İletişim Bilimleri Bölümü - İletişim Bilimleri Bölümünün Amacı - İletişim Bilimleri Bölümü Nasıl Okunur - İletişim Bilimleri Bölümü Nasıl Bir Bölüm - İletişim Bilimleri Bölümünden Mezun Olanlar Nerede Çalışır
İletişim bilimleri, geleceğin meslekleri arasında yer alacak uzmanlık dallarını içerir. Bu bölümü kazanıp bu alanda kariyer yapmak isteyenlerin öncelikle kendisini iyi ifade edebilen kişiler olması gerekir. Çünkü iletişim ve iletişimle ilgili her bölüm, öncelikle kişinin kendisiyle ve çevresiyle iletişiminin iyi olmasını gerektirir. Bir diğer gereklilik de çok okumak, okuduklarını yorumlamak, öğrenilen ya da bilinen her şey hakkında soru sorup tartışabilmektir. Tüm bunlar gelişimi de beraberinde getireceği gibi iletişim bilimlerini kazanma sürecini de etkiler. Çünkü sözel bölümler, üniversite sınavında sözel sorularını çözmeyi gerektirdiği için okumak ve okunanı yorumlamak önemlidir.
Yorum yeteneğinin gelişmiş olması, yalnızca sınavı kazanmayı kolaylaştırmakla kalmayıp okul hayatı boyunca ve iş yaşamında da avantaj sağlar. Çünkü iyi bir iletişimci olmanın sırrı, gündemi takip etmekten, olanı biteni anlayıp yorumlamaktan ve tartışmaktan geçer. Ayrıca tarih, coğrafya, felsefe bilgisinin de yeterli olması, sınavda yeterli puanı alabilmek açısından önemlidir.
Eğer iletişim bilimleri bölümünü kazanıp bu bölümde eğitim almak istiyorsanız kendinizi geliştirmeye açık olmanız gerekir. Çünkü iletişim, durağan bir süreç olmadığı gibi iletişim alanında çalışanlar da asla durağan olmak gibi bir şansa sahip değildir.
Bireylerin, grupların, kurumların sistemlerini incelemek isteyenler, bu alanlarda iletişim süreçlerinin nasıl yönetildiğini merak edenler varsa bu bölüm onlar için biçilmiş kaftan sayılır. İletişim olgusunun çok yönlü incelendiği, ölçme ve değerlendirmelerin yapıldığı, stratejilerin geliştirildiği bu bölüm, mezunlarına oldukça fazla iş olanağı sağlamasıyla da önemli bir yerdedir. Ayrıca iletişimin yararlandığı teknolojik gelişmelere de hakim olunan bir süreçte ilerleyen eğitim hayatı, bu alanlara ilgisi olan kişilerin kolaylıkla okuyabileceği, okurken zevk alacağı bir konumdadır.
İletişim bilimleri bölümünü kazanmak için soruları doğru yanıtlayıp gerekli net sayısına ulaşmak yeterli olsa da sonrası daha önemlidir. Çünkü asıl önemli olan şey, okuduğunuz bölümü sevmeniz, ilerleyen süreçte de yaptığınız işten zevk almanızdır. Bu nedenle bu bölümü kazanmak için önce kendinize iletişim alanında çalışmak isteyip istemediğinizi sormalı, sonra da yanıtınız ‘evet’ ise bu bölümü kazanmak için çok okumalı, kendinizi geliştirmeli, sözel derslerdeki başarınızı artırmalısınız.
Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü - Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümünün Amacı - Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü Nasıl Okunur - Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü Nasıl Bir Bölüm - Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümünden Mezun Olanlar Nerede Çalışır
Kariyer planlamanın önemli aşamalarında biri de bölüm tercihi ve dolayısıyla üniversite tercihidir. Liseden itibaren alanlara ayrılan öğrenciler her ne kadar bölüm seçeneklerini de belirlemiş olsa da bölüm dışı tercih olanakları ve bir puan türünde onlarca bölüm olduğu düşünüldüğünde sürecin zorluğu ortaya çıkmaktadır. Veliler ve öğrenciler için sancılı bir süreç olan tercih döneminin stresini azaltmak için öğrenci ne yapmak istediğine, varmak istediği yere karar vermeli ve kendi yetenek ve becerilerinin farkında olmalıdır.
Sosyal bilimler içinde değerlendirilmesi gereken bölümlerden biri de Halkla İlişkiler ve Reklamcılıktır. Bazı üniversitelerde Halkla İlişkiler ve Tanıtım ve Reklamcılık olmak üzere iki ayrı bölüm altında verilen bu program temelde iki bölümün gerektirdiği dersleri tek alanda toplamıştır. Halkla İlişkiler ve Reklamcılık TS-1 ve YGS-4 puan türlerinden öğrenci alımı yapan bir bölümdür. Bu bölüm bazı üniversitelerde Uygulamalı Bilimler Yüksek Okulu altında eğitim verirken, bazı üniversitelerde İletişim Fakültesi altında yer alır. Bölümün amacı sektörün dinamiklerini anlayıp yorumlayabilen, yaratıcı düşünebilen, pazarlama iletişimi faaliyetlerindeki verimliliği maksimuma çıkaran bireyler yetiştirmektir.
Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü ders programı üniversiteden üniversiteye değişiklik gösterse de birçok üniversitede ortak olan dersler şunlardır:
♥ İletişime Giriş
♥ Halkla lişkiler Giriş
♥ Bütünleşik Pazarlama İletişimi
♥ Pazarlama Yönetimi
♥ Marka Yönetimi
♥ Reklam Yazarlığı
♥ İletişim Araştırmaları
♥ Kurumsal İletişim
♥ Kriz İletişimi ve Yönetimi
♥ Kurumiçi Halkla İlişkiler
♥ Online ve Mobil Pazarlama
Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü pek çok üniversitede eğitim verilen bir alandır. Programın Bulunduğu bazı üniversiteler şunlardır:
♥ Uşak Üniversitesi
♥ Atılım Üniversitesi
♥ Anadolu Üniversitesi (Açık Öğretim)
♥ Yaşar Üniversitesi
♥ Okan Üniversitesi
♥ Sakarya Üniversitesi
♥ Nişantaşı Meslek Yüksekokulu
♥ Necmettin Erbakan Üniversitesi
♥ Kastamonu Üniversitesi
♥ Karadeniz Teknik Üniversitesi
♥ İzmir Ekonomi Üniversitesi
♥ Beykent Üniversitesi
♥ Doğu Akdeniz Üniversitesi
Yukarıda belirtilen üniversiteler geniş puan yelpazesinde öğrenci alımı yapmaktadır. Bir skala belirlenecek olursa Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü’nün taban puanı 2015-2016 ÖSYM yerleştirmelerine göre 210 ile 424 arasında değişmektedir.
Bölümü seçecek adaylar doğru bir tercih yapmak ve sağlam bir kariyere temel oluşturmak için diğer değişkenleri de değerlendirmeli yalnızca puanı baz almamalılar. Üniversitenin eğitim dili, akademik kadronun kalitesi, sektörle olan bağı ve sağladığı imkanlar detaylıca değerlendirilmelidir.
Rusça - Rusça Nasıl Bir Dil - Rusça Nasıl Öğrenilir - Rusça Nasıl Konuşulur - Rusça Hakkında
Doğu Slav dillerinden olan Rusça Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan’da resmi dildir. Ayrıca Ukrayna, Moldova, Letonya ve Estonya’da resmi olarak olmasa da birçok kişi tarafından yaygın bir şekilde kullanılır. Hint-Avrupa dil ailesine ait olan Rusça var olan 3 Doğu dillerinden birisidir ve Rusya, Ukrayna ve Belarus’ta yaşayan 144 milyon anadil konuşuruyla Avrupa’daki en geniş anadili oluştururken dünyada en çok konuşulan 7. dildir
Avrasya’da coğrafi olarak en yaygın dil olan Rusça aynı zamanda Slav dilleri arasında en çok konuşulan dildir. 20. yüzyılda politik açıdan önemli bir yere sahip olduğu için Birleşik Milletlerin resmi dilleri arasına girmiştir.
