Araba Motoru Neden Açılır - Araba Motoru Nasıl Açılır - Araba Motoru Ne Zaman Açılmalı - Araba Motoru Tamiri
Etrafımıza baktığımızda birçok farklı araba modeli görürüz. Bu modeller renk, kasa, konfor vs. gibi özelliklerinden dolayı farklılık gösterebilir. Bu farklılıklardan biri de motor gücüdür. Motor gücü kişişel bir seçimdir. Bazı kişiler yakıt ve nakit arasındaki uyumu düşünebileceği gibi bazı kişiler de motorda performans aramaktadır. Peki arabamızın motorunda aradığımız özellikleri en uygun zamanda nasıl bulabiliriz?
Yeni aldığımız bir araba fabrikadan taze üretilip çıkar. Çıkmadan önce her ne kadar bazı testlere tabi tutulsalar da içerisinde barındırdığı unsurları belli bir süre bir arada çalışmadan meydana çıkaramazsınız. Günlük hayattan bir örnek vermek gerekirse şöyle söyleyebiliriz: Sürekli olarak beraber çeşitli aktiviteler yaptığımız bir arkadaşımızla çok iyi anlaşıyor olabiliriz. Ancak beraber aynı evde yaşadığımız zaman ona karşı uyum gösteremeyebilir veya onun yaşam tarzı size garip gelebilir. Benzer bir şekilde de dışarıdan bir arabayı çok beğenebilirsiniz. Arkadaşınızın arabasında çok zaman geçirip performansını beğeniyor olabilirsiniz. Ancak sizin aracınızda da bu özelliklerin gün yüzüne çıkması için onunla biraz zaman geçirmelisiniz. Motorundan istediğiniz performansı almanız yani motoru açmanız için bir süre arabanızla detaylı zaman geçirmeniz gerekebilir.
Arabanızın motorunu açmak için çevrenizden çok fazla şey duyabilirsiniz. Birçok kişi aracınızı zorlamanızı, hız yapmanızı, belli bir km yol yapmanızı size tavsiye edebilir. Ancak bu tavsiyeleri uygulamadan önc e dikkat etmeniz gereken bir nokta vardır. İlk önce arabanızın kullanım kılavuzunu okumalısınız. Eğer arabanızın kullanım kılavuzunu okumadan bir şey yaparsanız bu size ciddi zararlar verebilir. Çünkü parçaların birbiri ile uyum içerisinde çalışması için ilk zamanlarda yapmanız gerekenler size bu kullanım kılavuzunda anlatılmaktadır. Genellikle ilk bin kilometre ve beş bin kilometereye kadar arabanızı fazla zormamanız istenir. Eğer siz çevreden duyduğunuz şeyleri uygularsanız arabanıza zarar verebilirsiniz. Bu kilometreleri geçtikten sonra ise genellikle arabanın motorunu açmak için uzun bir seyahate çıkmak en etkili yoldur.
Uzun bir seyahate çıktığınızda ortalama bin kilometre civarı yol yaparsınız. Bu yolda ise arabanızın motorunu açmak için çeşitli yöntemler izlersiniz. Bunlardan en etkilisi arabayı uzun süre devirli kullanmaktır. Bu şekilde arabanızın performansını arttırmasını sağlayabilirsiniz. Ara ara yüksek devirlerde ve belli kilometre boyunca kullanmak çok etkilidir. Bu şekilde de motorun performansı artmasını sağlayabilirsiniz. Genellikle 10 bin devire kadar bu şekilde devirli kullanım ile aracın performansını arttırabilir yakıt tasarrufu sağlayabilirsiniz. Unutmamanız gereken bir nokta da şudur ki günümüzde yeni alınan araçların çoğunda motor açma gibi bir şey yotkur. Aracınıza ve kendinize zarar vermeden dikkatli kullanmak dileklerimizle.
Otomobilin Boyanması - Otomobil Nasıl Boyanmalı - Otomobil Boyanırken Nelere Dikkat Edilir - Otomobilin Boyanması Nasıl Yapılır
Araç sahipleri tarafından zaman içerisinde otomobiller üzerinde oluşan çürüme, paslanma, çarpışma izi, güneş yanığı ve çizikler nedeniyle araçların boyanması talep edilebilmektedir. Özellikle çarpışmalar sonucunda meydana gelen izler araçların boyanmasını gerektiren nedenlerin en başında gelmektedir.
Otomobil boyama hizmetleri, diğer araç hizmetleri içerisinde en fazla dikkat gerektiren çalışmalardan birisidir. Bununla birlikte otomobil boyama hizmeti verecek kişinin bu konuda uzman olması gerekmektedir. Otomobil boyama işlemlerinin tüm gereksinimleri karşılayacak nitelikte olması gerekmektedir. Sürekli olarak çevresel etkenlere, genişlemelere ve hava değişimlerine maruz kalan otomobil boyama hizmetleri uygulama sırasında özel bir yapı ve donanım gerektirmektedir.
Otomobillerin boyanma teknikleri, araçların dış cephesindeki soruna göre değişmektedir. Otomobilin dış boyasının çizilmesi, darbe ve güneşten zarar görmesi gibi durumalarda araç boyanmadan önce dış metal yüzeyin çok iyi bir şekilde temizlenmesi gerekir. Dış cephedeki metal yüzeyin iyi bir şekilde temizlenememesi durumunda boyanın araç yüzeyine tutunması sağlanamaz ve araç boyası niteliğini gösteremez.
Otomobilinin boyanacak olan yüzeyinin çürük ve paslardan arındırılması işleminden sonra yeniden bir son kontrol yapılır. Araç yüzeyinin temizlenmesi zımpara, plastik disk gibi malzemeler kullanılarak yapılır. Araç yüzeyi metal gözenekler de dahil olmak üzere temizlenir. Otomobil yüzeyinde gözden kaçan bir noktayı tespit etmek için kimyasal madde içeren ters çeviriciler kullanılmaktadır. Bu madde, aracın yüzeyinde bulunan paslı noktanın kabarmasını sağladığı için temizlik sonrası kontrol işleminin yapılması adına önemli bir işleve sahiptir.
Otomobillerin sahip olduğu renk tonlarının tespiti için araçların boya kod numarası tespit edilmektedir. Otomobillerin boya mix adı verilen sistemde kontrol edilmesinin ardından boyama işlemine geçilir.
Otomobillerin ilk olarak lokal boya bölgelerine bakılır. Bu bölgelere macun ve astar uygulamaları yapılır. Lokal boya sırasında hasar gören bölge maskeleme tekniği ile boyanır. Bu teknik, aracın kısmi olarak boyanması gereken bölgelerine uygulanır.
