hak vaki olmuş, adam ruhunu teslim etmiş. Eş-dost toplanıp ağıt yakarken, oğlanı almış bir düşünce: "Ben şimdi babamı çoraplarıyla nasıl gömerim?.."
Bir hoca bulup sormuş ama olumlu cevap alamamış. "Olmaz!" demiş hoca; "dinimizce uygun değil böyle bir şey!" Başka hocaya sormuş, o da olmaz diye kestirip atmış.
Evlat çaresiz, mevtayı da artık bekletmek olmaz, gömmek lazım. Aklına birden babasının "başın ilk sıkıştığında aç" diyerek bıraktığı mektup gelmiş. Hemen mektubu arayıp, bulmuş.
Mektupta şunlar yazılıymış:
"Oğlum, gördüğün gibi ben bunca zenginliğime rağmen yanımda bir çorap bile götüremiyorum, gayrisini sen düşün!.."
temel trabzonun kabadayısıydı.elinde tesbih cekedi sırtın da kendinden emin olarak dolaşıp dururdu.Birgün gene bu halde kahvenin önünden geçiyordu.tam kahvedekilere selam vermişti ki ensesine sert bir tokat yedi.Lan ne oluyoruz diye tam döndü ki o ne karşısında kendinin iki katı bir adam. Şöyle bir kahveye baktı herkes temele bakıyor.Temel yiğitliğine laf ettirmemek için adama dönüp;
- "Bilader gerçekten mi vurdun şakadan mı"? diye sorar.
Adam kendinden emin bir şekilde ;
- "gerçekten vurdum noolucak" ..der
bunun üzerine temel bozuntuya vermeden;
- "İyi zatan şakadan hoşlanmam" ...
Chester F. Carlson 1906 yılında doğduğunda karbon kağıdı ya da ozalit gibi çeşitli çoğaltma yöntemleri icat edilmişti. 1903'te George C. Beidler Rektigraf adlı ilk fotokopi makinesini icat etti, ama bu işlem aslında belgelerin baskısını yapmaktan ibaretti ve tutulmadı. 19038'de Carlson elektron fotoğrafçılığı adını verdiği yöntemi bulana dek belgeler elektrostatik olarak çoğaltılamıyordu.
Carlson, Amerika'da yaşanan Büyük bunalımdan sonra işini kaybedinceye dek, Bell Telephone Labratories'te araştırmacı mühendis olarak çalışıyordu. Bunun ardından, önce patent avukatlığı yaptı, sonra da New York'taki elektronik firması P.R. Mallory & Co.'nun patent departmanında işe girdi; buradayken dikkatini patent işlerini hızlandırmak için bir kopya makinesi icat etmeye yoğunlaştırdı. New York Halk Kütüphanesi'nde araştırma yaparken Paul Selenyi'nin çeşitli maddelerin elektrik iletkenliğinin ışığa bağlı olarak değiştiğine dair ilkesini keşfetti. Selenyi'nin ilkesini, kopyalamaya uyarladı ve bu değişken iletkenliği, kopya edilecek belgenin sabit bir gölgesine dönüştürmek üzerine deneyler yaptı. 8 Eylül 1938'de elektron fotoğrafçılığı için patent başvurusunu yaptı ve ertesi ay bu süreci başarıyla uygulayarak yaptığı deneyin tarihini ve yerini cam bir levhadan mumlu kağıdın üzerine geçirdi: "10-22-39 Astoria"
Carlson, 20 şirketin kapısını çaldıysa da buluşuyla ilgilenen çıkmadı; ama 1944'te Columbus'taki Battelle Memorial Enstitüsü , bir telif hakkı sözleşmesi altında, fikri geliştirmek için çalışmasını kabul etti. Ronald M Schaffert bu süreci geliştirdi ve sonunda üretim hakları Haloid Corporation'a satıldı; bu şirket , Carlson'ın buluşunun adını Xerography olarak değiştirdi. Haloid şirketi, zerografi ilkesiyle çalışan ilk fotokopi makinesini 1959'da üretti; makine öylesine tutuldu ki, şirket daha sonra adını Xerox Corporation olarak değiştirdi.