Rusçada vurgu çok önemlidir. Eğer bir ünlü vurgu yoksa o ses okunmaz veya söylenmez. Rusçada vurgu tahmin edilmez, belirli bir kuralı yoktur ve imlada belirtilmez. Yine de bazen aynı yazılıp farklı anlama gelen sözcükleri ayırt etmek için tiz aksan kullanılabilir. Bu yüzden Rusça öğrenilirken kelimeler vurguları ve telaffuzları ile birlikte öğrenilmelidir.
Rusçada Latin alfabesi yerine 33 harften oluşan Rusçaya uyarlanmış Kiril alfabesi kullanılır. Latin alfabesi kullanılmasının nedeni bu alfabede Rus dilindeki seslerin hepsini ifade etmeye yetecek kadar harf bulunmamasıdır. Fakat Kiril alfabesinin yurtdışında klavyesi olmamasından ve birçok teknik sınırlamadan dolayı Rusça çoğu zaman Latin alfabesi kullanılarak yazılır. Örneğin, мороз (don) kelimesi Rus alfabesi kullanılamayan bilgisayar ortamında moroz diye yazılır.
Rusça gramerinde zaman, durum, cinsiyet gibi değişik kategorileri ayırt etmek için kelime köklerinde birçok ek kullanılır. Bu da Rusçayı çok zor bir dil haline getirir. Söz dizimi kuralları ise 3 parçadan oluşur: gösterişli ana dil, Kilise Slavcası etkileri ve Batı Avrupa stili.
Bazı dilbilimciler Rusçanın lehçelerini arasında Moskova olan iki ana bölgeye, Kuzey Lehçesi ve Güney Lehçesi, ayırırlar. Diğer dilbilimciler ise Kuzey, Merkez ve Güney olmak üzere 3 çeşit lehçe olduğunda hemfikirlerdir. Lehçeler genellikle belirgin ve standart dışı olan telaffuz, tonlama, sözlük bilgisi ve gramer kullanılır.
Aynı zamanda Rusçanın Balachka, Runglish, Fenya, Surzhyk gibi değişik türev dilleri vardır.
Kedilerde İshal Hastalığı - Kedilerde İshal Hastalığı Nedenleri - Kedilerde İshal Hastalığı Nasıl Geçer - Kedilerde İshal Hastalığı Tedavisi
Kedilerin dışkılarının normalde daha sulu bir hal alması, dışkılamanın sayısında ve sıklığında artışların meydana geldiği bağırsak problemine kedilerde ishal rahatsızlığı denir. İshal durumu sıvı kaybı ciddi boyutlara ulaşmadan kontrol altına alınmalıdır. İshale stres, beslenme düzenindeki ani değişiklikler, yanlış beslenmeler ya da çeşitli hastalıklar kedilerde ishale yol açabilmektedir.
Kedilerde ishale yol açan durumlar nelerdir?
Kedilerin dışarıda buldukları bir şeyi yemeleri ya da insanlar tarafından uygun olmayan gıdalarla beslenmesi ishale sebep olabilmektedir. Ayrıca bozulmuş ya da çürümüş gıdalar ve beslenme alışkanlığındaki keskin değişiklikler mide üzerinde olumsuz etkilere yol açabilmekte ve ishale neden olabilmektedir.
Bağırsaklara yerleşen hastalık yapıcı bakteriler ishale yol açabilmektedir.
Virüslerin sebep olduğu ishal durumları. Bunların tedavisi zor olmakla birlikte aşı ile tedbirler alınmalıdır. Hayvanın aşıları zamanında yaptırılmalıdır.
Parazitlerin sebep olduğu enfeksiyonlar özellikle yavrularda ishale neden olmaktadır.
Kediler üzerinde stres ya da psikolojik etkilerin olması ishal problemine yol açabilmektedir.
Pankreas organın meydana gelen iltihaplanma ya da karaciğer bölgesindeki rahatsızlıklar ishal oluşmasına neden olmaktadır.
Salgı bezlerindeki problemler ishale neden olmaktadır. Özellikle troid bezinin çok fazla çalıştığı kedilerde sıklıkla ishal sıkıntısı gözlenmektedir.
Zehirli maddelerin ya da ilaçların yutulması ishale neden olabilmektedir.
Bağırsak ve mide bölgesi üzerinde problemler görülmesi, bu bölgelerde tümörlerin oluşması ishale yol açabilmektedir.
Kedilerde ishal durumu farkedildiğinde neler yapılmalıdır?
Eğer ishal problemi bir günden fazla sürerse ya da kedi küçük yaşta veya yaşlı ise en kısa zamanda veterinere götürülmesi gerekir.
İshal kanlı ise, ya da kırmızı veya koyu bir dışkı gözlemlendiyse en kısa zamanda veteriner hekime başvurulması gerekir.
İshal ile kaybedilen sıvı miktarını ve elektrolit seviyesini dengelemek için kediye bol bol su verilmelidir. Suya da bir miktar tuz ve şeker eklenmelidir.
Eğer ishal problemi çeken kedide kusma yoksa, hayvana istediği kadar su verilmelidir.
Hayvana kolay sindirebileceği hafif besinlerle bir diyet başlatılması faydalı olacaktır. Verilecek besinler seçilirken az yağlı gıdaların seçilmesine özen gösterilmelidir.
Kedilerde İshal Hastalığı - Kedilerde İshal Hastalığı Nedenleri - Kedilerde İshal Hastalığı Nasıl Geçer - Kedilerde İshal Hastalığı Tedavisi
Kedilerde, dışkının sulu bir şekilde kıvam alması, dışkı sayısının artması, dışkı akışkanlığının ve sıklığının artması bir bağırsak sorununun söz konusu olduğunu ve kedinizin ishal olduğunu gösteren belirtilerdir. Kedilerin ishal olmasının birden çok nedeni vardır. Bunların başında stres ve önemli ya da önemli olmayan bir viral hastalık gelmektedir.
Kedilerin beslenmesinde yapılan ani değişiklikler, midelerinin bozulmasına ve bağırsaklarının enfeksiyon kapmasına neden olabilmektedir. İshalin sebebine bakılmaksızın mutlaka tedavi edilmesi gerekmektedir. Kedilerin ishal olması durumunda herhangi bir ilaç kullanılmadan veterinerlere başvurulmalıdır. İshalin geçmesi için erken teşhis oldukça önemlidir. Sıvı kaybının engellenmesi için erken tedaviye başlanmalıdır. Kedilerde normal ishalle birlikte kanlı ishal de görülebilmektedir.
Kedilerin ishal olmasının nedenlerinin başında beslenme problemi gelmektedir. Kedilerin sokakta gördüğü bozuk bir yemeği yemesi veya kontrolsüz bir şekilde ev yemeği ile beslenmesi ishal olmasına neden olmaktadır. Özellikle çiğ et verilmesi kedilerin bağırsaklarına büyük zarar vermektedir.
Kedilerin sağlıksız koşullarda yaşaması, hastalık ve yorgunluk geçirmesi, stres altınad kalması ishal olmasına yol açmaktadır. Bununla birlikte nedeni bilinmeden de bağırsaklarda enfeksiyon mikrobu görülebilmektedir. Kedilerde görülen ishal hastalığının yaygın olarak görülen bir diğer nedeni de salgı bezi hastalığıdır. Aşırı şekilde çalışan tiroid bezlerine sahip kediler ishal olabilmektedir.
Kedilerde ishal hastalığının görülmesi durumunda, bu durumun süresine dikkat edilmelidir. Eğer kedi, 24 saatten fazla bir süredir ishalse ve çok genç veya yaşlı ise hemen veterinere götürülmelidir. Bunun yanında kusma gibi durumlar da görülüyorsa veterinere vakit kaybetmeden gidilmelidir.
İshalden dolayı veterinere götürülen kedilerin mutlaka dışkı örneğini alın. Bu durum tahlil için zaman kazanılmasını sağlayacaktır.
Kedilerin ishal olması durumunda sıkı bir diyet programını uygulanması gerekmektedir. Bu diyette yüksek lif içeren yağ oranı düşük yiyecekler tercih edin. Özellikle haşlanmış tavuk eti ve patates gibi besinleri kedinize yedirin.
