Okul öncesi yıllar çocuğun yaşamında gelişim hızının yüksek olduğu ve çocuğun kişiliğinin biçimlendiği en önemli yıllardır. Bu yılların önemi tartışılmaz bir gerçektir. Çocuğun kişiliğinin temel yapısı bu dönemde oluşmaktadır.
Bu dönemde oluşan temel kişilik, çocuğun yaşamının her devresinde etkili olacaktır. Yaşamında insanlarla ilişkilerinin ne düzeyde olacağını, taşıyacağı korkuları, tepkileri, olaylar karşısındaki tutumu, içe kapanık mı, yoksa dışa dönük mü olacağı bu dönemde belirlenecektir.
Okul öncesi dönemin kişilik özelliklerini ve önemini çok iyi kavrayarak değerlendirmeli, vereceğimiz eğitimi bu yönde oluşturarak ona göre davranmalıyız. Çocuklarımızı geleceğe arzu ettiğimiz şekilde hazırlayabilmemiz, bu dönemi verimli olarak değerlendirmekle mümkündür.
Bu dönemde çocuklarımızla etkili bir iletişim kurmalı, fiziksel, ruhsal gereksinimlerini karşılamalı, zihinsel uyarımlarla beslemeli, onlara nitelikli, yeterli zaman ayrırmalı. Sevgimizle güven oluşturmalı ve bu şekilde onlara mümkün olduğunca katkıda bulunmalıyız.
Muhakkak ki çocuk yetiştirmek güç, karmaşık ve yorucu bir iştir. Ancak bu zorluklara bilgi, sevgi ve akılcılıkla yaklaşırsak bu çabalar bizlere büyük haz veren bir uğraş haline dönüşür.
Biyolojik Gereksinimlerin Doyurulması
Okul öncesi dönemde çocuğunuzun en önemli biyolojik gereksinimi, kasların geliştirilmesidir. Çocuğunuz enerjisini tüketme itisindedir. Bu, doğal bir biyolojik itidir. Bu nedenle, koşar, atlar, tırmanır, sürekli hareket halinde, sürekli kıpır kıpırdır.
Anne-babalar, biyolojik yönden daha içe dönük yaşta oldukları için, genellikle çocuğun bu dinamik biyolojik gelişimini yeterince değerlendiremez ve anlayışla karşılayamazlar.
Okul öncesi dönemdeki çocuğu bir biyolojik fabrika olarak düşünün. Çocuk yiyecek biçimdeki hammaddeyi alır ve enerji üretir. Bu enerjinin de tüketilmesi gerekir. Bir psikolog şöyle bir deney yapmış; 4-5 yaşlarındaki bir çocuğun bahçede oyun oynadığı sırada filmini çekmiş ve sonra bu bir saat süren filmi futbolcuya seyrettirerek, çocuğun yaptığı hareketleri terkrarlamasını istemiş. Futbolcu bir saatin sonunda bayılıp kalmış.
Çocuğun biyolojik ihtiyacını karşılamak için ona gerek ev içinde, gerek evin dışında büyük oyun alanları ve oyun araçları sağlamamız gerekir. Böylece çocuğunuz enerjisini boşaltma olanağını elde edecek, büyük ve küçük kaslarını kullanma ve kontrol etme yetisini geliştirecektir. Çocuklarımızın hareket etmek, enerji tüketmek gereksinimi ile bizim kafamızdaki dinlemek isteğimiz çelişebilir. Çocuk enerjisini tüketmek için yapıcı yollar bulamadığı zaman, bu enerjiyi yıkıcı bir yoldan boşaltmaya yönelecektir. Okul öncesi dönemde sessiz ve uslu durmaya zorlanmış bir çocuk, okula başladığı zaman arkadaşlarıyla olumlu ilişkiler kuramayacaktır. Çünkü okul oyunları ve sporları için gerekli kas kontrolü ve koordinasyonuna sahip olmayacaktır.