Otomobillerin sökülemeyen parçalarının hassas neşter kullanılarak korunmasının ardından tüm kısımlar akrilik boya, set astar, sertleştirici ve tiner kullanılarak boyanır. Boyama yapılan ortamın hava koşullarına göre hızlı veya yavaş kuruyan ürünler kullanılabilir.
Otomobilin boyanmasının ardından pasta ve cila işlemi ile araç boyasının korunması sağlanır. Bu işlem esnasında boya ölçümü yapılır ve otomobil sahibine teslim edilir.
Jant Nedir - Jant Temizliği - Jant Nasıl Temizlenmeli - Jant Temizlenirken Nelere Dikkat Edilir - Jant Temizliği Nasıl Yapılır
Jantlar arabanın en çok kirlenen ve kir gösteren yerleridir. Yollarda bulunan toz, çamur, asfalt gibi birçok faktör jantın kirlenmesine sebep olmaktadır. Fakat siz de basit yöntemler ile arabanızın jantını eski görünüme kavuşmasını sağlayabilirsiniz.
Jant Temizliği Nasıl Yapılır?
İlk olarak jantları bol su ile yıkayarak tozlarını akıtınız. Bu işlem sırasında kullandığınız suyun tazyiki ne kadar kuvvetli olursa jantlardaki tozların giderilmesi de o kadar fazla olacaktır. Bu sayede sonra yapacağınız işlemlerde daha az kir olacağı için daha az uğraşmanızı sağlayacaktır. Bu yüzden hortum ile suyu püskürtmeniz kova ile yıkamaktan daha etkili olacaktır.
Araç şampuanını su ile doldurduğunuz bir kovada iyice köpürtünüz. Köpüğü yumuşak sünger yardımı ile aracın jantına uygulayınız. Kova ile uğraşmak yerine bunu için özel olarak üretilmiş jant temizleme spreylerini de kullanabilirsiniz. Bu spreyi oto aksesuarcılardan veya büyük yapı marketlerden temin edebilirsiniz. Spreyi aldıktan sonra mutlaka arkasındaki kullanma talimatlarını okuyunuz. Çünkü jant spreylerinin uygulama şekilleri değişmektedir. Bazı spreyler jantın kiri akıtıldıktan sonra uygulanması daha verimli iken, bazı jant spreyleri hiçbir işlem yapmada doğrudan kirin üzerine uygulanmaktadır.
Bu işlemleri yaptıktan sonra hortum ya da temiz su dolu kova ilen köpüğü yada kullandığınız jant spreyini akıtınız.
Jantın yıkma işlemi böylelikle bitiyor. Jant yıkama işleminin ardından sıra parlatmaya gelmektedir. Temizlediğiniz janta jant cilası sürünüz. Bir süre kurumasını bekleyiniz. Jant cilasını kuruduktan sonra jant fırçası ile güzelce ovunuz. Bu işlem yapılırken fırçanın sert olmamasına dikkat edilmesi gerekir. Aksi takdirde jantlarınızın çizilmesine sebep olabilir. Bu yüzden özel jant fırçaları kullanılması tavsiye edilmektedir.
Jantı parlatmak için kullanacağınız cilalar kendi içerisinde farklılık göstermektedir. Bazı jant spreylerinin içerisinde aynı zamanda jant cilası da bulunmaktadır. Eğer kullandığınız ürün böyle bir ürünse ekstradan jant cilası yapmaya gerek yoktur. Bu işlem sadece parlatma maddesi bulunmayan ürünler için geçerlidir.
Araç jantlarının güzel görünümünü sağlamak ve fazla kir tutmasını önlemek için her ay bir kere aracınızın jantını temizlemeniz gerekir. Bu sayede fazla kir tutmayan jantların temizlenmesi ve parlatılması daha kolay olacaktır.
Araba Motoru Neden Sarsıntılı Çalışır - Araba Motorunun Sarsıntılı Çalışma Nedenleri
Araba motorundan gelen sarsıntı, dikkate alınması ve üzerine düşülmesi gereken önemli bir sorundur. Araçlar motorları içten yanmalı oldukları için bir miktar sarsıntı normaldir. Ancak hissedilen düzeyde olan sarsıntılar, motorda sorun olduğunu işaret eder.
Araba motorundaki sarsıntının sebepleri şunlar olabilir;
Aracı belli aralıklarla kontrolden geçirilmemesi gerekmektedir. Bu bakımlarda araç motorundaki bozuk ve eskimiş parçalar yerine yenisi takılarak, motorun sarsıntısız ve sorunsuz bir şekilde çalışmasını sağlar.
Kullandığınız yakıtın kalitesiz olması, motorun sarsıntı çalışmasına neden olur. Bu sebepten dolayı kullanacağınız yakıtın kaçak olmaması, bilinen ve kontrolleri yapılan bir akaryakıt istasyonundan alınmış olması, araç motorunuzun sarsıntısız çalışmasını sağlar.
Motor bağlantılarının eksik yapılması, motor bağlantı hortumlarında çürük, ezik ve yırtılma olması durumunda motor sarsıntılı çalışır. Zaman zaman motor bağlantılarını kontrol etmek veya ettirmek motor sağlığı açısından yararlı olur.
Araç hareket halinde değil de, rölantide motor sarsıntılı çalışıyor ise avans ayarı bozulmuş veya boğaz kelebeği kirlenmiş olabilir. Belli aralıklarla bu parçaları kontrol ettirip ayarlatmak ve temizletmek yararlı olur.
Kompresyon (Sıkıştırma) basıncının düşük olması motorun sarsıntılı çalışmasına neden olabilir. Peki nedir bu kompresyon (Sıkıştırma) basıncı? Piston aşağı doğru inerken havayı içeriye çeker, piston yukarı doğru çıkarken çektiği havayı sıkıştırır. Bu sıkışma sırasında, piston etrafında bulunan segmanlar aşındığından dolayı hava pistonlardan sızar. Patlamanın iyi olması için ateşleme esnasında hava-yakıt karışımı iyi sıkışması gerekir. Patlama şiddetinin etkisiyle piston aşağıya doğru itilir. Eğer segman kanallarından hava sızıntısı var ise hava-yakıt karışımı iyi sıkışmaz ve patlama şiddeti az olur. Bu durumda piston daha zayıf bir şekilde itilir. Pistonu zayıf şekilde itilmesinden dolayı motor gücü düşer ve motorda sarsıntı meydana gelir. Bu yüzden kompresyon(sıkıştırma) basıncının aralıklarla kontrol edilmesi motor sağlığı açısından yararlıdır.
