Odyoloji Bölümü - Odyoloji Bölümünün Amacı - Odyoloji Bölümü Nasıl Okunur - Odyoloji Bölümü Nasıl Bir Bölüm - Odyoloji Bölümünden Mezun Olanlar Nerede Çalışır
Ülkemizde yeni yeni duyulmaya başlanan bir bölüm olan odyoloji, işitme kaybıyla ve denge bozukluklarıyla ilgilenen, bu konularda araştırmalar yapan bir bölümdür. Bu bölümden mezun olan kişilere odyolog adı verilir. Odyoloğun diğer adı ise işitme bozuklukları uzmanıdır.
Odyoloji biliminin hedefi, işitme ve denge kaybını önlemektir. Bu bölümü okurken öğrenciler, kişilerin duyma ile ilgili sorunlarına yönelik teşhis koyma, gerekli işitme cihazlarının eldesi konusunda eğitilirler. Odyoloji lisans programının eğitim süresi 4 yıldır. Dersler seneden seneye daha çok uygulama ağırlıklı olarak düzenlenir. Birinci yıl anatomi, akustiğe giriş, fizyoloji, temel biyokimya, tıbbi biyoloji ve genetik gibi dersler görülür. Bu derslerdeki asıl amaç, öğrencilerin mesleki tecrübeler kazanmaya başlamalarıdır. İkinci yılda pediatrik odyoloji, odyolojide tarama uygulamaları, patoloji, farmakoloji, tanısal odyoloji gibi dersler görülür. Üçüncü yılda ise kulak kalıbı uygulamaları, merkezi işitsel işlemleme bozuklukları, vestibüler rehabilitasyon, işitme cihazı seçim, tinnitus rehabilitatif odyoloji alanında eğitimler verilir. Dördüncü yılda klinik ağırlıklı eğitim alırlar ve özet olarak öğrendiklerini bir yıl boyunca odyoloji kliniklerinde uygulama fırsatı bulurlar. Tüm bunlara ek olarak tüm öğrencilerin zorunlu yaz stajları vardır. Bu stajlar, saha stajı ve kurum stajı olarak ikiye ayrılır. Stajlar süresince rapor hazırlama ve sözlü sunum becerilerini geliştirme çok önemlidir.
Anatomi dersinin içeriğine bakıldığında tüm sistemlerin anatomilerinin verilmesinin amaçlandığı görülür. Tıbbi biyoloji ve genetik dersinde işitme bozukluklarıyla ilgili araştırmalara yer verilir. Tüm bunlara neden olan mutasyonlar araştırılır. Akustiğe giriş dersinde sesle alakalı konulara yer verilir. Sesin ortamda yayılması, yansıması gibi araştırmalara değinilir. Fizyoloji dersinde ise hücrelerin fonksiyonları ve vücuttaki sistemlerin fonksiyonları incelenir. Bunlara ek olarak hücrelerin biyolojik yapıları ve kimyasal tepkimeleri, özellikle kulak olmak üzere tüm duyu organlarının histolojik özellikleri ele alınmaktadır. İnönü Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, bu eğitimi veren devlet üniversitelerindendir. Bunların dışında, öğrencilere burslu veya burssuz olarak eğitim sunan birçok özel üniversite bulunur.
Odyoloji bölümünü bitirmiş bireyler; fizyoterapist, işitme engelliler öğretmenliği olarak iş hayatında çalışma imkanı bulabilirler.
Otomotiv Mühendisliği Bölümü - Otomotiv Mühendisliği Bölümünün Amacı - Otomotiv Mühendisliği Bölümü Nasıl Okunur - Otomotiv Mühendisliği Bölümü Nasıl Bir Bölüm - Otomotiv Mühendisliği Bölümünden Mezun Olanlar Nerede Çalışır
Motorlu kara taşıtları konusunda araştırmalar yapan, onları tasarlayıp üretimini sağlayan mühendislik dalı, otomotiv mühendisliğidir.
Motorlu araçlar kategorisine bakıldığı zaman kamyon, otomobil, traktör gibi araçlar görülür. Aracın güvenliği, hız kontrolü gibi durumların en etkili biçimde planlanmasını sağlar. Planlanmasında yaşanan aksaklıklardan da sorumlu olup düzeltmek durumundadır.
Bu mesleği icra etmek isteyen kişilerin sahip olması gereken bazı nitelikler vardır. Öncelikle her mühendis gibi matematiğe ve fiziğe karşı çok ilgili olması ve bu derslerde başarılı olması gerekir. Yabancı dil bilgisi ve yaratıcılık da mühendislikte oldukça önemlidir. Otomotiv mühendisliğinin bir gereği de mekanik bilgi ve bu konuya duyulan yoğun ilgidir.
Otomotiv Mühendisliğini kazanabilmek için YGS ve LYS'den MF-4 alanında üniversitelerin gerektirdiği puanları almak gerekir.
Otomotiv Mühendisliği eğitim programının süresi 4 yıldır. İlk yılda matematik, fizik, genel kimya, otomotiv mühendisliğine giriş gibi temel dersler görülür. İkinci yılda biraz daha mesleki dersler alınır ve taşıt teknolojisi, mukavemet, dinamik, termodinamik, otomotiv mühendisliği prensipleri, otomotiv elektriği elektroniği gibi dersler alınır. Üçüncü ve dördüncü yılda artık uzmanlaşma yönünde çalışmalar yapılır. Uygulama derslerine ağırlık verilir ve mesleğin incelikleri öğretilir. İçten yanmalı motorlar, taşıt emisyon ve egzoz kontrolü, temel taşıt dinamiği dersleri verilir.
Bu derslerde motorların temel ilkelerinin yanma olayının fiziksel ve kimyasal olarak incelenmesi, taşıt tiplerinin araştırılması, motor tiplerinin öğrenilmesi, tekerlek tiplerinin araştırılması, tutuşma sıcaklığının kavramları, motorun veriminin hesaplanması, motorların güç verimlerini etkileyen etmenlerin ve verimi azaltan olumsuz koşulların bulunması yetenekleri kazandırılır.
Ülkemizde otomotiv mühendisliği eğitimini en yüksek puanla veren üniversite Hacettepe Üniversitesi'dir. Onu Uludağ Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi, Pamukkale Üniversitesi ve Süleyman Demirel Üniversitesi gibi devlet okulları takip eder. Bunlara ek olarak bu eğitimi burslu veya burssuz olmak üzere veren birçok özel üniversite vardır.
Otomotiv sektörü ülkemizde en gelişmiş sektörler arasında yer alır. Mühendisler, özellikle özel sektöre ait otomotiv motor ve cihazlarının üretimini yapan fabrikalarda rahatlıkla çalışabilirler.
Ayrıca günümüzde, mühendislik alanında eğitimlerini tamamlayanlar işletme alanında yüksek lisans yaptıklarında yönetici kadrolarda yer alabilirler.
Pikaresk Roman Nedir - Pikaresk Roman Özellikleri - Edebiyatta Pikaresk Roman - Pikaresk Roman Eserleri
Pikaresk roman, ilk olarak 16. yüzyılda yazılan, "Lazarillo de Tormes" isimli eserle tam anlamıyla ortaya çıkan bir roman türüdür. Bilindiği gibi 16. yüzyıl ve öncesinde, romanlarda daha çok toplumun üst tabakasından kişiler konu edilmiş ve olağan-üstü öğelere sıkça yer verilmiştir. Ancak yine önceden beri süregelen bir değişim net olarak bu eserlerle ortaya çıkmıştır. Pikaresk'in kelime anlamı, İspanyolca'daki "picaro" sözcüğüne dayanır, "picaro" maceracı, serseri ve vasıfsız gibi anlamlara gelir.[1][2] Pikareks romanlarda kişi, çeşitli kişilerin buyruğu altına girer, çeşitli yerleri gezer. Bu konuda Candide iyi bir örnektir.
Açık lise - Açık lise nasıl okunmalı - Açık lise başvuruları nasıl yapılır - Açık lise hakkında
İlköğretimi ya da ortaokulu bitirdikten sonra herhangi bir sebeple örgün eğitim kurumlarında lise okuyamayanlar ya da okumaya fırsatı olmayanlar lise eğitimlerini açık lise sayesinde uzaktan eğitim ile tamamlayabilirler. Bu şekilde lise eğitimini tamamlayan kişiler yükseköğrenime başvurabilirler.