Kediler ishal olduğu zaman çok fazla su kaybetmektedir. Bu durumu dengelemek için 1 litre suyun içerisine 1 çay kaşığı tuz ve 1 çorba kaşığı şeker ekleyin. Bu karışımı kedinize içirdikten sonra bekleyin ve su içirmeye devam edin.
Cennet Papağanı Temizliği - Cennet Papağanlarında Yemleme - Cennet Papağanı Cinsiyeti - Cennet Papağanlarında Üreme - Cennet Papağanı Nasıl Beslenir
Papağan dediğinizde gözünüzün önüne gelen ilk türlerden biri tartışmasız cennet papağanlarıdır. Küçüklüğü ve yoğun ses çıkarması ile herkes tarafından tanınan bu canlılara bakmak sanıldığı kadar kolay değil aslında. Peki, evinizde cennet papağını varsa onunla nasıl ilgilenmelisiniz? İşte cevabı;
Cennet Papağanları Tek Başına Bakılmaz
Cennet Papağanları doğada sürü ile yaşayan canlılardır. Bu nedenle tek başına bakılması tavsiye edilmez. Ancak ticari kaygılar ile bunu yapan pet shoplar mevcuttur. Böylesi bir tek başına bakılma durumu küçük dostunuzu strese sokabilir, bu nedenle kendisiyle ciddi anlamda ilgilenmeniz gerekir.
Cennet Papağanı Eğitimi Sabır İster
Cennet papağanlarını eğitmeniz pek mümkün değildir. Konuşma özellikleri yok denilecek kadar azdır. Özellikle de çifti yanında olan bir cennet papağının dikkatinizi üzerinize çekmeniz ve ona bir şeyler öğretmeniz oldukça zordur. Bu nedenle çoğu zaman izlemekle yetineceğinizi bilin.
Cennet Papağanları Uçma Gereksinimi Duyar
Cennet papağanları diğer türlere nazaran daha fazla uçma ihtiyacı duyar. Kafesinin küçük uçuşlara izin veren ve köşeli bir yapıda olması tavsiye edilir. Gün içerisinde ise yaklaşık 2 ile 3 saat kafes dışında vakit geçirmesi tavsiye edilir.
Cennet Papağanları Bölgecidir
Doğadaki özelliklerini evde de devam ettiren bir kuştur cennet papağanları. Doğada diğer kuşlarla alan ve yemek mücadelesine giren cennet papağanları evde ise sizi kendisine rakip olarak görebilir. Şunu belirtmek gerekiyor ki, küçük boyuna rağmen doğadaki savaşları genelde cennet papağanları kazanmaktadır.
Yavruları Dört Gözle Bekleyebilirsiniz
Cennet papağanları evde üretilmesi kolay bir türdür. Yeterli bir alanı ve aynı türden bir çifti aynı kafese koyduğunuzda kolaylıkla bir süre sonra yavru alırsınız. Dikkat etmeniz gereken her iki cennet papağanının da aynı türden olmasıdır. Aksi durumlar sakat ve ölü Doğumlara neden olabilir.
Yuva Yapmayın, Malzeme Temini Yapın
Cennet papağanları insan eli değmiş yuvaları sevmezler. Bu nedenle onlara yuva yapmak yerine kendilerine yuva yapabilecekleri kağıt, saman, kuru ot, yuva ipi gibi malzemeler verin. Zamanı geldiğinde kafesinizdeki çift kendisine yuvasını yapacaktır.
Doğadaki beslenmesine uygun bir beslenme uygun bir beslenme grafiği oluşturabilirsiniz. Kuru yem noktasında ise muhabbet kuşları ile benzerlik gösterirler. Her iki tür içinde aynı tip yem kullanılabilir. Ayrıca mevsim meyve ve sebzeleri de çekirdekleri ayrıldıktan sonra verilebilir. Meyvelerin yoğun su tutma özelliği nedeniyle küçük dilimler halinde ve tek seferde yiyebileceği kadar verilmesi tavsiye edilir.
Sultan Papağanı Temizliği - Sultan Papağanlarında Yemleme - Sultan Papağanı Cinsiyeti - Sultan Papağanlarında Üreme - Sultan Papağanı Nasıl Beslenir
Anavatanı Avustralya olan sultan papağanları dünyaya buradan yayılırken, özellikle 19. yüzyıl sonrasında Hollandalı gezginlerin bu cinsi ülkelerine getirip yetiştirmeleri ardından sayıları artmış ve dünyanın dört bir tarafında görülür olmuşlardır. Peki, bu sevimli canlılara nasıl bakılmalıdır?
Sultan Papağanı Tek Başına Beslenmez
Sultan Papağanları tıpkı diğer papağanlar gibi tek başına beslenmeleri önerilmez. Genellikle tavsiye edilen bakım şekli 1 erkek ve 1 dişiden oluşan bir gruptur. Tek eşli bir canlı olan sultan papağanları 9 aylık olmalarından itibaren eşlerini seçer ve ömürlerini eşleri ile geçirirler.
Sultan Papağanlarında Üreme
Tek eşli bir canlı olan sultan papağanlarına hem erkek hem de dişisinin girebileceği bir yuva yapmanız ya da pet shoplardan temin etmeniz durumunda kısa sürede yavru alabilirsiniz. Yavruların bakımı ayrıca bir özen istemektedir.
Sultan Papağanı Cinsiyet Ayrımı
Sultan papağanlarında cinsiyet ayrımı yanaklarındaki fındık büyüklüğündeki turuncu lekelerden yapılır. Bu lekelerin koyu olması kuşun erkek, açık renkte olması ise kuşun dişi olduğu anlamına gelir. Ayrıca davranışların gözlemlenmesiyle de cinsiyet ayrımı yapılabilir. Erkekler dişilere göre daha çok sesli hayvanlardır.
Sultan Papağanları Kemirgendir
Sultan papağanları oldukça kemirgen bir canlıdır. Bu nedenle genellikle elektrik kablolarının olduğu yerlerden uzak tutulması tavsiye edilir. Aksi durumlar kuşunuzun yaralanmasına neden olabilir.
Sultan Papağanları Ellenmeyi Sevmez
Yapıları gereği sultan papağanları ellenmeyi pek sevmeyen canlılardır bu nedenle genellikle çocuklarla yalnız bırakmamaya dikkat etmeniz gerekir. Aksi durumlarda papağanınız çocuğunuzun elini ısırabilir ya da ona saldırabilir.
Sultan Papağanlarında Yemleme
Sultan papağanları için en uygun yemleri rahatlıkla pet shoplardan temin edebilirsiniz. Bu yemler kuşunuzun ihtiyacını rahatlıkla karşılayabilir. Ayrıca kendiniz de evde bazı meyveleri, çekirdek, ya da küçük ekmek parçalarını yem olarak kuşunuza verebilirsiniz. Yemlemede dikkat etmeniz gereken kuşunuzun uçarak ulaşabileceği üst kısımlara yem kabını koymak olacaktır.
Sultan Papağanı Temizliği
Sultan Papağanlarının temizliği basit olduğu kadar da önemlidir. Kuşunuz temizliğini kendisi yapacaktır. Sizin yapmanız gereken yaz aylarında her gün, kış aylarında ise hafta bir kez kuşunuzun üzerine sprey ile su sıkmak olacaktır. Kalan temizliğini kuşunuz kendisi yapar. Sadece dikkat etmeniz gereken bu işlemi sabah veya günün sıcak saatlerinde yapmaktır. Uyku öncesi bu işlem kesinlikle yapılmaz.
Papağan Beslemek - Papağan Nasıl Beslenmeli - Papağan Ne Yer Ne İçer - Evde Papağan Nasıl Beslenir
Papağanlar oldukça akıllı hayvanlardır. Yedikleri yiyecekleri tanır, hangilerini sevdiğini unutmaz, yeminin yerini bilir, sürekli oburluk yapmaz, karnı acıktıkça yemek yer, su içer. Siz bir papağana sevmediği bir şeyi yediremezsiniz ya da istemediği bir zamanda yemesini sağlayamazsınız.