Joseph Conrad; Çeviren: Ayşe Yunus, Mehmet Bakırcı
İletişim Yayınları; İngiliz ve Amerikan Edebiyatı, Roman, Hikaye, Şiir, Denemeler
JOSEPH CONRAD 1857'de Polonyalı bir anne babadan Ukrayna'da doğdu. Asıl adı Josef Korzeniowski'ydi. Sürgün edilen anne ve babasıyla birlikte Rusya'ya gitti.1874 yılında bir Fransız gemisinde denizcilik hayatına başladıktan sonra 1884'te bir İngiliz denizcilik şirketine geçti ve İngiliz vatandaşı oldu. Denizcilik hayatı 1894'e kadar sürdü. Bundan sonra kendini yazmaya verdi. Ancak bu yıllar arasında, hikâye ve romanlarının pek çoğuna konu ve tema sağlayan denizcilik hayatından alacağını almıştı
arkadaşlar bildiğim kadarıyla bir kehanet vardı. 500 yıl evvel veba hastalığına çare bulan nostre dame ünlü tıp doktoru daha sonra adını nostrodamus olarak değiştiren kahinin kehaneti şöyle : Oğlum gelecekte karalar sular altında kalacak tanrıya olan inanç yeni bin yılla sınanacak, sadece denizde ve yüksek yerlerde yaşıyanlar kurtulacak. BU yazıyı oğlu doğmadan bir kaç ay evvel oğluna mektup olarak yazmış.
istanbul sular altında kalırsa bütün dünya sular altında kalır unutmayalım.
Zaten istanbul 1. yada 2. jeolojik dönemde çok büyük bir ovaymış marmara denizi daha sonradan marmara denizi olmuş çanakkale ve istanbul boğazıda bu şekilde oluşmuştur.
30 Ağustos 1972'de California San Diego'da doğdu. Küba-Amerikan bir baba ile İtalyan ve Alman ırkından gelen yerli bir Amerikalı annenin kızı olan Cameron, 16 yaşında Hollywood'da bir partide tanıştığı fotoğrafçı sayesinde Elite Model Ajansı ile bir anlaşma imzaladı. Modellikteki başarısı Japonya, Avustralya, Morocco ve Paris'te çalışmaya, Mademoiselle ve Seventeen gibi dergileride resimlerinin çıkmasına ve Calvin Klein, Coca Cola ve Levi's gibi büyük şirketlerin reklam kampanyalarında rol almasına neden oldu. 1994'de Jim Carrey'in başrol oynadığı "The Mask / Maske" adlı aksiyon komedi filminde sinema kariyerine ilk adımını attı. Oyunculuk deneyimi hiç olmamasına rağmen filmdeki yardımcı oyuncu rolü denemelerine katılması sağlandı. 12 kez geri çağrıldıktan sonra kadın başrol oyuncusu Tina Carlyle rolünde oynaması kararlaştırıldı.
"The Mask" filminden sonra "The Last Supper"da rol alan Diaz, Hollywood'un yetenekli yıldızı Keanu Reeves ile başrolü paylaştığı "Feeling Minnesota"da evlenmek üzere olduğu adamın kardeşine aşık olan bir kadını canlandırdı. Bu filmle birlikte istediği çıkışı tam olarak yakalayamayan Cameron Diaz, daha sonraları Edward Burns ile "She's the One" ve Harvey Keitel ile "Head Above Water"da rol aldı. "Head Above Water / İz Peşinde" filmindeki başarılı oyunculuğu ile eleştirmenler tarafından geleceğin yıldızları arasında gösterilen Diaz, sinemadaki kariyerine ticari filmlerle devam etmeyi tercih etti.
Romantik komedi filmi "My Best Friend's Wedding / En İyi Arkadaşım Evleniyor"da Julia Roberts'a eşlik eden genç oyuncu, bu filmdeki performansıyla yükselişe geçti. "My Best Friend's Wedding"in ardından Trainspotting'in yönetmeni Danny Boyle'un, "A Life Less Ordinary / Olağanüstü Bir Hayat" (1995) adlı filminde, Ewan McGregor ile başrolü paylaştı. Aynı yıl uzun süredir beraber olduğu La Torre'den ayrılan güzel yıldız, 1998 yılında "There's Something About Mary / Ah Mary Vah Mary" adlı filmde birlikte oynadığı Matt Dillon üç yıl sürecek romantik bir ilişkiye başladı.