Açık liseye başvuru yapılabilmesi için öncelikle kişinin ilköğretim ya da ortaokul mezunu olması gerekir. Bunun haricinde açık liseye başvuru yapacak kişilerde yaş sınırı yoktur. Açık liseye, liseye hiç gitmemiş, liseden kendi isteği ile ya da tasdikname alarak ayrılmış, eğitimine lise seviyesine kadar yurt dışında devam etmiş, hükümlü veya engelli olduğu için örgün öğretim kurumuna gidemeyen kişiler başvurabilirler. Açık lise başvurusu Halk Eğitim Merkezlerine veya Meslek Eğitim Merkezlerine yapılabilir.
Açık liselerde görülen derslerin içerikleri örgün liselerde okutulanlarla aynıdır. Ancak örgün lisedeki lise 1 Matematik dersi açık lisede Matematik-1, ve Matematik-2 şeklinde görülür. Açık liseye kaydolan öğrenciler sistem üzerinden ders kayıtlarını yaparlar. Ders kayıtlarını yapan öğrenciler ders kitaplarını Halk Eğitim Merkezlerinden temin edebilirler.
Açık lise dönemler halinde okunmaktadır ve toplam 8 dönemden oluşur. Bu 8 dönem örgün eğitimdeki 4 yıla eşdeğerdir. Ancak 17 yaşını dolduranlar yılda 3 dönem ders alarak açık liseyi 2,5 yılda bitirebilirler. Bu durum 17 yaş altındaki öğrenciler için geçerli değildir. 17 yaşın altındaki öğrenciler bir yılda en fazla 2 dönem ders alabilirler. Bu durum, lisenin daha kısa sürede bitirilmesi amacıyla açık liselerin tercih edilmesini engeller.
Açık lisede kredili sistem vardır. Alınması gereken zorunlu derslerle birlikte bazı seçmeli dersler alınarak mezuniyet için yeterli kredinin tamamlanması gerekir. Derslerin kredileri haftalık ders saati sayısına göre belirlenir. Mezuniyet için 8 dönem sonunda başarılı olunan derslerin kredi toplamının en az 192 olması gerekir.
Açık lisede her dönem sonunda, yılda toplam 3 sınav yapılır. Bu sınavlar merkezi sınavlardır ve il ve ilçe merkezlerindeki eğitim kurumlarında, gözetmenler eşliğinde ve daha önceden belirlenmiş olan tarihlerde yapılır. Yapılan sınavlarda her dersten 4 seçenekli 20 adet soru bulunur. Her soru 5 puan değerindedir ve 3 yanlış 1 doğruyu götürmez. Zorunlu derslerden 3 dönem üst üste başarısız olunursa bu dersten muaf olunur ve o ders yerine seçmeli bir dersin alınması gerekir. Bu duruma Dil ve Anlatım dersi dahil değildir.
Erkeklerin Psikolojik İhtiyaçları - Erkeklerin Psikolojik İhtiyaçları Hakkında
Erkeklerin psikolojik ihtiyaçları kadınlardan farklılık gösterir çünkü erkekler sorunları çözme konusunda farklı davranırlar. Erkeklerle kadınların psikolojik ihtiyaçları arasındaki farklılıkları anlamak, iki cinsin aralarındaki ilişkiyi nasıl sağladıklarını anlamamıza da yardımcı olacaktır.
Aidiyet Duygusu: Erkekler bir gruba ait olmak isterler. Kendilerine olan saygılarını sürdürmek için başkalarının saygısını ve hayranlığını da isterler. Diğerlerinden saygı görmek; yeterince para kazanmak ya da iyi baba ve eş olabilmek gibi kriterleri olan doğru hayatı yaşadığınızın doğrulamasını sunar. Arkadaşlar, aile üyeleri ve sevgililer ile ilişkiler söz konusu olduğunda erkekler de en az kadınlar kadar doğrulanmaya ihtiyaç duyarlar. Etkileşimde oldukları insanlar tarafından kabul gördüklerini hissetmek, erkekler için en az psikolojik sağlıkları kadar önemlidir.
Gurur: Gurur duygusunu sağlamak için erkekler yetkin ve akıllı hissetmeye ihtiyaç duyarlar. Ne yaptıklarını bildiklerinden emin ve sorun çözme konusunda yetkin olmak isterler.
Sevgi ve Şefkat: Kadınlar gibi erkeklerin de sevgiye ve şefkate ihtiyaçları vardır. Aile üyelerinin onları sevdiklerini ve desteklediklerini hissetmek isterler. Erkeklerin duygusal olarak mükemmel hissedebilmeleri için zevk almaya ve fiziksel şefkate ihtiyaçları vardır.
Kendini Gerçekleştirme: Erkeklerin duygusal olarak sağlıklı olabilmeleri için kendilerini gerçekleştirmeye ihtiyaçları vardır. Her erkek kendi çıkarlarını düşünmeye ve kimlik duygusuna ihtiyaç duyar.
Köpek Korkusu - Köpek Korkusu Nedenleri - Köpek Korkusu Nasıl Oluşur
İnsanlar arasındaki yaygın problemlerden bir tanesi de köpeklere karşı duyulan korkudur. Özellikle küçük yaştaki kişilerde gözlenen bir durum olan köpek korkusu çoğu kimse için zaman içerisinde kaybolmaktadır. Fakat bazı kimseler için çocukluktan itibaren başlayan bu korku aynı şekilde devam edebilmektedir. Uzmanlara göre aşılması mümkün olan bu korku çeşidi psikolojik kökekenlere dayanmaktadır. Küçük yaşlarda başlayan psikolojik etkilerin birikmesi sonucu ilerleyen yaşlarda da görülmektedir.
İnsanlarda köpek korkusunun meydana gelmesinin nedenleri nelerdir?
♥ İnsanların köpeklerden korkmasının çeşitli sebepleri bulunmaktadır. En büyük neden ise çocukluk dönemlerinde köpekler ile ilgili yaşanmış kötü bir hatıradır. Çünkü küçük yaşlarda yaşanan bu tür olumsuz durumlar insanların bilinçaltına işlemektedir. Daha sonraki zamanlarda köpekler ile ilgili olarak bir durum söz konusu olduğunda insanların bilinçaltına yerleşmiş olan acı hatıralar tetiklenir ve insanların korkmasına ya da endişe duymalarına neden olmaktadır.
♥ Köpekten korkan kişinin korkma nedeni kendisinin başından geçen bir olaya dayanmadan da oluşabilmektedir. Örneğin, küçükken bir arkadaşının başından geçen olay da kişyii psikolojik olarak etkiliyebilmektedir. Bunun sonucu olarak da kişide köpek korkusunun gözlenmesi normal bir durum olmaktadır.
♥ Ayrıca unutulmaması gereken bir neden de insanların eski zamanlardan beri kendilerine tehlike oluşturucak canlılardan korkma, onlardan sürekli olarak kaçma durumları bulunmaktadır. İnsanlar da bu sebeple köepklerin tehlike yaratabileceğinden endişe duyup onlara karşı korku beslemesi normal bir durum olarak algılanmaktadır.
♥ Köpek korkusu küçük yaşlardaki kimselere söylenen sözler ile de meydana gelebilmektedir. Örneğin, küçük yaşlardaki çocukları yaramazlık yaptıklarında köpekle korkutmak, köpeklerin varlığı kullanarak uslu durmalarını sağlamak yıllar içerisinde çocukta köpek fobisinin oluşmasına neden olabilmektedir. Çünkü küçük yaşlardan beri sürekli olarak köpek tehlikesi ile büyüdüğünden, ilerleyen zamanlarda da bu korkusu sürekli olarak devajm etmektedir. Bu yüzden küçük yaştaki kimseler bu tür tehditler ile kontrol altına alınmaya çalışılmamalıdır.
Menopoz Psikolojisi - Menopoz Psikolojisi Tedavisi
Menopoz döneminde kadınlar fiziksel, biyolojik, toplumsal bir takım değişiklikler yaşamaktadırlar. Artık kadın yumurta üretiminin sonlandığının ve doğurganlık özelliğini yitirdiğinin farkındadır. Bu değişimler kadınların içinde yaşadıkları ortama, sosyo- kültürel duruma vb. bir takım sebeplere dayanarak bir takım psikolojik sıkıntılara sebep olabilmektedir. Kimi toplumlarda kadınlar gençliklerini kaybettikleri düşüncesiyle karamsarlığa düşerken kimilerinde ise olgunluk ve bilgelik dönemi olduğu gerekçesiyle özgüven aşılanmaktadır. Neticede kadının menopoz anındaki psikolojisi yakın çevresi ve ailesine bağlı olduğu kadar içinde yaşadığı toplumla da ilişkildir.