Supap ayarlarının bozuk olması motorun sarsıntılı çalışmasına neden olur. Supap ayalarının doğru yapılması edilmesi motorun sarsıntısız çalışmasını sağlar.
Not: Benzinli araç kullandıktan sonra dizel araç kullanmaya başlarsanız, sarsıntının önceki aracınıza göre fazla olması normaldir. Dizel araçlar, benzinli araçlara karşı daha sarsıntılı çalışır.
Motor sarsıntısı küçük bir sorun gibi gözükse de ileride daha büyük sorunlar açması muhtemel bir sorundur. Bu yüzden araç bakımlarınızı eksiksiz yaptırmanız arabanızın sağlığı açısından önemli bir konudur.
Pasta Cila - Pasta Cila Nasıl Yapılır - Pasta Cila Neden Yapılıyor - Pasta Cila Hakkında
Araçlarımız günün hemen hemen her anında bizimle birliktedirler ve oradan oraya giderken aldığı darbeler sonucu, güneşte fazla beklemesi veya doğa olaylarına maruz kalması örneğin; yağmur, rüzgar, toz, kuş pisliği sonucu dış görünüşünde bazı bozukluklar meydana gelebilir.
Elbette hayatın doğal akışında olan bu olayları engelleyemeyiz. Fakat aracımızı bu olaylara maruz kalmadan önce koruyabilir ya da maruz kaldıktan sonra da eskisi gibi görünmesini sağlayabiliriz. Bunu da aracımıza yapacağımız veya tercihen yaptıracağımız pasta cila işlemiyle yapabiliriz. Pasta cila işlemini kendimiz yapabildiğimiz gibi eğer çok vaktimiz yoksa daha yetkili yerlerde de yaptırabiliriz. Oldukça kolay olan bu işlem aracımızı dış etkenlerden koruyacağı gibi dış görünüşünde oluşmuş olan bozuklukların giderilmesine yardımcı olur.
Pasta Cila İşlemi İçin Yapılacaklar
1. Adım: Aracı yıkamak: Pasta cila yapmadan önce aracımızı yıkamalıyız. Fakat dikkat edilmesi gereken husus; otomatik yıkama yapılmamasıdır. Çünkü fırçalarda bir önceki araçtan çamur veya toz kalmış olabilir. Yıkama esnasında bunlar aracımızda kalabilir ve pasta cila işleminin düzgün ve pürüzsüz yapılmasını engeller. Temiz suyla ve fırça yardımıyla aracımızı kendimiz yıkarsak daha sağlıklı olur. Suyun kireçsiz olması da önemli bir diğer husustur. Yıkadıktan sonra temiz bir kumaş parçasıyla aracınızı iyice silerek kurutun.
2. Adım: Pasta yapmak: Pasta yaparken aracınızın kapalı ve tozsuz bir ortamda bulunmasına dikkat edin. Çünkü bu işlem sırasında aracınıza tozlar yapışabilir ve bu da düzgün bir pasta işleminim olmasını engeller. Pasta yapmak için devirli bir makinenizin olması gerekir. Pasta işlemi aracınızda oluşmuş olan lekelerin veya çiziklerin giderilmesi için önemlidir. Pasta işlemi yapmak için devirli makineyi elinize alın ve tabanına biraz pasta dökün. Sonrasında makineyi düşük devirde çalıştırarak aynı yerlerde çok oyalanmamak koşulu ile aracınıza pastayı sürün.
3. Adım: Hare giderici sürmek: Pasta işlemi sırasında oluşan dalgalanmaları veya pürüzleri hare giderici ile giderebiliriz. Bu işlemi yaparken makinenin tabanına sünger yapıştırın ve düşük devirde tabanına döktüğünüz hare giderici ile aracınızı silin.
4. Adım: Cila yapmak: Cila işlemi pasta ve hare gidericiden sonra olan pürüzleri düzeltmek ve aracı parlatmak için yapılır. Elinize aldığınız pamuğa az miktarda cila dökün ve cilayı aracınıza bu pamukla iyice yedirin.
5. Adım: Koruma cilası yapmak: Koruma cilası aracınıza dışarıdan gelecek etkilere karşı aracınız korumak için yapılır. Koruma cilası çok farklı yöntemlerle uygulanır. Koruma cilanızı yaptıktan sonra pasta cila işlemini tamamlamış bulunuyorsunuz.
Orkide - Orkide Bakımı - Orkide Bakımı Nasıl Olur - Orkide Bakımı İçin Öneriler - Orkide Bakımı Hakkında
Egzotik çiçekler arasında güzelliği ve zarafetiyle her zaman popüler olan orkideler, uzun ömürlü oluşları ve düzenli çiçek açmaları nedeniyle ev dekorasyonunda da çok sık tercih edilen bitkilerin başında geliyor. Tabii bu özelliklere sahip olması için orkideye doğru bakım uygulanması önem taşıyor. Sağlıklı ve mutlu bir orkideye sahip olmak için orkide bakımının püf noktalarını öğrenin.
Türü: Orkidenin hem orijinal hem de hibrit olmak üzere yüzlerce türü mevcut. Çiçeğin bakımında belirleyici olan ilk adım eviniz için doğru orkide türünü seçmektir. Ev ortamında yetiştirilmeye en uygun türler, aynı zamanda orkide deyince görsel olarak da ilk akla gelen türler olan Phalaenopsis ve Cattelya orkideleridir.
Işık: Orkideler eğer doğrudan güneş ışığı alan bir yere konulurlarsa “güneş yanığına” eğilimli bitkilerdir. Çok fazla güneş ışığına maruz kaldıklarında yaprakları üzerinde kahverengimsi benekler şeklinde görülebilecek güneş yanıkları oluşabilir. Bunu önlemek için orkidenizi bol ışıklı, aydınlık; ancak direkt güneş ışığı almayan bir yerde konumlandırın. Kış aylarında ise yine doğrudan çiçek üzerine gelmeyecek yapay floresan ışığından faydalanabilirsiniz.
Su: Orkidelerin ölmesindeki en önemli neden gereğinden fazla sulamaktır. Orkide dayanıklı bir çiçektir ve çok fazla suya ihtiyaç duymaz, genellikle alttan sulama ile beslenir. Saksının drenajının iyi olması, suyu çekmesi önemlidir. En fazla üç günde bir su vermeye dikkat edin. Eğer parmağınızı toprağa biraz batırdığınızda nemlilik hissediyorsanız, sulamanıza gerek yok demektir.
