Deniz.40

Deniz.40

Üye
05.04.2013
Uzman Onbaşı
3.206
Hakkında

  • Kimin kazanım kimin kayıp edeceğini karar verecek olan yüce türk miletinindir..
    -Bu bir siyasi eleştiri,dir..Demokrasi ile yönetilen ülkelerde.olur güzeli buradadır.ASUR..
#01.10.2013 12:47 0 0 0
  • Konu: Gidiyorum
    Okuyan gözlerine sağlık teşekür ederim..ELİF.
#01.10.2013 12:18 0 0 0
  • Konu: Gidiyorum
    noimage
    Gidiyorum
    bedenim, kendimi taşıyamayacak kadar halsiz,
    bu ilişki, o kadar yordu ki beni,
    öyle eksildi ki duygularım,
    bana değen herkesi eksiltti,
    hayat bir sihirdi bizim için,
    maalesef bitti,
    düşlerimizi kanatmadan gidiyorum,

    gücüm yok konuşmaya,
    kanımın çekildiğini hissediyorum,
    azaldım, azar azar kırılarak,
    olmadık zamanlarda yakalandım ayazlarına,
    birbirimizi daha fazla acıtmadan,
    pırıl pırıl ilişkimizde,
    dikiş izi görmeden gidiyorum,

    mecalsizim anlatmaya,
    Nedensiz derin kederlerini,
    sert ayaklanışlarını,
    acı ve kırıcı yakınmalarını,
    umutsuzluğa düşmüş feryatlarını,
    umulmadık öfkelerini,
    geride bırakarak gidiyorum,

    senin sevgini anlayacak kadar,
    vaktim yok,
    senden önce de,
    nice aşklar yitirdim ben,
    onunla yok olup,
    onunla var olduğum,
    bana her defasında aşkı,
    acıyı, sevinci, hayatı,
    ve ölümü yeniden öğereten,
    kadınlar yitirdim ben,

    zaman yok sana anlatmaya,
    herşey ortada,
    bilirsin ki,
    aşk yalnız güvenle yaşar,
    güvenini kaybetmeden gidiyorum,

    seninle yaşadığım hiçbir şeyden
    pişman olmadan gidiyorum,
    ve seni severek gidiyorum,
    gitmiyorum, belki kaçıyorum,
    ama, bunu seni kırmamak için yapıyorum,

    uzun zamandır bıraktığım hayatı,
    yeni baştan yaşamaya,
    yudum yudum içmeye gidiyorum,
    hayatımı bir basamak daha,
    yukarı taşımak için gidiyorum,
    belki döküp saçarak hayatı,
    öğrenmeye gidiyorum.
    affet beni,
    zamanı geldi, gidiyorum.
    alıntı



#01.10.2013 11:23 0 0 0
#01.10.2013 10:39 0 0 0
  • Konu: O senmiydin
    .....Bir kuru yaprak misali savurdun rüzgarlara aşk hevesimi..
    Toprak ettin kül ettin senin için ayakta tutmaya çalıştığım şu aciz bedenimi

    Çok güzel,di ellerine sağlık ELİF..
#01.10.2013 09:30 0 0 0
  • Değerli okurlarım, AKP'nin oylarındaki düşüş eğilimi iktidarı arayışlara itiyor. Önümüzdeki seçimlerde milletvekili sayısında önemli düşüşler yaşanmasına engel olacak tedbirlerin AKP çevrelerinde tartışıldığı haberleri basına yansıyor.

    Bu tedbirler devlet olanaklarıyla kömür dağıtmaktan, medyadaki muhalif sesleri sindirmeye kadar uzanıyor.
    AKP içinde birkaç aydır sıklıkla seslendirilen konulardan biri de seçim sisteminde bir değişikliğe gitmek.
    Daha önce Turgut Özal da seçim bölgeleriyle oynayarak daha az oyla daha fazla milletvekili kazanmanın yollarını aramıştı.
    AKP de Turgut Özal'ın izinde. Son yerel seçimlerde ilçe sınırlarını değiştirerek oynadıkları oyunu şimdi genel seçimlere taşımak istiyorlar.
    Seçim sistemindeki değişiklik, seçim bölgelerinin küçültülmesi yöntemiyle gerçekleştirilecek.

