Antoryum Çiçeği - Antoryum Çiçeğinin Anlamı Nedir - Antoryum Çiçeği Ne Demek - Antoryum Çiçeği Hakkında
Kalp şeklinde olan bu capcanlı renkli çiçek misafirperverliği sembolize eder. Antoryum çiçeği ayrıca mutluluğu, bolluğu ve bereketi belirtmek için de kullanılmaktadır. Bazı kaynaklara göre ise bu çiçek tutku, aşk ve heyecan anlamlarına gelmektedir. Karakteristik rengi ve şekli sebebiyle Flamingo çiçeği, Boyalı Dil ya da Ressamın Paleti olarak da bilinmektedir.
Antoryum çiçeği en meşhur tropikal çiçeklerden birisidir ve ömrü yaklaşık 6 haftadır. Bu çiçek özellikle parlak rengi ve dekoratif yaprakları sebebiyle yetiştirilmektedir. Antik Yunanda kuyruk çiçeği anlamına gelen Antoryum’un gövdesinin uzunluğu 15-20 inçe kadar ulaşabilmektedir. Nemli havayı seven antoryumun bulunduğu mekân çok soğuk olmamalı ve güneş ışığı almalıdır.
Beyaz Çay Nasıl Yetiştirilir - Beyaz Çay Nerede Yetiştirilir - Beyaz Çay Hakkında
Çay tiryakilerince, Türkiye'de olduğu gibi dünya'da da siyah çay ve yeşil çay tanınır, oolong çayının ise görülmese de bir duyulmuşluğu vardır. Beyaz çay ise pek değil neredeyse hiç bilinmeyeni. İlk duyanlarda önce bir inanmamazlık sonra bir hayret uyanmaktadır. Siyah, yeşil, oolong ve beyaz çay çeşitleri arasında en esrarengizi en bilinmeyeni beyaz çay desek yeridir. Bu arada beyaz çayın dem renginin de diğerlerinden farklı olduğunu söylemeye gerek yok tabi..
Beyaz çayı bilen ve hala kullanmakta olan tüketicilerinde hala bir teredüt var, beyaz çayı içecekmiyim, yüzümemi süreceğim, yoksa tedavi içinmi kullanacağım?
Doğrusu üç soruya da evet cevabı vermek mümkün. Bu arada kozmetikçileri beyaz çay kullandıkları losyon ve banyo ürünleri 2002 yılından bu yana satış raflarında yerini almaya başladı.
Beyaz çay geleneksel olarak Çin'in Fujian bölgesinde yetiştirimektedir. Çin'in diğer bölgelerinde rastlanmıyor. Çok ender olarak Hindistan'ın bazı bölgelerinde ve Seylanda üretimi var. 1100 yılında İmparator Hui Tsung zamanından beri biliniyor ve sadece imparator ve yakınları için özel olarak üretiliyordu. İmparator için beyaz çay içme keyfi Moğolların sarayını işgal ederken bile bozulmayacak kadar önemliydi.
Dünyada yıllık beyaz çay üretimi 2.000 ton civarlarında olup siyah çay üretiminin karşısında ancak %0.1 lik bir bölümüne tekabül etmektedir. Bu üretiminde %90'lık kısmı Çin'de gerçekleşmektedir. Beyaz Çay Çin'in Fuding, Zhenghe, Jianyang, and Songxi of Fujian Province bölgelerinde üretilmektedir.
Mevcut üretici ülkeler arasında Çin, Hindistan, Kenya, Sri Lanka ve Viet Nam gelmektedir.
Su Kaplumbağası - Su Kaplumbağasının Nasıl Suyu Değiştirilir - Su Kaplumbağasının Suyu Ne Zaman Değiştirilir
Bugün pek çok kişi evinde su kaplumbağası besliyordur. Evde beslenen su kaplumbağaları sağlıklı ve iyi bir şekilde bakıldığında 70 yıla kadar yaşayabilmektedirler. Bu su kaplumbağalarının bir diğer adı da Red Eared Slider (Kırmızı Yanaklı Su Kaplumbağası)’dır. Daha çok protein ağırlıklı yiyecekler ile beslenmeyi seven su kaplumbağaları yaşlarının ilerlemesi ile birlikte sebze ağırlıklı besinlere yönelirler. Her gün biraz biraz yem verilerek doyurulan su kaplumbağalarına çok fazla yiyecek verilirse obez olabilirler ve bu durumda tedavisi oldukça zor olabilmektedir. Yemlerine vitamin damlatılarak daha sağlıklı bir besin öğünü oluşturmakta da her zaman fayda vardır. Fakat sadece yiyecek bakımı ile değil su kaplumbağalarının sağlığı açısından suyunun da düzenli ve doğru değişimi oldukça önemlidir. Peki, su kaplumbağalarının suyu nasıl değiştirilmelidir?
Su kaplumbağalarının suyu gün içinde çok çabuk kirlenecektir. Çünkü gün içinde verilen yiyecekler, su kaplumbağalarının dışkıları derken pek çok etken suyun çok hızlı ve kolay bir şekilde kirlenmesine sebep olmaktadır. Normalde, suyun sağlıklı ve temiz bir şekilde kalabilmesi için en ideal olanı akvaryum filtresi kullanmak olacaktır. Filtreleme suyun temizliğini koruyacağı için daha az kirlenmeye sebep olacak ve de sık sık su değiştirmek zorunda kalınmayacaktır.
Akvaryumun büyüklüğüne göre suyun kirlenme oranı da değişecektir. Çok büyük akvaryumlarda su kirliliği biraz daha yavaş olsa da çok daha fazla su kirlenecektir. Suyun kirlenmesiyle birlikte düzenli olarak suyun temizlenmesi gerekir. Bunun için en ideal süre en fazla haftada 1 olmaktadır. Filtreleme ile kullanıldığında 10 güne kadar su değişimi yapılabilir.
Suyun değişimi sırasında plastik bir eldiven yardımıyla bu işlem gerçekleştirilmelidir. Çünkü su içerisinde oluşan kirler kaplumbağanın kabuğunda mantar veya bakteri oluşumuna sebep olabilmektedir. Buda suya karışır ve elin temasıyla birlikte kişiye hastalık bulaşabilir. Bu yüzden plastik bir eldiven yardımıyla su değiştirilmeli ve her değişimde ince yumuşak uçlu bir fırçayla su kaplumbağasının kabuğu zarar görmeyecek şekilde fırçalanması gerekir.
Lepistes Balığı - Lepistes Balığı Nasıl Beslenir - Lepistes Balığı Ne Yer Ne İçer - Lepistes Balığı Nasıl Yemlenir
İzlemesi zevkli renkli küçük balıklar olan lepistesler akvaryumda beslenen evcil hayvanlar arasında çok popülerdirler. Her ne kadar kolayca beslenebilseler de lepisteslerinizi aşırı beslenmelerini ve hastalanmalarını önlemek için püf noktaları bilmeniz de fayda var.