Gübre: Orkideniz için yılda bir kez gübreleme işlemi yapabilirsiniz. Çiçek için kullanılabilecek gübreler uygulanmadan önce su ile biraz seyreltildiği ve sıvı hale getirildiği zaman daha etkili olacaktır. Yine de satın alırken çiçekçinize bu konuda uygun kullanım koşullarını sormanızda fayda var.
Saksı Değişimi: Pek çok bitki gibi orkideler de belirli sürelerde saksı değişimine ihtiyaç duyabilir. Çok sık saksı değişikliği orkide için iyi değildir; ancak kökler dışarı çıktıysa, ölü kökler varsa ya da orkideniz sağlıklı görünmüyorsa değişiklik yapabilirsiniz. Bunun için en uygun zaman çiçeksiz olduğu dönemdir. Saksı değişikliği yaparken kullanacağınız saksı harcını çiçekçilerde bulabilirsiniz.
Akşam Sefası - Akşam Sefası Yetiştiriciliği - Akşam Sefası Nasıl Yetiştirilmeli - Akşam Sefası Yetiştirmek İçin Ne Yapılır - Akşam Sefası Yetiştirirken Nelere Dikkat Edilir
Doğal ortamı tropik ormanlar olan ''akşam sefası'', tohum ile çoğalan ve tırmanıcı/yayılıcı bir süs bitkisidir. Suyu çok sevmesine rağmen susuzluğa karşı oldukça dayanıklıdır. Bakım ihtiyacının fazla olmaması ve kolay yetiştirilebilir olması nedeniyle, en çok tercih edilen süs bitkilerinden biridir. Akşamları açan ve sabahları kapanan çiçeklere sahip oluğundan akşam sefası adıyla bilinir.
Türlerine göre boyu değişmekle birlikte 1 metreye kadar uzayabilir. Genellikle pembe, beyaz, turuncu ve kırmızının tonlarında, çanı andıran çiçeklere sahiptir. Tropik iklimlerde çok yılık bir bitki olmasına karşın, düşük sıcaklıktaki kış aylarında bitkinin kökleri ölür. Bu nedenle tek yıllık olarak yetiştirilir. Bahçe balkon ve bahçelerde kolayca yetiştirilebilir. Köklerin kış aylarında zarar görmemesi için temizlenerek saklanması gerekir. Bitkinin tohumları karabiber tanelerini andırır. Sonbaharla birlikte toplanan bu tohumlar, ilkbaharla birlikte yeniden ekilir. Kısa sürede yayılan bir süs bitkisi olduğundan ev içerisinde pek tercih edilmez.
Bitkinin kökleri kalın ve yumruludur. Yetiştirme işlemi tohumdan yapılır. İlkbahar aylarında ekilen tohumlar, birkaç hafta içerisinde çimlenir. Kısa sürede filizlenen bitki, yaz aylarıyla beraber çiçeklenmeye başlar. Çiçeklenme mevsimi sonbahar sonuna, havaların soğumasına kadar devam eder.
Akşamsefasını gelişimi için güneşe ihtiyaç duyar. Yarı gölge alanlarda da yetişebilmesine rağmen, koyu gölgelerde sağlıklı bir gelişim gösteremez. Işık alan, havadar alanlarda yetiştirilmesi gerekir.
Akşamsefası yetiştirmek için en uygun toprak, suyu tutabilen, geçirgenliği iyiorganik bileşenler açısından zengin topraklardır. Toprağın havalandırılması için perlit ilavesi yapmak, kök sağlığını olumlu etkiler.
Çiçeklenme dönemi haricinde, toprağın tamamen kurumasına izin verilmeyerek ve köklerin nem ihtiyacını karşılayacak kadar sulama yapılması gerekir. Özellikle kış aylarında verilecek suyun oda sıcaklığında olması ve kökleri üşütmemesi önemlidir. Bitkinin çiçeklenme dönemine girdiği yaz aylarında ise su ihtiyacı artar. Yaz aylarında bol sulama yapılmalı, toprağın kurumasına izin verilmemelidir. Ancak sulama yapılırken, toprağın çamurlaşıp, kökleri havasız bırakmaması gerekir. Çok ağır topraklarda, toprağı havalandıracak çeşitli karışımların ve kumların eklenmesi, su drenajı ve kök sağlığı açısından önemlidir.
Kasımpatı Yetiştiriciliği - Kasımpatı Nasıl Yetiştirilmeli - Kasımpatı Nasıl Sulanır - Kasımpatının Ekimi ve Bakımı
Çeşit çeşit renklere sahip bir bahçe süs bitkisidir kasımpatı. Doğada genellikle sarı, pembe ve beyaz olurlar. Diğer renkleri karışımın bir örneğidirler. Papatyagiller familyasından oldukları için görünüş itibari ile papatya ile benzer özellikler gösterebilirler. Genelde bahçe bitkisi olmalarına rağmen saksılarda balkonlarda da bakılabilirler. Yetiştirilmesi ve bakımı en kolay bahçe bitkisidir. Bu nedenle de çok tercih edilirler. İyi bakıldıkları sürece boyları bir metreye kadar ulaşabilir. Peki kasımpatı nasıl yetiştirilir?
Ekim yeri ve toprak isteği
Kasımpatı çiçeği bahçelerde, balkonlar, evde pencere kenarlarında kısacası her yerde yetiştirilebilen bir süs bitkisidir. Evin içinde yetiştirilmek isteniyorsa pencere kenarı gibi güneş gören bir yerde olmalılardır. – 30 dereceye kadar dayanıklı olabildikleri için günlük güneş alabilen her yere ekilebilirler. Direkt güneş ışığını almamasında fayda vardır. çiçekleri yanabilir.
Not: -15 ve üzeri derecelerde hava şartlarında yetiştirilmeye çalışılıyorsa, kışın toprakları korunmalıdır. Bunun için toprak üstü saman, naylon vs gibi nesnelerle örtülmeli toprak direk dondan korunmalıdır.
Çok fazla toprak seçici değildirler. Aşırı kireçli olmayan tüm topraklarda yetişebilirler. Zengin bir şekilde çiçek açılması isteniyorsa haziran başında potasyumca zengin gübre dökülmelidir.
Ekim ve bakımı
Tohumdan üretilmesi epey zahmet gerektiren bir işlemler dizisi oluşturacağı için çok fazla tercih edilmez. Çimlendirmesi ve tohumun ekimi şubat aylarında yapılmalıdır. 20 derece altında çimlendirilmelidir. Fideler 15-20 cm ulaştıklarında ekilecek esas yerlerine dikilmelilerdir.
Toprak kuruduğunda sulamak yeterli olacaktır. Dip sulaması yapılmalı ve gündüz güneşin çok yoğun hissedildiği zamanlarda sulama yapılmamalıdır. Yoksa yapraklar ve çiçekler kuruyabilir.