Menopoz döneminde görülen psikolojik sıkıntıları sadece bu dönemde görülenler olarak nitelemek yanlıştır. Bu rahatsızlıklar yalnızca menopoza bağlamak doğru değildir. Menopozdan önceki dönemde psikolojik bir bozuklukluğa yatkınlığı belirlenen kadınlara ise bu dönem daha fazla etki etmektedir. Bunun sebebi hem fiziksel değişimler olabileceği gibi hem de hormon seviyelerinde meydana gelen değişimlerin (östrojenin azalması gibi) beyinde bir takm bölgeleri etkilemesi sonucu olabilir.
Menopozdan sonra östrojen hormonunun salınımı büyük oranda azalmaktadır. Bu da beyinde glia hücrelerini, immün beyin bariyer sistemini, endorfin benzeri bazı maddelerin salınımını, beyne olan kan akımını etkileyerek beyin fonksiyonlarına müdahale etmektedir. Bu müdahalenin de kadınlar da menopoz döneminde bir takım ruhsal problemlere yol açtığına ilişkin araştırmalar yapılmaktadır.
Menopoz döneminde görülen ruhsal değişimlerin ve problemlerin bazıları şu şekilde sıralanabilir:
♥ Dikkat dağınıklığı
♥ Kontrolsüz sinir
♥ Aşırı duygusallık
♥ Odaklanma problemleri
♥ Motivasyon eksikliği
♥ Endişe ve panik
♥ Halsizlik ve yorgunluk hissi
♥ Depresyon
♥ Uyku bozuklukları
Bu dönemde oluşan rahatsızlıkların üstesinden gelebilmek adına düzenli egzersiz ve spor yapmak yardımcı olacaktır. Bunun yanında yenilen/içilen besinler konusunda dikkatli olmak ve özellikle sağlıklı olmasına özen göstermek önemlidir. Diğer yandan çalışan kadınların işlerini bırakmamaları aksine dört elle sarılmaları psikolojilerini olumlu yönde etkileyecektir. Diğer yandan hobi, gezi, aktivite vb. gruplara katılmaları ve yeni ortamlar içerisinde bulunmaları motive kazandıracaktır. Diğer yandan arkadaşlarıyla katılacakları etkinlikler ve geçirecekleri zaman sosyalleşmeleri açısından oldukça önemlidir. Tüm bunların yanında bir uzmandan yardım almak durumu daha da kolaylaştıracaktır.
Ayrılık Depresyonu Nedir - Ayrılık Depresyonu Nasıl Oluşur - Ayrılık Depresyonu Belirtileri Nelerdir - Ayrılık Depresyonu Tedavisi - Ayrılık Depresyonu İle Nasıl Baş Edilir
Ayrılık sonrası yaşanan kalp kırıklığı ve üzüntü kişiyi depresyona sürüklemektedir. Kimileri için bu depresyon süresi uzun sürerken kimileri için kısa sürmektedir. Bu depresyon süreci ne kadar uzun sürerse kişi kendini o kadar yıpratmakta, kendini psikolojik bir çöküntüye sokmaktadır. Ayrılık sonrası depresyonu atlatmanın en önemli koşulu kişinin iyi olmayı istemesidir. Bununla başa çıkarken kişi arkadaşlarından ailesinden yardım alabilir.
Peki ayrılık depresyonuyla nasıl baş edilir? Neler yapmak gerekir?
♥ Ayrılık depresyonunun uzun sürmesinin nedenlerinden birisi kişinin ayrılığı kabullenememesidir. Kişi ayrılığı kabul etmediği için hala sevgili olduklarını düşünmektedir. Bu tür düşünceler kişiyi daha çok çıkmaza sürüklemekte, depresyondan zor çıkmasına neden olmaktadır. Bu yüzden işe ayrıldığınızı kabullenmekle başlayın. Telefonunuzdan eski sevgilinizin telefon numarasını silin. Mümkünse karşılaşmayın ve iletişime geçmeyin. Ayrılıktan sonra yaklaşık 1 yıl birbirinizi görmeyin.
♥ Ayrılık sonrası depresyonda yapılan en büyük yanlışlardan birisi kişinin kendini eve kapatması, sosyal yaşamdan kopmak istemesidir. Ayrılık depresyonuyla baş etmek için ailenizle, arkadaşlarınızla dışarı çıkın, gezin. Kendinizi çökük ve bıkkın hissetmemek için spor yapın. Böylece kendinizi daha zinde hissedeceksiniz.
♥ Ağlamak istiyorsanız ağlayın. Ağlamak kişinin bir bakıma içini dökmesi demektir. Ağlamadığınızda düşünceleriniz içinde kalarak daha da büyüyecektir. Ağlarken yanınıza en yakın arkadaşınızı çağırabilir, ondan destek alabilirsiniz.
♥ Ayrılık sonrası depresyonda bazı kişilerin aklına hemen intikam alma duygusu gelmektedir. Ancak bu bir çözüm değildir. Eski sevgilinize bir kötülük yapmak sizi o an rahatlatacaktır. Ancak bunun geçici bir çözüm olduğunu unutmayın, insani duygularınızdan vazgeçmeyin.
♥ Yanınıza en yakın arkadaşınızı alarak küçük bir tatile çıkabilirsiniz. Böylece eski sevgilinizle vakit geçirdiğiniz şehirden, anılarınızdan bira uzaklaşmış, kafa dinlemiş olursunuz. Ufak bir tatil sizi mutlu hissettirecek, rahatlatacaktır.
♥ Çoğu kişi için affetmek kolay olmasa da eski sevgilinizi affetmeye çalışın. Bu size o an için mantıksız gelse de uzun sürede sizi daha mutlu hissettirecektir. Affetmenin en büyük erdem olduğunu unutmayın.
♥ Arkadaşlarınızla dışarı çıktığınızda kendinizi suçlu hissetmeyin. Ben dışarı çıktım, eğleniyorum, acaba o üzgün müdür, acaba yanlış mı yapıyorum gibi düşüncelere kapılmayın. Herkesin artık kendi hayatı olduğunu aklınızdan çıkarmayın.
Dikkat Eksikliği - Dikkat Eksikliği Nedenleri - Dikkat Eksikliği Belirtileri - Dikkat Eksikliği Tedavisi - Dikkat Eksikliği Hakkında
Dikkat eksikliği bir diğer adıyla dikkat dağınıklığı ve hiperaktivite bozukluğu çocuklar ve ergenler için oldukça önemli bir sorundur. Dikkat eksikliği çeken bir bireyin okul ve sosyal yaşamında büyük sorunlar yaşaması söz konusudur. Dikkat eksikliği çocukların ve ergenlerin yaklaşık %10'unda görülmektedir.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu rahatsızlığının birtakım belirtileri vardır. Bu belirtiler, aşırı hareketlilik, dikkatin toplanamaması ve dürtüselliktir.
Dikkat eksikliğinde bu üç belirti aynı anda görülebilir. Bazı durumlarda ise sadece dikkat eksikliğini ve hiperaktiviteyi tetikleyen dürtüsellik ön plana çıkar.
Bir kişide dikkat eksikliği ve hiperaktiviteden bahsedilebilmesi için söz konusu belirtilerin 7 yaşından önce görülmesi gerekmektedir. Bu belirtilerin her ortamda görülmesi, sürekli olarak kendini tekrar etmesi ve günlük yaşamı etkileyecek boyutta olması kişide dikkat eksikliğinin olduğunu göstermektedir.
Dikkat eksikliğinin oluşmasına neden olan birçok faktör vardır. Fakat dikkat eksikliğinin oluşmasına neden olan durum anne ve babadan kaynaklanmaktadır. Dikkat eksikliği yaşayan çocukların anne ve babaları da bir dönem aynı sorundan muzdarip olmuştur. Anne ve babaların zamanında bu sorunu yaşamasına rağmen doktora gitmemesi, hastalığın genetik olarak devam etmesine neden olabilmektedir. Birçok ebeveyn çocuklarının hiperaktive belirtileri göstermesini normal karşılaması, bu hastalığın tedavi edilmesinin önüne geçmektedir.
Dikkat eksikliğinin oluşmasına neden olan bir diğer etken de doğum anıdır. Doğum sırasında çocuğun beyninde ufak da olsa bir sorun oluşması beynin fonksiyonunu etkileyemeye yetmektedir.
Hiperaktivite yaşayan çocukların ve gençlerin küçük yaşlarda beyne hasar veren enfeksiyonlar yaşadığı bilinmektedir. Bu rahatsızlıklar beynin dikkat fonksiyonunu etkilemektedir. Ayrıca kafa travmaları gibi durumlar da çocukların hiperaktivite ve dikkat eksikliği yaşamasına neden olmaktadır.
