CA-CHALLENGE

CA-CHALLENGE

Üye
13.07.2007
Üsteğmen
23.964
Hakkında

  • Konu: Hazar Gölü
    İli:Elazığ İlçe:Elazığ Merkez, Maden, Sivrice Yüzölçümü:7 000 ha.
    Güneybatıkuzeydoğu doğrultusunda uzanan tektonik bir göl olan Hazar Gölü, kuzeyinde Deveboynu, güneyinde ise Hazar baba dağları yer almaktadır. Göl suları tuzlu olup sadece tatlı su girdisinin olduğu yerlerde küçük sazlıklar bulunmaktadır. Batıda kürk suyu ağzında Kürk Deltası, doğuda ise Zıkkım deresi ağzında Gezin Deltası oluşmuştur.
    Alanda en yaygın kuş topluluklarını batağanlar ve sakarme oluşturmaktadır.
    Koruma Statüsü
    Hazar Gölü Doğal Sit Alanı statüsündedir.
    Sulak Alanın Kullanım Durumu:
    Gölün en önemli kullanımı rekreaktif amaçlıdır. Deniz etkisine kapalı, yüksek dağlık alanlardan oluşan Doğu Anadolu Bölgesinde akarsu ve göl kıyıları rekreasyon alanı olarak büyük önem taşımaktadır. Elazığ, Malatya ve Diyarbakır illerine olan yakınlığı, doğal güzelliği ile yazın su sporlarına imkan taşıması nedeniyle Hazar Gölü çevre halkının önemli bir rekreasyon alanı durumuna gelmiştir. Göl kıyısındaki iki plajına Mavi Bayrak bulunmaktadır.
    Hazar Gölünde Karabalık ve Aynalı sazan avlanmakta olup, göl çevresindeki balık lokantaları ile çevre halkı tarafından tüketilmektedir.
    Alanın çevresinde tarıma elverişliği alan çok azdır. Kırsal kesimin geçim kaynağını tarım ve hayvancılık oluşturmaktadır. Genellikle bağ, bahçe ziraatı yapılmaktadır.
    Göl suları sulama ve enerji üretiminde kullanılmaktadır.
    Sulak Alanı Tehdit Eden Faktörler:
    Kirlenme:
    Göle kıyısı olan Gezin ve Sivrice kasabalarının atık suları ile göl çevresinde yer alan yazlık konutlar, kamu kuruluşlarına ait eğitim ve dinlenme tesislerinin atık suları arıtılmadan göle verilmektedir. Göl kıyısında bazı tesislerin arıtma tesisleri mevcut olmasına rağmen bu tesisler de yeterli değildir.
    Göl çevresinde yer alan belediyelerin düzenli katı atık depone alanları bulunmamaktadır. Dere yataklarına dökülen çöpler yağışlarla birlikte göle taşınmakta, hem göl içerisinde hem de akıntı ile bu çöpler göl kıyılarına ulaşmaktadır.
    Habitat Tahribi:
    Sivrice ilçesinde bulunan üç tuğlakiremit fabrikası hammadde teminini Kürk deltasından sağlamaktadır.
    Erozyon:
    Göl çevresindeki meyli yüksek yamaçlarda su ve rüzgar erozyonu problemi mevcuttur. Yağışlı mevsimlerde dereler ve yüzey akış ile göle taşınım olmakta ve göl dibinde balçık birikimi görülmektedir. Bu durumun en önemli etkisi rekreaktif kullanım üzerinde olacaktır.
    Su Rejimine Yapılan Müdahaleler:
    Enerji üretmek ve sulama amacıyla 1220 metre eşik kotunda tünel ile gölden su alınmaktadır. Enerji ihtiyacına göre göl maksimum 1243.81 m., minimum 1234.56 m. kotlarında işletilmektedir. Göl suları, enerji üretimi amacıyla işletmeye açılmadan önce bir gideğenle Dicle Nehrine akmakta iken bugün için gölden doğal çıkışın gerçekleşmesi mümkün görülmemektedir.
    Egzotik türlerin aşılanması:
    Hazar Gölü'ne aynalı sazan aşılaması yapılmıştır. Bu tür gölün batı kıyılarındaki sığ ortamlarda ve göle karışan Kürk suyunda yaşayabilmiştir.
    Çözüm Önerileri:
    Hazar Gölü'nde bugün çok önemli bir problem olarak görülmese de ileride gölde sığlaşmanın ve göl dibindeki balçık oluşumunun önüne geçilmesi için göl çevresinde erozyonla mücadele yöntemlerinin bir program dahilinde uygulanması gerekmektedir.
    Arıtılmış atık suların havza dışına çıkışını sağlayacak bir arıtma tesisi kurularak Sivrice ilçesi kanalizasyonu ile turistik tesisler ve yazlık konutların atık sularını toplayan kolektörün bu arıtma tesisine bağlanması,
    Gezin ilçesinin kanalizasyon sisteminin yapılarak arıtma tesisinin kurulması,
    Gezin ve Sivrice ilçesine ivedilikle katı atık depone alanı oluşturulması,
#01.09.2007 20:59 0 0 0
  • İSTANBUL'UN FETHİ
    --------------------------------------------------------------------------------

    Fatih Sultan Mehmed padişah olduktan sonra ilk iş olarak, devamlı ayaklanma çıkaran Karamanoğlu Beyliğine karşı sefere çıktı. Karamanoğlu İbrahim Bey af diledi. Fatih İstanbul'un fethini düşündüğü için onu bağışladı.

    Fatih Sultan Mehmed, büyük gayesini gerçekleştirmek için, Macarlara, Sırplara ve Bizanslılara karşı yumuşak davranıyordu. Amacı Haçlıların birleşmesini önlemek, onları tahrik etmemek ve zaman kazanmaktı.

    Bin yıllık tarihinin sonuna gelmiş olan Bizans küçüle küçüle sadece İstanbul şehrinin sınırları içinde hüküm süren bir devlet durumuna düşmüştü. Ancak buna rağmen Bizans'ın varlığı, Balkanlar'daki Türk hakimiyeti açısından tehlikeli oluyordu.

    Bizans İmparatorları, Anadolu'daki çeşitli siyasi güçleri de Osmanlı aleyhine kışkırtmaktan geri kalmıyorlardı. Hatta zaman zaman Osmanlı şehzadeleri arasındaki taht kavgalarına karışıp devletin iç düzenini bozuyorlardı.
#01.09.2007 20:55 0 0 0
  • II. KOSOVA SAVAŞI
    --------------------------------------------------------------------------

    Varna Savaşı'nın üzerinden dört yıl geçmişti ki, Macar Kralı Jan Hunyad; Macar, Eflak, Leh ve Almanlardan oluşan ordusuyla Sırbistan'ı işgal etti.

    Osmanlı topraklarına girerek Kosova'ya kadar geldi. Savaş, Jan Hunyad'ın saldırısıyla başladı. Savaşın üçüncü günü sahte bir geri çekilmeyle çember içine alınan Jan Hunyad ve ordusu, ağır bir yenilgiye uğratıldı (19 Ekim 1448).

    İkinci Kosova Savaşı sonunda Balkanlar kesin olarak Türk yurdu haline geldi. Haçlılar bir daha Osmanlılara saldırma cesareti gösteremediler.
#30.08.2007 23:26 0 0 0
  • VARNA SAVAŞI
    --------------------------------------------------------------------------------

    Sultan İkinci Murad büyük bir hızla Edirne'ye geldi. Osmanlı Ordusunun başına geçti. Varna önlerine gelen Osmanlı Ordusu, Haçlılara karşı saldırıya geçti. Haçlı Ordusunun Varna önlerinde bozguna uğratılmasıyla büyük bir zafer kazanıldı (10 Kasım 1444).

    Varna Savaşı, Haçlıların İstanbul'un Türkler tarafından fethedilmesini engellemek için yaptıkları son girişim oldu.