Kasımpatıları zaman zaman çok sık hale gelip birbirlerine zarar verebilirler. Bu zamanlarda kökleri iki üç gruba ayırın. Toprağı potasyumca zengin bir gübreyle gübreledikten sonra en az 30 cm aralıklarla tekrar ekme yapın. Bu ayrılmış kökleri bir ay kadar seyrek olarak sulamanızda fayda vardır.
Mayıs sonuna doğru budama yapmanızda fayda vardır. Budama yaptıkça daha fazla dallanıp filizlenip çiçekleri çoğalacaktır.
Not: Kasımpatı havanın karanlık olduğu sonbahar aylarında açtığından dolayı yazın çiçeklenme yaşanmaz. Yazın çiçeklenme istiyorsak gece karanlık sürelerini 13-14 saate çıkartacak şekilde karanlıkta bırakılırsa, sonbahar geldiğini sanıp çiçeklenme başlayacaktır.
Vişne Çekirdeği - Vişne Çekirdeği Nasıl Çıkarılmalı - Vişne Çekirdeği Hakkında
Vişne, sapı, çekirdeği ve meyve kısmıyla vitamin deposu olan kırmızı bir meyvedir. Vişnenin çekirdeğinin, saplarının, meyvesinin hatta yaprağının bile çok faydalı olduğu biliniyor. Vişne oldukça sağlıklı ve yararlı bir meyvedir. Örneğin vişnenin saplarından çay yapılıp içilebilir. Vişne bağışıklığı güçlendirir, hafızayı güçlendirir, öksürüğü söker ve bir çok faydası vardır. Bu nedenle vişne meyvesinin her yeri oldukça önemlidir. Vişne meyvesinin şifalı olmasının yanında oldukça güzel ekşimsi bir tadı vardır. Reçeli yapılır, tatlılarda kullanılır, hoşafı yapılır ve istenilen her yerde rahatlıkla kullanılabilir. Osmanlı Devleti'nde vişne yemeklere eklenirmiş ve farklı bir tat yakalanırmış. Vişne bu derece çok özelliğe sahiptir.
Vişne reçeli, hoşafı yapılırken ya da tatlılarda süslemede kullanılırken genelde çekirdeksiz olması tercih edilmektedir. Yerken kolay olması ve rahatsızlık vermemesi için bu yapılmalıdır. Vişne çekirdeğinin çıkarılması oldukça kolaydır. Elinizle meyvenin sapı ile buluştuğu yerden baskı uygularsanız vişne çekirdeği bu baskı sonucunda aşağıdan çıkacaktır. Çengelli iğne gibi küçük yuvarlak bir eşya ile de bu işlemi gerçekleştirebilirsiniz. Ya da bıçak yardımıyla vişneyi ikiye bölerek çekirdeğin çıkmasını sağlayabilirsiniz. Lakin vişnenin bütün şeklinde kalmasını istiyorsanız bıçak kullanmamanızı öneririz. Vişne çekirdeğini çıkarmak için kullanılan makineler bulunmaktadır. Lakin bu makinelerin çalışma prensipleri elle sap kısmından kuvvet uygulamakla aynıdır. Bu nedenle eğer çok fazla vişneyi ayıklamanız gerekmiyorsa para harcamamanızı tavsiye ederiz. Lakin çok pahalı bir şey olmadığını da belirtelim.
Çay Ağacı Yağı - Çay Ağacı Yağının Faydaları Nelerdir - Çay Ağacı Yağı Neye İyi Gelir - Çay Ağacı Yağının Ne Gibi Faydaları Var
Avustralya da yetişen bir ağaç olan çay ağacı yüzyıllardır yaraların iyileşmesinde antiseptik olarak kullanılmaktadır. Son yıllarda uzmanlar bu ağaç üzerinde sivilce ve lekelerde ki etkilerinin de çok iyi olması nedeniyle çalışmaları yoğunlaştırmış ve günümüzde birçok kozmetik üründe de yer almaya başlamıştır.
Çay Ağacı Yağı Faydaları
Çay ağacı yağı özellikle sivilcelerden ve buna bağlı oluşan lekelerden kurtulmak için büyük bir doğal alternatiftir. Diğer akne tedavilerinin aksine, çay ağacı yağı, cildinizi tahriş etmez ve fazla hasara neden olmadan eşsiz bir dezenfekte edici ve yatıştırıcı özelliklere sahip olan bir yağdır. Çay ağacı yağı kullanmak sizin için sivilce karşıtı savaşta etkili bir araç olacaktır.
Sivilceler için bir miktar suyla seyretilmiş olarak doğrudan sorunlu bölgelere çay ağacı yağı sürün. Çay ağacı yağı etkili ve doğal akne tedavisi için sivilcelere doğrudan uygulanabilir. Kimyasal ilaçların yerine mükemmel bir alternatif olarak doğal anti bakteriyel özellikler içerir. Sadece küçük bir miktarı bile yağ bezleri engelini kaldırarak gözenekleri dezenfekte edecek ,siyah nokta, sivilce ve diğer lekeleri kurutmak için cilde nüfuz edecektir
Uygulamak için, bir pamuklu çubuk üzerine çay ağacı yağını birkaç damla dökün. Sivilce veya lekeler üzerine tampon şeklinde sürün. Geceboyunca bekletin. Düzenli yapıldığında kızarıklık ve şişliklerde de azalma fark edilecektir.
Saf, sulandırılmamış çay ağacı yağı cildinize biraz fazla sert gelirse içine bir çay kaşığı aloe vera jel karıştırın. Sivilcelerin üzerine direk olarak uygulayın. Alternatif olarak yine bir çay kaşığı bal ile karıştırmayı deneyin. Bal ayrıca anti bakteriyel özellikler içerir ve cilt iyileşmesini destekler.
Çay ağacı yağı cilt üzerindeki bakterileri öldürüp, sivilcelerin kurumasına sebep olur. O nedenle böyle bir problem yaşıyorsanız dışardan aldığınız ya da evde hazırladığınız bakım maskesinin içerisine de birkaç damla eklemeniz iyi sonuçlar sağlayacaktır.
Bu maskeleri evde hazırlamak isterseniz de bazı tarifler aşağıda anlatılmaktadır.
İki çorba kaşığı yeşil kili biraz su ile macun haline getirin. İçerisine 3-4 damla çay ağacı yağı ekleyin. Tüm yüzünüze ve boyun bölgenize eşit şekilde maskeyi uygulayın. Kilin kuruması ve çay ağacı yağının anti bakteriyel etkisini göstermesi için en az 20 dakika maskeyi cildinizde bekletin. Sonrasında ılık su ile durulayın.Yumuşak bir havlu ile yüzünüzü kurulayın.
