ülkemiz kanserle mücadele ve tedavi konusunda gerçekten yeterli kurum kuruluşlara sahip..
ama ne yazık ki hasta olan birçok kişi ulaşım ya da daha farklı maddi sebebler sonucu;
çoğunlukla ölümle sonuçlanan yetersiz tedavi görmektedir..
arkadaşlar kanserle mücadele etmek için; ille de kendinizin ya da bir yakınınızın hasta olması gerekmiyor..
birazcık sağduyu ile onların yaşadıkları psikolojik ve fizyolojik olumsuzlukları az da olsa görebiliriz..
ve onlara yardım edebiliriz..
bilindiği gibi kanser denen bu lanet hastalığın tedavisinde en önemli faktör, kişinin moralinin yüksek tutulmasıdır..
ülkemizde bugün birçok binlerce genç yaşlı hatta bebek yaşta kanserli hasta var..
kanserle mücadele eden kurum kuruluşlarda hastanelerde imkanlar ölçüsünde bu kanserli hastaları ziyaret edebiliriz..
elimizden geldiğince maddi yardımlarda bulunabiliriz..
bugün biz sıcak evimizde otururken, rahatça koşarken uyurken.. gülerken..
nefesinin kesileceğinden korkup uyumaya bile korkan, koşamayan, yatağa mahkum güneşe toprağa hasret,
gülmeyi unutmuş, umudunu kaybetmiş..... o kadar çok kanser hastası var ki;
onlarda içimizden biri onları unutmayalımmm..
daha fazla duyarlı olalım..
SPİNA BİFİDA NEDİR?
Spina bifida "omurga açkılığı" demektir. Omuriliğin tam olarak kapanmaması anlamına gelir. Nöral tüp bozukluğu denilen bir grup doğumsal anomalinin çeşididir.
NÖRAL TÜP DEFEKTLERİ
Nöral tüp denilen oluşum hamileliğin ilk bir ayında oluşan, içinde beyin ve omurilik gibi en hayati organları bulunduran bir yapıdır. Bu oluşumun gelişiminde meydana gelen anomaliler de nöral tüp defekti (NTD) olarak adlandırılırlar. Genelde omurga kemiği ve bazen de omuriliği etkiler.
Nöral tüp defektlerinin üç türü vardır: Anensefali, ensefalosel ve spina bifida.
Anensefalide bebeğin beyni gelişmemiştir ve kafatası kapanmamıştır.
Enensafaloselde beyin dokuları kafasından dışarıya bir kese içinde çıkarlar. Noral tüp defektlerinin bu iki formunda bebeklerin yaşama şansı yoktur.
Spina Bifida nöral tüpün alt bölümlerinin uygun biçimde kapanmaması sonucu oluşur. Böylece omurilik ve omurlar doğru biçimde gelişemez. Buradan bacaklara, idrar kesesine ve bağırsaklara giden sinirlerde zarar görür.
Spina Bifida Ne Zaman Oluşur?
Bebeğin en hayati organları anne karnına düştüğü ilk haftalarda oluşur. Bu organların en önemlilerinden biri nöral tüp denilen ve omurilik bebeğinin gelişmesini sağlayan organdır.
Nöral tüp hamileliğin 17'inci ve 30'uncu günleri arasında(veya kadının son adet döneminin ilk gününden sonraki 4-6 hafta sonra) oluşumunu tamamlar ve kapanır. Nöral tüpün içinde bebeğin omuriliği, omurları ve beyni gelişir. Bu durumda nöral tüp uygun biçimde gelişmez ve bir kısmı kapanmaz. Nöral tüpün kapanmaması nedeniyle omurgada hatalı bir gelişme olur ve omurların bir kısmı açık yada ayrık kalır. Omurgada ki bir yada birkaç kemik bozuk olduğunda omurilik ve sinirler bundan zarar görmekte, bu zararlara bağlı olarak ciddiyeti hafiften ağıra doğru giden özürlülük ortaya çıkmaktadır.
Sizin bebeğinizde spina Bifidalı doğabilir mi?
Hamile kalan bütün kadınların bu riski vardır. Bununla birlikte bilinen bazı risk faktörleri şunlardır.
1. Daha önce spina bifidadan etkilenmiş bebeği olan veya kendisi spina bifida olan
2. Anne yada babanın ailesinde spina bifidalı olan
3. Şeker hastalığı olan
4. Epilepsi tedavisi gören
5. Aşırı şişman olan
6. 35 yaşının üstünde doğum yapan
7. Hamileliğin ilk günlerinde aşırı sıcağa maruz kalan
8. Sosyo ekonomik durumu kötü olan
Ülkemizde Durum
Gelişmiş ülkelerde doğumsal özürlülük oranı ciddi biçimde azalmışken bizim ülkemizde hala ciddiyetini korumaktadır. Spina Bifida en sık görünen doğumsal özürlülük nedenidir. Gelişmiş ülkelerde 1000 canlı doğumda 1-2'sinde spina bifida görülürken bu oran ülkemizde 1000 canlı doğumda 3-5 arasında değişmektedir.