Balık ya da evcil hayvan dükkanından alacağınız yaprak yem, lepistes gibi canlı doğuran balıklar için oldukça uygundur. Bu yemlerle balığınızın günlük besin ihtiyacını karşılayabilirsiniz. Lepistesler genelde her çeşit yaprak yemi yiyebilirler ama hem protein hem sebze içeren yaprak yemler en iyisidir. Tropik balıklar için yapılmış yaprak yemler genelde lepisteslerinizi daha parlak ve renkli olmasını sağlayan doğal renk geliştiriciler içerir. Ayrıca bu balıkları beslemek için top yemlerden almayınız. Eğer gereğinden fazla yaprak yem alırsanız fazlasını buzluğa atıp gerektikçe buzluktan alınız.
Küçük bir yaprak yemi suya bırakınız. Lepistesleriniz yemeklerini yemeyi 30 ila 60 saniye arasında bitireceklerdir. Çok fazla yemek vermedikçe günde 2 kere yem verebilirsiniz. Çünkü lepistesler tok olsalar bile yemek aramaya devam ederler. Bu yüzden balığınız aç görünüyor diye fazla yem vermeyiniz. Ayrıca sürekli yemek arayan lepistesler suların pislenmesine neden olan yemek artıklarını temizlemiş olurlar.
Lepistesler sadece yaprak yemle beslenerek hayatta kalabilirler. Fakat ekstra besleyici madde içeren canlı veya donmuş hayvan ve bitkiler yaprak yeme takviye yapmak için idealdir. Takviye için, eğer sebze ağırlıklı bir yem kullanıyorsanız protein bakımından zengin olan bebek tuzlu karidesi kullanabilirsiniz. Bu yemi canlı, donmuş veya yaprak formda bulabilirsiniz. Eğer protein ağırlıklı bir yem kullanıyorsanız, ayıklanmış bezelye, doğranmış marul, güzelce kesilmiş marulu da lepisteslerinize verebilirsiniz. Verdiğiniz bu takviye yemlerden çok vermemeye ve balıkların bunları 60 saniyede bitirebilmelerine dikkat ediniz
Eğer balığınızın kakası kendi boyunun yarısından uzun ve kalınsa lepistesiniz kabız demektir. Yem çeşitliliği olmamasından veya fazla yem vermekten kaynaklanan kabızlık balığın karnının şişmesine de neden olur. Hastalığı geçirmek için ıspanak ve bezelyeyi haşlayıp uygun miktarda verebilirsiniz.
Lepistes yavrularının ağzı daha da küçük olduğundan daha az yem vermeye dikkat ediniz. Ayrıca bebek lepisteslerin proteine daha çok ihtiyaç duyduklarını unutmayınız.
Çin Aslanı - Çin Aslanının Temizlenmesi - Çin Aslanı Nasıl Temizlenmeli - Çin Aslanı Ne İle Temizlenir
Çin aslanı (chow cow), gözleri çekik olan, küçük kulaklara sahip, kafa bölgesinde aslan yelesi gibi tüyleri dikleşmiş olan bir köpek ırkıdır. Anavatanı Çin’dir. Dış görünüşü aslana benzediğinden ve vatanı Çin olduğundan Çin aslanı olarak tanınmaktadır. Çin aslanlarının Çin’de beslenme amacı, teknelerin karaya çekilmesinde, bekçilikte ve avcılıkta kullanılırlar. “Chow chow” ismi de İngilizler tarafından takılan; ne işe yaradığı belli olmayan eşyalara takılan bir deyim olarak tanımlanır. Bu köpek ırkıda 1800’lerde İngiltere’ye getirildiğinde ne amaçla kullanılacağı tespit edilemediğinden bu ismi takmışlardır.
Çin aslanlarının bakımında öncelikle; günlük olarak uzun yürüyüşler önemlidir. Günlük minimum 4-5 km sabah akşam yürütülmesi gerekir. Eklemlerinde rahatsızlık meydana gelmemesi için yapılmalıdır. Her ne kadar bahçe yerler yaşamları için daha uygun olsa da küçük yaşlarda edinilerek apartmanlarda da bakılabilir. Gözleri hassas olduğu için ve gözlerinin genetik yapısından dolayı, günlük olarak ister istemez çapaklanma görülmektedir. Veteriner hekimin vereceği uygun solüsyonla göz temizliği yapılır. Kulakları öne doğru dik durduğu için rüzgârla gelen her türlü etkeni içeri alacağından kulaklarının temizliğine de dikkat edilmesi gerekir. Hafta da bir kez kulak temizliği yapılmalıdır. Tüylerinin temizliğinde de hafta da 2-3 kez uygun bir fırçayla taranabilir. Ama fırça seçimi çok önemlidir. Deri hassasiyeti için canını acıtmayacak fırçalar kullanılması gerekir. Köpeğin tüylerinin sağlığı açısından ev içerisindeki sıcaklık, 11°C olmalıdır. Tüyleri dışarıda ıslandıysa, mutlaka tüyleri kurutulmalıdır. Yani kendi kendisinin kuruması beklenilmemeli, çünkü hemen kokuya sebebiyet verecektir.
Temizliğinde uygun şampuan seçimi de önemlidir. Çünkü derisinin ph’ını bozmaması gerekir. Deri gözeneklerinin nefes alabilmesi için, kuru şampuanlar tercih edilmemelidir. Yele kısmı taranırken aşağı doğru tek bir hareketle taranması gerekir. Popo kısmının her zaman açık olması temizlik açısından önemlidir. Tırnak uçları ve tüy aralarının rutin kontrolleri yapılmalıdır. Çünkü sağlığı açısından mikrop bulaşımı bu bölgelerden daha sık girer. Bu tüp düzenli bakım ve temizlikle oluşabilecek hastalıklardan kaçınılmış olunur.
Kedi Yatağı - Kedi Yatağı Yapmak - Kedi Yatağı Nasıl Yapılır - Kedi Yatağı Yaparken Nelere Dikkat Edilir
Evcil hayvan denildiği zaman insanların akıllarına ilk gelen hayvanların başında, kediler gelmektedir. Pek çok evin en sevilen üyelerinden bir tanesi olan kedilerin ev içerisinde en keyifli oldukları alanların başında ise kedi yatağı gelir.
Pek çok insan kedi yatağını gidip evcil hayvan ürünleri satan yerlerden satın alır. Halbuki kedi yatağına sahip olmak için illa ki çok yüksek meblağlar ödemek gerekmemektedir. Öyle ki insanlar istedikleri her an sevdikleri hayvanlar için yumuşacık kedi yatakları yapabilirler. Öncelikli olarak bu yatakları yapmak adına şema hazırlanması gerekir. Kare olarak hazırlanacak bu şemanın bir tarafı yarım ay şeklinde kesilmeli çünkü bu tarafa kedinin baş kısmı gelecektir.
Biri içte diğeri dışta iki kumaş bu şemaya uygun olarak kesildikten sonra ise kedi yatağının ilk kısmı tamamlanmış olur. Uçlara kumaşlara uygun renkte olacak kurdeleler geçirilir. Kesilen iki kumaşın üst üste koyulmasının ardından dikkatli bir şekilde dikim işlemi başlar. Ancak dikim yapılırken bir köşenin açıkta bırakılması oldukça önemli. Bunun ardından sıra elyaf doldurmaya gelecektir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ise öncelikli olarak doldurma işleminin ortadan başlaması. Bu alan doldurulduktan sonra ise orta alanın belirlenmesi adına kare şeklinde bir dikim işlemi yapılır. Bunun sonrasında ise sıra yanların doldurulmasına gelecektir.