Dahası, hareket kontrolü, çocuğun daha sonraki zeka gelişiminde, örneğin okumasında etken rol oynayan bir unsurdur. Çocuklardaki kas kontrolü iki temel etmenden oluşur. Yanlar ve yönler işin, önemli ve zor yanı yansal ve yönsel kavramların doğuştan olmayıp, sonradan öğrenilmesi gerektiğidir. Bunlar da ancak çocuğumuzun tırmanmasıyla, koşmasıyla, emeklemesiyle, takla atmasıyla öğrenilebilir. Yansal kavramları oluşmamış bir çocuk, kelime ve harfleri öğrenmekte zorluk çeker. Örneğin "d" harfi ile "b" harfi arasındaki tek fark yansaldır.
Anne-baba ile okul öncesi yaştaki çocuk arasında yakınlık kurmaya yarayan ve aynı zamanda çocuğun biyolojik gereksinimlerinin sağlanmasına olanak getiren şu birliktelikler sayılabilir; kamp gezileri, deniz kenarı, çocuk parkları, evdeki oyunlar. Önemli olan bu dönemdeki çocuğunuzun gelişimine yardımcı olmanızdır.
Günümüzde psikiyatrik bozukluklar arasında belki de en çok adı geçen ve tanınanı depresyondur. Onu sadece yaşamları boyunca kadınların %10-25 gibi yüksek bir oranını etkilediği için değil, ölümle biten intihar girişimlerine dek uzanan ürkütücü sonuçlarından dolayı da tanıyoruz.
Depresyon;
keyifsiz, hüzünlü, mutsuz, ağlamaklı ruh hali,
sevilerek ve ilgiyle yapılan aktivitelere yönelik hevesin azalması, onlardan eskisi gibi zevk alamama,
iştahsızlık, kilo kaybı veya çok fazla yeme,
uykusuzluk veya aşırı uyku,
çoğu zaman başkaları tarafından da gözlenebilen huzursuzluk veya aşırı ağırlaşma hali, hareketleri sürdürmede yavaşlama,
bitkinlik ve enerji kaybı,
kendini değersiz bulma, sıkça eleştirme, gereksiz yere suçlama,
dikkat toplamada güçlük, kararsızlık,
ölüm isteği ('ölsem de kurtulsam') veya kendini öldürme planları yapma, intihar girişiminde bulunma gibi bir dizi belirtiyi kapsar.
Depresyon belirtilerinin bazıları (örneğin keyifsizlik, ilgi azalması veya dikkat dağınıklığı gibi) kısa süreli ve hafif düzeyde yaşanabilir. Bunlar yaşadığmız hayal kırıklıkları veya kayıplar sonrasında beklenebilir tepkilerdir. Ancak sayıca fazla, yoğun ve iki haftadan uzun süren belirtiler daha dikkatli yorumu ve psikiyarik değerlendirmeyi gerektirir.
Depresyon kronikleşme ve tekrarlama olasılığı olan, ancak tedavi edilebilir bir ruhsal bozukluktur. Tedavi biçimine (ayaktan ya da hastaneye yatarak, ilaç ya da ilaç dışı tedaviler gibi) psikiyatri uzmanı karar verir. Erken girişimlerin hastalığın sonucunu olumlu yönde etkileyeceği unutulmamalıdır.
250 gr. roka
4-5 su bardağı tavuk suyu
1 tatlı kaşığı limon suyu
1 adet soğan
1 küçük kutu krema
½ çorba kaşığı sıvı yağ
Tuz, karabiber
Yapılışı
Rokaları yıkayıp iyice süzdükten sonra ince ince doğrayın (Çorbanın üzerini süslemek için bir miktar ayırın). Doğradığınız soğanları ½ çorba kaşığı sıvı yağda kavurun. İnce kıyılmış rokaları kavurmakta olduğunuz soğana ilave edin. Biraz kavurduktan sonra üzerine 1 tatlı kaşığı limon suyunu, 4-5 bardak tavuk suyunu, tuz ve karabiberi ilave edin. Biraz karıştırdıktan sonra 1 küçük kutu kremayı ilave ederek kaynatın. Kaynatmış olduğunuz çorbayı blender'dan geçirin. Roka yaprakları ile süsleyerek servis yapabilirsiniz.
Reçellerin uzun süre aynı lezzet ve görüntüde korunmaları için bazı kurallara uymak gerekir.