Herkesin de bildiği gibi tuzsuz çekirdek (dakota) papağanların en çok tükettikleri yiyecektir. Ancak evimizde çok severek beslediğimiz papağanlarımızı sürekli çekirdekle beslemek ne kadar doğru?
Doğal yaşamlarında tükettikleri besinleri onlara sağlayamasak da en azından ihtiyaçları olan vitamini alabilmeleri için onları çeşitli yiyecekler ile beslemeliyiz. Bunlar neler olabilir: kabuklu ya da kabuksuz fındık, fıstık, ceviz, badem, antep fıstığı,... Tabii bu kuruyemişlerin tuzsuz olması gerekiyor. Bunların dışında sebzeler de çok faydalı. İyi yıkanmış marul, havuç, brokoli, salatalık papağanınızı verebileceğiniz farklı bir alternatif. Yemliğine mısır, yulaf, buğday, keten tohumu koyabilirsiniz. Meyveleri de çok seviyor bu minik arkadaşlarımız onlara elma, üzüm, armut, muz, kiraz, çilek, portakal, mandalina verebilirsiniz. Meyveleriniz ekşi olmasın tatlı meyveleri daha çok seviyorlar. Meyve kabuklarını kemirmekten de hoşlanıyorlar. Güzel yıkanmış ve kurulanmış meyveleri kabukları ile birlikte verebilirsiniz. Böylece kabuğundaki vitaminden de faydalanmış oluruz.
Kemirme işlemini seven bu hayvanlar genellikle yiyecekleri kabuklu olarak tüketirler. Bu onların biyolojik yaşantılarına da uygundur. Bu nedenle yemini kabuklu olarak vermenizde hiçbir sakınca yoktur. Hatta doğal yaşamı taklit etmesi açısından arada meyve ağaçlarının taze dallarını da kemirmesi için papağanınıza verebilirsiniz.
Papağanlar yemliğinde bulunan yemi tek seferde tüketen hayvanlar değildir. Bu nedenle yemliğinde sürekli yem bulunması canı istediğinde yemesi için önemlidir. Papağanınızın da sevdiği ve sevmediği yiyecekler olduğunu onu değişik besinlerle beslemeye başladığınızda fark edeceksiniz. Sevmediği bir şeyi zorla yemesi için onu zorlamayın ama seviyor diye de bir tek sevdiği besini de vermeyin. Nasıl bizler sürekli aynı şeyleri yemek istemiyorsak unutmayalım ki onlar da istemeyecektir.
Oldukça su tüketen papağanlar suyu pislendiği zaman çok az içerler. Bu nedenle suyunu sık sık değiştirmeye ve temiz kalmasına özen gösteriniz.
Papağanınıza verdiğiniz tüm besinlerin ve suyun oda sıcaklığında olmasına da dikkat ediniz.
Papağan Kafesi Temizliği - Papağan Kafesi Nasıl Temizlenmeli - Papağan Kafesi Temizliği Nasıl Olur - Papağan Kafesi Temizliği Nasıl Yapılır
Evcil hayvan olarak bakılan kuşlar içerisinde, sesleri taklit edebilme yeteneklerinden dolayı papağanlar yoğun ilgi görmektedirler. Ancak papağanlar, diğer pek çok kuş türüne göre daha iri gövdeli olduklarından dolayı daha geniş ve daha yüksek kafeslere ihtiyaç duyarlar. Hem papağanların sağlığı, hem de evde yaşayanların sağlığı içinse papağan kafeslerinin düzenli olarak temizlenmeleri gerekir. Aksi halde kafeste biriken dışkılar ve papağana verilen taze meyve ve sebze artıkları kısa süre içerisinde kafeste hastalık yapıcı mikroorganizmaların hızla üremesine sebep olabilir. Ayrıca temizlenmeyen kafeslerde bit ve pire gibi canlılar da oluşarak hem papağana, hem de evdeki diğer canlılara rahatsızlık verebilir.
Papağan Kafesi Nasıl Temizlenir?
Papağan kafesinin temizliği günlük temizlik ve detaylı temizlik olmak üzere iki şekilde yapılmalıdır.
Günlük temizlikte kafes altına koyulan kağıtlar değiştirilmeli, varsa kafesin tülü silkelenmeli, suluk yıkanarak taze su ile doldurulmalı, yemliklerdeki yem kabukları temizlenmeli ve yem takviyesi yapılmalıdır. Ayrıca yemlik, mamalık, suluk, tünek ya da oyuncaklara dışkı bulaşmışsa, bu dışkılar da ıslak bir bezle silinerek temizlenmelidir.
Kafesin detaylı temizliğinde ise papağan farklı bir kafese veya tüneğe alınmalıdır. Bu temizlik sırasında kafesin tüm bölümleri tek tek sökülmelidir. Sökülen tüm parçalar çamaşır suyu-su karışımı ile ıslatılmış bir bez ile iyice silinerek temizlenmelidir. Temizlenen tüm parçalar daha sonra üzerlerinde çamaşır suyu kalmayacak şekilde iyice yıkanmalı ve kurutulmalıdır. Varsa kafes tülü de parfümsüz bir deterjan ya da sabun ile yıkanmalı ve kurutulmalıdır.
Detaylı temizlik için isteğe göre bütün parçalar çamaşır suyu yerine sirke kullanılarak da temizlenebilir. Ayrıca temizlik için buharlı temizlik makineleri de kullanılabilir.
Detaylı temizlik ayda en az bir defa yapılmalıdır.
Kanarya Kafesi Seçimi - Kanarya Kafesi Nasıl Seçilmeli - Kanarya Kafesi Seçerken Nelere Dikkat Edilir - Kanarya Kafesi Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler - Kanarya Kafesi Nasıl Alınır
Kanarya Adaları’nın yerel bir hayvanı olan kanaryalar izlemesi eğlenceli ve güzel öten kuşlardır. Aynı zamanda mükemmel bir evcil hayvan olan kanaryaların içinde yaşayacağı kafesi seçmek ise sandığınızdan daha önemli bir konudur.
Uygun kafesi seçebilmek için öncelikle kanaryayı tanımalısınız. Kanaryalar ispinozgiller familyasındaki en küçük kuştur. Papağanların aksine bu kuşlar hayatlarının çoğunu kafeslerinin içinde geçirirler ve egzersizlerini kafeste hareket ederek yaparlar. Kafeste tırmanmazlar, daha çok uçup zıplarlar. Diğer kuşlar kadar bakım gerektirmemeleri ve sosyalleşmeye ihtiyaç duymayıp tek başlarına mutlu olabilmeleri bu kuşları yeni başlayanlar için çok uygun bir evcil hayvan haline getirir.
Hayatlarını kafeste geçireceklerinden dolayı için bu kuşlar kafes seçimi oldukça önemlidir. Kanarya kafesi kesinlikle uzun ve ince olmamalıdır. Bu kafesler daha çok papağanlar gibi tırmanmayı seven kuşlar için uygundur. Kanaryalar ise, yukarda bahsettiğimiz gibi, kafesin içinde uçarlar ve zıplarlar. Kuşunuz yatay bir şekilde daha rahat uçacağı için kafesini alırken yüksekliği yerine uzunluğuna önem vermelisiniz. Böylece kuşunuz dilediği gibi kafesin içinde uçup egzersizlerini yapabilir. Fakat hem yüksek hem geniş bir kafes kanaryalar için mükemmeldir. Böyle bir kafeste kanaryalar egzersizlerini tamamladıkları için daha sağlıklı olurlar. Eğer yanlış bir kafes seçimi yaparsanız, kanaryanız acı çekebilir ve zayıflayabilir; bunun sonucunda da kötü ve kısa bir hayat geçirebilir.
Kanarya kafesleri için önerilen ölçüler ise kafesin en az 50 santimetre genişliğinde olması yönündedir. Kafesin sağına ve soluna iki tünek yerleştirirseniz kuşunuz bu tüneklerden ileri geri uçarak çokça egzersiz yapmış olur. Ayrıca kafes parmaklıklarının arası 1.5 santimetreden fazla olmamalıdır; böylece kuşunuzun başını parmaklıkların arasına sıkıştırma ihtimalini elemiş olursunuz.