Her bir alan doldurulduktan sonra açık olan tarafın dikilmesi ile birlikte kedi yatağının çok büyük bir bölümü bitecektir. Daha sonrasında kenarlar dikleştirilerek kurdeleler ile birbirine bağlanır. Kedi yatağı tamamlandığı zaman ekmek sepeti görünümünde olması gerekecektir. Elyafın mümkün olduğu kadar orta kısımda sıkı ve yumuşak bir şekilde doldurulması büyük bir önem taşımakta. Böylece kedi yatağına girer girmez yumuşaklık sayesinde rahatlayacak ve kendi yerini belirleyecektir. Yapılacak olan bu yatak tek bir kumaştan hazırlanabileceği gibi arzuya bağlı olarak iki farklı renk ve desende kumaştan da hazırlanabilir. Evde eğer ki kurdele bulunmuyorsa, kalın yorgan ipleri de birkaç kat şeklinde kullanılabilir. Böylece evde olan birkaç malzeme ile istenildiği zaman kedi yatağı hazırlanabilecektir.
Cennet Papağını - Cennet Papağını Beslemesi Nasıl Olur - Cennet Papağını Ne Yer Ne İçer
Cennet papağanları, Afrika kökenli olup, diğer papağanlara göre daha küçük olan, renk türlerine göre şeftali başlı, çilek başlı olarak isimlendirilmiş kuş türüdür. Evde bakımları diğer papağan cinslerine göre küçük olduklarından dolayı daha kolaydır. Tek aksi tarafı, sinirlendiğinde insanı rahatsız eder şekilde tepkiler verebilmektedir. Erkek ve dişi ayrımlarında aynı dış görüşüne sahip olup, erkeklerin baş yapısı dişiye göre biraz daha büyüktür. Evde bakıldığı zaman mutlaka çift olarak bakılması tavsiye edilir. Çünkü yalnız olarak bakılan papağanlarda hem cinsi aradığı için, bazı problemlerle (en sık görülen, tüy dökülmesi gibi) karşılaşılır.
Bu cins papağan türlerinde dikkat edilmesi gereken ilk husus, günde 2 defa tohum karışımın ve suyun yenilenmesi gereklidir. Yem ve su kabının dışında sebze ve meyve koyabilmek için mutlaka 3. bir kap daha olması iyi olacaktır. Meyve-sebzenin papağanın hayatını sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmesinde ve uzun ömürlü olmasında önemi çoktur. Papağan beslenmesinde en sık yapılan hatalardan biri de sık ayçiçeğiyle besletilmesi vardır. Bu besinin sürekli olarak verilmesi papağanın ömrünün kısalmasına neden olmaktadır. Bu yüzden besin olarak kaliteli tohum karışımı olarak bilinen, on kadar tohumun belirli oranlarda karıştırılmış bir besin verilmesi gereklidir. Aslında beslenmesinde %40’ı tohum karışımı iken %60’ını yararlı meyve-sebze oluşturmaktadır. Meyve-sebzelerden de hiç verilmemesi gereken besinler vardır. Bunlar, mantar, avokado ve maydanozun sapı verilmemelidir. Bunların dışındaki meyve-sebzeleri çok rahat tüketebilirler.
Her canlı da olduğu gibi papağanlarında ek besinlere ihtiyacı vardır. Bu nedenle normal beslenmesinin yanında ek olarak; vitamin ve minerallere, ayrıca gaga taşı adı verilen hem kalsiyum ihtiyacını gideren, hem de gaganın yapısının bilenmesi açısından verilmesi gereken besindir. Bunlarla beraber kesinlikle yağlı besinlerden kaçınılmalıdır. En sık rastlanan ve ilerledikçe ölümcül olabilen ishal hastalığı için; ek mineral ve beslenmesine dikkat edilmesi önemlidir. Ayrıca bu kuş türü, sahiplerine alışması açısından en uzun süreli ve sabır gerektiren bir durum olduğundan, en iyi yolu yemini ve suyunu eksik etmeyerek ilgilenmektir.
Zebra Balığı - Zebra Balığı Besleme - Zebra Balığı Beslemesi Nasıl Olur - Zebra Balığı Ne Yer Ne İçer
Sazangiller familyasından tropikal bir balık türü olan zebra balığı, uzunluğu 4 ila 6 cm arasında olup, yumurta ile çoğalan bir türdür. Barışçıl ve hareketli bir balık türü olan zebra balıkları akvaryumlarda da kolaylıkla yaşayıp çoğalabilirler. Zebra balıkları genellikle zebra cichlid balıkları ile karıştırılmaktadır. Ancak bu iki tür büyüklükleri ve gövdelerindeki çizgilerin yönü ile kolaylıkla birbirlerinden ayırt edilebilirler. Zebra balıkları cichlidlerden farklı olarak yatay çizgilere sahiptirler ve cichlidlere göre daha küçüktürler.
Zebra balıkları, akvaryumda beslenmek üzere sıklıkla tercih edilen balık türlerinden birisidir. Bu tür özellikle akvaryum hobisine yeni başlayanlar tarafından daha fazla tercih edilmektedir. Anavatanı Hindistan olan bu balıklar özellikle suyun üst bölümünde gezmekten oldukça hoşlanırlar. Barışçıl canlılar olan zebralar hem kendi türlerine hem de başka türlere karşı saldırganlık göstermezler. Sürü halinde gezmeyi sevdiklerinden dolayı zebraların akvaryumda en az 4-6 adet olarak bakılması idealdir.
Zebra balıkları geniş bir sıcaklık aralığında yaşayabilirler. 18 ila 30 derecelik sıcaklık aralığında yaşayabilen zebralar için ideal sıcaklık değeri ise 24 derecedir. Zebralar yüzmek için geniş bir alana ihtiyaç duyarlar. Bu sebeple zebraların küçük akvaryumlarda bakılmaması gerekir. Zebra akvaryumlarının bitkilendirilmesi bu balıkların oldukça hoşuna gider. Ancak akvaryumda kullanılan bitkiler balıkların yüzme alanını engellemeyecek şekilde daha çok akvaryumun alt kısmında konumlandırılmalıdır. Ayrıca bitkilendirme için su üstünde yüzen bitki çeşitleri de kullanılabilir.
Zebra akvaryumlarındaki suyun pH değerinin 7,5’tan büyük olmaması ve bu akvaryumlarda sert su kullanılmaması gerekir. Bu sebeple akvaryum suyu yenilenirken mümkün olduğunca şebeke suyu yerine tatlı su kullanılmalıdır. Şebeke suyu kullanılacağı durumlarda ise su en az 1 gün ağzı açık bir kapta bekletilmeli ve su hazırlayıcı ürünlerden de faydalanılmalıdır. Zebra akvaryumlarında filtrelemenin de iyi olması gerekmektedir. Ancak akvaryumda kullanılan filtrenin akıntı oluşturacak kadar güçlü olmamasına dikkat edilmelidir.