    Böylelikle örneğin şimdiki sisteme göre 90 milletvekiline sahip İstanbul 3 ayrı seçim bölgesine sahipken, yapılacak değişiklik sonrası İstanbul 18 seçim bölgesine ayrılacak. Seçim bölgelerinin daraltılması ile bir seçim bölgesindeki seçmenler en fazla 5-6 milletvekili için oy kullanacaklar.

    Bu sistem değişikliğinin seçim sonuçları üzerinde büyük etkisinin olacağını hesaplamış AKP'nin ileri gelenleri.
    Seçim bölgelerini kafasına göre belirleyecek AKP, kendi çıkarına en uygun olan durumu yaratacak.
    Seçimlere 1-0 önde başlayacak.
    AKP kurmaylarının beklentisi bu.

    Hatta bu konuda simülasyonlar da yapılmış.
    AKP kurmaylarının yaptıkları hesaplamalar, seçim çevresinde milletvekili sayısının düşürülüp bölge sayısının arttırılması durumunda bundan en çok MHP'nin zararlı çıkacağı sonucunu vermiş. Doğu ve Güneydoğu illerinde ise BDP'nin vekil sayısını yükselteceği saptanmış.

    ***

    AKP kurmayları bunlarla uğraşıyorlar. Bu ülkeyi demokratikleştirmenin değil, oy kaybetseler de "cinlik" ile iktidara tutunmanın arayışındalar.
    Bunu demokratik bir açılımmış gibi sunmak için seçim barajının 1-2 puan aşağı çekileceği de AKP kulislerinde tartışılıyormuş gazete haberlerine göre.
    İşte size AKP demokrasisi...

    Zafer YAPICI
    ............
#01.10.2013 08:34 0 0 0
  • -İstedikleri oldu..
    -Andımız Okullardan Kaldırılsın.KALDIRILDI

    2-Kürtçe Eğitim OlsunKÜRTÇE ÖZEL OKULLARDA EĞİTİM DİLİ OLDU...

    3-Partilerde Eş Başkanlık Sistemi YasallaşsınYASALLAŞIYOR

    4-Siyasi Partilere Üyelik Kısıtlaması Kaldırılsın.KALDIRILIYOR

    5-Kürtçe Propaganda YapılabilsinYAPILACAK

    6-Kürtçe Alfabe Harfleri KullanılabilsinKULLANILACAK

    7-Şehir ve Köy İsimleri Kürtçe OlsunOLABİLECEK

    8-Partilere Devlet Yardımı Barajı Düşürülsün %3′İNDİRİLDİ

    Aleviler İçin : Nevşehir Üniversitesi'nin Adı Hcı Bektaş-ı Veli Oldu.SİZE BU KADAR YETER

    Kendi Tabanına : KAMUSAL ALANDA KIYAFET YASAĞI KALDIRIldI-
    ....
    Ülkemize hayırlı olsun...

#30.09.2013 14:08 0 0 0
  • Konu: Biliyormusun
    ...Oysa neler ummuştum hayattan
    Gözlerinde kaybolmayı ''saçlarınla oynamayı
    Seninle bir ömür'' el ele YAŞLANMAYI

    ÇOK GÜZEL ELLERİNE SAĞLIK..ELİF
#30.09.2013 10:09 0 0 0
  • Başlık tırnak içine alınır mı? Söz sizin değilse, sahibine bu şekilde paketlenir. Okurken herkesin itileceği bu sözler; devletin kanalı TRT'de Ramazan münasebeti ile yaptığı ve büyük tepkiler çeken konuşmasında hamile kadınların sokakta gezmesini estetik bulmayan malum zata ait. TRT bu şahsın görüşlerini onaylıyor olmalı ki, yine programa çıkıp, bu kez; "Eş yoktur, eşitlik yoktur. Ben karımla, çocuğumla eşit değilim. Eşim değil, zevcem olur. Karı da kurumsallığı anlatmak için kullanılır" demiş ve eklemiş: "Çalışan kadın, 'ben kocama muhtaç değilim' deyip yuvasını dağıtıyor. Kocasına muhtaç değil ama elin adamının, patronunun hizmetinde olmayı haysiyetine uygun buluyor. Kocasının emrinde olmayı haysiyetine uygun bulmuyor."