Küçük daire biçiminde bir kafes almaktan ise kesinlikle kaçınmalısınız. Bunun nedeni kanaryaların kendilerini köşeli kafeslerde daha rahat ve güvende hissetmeleridir. Fakat büyük yuvarlak bir kafes de uygundur.
Kuşunuza uygun bir kanarya kafesi aldıktan sonra bile haftada birkaç iyi vakit geçirmesi için kanaryanızın odada istediği gibi uçmasına izin vermekte fayda vardır.
Apartmanda Köpek Beslemek - Apartmanda Köpek Nasıl Beslenir - Apartmanda Köpek Beslenme Avantajları - Apartmanda Köpek Neden Beslenir
Köpekler, insanların en yakın dostları olmaya aday hayvanlardır. Bu kadar sevimli, sadık ve dost canlısı hayvanları evlerde ya da apartmanlarda beslemek de söz konusu olabilir. Peki, apartmanda köpek beslenir mi?
Öncelikli olarak belirtilmesi gereken kısım, bu canlıların beslenmesindeki avantajlı noktalardır. Apartmanda beslenen köpek, hırsızları apartman dairesinde uzakta tutacağı gibi, öyle zamanlarda yapacağı gürültü ile de diğer daireleri de dolaylı yoldan koruyacaktır. Yani köpekler, apartmanda beslendikleri vakit hem ev sahibi için, hem de komşular için bir güvenlik tedbiri olarak düşünülebilir.
Diğer taraftan, apartmandaki çocuklara hayvan sevgisi kazandırmak adına da apartmanda köpek beslenmesi yararlı olacaktır. Çünkü bu şekilde, sürekli çevrelerinde bir köpek görecek olan çocuklar, onunla oyun oynayıp zaman geçirerek hem hayvanlara karşı sevgi duymayı, hem de onlara zarar vermemeyi anlayacaklardır.
Ancak genel anlamda, apartmanda köpek besleme durumuna pek iyi gözle bakılmaz. Yani bu durumun, dezavantajlı yanları da bulunmaktadır.
Akla gelen ilk olumsuz özellik, kuşkusuz ki köpeklerin apartmanda yaratacağı ses ve gürültüdür. İnsanlar, gece gündüz havlayan bir köpeği apartmanlarında istemezler. Bu nedenle de, genel itibariyle apartmanlarda köpek beslenmesine pek izin verilmez. Ancak bu durum, tamamen köpeğin cinsine, alışkanlıklarına, ev sahibinin tutumuna ve komşuların memnuniyet derecelerine göre şekil alır.
Diğer yandan, yine köpeğin cinsine bağlı olarak, çocuklu aileler bata olmak üzere çoğu komşu, korkularından ve kaygılarından dolayı bu hayvanları apartmanlarında istemeyebilirler. Çünkü köpeklerin, komşuları ya da onların çocuklarını ve misafirlerini ısırabilecekleri, onlara saldırabilecekleri durumu oluşabilir. Köpeğin cinsi ve davranışları, bu konuda belirleyici olmaktadır.
Başka bir nokta da, köpeklerin tuvalet alışkanlıklarına bağlı olarak değişen hijyen ve temizlik rahatsızlığıdır. İnsanlar, kokan ve bakteri dolan komşuları olsun istemezler. Aynı zamanda dökülen kılların ve tüylerin apartman genelinde görülmesi de komşuları rahatsız edebilecek bir başka özelliktir. Bu nedenle de, temizliğinin iyi yapılmadığı düşünülen köpeklerin apartmanlarda yer almasına her komşu iyi göz ile bakmayabilir.
Sonuç olarak, apartmanda köpek beslenir mi sorusuna tam bir yanıt için köpeğin cinsi, apartmandaki komşuların tutumu ve diğer bahsedilen noktalar bilinemeli ve yorumlanmalıdır.
Pug - Pug Eğitimi - Pug Eğitimi Nasıl Olur - Pug Eğitimi Nasıl Yapılır - Pug Karakteristik Özellikleri
En eski ırklardan olan Pug cinsinin kökeni Çin'e dayanır. Basık suratlı ve kıvrık kuyruklu bir köpektir. Genellikle yumuşak tüylü kahverengi ya da siyah renktedirler. Gelişmiş ve kaslı vücuduna karşın boyu kısadır. Güçlü yapısına rağmen hastalığa yakalanma olasılığı yüksektir. Obezite, solunum yolu rahatsızlığı ve hararet gibi hastalıklar bunlardan sadece bazılarıdır. Özellikle obeziteye yakalanmaması için düzenli egsersiz yapılması önemlidir. Apartman için uygun köpeklerdir. Ev içinde pek hareketli olmadığından bahçesiz bir evde yaşayabilirler. Aşırı sıcaklara vücutları direnç gösteremez.
Karakteristik Özellikleri
Bekçilik özelliği oldukça gelişmiştir. Sahibine karşı son derece duygulu ve sevecen yaklaşır. Sevimli olduklarından ailelerin de tercihi olan cinslerden biridir. Özellikle kadınlar süs köpeği olarak tercih ederler. Oyun oynamayı çok severler. Evde yalnız bırakıldığında küçük yaramazlıklar yapmaktan çekinmezler. Üzgün surat ifadelerine rağmen mutlu ve heyecanlı köpeklerdir. Her zaman tetikte oldukları için bazen çok havlayabilirler. Mamalarının kilolarına uygun oranda verilmesi kilo almamaları açısından önemlidir çünkü izin verirseniz çok yiyebilirler.
Nasıl Eğitilir?
Eğitim, köpek ve sahip açısından düşünüldüğünde oldukça gerekli ve hayatı kolaylaştıran bir gerekliliktir. Doğal yaşamda anne ve babasından aldığı eğitimi, sahiplenildiğinde sizden almalıdır. Yapıları gereği buna ihityaçları vardır. Pug cinsi köpeklerin eğitimi diğer köpeklere göre daha zordur. Bunun sebebi ise inatçı yapıya sahip olmalarıdır. Çok zeki olduğundan yaratıcı ve terkarlanmayan eğitim teknikleri Pug'ların sıkılmasını önleyecek ve eğitimi çok kavramasını sağlayacaktır. Atılacak en büyük adım köpeğinize karşı sabırlı olmaktır. Sert bir ses tonuyla eğitim vermeye çalışmak faydasızdır. Çünkü bu cins köpekler ses tonuna karşı duyarlıdırlar ve duyguyu çabuk kavrayabilirler. Dikkat etmeniz gereken bir diğer konu ise, köpeğinize kavrayamadığınız bir konuyu öğretmeye çalışmamaktır. Eğer bu davranışı uygularsanız köpeğinizde psikolojik problemlerin oluşmasına sebep olabilirsiniz. Sert cezalar köpeğinizi yıldırabilir. Çok duygusal olduğundan size küsebilir ve bu durum eğitimde oldukça büyük sıkıntılar yaşamanıza sebep olabilir. Kısaca Pug eğitiminde temel alınması gereken en önemli iki şey, anlayışlı ve sakin olmaktır. Eğer böyle bir yaklaşım içinde olursanız, köpeğiniz çok zeki olduğundan eğitimi kısa sürede tamamlanacaktır.
Köpek Fobisi - Köpek Fobisi Nedenleri - Köpek Fobisi Nasıl Yenilmeli - Köpek Fobisi Tedavisi - Köpek Fobisi Tedavisi Nasıl Olur
Çok sevimli hayvanlar olmasına rağmen birçok kişi genellikle nedensiz yere ya da geçmişte yaşadıklarından dolayı köpeklerden korkarlar. Köpek fobisi aslında çoğu zaman psikolojik bir sorun olabilir. Bu korku günlük yaşantımızı etkileyecek ve sürekli bir takıntı şeklinde bizimle beraber peşimizde olacaksa en iyi çözüm köpek fobisini yenmektir.