Spina Bifida İle Yaşamak
Spina bifidalı hastaların tedavi ve bakım giderleri çok yüksektir. Tıbbi gelişmeler sonucu spina bifidalı ile doğan bebeklerin pek çoğu yaşamaktadır. Spina bifidalı hastalar iyi bir tıbbi tedavi ve bakım alsalar bile eğitim, sosyal yaşama uyum, iş bulma ve yaşamlarını bağımsız bir şekilde sürdürme konusunda ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu sorunlar aşıla bildiği takdirde değişik derecelerde özürlülüğe rağmen pek çoğu başarılı üretken bir yaşam sürdürebilirler.
Spina Bifida'nın Maliyeti
Spina bifidalı doğan her bebeğin ortalama bir yaşam süresi boyunca maliyeti çocuk başına yaklaşık $532.000 olarak hesaplanmıştır. Bu yaşanan problemlerin ciddiyetine göre pek çok çocuk için yaklaşık $1000.000 ulaşmaktadır. Tabiî ki ailenin ve çocuğun fiziksel ve duygusal yükü ise bu hesapların içine dahil edilmemektedir.
Spina Bifida Anne karnında Teşhis Edilebilir mi?
Spina bifida'nın kanda AFP testi ve deneyimli kişilerce yapılan ultrason incelemesiyle gebeliğin 16-18'inci haftalarında erken tanısı mümkün olabilmektedir.
Spida Bifida Önlenebilir mi?
Son dönemlerde yapılan çalışmalar kadınların hamile kalmadan önce ve hamileliğin ilk 3 ayında her gün 400 mg folik asit vitaminler alarak ve folik asit açısından zengin gıdalarla beslenerek bebeklerinin spina bifidalı doğma riskini %70 azaltabileceklerini göstermiştir.
Folik Asit Nedir?
Folik asit bir B vitaminidir. Çeşitli yiyeceklerde bulunur ve ilaç şeklinde de alınabilir. Bir kadın için hamile kalmadan önce vücudunda yeterince folik asit bulunması önemlidir.
Folik Asit Hangi Yiyeceklerde Bulunur?
Portakal ve portakal suyu, diğer turunçgil meyveler ve suları, yeşil yapraklı sebzeler, fasulye, bezelye, brokoli, yer fıstığı, kuş konma. Günlük folik asit ihtiyacını yiyeceklerle karşılamak çok zordur. Yeterli folik asit aldığınızdan emin olmanın en kolay yolu her gün 400 mg folik asit içeren bir vitamin almaktır.
Folik Asit Ne Zaman Alınmalıdır?
Hamile kalmadan en az 3 ay önce folik asit içeren vitaminler almaya başlamak son derece önemlidir. Eğer hamile kalmanız için küçük bir olasılık varsa her gün 400 mg folik asit içeren vitamin ilaçları almalı folik asit bakımından zengin yiyeceklerle beslenmeliyiz. Doktorunuz sizi folik asit önermemiş bile olsa siz folik asit kullanmak istediğinizi ona söyleyiniz. Ayrıca bu ilaçlar reçetesiz olarak da alınabilmektedir.
Kalbin; dakikada 90′dan fazla atmasına, tıp dilinde taşikardi denir. Ancak bu sayı, yaş gruplarına göre değişir.
Normal Kalp Atışları :
0 - 1 yaşları arasında; dakikada 120-140
1 - 3 yaşları arasında; dakikada 90-120
3 - 7 yaşları arasında; dakikada 90- 100
7 - 20 yaşları arasında; dakikada 80 - 90
20 yaşından sonra; dakikada 60-80
arasında değişir.
Her yaş grubunda; normal atışın 1 fazlası; kalbin hızlı attığını gösterir. Kalbin atışları, göğüsten, köprücük kemiği üzerindeki nabızdan veya el bileğinin dış kısmında, kemikle kiriş arasındaki yerden sayılabilir.
Taşikardi; her zaman kalp hastalığının belirtisi değildir. Çünkü koşmak, sindirilmesi güç şeyler yemek, heyecanlanmak, sigara, içki, çay, kahve içmek, zehirlenmek, bazı ilaçlar ve kadınların aybaşı halleri taşikardiye neden olabilir. Bu çeşit taşikardi, nedenin ortadan kalkmasıyla geçer.
Ancak kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları, ateşli hastalıklar ve zehirlenmeler de taşikardi yapar. Bu nedenle, doktora başvurmak gerekir.