    Kadınlara sürekli doğurmasının telkin edilişini, her nikah sonrasında evlenenlere "üç-beş çocuk yapın" sözü ile duymaya alıştık. Buradan çıkardığımız, kadın doğuracak ama karnı belli olduğunda evden çıkmayacak, ekonomik açıdan kadın özgür olunca eşini boşuyor, öyleyse kadın çalışmayacak. Yazarken bile saçma sapan bulduğum bu konuların Türkiye gündemini meşgul etmesi bir yana kadının haklar alanının günden güne boşlatıldığı gerçeğini vurgulaması adına önemli.

    Çalışan kadına hak tanıyor gibi, doğum izninin 24 aya çıkarılması çalışmaları kadın istihdamına sıcak bakmayan işvereni tamamen caydırıcı bir nitelik taşıyor.
    Daha dün biri otistik, diğeri zeka özürü evladı olan iki genç kadınla tanıştım, ikisi de eşleri tarafından çocuklarının özel durumu nedeniyle terk edilmekten ve çocuklarını büyütmenin güçlüğünden söz ettiler. Biri meslek sahibiydi, diğeri geçici bir iş bulmak zorunda kalmıştı, eşinin kendisini sürekli darp etmesine karşın evliliğini yürütmeye çalıştığını, ancak artık dayanacak gücünün kalmadığını ve ayrılmak zorunda kaldığını anlattı. Tek tek kadınlarımızı dinlesek ne çok öykü var. Bunlar hep o kafanın eş ve eşit görmemenin "zevcem, karım istediğimi yaparım" mantığının sonuçları değil mi? Eşleri tarafından terk edilen kadınlar gerçeğini görmezden mi geleceğiz? Birer çocukla tek başına kalmanın zorluklarını dinlediğim bu genç kadınlar her şeye rağmen dimdik durduklarını da söylediler. Kadının gücü bu; en güçsüz sanıldığı anda bile güçlü, bu güçten korkanlar kadını ikinci cins olarak görüyor ve kadını 'ötekileştiren' söz ve kurallar icat ediyorlar...

    Eşitliği biz kadınların bir talebi olarak gören bir anlayış Türkiye'yi ancak geri götürür. Atatürk eşitliği bir hak olarak gördü ve kadın erkek eşitsizliğinin giderilmesi için önlemleri alırken, kadını sosyal yaşamın dışına iten kafesleri, perdeleri, örtüleri, peçeleri kaldırdı. Şimdilerde hepsi çoğaltılıyor ve kadını evin içine çekecek yeni açılımlara gidiliyor.

    Cinsiyet ayrımcılığının son örneği Gençlik ve Spor Bakanlığı'na bağlı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu'nun (KYK) aldığı karardır. Tüm Türkiye'de olduğu gibi İzmir'de de yürürlüğe giren uygulamaya göre Dokuz Eylül Üniversitesi ve Ege Üniversitesi'nde okuyan gençler bundan böyle kız ve erkek öğrenciler olarak ayrılıp, ayrı semtlerde konaklayacaklar. Erkek öğrenciler, Buca, Çiğli ve İnciraltı'ndaki yurtlara, kız öğrenciler ise Bornova ve Buca'daki yurtlara yerleştiriliyorlar. Toplumsal cinsiyet ayrımı ile mücadele eden bizler için tokat gibi bir karar. Fakat bu kez mağduriyet yalnız kız öğrencileri değil, erkek öğrencileri de içeriyor. Okullarına yürüyerek gitmek yerine, İnciraltı'ndan Bornova'ya, Bornova'dan İnciraltı'na trafikte saatler harcayarak gitmek zorunda kalacaklar. Ayrı binalarda kalıyor olmak yeterli değil, semtlerle ayırıyoruz genç kız ve erkekleri. Okulda bir araya gelişlerine de zaman içinde bir formül bulunur artık. Kız öğrencilere ve erkek öğrencilere ayrı dersler veririz. Ayrı kapılardan alırız okul içine ki birbirlerini görmesinler!..