Köpeklerden korkmamızın birçok nedeni olabilir. Daha önce yaşadığımız kötü bir tecrübe, çevremizden duyduğumuz korkutucu hikayeler ya da biliç altımızda yer edinmiş çeşitli olaylar nedeniyle köpek fobisine sahip olunabilir.
Köpek korkusunun boyutu, eğer sadece köpeklerden korkmak gibi doğal bir durum ise bu korku kendiliğinden ortadan kalkabilir ve ciddi problemler oluşmadan kurtulunabilir. Fakat bu fobi çok ciddi seviyede hayatınızı etkiliyor ise bu fobinin üzerine gidip onu yenmek en temel çözümdür olucaktır. Bu fobiyi yenmenin bazı yolları vardır.
Köpeklerden niçin korktuğunuzu ve bu korkunun ne zaman başladığını bilmek bu fobiye nelerin neden olduğunu ortaya koymak iyi bir başlangıç olabilir.
Köpeklerin sokaklarda bize zarar vermek için değilde sokakların onların doğal yaşam ortamları olduğu için yaşadıklarını düşünmek ve bu düşünceyi kendimize sözlü olarak yüksek sesle hatırlatmak bu düşünceye alışmamıza yardımcı olacaktır.
Köpekler hakkında kötü düşünce ve korkularımızı iyi düşüncelerle değiştirmeye çalışmak zamanla bu düşünceleri psikolojik olarak kabullenmemize yardımcı olur.
Köpeklerin ne kadar sevimli, insan dostu, sadık hayvanlar olduklarını düşünmek ve buna inanmaya çalışmak fobiyi yenmek adına sizi rahatlatacaktır.
Gün içerisinde çeşitli köpek resimlerine bakmak, onlar hakkında kitaplar okumak ve bilgi edinmek korkularınızı yenmek adına başarılı adımlar atmanıza yardımcı olacaktır.
Eğer ulaşabilirseniz çevrenizde köpeği olan kişilerle konuşmak, onların köpekler hakkındaki düşüncelerini dinlemek ve onların köpekleriyle aralarında kurduğu bağı görmek sizi biraz daha köpek fobinizi yenme yolunda ileri taşıyacaktır.
Bütün bunları yaptınız ve köpek fobisini yenme konusunda bir yol aldığınızın farkına vardıysanız karşılaştığınız köpeklerle göz teması kurabilir ve bakışlarınızla ondan korkmadığınızı hissettirebilirsiniz.
Daha sonrasında köpeklerle onlara dokunarak el temasını kurabilir ve onları sevebilirsiniz. El teması kuracak seviyeye gelmediyseniz bile en azından artık köpek fobisini büyük oranda yenmiş seviyeye gelmişinizdir.
Köpek Sağlığı - Köpek Hastalıkları - Köpek Hastalıkları Neler Olabilir - Köpek Hastalıkları Hakkında
Tüm köpekler yaşamları boyunca değişik nedenlerden dolayı çeşitli hastalıklara yakalanabilirler. Bu hastalıklar ölüme sebebiyet vermeye kadar gidebilir.
Peki köpek hastalıkları nelerdir?
Köpek hastalıklarının en başında viral hastalıklardan biri olan gençlik hastalığı gelmektedir. Gençlik hastalığı genel olarak 3 ve 12 aylık köpeklerde yaygın olarak görülür. Bu hastalık yüksek ateş ile başlayarak göz ve burunda, sindirim sisteminde ve akciğerde görülür.
Köpeklerde en çok görülen hastalıklardan bir diğeri ise kuduzdur. Kuduz, çeşitli yollarla insanlara da bulaşabilen ve ölümün kaçınılmaz olduğu bir hastalıktır. Genellikle kuduz mikrobu taşıyan köpeklerin ısırmasıyla ya da derin yaralara salyanın temasıyla da bulaşabilir. Üç ayını dolduran köpeklere kuduz aşısı yapılır. Ayrıca her köpek yaşam süresi boyunca her yıl kuduz aşısı olmalıdır.
Yüksek ateş ve kusma ile başlayan ve sıvı kayıplarıyla devam kanlı ishalde köpeklerde görülen hastalıklardandır.
Bulaşıcı karaciğer hastalığı köpeklerin karşılaştığı hastalıklar arasında yer alır. Bu hastalığın bulaşması genelde hasta köpeklerin idrarı ile olur. Bulaşıcı karaciğer hastalığı çoğunlukla yavru köpeklerde görülür. Bu hastalık köpeklerde göz bozukluklarına yol açtığı gibi ölümle sonuçlanabilir.
Köpek nezlesi de karşılaşılan hastalıklardan bir tanesidir. Bu hastalık solunum sisteminde olup viral bir enfeksiyondur.
Özellikle kalabalık ortamlarda barınan köpeklerde öksürük çok sık olarak görülebilir. Eğer bu enfeksiyon aşı yardımıyla tedavi edilmez ise hastalık ciddi boyutlara ulaşabilir.
Leptospiroz hastalığı köpeklerde karşılaşılan ve ciddi sonuçlara neden olan bir hastalıktır. Leptospiroz hastalığı, böbrek fonksiyonlarının bozulması sonucu oluşan ve böbrek yetmezliği ile sonuçlanan bir hastalıktır. Ölüm ile sonuçlanma olasılığı yüksektir. Bu hastalık aynı zamanda çeşitli yollarla insanlara da bulaşabilmektedir.
Sinir hücrelerine yerleşerek köpeğin bağışıklık sistemini yavaş yavaş çökerten herpesvirüsler genellikle kalıcı solunum yolu enfeksiyonlarına ve diş hastalıklarına neden olur. Bu hastalık genellikle herpesvirüs adıyla bilinir. Hastalığın en önemli unsurlarından biri aşısı olmamasıdır. Bu nedenle çok tehlikeli bir köpek hastalığıdır.
Bordetelloz hastalığı, bordetella bronchiseptica bakterisinin vücuda yerleşmesi ve geri atılamaması ile oluşur. Bu hastalık şiddetli öksürük olarak görülür.
Köpeklerde görülen diğer hastalıklar hepatit, leptospirosis, tüberküloz, ekinokokkosis hastalıklarıdır.
Köpek Maması - Köpek Neden Mama Yemez - Köpeğin Mama Yememe Nedenleri - Köpek Mama Yemezse Ne Yapılır - Köpek Ne Yer Ne İçer
Köpeklerin alması gereken besin vitaminleri kuru mamaların içinde bulunmaktadır. Bir köpeğin düzenli olarak kuru mama ile beslenmesi onun daha sağlıklı olmasını sağlar. Kuru mama yemek istemeyen köpeklere bazı taktikler uygulandığında mamayı kolayca yemesi sağlanabilir.
Köpeğin yemek kabına mama koyularak gün boyu gözünün önünde tutulmalıdır. Yavru köpeklerin günde 4 yetişkinlerin ise günde 1 öğün yemek vakitleri belirlenmelidir. Öğün zamanı maması verilen köpek eğer mamayı yemezse 15 dakika sonra mama önünden alınarak kaldırılmalıdır. Bu yöntemle köpek mamanın belli vakitlerde önüne geldiğini öğrenecek ve aç kalmamak için mamasını yiyecektir. Her köpek zekidir ve asla aç kalmayı göze almazlar bu yüzden istemedikleri mamayı bile aç kalmamak için bitirirler.
Kuru mamaya kaşar rendelenerek, yoğurt koyularak veya et suyu dökülerek mama daha çekici hale getirilebilir. Mamanın üzerine eklenen bu ek gıdalar hergün azaltılarak köpek mamaya alıştırılır. Hatta köpeğin yemek kabına mama koyarken ona bekle komutu verilmeli ve kabın içindeki mamayı merak etmesi sağlanmalıdır. Meraklı olan köpekler ulaşamadıkları her şeyi elde etmek isterler bu yüzden kabın içinde ne olduğunu merak eden köpek mamaya ulaştığında onu daha istekli yiyecektir.