Dikkat eksikliği çocukların ve ergenlerin gelişim sürecini de aksatmaktadır. Dikkat eksikliği yaşayan çocukların olgunlaşması daha sonra görülmektedir. Dikkat eksikliği sorunu genelde 13-14 yaşlarına kadar devam etmektedir. Bu hastalığın ileri yaşlarda devam etme olasılığı oldukça düşüktür.
Dikkat eksikliği, doktorlar tarafından beynin yapısal değil fonksiyonel bir rahatsızlık sonucunda oluştuğu şeklinde yorumlanmaktadır. Çevresel ve genetiksel faktörlerle birlikte hastalığın ilerlediği gözlemlenmektedir. Küçük yaşlarda tedavi edilebilen bu hastalık erken önlem alındığında devamlılık göstermemektedir.
Özgüvenli Nasıl Davranılır - Özgüvenli Davranmak İçin Öneriler - Özgüvenli Davranmanın Püf Noktaları
İnsanlar düşük özgüvene sahip olduklarında yeni bir şeyler denemekten korkarlar ya da birilerinin kendilerini kullanmalarına izin verirler. Özgüveninizi oluşturmak zaman alabilir fakat bu mümkündür. Kendinize inanmalısınız.
♥ Kusurlarınıza odaklanmayın. İnsanlar kendi kusurlarına odaklandıklarında özgüvenlerini düşürecek olumsuz düşüncelerin işi kolaylaşır. Düşük özgüvene sahip insanlar kendilerine güvenerek hareket etmezler çünkü kendilerine güvenmezler.
♥ İnsanların önünde kendinizi eleştirmeyin. İnsanlar siz kendinizi nasıl görüyorsanız sizi o şekilde görmeye eğilimlidirler.
♥ Gülümseyin ve dost canlısı olun. Diğerlerine arkadaşça davranmak ve gülümsemek kendinize güvendiğiniz izlenimini uyandırır. Bu diğer insanların sizin iyi ve mutlu olan etrafındaki insanlardan hoşlanan biri olduğunuz fikrine inanmasını sağlar.
♥ Kendiniz için nasıl konuşacağınızı öğrenin. Diğerlerinin sizin için konuşmasına ya da sizi geri plana atmasına izin vermeyin. Sizin üzerinizden avantaj elde etmeye çalıştığını bildiğiniz birine gülümsemek ve dostça davranmak zorunda değilsiniz. Eğer kendiniz için konuşmazsanız insanlar size bir kapı paspası muamelesi yapacaktır ve üzerinizde yürüyeceklerdir.
Üstün Zeka Nedir - Üstün Zeka Belirtileri - Üstün Zeka Nasıl Anlaşılmalı - Üstün Zekalı Kişilerin Özellikleri
Üstün zeka, normal üstü veya yüksek zeka şeklinde tanımlanabilir. IQ seviyesi 90 ve üstü olanlar normal, 135 ve üstü olanlar üstün zekalıdır diyebiliriz. Günümüzde üstün zekalı denildiğinde birçok kişi akla gelmektedir. Ancak, üstün zekalı olup fark edilemeyen birçok kişi de kaybolup gitmektedir.
Peki üstün zekalılar nasıl anlaşılır? Üstün zekalı kişilerin özellikleri nelerdir?
Üstün Zekalı Kişilerin Belirtileri
♥ Uzun süreli bir belleğe sahiptirler.
♥ Sanat, müzik, geometri, bilim ya da teknoloji alanında başarılıdırlar.
♥ Karmaşık problemleri diğer kişilere göre daha kolay çözerler.
♥ Gözlemleri son derece yerinde ve doğrudur.
♥ Aşırı enerjiktirler.
♥ Aşırı merak eder ve çok soru sorarlar.
Üstün Zekalı Kişilerin Özellikleri
Kişisel Özellikler
♥ Bağımsız, mükemmelliyetçi ve özgüvenleri yüksektir.
♥ Yüksek amaç ve idealleri vardır.
♥ Aşırı duygusal olabilirler.
Fiziksel Özellikler
♥ Duyu organları gelişmiştir.
♥ Çok enerjiktirler. Bu hiperaktiflikle karıştırılmamalıdır. Üstün zekalı kişiler, hiperaktif kişilerin aksine odaklanma sorunu yaşamazlar.
♥ Bebeklik döneminde daha az uyuma ihtiyacı hissederler. Battaniyeleri üzerinden atma, gürültüye aşırı tepki gösterme gibi davranışlar sergilerler.
♥ Birbirine yakın renkleri ve ısıları diğer kişilere göre daha iyi ayırt ederler.
♥ Hızlı olgunlaşırlar ve kuvvetlidirler.
ihinsel Özellikler
♥ Ezberleme yetenekleri muhteşemdir. Kolay ezberler ve ezberlenen bilgileri diğer kişilere göre daha uzun süre hafızalarında tutarlar. Kelime hazineleri oldukça zengindir.
♥ Okul çağlarının başında yazmayı pek sevmezler.
♥ Hızlı düşünüp, hızlı konuşabilirler.
♥ Okuma gibi birçok şeyi kendi başına öğrenebilirler.
♥ Sayılara çok erken yaşlarda ilgi duymaya başlarlar.
Üstün Zeka Testleri
Üç yaşından itibaren çocuklara zeka testi yapılabilir. Ancak kesin sonuçlar elde edilememektedir. Daha doğru sonuçlar için 5 yaşının beklenmesi gerekmektedir.
Ailenin yapabileceği içsel zeka testlerinden biri
Çocuklara en uyacak şekilde ‘Hayır’, ‘Evet’, ‘Az’ ve ‘Çok fazla’ cevaplarından biri seçilir. Cevabın karşılığı olan puanlar toplanır. Bu toplam sonucuna göre değerlendirme yapılabilir.
İÇSEL ZEKÂ
♥ Özgüveni yüksek
♥ Kendini tanıma çabası içinde
♥ Kuvvetli, zayıf yönlerini öğrenme çabası içinde
♥ Bağımsız davranmayı sever
♥ Yalnız çalışmayı daha çok tercih eder
♥ Kendine hedef koyar
♥ Durup düşünüp öyle hareket etmeyi sever
Dikkat Eksikliği - Dikkat Eksikliğinin Giderilmesi - Dikkat Eksikliği Nasıl Giderilmeli - Dikkat Eksikliğinin Giderebilmek İçin Öneriler
Dikkat eksikliği, en sık görülen zihin problemlerinden biridir. Günlük hayatta etrafımızda çokça uyarıcının olması da dikkat eksikliğinin sıklaşmasını tetikleyen sebeplerden. Dikkat eksikliği, zamanında tedavi edilmezse daha ciddi sosyal bozukluklara sebep olabilecek bir rahatsızlıktır.
Dikkat eksikliğinin tedavisinde ilk dikkat edilmesi gereken dikkat eksikliğini ortaya çıkaran ya da tetikleyen etkenleri belirlemek ve bunlardan kaçınmaktır. Kişinin çevresinde olan tüm uyarıcılara her zaman dikkat etmesi beklenemez. Ancak stres, uykusuzluk, gerginlik, yorgunluk, huzursuzluk dikkat etsikliğini beraberinde getiren durumlardır. Bu sebeple, düzenli bir uyku alışkanlığına sahip olmaya ve stresle başa çıkmak için yöntemler geliştirmeye özen gösterin. Gün içerisinde hafızayı dinç tutmak için yapılabilecek bazı aktiviteler de bu hastalığın tedavisi için yararlı olabilir. Çeşitli kelime oyunları, sudoku, bulmaca gibi aktiviteler kişinin dikkatini toplamasına yardım eder. Beslenmenize de dikkat etmeli ve düzenli olarak sağlıklı öğünler yediğinizden emin olmalısınız. Alkolün beyin hücrelerine olan etkisi düşünüldüğünde, alkolden de uzak durmanız gerekir.
Dikkat eksikliğinin giderilmesinde atılacak en doğru adım ise doktora başvurmaktır. Profosyonel bir doktordan destek almak bu konuda sorunlarınızı çözmenizde size yardımcı olacaktır. Doktorunuzla yapacağınız terapiler ve duruma göre vereceği ilaçlar oldukça önemlidir. Bu rahatsızlıkta kullanılan ilaçların başında antidepresanlar gelir. Bu ilaçların kullanım şekli ve dozuna kesinlikle doktor karar vermelidir. Aksi halde ilaçlar ters etki yaratabilir.