Bir çay kaşığı jojoba yağı ve üç damla çay ağacı yağını karıştırın, Sonra bu karışıma çok ince kıyılmış yarım domates ekleyin. Püre haline getirin. Tüm yüzünüze eşit olarak uygulayın. 20-25 dakika beklettikten sonra ılık suyla durulayın.
Biber Yetiştiriciliği - Serada Biber Yetiştirme - Serada Nasıl Biber Yetiştirilmeli - Nasıl Serada Biber Yetiştirilir - Serada Biber Yetiştirme Önerileri
Biber birçok salata ve yemek çeşidinde kullanılan bir sebzedir. Sivri biber, kırmızı biber, dolmalık biber gibi birçok çeşidi mevcuttur. Acı veya tatlı olabilir. Uygun şartlarda yetiştirildiğinde, kolayca ürün veren ve oldukça verimli olan bu sebzenin serada yetiştirilmesi konusunda dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır.
Serada biber yetiştirmek konusunda dikkat edilmesi gereken ilk nokta sıcaklıktır. Biberler seraya dikildikten sonra, uygun gece ve gündüz sıcaklıkları sağlanmalıdır. Gündüz 24 ila 25 derece, gece ise 18 ila 24 derece arası sıcaklık biberler için uygundur. Gece sıcaklığı kesinlikle 10-12 derecenin altına düşmemelidir. Gündüzleri ise 30 derecenin üzerinde gelişimleri yavaşlar. Bu sebeple bu sıcaklığın üzerine çıkılırsa, havalandırma takviyesi başlatılır. Fidelerin dikimi sırasında toprağın sıcaklığı da önemlidir. Bu esnada toprağın sıcaklığı 22 ila 24 derece arasında olmalıdır. Eğer toprak daha da soğuksa küçük fide kullanmak daha yararlı olacaktır.
Dikim sırasında, torba ya da saksı topraklarının 3te 1'lik kısımlarının sera toprağının üst kısmında kalmasına özen gösterilmelidir. Bu, fidelerin enfeksiyon kapması durumunda bunun yayılmasını önlemek için gereklidir. Biberin kökleri yüzeysel olarak yayılırlar. Bu sebeple çapalama yapmak biber köklerinin zedelenmesine yol açabilir. Derin çapalama yapmaktan ise özellikle kaçınılmalıdır.
Sera içerisindeki nem de oldukça önemlidir. %70 -75 arası bir nem biber için uygundur. Eğer sera içerisinde hava kuru olursa, çiçek dökümü gerçekleşebilir.
Sulama konusunda ise ilk bilinmesi gereken biber bitkisinin düzenli sulamayı sevdiğidir. Bu sebeple eğer damlama sulama tercih edilirse, buna iyi cevap verecektir. Her sulama yapıldığında, aynı zamanda sulu gübre takviyesi de yapılmalıdır. Hasat başladığı zaman sulamayı kesmek gerekir.
Hasat zamanı, meyvelerin yüzeyindeki parlaklıktan anlaşılabilir. Bu dönemden önce toplanan biberler daha yumuşak olurlar ve çabuk bozulurlar. Bu dönemden sonra toplanırsa da biberler yavaş yavaş kırmızı renge dönmeye başlayacaklardır. Bu sebeple hasat zamanının doğru seçilmesi oldukça önemlidir. Eğer hasat zamanı geciktirilirse biberleri hemen toplamayıp altı hafta daha bekleyerek, tamamen kırmızı biber oluşmasını sağlayabilirsiniz. Hasat sabah saatlerinde yapılmalı ve biberlerin saplarıyla birlikte gövdeden ayrılmasına özen gösterilmelidir.
Fotoğraf Nasıl Çekilir - Fotoğraf Çekilirken Nelere Dikkat Edilir - Fotoğraf Çekerken Poz Vermenin Yolları
Vücut çalışmayı ve ilginin odağı olmayı seviyor musunuz? Erkek model olmayı değerlendirin. Poz vermeyi bilmediğinizi düşünüyorsanız gerilmenize gerek yok.
Birbirine benzer pozlar seçin. Başınızı her hangi bir yönde bir santim bile hareket ettirmek gösterdiğiniz yaşı değiştirir, bu yüzden ikisi de birbirinden tamamen farklı poz vermek istiyorsanız azar azar hareket edin. Kamera sizin yavaş ve ince hareketlerinizden bir dizi yüz ifadesi yakalayabilir. Çok ufak bir değişiklik çok büyük farklara yol açabilir .
Sağlam, seksi bir görünüm istiyorsanız vücudunuzu göstermeniz gerekebilir.
Kaslarınızı kasarak poz vermek zor bir uğraş olabilir.
Artistik bir poz olan "kontrapost", heykellerde ve resimlerde görülen İtalyan kökenli bir poz, benzeri pozlar vermeye çalışın. Sol bacak önde ve kırılmış, sağ bacak geride dizden kitlenmiş ve kalçalar tam ortada ayakta durun. Poz sizi güçlü ve hazır ama aynı zamanda rahat gösterir-- demek oluyor ki kendinizi kasmamalısınız.
Ya da direkt fotoğrafçıya sorabilirsiniz. İster profesyonel ister amatör olsun, pozunuzun kamerada nasıl göründüğüne dair bir fikri olacaktır. Eğer sizi yönlendirmesi kolaysa, sizinle tekrar çalışmak isteyebilir.
Karikatür Çizimi - Nasıl Karikatür Çizilir - Kimler Karikatür Çizmeli - Karikatür Çizimi Hakkında
Karikatür çizimi özellikle genç çizerlerin merak ettiği ve dikkatini çeken bir konudur. Karikatür çizimine başlamadan önce kişilerin bu konuya ilgi duyması ve belirli bir fikrinin olması gerekmektedir. Karikatürler, belirli kompozisyonlarla oluşturulmaktadır.
Karikatür çiziminde ilk olarak bir iskelet oluşturulmaktadır. Bu iskeletin ardından eskiz, temizleme, çinileme ve gölgeleme aşamalarına geçilmektedir.
Karikatür çiziminde çizerin neyi ve nasıl çizeceğini belirlemiş olması gerekmektedir. Karakter veya karakterlerin nasıl bir tipte olacağı, nesnelerin oluşturacağı kompozisyon ve yazı bulunacaksa bu yazıların neler olduğu belirlenmelidir.