Köpek mamayı yememek için her zaman direnecektir çünkü ev halkının yediği yiyecekler ona daha cazip gelir. Sahibi köpeğin mamasını yemesini istediği zaman köpek o mamayı yememek için inat ederek her yolu deneyebilir. Mama kabı önüne koyulduğunda sahibine çeşitli sevimlilikler yaparak başka yiyecekler vermesi için kandırmaya çalışabilir. Bu süreçte köpek sahiplerinin otoriter ve sabırlı olmaları gerekiyor. Köpek ne kadar inatlaşırsa inatlaşın bu yöntemler uygulandığı zaman köpek mama yemeye alışacaktır.
Tavuk köpeklere pek iyi gelen bir besin değildir ve köpeklerde mide ve alerji sorunlarına neden olur bu yüzden mamaya alıştırma döneminde mamaya karıştırılan besinler arasında tavuk kullanılmamalıdır. Eğer köpek ek bir besin olmadan mama yemiyorsa mamanın üzerine sıcak su dökülerek daha yoğun kokması sağlanabilir. Yoğun kokular her zaman köpeklerin dikkatini çeker. Mamanın üzerine süt eklenmek istenirse süt kesinlikle su ile karıştırılmalıdır yoksa köpekte mide bulantısı olabilir ve köpek mamasını bir daha yemek istemeyebilir.
Köpek Piresinin Temizlenmesi - Köpek Piresi Ne İle Temizlenir - Köpek Piresi Nasıl Temizlenmeli - Köpek Piresi Temizlemesi Nasıl Yapılır
Pireler boyutlarının aksine oldukça büyük problemler meydana getirmektedir. Zaten vücut özellikleri parazitlik konusunda çok iyi gelişmiştir. Bacakları zıplamak, ağzı kan emmek, vücutları da tüyler arasında kolay bir şekilde hareket etmek için ayarlanmış gibidir. Özellikle de köpekler arasında yaygın olarak gözlenen ve köpeklerin yaşam kalitesini düşüren canlılardır. Hem temizlik konusunda hem de sağlık açısından başta köpekler olmak üzere köpek sahiplerine de tehdit oluşturmaktadır. Bu yüzden de köpek sahiplerinin hangi tedbir ve tedavilerin pirelere karşı uygulanabileceğini bilmesi gerekmektedir. Doğru yöntemler ile köpekleri pire riskinden korumak mümkündür.
Köpekler pirelerden nasıl temizlenir?
Pirelerin saldırısına uğramış bir köpeği temizlemek için en etkili yolların başında köpeği iyi bir şampuan ile yıkamak gelmektedir. Köpeklerin belli aralıklar ile yıkanması ve ciltlerini kurutmayacak şampuanların seçilmesi oldukça önemlidir. Durulama işlemleri için ise evde yapılacak olan solüsyonlar tavsiye edilmektedir. Özellikle biberiye kullanarak yapılan solüsyon yararlı olmaktadır. Bunun için yakaşık iki kap biberiye yaprağının 1 litre su ile kaynatılması gerekir. Daha sonra süzülme işlemlerinden sonra suyun miktarı ılık su eklenerek 4 litreye çıkarılır ve durulama işlemleri yapılır.
Ayrıca köpeğin üzerinin düzenli olarak taranması ve pire kontrolünün yapılması etkili olmaktadır. Karşılaşılan pireler sabunlu suya konularak yok edilebilmektedir. Ayrıca, pireye karşı olan etkili olan diatomik toprakların kullanılması da önerilmektedir.
Petshoplar da satılan pire tasmaları da etkili olmaktadır.
Kokusu pek sevilmese sarımsak pireleri köpeklerden uzaklaştırmak için kullanılan etkili bir silahtır. Çünkü sarımsak kokusu ile birlikte pireler köpeğin üzerinden gitmektedir. Fakat fazla sarımsak köpeğe zarar verebileceği için dikkatli olunması gerekmektedir. Buna ek olarak elma sirkesi kullanılması da pireler üzerinde etkili olmaktadır.
Pireler genel olarak güçsüz ve zayıflamış köpekler üzerinde hızlı bir şekilde çoğalmaktadır. Bu yüzden köpeğin iyi bir şekilde beslenmesi ve güçlü bir hale getirilmesi pireler karşısında etkili olmaktadır.
Bunların yanı sıra köpek sahiplerinin köpeğin üstüne ya da köpeğin yaşadığı yere pireler gitsin diye ilaç sıkmaması gerekmektedir. Bu durum köpeklerin sağlığı için son derece zararlı olabilmektedir.
burç yorumları - günlük burç yorumları - 1 ağustos günlük burç yorumu - 1 ağustos 2015 günlük burç yorumu
KOÇ Burcu Yorumu: Gücünüzü ve düşüncelerinizi, çevrenize aksettirebileceğiniz olumlu bir gün. Duygularınızla, bulunduğunuz toplumda idealist davranıyorsunuz. Ortak çalışmaların zevk verdiği bir ortamda, bireysel enerjinizi kanıtlamak gibi fırsatları kaçırmamalı ve sevdiğiniz kişiyle enerjilerinizi birleştirmelisiniz.
BOĞA Burcu Yorumu: Bugün Ay, iletişim konusunda ilginç olaylarla karşılaşabileceğinizi hatırlatıyor. Çevrenizde uç noktalarda düşünen kişiler var ve sizin için faydalı işler üretebilirler. Sistemli yapınızı zorlasa da, yenilikler konusunda esnek davranmalısınız. Aklınıza gelen ilginç düşünceler için fazla beklemeyin. Yaşamı hızlı yakalamak zorundasınız.
İKİZLER Burcu Yorumu: Çevresel ilişkilerinizde yaşadığınız sorunları özel yaşantınıza yansıtmamalısınız. Bugün, kendinize yakın hissettiğiniz kişilerin etkisinde kalabilirsiniz. Yakın dostlarınızın sizin düşüncelerinize ilgi göstermeleri oldukça kuvvetli. Duygusal ilişkinizde ön sezilerinize güvenebilirsiniz.İnatçılığınızın olumlu yönlerini göreceksiniz.
YENGEÇ Burcu Yorumu: Kendinize özgün bir çalışma sisteminiz var. Sizin düşünce tarzınızı herkesin benimsemesini beklemeyin. Maddeyi seviyor ve kişisel zevkleriniz için fazla harcamalar yapıyorsunuz. Bugün, sıra dışı düşünceler içinde olacak ve partnerinizin gözüne girmek için, bütçe dengenizi bozacaksınız. Sıcak gelişmeler gündemde sizi bekliyor.
ASLAN Burcu Yorumu: Bugün, yeni tanışacağınız kişilerin farklı tasarımları olacak. Değişimler için gerekli enerjiye sahipsiniz. Yalnız, ayrıntılardan çabuk sıkılabilir ve bir an önce sonuçlar üzerinde yoğunlaşabilirsiniz. Kendinize yakın hissettiğiniz kişilerle ortak çalışmalar içinde olacak ve duygusal konularda kendinizi güçlü ve istekli hissedeceksiniz.
BAŞAK Burcu Yorumu: Bilinçaltınızın içgüdüsel olarak hareket etmesi yüzünden, bazı önleyemediğiniz hatalarınız gündeme gelebilir. Gizli aşklar konusunda temkinli olmalı ve geçici duygulardan uzak kalmalısınız. Bilgilerinizi karşı tarafla paylaşacağınız ve farklı konuşmalar içinde olacağınız bu günde; yeniliğe açık olmanıza rağmen, çevrenizi istemeden yargılayabilirsiniz.
TERAZİ Burcu Yorumu: Başlattığınız işleri tamamlama konusunda oldukça inatçı davranışlar sergileyeceksiniz. Üzerinize aldığınız sorumluluklar konusunda titiz bir tablo çizerken, yeni başlangıçlar için de, araştırmalar yapıyorsunuz. Küçük seyahatler için uygun bir gün olmasına rağmen, küçük aksilikler yüzünden ertelemek zorunda kalabilirsiniz.
AKREP Burcu Yorumu: Bireysel duygularınızla yaşamaktan hoşlanıyorsunuz. Bugün, sıradan işlerden hoşlanmadığınız için, farklı duygularınızı ortaya çıkaracak dostlarınızla bir araya gelmekten memnunluk duyacaksınız. Yalnızlık duygusunun yakışmadığı ender kişilerden birisiniz. Kendinizi ifade etme konusunda çevreye ihtiyacınız var.