Bir kara mizah örneği olan "Very Bad Things / Hiç Hesapta Yokken"de Christian Slater'la başrolü paylaşan Diaz, 1999 yılında pek çok tartışma yaratan "Being John Malkovich / John Malkovich Olmak"da de rol aldı. Filmde, John Cusack'ın karısını canlandırdı ve bu rol ona 1999 Altı Küre ve Screen Actors Guild ödüllerinde en iyi yardımcı kadın oyunculuğu kazandırdı. Aynı yıl, yönetmenliğini Oliver Stone'un üstlendiği, başrollerinde Al Pacino, Dennis Quaid ve James Woods gibi usta oyuncuların yer aldığı "Any Given Sunday / Kazanma Hırsı"nda babasından kendisine miras olarak kalan Sharks adlı bir takımın sahibi Christina Pagniacci'yi canlandırdı.
2000 yılında tüm dünyada seyircilerin yoğun ilgisiyle karşılaşan ve gişe rekorları kıran "Charlie's Angels / Charlie'nin Melekleri"nde üç melekten "Natalie"yi canlandıran Cameron Diaz, 2001 yılında bir başka büyük yapımla yine kamera karşısındaydı. Güzel oyuncu, Tom Cruise ve Penelope Cruz ile birlikte rol aldığı "Vanilla Sky"da New York'lu yayıncı David Aames'e aşık Julie Gianni rolünde izleyici karşısına çıktı.
Diaz, 2002 yılında gösterime giren ve başrollerini Leonardo Di Caprio ve Daniel Day Lewis'le paylaştığı "Gangs of New York / New York Çeteleri"nden sonra, yine aynı yıl " The Sweetest Thing / Ateşli ve Tatlı" ve " The Slackers" adlı fimlerde de rol aldı. Diaz, Drew Barrymore ve Lucy Liu ile başrolleri paylaştığı, 2003 yapımlı "Charlie's Angels: Full Throttle / Charlie'nin Melekleri: Tam Gaz" adlı filmdeki başarılı oyunculuğuyla yine sinemaseverlerden tam not aldı.
1. Yerel saat problemleri
Yerel saat problemlerinde şu yol takip edilir:
a. İstenilen merkezlerin her ikisi de Greenwich'in batısında ya da doğusunda ise, boylam numarası büyük olandan küçük olan çıkarılır. İstenilen merkezlerden birisi Greenwich'in doğusunda diğeri batısında ise boylamlar toplanır.
D - D = X 4 Dakika = Dakika (İki nokta arasındaki zaman farkıdır.)
B - B = X 4 Dakika = Dakika (İki nokta arasındaki zaman farkıdır.)
D + B = X 4 Dakika = Dakika (İki nokta arasındaki zaman farkıdır.)
Not: Daha doğuda olan noktanın saati daima ileridir. Eğer istenilen nokta doğudakiyse verilen saatle fark toplanacaktır.Eğer batıdaki yerin saati soruluyorsa çıkarılarak saat bulunacaktır.
Buna göre;
- Boylam farkı bulunur.
- Bulunan boylam farkı sabit zaman farkı olan 4 ile çarpılarak yerel saat farkı hesaplanır.
b. Dünya batıdan doğuya doğru döner. Bu nedenle, doğuda yerel saat batıya göre daima ileridir. Batıda ise yerel saat doğuya göre daima geridir.
Buna göre;
- Batıdaki bir noktanın yerel saati verilecek, doğudaki bir noktanın yerel saati sorulacak olursa, doğuda yerel saat daima ileri olacağından aradaki yerel saat farkı toplanır.
- Buna karşılık, doğudaki bir noktanın yerel saati verilir, batıdaki bir noktanın yerel saati sorulursa, batı daima geri kalacağından aradaki yerel saat farkı çıkarılır.
2. Güneş Problemleri
Güneş'in doğma ve batma saati ile ilgili problemlerde şu yol takip edilir:
a. Yerel saat problemlerinde anlatıldığı gibi iki nokta arasındaki yerel saat farkı bulunur.
b. Dünya, batıdan doğuya doğru döndüğü için, doğuda Güneş batıya göre daima erken doğar, batar. Batıda ise Güneş, doğuya göre daima geç doğar, batar.
Buna göre;
- Batıdaki bir noktada Güneş'in doğma saati verilir, doğudaki bir noktada Güneş'in doğma saati sorulursa, doğuda Güneş erken doğacağından aradaki yerel saat farkı çıkarılır.