Diğer canlılarda olduğu gibi zebralar için de beslenme çok önemlidir. Zebra balıkları yem konusunda seçici değillerdir ve hem etçil hem de otçul olarak beslenebilirler. Her türlü kuru yemi kabul eden zebraların haftada 1 kez haşlanmış bezelye ve ıspanak gibi yeşil sebzelerle beslenmesi zebraların sağlığını olumlu yönde etkiler. Ayrıca yine haftada bir kez olmak üzere zebralara su piresi gibi canlı yemler de verilmelidir.
Çin Aslanı - Çin Aslanı Eğitimi - Çin Aslanı Nasıl Eğitilmeli - Çin Aslanı Hakkında
Sevimlilikleriyle bütün dikkatleri üzerine çeken ve ülkemizde Çin Aslanı olarak da bilinen Chow Chow cinsi köpeklerin en ön plana çıkan özellikleri güçleridir. Soğuk iklimlere alışkın bir köpek olması nedeniyle sıkı yünlere sahip olan Chow Chow'lar dirençli yapısıyla bilinmektedir.
Çin Aslanı, oldukça düz bir bacak kısmına sahiptir. Çin Aslanları, yoğun bir tüy yapısına sahiptir ve kızıl, siyah ya da krem renklerine sahip olabilmektedir. Bu köpeklerin tüyleri tek bir renkten oluşur. Aslana benzetilmesi ise kafatasının yapısından dolayıdır. Kulakları küçük ve yuvarlak bir şekilde olduğu için alışılagelmiş köpek türlerinden farklıdır. Kafası geniş ve yüz bölümü düz bir halde bulunmaktadır. Çin Aslanlarının kuyruk kısmında da yoğun miktarda tüy bulunmaktadır.
Çin Aslanları bakım yönünde kolay kontrol edilebilen bir köpek cinsidir. Fakat bu Çin Aslanlarının itaatkar oldukları anlamına gelmez. Bu nedenle Çin Aslanlarını eğitmek diğer köpeklere oranla daha zordur. Çin Aslanları uysal ve fazla ses çıkarmayan bir köpek türüdür. Çok inatçı bir yapıya sahip olan Çin Aslanı, kendi istediğini yapan ve başına buyruk hareket eden bir köpek cinsidir. Çin Aslanı, yabancılara karşı saldırgan olabilmektedir. Çin Aslanıi, dominant bir yapıda olduğu için bu köpeği besleyecek olan kişilerin köpek bakımında ve eğitiminde tecrübeli olması gerekmektedir.
Çin Aslanı eğitiminde sakin ve ılımlı olmak gerekmektedir. Çok fazla havlamayan bu köpekler, 'gel' 'otur' gibi komutları dinlemeyebilir. Doğuştan gelen ve içgüdüsel olarak bir inada sahip olan Çin Aslanı, kendi uygun gördüğü hareketleri yapabilmektedir. Öğrenme yönünden herhangi bir sorun yaşamayan Çin Aslanı, komutları uygulamada sahibine sorun yaşatabilmektedir.
Çin Aslanı, etrafındaki köpeklerle çok rahat bir şekilde anlaşamaz. Sosyal bir Çin Aslanı'na saihip olmak isteyen kişilerin bu köpeği çok küçükken edinmesi gerekmektedir. Doğası gereği, ağır eşya taşımada kullanılan bu köpekler tasma takılması gibi durumlarda da sahibine sorun yaşatabilmektedir.
Çin Aslanı, özellikle serin yerlerde beslenmelidir. Bu köpekler yoğun bir tüy yapısına sahip olduğu için mevsim geçişlerinde tüylerini dökebilmektedir. Çin Aslanı bakımında tüylerinin kuru şampuanlarla yıkanması gerekmektedir.
Cennet Papağanı - Cennet Papağanı Nasıl Konuşur - Cennet Papağanı Ne Zaman Konuşur - Cennet Papağanının Konuşması
Cennet papağanı, diğer papağanların aksine muhabbet kuşu ile aynı büyüklüğe sahip bir papağan çeşitidir. Gözlerinin etrafında beyaz halka bulunur. Tüyleri rengarenk olmakla birlikte gövdesinin geniş bir çevresi beyaz halkayla kaplıdır. Kuyruğu da muhabbet kuşuna nispeten kısa ve kırmızı renktedir. Peki bu papağan türü konuşturulabilir mi? Konuşturulması için ne gibi koşullar gerekli olabilir? Bu konuya kısaca bir göz atacağız.
Cennet papağanlarının konuşabilmesi için öncelikli olan kurallardan birisi yaklaşık üç haftalık bir papağan alınması gerekmektedir. Alınan bu papağan öncelikle sahibine alıştırılmalı, şevkat gösterilmelidir. Örneğin elinize koyduğunuz yemle, kuşu elinize sonra kendinize alıştırmayı sağlayabilirsiniz (Fakat dikkatli olun elinizi bir ısırığıyla kanatabilir). Bunu uygularken de daha aldığınız ilk günden itibaren kuşunuzla konuşmanız, ona konuşmayı erken sökmeyi sağlayacaktır. Söylediğiniz her kelimeyi tekrarlardan duya duya çoğu zaman ne anlamda olduğunu tahmin edebilmektedirler. Öncelikle size vereceği tepkiler, doğal atmosferinde olduğu ıslıklar olacaktır. Normal bir cennet papağının tek bir kelime söylemesi bile yaklaşık 8 hafta sürmektedir. Dolayısıyla ilk birkaç haftada bu kuş konuşamayacak, az konuşacak vs. önyargısına kapılmanıza gerek yoktur.
Cennet papağanı olup da henüz konuşamayanların sahiplerinin ise telaşa kapılmasına gerek yoktur. Öncelikle ilk yapmanız şey kuşunuzla iletişim kurmak olmalıdır. Çünkü her bir kuş mutlaka ilgi ister ve ilgiyi üzerine çekmek ister. Karşıdakinin de değer verdiğini hissedince arada kurulan sevgi bağı ortaya çıkar. Bu sevgi bağınının da teminini sağladımakla birlikte, sürekli konuşmanız, basit kelimeler tekrar etmeniz, kuşunuzun hafızasında yer edinmeye başlayacaktır. Yavru olan Cennet papağanına her ne kadar kıyaslanamayacak gelişme gözlemlenecek olsa da, ısrarla öğretim çabalarınız sonunda olumlu yanıtlar ortaya çıkması muhtemeldir.
Özetleyecek olursak, Cennet papapağanı evcilleştirilmiş bir papağan türü olup ıslıklı sesler çıkarmasıyla ünlü bir kuştur, fakat diğer papağanlara oranlar nispeten daha küçüktür. Rengarenk yeşil ağırlılı gövdesiyle, kırmızı uçlarla kızıllaşan kuyruğa sahip bir papağan türüdür. Konuşması en muhtemel olan hayvanlardan birisidir. Öncelikle yapmanız gereken, kibar ve nazik ses tonuyla onunla insan gibi tekarlı konuşarak muhabbet etmek, daha sonra düzenli bir şekilde beslemektir. Konuşturulmak istenen Cennet papağanın yavru olması da konuşmayı etkileyen önemli ayrıntılardandır.Yalnız yırtıcı ve asabi papağan türlerinden birisi olduğu için de özellikle elinizle beslerken çok dikkatli olmalısınız, bir gagasıyla ısırığı elinizi kanatmaya neden olabilir.