YAY Burcu Yorumu: Ay karşıt burcunuzda ilerlediği için, partnerinizle romantik ve duygusal bir gün sizi bekliyor. Enerji potansiyelinizi heyecanlarınız doğrultusunda kullanacaksınız. Bugün, bulunduğunuz ortamlarda kendinizi dinletmesini bileceksiniz. Güçlü iş birliği olduğunuz kişilerle aranızda uzaklıklar söz konusu ve onlarla iletişim sağlamak için, kısa yollar söz konusu olacak.
OĞLAK Burcu Yorumu: Bugün çevrenizle güçlü işbirliği içinde olacaksınız. Duygusal gelişiminiz için yapacağınız çalışmalarda, maddi beklentilerinde önem kazanacağını biliyor ve hedeflerinizi ona göre belirliyorsunuz. Güçlü sezgileriniz ve mantığınızı bir arada kullanarak, istediğiniz sonuca yaklaşıyor ve kendinizi çevrenize istediğiniz gibi yansıtabiliyorsunuz.
KOVA Burcu Yorumu: Ay ortak burcunuz İkizler' de ilerlerken, aşk yaşantınıza yeni seçenekler sunuyor. Bugün, katılacağınız toplantılarda, ilginizi çekmek isteyenler olacaktır. Geçici duygusallıkların size vereceği zararları unutmamalısınız. Popüler çalışmaların ilgi çekeceğini biliyor ve bağlantılarınızı bu yönde geliştiriyorsunuz.
BALIK Burcu Yorumu: Bugün, düşüncelerinizde karmaşanın hakim olduğu bir yoğunluk yaşayabilirsiniz. Ay, bilinç altınızı karıştıracak. Bir süredir aklınıza gelmeyen bazı olaylar, yeniden kafanızda şekillenecektir. İyi niyetle yaklaştığınız konularda beklenmeyen aksiliklerin çıkması sizi üzmemeli. Sıra dışı fırsatlar için değerlendirmenizi doğru yapmalısınız.
Ermenice - Ermenice Nasıl Bir Dil - Ermenice Nasıl Öğrenilir - Ermenice Nasıl Konuşulur - Ermenice Hakkında
Ermeniler tarafından konuşulan Ermenice Hint-Avrupa dil ailesine ait bir dildir. Ermenistan Cumhuriyeti’nin ve dünyada uluslararası devletler tarafından tanınmayan Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’nin resmi dilidir. Tarihsel olarak bütün Ermeni dağlık bölgesinde konuşulmuştur. Günümüzde ise Ermeni diasporası tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır. Türkiye’deki Ermenilerin ise %18’i Ermenice konuşmaktadır. Dil bilimciler tarafından Hint-Avrupa dil ailesinin bağımsız bir alt kolu olarak sınıflandırılan Ermenice kendine özgü bir alfabeye sahiptir. Alfabe, milattan sonra bir Ermeni rahip ve dil uzmanı olan Mesrop Maştots tarafından bulunmuştur.
Ermenistan milattan sonra ikinci yüzyıla kadar tek dil konuşan bir ülkeydi. Bu yüzden Ermenice de uzun bir edebi tarihe sahiptir. Modern edebi biçim olarak iki tane lehçesi vardır: Doğu Ermenicesi (Erivan) ve Batı Ermenicesi (İstanbul). Batı Ermenicesi genelde Osmanlı İmparatorluğu’ndaki yazarlarla ilişkilendirilirken Doğru Ermenicesi Rus İmparatorluğu’ndaki yazarla ilişkilendirilmektedir. Fakat 1915’teki sözde Ermeni Soykırımı’ndan sonra Ermenistan dilindeki bütün Türkçe etkili sözcükleri çıkartmıştır. Bu lehçelerden birini konuşanlar diğerini konuşanları rahatlıkla anlayabilir.
Modern Ermenicenin 38 harften oluşan alfabesinde 6 tane tek sesli ünlü vardır. Ի harfi Latince transliterasyonunda i sesine, ու harfi u sesine, ե harfi e sesine, ը harfi ë sesine, ո harfi o sesine ve ա harfi a sesine benzemektedir. Geri kalan 32 harf ünsüzdür: բ, գ, դ, զ, թ, ժ, խ, ծ, կ, հ, ձ, ղ, ճ, մ, յ, ն, շ, չ, պ, ջ, ռ, ս, վ, տ, ր, ց, ւ, փ, ք, օ, ֆ.
Ermenicede vurgu eğer son hecede [ə] sesi bulunmuyorsa son heceye bulunuyorsa sondan bir önceki heceye düşer. Bu kuralın bazı istisnaları vardır. ե harfiyle biten kelimeler ve bazen de sıra sayıları bu kuralı bozmaktadır.
Biçim bilgisi bakımından ise Ermenice Farsça gibi eklemeli bir dildir. Gramer olarak eski biçim Ermenicenin Klasik Yunancayla çok ortak noktası vardır fakat modern Ermenice birçok değişim geçirerek son haline ulaşmıştır.
Obsidyen Taşı - Obsidyen Taşı Nerede Kullanılır - Obsidyen Taşı Kullanımı - Obsidyen Taşı Kullanımı Nasıl Olur
Tarih boyunca insanlar tarafından öteki dünyayla iletişim için kullanılan obsidyen taşı korunmaya yardımcı olan güçlü bir taştır.
Obsidyen taşı nasıl oluşur?
Obsidyen taşı volkanik lava suyla temas ettiğinde ve kristalleşmesine vakit kalmadan çabucak soğuduğunda oluşur. Bir tür volkanik cam olan obsidyen dünyanın birçok yerinde bulunur. Bu taşın birçok çeşidi vardır ve gökkuşağı, kahverengi, mavi, mor ve yeşil gibi renklerden oluşabilir. Obsidyenin en güzel örneklerinden “kar tanesi obsidyeni”nin üzerinde beyaz benekler bulunurken “gökkuşağı obsidyeni” birkaç renkten birden oluşur.
Obsidyen taşı nasıl kullanılır ve nelere iyi gelir?
Bu taş tarih boyunca içerdiği titreşimden dolayı öteki dünyayla iletişime geçmek için kullanılmıştır. Doğru ışıkta parlak obsidyen taşlarına bakarak siz de kehanet gücüne kavuşabilir ve gelecekte oluşak olayları taşın yüzeyinde görebilirsiniz.
Ayrıca çevrenizde oluşan kendinizin veya çevrenizdekilerin neden olduğu nefret, sinir, korku, üzüntü veya stresten kaynaklı negatif aurayı kaldırmak ve fiziksel, duygusal ve ruhani sağlığınıza yardımcı olmak için bu taşı kullanabilirsiniz. Obsidyen çok kuvvetli bir koruma taşı olduğu için sizi bütün negatif oluşumlardan koruyacak ve kendinizi boş yere üzmenizi engelleyecektir.
Fakat obsidyen çok çabuk etki eden bir taş olduğu için dikkatle kullanılmalıdır. Daha önce yüzleşilmesi gereken negatif duyguları ve hoş olmayan gerçekleri gün yüzüne çıkartabilir. Bu yüzden bazı insanlar obsidyen taşının etkilerini çok ağır buldukları için daha nazik bir taş kullanmayı tercih ederler.
Obsidyen taşı çevredeki bütün negatif enerjileri emer. Bunun için taşınızı düzenli olarak akan suyun altına tutup temizlemeniz önerilir.
Ruhani şifalarının yanı sıra obsidyen taşlarının arterit ağrılarını azalttığına, eklem sorunlarına yardımcı olduğuna ve kramplara iyi geldiğine inanılır. Ayrıca sindirime iyi gelmesi de faydaları arasındadır.
Günümüzde obsidyen taşı çok sert ve keskin olduğu için insan üzerinde kullanımı yetkililer tarafından onaylanmasa da bazı cerrah bıçaklarının yapımında kullanılmaktadır. Ayrıca evlerde süs eşyası ya da mücevher olarak işlev görebilirler.