    21. yüzyıl Türkiyesi'nden manzaralar bunlar. Fakat bazı manzaraları da artık sadece görüp geçmeyelim, fotoğraflayalım lütfen... Başı sımsıkı örtülü kızın, sımsıkı sarıldığı arkadaşı ile aynı araçta okula geldiğinin tanığıyım. Bir kız öğrenci, yine başı sıkı, arkadaşına "Bu akşam yemeği ben pişirmeyeceğim, sen pişireceksin... yoksa..." diye tehdidini toplu taşım aracında duymuş ve şaşkınlıkla bakakalmıştım. Neyle tehdit ettiğini yazamıyorum. Aynı evi paylaşıyorlardı... Bu öğrencileri nasıl ayıracakları şimdilik gündemde değil anlaşılan...

    Tek tek örnekleriniz sizlerin de vardır... Çoktur... Bu günler geçecek biliyoruz da, yazıktır... Gençlere bedel ödetiyoruz.
    Eğitimle düzelecek diyorduk ya!... O da zor... Neden mi? Derste 2023'te Hilafet'in geleceğini söyleyen öğrencim, bunu söylemekle yetinmeyip, benden, en azından bir günümü kendisini dinlemeye ayırmamı istediğinde, "Bana yazabilirsin, ancak bu konuşmanın yeri sınıf değil" demiştim. Yazmış!... Ben kadınım ya!.. Profesör de olsam hala eğitilmem gerekiyor!... Anlayacağınız benden ders almaya değil, bana ders vermeye gelmiş (ya da özel olarak görevlendirilmiş)...

    Beyni yıkanmışların beyin yıkama işlevi gördükleri bir süreç... Hocasına yazdıklarının arasından bir cümle: "Oku! Yaradan rabbimin adıyla oku... Sakın ha okumam deme çünkü insan azgınlaşır. Kendini cehalet içinde yeterli gördüğü için..." Surelerden alıntılar var arasında yazıların... Beni eğitmek için Tanrı'yı araya koyuyor ve dini kullanıyor (Din siyaset tarafından kullanılır hale getirilince bu şekilde her yere bulaştırılır oluyor)... Sebebi ben hep 'akıl, bilgi, bilim' diyorum, bir de sanıyorum her söylediğime kendi ezberinden bakıyor. Çocuk yaştan bu yana kendisine ezberletilenlerin dışına çıkamadığı için onu suçlayamam, ancak benim kişisel alanıma girmesinin suç olduğunu ona zarar vermeden nasıl anlatabilirim? Hele ki birileri onu bana zarar vermesi için özellikle seçmişse? Ya da kendiliğinden böyle bir misyon edinmişse? Ne fark eder ki, bu bir gençlik hezeyanı değil sonuçta. Hilafet propagandasını derste yapma cesaretini gösterebiliyor. Bu cesareti de herhalde Atatürkçülerin Silivri zindanlarında olmasından alıyor olmalı, "Bugünün yargısı surelerle hocasına hilafet dersi vereni değil, Atatürk çizgisinde kalanı sorgular" diye düşünüyor olmalı.

    Eşit değiliz ya!... Erkek üstün ya!... Biz sadece zevce ve karı olabiliriz ya!.. Türkiye'de kadınsanız ne olduğunuz hiç önemli değil. Bu çarpık anlayış her yerde bizi buluyor. Zevce olarak değerlisiniz, kendiniz olarak değil. Başarılara imza atmanız değil, evlenip eşinizin adı ile anılıyor olmanız önemli kılıyor sizi... Ya da günün konjonktürüne destek çıkan olmalısınız.

    Eşitlik için hak mücadelesinde bu yazdıklarım geri adım atmak için değil, tam tersine "Bugün biz kadınlar haklar alanımıza ve kişiliğimize saldırılara karşı dünden daha fazla dirençli olmak zorundayız" demek için. Hak mücadelesine bugün geçmişten daha çok gereksinim var. Türkiye için 'yeni' sıfatı kullanıyorlar. Bu yeni denilen eskiye, geriye dönüşte hepimiz kayıptayız ama biz kadınların haklar alanı daha fazla boşaltılıyor.