Çizilecek karikatürün halen tamamlanmaması durumunda bir teksir kağıdı üzerinde deneme çizimleri yapılabilir. Karikatür çiziminde sürekli olarak denemek ve tekrar yapmak oldukça önemlidir. Tekrar aşamasında yeni karakterler ve taslaklar da ortaya çıkabilmektedir. Karakterlerin duruşları, mimikleri veu taslaklarda belirlenebilmektedir.
Bu aşamanın ardından kağıt üzerine karikatür çizimine başlanabilmektedir. Burada ilk adım karakterlerin yerini ve boyutlarını tespit ederek iskelt çizimine başlamaktır. Karikatürde yer alacak iskelet eskiz çalışmalarında karar verildiği şekilde uygulanmalıdır.
İskeletin belirlenmesinin ardından bir kısım geometrik ayarlamalar yapılabilir. Karikatür iskeleti belirli parçalar ile genişletilerek 3 boyutlu bir hale gelebilmektedir. Bu sayede karakterin yönü ve bakış açısı ortaya çıkabilmektedir.
Bu aşamada ise iskeletin silinmesi ile çalışmaya devam edilmektedir. İskeletin silinmesinin ardından çizilen geometrik şekillerin kenar ve köşeleri bir parça bozularak daha kıvrımlı hale getirilebilmektedir. Bunu yaparken karaktere yeni eklemeler ve düzenlemeler de yapılabilmektedir.
Ardından keskin hatların yumuşatılarak karakterin ayrıntıları tamamlanmaya başlanmaktadır. Bu düzenlemeler esnasında ufak silgi dokunuşları ile dışarı taşan noktalar temizlenmelidir. Çizimin temiz olması karikatürün bir o kadar güzel olmasını sağlamaktadır.
Karakterin hemen hemen tüm hatlarıyla ortaya çıkmasının ardından tarama işlemine geçilebilmektedir. Tarama işleminde, tarama ucu mürekkebe dokunularak yavaş bir şekilde çizim üzerinde gezdirilmektedir.
Hatların tamamen taranması ve çinilenmesinin ardından silgiyle karikatürün yeniden artık kısımlarının temizlenmsei bölümüne geçilebilmektedir. Karikatürün bu aşamadan sonra net bir şekilde ortaya çıktığı söylenebilir. Fakat halen eksik olan noktaların olduğunu hissederseniz bu aşamada gölgelendirme işlemi yapabilirsiniz.
Gölgelemeyi karikatürün arka planındaki nesneler içinde kullanabilirsiniz. Bu sayede karikatür üç boyutlu bir aşamaya gelebilmektedir.
Zihin Engelliler Öğretmenliği Bölümü - Zihin Engelliler Öğretmenliği Bölümünün Amacı - Zihin Engelliler Öğretmenliği Bölümü Nasıl Okunur - Zihin Engelliler Öğretmenliği Bölümü Nasıl Bir Bölüm - Zihin Engelliler Öğretmenliği Bölümünden Mezun Olanlar Nerede Çalışır
Nüfusun yaklaşık %12’sini, özel eğitime ihtiyaç duyan bireyler oluşturmaktadır. Bu grup içinde %10’luk bölümü ise zihin yetersizliği olan bireyler oluşturur. Bu bireylerin eğitim ihtiyacı, genel eğitim ile benzerlik göstermekle önemli farklılıkları da sahiptir.
Özel bir eğitime ihtiyaç duyan zihin engelli bireylerin, eğitim ihtiyacını karşılamak için donanım sahibi öğretmenlere ihtiyaç duyulmaktadır. Zihin Engelliler öğretmenliği, zihinsel engelli bireylerin, sahip oldukları potansiyellerin açığa çıkması, hayatlarını başkalarına bağımlı olmadan ve üretken bir biçimde sürdürebilmelerini olanak verecek eğitimi almalarını hedefleyen bir meslektir.
Zihin Engelliler Öğretmenliği Nasıl Bir Bölümdür?
Üniversitelerin, Eğitim Fakültelerine bağlı programlardan biri olan Zihin Engelliler Öğretmenliği Programı, zihin engeli bulunan ve otistik özelliğe sahip çocukların eğitimi için sınıf öğretmeni yetiştiren bir programdır. Program, özel ihtiyacı olan bireyler için bilimsel uygulamalı içselleştiren ve kullanabilen, donanımlı öğretmenleri yetiştirmeyi hedefler.
Zihin engelliler öğretmenliği, eğitim verilecek çocukların özellikleri göz önünde bulundurulduğunda, genel eğitim öğretmenliğinin sahip olması gereken özelliklere ek olarak, farklı yeterliliklere sahip olmasını da zorunlu hale getirir. Bu nedenle eğitim süresince düzenlenen program ve alınan dersler, zihin engeli çocukların eğitim ihtiyaçlara uyguna uygun olarak hazırlanır. Programda verilen derslerin bir kısmını genel kültür ve öğretmenlik mesleğine ilişkin dersler oluşturur. Bu dersler, tüm eğitim programlarında yer alan temel derslerdir.
Programda yer alan derslerin büyük bir kısmı ise alan ve alan eğitimini kapsayan derslerden oluşur. Teorik derslerin yanı sıra uygulamalı dersler, zihin engelli öğretmenliği bölümü için son derece önemlidir. Zihin engelliler öğretmenliği, uygulamalı dersler açısından birçok öğretmenlik programından bu özelliği ile farklılaşır. Uygulamalı dersler çoğunlukla, zihinsel engelli ve otistik çocukların eğitim aldığı sınıf, okul ve merkezlerde yapılır.
Zihin engelliler öğretmenliği mezunları, Milli Eğitim Bakanlığının bünyesinde yer alan okul veya merkezlerde çalışabileceği gibi, yine Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak faaliyet gösteren özel okul ve merkezlerde de çalışabilir.
İç Mimarlık Bölümü - İç Mimarlık Bölümünün Amacı - İç Mimarlık Bölümü Nasıl Okunur - İç Mimarlık Bölümü Nasıl Bir Bölüm - İç Mimarlık Bölümünden Mezun Olanlar Nerede Çalışır
Üniversiteye hazırlanan gençler tarafından en çok tercih edilen bölümlerden biri de iç mimarlıktır. Tasarladıkları dekorasyonu kullanarak insanlara istedikleri yaşama alanlarını oluştururlar. Bir mekanın tasarlanmasını isteyen kişi iç mimara başvurur. İç mimar ise bu kişinin istekleri doğrultusunda bir proje meydana getirir. Bu projeye karar verirken sanatsal gelişmelere uygun olan ve ekonomik olarak müşteriyi mutlu eden bir tasarım yapmaya çalışır.