Bunlara ek olarak, dikkat eksikliği yaşayan kişilerin katılabileceği destek grupları mevcuttur. Bu destek gruplarına katılarak, sizle aynı rahatsızlığı yaşayan kişilerle konuşabilir ve onlardan destek alabilirsiniz. Bu kendinizi yalnız olmadığınız konusunda daha da iyi hissetmenizi sağlayacaktır.
Dikkat eksikliği çocuklarda da en sık görülen durumlardan biridir. Ders çalışırken ya da arkadaşlarıyla oynarken bile kolaylıkla fark edilebilen bu durumu önlemek için erken davranılmalıdır. Ebeveynler, bunun için ilaç tedavileri ya da bitkisel çözümler aramak yerine doktora başvurmalıdırlar. Gün içerisinde zihinlerini kuvvetlendirmek için evde yapılabilecek aktiviteler de bu sorunu çözmede yardımcı olacaktır. Ancak bu aktiviteler oyun oynarmış gibi yapılmalı ve böylece çocuğun bundan keyif alması sağlanmalıdır. Bir yandan da dikkatini bir noktada toplamayı öğrenecektir.
Kişisel Gelişim Nedir - Kişisel Gelişimin Faydaları Nelerdir - Kişisel Gelişimin Basıl Faydaları Vardır - Kişisel Gelişimin Faydaları Hakkında
Kişinin kendini tanıması, tüm olumlu yargı kalıplarını benimsemek, hedeflere ulaşmada en temel yardımcı olan kişisel gelişimle mümkündür. Kişisel gelişim, çok yönlü gelişim temelli, insanı güçlü, verimli ve etkili yapan, farklı öğrenme yollarına başvurmaya iten bir süreçtir.
Artan Farkındalık
Kişisel gelişim süreciyle içinizde bulunduğunuz anı yaşamayı, sonra-geçmiş kavramlarından uzak durup, şimdi-gelecek kavramlarına yakın olacaksınız. Hayatın şimdi’lerden ibaret olduğunu anlayacaksınız. Kişinin kendine yapabileceği en iyi şey, şimdi’nin gücünü fark etmektir.
Başarılı Sonuçlar
Kendinizi, kendinizden her zaman daha iyiye geliştirmeye odaklandınız, bu sayede istenilen sonuçlara daha kolay ulaşabileceksiniz. Belirtiler ve pozitif düşünme araçlarının yardımı ile hedeflerinize ulaşmada her zaman kolayca motive olacaksınız.
Gelişen Özgüven
Doğal olarak, kişisel gelişiminize ne kadar odaklanırsanız, o oranda büyüyecek, genişleyecek ve kişisel güveninizi, özgüveninizi arttıracaksınız. Kendinizden, temel güçlerinizi ve zayıflıklarınızı bildikten sonra, daha fazla emin olabileceksiniz. Ayrıca, kendinizi tanıdıktan, kendinize yardım ettikten sonra, diğerlerine yardım etmede daha iyi bir pozisyonda olabileceksiniz.
Daha Az Stress
Kendinizi tanıdıkça, depresyon, sinir gibi olumsuz süreçleri nasıl atlatacağınızı da öğrenirsiniz. Gerçekliğin temasıyla gelişip büyüdükçe, stres ve sinirli davranmanın da nedenlerini, gereksizliğini sorgulayabilirsiniz.
Daha İyi İlişkiler
En önemli ilişki, kendinizle birlikte yaşadığınız ilişkidir. Öyleyse, kişisel gelişiminize yatırım yapmak, akıllıcadır. Kendiniz ve hayatınızla ilgili iyi hissedince de, diğerlerine yardım etmek, eğlendirmek, mutluluk yaymak, olumsuz düşünceleri azaltmak ve dünyayı daha yaşanabilir hale getirmeyi ilke edineceksiniz.
Gelişmiş Yaratıcılık
Kişisel gelişimde çok farklı tekniklerle uğraşmanın bir sonucu olarak, hayatın tüm alanlarında ne kadar yaratıcı olduğunuzu zamanla fark edeceksinizdir. Siz değiştikçe, profesyonel, gizli ve sosyal hayatınız da aynı oranda değişecektir.
Bunlar dışında ise, kişisel gelişimin faydaları şu şekilde maddelendirilebilir;
Kurumsal ve özel hayatınızın her alanında katkı sağlamak, bir şeyler başarmak istediğinize dair mesaj verirsiniz
Zayıf ya da az gelişmiş yönlerinizin üstüne giderek, daha güçlü yapıda olursunuz.
Son olarak, kişisel gelişim yaşayan ve ilerleyen bir süreçtir, her zaman motive olun ve tutkuyla neyi hedeflediyseniz, emin adımlarla devam edin.
Girişken Olmak - Girişken Nasıl Olunur - Girişken Olmak İçin Öneriler - Girişken Olmanın Yolları
Girişkenlik fikirlerini açık açık söyeleyerken aynı zamanda karşındaki kişinin hakkına sayı göstermektir. Toplumda ki bir çok kişi kendince sebeplerinden dolayi girişken olmaktan kaçınırlar. Üzülür, ayıp olur, kırılır gibi düşüncesi ile kendini firenleyen bir çok insan vardır. Böyle yaparak asosyal, karamsar bir insan profiline bürünmektedir.
Girişken olabilmek için şunlar yapılmalıdır;
Öncelikle kendinize inanmalısınız. Kimsenin sizi sevmiyeceğini, söylediklerinizin kimse tarafından dikkate alınmayacağı gibi düşüncelere kapılıp kenara çekilmemelisiniz. Bakış açınızı ve taleplerinizi açık bir şekilde dile getirmelisiniz. Bu gibi düşüncelere kapılmayıp kendiniz gibi davranırsanız girişken bir kimliğe sahip olursunuz.
Başkalarına karşı ilgi gösterin. Arkadaşınız olarak gördüğünüz insalarla yardım edin. Böylelikle mesafeleri kaldırmış olursunuz. Bu ilginiz karşısında onlarda sana ilgi gösterecektir. Başkalarına karşı ilgi gösterirken şu adımları izlemelisiniz;
1- Küçük adımlarla başla. Girişkenlik, dikkatleri üzerine çekecek kadar sürekli olarak kalabalık ortamlarda bulunmak değildir. Farklı kişilerle konuşmaya çalışmalısın.
2- İyi bir dinleyici ol. Karşındakinin anlattıklarına ilgi duyduğunu hisettir.
3- Diğerlerine katıl. Bire bir sohbetlerde uzmanlaşınca toplu sohbetlere katıl.
4- Kendinden mükemmellik bekleme. Konuşurken yanlış cümleler kurmaktan korkma.
5- Espri yeteneğini geliştir. Komik olmak bulunduğun ortamda kabullenilmende büyük rol oynar.
6- Sabırlı ol. Konuşurken ortamdaki sessizlikten çekinme. Karşındaki insan da girişken olmayabilir.
7- Büyüklerle konuşmaya çalış. Büyüklerlen konuş bu sana özgüven kazandırır.
Hislerinizi karşınızdaki kişiye aktarırken sıkça “ben” dilini kullanmalisiniz. Örneğin, ev arkadaşınızdan etrafı düzenli tutmak için yardım istediğinizde, “Çok dağınıksın, düşüncesizsin!” gibi suçlayıcı cümleler kurmak yerine, “Etrafı dağınık bırakman, bu konuda hiçbir şey yapmaman beni çok yoruyor, sürekli her yeri ben toplamak istemiyorum” gibi kurulacak cümleler ile kendi hislerinizi karşınızdaki kişiye aktarmalısınız.
Konuştuğunuz kişilere açık sözlü olmalısınız. Aynı şekilde karşınızdakini de dinlemelisiniz.< >şurken göz kontağı kurmaktan kaçınmamalısınız. Bu samimiyetinizi gösterir.
Sesinizin tonuna ve yüksekliğine dikkat etmelisiniz. Girişkenlikte, ne söylediğiniz kadar, nasıl söylediğiniz önem arz etmektedir.
Vücud dilinizin söylediklerinizle uyumlu olmasına dikkat etmelisiniz.
Sınav Kaygısı - Nasıl Sınav Kaygısı Azaltılır - Sınav Kaygısından Kurtulmanın Yolları - Sınav Kaygısından Kurtulmak İçin Neler Yapılır - Sınav Kaygısından Kurtulma Önerileri
Kaygı, her insanın yapısı gereği iyi ya da kötü tecrübe ettiği bir duygudur. Özellikle sınavlardan önce kaygı duymak oldukça normaldir. Temel sebepleri başarısızlık korkusu ve strestir. Sınavlar yalnızca hazırlıktır. Bu yüzden rahatlayın, iyi çalıştığınızdan emin olun. Bu gibi tavsiyelerle siz de kolaylıkla sınav kaygısından kurtulabilirsiniz.