- Eğer tersi sorulursa, batıda Güneş geç doğacağından aradaki yerel saat farkı toplanır.
Eski dünya karalarından birisi olan Afrika, 30 218 000 km² yüz ölçümü ile kıtalar arasında Asya ve Amerika'nın ardından üçüncü sırada gelir.
Afrika adı, Kartaca'ya ilk defa ayak basan Romalılarca "Afri" veya "Africani" denilen oymakların adından esinlenerek verilmiştir. Afrika adı bu ülkeye "Pön" savaşları sırasında verilmiştir. O zamana kadar Yunanlı yazarlar bu kıtaya "Libya" yani "Lebular Diyarı" derlerdi. Fakat MS I yy sonlarında bu isim bütün kıta için kullanılmaya başlandı. Afrika terimi daha sonra Arapça'ya "İfrikaya" şeklinde geçmiştir.
Afrika kuzey-güney doğrultusunda Tunus'taki Beyaz Burun (37° 22' 20'' K Paraleli) ile Güney Afrika Cumhuriyeti'ndeki Ahulhas Burnu (34° 50'28'' G Paraleli) arasında 8 025 km boyunda, doğu batı doğrultusunda ise; Somali'deki Ras Hafun Burnu (51° 25' 27'' D Meridyeni) ile Senegal'deki Yeşil Burun (17° 31' 17'' B Meridyeni) arasında 7 416 km genişliğindedir.
Afrika kuzeyden Akdeniz ile sınırlanırken kuzeydoğuda Süveyş kanalı ile Asya'dan ayrılır. Kıta doğuda Kızıldeniz ve Hint Okyanusu ile komşudur. Babülmendep Boğazı Arap Yarımadasına 18 km yaklaşır. Kıtanın güneyi yine Hint Okyanusu, batısı Atlas Okyanusu ile çevrilidir. Kıta kuzeybatıda Avrupa'dan 14 km genişliğindeki Cebeli Tarık Boğazı ile ayrılır.
Kıtanın bazı ülkelerinde yoksulluk, şiddet ve kirlilikle özdeşleştirilen petrol üretimi Batı Afrika'da on yıl içinde iki katına çıkabilir. Peki bu ek gelir nerede kullanılacak? Yozlaşmış zenginlerin cepleri mi dolacak yoksa milyonların yaşamı mı iyileştirilecek?
İki küçük uçak ve sarsılmaz bir kararlılıkla yola çıkan kâşif ve doğa korumacı J. Michael Fay, 40.000 litre benzin ve 21 ülkenin ardından elde ettiği 92.000 fotoğrafla, insanoğlunun Afrika kıtasında bıraktığı izleri belgeledi
Sahra-altı Afrika'da AIDS'e bağlı hastalıklarla bir yılda 2,3 milyon kişi yaşamını yitiriyor. HIV pozitif olanların sayısının 26 milyona ulaştığı bölgede bir günde AIDS'e yakalananların sayısı 8500. Sahra altı Afrika'da anti-retroviral ilaç kullanımı gelecek için umutları artırırken, çağın vebasına yönelik toplumsal önyargıların yıkılması için de savaş veriliyor
Portekiz ve Portekiz Tarihi
İlk çağlarda İber kabileleri (Lusitanienler) ile işgal edilen ülke, M.Ö. 1. yüzyılda Romalıların bir eyaleti oldu. Sonra Vandallar, Süevler (bir Alman kabilesi), 5. yüzyıldan 8. yüzyıla kadar Vizigotlar tarafından istila edildi. 711 yılında ülke Müslümanların eline geçti. Endülüs Emevileri (756-1031), Teva'if-i Müluk (11. yüzyıl) İslam devletleri kurulup, bölgeye hakim oldular. Onuncu yüzyıla doğru Douro ve Minho nehirleri arasındaki bölgeye Terra Portucallis ismi verildi. Portucallis, Latince Portas (liman) ve Calle (kale) birleşiminden meydana gelmiştir.