İşte bunlardan bazıları:
-Reçel kaynatılacağı zaman mümkün olduğu kadar taze ve olgun meyvalardan seçilmeli, bunlardan en ufak bir çürük bulunmamalıdır.
-Reçel kaynarken tahta kaşıkla karıştırılmalıdır.
-Reçelin üstünde kaynarken oluşan köpükler, kaynama bittiği zaman sıcak suya batırılmış madeni bir süzgeçle alınmalıdır.
-Reçelin çok köpürmesini istemeyen kimseler, reçel kaynarken içine çok küçük bir parça tereyağ atmakla bunu önleyebilirler.
-Reçel kıvama geldikten sonra, çabuk bozulmaması için, sıcak ve iyice kurulanmış kavanozlara, ağzına kadar doldurulmalı ve üzeri hava geçirmeyen bir kağıt veya naylonla örtülmelidir.
-Reçel kaynatılırken şeker miktarı ne çok fazla, ne de az olmamalıdır. Her iki halde reçel sulanarak bozulur veya kaynatıldıktan kısa bir süre sonra bozulur, şekerlenir, küflenir. İçi dolu reçel kavanozları çok sıcak olmayan havadar bir yerde korunmalıdır. reçel kaynatılırken şurubun kıvama gelip gelmediği, küçük bir tabak içindeki soğuk suya, şuruptan birkaç damla damlatmakla anlaşılabilir. Şurup damlaları suyun içinde yayılmayıp top top durursa kıvama gelmiş demektir.
Ve işte tam "Şeftali Reçeli " zamanı:
Çekirdekleri çıkartılmış 1 kg. şeftali, 1,5 kg. toz şeker, 4 bardak su, 2 yemek kaşığı limon suyu.
Kabukları soyulup, çekirdekleri çıkartılmış ve dilimlere ayrılmış şeftalileri içinde su olan bir kaba alın. Ayıklama bitince tencereye şeker ve suyu koyun. Orta hararetli ateşte önce şeker eriyinceye kadar daha sonra da harlı ateşte kaynatın. Buna; sudaki şeftalileri, süzdükten sonra ilave edin. Reçel koyulup kıvama gelinceye kadar kaynatmaya devam edin ve limon suyunu ilave edip, bir taşım daha kaynatın. Kavanozlara koyup, ağızlarını folyo kağıt ile kapatın. reçel soğuduktan sonra kapaklarını kapatıp kaldırın.
Yoga son birkaç yıldır çok moda. Popülerliği o kadar arttı ki, insanlar tatil seçimlerinde artık yoga yapabilecekleri otelleri, Uzakdoğu tekniklerini öğrenebilecekleri özel meditasyon kamplarını tercih ediyor.
Yorucu bir yıl geçirdiniz. Yorgun ve huzursuzsunuz. Hem keyifli bir tatil yapmak hem yeni insanlarla tanışmak hem de ruhunuzu ve bedeninizi arındırmak istiyorsunuz. Peki yoga yapmaya ne dersiniz? Şimdilerde tatilde yoga yapmak ya da yoga kurslarına katılmak çok moda.
Yoga, bir sanat ve bilim olarak; kişinin tam bir bilinç içinde evrenle bütünleşerek yaşaması yoludur. Eski Yoga metinlerinde Yoga yolunda yapılan hiçbir çabanın boş olmadığı söylenir.
Step, core board, pilates, yoga out. Şimdi en gözde sporlar dövüş sanatları. Aikido, kick boks, tai boks yapanlar hem form tutuyor hem özgüven kazanıyor. Son yıllarda artan şiddet olayları Uzakdoğu sporlarına olan ilgiyi artırıyor.
Özellikle büyük kentlerde giderek artan şiddet, kapkaç, hırsızlık olayları, fit olmak için spor yapanların tercihini değiştirdi. Bir dönemin gözde sporları step, aerobik, core board, pilates, yoganın yerini, dövüş sanatları aldı.