    Bu savaş, Osmanlıları Segedin Antlaşmasına zorlayan şartları tamamen değiştirdi. Sultan İkinci Murad, bir müddet sonra tahtı, yine oğluna bırakarak çekildiyse de devlet adamlarının ısrarları sonucu tekrar tahtına döndü.
#30.08.2007 23:23 0 0 0
#30.08.2007 23:21 0 0 0
  • 10 SORUDA GRİP
    1. Nedir?
    Grip; ateş, öksürük, baş ağrısı, halsizlik ve kas ağrıları ile seyreden akut bir virüs hastalığıdır.
    2. Soğuk algınlığından ve diğer solunum sistemi hastalıklarından farkı var mıdır?
    Kesinlikle farklıdır. Grip; ülkeler ve kıtalar arası yaygınlaşma özelliğine sahip olan bir hastalık olarak ciddi akciğer hastalıklarına yol açabilmesinden dolayı soğuk algınlığından ve diğer solunum sistemi hastalıklarından farklıdır.
    3. Soğuk algınlığı ile benzer özellikleri var mıdır?
    Grip ve soğuk algınlığı bulaşma şekilleri ve belirtiler yönünden benzerlik gösterirler. Ancak gripte baş ağrısı, kas ağrıları ve ateş daha ön plandadır.
    4. Medikal tedavide ne tür ilaçlar kullanılır?
    Grip tedavisinde bazı antiviral ilaçlar kullanılabilir.
    5. Gripten korunma yöntemi nedir?
    Günümüzde grip (influenza) aşıları gripten korunmanın en güvenli yoludur. Bu aşılar ülkemizde de başarı ile uygulanmaktadır.
    6. Aşı ne zaman ve nasıl uygulanmalıdır?
    İnfluenza aşıları Eylül - Aralık ayları arasında tek doz olarak üst kolun dış yüzeyine uygulanır.
    7. Bebekler ve küçük çocuklar için de aşı uygulama şekli ve doz aynı mıdır?
    Bebekler ve küçük çocuklarda uyluğun ön yüzünden kas içine yapılabilir. Daha önce aşılanmış 9 yaş altı çocuklara birer ay ara ile 2 doz önerilmektedir.
    8. Gebelikte aşı yapılması doğru mudur?
    Kesinlikle doğrudur. Gebeler de aşılanması gereken grup içinde yer almaktadır.
    9. Grip olduğunda hastalık riskinin arttığı gruplara da aşı uygulanabilir mi?
    Elbette. Astım, kronik akciğer veya kalp hastalığı, şeker hastalığı, böbrek yetmezliği, kan hastalığı gibi bir hastalığı olanlar bu gruba dahildir. Bu kişiler de kesinlikle aşılanmalıdır.
    10. Grip aşısı olması gereken grup içinde başka kimler vardır?
    Sağlık Personeli (doktor, hemşire ve diğer personel),
    Huzurevi ve kronik bakım ünitelerinde çalışanlar,
    Ev hemşireleri,
    65 yaş ve üzerindekiler,
    Dış ülkelere seyahat edecek olanlar,
    Önemli etkinliklerin kesintiye uğramasını en aza indirmek için önemli toplum hizmeti verenler



#30.08.2007 23:09 0 0 0
#28.08.2007 14:13 0 0 0
  • Somatoform bozukluklar, bedensel belirtilerle ortaya çıkan ruhsal bozukluklardır. Beyinle beden arasındaki ilişki açık değildir ve beyinde meydana gelen bazı sorunlar bedensel hastalıklar olarak ifade edilmektedir. Bu başlık altında beş grup hastalık tanımlanmaktadır:

    Konversiyon bozukluğu
    Somatizasyon bozukluğu
    Ağrı bozukluğu
    Hipokondriasis
    Beden dismorfik bozukluğu
    Bu yazı dizisinde sıra ile bu hastalıkları anlatmaya çalışacağım.

    Konversiyonun kelime anlamı döndürmedir.
    Konversiyon bozukluğu, altta yatan organik bir neden bulunmaksızın ortaya çıkan, bayılma, felç olma ve duyu kaybı gibi nörolojik belirtilerdir. Hastalar sorunlarının ruhsal olduğunun farkında değildir ve istemli olarak bu belirtileri kontrol edemezler, yani belirtiler bilinçli olarak ortaya çıkmaz. Konversiyon bozukluğu çok eski çağlardan beri bilinmektedir. Halk dilinde histeri olarak geçer. M.Ö. 400 yıllarında Mısırlılarda bu hastalığın belirtileri tanımlanmış ve nedeninin beden içinde dolaşan rahim olduğu ileri sürülmüştür. Konversiyon terimini ilk kullanan Freud'dur. Freud'a göre bilinç dışında bastırılmış ve rahatsızlık veren düşünceler döndürme mekanizmasını kullanmak suretiyle bu hastalığa neden olmaktadır. Bu hastalık kişinin ruhsal sıkıntısının beden diliyle ifade edilmesi olarak ta yorumlanabilir.

    Nedenleri nelerdir?

    Konversiyon tepkisinin neden ortaya çıktığı tam olarak bilinmemektedir. Bu konuda ortaya atılan teorilerden bazıları şunlardır: psikanalitik teoriye göre konversiyon bilinç dışı çatışmaların neden olduğu sıkıntı sonucu ortaya çıkar. Başka bir teoriye göre kişi çevresi ile sözel iletişim kuramadığı durumda sıkıntısını beden dili ile ifade eder. Ortaya çıkan belirtinin anlamı "ben ruhsal olarak çok sıkıntıdayım, çok acı çekiyorum, bunu görün ve bunu önemseyin" şeklinde yakınlarına uyarıda bulunmaktır. Bu anlamın yanında yakınlarına istediğini yaptırmak, kontrolü ele geçirmek amacını da güdüyor olabilir.

    Bazı bedensel hastalıklar sonucunda bu belirtiler ortaya çıkabilir. Yatkın olan kişilerde ağır bedensel hastalıkları takiben konversiyon veya somatizasyon belirtileri görülebilir. Anne, baba, büyükanne ve büyükbaba gibi yakınların ölmesi, anne ve babanın boşanması veya ayrılması gibi durumlarda kişilerde bir yakınının ölmesi gibi yas tepkisi ortaya çıkar bu yas tepkisi normal sürecini tamamlayıp çözülmediği zaman konversiyon bozukluğu ve diğer ruhsal bozuklukların görülme olasılığı artmaktadır.

    Bu belirtilerin ortaya çıkması ile hastalarda birincil ve ikincil kazanç elde edilmesi söz konusudur: birincil kazanç hastanın ruhsal sıkıntısından kurtulması, ikincil kazanç ise zor bir durumdan hastalığı sayesinde kurtulma veya hasta olduğu için bazı haklar elde etmesidir.

    Ortaya çıkan belirtilerin sembolik anlamları olabilir. Örneğin görmemesi gereken bir olaya tanık olan bir çocukta körlük veya işitmemesi gereken şeyleri işiten bir yetişkinde psikolojik sağırlık gelişebilir. Eski Türk filmlerinde sıkça gördüğümüz ani gelişen ve kendiliğinden iyileşen körlük ve sağırlıklar genelde bu türdür. Bu bozukluklarda ortaya çıkan belirtiler aile üyelerinde, yakın akraba ve komşularda görülen belirtileri taklit edebilir. Örneğin okul arkadaşında sara olan ve arkadaşının sara nöbetine tanık bir çocukta konversiyon bozukluğu olduğunda sara benzeri bayılmalar görülebilir. Annesinde psikolojik kökenli bayılma olan kız çocuklarında bayılma sıktır. Yine ailenin en küçük kız çocuğunda daha sık bu tür bayılmalar görülmektedir. Yapılan araştırmalarda bu hastaların yarısından fazlasında depresyon olduğu görülmüştür. Yine kişilik bozukluğuna sıklıkla rastlanmaktadır.

    Belirtiler nelerdir?