Çin Aslanı Hastalıkları - Çin Aslanı Nasıl Hastalanır - Çin Aslanı Neden Hastalanıyor - Çin Aslanı'nın Hastalanma Nedenleri
Chow Chow olarak da bilinen Çin aslanı, yeleli kafası, düz arka ayakları ve siyah dili ile gösterişli bir köpektir. Oyuncak ayıyı andıran görüntüsüne rağmen Çin aslanları kucağa alınıp, oyun oynanabilecek, sıcakkanlı bir tür değildir. Genellikle tek bir kişiye bağlanan Çin aslanları, son derece bağımsız, ciddi ve onurludur. Tüm aileye karşı koruyucu olmakla birlikte, bağlanmak için tek bir kişiyi tercih eder.
Çin aslanları, yabancılara kuşkulu yaklaşabilir, hatta saldırganlaşabilir. Davetsiz misafirlere veya insanlara karşı memnuniyetsizliğini derin bir homurtu, bazen de fiziksel bir aktivite ile belli eder. Erken ve sık sosyalleşme, çevresini tanıması ve güven geliştirmesine yardımcı olmak için gereklidir. Çin aslanları sadık bir aile köpeği olabilir, tabii sizinle çimlerde yuvarlanan bir köpek aramıyorsanız.
Chow Chow düşük aktivite seviyesine sahiptir bu nedenle bir apartman dairesinde de yaşayabilir. Ancak tembelleşmemesi için düzenli olarak egzersiz ihtiyacının karşılanması gerekir. Akıllı fakat oldukça inatçı olan Çin aslanlarını eğitmek zorun olabilir. Başarılı olmak için, sabırlı ve tutarlı olmak gerekir.
Çin Aslanlarının Ortak Sağlık Sorunları
Çin aslanlarının ortalama ömrü 8-12 yıl arasındadır. İnsanlarda olduğu gibi, tüm safkan köpekler de genetik sağlık problemlerine ve genetik mirasın getirdiği hastalıklara yakalanma potansiyeline sahiptir. Çin aslanlarının en yaygın sağlık problemleri ortopedi, görme ve cilt fonksiyonlarında ortaya çıkar.
Genetik olarak kalça ve dirsek displazisi, patellar çıkık, gastrik dilatasyon volvulus, mide torsiyonu, otoimmün tiroidi, katarakt, glokom, şeker hastalığı, miyotoni, ve mide kanseri gibi hastalıklara eğilimlidir. Büyük göğüslü ırklarda olduğu gibi, Çin aslanı da gastrointestinal sendromlarda doğal olarak risk altındadır.
Düz, arka ayaklarıyla bütünleşen çin aslanları için bu durum ‘’normal’ olarak algılansa da aslında kalça yapıları sağlıklı değildir. %20 oranında displastik kalça yapısına sahip olan Çin aslanlarının yaşı ilerledikçe kalça deformasyonu artarak artrite neden olur. Dirsek yapıları da kalça gibi sorunludur. Dirsek displasizi oranı %46 dolayındadır.
Gevşek göz kapakları ve göz yapıları çeşitli göz hastalıklarının oluşmasına zemin hazırlar. Entropiyon (göz kapağının içe dönmesi), ektropium (göz kapağının dışa dönmesi), katarakt, kornea distrofisi, glokom, retina displazi ve kirpik anormallikleri yaygın görülen hastalıklar arasında yer alır.
Yumuşak damak dokusu, gürültülü solunuma ve kronik horlamaya neden olur. Kalın tüyleri ve deri kıvrımları ile alerji, bakteriyel deri enfeksiyonları (pyoderma), demodectic uyuz, foliküler displazi, pemfigus gibi kronik deri hastalıklarına yatkındır.
Soğuk iklimlerde yaşayan bir cins olduğundan, sıcak iklimlerde en çok nefes darlığından muzdarip olur. Bu nedenle yaz aylarında yapılacak egzersizler sabah ve akşam serinlikleri ile sınırlandırılmalıdır.
Cennet Papağanı - Cennet Papağanı Eğitimi - Cennet Papağanı Nasıl Eğitilmeli - Cennet Papağanı Eğitimi Hakkında
Anavatanı Afrika olan cennet papağanları en sevimli ve oyun oynamayı en çok seven kuşlardandır. 10 yıl yaşarlar, farklı renkte olanları vardır ve daha çok sıcak ve nemli iklimleri severler. Bulundukları iklime bağlı olarak da tohumlarla beslenirler. Cennet papağanlarının nasıl eğitildiğine ise gelin birlikte bakalım.
Eğer bir cennet papağanı sahibi olmak istiyorsanız bu kuşu edinmeden önce bakılacağı ortamı ayarlamalısınız. Cennet papağanları çift yaşamayı severler ve tek halde bakıldıkları zaman normalden daha fazla ilgi gerektirirler. Bu yüzden en önemli şey sabır ve ilgidir. Bakılacağı ortam, kafes ve kafesin devamlı olarak duracağı yer önceden belirlenmelidir. Başka bir ortamdan alınacağı için oraya zaten alışmış olacaktır. Yeni bir ortama alışması ise daha uzun süre alacaktır. Alıştığı ortamdan alınırken kapalı bir kutu içinde alınmasında fayda vardır. Zira yeterince korkmuş olacağı için yeni kafesine bırakıldığında rahatlayacaktır ve alışması için gereken süre biraz daha azalacaktır. Ne kadar erken yaşta alınırsa eğitim ve alışma o kadar kolay olur.
Cennet papağanını yeni ortamına geldiği ilk günlerde çok fazla sıkmamak, rahatsız etmemek gerekir. Onu korkutacak ani hareketlerden ve yüksek seslerden kaçınılmalıdır. Kafesin yeri değiştirilmemeli, kafese içerisine el sokulmamalı ve kuş ele alınmaya çalışılmamalıdır. Mesela sabahları rahatsız edici derecede öteceklerdir. Bu durumda susturmak için bağırarak korkutarak susturmak ya da üzerini örtmek aslında yanlış olan davranışlardandır. Papağan kafesinde ne kadar rahat öterse ne kadar rahat davranırsa alışması da o kadar kolay olacaktır.
Zamanla sahibine de alışacağı için yavaş yavaş el ile beslenmeye çalışılır. Eğer korkmadan yeme geliyorsa alışıyor demektir. Bu süreçten sonra kafesin kapısı açılabilir. Uçmaları durumunda odada açık kapı pencere olmamalıdır. Genelde, uzun süre uçmadıkları için, ilk uçuşlarında sağa sola çarparlar, bu yüzden zarar görecekleri eşyaların kaldırılmasında fayda vardır. Acıktığında ya da susadığında kendi kafesine gireceği için kafese sokmak için korkutulmamalıdır.
Cennet papağanı yakalanırken korkutulmamalıdır. Ele alınabiliyorsa yavaş yavaş ensesi kaşınarak rahatlatılmalıdır. Eğer rahatsız olup kaçıyorsa zorlamaya gerek yoktur. Zamanla diğer tüm papağanlar gibi bu hareketten hoşlanacaktır. Artık bu durumu da alıştıktan sonra zaten kendisi sizin yanınıza gelecek ve sıkılana kadar okşanmak isteyecektir.