Aikido'dan kick boksa, karateden tai boksa kadar hepsi son yıllarda daha çok rağbet görüyor. Spor salonlarına gidenler, kişisel koruma dersleri ile hem özgüvenlerini artırıyor hem aerobik gibi sporlardan iki katı fazla kalori yakıyorlar.
Dünyada çocuğa fiziksel cezayı tamamen yasaklamış sadece 15 ülke var. Save the Children'ın raporuna göre, fiziksel cezaların çocuklar üzerinde kalıcı etkisi var.
Türkiye'de, aile içinde, çocuğa "eğitici" şiddet uygulamanın yasal yaptırımı hâlâ yok.
110 ülkede çocuk hakları için çalışmalar yürüten International Save the Children Alliance (Uluslararası 'Çocukları Kurtarın' Birliği) çocuklara yönelik fiziksel ve aşağılayıcı cezaların tüm dünyada yasaklanmasını istedi.
Evde dayak yasal, okulda "yasak"
Save the Children'ın raporu, Türkiye'de çocuklara, özellikle de aile içinde, fiziksel ve aşağılayıcı cezalar vermenin önünde yasal bir engel bulunmadığını gösteriyor.
Çocuklara Yönelik Her Türlü Fiziksel Cezaya Karşı Küresel Girişim'e göre, "anne-babanın eğitme hakkı" savunması Medeni Kanun'dan 2002'de yapılan bir değişiklikle kaldırılmasına rağmen Türk Ceza Kanunu'nda duruyor.
1 Haziran'da yürürlüğe giren yeni TCK, "aile düzenine karşı suçlar" başlığı altında bulunan ilgili maddeyi eski kanundaki haliyle korudu.
Yeni kanunun 232. maddesinin ikinci paragrafı şöyle:
"İdaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak, muhafaza etmek veya bir meslek veya sanat öğretmekle yükümlü olduğu kişi üzerinde, sahibi bulunduğu terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini kötüye kullanan kişiye, bir yıla kadar hapis cezası verilir".
Üç çocuktan biri evde dayak yediğini söylüyor
Okullarda ise çocuklara fiziksel ve aşağılayıcı cezalar vermek 1923'ten bu yana yasal olarak yasak.
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu'nun (UNICEF) 1999'da sokakta yaşayan ya da çalıştırılan çocuklar üzerine yaptığı bir araştırmada çocukların üçte biri "şiddete maruz kaldığı için evini terk ettiğini" söylemişti.
Mart 2005'te Türkiye'nin raporunu değerlendiren Avrupa Sosyal Haklar Komitesi (ECSR) "okullarda fiziksel cezayı engelleyen yasal düzenlemenin ne olduğunun açıklanmadığını; fiili olarak fiziksel cezaların uygulandığının bilindiğini" söyledi ve bu durumu önlemek için ne gibi uygulamalara gidildiğini sordu.
Komite, aile içinde çocuğa yönelik fiziksel cezaları engelleyen bir düzenleme olmamasının da Avrupa Sosyal Şartı'nın 17. maddesine aykırı olduğunu vurguladı.
Bu gibi cezalara maruz kalan çocuklar "sevgi ve otoritenin şiddetle bağlı olduğunu" düşünmeye başlıyorlar. Rapor, cezaların çocuklar üzerindeki fiziksel etkilerinin çok daha görünür olmasına rağmen esas olarak uzun dönemli psiko-sosyal zarara yol açtığını gösteriyor.
Bu kış vitrinlerde yer alacak en gözde modeller kovboy ve binici çizmeleri. Koyu renklerin yanı sıra pembe, sarı ve yeşile de sık sık rastlayacağız.
Çizmelerde de kadife var
Günlük özellikle kum, camel ve kahve tonları kullanılıyor. Koleksiyonda ayrıca şeritler, çift renk kombinasyonları ve farklı taban tasarımları dikkat çekiyor.
Yılan ve timsah derisi ağırlıkta
Yılan ve timsah derisi ağırlıklı olarak kullanılıyor. Sezonun renkleri siyah, kahve, koyu dore ve bakır. Yeşil, mor, kahverengi, hatta eskitilmiş deriler de göze çarpıyor. Sivri burunlu, yuvarlak hatlı ve kalın topuklu modellerin yanı sıra kovboy veya binici çizmelerini tercih ediliyor.