    Belirtiler genelde nörolojik hastalıkları taklit eder, nörolojide görülen bütün belirtiler psikolojik nedenlerle de ortaya çıkabilir. Belirtiler genelde şiddetlidir ve hastanın günlük işleri yapmasında sorunlar ortaya çıkarır. Belirtilerin uzun süre devam etmesi hastanın kol ve bacaklarında kaslarda erime ve yapışıklık gibi sorunlar ortaya çıkarabilir. En sık görülen belirtiler şunlardır:

    Bayılma, sara benzeri nöbet geçirme: genelde kalabalığın olduğu yerlerde bayılma görülür. Hastalar tek başına iken bayılma pek olmaz. Bayıma sırasında kendini yaralama ve bilinç kaybı pek görülmez. Bayılma genelde uzun sürelidir. Hasta çevrede olanları duyduğunu ancak yanıt veremediğini, tüm bedenini felç olmuş gibi hissettiğini belirtir. Hastalar genelde ağlayarak kendine gelir. Kendine gelirken saldırgan davranışlarda bulunma saçını, yüzünü yolma gibi taşkınlık belirtileri görülebilir.
    Bedenin herhangi bir yerinde uyuşma veya hiçbir şey hissedememe; genelde kol ve bacakta görülür. Nörolojik muayenende organik bir neden bulunamaz ve uyuşan bölge nörolojik kökenli duyu kayıplarından farklıdır.
    Körlük: sıklıkla tek gözün görmemesi, iki gözde körlük, tek gözde tüp şeklinde görme bozukluğu olabilir. Göz muayenesi normaldir.
    Konuşamama, hastalar kısık sesle konuşabilir. Konuşamamayı açıklayacak organik bir neden bulunamaz.
    Bedenin herhangi bir yerinin hareketinde azalma veya tamamiyle felç olması (kol, bacak veya tüm bedenin felç olması olabilir): hasta bedenin herhangi bir yerinde kuvvet azlığından yakınır. Kuvvet azlığı veya kaybı genelde kol ve bacaklardadır. Nörolojik muayenede kuvvet azlığını açıklayacak bir bulguya rastlanmaz. Bazen felç bir koldan diğerine geçip yer değiştirebilir.
    Bedenin herhangi bir yerinde titreme (tremor) veya istemsiz beden hareketleri görülebilir. Bu hareketlerin nörolojik kökenli hareket bozukluklarından ayrılması gerekir.
    Duruş bozuklukları: hastalar ayakta duramaz ve yürüyemezler, özellikle izlendiklerini anladıklarında belirtilerde artma görülür. Bazen duruş ve yürüyüşün normale döndüğü sonra tekrar bozulduğu görülebilir.
    Hastalar genelde hastalıklarına karşı kayıtsızdır. Güzel aldırmazlık (la belle indiffence) hastalığın önemli belirtilerinden biridir. Hasta belirtilerinden bahsederken sanki başkasının hastalığından söz ediyormuş gibi kayıtsız kalmaktadır.

    Belirtiler genelde bedenin sol tarafındadır. Her türlü ruhsal rahatsızlığın beraberinde bu hastalık görülebilir, nadir de olsa şizofreni hastalarında da görülebilmektedir. Nörolojik tanının olması durumunda yine bu tanı konamaz. Altta yatan bedensel bir hastalık varsa bu belirtiyi açıklıyorsa konversiyon bozukluğu veya somatizasyon tanısı konamaz. Belirtilerin ruhsal sıkıntı ile ilgili olduğu gösterilmelidir. Alkol ve madde kullanımına bağlı ortaya çıkan belirtiler konversiyon bozukluğu olarak tanımlanamaz. Belirti sadece sürekli ağrı ise konversiyon bozukluğu olarak tanımlanamaz. Yine belirtinin bilinç dışı olması gerekir. Eğer belirti hastanın kendi istemi ile ve bilinçli olarak ortaya çıkıyorsa başka ruhsal hastalıktan söz edilir.

    Sıklığı nedir?

    Batı ülkelerinde nadir görülen bir hastalık olmasına rağmen yurdumuzda sık rastlanmaktadır.

    Toplumda ne sıklıkta olduğu tam olarak bilinmemektedir, ancak kadınlarda erkeklere oranla 2-3 kat fazla görülmektedir. Her yaşta görülebilir, çocuklarda da nadiren görülebilir, sıklıkla ergenlik ve gençlik döneminde ortaya çıkmaktadır. 10 yaşın altında ve 35 yaşın üstünde seyrek görülmektedir. Ancak araştırmalar 50-60 yaşları arasında hastalığın görülme oranının tekrar arttığını göstermektedir. Çocuklarda dayak ve cinsel taciz hastalığın görülme oranını artırmaktadır. Yine anne ve babasında ağır bedensel hastalık veya ağrı şikayeti olan çocuklarda hastalığın görülme oranı artmaktadır. Düşük sosyoekonomik seviyede, eğitim düzeyi düşük ve ekonomik durumu zayıf kişilerde daha sık rastlanmaktadır.

    Ayırıcı tanı için yapılması gereken tetkikler nelerdir?

    Tanı konabilmesi için ayrıntılı fiziksel muayene ve gerekirse kan tahlili, EEG, röntgen veya tomografi gibi ileri tetkiklerin yapılması şarttır. Bazı araştırmacılar hastalığın pekişmesini önlemek için ayrıntılı tetkik yapılmasını önermemektedir. İlk yapılması gereken ayrıntılı öykü almaktır. Belirtiye göre yapılması gereken tetkike karar verilir. Örneğin bayılma yakınması olan bir hastaya EEG çekilmesi ve kan tahlillerinin yapılması gerekir. Gözleri görmeyen bir hastada göz muayenesi, gerekirse bilgisayarlı tomografi veya MR gibi ileri tetkikler yapılabilir. Tanı konmadan önce belirtiye göre hastanın nöroloji uzmanı, göz uzmanı, KBB uzmanı gibi değişik uzmanlık alanları tarafından değerlendirilmesi şarttır. En son danışılması gereken yer psikiyatridir.

    Tedavi nasıl yapılır?

    Hastalar sıklıkla stres yaratan bir durumu takiben gelişen bayılma, dil tutulması gibi yakınmalarla acil servislere başvururlar. Bu yakınmalarla başvuran hastalarda belirtiler aksi ispat edilene kadar nörolojik bir hastalık olarak görülmelidir. Hastanın ayrıntılı öyküsü alınmalı, nörolojik ve fiziksel muayenesi yapılmalı gereken radyolojik ve biyokimya tetkikleri tamamlanmalıdır. Organik bir neden bulunmadığı taktirde ortaya çıkarıcı stresör öyküsü ile birleştirerek psikiyatri hekimine danışılmalıdır. Organik bir hastalık bulunmadığında psikiyatrik hastalık olduğu düşünülüyorsa tedavisi acil değildir. Acil serviste psikiyatrik tedavi bu hastalar için söz konusu değildir. Tedavi atağı takiben poliklinik şartlarında gerçekleştirilir. Bu hastalarda hastalığın pekişmesini önlemek amacıyla ailenin ve çevrenin dikkat etmesi gereken bazı noktalar vardır. Kişinin iradesi dışında gelişen bu hastalık hastaya bazı kazançlar getirmektedir. Hasta bu hastalık sayesinde yapması gereken bazı yükümlülüklerden kurtulabilmekte veya bazı haklar elde edebilmektedir. Bu tür kazançlar hastalığın pekişmesine, tekrarlamasına sebep olmaktadır. Bu da tedaviyi güçleştirmektedir. Yapılması gereken hastaya hastalığı nedeniyle bazı haklar tanımamak ve hastalık öncesi nasıl davranılıyorsa aynı tutumu devam ettirmektir. Stres sonrası bayılan ve bunun psikolojik kökenli bayılma olduğu doktor tarafından onaylanan bir hasta aile ortamında bayıldığında onu sakin bir odaya alıp yalnız bırakmak hastaya daha iyi gelecektir. Yurdumuzda bu tür hastalara soğan koklatılır, kolonya ile elleri ve yüzü ovulur, çevredeki herkes hastanın başına toplanır. Bu hastaya yardımcı olmak yerine stresini daha da artırmaktan başka işe yaramaz. Tedavinin kısa sürede başarıya ulaşması için ailenin doktorla işbirliği içinde olması şarttır.

    Değerlendirme sonrası ilaç tedavisi, psikoterapi önerilebilir. Bazı hastalarda belirtiyi yorumlamak ve ortadan kaldırmak amacıyla hipnoz denenebilir. Ancak altta yatan sorun düzeltilmediği sürece bir belirti hipnozla ortadan kalksa da yerini başka bir belirti alacaktır.

    Klinik seyir nedir?

    Bu belirtiler nedeni ile hastaların aile, iş ve sosyal yaşamlarında sorunlar ortaya çıkar ve performanslarında düşme görülür.