Tüm bunlar sabır ve ilgi gerektireceği için cennet papağanı sahibi olmadan önce sabırlı ve ilgili olup olamayacağınıza karar vermelisiniz. Aynı zamanda mümkün olduğunca küçük yaşta sahiplenmeniz alışması ve eğitimi için faydalı olacaktır.
Kedi Nasıl Kendini Temizler - Kedi Nasıl Temizlenir - Evde Kedi Besleme
Kediler, uysallıklarından dolayı bireylerin evde bakımında daha fazla tercih ettiği hayvanlardandır. Tek sebep tabii ki bu değildir. Kediler, şefkatle kucaklanabilen, sevilmekten ve okşanmaktan rahatsızlık duymayan hayvanlardandır. Bunca güzel şeyle beraber evde bakmaya başladığımız kedimizi nasıl temizleyeceğimiz konusu büyük bir soru işareti oluşturmaktadır.
Evdeki kedinin temizliği kendimiz özellikle de evde olan çocuklar ve tabii ki kedi için oldukça önemlidir. Evdeki diğer bireyler gibi, çoğu yere girip çıkan kedinin temiz olması evin hijyeni için oldukça önemsenmelidir. Kediler doğaları gereği, kendilerini temizlemektedirler. Bir kedinin kendini temizlemesi bir iç güdüdür. Doğal hayatta yaşayan kediler kendilerini temizlerler ama bu bizim duş almamız gibi bir amaçla yapılmamaktadır. Onların amacı da vücutlarından çıkacak kokuyu engelleyerek düşmanlarının onların farkına varmamasını sağlamaktır.
Doğal yaşamda böyle davranan kedilerin bu içgüdüleri evde beslenen kedilerde de vardır. Evde beslenen kediler de gün içinde temizlik için oldukça fazla zaman ayırırlar. Kediler kendilerini yalayarak temizlerler. Ancak evde beslediğimiz kedimizin ulaşamadığı yerler varsa biz ona yardımcı olmak adına fırça yardımıyla bu yerleri temizleyebiliriz.
Evde daha hijyenik bir ortam olmasını ve kedimiz de evde yaşayan bir birey olarak bu hijyenik ortama katkı sağlamasını istiyorsak kedimizi yıkayabiliriz. Ancak kediyi yıkamak için önemli olan nokta, kediyi yıkamaya kedi küçük yaşlardayken başlamak gerektiğidir. Çünkü kediler doğasından dolayı suyu pek sevmemektedirler. “Ağaç yaşken eğilir.” sözünde de dediği gibi kedimiz küçükken yıkamaya başlayarak onu bu duruma alıştırmalıyız. Böylece, yıkanmaya alışan kedimizi ilerki zamanlarda daha kolay yıkayabiliriz.
Uzun yıllar kedinizi yıkamadıysanız ya da kedinizi daha büyükken ailenize kattıysanız ve yıkamaya karar verdiyseniz önemli olan şey kediyi yıkamaya neresinden başladığınızdır. Uzun yıllar suyla tanışmamış kediyi yıkama işlemi vücudundan başlamalıdır. Eğer başından yıkamaya başlarsanız kediyi ürkütürsünüz. Yıkamaya sırt bölgesinden başlanıp yavaş yavaş kafa bölgesine gelinmelidir. Ve önemli noktalardan biri de yıkamak için kullanılan şampuanın Ph değerinin kedinin tüylerine ve derisine uygun olmasıdır. Ph değeri uygun olmayan şampuan kedinin tüylerine ya da derisine zarar verebilmektedir. Kediler, kendi işlerini kendileri yapabilen ancak bazen sahibinden küçük yardımlar almaya da ihtiyacı olan sevgiyle dolu ve sevgiye doyamayan uysal ve şirin hayvanlardır. Ve tertemiz olmak, rahat etmek onların da hakkı.
Kedinin Cinsiyeti Nasıl Anlaşılır - Kedinin Dişi Olduğu Nasıl Anlaşılır
Yavru kedilerin cinsiyetini belirlemek, özellikle 2 aydan daha küçük kediler için zor olabilir. Bunun nedeni, kedilerin genital organlarının 2 aydan sonra belirginleşmesinden kaynaklanır. Bu dönemden önce yavru kedilerin erkek mi dişi mi olduğunu anlamak aslında çok da zor değildir. Kedilerin genital organ yapıları incelenerek, kolayca cinsiyeti anlaşılabilir.
Kedinin cinsiyeti nasıl anlaşılır?
Her zaman olmasa da çoğu kez kedilerin rengi cinsiyeti hakkında ipuçları verir. Erkek kedilerin tüyleri dişilere nazaran daha az renk sayısından oluşur. 3 veya daha fazla sayıda renk içeren kedilerin çok büyük bir bölümü dişidir. Erkek kediler ise genellikle 1 veya 2 renkten oluşur.
Yavru kediler için geçerli bir yöntem olmasa da erişkin kediler dış görünüşlerinden de cinsiyetini belli eder. Dişilerin kafa yapısı daha küçük, erkeklerin ise daha büyüktür.
Erkek kedilerde, büyümeye paralel olarak testisler gelişerek belirgin bir görünüm alır. 2 aydan sonra sadece testislerine bakarak dişi mi erkek mi olduğu kolayca anlaşılabilir.
Kedinin dişi mi erkek mi olduğunu anlayabilmek için öncelikle dişi ve erkek kedilerin genital organ resimlerini inceleyin.
Kedinizin kuyruğunu kaldırın. Bunu aniden yapmak kedinizin hoşuna gitmeyebilir. Özellikle birçok kedi arka ayaklarına dokunulmasından hoşlanmaz.
Kedinizin başını okşayarak ya da oynaması için küçük bir top ya da ip vererek kendini güvende hissetmesini sağlayabilirsiniz.
Erkek ve dişi kedilerin kuyruğun hemen altında en üstte yer alan açıklık anüstür.
Anüsü takip eden ikinci açıklık ise genital organlardır.
Erkek kedilerin genital organı daire şeklindedir
Dişi kedilerin genital organı dikey, virgülü andırır bir çizgi şeklindedir.
Erkek kedilerde idrar deliği ve anüs arasındaki boşluk birbirine yakın değildir. Erkek ve dişi kediyi yan yana getirdiğinizde anüs ve idrar deliği arasındaki açıklık farkını kolayca görebilirsiniz.
Dişilerde ise idrar deliği ve anüs arasındaki mesafe daha kısadır.
Erkek kedilerde genital açıklığın hemen üstünde testisler yer alır. Ancak yavru kedilerde özellikle 2 aylık oluncaya kadar testislerin görünümü belirgin değildir.
Kedi Alerjisi - Kedi Alerjisi Nasıl Teşhis Edilir - Kedi Alerjisinin Belirtileri Nelerdir - Kedi Alerjisi Tedavisi Nasıl Olur
Evlerde en çok beslenen evcil hayvanlardan biri olan kediler, birçok tüylü hayvanda olduğu gibi alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Kedi alerjisi bilinenin aksine, kedinin tüylerinden değil vücut salgılarından kaynaklanır.