Düzenleyin!: Sınav için gerekli her şeye sahip olduğunuza emin olun. Sınav giriş belgesi, kimlik belgesi, saat vb gibi. Son dakikada yapılan aramalar stres ve paniğe sebep olacaktır ve bu da sınavlarınıza yansır.
Diyet yapın!: Sınavlara gitmeden önce kesinlikle enerji üreten ancak mideniz için ağır olmayan besinler tüketin. Asla boş mideyle sınavlara gitmeyin. Sınav kağıdınıza boş mideyle konsantre olamazsınız. Meyve ve proteinler iyi birer enerji kaynağıdırlar.
Sakinleşin!: Sınavdan bir saat önce, her şeyi bırakın ve sakinleşin. Zaten bir şekilde hazır olan beyninize daha fazla stres yükelemeyin. Kendinize güvenin, sakin kalmaya çalışın ve derin nefesler alın. Sınava çalıştınız ve elinizden gelenin en iyisini yapmaya hazırsınız.
Planlayın!: Sınav kağıdını elinize aldıktan sonra, genel olarak soru tiplerine bakın ve nereden başlayarak zaman kazanacağınıza karar verin. Kolay gördüğünüz soruları işaretleyin. Başarısız olacağınız düşüncesini unutun, bırakın beyniniz tüm fonksiyonu ile başarılı olacağına inansın.
Kontrol edin!: Sınav sonunda kalan soruları tekrar tekrar kontrol edin. Mümkünse son 15 dakikanızı sınav kağıdınızı kontrol etmeye ayırın. Sabırla her cevabınızı kontrol edin. Hatalarınızı gördüğünüzde siz de kontrol ettiğiniz için mutlu olacaksanız, gerekli görülen hataları düzeltin.
Unutun!: Genellikle sınavlar biter bitmez, tek yaptığımız şey diğer insanların ne yazdığını önemsemek, kendi yanlışlarımız üzerinden yargılama yapmaktır. Sınav kağıdını teslim ettiğiniz andan itibaren, sonuçlara yapabileceğiniz hiçbir şeyin olmadığını unutmayın. Başkasının ne yaptığını bilmek, size yalnızca stres ve suçluluk duygusu kazandırır. Herkesin sınavda elinden gelenin en iyisini yaptığını kabullenin. Zaten geçmişte kalmış bir şey için enerji harcayarak endişelenmek yerine, gelecekteki sınavlarınıza zamanınızı verimli harcamak için planlar yapın.
Özgüven - Özgüven Nasıl Kazanılmalı - Özgüven Kazanma Yolları - Özgüven Kazanmak İçin Öneriler
Özgüven en az özsaygı ve öz yetkinlik kadar önemlidir. Hatta bazı kaynaklarda özgüven, özsaygı ve öz yetkinliğin birleşimi olarak tarif edilir.
Özgüveni olan kişi genellikle kendisini sever, kişisel ve profesyonel hedeflerine ulaşabilmek için risk almayı arzular ve gelecek hakkında pozitif düşünür. Özgüven eksikliği olan kişi ise hedeflerine ulaşabileceğine pek inanmaz, kendisi hakkında negatif bir perspektife sahiptir.
İyi haber ise özgüveni kazanmanızın mümkün olduğudur.
Peki, özgüven nasıl kazanılır? İşte özgüven kazanmanın yolları:
Şimdiye Kadar Neler Başardığınızı Düşünün
Bazen neleri yapamadığınıza odaklanmak daha kolaydır ve hiçbir şey başaramadığınızı düşünürseniz özgüveninizi kaybetmek çok kolay olacaktır. Büyük ya da küçük, başardıklarınıza odaklanmak tüm yetenekleriniz ve kabiliyetleriniz üzerinde perspektif kazanmanıza yardımcı olabilir.
Hayatınızda gurur duyduğunuz şeyleri bir kenara yazmaya başlayın. Başardıklarınızı düşünün; bu bir sınavda iyi not almak, üniversiteden mezun olmak, yabancı bir dil öğrenmek, başarılı bir sunum yapmak ya da bisiklet sürmeyi öğrenmek olabilir. Bu listeyi yakınınızda tutun ve gurur duyduğunuz bir şeyler yaptıkça listeye ekleyin. Kendinize olan güveniniz azaldığında bu listeyi çıkarın ve başardıklarınızı hatırlayın.
Bazı Hedefler Koyun
Kendinize bazı hedeflere koyun ve bunları başarmayı amaçlayın. Hedeflerinizi yerine getirdikçe başarabildiğinizi göreceksiniz. Bunların büyük hedefler olması gerekmiyor; bir kek pişirmek ya da arkadaşlarınızla bir akşam yemeği planlamak bile olabilir. Sadece listeye tik atılabilecek ufak şeyler olması ve bir şeyleri bitirebildiğinizi görüp özgüven kazanmanıza yardımcı olması yeterlidir.
Bir Hobi Edinin
Sizi heyecanlandırabilecek ve yapmaktan keyif alacağınız bir şeyler bulun. Takı tasarımı yapmak ilginizi çeker mi? Tenis oynamaktan keyif alır mısınız? Resim yapmak sizi rahatlatır mı? Arzulu olduğunuz bir şey bulmak başarılı olabileceğiniz bir şey bulmanıza yardımcı olabilir. Bir aktivite için ilgili ve arzulu iseniz, onda iyi olma şansınız da fazladır.
Egzersiz Yapın
Fiziksel aktivitenin özgüvenin üzerinde büyük etkisi vardır. Eğer formsuzsanız güvensiz, gösterişsiz ve daha az enerjik hissedersiniz. Egzersiz yaparak fiziksel görünümünüzü iyileştirir, enerji kazanır ve olumlu bir şey başarmış olursunuz.
İyi Giyinin
Nasıl giyindiğiniz kendinizi nasıl hissettiğinizi etkiler. Güzel görünmediğinizde kendinizi nasıl taşıdığınız ve insanlarla iletişiminiz değişir. Düzenli duş almak ve traş olmak, temiz kıyafetler giymek ve modayı takip etmek önemli iyileşmeler sağlayabilir. Elbette bu, kıyafete çok para harcamanız gerektiği anlamına gelmemektedir. Uygulayacağınız çok güzel bir yöntem şudur: 2 katı kadar harca, yarısı kadar al. Yani bir sürü ucuz kıyafet almaktansa iyi kaliteli birkaç kıyafet almak her zaman daha iyidir. Bu sayede hem uzun vadede daha az para harcamış olursunuz, hem de dolabınızdaki dağınıklıktan kurtulursunuz.
Daha Hızlı Yürüyün
Bir insanın nasıl hissettiğini yürüyüşüne bakarak anlayabilirsiniz. Yavaş mı, yorgun mu, acı çekiyor gibi mi yürüyor? Yoksa enerji dolu ve amaçlı mı yürüyor? Güveni olan kişiler hızlı yürür. Gidecek yerleri, görecek arkadaşları ve yapacak işleri vardır. Aceleniz olmasa da adımınıza enerji katarak özgüveninizi arttırabilirsiniz. %25 daha hızlı yürümek daha önemli hissetmenizi sağlayacaktır.
Doğru Pozisyonda Durun
Bir insanın nasıl durduğu onun hakkında çok şey söyler. Bir kişinin omuzlarının düşük ve hareketlerinin uyuşuk olması o kişinin özgüvenin eksik olduğunu gösterir. Bu kişiler yaptıkları şey için istekli değildirler ve kendilerinin önemli olduğunu düşünmezler. İyi bir duruşa sahip olarak otomatik olarak daha güvenli hissedebilirsiniz. Dik durun, başınızı yukarı kaldırın ve göz teması kurun. Diğerleri üzerinde olumlu etki bırakacak ve daha atik hissedeceksiniz.
Konfor Alanınızın Dışına Çıkın
Yapamayacağınızı düşündüğünüz bir şeyleri yaptığınızda konfor alanınızın genişlemeye devam edecektir. Her gün ufak görünen bir şeyler yapmak, sizi daha büyük şeyleri yapamaya götürecektir. İlk adımı atarak bir başlangıç yapın!
Ön Sırada Oturun
Okullarda, ofislerde, eğitimlerde ya da seminerlerde insanlar genelde arkalarda oturmayı tercih ederler. Birçok insan arkayı tercih eder çünkü fark edilmekten korkar. Bu da özgüven eksikliğini yansıtır. Ön sırada oturmaya karar vererek mantıksız korkunun üstesinden gelebilir ve özgüveninizi inşa edebilirsiniz. Ayrıca konuşma yapan önemli kişiler tarafından da rahatlıkla görülürsünüz.