    Pek çok hastada belirtiler zamanla kendiliğinden kaybolur. Belirtilerin kolayca ortadan kalkabilmesi için öncelikle hastanın ikincil kazançlarının ortadan kaldırılması gerekir. Örneğin psikolojik kökenli bayılması olduğu için evde iş yaptırılmayan, her istediği yerine getirilen bir genç kızda belirtinin kolayca ortadan kaldırılması beklenemez. Bu hastalarda hastalığın kalıcı olmaması için hastalığın hastaya kazanç sağlamasını önlemek gerekir, bunun en iyi yolu da hastalık öncesi hastaya nasıl davranılıyorsa aynı şekilde devam etmektir. Tedavide ailenin doktorla işbirliği içinde olmasının tedavinin başarısı açısından büyük önemi vardır. Belirtilerin aniden ortaya çıktığı durumlarda, o dönemde kişi ağır stres altında ise ve belirtiler bu nedenle ortaya çıkmışsa, altta yatan başka psikiyatrik hastalık veya bedensel hastalık yok ise sonuç genelde iyidir. Hastaların %25 inde ise tedaviye rağmen belirtiler devam edebilir. Konversiyon hastalarının 1/3'ünde bayılma belirtilerinin yanında bedensel belirtiler de olur ve bu belirtiler somatizasyon bozukluğu olarak adlandırılır.
#26.08.2007 23:35 0 0 0
  • Konu: Görüntü
    ya internete kendini kaptıran çocuğa sorsaydı
#26.08.2007 23:27 0 0 0
#26.08.2007 23:24 0 0 0
  • Mantar hastalıklarından korunma Yolları
    Mantarlar, tıpkı bakteriler gibi normal koşullarda da vücutta bulunabilen mikroorganizmalardır. Havadan, topraktan, hayvanlardan ve diğer insanlardan bulaşabilir. Sıcak, nemli ve hava almayan ortamlarda kolay çoğalırlar. Ortak kullanılan yerler ve eşyalar mantarın yayılmasına sebep olabilir.

    Vücudunuzda küçük, kepekli, beyaz, açık sarımsı, kahverengi ve koyu renkli lekeler, halk arasında 'samyeli' de denilen bir mantar hastalığı olabilir.

    Tırnakta renk ve şekil değişikliği, kalınlaşma, tırnak mantarı belirtilerindendir. Tırnak mantarı en sık ayak baş parmağında ve erişkinlerde görülür. Genellikle ayak parmak aralarında kaşıntı, pullanma gibi belirtilerle seyreden ayak mantarlarını takiben gelişir.

    Mantar hastalıkları, havuz, hamam, spor salonları, duş gibi mekanlardan ve ortak kullanılan havlu, terlik gibi eşyalardan kolaylıkla bulaşabilir. Farklı mantar tipleri farklı organ ve dokularda mantar enfeksiyonu oluşturabilir.

    Mantardan korunmak için ;

    *Ayaklarınızı her gün yıkayın.
    *Özellikle ayak parmak araları olmak üzere, ayaklarınızı tamamen kurulayın.
    *Yazın dar ve kapalı ayakkabı giymekten kaçının.
    *Pamuklu çoraplar giyin ve hergün çoraplarınızı değiştirin. Sentetik materyelllerden yapılmış çorapları giymeyin.
    *Mümkünse evde ayaklarınız açık olsun.
    *Başkasının havlu ve terliğini kullanmayın.
    *Tırnaklarınızı kısa tutun. Tırnaklarınızı deterjan ve kimyasal maddelerden koruyun.


    Tedavi;
    Mantar enfeksiyonunun yeri ve şiddetine göre değişir. Doktor kontrolünde yapılmalıdır. Ağızdan alınan veya hastalıklı bölgeye sürülen ilaçlar kullanılabilir.

    İlaç kullanım süresini doktorunuz belirleyecektir. Eksik tedaviler mantarın kısa sürede tekrarlamasına yol açar. Tedavi sonrasında da mutlaka korunma önlemlerine dikkat etmeniz gerekir.

#26.08.2007 23:23 0 0 0
  • Konu: ÇİN
    Dünyanın en kalabalık nüfuslu ülkesi Çin'in yaklaşık dört bin yıl geriye uzanan bir kültürel geçmişi var.
    Günümüz medeniyetinin temel taşlarını oluşturan kağıt, barut, pusula ve matbaacılık gibi pek çok buluşun kökenleri Çin'e dayanıyor.
    Komünist yönetimin etkisiyle bir süre ekonomik açıdan duraklama yaşayan ülke son yıllarda dünyanın en önemli ekonomik güçlerinden biri haline gelmeye başladı.
    Çin'in bölgede nüfuzu da askeri alandan çok ekonomi üzerinde kendisini hissettiriyor.
    Genel Bilgiler

    Binlerce yıl süren hanedanlar ardından 20. yüzyılın başında cumhuriyet yönetimine geçen Çin'de 1949'da ,, Komünist Parti ve Mao Zedong öncülüğünde Çin Halk Cumhuriyeti ilan edildi.
    Bu tarihe kadar ülkeyi yöneten Çan Kay-Şek'in yönetimden isimlerle Tayvan'a kaçması, günümüzde hala süren Tayvan sorunun da başlangıcı oldu.
    Uzun yıllar kapalı bir ekonomi yapısı gösteren Çin, 1980'lerin başlarında, kollektif tarım uygulamasını durdurdu ve özel teşebbüse yeniden izin verdi.
    Şu anda Çin dünyanın en büyük ihracatçılarından ve rekor düzeylerde dış yatırım çekiyor.
    Dünya Ticaret Örgütü'ne katılma hakkı kazanan Çin'in bu anlamda yakında yeni bir devrim yaşayacağı düşünülüyor. Bu şekilde Çin dış pazarlara daha kolay erişim hakı kazanacak, ancak dış rekabete de açık hale gelecek.
    Bu durumun özel sektör yatırımlarını arttırması ve devlet hala iktidarda tekelini ve bireyler üzerindeki sıkı denetimini sürdürüyor.
    Yetkililer muhalefet yönünde hareketleri vakit kaybetmeden bastırırken, sözünü sakınmayanlar çalışma kamplarına gönderiliyor.
    İnsan hakları savunucuları Çin'i her yıl yüzlerce kişinin idam edilmesi ve işkencenin önlenememesi dolayısıyla eleştiriyorlar.
    Çin'in Tibet üzerindeki hakimiyeti de tartışma yaratmaya devam ediyor. İnsan hakları örgütleri, Çinli yetkilileri Tibet'te Budist kültürünü sistematik olarak bastırmakla ve Çin içinde özerklik talep eden Budistlerin ruhani lideri Dalai Lama'ya sadık rahiplere eziyet etmekle suçluyorlar.
    Ayrıca Doğu Türkistan'daki Uygur Türkleri'de Doğu Türkistan'da 915 Uygur Türkü'nün Öldürülmesinden ve dinlerinin gereklerini rahatça uygulayamamaktan yakınıyorlar.
    Tarih

    Çin Halk Cumhuriyeti l Ekim 1949'da kuruldu ve Chou En-lai Başbakan oldu. Chou, 8 Ocak 1976 yılında 78 yaşında öldüğünde, Çin Komünist Partisi içinde " ılımlılar" ve "radikaller" olmak üzere iki kutup oluştu. Radikalleri; 82 yaşındaki Mao Tse-Tung'ım eşi Chian Chin yönetiyordu. Chou ölünce, Başbakanlığa Deng Şaoping'in gelmesi beklenirken, Hua Kuo-feng Başbakan oldu. Mao, 9 Eylül 1976'da 72 yaşında ölünce, eşi Chiang yönetiminde etkinliğini devam ettirmek istedi. Ancak, Başbakan Hua, hem parti başkanlığını ve hemde Askeri Komite Başkanlığını ele geçirdi. Bunun sonucu olarak Mao'nun eşi ve üç taraftarı tutuklandı. Bu, radikallerin mücadeleyi kaybetmesi demekti.
    Çin Milli Kongresi, Şubat 1978'de, 1985 yılına kadar gerçekleştirilecek Dört Modernizasyon Programını kabul etti. Bu program ile; Tarım, Endüstri, Bilim, Teknoloji ve Savunma alanlarının, 1985'e kadar çağdaş şartlara kavuşturulması öngörülmekteydi.
    Fakat, programın maliyeti 600 milyar doları bulmaktaydı. Bu maliyet Çin'i yabancı sermaye teminine yöneltti. Komünist Partinin Mart 1978'de Deng Şaoping'i Başbakan yardımcılığına seçmesi sonucu Çin, önce Japonya yanaştı ve iki devlet arasında Şubat 1978'de 60 milyar dolarlık bir ticaret antlaşması imzalandı. Bu antlaşma, Çin ve Japonya arasında 1937'den beri devam eden savaş halini de sona erdirmiş oldu. Ağustos 1978'de Çin ile Japonya arasında " Barış ve Dostluk" antlaşması imzalandı ve Ekim 1978'de de Deng Şaoping Japonya'yı ziyaret etti. Böylece, Mao'nun ölümünden iki yıl sonra Çin, batıya açılmaya başladı. 1978 yılından itibaren de Amerika ile yakınlaşmaya başlayan Çin, bu ülkeden silah satın alımını başlattı.