İç mimarlığın gerektirdiği bazı nitelikler vardır. Öncelikle genel çizim yeteneğine sahip olması gerekir. Önemli niteliklerinden biri de yaratıcı olmasıdır. Renklerin kombinasyonunu doğru yapabilmek ve onları ayırt edebilmek bir iç mimarın görevidir. Yeniliğe açık olması gerekir çünkü her zaman son modayı takip ederler. Yapılan projenin beğenilmemesine karşı, eleştirilere açık olmalıdırlar.
İç mimarlık okumak için tüm sınavlardan ayrı olarak özel yetenek sınavlarına girilmesi gerekir. Girilmesi gereken tüm yetenek sınavlarına girip başarılı olduktan sonra bölüme girmeye hak kazanırlar. Yetenek sınavları her üniversitenin kendi bünyesinde düzenlenir. Bu sınavlara girebilmek için YGS’den baraj veya barajın biraz üstünde bir puan almak yeterlidir, ayrıca LYS’ye girmek gerekmez.
İç mimarlık eğitimi, iç mimarlık bölümünün dışında bölümler tarafından da verilir. Fakat bu eğitim çevre tasarımına ek olarak verilen derslerden oluşur.
Eğitim süresi 4 yıldır. İlk yıllarda temel tasarım stüdyosu, grafik anlatım, tasarı geometri, sanat ve kültür, tasarım sunumu, tasarıma giriş gibi temel dersler verilir. Daha sonra iç mimarlık atölyesi gibi uygulama derslerine geçiş yapılır. Temel tasarım stüdyosu derslerinde renk, doku, kompozisyon ile alakalı terimler öğretilir. Ayrıca mekan tasarımı yapılır. Bu dersin genel amacı 3 boyutlu atölye çalışmalarına hazırlık yapmaktır.
Birinci sınıfta öğrenciye görsel şekillendirmeyle alakalı yetenekler kazandırılmaya çalışılır. İç mimarlıkla alakalı ilk kavramlar öğretilir. Mimari örneklerin analizi yapılır.Tasarımların iki ve üç boyutlu maketler haline getirilmesi beklenir. İkinci sınıfta da bununla alakalı dersler görüldükten sonra üçüncü sınıfta staj görülür. Bu uygulama, iş hayatını öğrenebilme açısından çok önemlidir. Ayrıca öğrenciler, iç mimarlığın tarihi hakkında aydınlatılır ve şimdiye kadarki yapılar üzerinde incelemeler yapılır. Dördüncü sınıfta daha profesyonel bir şekilde çalışmaya başlayan öğrenciler, projelere ağırlık vererek çizimler ve tasarımlar yaparlar. İç mimarlık ve peyzajla alakalı tasarımlar yaparlar.
Bilkent Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi iç mimarlık için en çok tercih edilen üniversitelerdendir.
Metalurji Ve Malzeme Mühendisliği Bölümü - Metalurji Ve Malzeme Mühendisliği Bölümünün Amacı - Metalurji Ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Nasıl Okunur - Metalurji Ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Nasıl Bir Bölüm - Metalurji Ve Malzeme Mühendisliği Bölümünden Mezun Olanlar Nerede Çalışır
Organik ve inorganik maddelerden oluşan mühendislik malzemelerinin planlanması, geliştirilmesi ve ardından üretime geçirilmesini sağlayan mühendislik dalı, Metalurji ve Malzeme Mühendisliği'dir.
Gelişen sektörlere bağlı olarak bu mühendislik malzemelerine olan ihtiyaç giderek artış gösterir. Hatta gelişmiş malzemelerin üretilmesi zorunlu hale gelmeye başlamıştır. Buna bağlı olarak bu mühendislik malzemelerinin yapımında kullanılan hammaddeler de değişiklik göstermiştir. Değişen malzemelere göre bu hammaddelerin şekillendirilmesi önem kazanmıştır. Bu konular Metalurji ve Malzeme Mühendisliğinin temelini oluşturmuştur.
Metalurji ve Malzeme Mühendisliğinde madde 4 ana dalda incelenir: metal, seramik, polimer, tümünü içeren maddeler. Bu maddeleri incelerken mikroskop kullanılır. Manyetik özelliklerini öğrenmek amacıyla çeşitli cihazlarla ölçümler yapılır. Ayrıca bilgisayar yazılımlarını da sıkça kullanırlar. Çoğunlukla günlük hayatta kullanımları konusunda incelemeler yaparlar.
Bu bölüme girebilmek için YGS ve LYS'den MF-4 alanında üniversitelerin gerektirdiği puanları almak gerekmektedir. Sayısal derslerdeki başarı birinci şarttır.
Metalurji ve Malzeme Mühendisliği'nin eğitim süresi 4 yıldır. Eğitimin ilk yılında matematik, fizik, genel kimya, metalurji ve malzeme mühendisliğine giriş gibi temel dersler görülür. İkinci yılda biraz daha mesleki dersler alınır ve taşıt teknolojisi, mukavemet, dinamik, termodinamik, otomotiv mühendisliği prensipleri, otomotiv elektriği elektroniği gibi dersler alınır. Üçüncü ve dördüncü yılda artık uzmanlaşma yönünde çalışmalar yapılır. Uygulama derslerine ağırlık verilir ve mesleğin incelikleri öğretilir. İçten yanmalı motorlar, taşıt emisyon ve egzoz kontrolü, temel taşıt dinamiği dersleri verilir.
Bu derslerde motorların temel ilkelerinin yanma olayının fiziksel ve kimyasal olarak incelenmesi, taşıt tiplerinin araştırılması, motor tiplerinin öğrenilmesi, tekerlek tiplerinin araştırılması, tutuşma sıcaklığının kavramları, motorun veriminin hesaplanması, motorların güç verimlerini etkileyen etmenlerin ve verimi azaltan olumsuz koşulların bulunması yetenekleri kazandırılır. Fizikle alakalı olarak ise sürtünme kuvveti, kuvvet-moment grafikleri, kuvvetlerin bileşenlerine ayrılması, ısı akışları ve kimyasal reaksiyonlar, paslanmaz çeliklerin özellikleri, malzemelerin özellikleri incelenir. Kimya ile alakalı olarak alaşımların özelikleri, faz diyagramları, soğuma eğrileri görülür. Laboratuar derslerinde uygulamalar yapılır. Mikroskop ile malzemelerin yapısı incelenir.
Ülkemizde Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nde, İstanbul Teknik Üniversitesi'nde, Yıldız Teknik Üniversitesi'nde, Marmara Üniversitesi'nde, İstanbul Üniversitesi'nde, Dokuz Eylül Üniversitesi'nde, Gazi Üniversitesi'nde bu bölüm okunabilir.