    Sözün bittiği, mantığın tükendiği, aklın durumu açıklamaya yetmediği noktadayız..

    Prof.Dr.Tülay ÖZÜERMAN
    noktadayız...
#30.09.2013 09:34 0 0 0
  • ...Usulca ellerimi çekeceğim ellerinden
    Sonra, gözlerimi saklayacağım kaçamak bakışlarından
    İmalı sözlerin arkasına sığınmadan susacağım
    Her suskunluğum da parça parça olacağım belki .

    Emeğine yüreğine sağlık ELİF
#30.09.2013 09:07 0 0 0
  • Konu: Zaman
    noimage
    Her sabah hesabınıza 86.400 TL yatıran bir
    banka düşünün. Gün boyu istediğiniz kadar
    parayı harcamakta veya harcamamakta
    serbestsiniz. Parayı istediğiniz şekilde
    kullanabilirsiniz. Oyunun sadece tek bir...
    koşulu var: harcamayı başaramadığınız
    meblağ ertesi güne devretmez, akşam
    hesabınızdan geri çekilir ve bu paranın hiç
    bir bölümünü ne sebeple olursa olsun
    saklayamazsınız. Bir önceki günün tutarının
    tamamını harcamış veya hiçbir bölümünü
    harcamamış da olsanız ertesi sabah
    hesabınızda yine 86.400 TL bulacaksınız.
    Nasıl keyifli değil mi ?..
    Farkında olsanız da olmasanız da aslında
    hepimizin böyle bir bankası var.. Adı
    ''ZAMAN" Her sabah 86.400 SANİYE
    hesabınıza yatıyor ve o gün daha fazlasını
    asla harcayamıyorsunuz. Kullanamadığınız
    kısım ise akıp gidiyor ve hesabınızdan
    siliniyor, hiç devretmiyor. Her gün size yeni
    bir hesap açılıyor,her akşam günün bakiyesi
    siliniyor.. Eğer günlük hesabınızı
    kullanmadıysanız, bu zarar sizindir, geriye
    dönüş yok, yarından avans çekmek yok..
    Bugünü, bugünkü hesaptan yaşamalısınız..
    ZAMAN hiç kimseyi beklemez.. Dün artık
    mazi oldu.. Yarın ise muamma.. Bugün ise
    avuçlarımızın içinde bize sunulmuş bir
    armağandır.. Mutlu saniyeler...

    alıntı

#30.09.2013 08:36 0 0 0
  • ....
    Eger bir gun seversem; "Yuregimdeki Ebedi Sevgili"
    Seni tanimadan bilmeden gormeden "sevdigim" gibi seveceğim...

    Çok güzeldi emeğine yüreğine sağlı ELİF..
#30.09.2013 08:18 0 0 0
#27.09.2013 13:40 0 0 0
  • İnanıyorum söylediğini candan söylediğine.
    Ama bugünkü karar,
    Yarın bozulur çok kez.
    Kendi kendimize verdigimiz sözü tutmak,
    En çabuk unuttugumuz şeydir ne yapsak.
    Madem ki bu dünya bile yok olacak bir gün;
    Sevginin bitmesine insan neden üzülsün...
    Aşk mı kaderi kovalar kader mi aşkı
    Daha kimseler çözemedi bu bilmeceyi......

    beğenin için teşekkürler.arkadaşım..
#27.09.2013 13:23 0 0 0
#27.09.2013 12:35 0 0 0
  • ....
    Ayrılık olur buram buram hasret kokar şiirlerim,
    Söz olur da damlar gönül haneme usul usul..
    Mürekkebim yoktur, kırılmıştır divit,
    Ben ilmek ilmek, sayfa sayfa gözyaşıyla yazarım,
    Ben hüznümü hep kendi içimde yaşarım...

    Çok güzel paylaşım ellerine sağlık..
#27.09.2013 10:34 0 0 0
#27.09.2013 09:26 0 0 0
  • .....
    Can olan akışır, gider ummana
    Yakışır binlerce olsa canana
    Ey Dosteli! Sen de düştün yangına
    Birlikte yanalım,CAN dedi bana.

    Harika çok güzeldi emeğine yüreğine sağlık ELİF.
#27.09.2013 09:11 0 0 0