Çekinmeden Konuşun
Grup tartışmalarında birçok kişi konuşmaktan çekinir çünkü diğerlerinin onları aptalca bir şey söylemekten yargılayacağını düşünür. Bu korku pek de doğru değildir. İnsanlar genelde hayal ettiğimizden daha fazla onaylarlar. Ama birçok kişi aynı korkuyu yaşamaktadır. Her grup görüşmesinde en az bir kez konuşmaya çalışarak daha iyi bir konuşmacı haline gelebilir ve kendi fikirlerinizden daha emin olabilirsiniz.
Geçmiş Başarısızlıklarınızı Öğrenme Fırsatı Olarak Görün
Kendine güvenen insanlar geçmiş başarısızlıklarına bakar ve bunları öğrenme fırsatı olarak görürler. Hatalarınızdan bir şeyler öğrenin ve tekrar deneyin. Unutmayın kaybettiğinizde değil, vazgeçtiğinizde biter.
Sabırlı Olun
Bazen ileri gidebilmeniz için geri gidersiniz. Özgüven kazanmak bir gecede olabilecek bir şey değildir. Yeni bir şeyler deneyip amacınıza ulaşamayabilirsiniz. Eğer mümkünse buradan ne gibi dersler olduğunu görün. İlk denemede amacınıza ulaşmamak kendiniz hakkında daha fazla öğrenebilmek için bir şanstır. Özgüven beslenip büyütülmesi gereken bir şeydir.
Denge için Uğraşın
Özgüven inşa etmek denge ile ilgilidir. Çok az özgüvene sahip olmak hedeflerinize ve kendinizi iyi hissetmekten alıkoyabilir. Aşırı özgüveni olan kişiler de aynı problemle karşılaşabilir, çünkü onlar da amaçlarına ulaşmak için gerekli olan zaman ve çabayı hafife alırlar.
Negatiflikten Uzak Durun
Sizi aşağı çeken ve özgüveninizi parçalayan kişilerden uzak durmaya çalışın. Böyle kişilerden kısa bir süre uzak kalmak bile büyük bir değişim sağlayacak ve daha fazla özgüven için gelişim kaydetmenize yardımcı olacaktır.
Öyle hissetmeseniz de pozitif olmaya çalışın. Problemlere odaklanmayı bırakın, bunun yerine çözümlere ve pozitif değişiklikler yapmaya odaklanın.
İltifatları Zarafetle Kabul Edin
Özsaygısı düşük olan kişilerin birçoğu iltifatları kabul etmekte zorlanırlar ve iltifat eden kişinin hata yaptığını ya da yalan söylediğini düşünürler. Eğer biri size iltifat ettiğinde “ Hımm, evet “ diyor ya da önemsemiyorsanız iltifatlara olan cevabınızı değiştirmelisiniz.
Teşekkür ederek ve gülümseyerek cevap vermek işe yarayabilir!
Eleştiriyi Öğrenme Şansı Olarak Görün
Eleştiri sadece bir kişinin bir konu hakkındaki görüşüdür. Biri sizi eleştirdiğinde kendinize güvenin, savunmacı bir şekilde yanıtlamayın ve eleştirinin özsaygınızı düşürmesine izin vermeyin. Eleştiriyi dinleyin ve ne söylendiğini anladığınızdan emin olun. Ardından eleştiriyi, öğrenmek ve gelişmek için kullanın.
Özgüven Kazanmanın Diğer Yolları
Biriyle konuşurken o kişiye bakın, ayaklarınıza değil! Göz kontağı kurmanız özgüven göstergesidir.
Pes etmeyin. Başarısızlığı kabul etmeyin. Her şeye bir çözüm vardır. Kafanızdaki negatif düşüncelerden kurtulun. Düşük özgüvenin nedenlerinden birisi de kafanızda dönüp duran negatif düşüncelerdir.
Bir sunum yapacaksanız öncesinde iyi hazırlanın.
Gülümseyin. Gülümsemek sadece daha iyi hissetmenizi sağlamaz, aynı zamanda etrafınızdakilerin de kendini daha rahat hissetmesini sağlar.
Öğrenmek güzel şeydir, bir akşam kursuna yazılın.
Bir daha ki sosyal etkinlikte sadece tanıdığınız kişilerle konuşmayın. Yeni kişilerle tanışın ve onlarla sohbet edin.
Her gün gülümsemenizi sağlayacak bir şey yapın.
Kendinizi başkaları ile karşılaştırmayın.
Yeterli miktarda ve iyi uyuyun. Yeterli ve iyi bir uyku daha pozitif bir tavra ve daha fazla enerjiye sahip olmanıza yardımcı olabilir.
Eğer tüm çabalarınıza rağmen özgüveniniz artmıyorsa bir uzmandan destek alabilirsiniz. Danışmanların ya da psikologların gerçekten iyi stratejileri vardır ve bu stratejiler sayesinde özgüveninizi inşa edebilirsiniz. Ayrıca kendinizle ilgili kötü hissetmenizin arkasındaki nedenleri bulmanıza da yardımcı olabilirler.
Özgüveni Yüksek Olan ve Özgüveni Düşük Kişiler Arasındaki Farklar
Özgüveni yüksek olan kişi başkaları tarafından eleştirileceğini bilse de doğru bildiğini yapar; özgüveni düşük olan kişi ise başkalarının ne düşüneceğine takılır ve ona göre hareket eder.
Özgüveni yüksek olan kişi risk almaya hazırdır ve daha iyi şeyleri başarabilmek için daha ileri gitmek ister; özgüveni düşük olan kişi ise konfor alanında kalır, başarısızlıktan korkar ve risk almaktan kaçınır.
Özgüveni yüksek olan kişi hatalarını kabul eder ve onlardan bir şeyler öğrenmeye çalışır; özgüveni düşük olan kişi ise hatalarını gizlemek için çok çalışır ve başkaları fark etmeden problemi çözebilmeyi umut eder.
Özgüveni yüksek kişi diğerlerinin kendisine iltifat etmesini bekler; özgüveni düşük kişi ise kendini metheder.
Özgüveni yüksek kişi iltifatları zarafetle kabul eder ve “ Teşekkürler, bunun için çok çalıştım. Uğraşlarımı fark etmenize çok memnun oldum “ der; özgüveni düşük olan kişi ise “ Hımm, pek de önemli bir şey değil aslında, herkes yapabilirdi “ diye yanıt verir.
Yukarıdaki örneklerden de anlaşılacağı gibi özgüvenli kişiler genellikle pozitiftir, kendilerine ve yeteneklerine inanırlar. Ayrıca hayatı tam manasıyla yaşamaya inanırlar. Düşük özgüvenli kişiler ise genellikle negatiflerdir ve kendi kendilerine zarar verirler.
Personel Bulmak - Personel Nasıl Bulunmalı - Personel Bulmak İçin Öneriler
Bilgisayar çağını yaşadığımız şu günlerde, işçi ve personel bulmanız eskisinden çok daha kolay ve daha az maliyetli. Üstelik sıradan değil tam da aradığınız niteliklere uygun kalifiye elemanları kolaylıkla bulabilirsiniz. Bunun için kullanabileceğiniz başlıca 5 yöntem vardır.
1. Gazeteye ilan vermek
Geçmişi gazetelerin basıma başladığı dönemlere kadar dayanan bu yöntem klasik olmakla birlikte artık eskisi kadar etkili değildir. Hem yayılma alanı hem de tam olarak hedefiniz olan personel adaylarına ulaşamama riski sebebiyle pek tercih edilmese de özellikle küçük çapta çalışan yerel firmalar, yerel gazeteler vasıtasıyla halen aradıkları elemanı bulabilirler.
2. İŞKUR (Türkiye İş Kurumu)
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na bağlı resmi bir kurum olan Türkiye İş Kurumu'na başvurarak aradığınız özelliklerde çalışan bulabilirsiniz. Kuruma yapacağınız resmi başvuruyla, kurumun iş talep listelerinde bulunan personel adaylarına erişebilir, kurumun size yönlendirdiği kişilerle görüşebilirsiniz.
3. Eleman bulma siteleri
Son yıllarda iş arayanlar ve işverenler tarafından en çok tercih edilen yöntem olan eleman bulma siteleri, iİşveren ve çalışan adaylarını kolaylıkla buluşturuyor. Kariyer sitelerinde bir ilan oluşturarak aradığınız personelin tüm özelliklerini bu ilanda belirtebilir, mekan iletişim bilgilerinizi ekleyerek adayları özgeçmiş ve başvurularını alabilirsiniz. Ayrıca siteler üzerinden adayların bilgilerine toplu olarak erişebilir ve en uygun seçimi kolaylıkla yapabilirsiniz.