    Kısacası halk tarafından hoş görülmeyen bu ticaret kızgınlık yarattı ancak bir devrime yol açmadı
    Liderler
    Devlet Başkanı: Hu Jintao
    Mart 2003'te Ulusal Halk Kongresi tarafından seçilene dek pek tanınmıyordu.
    1964'ten bu yana Komünist Parti'nin sadık bir üyesi olan Hu, parti kariyerine 1970'lerin sonunda başladı.
    1980'lerde Guizhou ve Tibet'te parti başkanlığı yapan Hu, bu dönemlerde bağımsızlık yanlısı gösterilerin bastırılmasında rol oynadı.
    Hu 1992'de, Komünist Parti'nin karar organı olan Politbüro Daimi Komisyonu'nun en genç üyesi oldu.
    Bu atama Hu'nun başkanlık için en önemli taliplerden biri haline gelmesi biçiminde yorumlandı. Bu beklentiler Hu'nun 2002 yılında düzenlenen Komünist Parti kongresinde parti lideri olarak Jiang Zemin'in yerini almasıyla gerçekleşti.
    Ancak Jiang'ın siyasi nüfuzunu büyük oranda sürdürdüğü belirtiliyor. Eski Devlet Başkanı Jiang, son derece etkili olan Merkezi Askeri Komisyon'un başkanlığını sürdürüyor. Politbüro Daimi Komisyonu üyelerinin büyük bölümü de Jiang'a yakınlığıyla tanınan isimler.
    1942 doğumlu Hu Jintao, Pekin Üniversitesi'nde hidroelektrik mühendisliği eğitimi aldı ve bir süre su kaynakları ve enerjiden sorumlu bakanlıkta çalıştı.
    Devlet Başkanı Yardımcısı: Zeng Qinghong
    Başbakan: Wen Jiabao
    Dışişleri Bakanı: Li Zhaoxing
    Ulusal Halk Kongresi Başkanı: Wu Bangguo

    Genel Ekonomik Durum
    2001 yılının Aralık ayında, Çin Halk Cumhuriyeti'nin Dünya Ticaret Örgütü'yle 15 yıldır sürdürdüğü üyelik müzakereleri tamamlanmış ve hükümet, başta ticaret rejimi olmak üzere ekonomide çeşitli yapısal değişikliklere gideceği ve uluslararası ticaret kurallarına uyumlu hareket edeceğinin sözünü vermiştir. Hemen ertesinde yıllardır sinyalleri verilen yüksek büyüme hızı gelmiş, ticaret hacimlerinde rekorlar kırılmış, uluslararası doğrudan yatırımların en cazip çekim merkezi ÇHC olmuştur.
    Satın alma paritesine göre hesaplandığında dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan ÇHC'nin normal şartlar altında 20 sene içerisinde bu sıralamada birinci sıraya yükselmesi öngörülmektedir.
    Dış Ticaret
    Başlıca İhracat Yaptığı Ülkeler: ABD (%21.1), Hong Kong (%17.4), Japonya (%13.6), Güney Kore (% 4.6), Almanya (% 4), Hollanda (%2.7), Singapur (%2.2)
    at]] Yaptığı Ülkeler: Japonya (%18), Tayvan (%11.9), Güney Kore (%10.4), ABD (%8.2), Almanya (%5.9), Hong Kong (%3.9), Rusya Federasyonu (%3.3), Malezya (%2.5)
    Başlıca İhraç Ürünleri: Rafine edilmiş petrol ürünleri, yağlama maddeleri, kimyasal ürünler, alkollü içecekler ve alkolsüz içecekler, bitkisel yağlar ve hayvansal yağlar, elektrikli makineler ve ulaşım ekipmanları, büro malzemeleri, canlı hayvanlar, su ürünleri, pirinç, çay, konserve meyve-sebze, ham ipek, kömür, pamuk ipliği, hazır giyim eşyası, ayakkabı, spor eşyası, hafif sanayi mamulleri, demir-çelik ürünleri, oyuncaklar, elektronik eşya, telekomünikasyon ekipmanları.
    Başlıca İthal Ürünleri: Muhtelif gıda ürünleri, elektrikli makineler ve motorlu taşıtlar, ham petrol, yağlama maddeleri, bitkisel ve hayvansal yağlar, doğal kauçuk, kereste, kağıt hamuru, pamuk, demir cevheri, gübre, plastik ürünler, çelik mamulleri, elektronik devreler, kimyasallar.
    Dünya Bankası verilerine göre Çin Halk Cumhuriyeti'nin milli geliri 2004 yılında bir önceki yıla göre 200 milyar ABD doları artarak 1.649 milyar dolara çıkmıştır. Buna göre 1,3 milyarlık nüfusa sahip ülkede kişi başına düşen gelir 1374 dolardır.
    Halk

    Çinde Yaşayan Türkler
    Ülke adı Çin Halk Cumhuriyeti
    Yaşayan Türk Grupları Uygurlar, Kansu Uygurları, Salar Türkleri, Kazaklar, Öngüt Türkleri.
    Tahmini Nüfus 30 milyon kadar
    Yoğun Bulunduğu Şehirler Ülkenin Sincan Özerk Bölgesinde, Kansu'da ve İç Moğolistan Özerk Bölgesinde.
    Çin nüfusunun %92'sini Han ulusu olarak bilinen etnik Çinliler oluşturur. Bunun dışında hükümet tarafından tanınan 55 etnik grup vardır. Bu 55 etnik gruptan bazılarının Çince'den tamamen farklı olan kendi lisan, kültür ve inançları var.
    Çin'deki etnik gruplar nüfüsa oranlarına göre aşağıdaki gibi sıralanmaktadır:
    Han (汉族 : Hàn Zú)
    Çin'deki 55 etnik grup

    01 Zhuang (壮族;) 02 Manchu (满族;) 03 Hui¹ (回族;) 04 Miao (苗族;) 05 Uygur (维吾尔族;)
    06 Yi (彝族;) 07 Tujia (土家族;) 08 Moğol (蒙古族;) 09 Tibetli (藏族;) 10 Buyei (布依族;)
    11 Dong (侗族;) 12 Yao (瑶族;) 13 Koreli (朝鲜族;) 14 Bai (白族;) 15 Hani (哈尼族;)
    16 Li (黎族;) 17 Kazak (哈萨克族;) 18 Dai² (傣族;) 19 She (畲族;) 20 Lisu (傈僳族;)
    21 Gelao (仡佬族;) 22 Lahu (拉祜族;) 23 Dongsiang (东乡族;) 24 Va (佤族;) 25 Sui (水族;)
    26 Nasi³ (纳西族;) 27 çiang (羌族;) 28 Tu (土族;) 29 sibe (锡伯族;) 30 Mulao (仫佬族;)
    31 Kırgız (柯尔克孜族;) 32 Daur (达斡尔族;) 33 Jingpo (景颇族;) 34 Salar (撒拉族;) 35 Blang (布朗族;)
    36 Maonan (毛南族;) 37 Tacik (塔吉克族;) 38 Pumi (普米族;) 39 Achang (阿昌族;) 40 Nu (怒族;)
    41 Evenki (鄂温克族;) 42 Gin* (京族;) 43 Jino (基诺族;) 44 De'ang (德昂族;) 45 Özbek (乌孜别克族;)
    46 Rus (俄罗斯族;) 47 Yugur (裕固族;) 48 Bonan (保安族;) 49 Monba (门巴族;) 50 Oroqen (鄂伦春族;)
    51 Derung (独龙族;) 52 Tatar (塔塔尔族;) 53 Hezhen (赫哲族;) 54 Lhoba (珞巴族;) 55 Gaoshan** (高山族;)
    1. Hui (回族 : Huí Zú, Çinli Müslümanlar olarak da bilinir)
    2. Dai (傣族 : Dǎi Zú, Dai Lue olarak da bilinir, Tai etniğe bağlı bir etnik gruptur)
    3. Naxi (纳西族 : Nàxī Zú) (Mosuo (摩梭 : Mósuō;) dahil)
    4.* Gin (京族 : Jīng Zú), yani Vietnamlı ya da Kinh'ler
    5.** Gaoshan (高山族 : Gāoshān Zú), (bkz. Tayvan aborijinleri)
    Din
    Ülkenin resmi bir dini yoktur ; ancak Çin ile birlikte anılan Budizm, Taoizm, İslam gibi inançlar ülke nüfusunun yaklaşık %4-6'sını oluşturduğundan nüfusun geriye kalan çoğunluğu ateist olarak nitelendirilebilir. (Din ile ilgili bu veriler: Wikipedia'nın ingilizce sayfasından CIA'nin ülkeler sayfasına kadar heryerde bulunabilen ortak bilgilerden edinilmiştir.)
    Çinde Yaşayan Türkler Ülke adı Çin Halk Cumhuriyeti Yaşayan Türk Grupları Uygurlar, Kansu Uygurları, Salar Türkleri, Kazaklar, Öngüt Türkleri. Tahmini Nüfus 30 milyon kadar Yoğun Bulunduğu Şehirler Ülkenin Sincan Özerk Bölgesinde, Kansu'da ve İç Moğolistan Özerk Bölgesinde.