Portekiz, 1143'te bağımsız bir krallık oldu. Sınırları Meriniler'e karşı yaptığı savaşlarla genişledi. On üçüncü yüzyıl ortasına doğru bugünkü Portekiz sınırları tamamlandı. Portekizli denizciler 15. yüzyılda dünya çapında yayılma gösterdiler. Sonraki yüzyılda Asya,Afrika ve Güney Amerika'da büyük bir sömürge imparatorluğu kurarak, Avrupa ve Doğu arasındaki ticaretin çoğunu ellerinde tuttular. 1598 yılında Fas şehirlerine karşı açtığı savaşta, Portekiz ağır bir mağlubiyete uğrayınca, imparatorluk aniden çöktü. Ülkenin zayıflamasından faydalanan İspanya, Portekiz'i 1580'de topraklarına katarak, 1640'a kadar idare etti.
Portekiz 1688 yılında Lizbon Antlaşmasıyla tekrar bağımsızlığına kavuştu. Fakat Portekiz eski ihtişamını kaybettiğinden İngiltere ile 1703'te, 20. yüzyıla kadar devam eden bir ittifak antlaşması imzalandı. İngilizlerle müttefik olduğundan 19. yüzyılda Napolyon'a karşı savaşmak zorunda kaldı. Ülke Fransa ile savaş halindeyken, 1811'de kral ve ailesi Brezilya'ya sığındı. Bu dönemde imparatorluk çökmeye başladı. 1822'de Brezilya bağımsızlığını ilan edince, Portekiz tek büyük zenginlik kaynağını kaybetti.
On dokuzuncu yüzyılın tamamı ve 20. yüzyıl başları Portekiz için ekonomik ve siyasi istikrarsızlık dönemi oldu. Şiddetli partizan mücadeleler, iç savaşlar ülkeyi kargaşanın içine itti. 1908'de kral katledilerek, iki yıl sonra 1910'da cumhuriyet ilan edildi. On altı yıl devam eden cumhuriyet dönemi oldukça istikrarsız olup, bu dönemde kırk sekiz hükümet kuruldu ve en az yirmi beş darbe teşebbüsü oldu. 1926'da ordu idareyi ele aldı ve kırk sekiz yıl ülke General Franko tarafından diktatörlükle idare edildi.
25 Nisan 1974'te hükümet genç subaylar tarafından yapılan bir darbe sonucu işbaşından uzaklaştırılınca, General Antonio de Spinola liderliğinde bir askeri cunta kontrolü eline geçirdi. Başkan Spinola solcu subaylardan gelen baskı sonucu, aynı yılın Eylül ayı sonunda istifa etmek zorunda kaldı. Nisan 1975'te demokratik partiler oyların %64'ünü kazanmasına rağmen, Sovyetlerce desteklenen komünist parti tesirini arttırdı. Bankalar, sigortalar ve sanayi devletleştirildi.
1976'da yürürlüğe giren yeni Anayasada sosyalizme geçiş hedefi açık bir şekilde de ortaya kondu. Yeni Anayasanın ardından yapılan genel seçimlerde hiçbir parti çoğunluğu elde edemedi. Sosyalist Partisi Genel Başkanı Mário Soares bir azınlık hükümeti kurdu. Cumhurbaşkanlığına Genelkurmay Başkanı Antánio Ramalho Eones seçildi. Mário Soares başkanlığındaki hükümet 1977 Aralığında istifa etti. Ocakta kurulan koalisyon hükümeti ve bunun ardından kurulan bir dizi koalisyonlar da kısa ömürlü oldu.
1980'de yapılan seçimlerden sonra merkez sağ eğilimli Demokratik İttifak, büyük çoğunlukla iktidara geldi. Bu hükümet anayasada büyük değişiklikler yaptı ve sivil yönetime geçiş yolunu açtı. 1982'de baş gösteren hükümet krizi üzerine Cumhurbaşkanı erken seçim kararı aldı. 1983 Nisanında yapılan seçimlerde birinci parti durumuna gelen Portekiz Sosyalist Partisi, Sosyal Demokrat Partiyle koalisyon kurdu.
Portekiz 1 Ocak 1986'da AET'ye alındı. Soares, 60 yıllık bir aradan sonra 1986 Şubatında ilk sivil cumhurbaşkanı seçildi. Temmuz 1987'de yapılan seçimlerde Sosyal Demokrat Parti sandalye sayısını büyük oranda arttırması, kurulan koalisyon hükümetinin istikrarlı olmasını sağladı. 1991'de yapılan seçimlerde Sosyal Demokrat Parti yine ilk sıradaki yerini korudu.