4. Tanıdık yöntemi
Özellikle gelenekselleşmiş meslekleri yapar esnaf ve zanaatkar işletmelerinde kullanılan en etkili yöntemlerden biridir. Çalıştığınız piyasada deneyimli ve daha önce aynı işte uzun yıllar çalışmış kalifiye personeli sektörünüzdeki diğer kişilerin yönlendirmesiyle bulabilirsiniz. Bu yöntem, işe alacağınız personelin referanslı olmasını da sağlayacağından, bulacağınız personele olan güveniniz ve elemanınızın işine karşı alacağı sorumluluk daha üst düzeyde sağlanır. Eğer aradığınız deneyim ve kalifikasyon ise, bu yöntem size oldukça yardımcı olacaktır.
5. Reklam ve diğer yollar
Klasik bir yöntem olarak işletmenizin camına veya yakınlardaki reklam alanlarına ilanlar asarak personel ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Özellikle gazete ve internet sitesi ilanları gibi mecralarda kaybedecek vaktiniz yoksa ve acil olarak personele ihtiyaç duyuyorsunuz bu yöntem daha etkili olacaktır. Bu yöntemin daha çok niteliksiz eleman bulmakta kullanıldığını bilmenizde fayda var.
insan kaynakları uzmanı - insan kaynakları uzmanı ne iş yapabilir - insan kaynakları uzmanının görevi nedir - insan kaynakları uzmanı hakkında
Büyük kuruluşların işe alım süreçlerinde verimi arttırabilmesi ve doğru kişileri seçebilmesi için oluşturduğu İnsan Kaynakları, şirketlerin beklentileri ile çalışanları arasında önemli bir görev üstlenir. Şirketlerin kar marjlarının artmasından çalışan iletişiminin sağlanmasına kadar birçok görevi bulunan İnsan Kaynakları uzmanları nasıl çalışır, ne tür işler yapar?
Bir şirkette özellikle işe alım sürecinde doğru kişinin seçilmesini sağlayan bölüm İnsan Kaynakları'dır. Bu bölümün en önemli görevi de şirketin beklentileri doğrultusunda kişilerin kariyer hedeflerine uygun olarak en iyi işi insanlara sağlayabilmesidir. Bu aşamada İnsan Kaynakları Uzmanı olan bu kişiler, şirket hedefleri doğrultusunda karar verme yeteneğine sahip, özgeçmişleri iyi okuyabilen ve iletişim alanında güçlü kişilerde seçilir. Şirketler belirli dönemlerde belirli bölümler için pozisyon açarlar. Bu pozisyon için seçilecek kişiyi ise İnsan Kaynakları belirler. Çünkü günümüzde bir pozisyon için binlerce başvuru yapılabilmektedir. Durum böyle olunca İnsan Kaynakları ekibi işe en uygun adayı seçebilmek için birtakım mülakat ve yeterliliklere bakarlar. İnsan Kaynakları'nın buradaki görevi bağlı bulunduğu şirkete en iyi elemanı kazandırmaktır. Bunun için kişisel iletişim, kişisel yeterlilik, işe uygunluk gibi konular İnsan Kaynakları'nın değerlendirdiği konulardır.
İnsan Kaynakları ekibinde bulunan, seçim ve karar hakkı bulunan kişiler İnsan Kaynakları Uzmanı olarak nitelendirilir. Bu kişiler özellikle işe alım sürecinde etkin olarak görev almak zorundadır. İnsan Kaynakları aldığı görevler ve tamamladığı çalışmalar neticesinde bir şirketin gelişmesinde çok önemli bir yer tutar. Özellikle İnsan Kaynakları Uzmanları'nın şirketin genel hedefleri, bu hedefler için yaptığı projeler hakkında önemli derecede bilgiye sahip olmaları gerekmektedir. Bu birim şirket üst yönetimi ile çalışan arasındaki hedef, iş ve diğer sosyal ilişkileri de yönetmelidir. İnsan Kaynakları'nın bir diğer görevi ise kariyer planlamasında çalışanlarına yardımcı olmaktır. İşe alım süreçlerinde dikkat edilmesi gereken noktalardan biri de budur. Çalışanların kariyer basamakları performansları neticesinde ödüllendirilmeli ve sosyal olarak bir takım haklar çalışana verilmelidir. İnsan Kaynakları özellikle kariyer hedeflerinde çalışanlarının yanında durum destek vermekle görevlendirilir. Kişisel hedeflerin gerçekleştirimesi için şirketsel bazda hedeflerin gerçekleştirilmesi gerekir. Bu nedenle kişisel olarak kariyer planlamasında bulunan kişiler şirketsel bazda da çalışmış olur. İnsan Kaynakları kariyer bazında çalışanlarına yardım ederken bu genellikle eğitimler ile olur. Çalışan eğitimleri şirket çalışanlarının günümüz sektör ve kariyerleri hakkında bilgi sahibi olmasına ve çalıştığı pozisyondaki bilgilerini güncelleyerek arttırmasına yol açar. Bu eğitimler ise İnsan Kaynakları Uzmanı ve çalışanları tarafından verilmelidir. Ayrıca İnsan Kaynakları Uzmanları sosyal projeler oluşturup yönetebilmektedir.
mülakatta özgeçmişi anlatmak - mülakatta özgeçmiş nasıl anlatılmalı - mülakatta özgeçmiş anlatabilmek için tavsiyeler
İş mülakatlarında bilindiği üzere ilk intiba çok önemlidir. Görüşmede verilen ilk izlenim, görüşmenin ilk dakikasından itibaren mülakatta yer alan işverenleri etkilemektedir. Bununla birlikte iş görüşmelerinde birçok davranış ve söylem, mülakatın seyrini belirlemektedir. Bunlardan birisi de özgeçmişin anlatılmasıdır.
İş mülakatına katılacak olan adayların ilk olarak başvuruda bulundukları firma hakkında bir ön bilgisi olmalıdır. Bu bilgi hem kendinizin kariyer hedefi açısından hem de şirketin nasıl bir personel aradığını bilmeniz yönünden oldukça önemlidir. Şirket hakkında bilgi sahibi olmanız, mülakata daha kolay adapte olmanızı sağlayacaktır.
Mülakatlarda, iş arayan kişilere sorulan sorular genelde bellidir. Bu nedenle görüşmeye gitmeden önce mülakatta sorulan soruların neler olduğu hakkında bilgi edinin. Bu sorulardan bazıları da '' Kendinizi biraz tanıtır mısınız? kendinizden kısaca bahseder misiniz?'' gibi sorulardır. Bu gibi sorular ilk etapta kolaymış gibi görünse de anlatılacak olan bilgilerin belirli bir plan dahilinde verilmesi gerekmektedir. Soruda da yer aldığı gibi kendinizden ve özgeçmişinizden kısa bir şekilde bahsetmeniz gerekmektedir.
Mülakatta özgeçmiş anlatmak, görüşmeye ısınmak için oldukça iyi bir fırsattır. Özgeçmişinizde yer alan bilgilerin işvereninin önünde yer alması, kendinizin daha önceden tecrübe ettiğiniz işler hakkında bilgi sahibi olmanız bu soruyu kolay yanıtlamanızı sağlamaktadır. Burada önemli olan özgeçmişinizi sistematik bir şekilde gayet açıklayıcı bir üslüpla dile getirmektir.
Mülakatta özgeçmişten bahserdeken karşınızdaki insanın kafasını karıştırmamalısınız. Bunun için belirli bir sıradan anlatmaya başlayabilirsiniz. Bunun için ilk olarak eğitim bilgilerinizi dile getirin. Mezun olduğunuz okul ve bölüm,mezuniyet yılınız bu noktada yeterli olacaktır.
Eğitim bilgilerinden sonra staj, varsa part time çalışma tecrübelerinizden bahsedebilir ve bu işler hakkında birer cümle ile bilgi verebilirsiniz. Daha sonra sahip olduğunuz başarı sertifikaları, alınan ödüller ve projeler hakkında yine kısa bir şekilde konuşabilirsiniz.
Bu noktada dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da özgeçmiş anlatırken aşırı özgüvenli olmamaktır. Bir anlamda ''özgüven patlaması'' yaşamak karşı tarafa olumsuz bir etki yapabilir. Bununla birlikte fazla ''muhtaç olma'' görüntüsü de verilmemelidir. Özgüven ve mütavazılık arasında bir denge kurulmalı ve özgeçmişinizi bu şekilde anlatmalısınız.