#26.08.2007 23:08 0 0 0
  • Konu: Tikler
    Tikler ani ortaya çıkan, tekrarlayan ve ritmik olmayan sesler ve davranışlardır.

    Tiklerin sıklığı ve şiddeti zaman zaman kişinin kendi istemi ile, istirahat halinde veya konsantrasyonla azalabilir veya kaybolabilir veya stresle artabilir. Bazı hastalarda uykuda tikler kaybolabilir. Bazı hastalar birkaç dakikadan birkaç saate kadar değişebilen sürelerde tiklerini kontrol altında tutabilir, bu nedenle muayene sırasında tikler görülmeyebilir. Özellikle çocuk hastalar ve bazı yetişkin hastalar ise tiklerini kontrol edemezler ve geçici bir süre içinde olsa engelleyemezler

    Tiklerin ortaya çıkışı organik veya psikolojik nedenlerle olabilir. Organik nedenlerle ortaya çıkan tikler genelde kalıcıdır ve zaman içinde Tourette bozukluğu gelişebilir. Psikolojik nedenlerle ortaya çıkan tiklerde ise hastalık genelde geçicidir ve zaman içinde tikler kendiliğinden ortadan kalkar. Stresin tikleri ortaya çıkaran bir neden olduğunu gösteren bir veri yoktur ancak stresle tiklerin alevlendiği herkesçe bilinmektedir.
    Basit motor tikler hızlıdır, tekrarlayıcıdır ve belli bir amaca yönelik değildir. Göz kırpma, burun kırıştırma, yüz kaslarında oynama, başı bir tarafa çevirme veya omuz sallama gibi tek bir kas grubunu ilgilendiren ve belli bir bölgeye lokalize olan davranışlar görülür.

    Karmaşık motor tikler basit tiklere göre daha yavaş, törensel ve belli bir amaca yöneliktir. Dokunma sıçrama, koklama, karşısındaki kişinin davranışlarını taklit etme (ekopraksi), garip şekilde durma (kopropraksi) v.b. karışık motor tiklerdendir.

    Basit vokal tiklerde öksürme, boğazı temizleme, burundan soluma, hırıltı ve horlama gibi sesler aniden ortaya çıkar. Ayrıca vokal tiklerde ritm bozukluğu, sesin şiddetini ayarlayamama veya kelimelerin uzatılması gibi konuşma bozuklukları da olabilmektedir. Karmaşık vokal tiklerde ise normal konuşmanın içeriğine uymayan kelime veya cümlelerin aniden söylendiği görülür. Küfür veya cinsel içerikli sözcükler gibi sosyal olarak kabul edilemeyecek garip kelimeler ve cümleler konuşmanın arasına girebilir veya aniden patlar gibi ortaya çıkabilir. İstemsiz olarak kişinin kendi kelimelerini tekrar etmesi (palilali), veya başkalarının son söylediği sözcükleri tekrarlaması da (ekolali) karmaşık vokal tiklerdendir.

    Tikler belli bir süre devam edip ortadan kalkabilir, sürekli hale gelebilir veya Tourette hastalığının bir belirtisi olabilir.

    GEÇİCİ TİK BOZUKLUĞU

    Bu tanı ancak geriye dönük olarak konabilir. Çünkü bu tanının konabilmesi için hastalığın bir yıl içinde ortadan kalkmış olması gerekir. Bir yıl geçmesine rağmen hala hastalık devam ediyorsa süregen tik bozukluğundan söz edilir.

    Özellikle 5-9 yaşları arasında erkek çocuklarda sıktır. Okul çağındaki çocukların %5-24'ünde geçici tik öyküsü vardır.

    Geçici tik bozukluğunda basit motor ve vokal tikler görülür. Genelde gün içinde değişik zamanlarda ortaya çıkabilir. Göz kırpma, yüz kaslarında seğirme, ağız-burun oynatma, boğaz temizleme, hırıltı, öksürme ve burundan nefes verme gibi sesler çıkarma gibi vokal ve motor tikler olabilir.

    İlsçls tedavi edilmesi gerekmez. Ailelerin ve öğretmenlerin bu hastalık konusunda bilgilendirilmeleri ve hastalığın seyri açısından hastaların takibi genelde yeterli olmaktadır.

    KRONİK (SUREGEN) TİK BOZUKLUGU

    Toplumda sıklığı tam olarak bilinmemekle beraber %1-2 oranında görüldüğü tahmin edilmektedir. Genelde 18 yaşından önce başlar ve en yoğun görüldüğü dönem 7-11 yaş grubudur. 6-8 yaşlarında başlayan tiklerin iyileşme oranı yüksektir. Bu rahatsızlıkta genelde tikler 4-6 yıl kadar sürer ve ergenlik döneminde kendiliğinden ortadan kalkar. Zaman içinde belirtilerin ortadan kalkması özellikle yüz bölgesinde görülen tiklerde kol, bacak ve gövdede görülen tiklere göre daha fazladır.

    Aynen geçici tik bozukluğunda olduğu gibi hastalarda tekrarlayan davranışlar veya tekrarlayan sesler görülür. Geçici tik bozukluğunda tek farkı tiklerin daha uzun süre devam etmesidir. Ayrıca basit tiklerin yanında karmaşık tikler de görülebilir.

    Tiklerin başka ruhsal ve bedensel hastalıklarda görülen istemsiz hareket ve seslerden ayrılması gerekir.

    Süreğen tiklerin ortaya çıkışında genetik yatkınlıktan söz edilir. Bu hastaların ailelerinde tik bozukluğunun ve Tourette hastalığının görülme sıklığı normal topluma göre daha fazladır.

    Tedavide bazı nöroleptik ilaçlar ve psikoterapi yöntemlerinden faydalanılabilir.

    TOURETTE BOZUKLUGU (Gilles de la Tourette)

    Çok sayıda motor ve vokal tiklerle karakterizedir. Tikler gün içinde sıklıkla ortaya çıkar ve kişinin toplumsal uyumunu ileri derecede bozar. Toplumda %oo 4-5 oranında görülür. Motor tikler genelde 7 yaşından önce, vokal tikler ise 11 yaşlarında görülür. Başkalarının sözcüklerini tekrarlama ise en son ortaya çıkan belirtilerdir.

    Bu hastalığın görülmesi erkek çocuklarında kız çocuklarına göre üç kat daha fazladır.

    Hastalığın nedenleri nelerdir?

    Bu hastalıkta genetik yatkınlık fazladır. Tourette hastalarının yakınlarında obsesif kompulsif bozukluk ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna daha sık rastlanmaktadır. Tourette hastalarında da %60 oranında dikkat eksikliği ve hiperaktivite, %40 oranında da obsesif kompulsif bozukluk görülmektedir.