Uykusuzluğun en yaygın nedeni, psikiyatrik kökenlidir. Bazen uyku bozukluğu o dereceye varır ki, diğer şikâyetleri gölgeler, hasta sadece uykusuzluk şikâyetiyle hekime başvurur.
İyi bir gece uykusu kimileri için perdeleri çekip ışıkları kapatmak kadar kolay. Fakat bazıları için mücadele. Uykusuzluğun nedenleri çeşit çeşit. Bazen eşin horlaması, bazen depresyon, bazen ilaçlar...
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Uyku Bozuklukları Birimi'nin yönecicisi Prof. Dr. Hakan Kaynak, uykusuzluğun nedenleriyle ilgili sorularımızı yanıtladı:
Uykusuzluğun nedenleri neler?
Uykusuzluğun nedenlerini araştırmaya başlamadan önce şikâyetin ne kadar süreden beri var olduğu öğrenilmeli. Uykusuzluğun süresi, teşhiste olduğu kadar tedavinin planlanmasında da yol gösterici bir önem taşır. Aslında uykusuzluğu sürelerine göre üç gruba ayırıyoruz: Geçici, kısa ve uzun süreli uykusuzluklar.
Geçici uykusuzluk nedir?
Genellikle iyi uyuyanlarda ve uykusuyla ilgili şikâyeti olmayanlarda bir veya birkaç gece süreyle ortaya çıkar. En sık görülen uykusuzluk tipidir. Otel odası, arkadaş evi gibi alışık olunmayan ortamlarda, sınav, seçim, iş görüşmesi gibi gerginlik yaratan olaylar öncesinde veya geçici bir hastalığın yol açtığı ağrı, kaşıntı gibi durumlarda geçici olarak ortaya çıkar. Bazılarında geçici uykusuzluk, mutlaka uyumak zorunda hissedildiğinde de belirebilir.
Kısa süreli uykusuzluk ne kadar sürer?
Bir ila dört hafta devam eden uykusuzluklar bu gruba girer. Gerginlik yaratan bir olay veya hastalık sonucunda ortaya çıkar. Genellikle
sebebin ortadan kalkmasıyla düzelir. Ancak bu gruptaki hastalarda uykusuzluğun uzun süreli hale dönüşme tehlikesi ihmal edilmemeli.
Gerektiğinde aşırı kullanıma yol açmayacak şekilde uygun bir ilaç tedavisi düzenlenmelidir. Çünkü kısa süreli uykusuzluklar çoğu zaman uzun süreli uykusuzluğa dönüşür.
Peki uzun süreli uykusuzluk?
Uykusuzluk süresi bu grupta aylarla ifade edilir. Psikolojik, psikiyatrik, organik, ilaç kullanımı gibi nedenlerle ortaya çıkar. Bazen bu nedenlerden birkaçı görülebilir. Uyku ilaçlarıyla tedavi edilmeyen bu tür uykusuzlukların mutlaka doktor tarafından değerlendirilmesi ve tedavi edilmesi gerekir.
"Öğrenilmiş" uykusuzluk
"Ya uyuyamazsam" endişesi duymak da uykusuzluğa yol açar mı?
Evet. Biz bu duruma öğrenilmiş uzun süreli uykusuzluk deriz. Sık görülen uykusuzluk nedenlerinden biridir. Hastalık öncesinde uykusundan nadir olarak şikâyeti olan hasta, genellikle gerginlik yaratan bir olay sonrasında uyuyamamaya başlar. Bazen sevindirici bir olay, bazen bir hastalık, bazen iş veya ailede ortaya çıkan önemli bir problem buna neden olur.
Problem ortadan kalktığında uykunun normale döneceği inancıyla ilk günlerde uykusuzluk ciddiye alınmaz. Ancak bir süre sonra hasta uykusuzluğu başlatan neden kaybolduğu halde uyuyamadığını fark eder. Bu andan itibaren, uyumak hasta için önemli bir problem oluşturur.
Akşam saatlerinde, "Acaba bugün uyuyabilecek miyim?" diye düşünmeye başlar. Hasta uyuyabilmek için bazı önlemler alır, akşamları kahve, çay içmemeye, çevresindeki gürültü kaynaklarını kaldırmaya çalışır. Erkenden yatıp, ertesi gün işine zinde gitmeyi planlar. Ama ne yazık ki bu planlar boşa çıkar.
Yatağa düşmanlık duymak!