Kedinin vücudundaki yağ, idrar,salya ve diğer döküntüleri, insan vücudu için 10’dan fazla alerjen maddeye sahiptir. Tüylerde kuruyan salgılar, kuruduğunda çok küçük tozlar halinde havaya karışır. Bu havanın solunması, havayla birlikte alerjen maddelerin akciğerlere taşınmasına neden olur. Bağışıklık sisteminin savunma mekanizmasını harekete geçirmesi sonucunda, hapşırma, öksürme solunum zorluğu gibi şikayetler meydana gelir.
Kişinin genetik faktörleri, kedi alerjisine yatkınlığını da belirler. Ailesindeki alerji yatkınlığı, kediye karşı alerji geliştirme riskini de artırır. Yapılan araştırmalara göre ebeveynlerinin her ikisinde de kedi alerjisi bulunan kişilerin, kediye alerji geliştirme riski % 80’dir.
Kedi alerjisi için en riskli grup küçük çocuklardır. Aynı zamanda astımı bulunan kişiler arasında da kedi alerjisi oldukça yaygın bir şekilde görülür. Ortalama olarak 14 yaşına kadar kediye karşı alerjik reaksiyon göstermeyen çocukların, sonradan alerji geliştirme olasılığı nispeten daha düşüktür.
Kedi alerjisi nasıl teşhis edilir?
Alerjiler, kan tahlili ve deriden yapılan iğne testleriyle teşhis edilir. Alerji riskinden söz edilebilmesi için kişinin alerjenlerle temasta bulunmuş olması gerekir. Çeşitli alerji testlerinden alınan sonuçlar, vücudun daha önce karşılaştığı alerjenin ortaya konuşması açısından faydalıdır. Örneğin kediden kaynaklanan alerjenlerle temasta bulunmamış bir kedi, kedi alerjisi yaptırdığında negatif sonuç alır. Bu sonuç kişinin ileride alerji geçirip geçirmeyeceği hakkında geleceğe yönelik bilgi vermez.
Tüylü hayvanlar arasında en şiddetli alerji kedi alerjisidir. Bunun nedeni kedilerin ev ortamında geniş alanlara, rahatça girip çıkabilmesinden kaynaklanır. Kedilerin tüylerinden havaya yayılan toz halindeki döküntüler, havada uzun süre asılı kalmasının yanı sıra oldukça yapışkandır. Alerjen maddeler, mobilyalara, kıyafetlere ve hemen hemen bütün eşyanın üzerine kolayca yapışabilir. Ortamda kedi olmasa bile, kedi besleyen birinin alerjenlerle temas etmiş kıyafet giymesi, alerjik reaksiyonları
Kedi alerjisinin belirtileri nelerdir?
Alerjenlerle temastan sonra en çok görülen belirtiler, burun tıkanıklığı, nefes almada güçlük, gözlerde kızarıklık, yanma, hapşırma ve öksürüktür.
Kedi alerjisi nasıl tedavi edilir?
Kedi alerjisinin en etkin tedavisi, alerjiye neden olan faktörlerin ortamdan uzaklaştırılması ve alerjenlerle temasa karşı korunmadır. Kedinin ortamdan uzaklaştırılmasının yanı sıra, kıyafetlerin alerjenlerden arındırılması, ortam havasının temizlenmesi ve akar temizliği alerjenlerle teması önler. Bununla birlikte doktor kontrolünde kullanılacak çeşitli ilaçlar alerjenlerin neden olduğu şikayetlerin kontrol altına alınmasına yardımcı olabilir. Aşı uygulaması, alerji tedavisinde kullanılan yöntemlerden biri olmakla birlikte, bazı riskleri de beraberinde getirir. Aşı tedavisi mutlaka uzman hekimin onayı ve kontrolünde hastane ortamında yapılmaldıır.
Ahmet Altan - Ahmet Altan Şiirleri - Ahmet Altan Saadet Şiiri - Saadet Şiiri
Fosillerden, kurumuş dal parçalarından,
kemik artıklarından elmas yapmak tabiat için neyse,
saadet de beşer için odur,
kıymetsiz şeylerden kıymetli bir şey yaratmak,
ruhumuzdaki süprüntülerden paha biçilmez mücevherler yapmak..
Zor ve meşakkatli bir iş,
tabiatın her parçasında elmas bulamadığımız gibi
her insanın ruhunda da saadet bulamayabiliriz...
Ama az da olsa, elmaslar gibi saadetler de var....
Civciv - Civciv Nasıl Beslenir - Civciv Beslemek İçin Neler Yapılır - Civciv Ne Yer Ne İçer
Civcivler kuluçkadan çıktıktan sonra kısa sürede yem yeme ve su içme alışkanlıklarını edinebilirler. Civcivler kuluçkadan çıktıktan sonra ortalama 24 ile 48 saat arasında yem yeme ve su içme alışkanlıklarını edinmiş olmalıdırlar.
Civcivlerin gerek fabrika ortamında, gerek kümes ortamında, gerekse ev ortamında bakımında kullanılan yemler kalitelilik açısından farklılık göstermektedir. Piyasada bulunan yemlerin özellikle protein ve enerji verimi bakımından yüksek olanlarına dikkat edilmeli ve bu yemler tercih edilmelidir.
Civcivlerin bu dönemlerinde büyüme hızları oldukça fazla olduğu için enerji ve protein verimi yüksek yemlere ihtiyaç duyarlar. Bu yemler tercih edildiği takdirde civcivlerin büyüme hızları gerektiği gibi olacaktır. Civcivler yaklaşık olarak 1- 1,5 ay kadar bu civciv yemleriyle beslenmelidir. Civcivler 1- 1,5 aylık gelişimlerini tamamladıktan sonra evdeki besinlerden örneğin ekmek kırıntıları gibi yiyeceklerden az miktarda verilebilir.
Civcivler 1- 1,5 aylık gelişimlerini tamamladıktan sonra piyasada bulunan palet yemler yiyebilirler. Fakat civcivlere yem verirken yemlerin kesinlikle tuzlu olmamasına dikkat edilmelidir. Tuzlu yemler civcivlerin sağlıklarını bozucu etkiye sahip yemlerdir.
Civcivler yine 1- 1,5 aylık gelişimlerini tamamladıktan sonra buğday takviyesi de alabilirler. Yalnız burada şu noktaya değinmek gereklidir: Civcivlere buğday ve benzeri yemler verilirken yemlerin büyüklüğü önemli bir boyut teşkil eder. Çünkü civcivlere verilen yemlerin büyük olması durumunda civcivler yemlerini parçalayamaz ve bölemezler. Bu yemler aynı zamanda da gagalarına büyük geldiği için bir bütün olarak da yutulamaz. Civcivlere verilen yemlerin büyüklüğü sorun olmakla birlikte küçük olması da bir sorun teşkil etmektedir. Çünkü civcivlere verilen yemler eğer çok küçük parçalar halindeyse civcivler bu sefer de yemlerin gagalarına yapışma durumuyla karşı karşıya kalabilirler. Böylesi durumlarda yani yemlerin kimi zaman gerektiğinden büyük kimi zamansa gerektiğinden küçük olması durumunda civcivler gereken miktarda yem yiyemezler bu da civcivlerde kilo kaybına neden olmaktadır.