Hem gündüz hem gece kullanılıyor
Dolgu topuk ve platform çizmelerin yanı sıra kovboy çizmeleri ve kürklü çizmelere de rastlayabilirsiniz. Süet ve timsah derisinden yapılan modeller ise hem gündüz hem gece kullanılabiliyor.
Çiçekli itfaiyeci botları
Bu kış ekoseli, çiçekli, rengarenk itfaiyeci botları bulmak mümkün.
Gölgeli süetler, metalik deriler
Bot koleksiyonlarinda gölgeli süetler, eskitilmiş, taşlanmış deriler yer alıyor. Renk olarak asker yeşili ve duman rengi kullanılmış. Tahta ve metal süslere ise yüksek topuklularda rastlanıyor.
Sezonun vazgeçilmezi binici çizmeleri
Bot ve çizmelerde deri ve metalik detaylar göze çarpıyor. Binici çizmeleri ise toka, bant ve ceplerle süslenmiş.
Teksas modelleri
Kovboy çizmelerinin yerini, Teksas modelleri alıyor. özellikle burnu ve topukları timsah veya yılan derisiyle kaplanmış çizmeler göze çarpıyor.
Kalçanız büyük, göğsünüz küçük, bacaklarınız kalın olmuş ne gam. Yeter ki doğru giyinmeyi bilin.
Kadınlar daha güzel, zarif ve çekici görünmek için çeşitli giyim hilelerine başvurabiliyor. Tekstil piyasasanın sağladığı olanaklar, doğru giyinmeyle birleşince ortaya afeti devranlar çıkıyor. Hülya Avşar ve Nilüfer gibi ünlülerin modacısı Dilek Hanif, gerektiğinde bu tür hilelere başvurduklarını belirterek, "Bilinçli giyinirseniz, kusurlarınızı yüzde 70 oranında yok edebilirsiniz" dedi ve şu önerilerde bulundu:
Göğüs ve bacaklar için
Küçük göğüs için silikonlu sütyen kullanın. Eğer göğsünüz büyükse, toparlayıcı, kapları geniş ve bastırıp sıkıştıran sutyenler sizin için ideal.
Bacaklarınız kalınsa toparlayıcı çoraplar giyinin. Piyasada ince gösteren likralı çoraplar var. Hatta yaz için de, açık ayakkabıyla giyilebilecek, külot ve ayak kısmı olmayan ince çoraplar üretildi.
Sırt dekolteniz için de sırtı açık sutyenler üretildi. Boyundan bağlanan sutyenler dekolte kıyafetler için...
Elbiseniz hem askısız hem dekolte ise ve göğüsleriniz ufaksa, elbise içine göğüs kapları diktirebilirsiniz.
Popoyu küçültün
Geniş, basenlililer için toplayıcı sıklaştırıcı likralı çoraplar var.
Dar basenliler için silikonlu korseler var. Kenarları takviyeli bu korseler, kalçayı geniş ve şekilli gösteriyor. Kalçanız forma giriyor.
Göbeğiniz ve karnınızın olması da sorun değil. Bele kadar yüksek çamaşır külotlar sert ve toplayıcı özelliğiyle fazlalıkları kapatıyor.
Bunlara dikkat!
Kilolular koyu pastel renk giymeli.
Kalın olan bölgelere koyu renkler gelmeli, zayıf bölgelere de açık renkler denk düşmeli.
Göğsünüz büyükse, bu bölgede göz alacak işlemeli, pırıltılı şeyler olmalı.
Kiloluysanız kıyafetin çizgileri boyuna olmalı. Boyunuz kısaysa yine dikey çizgili kıyafetleri tercih edin.
Boynunuz kısaysa boyundan bağlı kıyafetlerden uzak durun.
Büyük ve taraklı ayaklarınız varsa, ince bantlı ayakkabılar giymeyin. Önü sivri, kapalı zarif pabuçlar kullanın.
Her insanda 23 çift kromozom vardir. Her bir çift kromozomun bir tanesi anneden, digeri babadan gelmektedir. Kromozomlar, kalitimimizla ilgili olan DNA'yi içerir. DNA'nin fonksiyonel ürün kodlayan bölümler ise Gen denir.