    Beyindeki dopamin sisteminin bu hastalığın oluşumunda rol oynadığı belirtilmektedir. Dopamin sistemini baskılayan ilaçların tiklerde azalmaya yol açtığı, bu sistemi uyaran ilaçların ise tikleri artırdığı görülmektedir.

    Bazı hastalarda enfeksiyon hastalıklarını takiben bu hastalığın ortaya çıktığı görülmektedir. Bu vakalarda bağışıklık sisteminin hastalığın ortaya çıkışında rol oynadığı düşünülmektedir.

    Hastalığın Belirtileri Nelerdir?

    Sıklıkla 7 yaşlarında başlar. Ancak 2 yaşında semptomları ortaya çıkan hastalara da rastlanmaktadır. Bu hastalığın tanısını koyabilmek için belirtilerin 18 yaşından önce başlaması şarttır. Hastalığın belirtileri sürekli görülebilir veya zaman zaman ortaya çıkabilir. Motor tikler genelde yüzden başlar ve zamanla vücuda kollara, bacaklara yayılır.

    Yüz kaslarında oynama, burnu kırıştırma veya hareket ettirme, göz kapaklarını kaldırma, göz kırpma, ağız bükme, dili dışarı çıkarma, baş sallama, omuzu, kolları ve bacakları sallama, sıçrama, esneme, iç çekme, koklama, emme ve yalama sesleri çıkarma, boğaz temizleme sesleri çıkarma gibi istemsiz sesler ve davranışlar görülür. Bu hastalarda tanı koyabilmek için motor ve vokal tiklerin bir arada olması gerekir.

    Hastalık genelde unutkanlık, dalgınlık ve çabuk sinirlenme belirtileri ile ortaya çıkar ve bunu sıklıkla yüzde ortaya çıkan tikler takip eder. Birkaç yıl içinde de karmaşık tikler ortaya çıkar. Dikkat eksikliği hastalığın ilk belirtileri olmasına karşın obsesyon ve kompulsiyonların başlaması hastalığın ileri evrelerindedir.

    Bu hastalığın tanısı konmadan önce benzeri semptomlar ortaya çıkaran başka bedensel ve ruhsal hastalıklar gözden geçirilmelidir. Hastalık tedavi edilmediği taktirde kendiliğinde alevlenmeler ve düzelmelerle devam eder ve genelde yaşam boyu sürer. Bazen bir tik ortadan kalkıp yerine yeni tikler başlayabilir. Hastalık uzun sürelidir ve buna bağlı olarak başka psikiyatrik sorunlar ortaya çıkabilir. Belirtiler nedeni ile hastalar sıklıkla toplumdan dışlanır veya utanmaları nedeni ile toplum içine giremez. Buna bağlı olarak sosyal, akademik ve mesleki performansta düşme görülür.

    Hastalığın Tedavisi Nasıl Yapılır?

    İlaç tedavisi bu hastalarda genelde faydalı olmaktadır. Tek başına psikoterapinin bu hastalarda yararlı olmadığı görülmüştür. Hastaların toplumsal uyumunu artırmak ve psikiyatrik sorunlarının çözülmesine yardımcı olmak için ilaç tedavisine psikoterapi eklenebilir.

    Ailelerin ve okulun bu hastalık konusunda bilgilendirilmesi ve işbirliğine girmesi tedavi açısından önemlidir.

    BAŞKA TÜRLÜ ADLANDIRILAMAYAN TİK BOZUKLUĞU

    Hastalık dört haftadan kısa sürmüş ise veya 18 yaşından sonra başlamış ise bu tanı konabilir. Belirtileri diğer tik bozuklukları ile aynıdır.





#25.08.2007 16:24 0 0 0


  • Soğuk havada egzersiz yapmanın en büyük sakıncası vücudun aşırı ısı kaybetmesi (hipotermi) dir.Soğuk havada egzersiz yaparken vücudunuzun egzersiz boyunca kaybedeceği ısıyı dikkate almalısınız.

    Isı kaybını kontrol eden 2 faktör vardır:

    Giysilerimiz ve vücut yağımızın yaptığı izolasyon.
    Hava sıcaklığı, rüzgar gibi çevresel etkenler.
    Bunların herbiri egzersiz esnasında vücudun ısısını koruyabilmesinde önemli rol oynar.

    İzolasyon:

    Her ne kadar hepimizin hayali ince yapılı olmaksa da vücut yağ oranı yüksek olanlar soğukta daha iyi izole olurlar ve daha az ısı kaybederler. Giysiler de soğuğu engelleyici bir bariyer oluşturur.Yapılan çalışmalar donmalarda baş bölgesinden olan ısı kaybının % 50 civarında rol oynadığı ve başa takılacak basit bir berenin bu ısı kaybını uzun süre önleyebildiğini göstermiştir.

    Vücuda giyilen giysiler ile cilt arasında hapsolan hava vücudun ısı kaybetmesini engelleyecektir. Su ise ısı kaybını arttıran bir faktördür.Bu sebeple vücuda giyilecek giysilerin hava ne kadar soğuk olursa olsun terletmeyecek - teri tutup ıslanmayacak giyisler olmasına dikkat etmek gereklidir.Cilt ile giysiler arasındaki hava kuru olmalıdır.

    Soğuk havada yapılan egzersiz esnasında el ve ayak ısısının korunması da önemli rol oynar. Soğuk havalarda el ve ayaklardaki kan vücudun merkezindeki organların ısısını korumak için merkeze akar. Bu sebeple e ve ayakların sıcak tutulması tüm vücudun ısı kaybetmesini engelleyecektir.

    Çevresel etkenler:

    - 7 derece altındaki soğukluk ve saatte 65 km üzerinde esen rüzgarın birleşimi genellikle egzersiz yaparken tehlike oluşturur. Rüzgar olmadan -7 derece altında yapılacak egzersiz esnasında ağız ve burunu bir eşarp veya maske ile kapayarak solunacak havanın ısıtılması uygun olacaktır

#25.08.2007 16:11 0 0 0
  • ellerine sağlık,bugün açtığım konulardan birinede uygun bir resimdi ama siz benden erken bulmuşsunuz
#24.08.2007 16:20 0 0 0
  • Halk arasında yaygın olan ''Balıkla yoğurt yemek zehirler'' inancı doğru mu?


    Halk arasında yaygın olan ''Balıkla yoğurt yemek zehirler'' inancı, balığın taze olduğu durumlar için geçerli değil. Eğer balık tazeyse süt ürünleriyle yemenizde bir sakınca yok
    Balık tazeyse yoğurtla yenebilir

    Balık yendiğinde genel olarak oluşan iki tip zehirlenme vardır. Bunlardan birincisi, tropik sularda yaşayan balıklardan kaynaklanır. Bu balıkları yemek, ciddi zehirlenmelere yol açabilir. Bu tipteki zehiri pişirerek veya dondurarak balıktan uzaklaştırmanız mümkün değildir ve ülkemizde çok sık karşılaşılmaz.

    Histaminden kaynaklanan zehirlenme ise en bilinen zehirlenmedir. Balığın içindeki histamin denilen bir proteinin miktarı, bayat balıkta artış gösterir. Yakalandıktan sonra hızlıca soğutulmayan balıkta histamin artışı görülür ve siz bu şekilde beklemiş balığı tükettiğinizde histamin vücudunuzda alerjik reaksiyonlara ve beraberinde olumsuz etkilere, zehirlenmelere yol açabilir.

    Yoğurtta da histamin adlı madde bulunur. Taze olmayan balıkla birlikte yoğurt tüketilmesi histamin artışına neden olacağı için tavsiye edilmez. Ancak burada önemli olan balığın tazelik derecesidir. Bu nedenlerden dolayı eğer balığınızın tazeliğine güveniyorsanız balıkla birlikte yoğurt tüketmenizin herhangi bir sakıncası olmayacaktır.

    Yukarıda bahsedildiği gibi uygun koşulda hazırlanmamış balıkları yiyen herkes balık zehirlenmesiyle karşılaşabilir. Temiz sulardan elde edilmiş ve daha sonra uygun şekilde temizlenip depolanmış ve pişirilmiş balık, süt, yoğurt veya peynirle yendiğinde zehirlemez. Ancak bu besinlerden birisine özel bir alerjik hassasiyeti olan kişi için durum farklıdır.