Televizyonun karşısında gözleri kapanan, uyuyakalan hasta, kalkıp pijamalarını giyip yatağına gittiğinde uykusu kaçar.
Hastalar sabah kalktıklarında kendilerini yorgun ve güçsüz hissederler. Bu his bütün gün boyunca devam eder. Bir önceki gün yaşadığı hissi bir daha yaşamak istemeyen hasta ertesi gece daha fazla uyumaya gayret eder. Bu, uykunun daha fazla kaçmasına yol açar. Sonunda uykuya ve uyunan ortama karşı kötü bir şartlanma, düşmanlık hissi oluşur. Bu nedenle hastalar zaman zaman yatakları dışında uyumayı denediklerinde normal bir uyku uyuyabilirler.
Psikiyatrik durum uykuyu etkiler mi?
En sık görülen uykusuzluk nedeni psikiyatrik kökenlidir. Hemen hemen tüm psikiyatrik hastalıkların seyri sırasında uykusuzluğa rastlanabilir. Bazen uyku bozukluğu diğer şikâyetlerin gerisinde kalır, bazen de diğer şikâyetler kadar önemsenmez.
Hasta sadece uykusuzluk şikâyetiyle hekime başvurur. Çoğunlukla asıl hastalık göz ardı edilir, hasta çeşitli uyku ilaçlarıyla tedavi edilmeye çalışılır. Psikiyatrik kökenli bozukluklar arasında depresyon, panik bozukluklar, alkolizm gibi sorunlar yer alır.
Depresyon uykuyu nasıl bozar?
Depresyona giren hastalarda duygular, keder ve mutsuzluk yönünde artar. Hasta durgun, ilgisiz ve isteksizdir. Ancak belirtiler her zaman çok belirgin olmadığından teşhis koymak güçleşebilir. Bu durumda iştahta azalma ve kilo kaybı, uykusuzluk ve seyrek olarak aşırı uyuma isteği, ölüm ve intihar düşünceleri, kendini değersiz görme gibi belirtiler olur.
Depresif hastalardaki uyku şikâyeti yüzde 95 oranına kadar yükselebilir. Hatta bazen uykusuzluk o kadar ön plana geçer ki, diğer depresyon belirtilerini maskeleyebilir. Depresif hastadaki uyku şu özellikleri gösterir: Hasta uykuya dalmakta güçlük çeker. Gece içinde sık sık uyanır, bu nedenle uykusunun devamlılığı bozulur. Hasta sabah erken uyanır, hissettiği aşırı sıkıntı tekrar uyumasına engel olur.
Hasta uykusunu yetersiz ve dinlendirici olmaktan uzak olarak yorumlar, ertesi gün kendini bitkin hisseder. Depresyonun şiddeti artıkça uykusuzluk da belirginleşir. Uykusuzluk, depresyon düzeldikten sonra da devam edebilir.
Ne zaman uzmana başvurmalı?
Uykusuzluk şikâyeti olan biri doktora ne zaman başvurmalı?
Eğer bir ay süreyle uykusuzluk sorunu devam ediyorsa gidilmeli. Yoksa bu durum kronik hale gelebilir ve tedavisi güçleşebilir.
Çevresel faktörlerin rolü var mı?
Yatak odasının gürültülü, çok eşyalı ve yatağın rahatsız olması uykuyu bozar. Eşlerden birinin horlaması, yatakta kitap okuması veya ışığı açık bırakması da etkenler arasında. Çiftlerin birbirinin uykusunu kötü yönde etkilediğine ilişkin birçok çalışma var. Uykusuzluk çekenlerin ayrı yataklarda bulunması uykuya dalmayı kolaylaştırabilir.
Kimler uykusuzluktan mustarip?
Stresli, uzun çalışma yaşamına sahip olanlar. Politikacılar, yoğun büro işi yapanlar, gazeteciler, televizyoncular, nöbeti olan polisler, doktorlar, yeni bebeği olan anneler...
Çocukların uyku süresi ne olmalı?
Bebekler, ilk üç aylık dönemde günün yaklaşık 16-18 saatini uykuda geçirir. Üç aydan itibaren daha kısa süre uyumaya ve gece uykusunda daha seyrek uyanmaya başlar. Altı aylıkken uyku ihtiyacı 12 saate iner ve bu ihtiyaç ilkokul sonuna kadar devam eder. İlkokuldan sonra erişkin uykuya yaklaşılır.