Herbir kromozomda binlerce gen vardir. Her gen, kromozom üzerinde özel bir yere sahiptir. Genler bir kusaktan digerine aktarilan kalitsal birimlerdir. Bazi hastaliklarin ortaya çikmasinda sadece anneden veya babadan bozuk gen aktarilmasi yeterliyken, bazi hastaliklarda hem anneden hem de babadan bozuk olan genin alinmasi sonucu hastalik ortaya çikar. Böyle bir durumda anne ve baba saglikli olabilirler, ancak bozuk gen tasimaktadirlar; yani tip dilinde Heterozigot olarak adlandirdigimiz durum söz konusudur. Hastaligin ortaya çiktigi çocuk ise Homozigot'tur yani her iki bozuk genide aldigi için hasta olmustur. Iste bu kalitima Otozomal Resesif Kalitim denmektedir. Otozomal resesif kalitimda, ayni bozuk geni tasiyan anne ve babanin hasta çocuk sahibi olma ihtimali %25'tir.
Akraba evliliklerinde, hem annenin hem babanin ayni bozuk geni tasima ihtimali, akraba evliligi yapmayan diger kisilere oranla daha yüksek oldugu için, çocugun da hasta dogma ihtimali, normal populasyona göre artmistir. Bununla beraber, düsük ve ölü dogum ihtimali de artmistir.
Son yillarda yapilmaya baslanan calismalar, ülkemizdeki kan yakini evlilik oranini %21-40 arasinda belirlemistir. Almanya'da ise bu oran sadece %0,1- 0,3 arasindadir.
Seni deliler gibi istiyorum" dedigini duymak ister misiniz? O halde biraz çilgin olun! Bu ilkeye göre hareket edenler için hep "kötü kiz" kavrami kullanilir, ama ne hikmetse kötü kizlarin arkasindan bir düzine erkek kosar. Erkekleri nasil oluyor da bu kadar çekebiliyorlar, hiç düsündünüz mü?
Etkileyici giyinin!
Erkekleri kendinize çekmek istiyorsaniz, giyim tarzinizin önemini bilmelisiniz. Poponuzu ancak kapatabilen etekler, gögüslerinizi neredeyse açikta birakan bluzlar basit kizlara kalsin, siz daha etkili bir yöntem deneyin! Ilk görüste kiyafetleriniz çok normal olabilir, ancak gizli yönleri yaninizdaki erkegi çilgina çevirebilir. Iste o gizli ayrintilari en beklenmedik zamanlarda açiga çikarin.
Çok etkili bir yöntem daha: Onu korkutun, sonra endiselerini giderin. Bir an sizi çok basit görecek, ama öyle olmadiginizi anlayinca ayaklariniza kapanacak.
Erotik Konusun!
Herhangi bir konuyu konusur gibi yatak konularina girin, erkeginiz çok etkilenecektir.
O kadar açik olamayanlarin üzülmesine gerek yok: Dogru ses tonuyla, dogru bakislarla söylenen basit cümleler bile basdöndürücü olabilir. Diyelim ki yemek yediniz. Bitirdikten sonra, en seksi bakisinizla ve elinizi bacaklarina koyarak hâlâ aç oldugunuzu söyleyin. Mesajinizi anlayacaktir.
Asagidaki durumlari siz de yasiyorsaniz, bir seyler yapmanin zamani gelmis demektir!
Yataga pijamalarla gelirse ...
Siz yataga dergiler ve kitaplarla gelirseniz ...
En iyi arkadasiniz sizden seks konusunda tavsiyeler isteyince, en son sevistiginizgünü hatirlamazsaniz....
Seyretmediginiz film yoksa...
Bir çiftle birlikte disari çiktiginizda birbirlerine kur yapmalari size saçma gelirse...
Iç çamasir magazalarina girdiginizde, seksi modellere degil, ucuzlukta olanlara bakiyorsaniz...
Sevgilinizle bir partiye katildiginizda, biri size ne kadar zamandir evli oldugunuzu sorarsa... ::.