Civcivlerin beslenmesinde bir diğer önemli besin maddesi ise haşlanmış yumurtadır. Haşlanmış yumurta civcivlere kabuğuyla birlikte ezilerek verilmelidir. Bu şekilde civcivler yumurtadan gerekli proteini almış yumurta kabuğundan ise kalsiyum ihtiyacını sağlamış olurlar.
Tüm bu yemlerin dışında tüm canlılar gibi civcivlerin de hayat kaynağı sudur. Civciv bakımında suyun önemi oldukça büyüktür. Suyun bulunduğu kapların temizliğine mümkün olduğunca dikkat edilmeli ve herhangi bir dezenfektanın su içilen kaplarda kalmamış olmasına dikkat edilmelidir. Aksi takdirde civcivler hayati tehlikeye karşı karşıya kalabilmektedirler.
Dişi Kedi - Dişi Kedi Bakımı - Dişi Kedi Bakımı Nasıl Olur - Dişi Kediye Nasıl Bakılır
Dişi kedi bakımı erkek kedilerde olduğu gibi titizlikle yapılmalıdır. Eğer kedi yavruysa öncelikli olarak kediye ait bir nüfus kağıdı çıkarmak gereklidir. Nüfus kağıdı çıkarırken yavru kedinin ilk aşıları da yaptırılabilir. Bu ilk aşılar kediler için oldukça önem teşkil etmektedir. İlk aşılar genellikle parazit aşılarıdır. Eğer kedide parazit mevcutsa bu parazitler aşı yapıldıktan sonra kedilerde dışkı yoluyla vücuttan uzaklaştırılmaktadır.
Kedi bakımında dikkat edilmesi geren bir diğer önemli alışkanlık da kedilerin tuvalet alışkanlığıdır. Dişi kediler erkek kedilere göre tuvalet alışkanlığı sağlamada daha fazla uyum göstermektedir. Kedilerin de tuvalet alışkanlığının oluşması için tıpkı insanlarda olduğu gibi kuytu bir yer seçilmelidir. Dolayısıyla kedilerin alışkanlık kazanması hız kazanacaktır. Tuvalet eğitiminde ise alınan kumun ince taneli bir yapıya sahip olması gerekmektedir. Eğer kalın taneli kum seçilirse, kediler tuvaletlerini yaptıktan sonra üstünü kumla kapattıkları için tırnakları zarar görebilmektedir.
Dişi kedi bakımında önemli olan bir diğer unsur ise kedinin temizliğidir. Kediler genellikle haftada 2 kez yıkanmalıdırlar. Yıkanmaları için ise piyasada özel olarak satılan kedi şampuanları mevcuttur. Böylelikle yıkama işlemi daha da başarıyla gerçekleşmiş olacaktır.
Kedilerde yemek de oldukça önemli bir unsurdur. Kediler sadece kedi mamasıyla ya da sadece sütle beslenmemelidirler. Bunların dengesinin korunması kedinin sağlığı açısından iyi olacaktır. Kimi insanlar sadece evde olan yemeklerden kedilere vermektedirler. Bu da oldukça yanlış bir davranıştır. Çünkü ev yemekleri kimi zaman oldukça baharatlı ya da acı olabilmektedir. Böyle bir yemek kedilerde bağırsak ve mide sorunlarına yol açabilmektedir.
Dişi kedilerde bakım açısından en önemli zaman kedinin cinsel olgunluğa eriştiği zamandır. Cinsel olgunluğa erişmiş dişi kedilerde yüksek derecede bir çiftleşme isteği görülmektedir. Bunun sonucunda ise kediler evden kaçabilmektedirler. Evden kaçan kedilerin çoğu gebe kalmış olarak eve geri dönmektedir. Bu durum bakıcı açısından oldukça istenmeyen bir şeydir. Bunun önüne geçebilmek için dişi kedilerde kısırlaştırma operasyonu yapılabilmektedir. Kısırlaştırılmış kedilerde böyle bir durum asla görülmemektedir.
Dişi kedilerde de diğer tüm kedilerde olduğu gibi aşı takvimine göre aşıların yapılması gerekmektedir. Aksi takdirde istenmeyen hastalıklar hem kedi hem de bakıcı açısından olumsuz sonuçlar doğuracaktır.
Tavşana Tuvalet Eğitimi - Tavşana Tuvalet Eğitimi Nasıl Verilmeli - Tavşana Tuvalet Eğitimi Verilmesi Hakkında
Tavşanların bakımı oldukça kolaydır. Evde bakılması en zevkli ve zahmetsiz hayvanlardan biridir. Bu yüzden ev bakıma uygun olan türleri, daha çok orta boy ya da küçük boyda olanları ve kısa tüylü olanlarıdır. Çünkü uzun tüylü tavşanların bakımı daha zahmetli ve hastalığa daha fazla yatkındırlar. O yüzden kısa ve küçük ırklar tercih edilmektedir.
Genelde geceleri aktif yaşayan canlılardır. Daha çok beslenmeleri gece ve sabahın erken saatlerinde yapılır. Gündüz de birçok zamanı uyuyarak geçirirler. Onlar için kemirmek zorunlu bir ihtiyaçtır. Günün büyük bir kısmını önünde kemireceği malzemeler varsa onları muhakkak kemirir. Tavşanların bakımında sahibine düşen görevlerin başında temizliği gelmektedir. Bu yüzden ilk başta yaşadığı alanı yani kafesinin hijyenik tutulması gerekir. Günlük olarak kafesinin temizliği yapılmalıdır. Özellikle kafesin altına serilen gazete, karton gibi malzemeler, ister istemez dışkı ve idrar sonucunda kirlenecektir ve bunun her gün değiştirilmesi gerekir. Mama ve su kabının temizliği çok önemlidir, su kaplarının açık olarak değil de, ucu pipetli olanlarından kullanılması daha faydalı olacaktır.
Tavşanın temizliği konusunda bir diğer dikkat edilmesi gereken husus, tuvalet temizliğidir. Tavşanlar genelde hep aynı yere tuvaletini yapmaya yatkın hayvanlardır. Özellikle idrarlarını hep kafeslerinde ve bir noktaya yaparlar. Siz eğer o noktaya plastik kap koyup, içine temiz bir gazete ya da daha uygun olarak kağıt havlu yerleştirirseniz ve o daha önce yaptığı idrarlardan birkaç damla kağıdın üzerine damlatırsanız, hep aynı yere yapmayı tercih ettikleri için gidip oraya yapacaktır. O kaba yapmaya alıştıktan sonra kafesinden çıkarıp başka bir yere koymayı düşünürseniz, yine aynı kabı kullanmanız gerekir. Ancak bu kaba alışana kadar başka yerlere tuvaletini yapabilir. Bu yüzden ona kızılmaması gerekir. Çünkü tavşanlar kızdığınız zaman, ya da onu korkutursanız strese girip hemen dışkılamaya başlarlar. Bu durumda istenilenin tam tersi gerçekleşir. Tuvalet eğimine alışması biraz zaman alabilir. Bu duruma alışması 3 aydan itibaren başlar ve bir yaşını bulabilmektedir. Ancak sabır gösterip, öğrenmesi sağlanacaktır.