    Zehirlenmenin en belirgin belirtileri bulantı, kusma, ishal, baş dönmesi ve uyuşukluktur. Kişi üşümese bile kendini üşüyormuş gibi hissedebilir. Zehirlenme semptomları, balığı yedikten yaklaşık 20 - 30 dakika içerisinde başlayabilir.

    Zehirlenmenin tedavisi

    Tropik sularda yaşayan balık yenildiğinde oluşan bir zehirlenme söz konusu ise bu zehirlenmeyi geçirecek herhangi bir tedavi yöntemi yoktur. Bir ya da iki hafta içerisinde zehirin tüm etkisinden kurtulursunuz.

    Histaminin vücutta artmasına bağlı olarak oluşan zehirlenmelerde ise histamini kanda bloke eden birtakım ilaçlar kullanılır. Bu ilaçlar sayesinde zehirin etkisi 6 - 8 saat içinde geçer. Ancak zehirlenmeden şüpheleniyorsanız mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna gitmeniz gerekir.
    Balık zehirlenmesinden korunmak için

    Bilmediğiniz ve güvenli olmayan hiçbir balığı tüketmemelisiniz.
    Dondurulmuş balıkları güvendiğiniz markalardan almalı ve eve götürürken soğuk zinciri muhafaza edecek özel poşetlere koymalısınız.
    Balığın taze olduğundan emin olmalısınız. Taze balığın gözleri parlak ve dışa bombeli olur.
    Taze balığın derisi gergin ve parlaktır. Balığa parmağınızla dokununca oluşan çukur hemen düzelir.
    Taze balığın solungaçları canlı ve parlaktır.
    Balık dondurulacaksa mutlaka temizlenmesi gerekir.
    Balık oda sıcaklığında uzun süre bekletilmemelidir.
    Çözdürülmüş balık tekrar dondurulmamalıdır.
#24.08.2007 16:15 0 0 0
  • ''Yeniden doğmuş gibi oldum'' sözünü dedirten durumlardan biri de sigarayı bırakabilmek...

    Hayatımızdaki dönüm noktalarında ya da kendimizi önemli bir şeyin ardından çok iyi hissettiğimiz zamanlarda kurduğumuz bu cümle, sigarayı bırakma başarısının da ''sözlü'' bir anlatımı.
    Kısacası sigarayı bırakmayı başarmak, ruhen ve bedenen yenilenmeyi, tazelenmeyi ifade ediyor. Doç. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu da sigarayı bırakma başarısını ''yeniden doğmaya'' benzetiyor.

    Sigarayı bıraktıktan sadece 20 dakika sonra vücudumuzda başlayan sağlığa olumlu etkileri, zamanla ruh halimize ve hayatımıza yayılıyor. Tüm bu iyilik hali de kendisiyle daha barışık kişilerin sayısının artmasına neden oluyor.

    İstanbul Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Sigara Bırakma Polikliği sorumlusu Doç. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu, sigara bağımlılığından kurtulmanın getirdiği olumlu değişikliklerle ilgili sorularımızı yanıtladı.

    Maçı kazanmış hissi veriyor

    Sigara bırakmanın özgüven üzerindeki etkisi nedir?

    Sigarayı bırakmayla birlikte kişinin özgüveni çok hızla yerine geliyor. Zor bıraktığını söyleyenler, yardımla bırakmış olsalar da bireysel başarı olduğu için bu kişide tenis maçı kazanmak gibi bir etki yaratıyor.
    Kimler sigarayı bırakmada daha başarılı oluyor?

    Kadınlar sigarayı bırakma polikliniklerine başvurmada ve poliklinik takiplerinde daha ısrarcı ve disiplinliler. Ayrıca eşlerinin bırakma sürecinde de daha fazla destek oluyorlar. Örneğin iki eşten kadın sigarayı bırakmak istiyorsa erkek onu çok fazla destekleyici olmuyor. Ama erkek sigara içiyorsa kadın hakikaten bırakma sürecinde bize çok fazla yardımcı oluyor.
    Ayrıca yönetici pozisyonunda olan kadınları başlangıçta ikna etmek çok zor. Ama bırakma konusunda daha başarılı olduklarını söyleyebiliriz.

    Erkeklerde cinsellik düzelir

    Kadınlarda sigarayı bıraktıktan sonra nasıl bir değişim gözlemliyorsunuz?

    Öncelikle başka şeyleri başarmak adına motivasyonları artıyor. Biz bırakma süreci içinde özgüveni artırabilmek için de sporu programa koyuyoruz. Hasta sigarayı bıraktıktan sonra ilk başladığında 20 dakika spor yaparken ileriki günlerde bu süreyi 25 - 30 dakikaya çıkartıyor. Bu da kendilerine olan güvenlerini daha da artırıyor.
    Sigaranın erkeklerde cinsel fonksiyon bozukluklarına yol açtığını biliyoruz. Erkeklerde sigarayı bıraktıktan sonra cinsel sorunların ortadan kalkması, özgüvenlerini geri getiriyor mu?

    Tabii ki. Bıraktıkları andan itibaren erektil disfonksiyondan (sertleşme sorunu) tutun da libidoya kadar (cinsel istek) düzelmeler oluyor.
    Peki sigarayı bırakanlar bu başarı nedeniyle kendilerini ödüllendirme ya da şımartma yoluna gidiyorlar mı?

    Zaten bırakma programlarında ''kendinize ödül verin'' diyoruz. Bir kısmı kendileri için tatil planı yaparken bir kısmı da kendilerine yeni bir şeyler alıyorlar.
    Son zamanlarda bir kaç fabrikada sigara bırakma programına gittik. İşverenler çalışanlarına ikramiye, bir kaç gün fazla izin ya da plaket türü şeyler verdi.
    Hangi yaş grupları daha kararlı çıkıyor?

    Sigara bırakma süreci içinde 40 yaşın üstündekilerde başarı oranları yüksek görülüyor. Ancak bunlar aynı zamanda hastalıkları da olan kişiler. Biliyoruz ki hastalığı olanlar, hastalığı olmayanlara göre sigarayı daha kolay bırakıyorlar. Kalp yetmezliği, koroner problemi ve kronik bronşit gibi hastalığı olanların, hastalığı nedeniyle mi yoksa yaş nedeniyle mi sigarayı bırakmaya daha motive olduklarını ayırt edemiyoruz.
    Peki kadınlarda kırışıklıkların 40'lı yaşlarda belirginleşmeye başlaması , cildi yaşlandıran sigarayı bırakmada etkili mi?

    Kadınlarda sigara bırakma sürecinde cilt sorunlarının hızla düzeldiğini görüyoruz. Bu da onların bırakma motivasyonunu ve o süre içinde kendilerine olan güvenlerini artırıyor.

    Beyin yeniden organize olur

    Gençlerde sigara bırakmanın geri dönüşümü nasıl oluyor?
    Sigara bırakma süreci içindeki sportif aktivite başarısı artıyor. Bu da sigarayı bırakmalarını kolaylaştırıyor, o süreci devam ettirmesini sağlıyor.
    Sigarayı bırakan hastalarınız nelere yöneliyorlar?

    Sigarayı bırakana kadar hobisiyle ilgilenmeye fırsat bulamayanlar hobilerine zaman ayırmaya başlıyorlar. Bir de sigarayı bıraktırma konusunda bizimle çalışmak için gönüllü olmak istiyorlar.
    Sigarayı bırakma başarısı ne tip bir başarıya eşittir?

    Sigara, beynin temel ihtiyaçlarını yöneten, bütün karar verme mekanizmalarına gelen giden yolları etkiliyor. Bunu bir çağrı merkezi gibi düşünün.

    Kişinin sigarayı bırakması yeniden doğmaya benzer. Çünkü beyni yeniden organize olur. Bir bilgisayarın yazılımını, işletim sistemini yeniden yüklemek gibi bir şeydir.

    Başarı örneği olarak, uyuşturucuyu bırakmayla aynı düzeyde görüyoruz.


#24.08.2007 16:11 0 0 0
  • bu çöp odasını gören çöpçüler başkanı greve gitme kararı almış,grev sonrası varılan karar oda sahibine bir ay çöp toplama görevi vermek olmuş.
#23.08.2007 21:27 0 0 0