ELEKTROKARDİYOGRAM( EKG):Kalp şeridi olarak da bilinir. EKG ile
· Koroner arter hastalığına bağlı olarak kalbin beslenmesinde problem var ise,
· Kalp krizi: yeni veya eski,
· Aritmiler: ritim ve iletim bozuklukları (kalbin hızlı çalışması -takikardi- veya yavaş çalışması -bradikardi- ile seyreden hastalıkları, atrial fibrilasyon),
· Kalp kası kalınlaşmaları (hipertrofiler),
· Kardiyomiyopatiler (kalp kasının çeşitli nedenlere bağlı hastalıkları),
· Perikarditler (kalp zarının çeşitli nedenlere bağlı iltihapları),
· Miyokarditler (kalp kasının çeşitli nedenlere bağlı iltihapları),
· Bazı doğumsal kalp hastalıkları hakkında bilgi edinilebilinir.
Bu arada hemen belirtmek gerekir ki EKG, tek başına tanıda ( kalp krizi durumu hariç) ) yararlı değildir.Örneğin, kişinin üç damar hastalığı vardır ama EKG'si normaldir, tanı koydurmayabilir. O sebeble hekim , hastanın vereceği ifadeye göre EKG 'nin yanında ileri kardiyak tetkikler isteyebilir.
EFOR TESTİ:
Kalp damar hastalıklarını araştırmada kullanılan testlerden biridir. Hasta,doktor eşliğinde dönen bir bant üzerinde yürütülür.Her 3 dakikada bir bandın hızı ve eğimi otomatik olarak artırılır. Amaç, hastanın kalp hızının hedeflenen seviyelere artırılmasıdır. Bu sırada hastadan alınan EKG kayıtlarının bilgisayarda analizi yapılır. Aynı zamanda egzersizle kan basıncı ve nabız değişiklikleri, hastanın göğüs ağrısı ve nefes darlığı gibi şikayetlerinin olup olmadığı da kaydedilir. Normal EKG'de görülmeyen bozukluklar bu test sayesinde ortaya çıkarılabilir.Bu test;
· Kalp damarlarında darlık olan hastaları ortaya çıkarmak ve hastalığın ciddiyetini tespit etmek,
· Kalp krizi geçiren hastalarda risk belirlemek,
· Tedavi sonuçlarını takip etmek için,
· Eforla tansiyon yükselme derecesini araştırmak,
· Efor kapasitesinin ölçülmesinde,
· Eforla ortaya çıkan ritim bozukluklarının tanısında
önemli rol oynar. Göğüs ağrılarının değerlendirilmesinde önemli bir tanı aracıdır. Göğüs ağrısının kalpten kaynaklanıp kaynaklanmadığını tespit eder. Ayrıca 40 yaş üstü hiçbir şikayeti olmayan kişilerde check-up amacıyla kalp damar hastalığının tanısı için faydalı olabilir.Ancak kalp damar hastalıklarını göstermedeki duyarlılığı çok yüksek değildir. Kalp damar hastalığı olanların %60-%80′ninde hastalığı gösterirken, hastalık olmayanların da ancak %80 civarındaki kısmına hastalık yoktur diyebilmektedir. Dolayısıyla da yalancı pozitif ve yalancı negatif sonuçları az olmayan bir tanı yöntemidir
EKOKARDİYOGRAFİ:
Kalp ultrasonuna ekokardiyografi denilir. Kısaca " eko " veya " kalp eko'su " olarak da ifade edilmektedir.ıÜüEko, kalp hakkında önemli bilgiler veren, hızlı ve zararı olmayan bir testtir. Eko ile;
· Kalp kapak hastalıkları(romatizmal kapak hastalığı,kapak darlığı,kapak yetersizliği,kapaklarda sarkma vs.)
· Kalp boşluklarının çapları, büyük olup olmadığı(kalpde büyüme olup -olmadığı),
· Kalp duvarlarında kalınlaşma ,incelme, balonlaşma (anevrizma) olup-olmadığı,
· Kalp duvarlarının hareketleri, hareket bozukluğu olup olmadığı.
· Doğuştan kalp hastalıklarının tanısı ve takibi( kalp deliğinin yeri,büyüklüğü vs),
· Kalp içi basınçların ölçümü,
· Aort damarı kökünde genişleme olup-olmadığı,
· Kalp içi boşluklarda pıhtı (trombüs) araştırılması,
· Kalp içerisinde kist, ur, kanser olup-olmadığı ,
· Kalp zarı hakkında bilgi( kalp etrafında sıvı olup-olmadığı vs),
· Kalbin kasılma sırasında bir defada attığı kan miktarı ve yüzdesi (İnsan kalbi kanla dolduktan sonra, kasılma ile içindeki kanın belli bir yüzdesini atar. Her kalp atışında kalbin damarlara attığı kan yüzdesine "ejeksiyon fraksiyonu" denir. Normali % 55-70 civarındadır. Yani kalp bir defada kendine gelen kanın %55-70′ini fırlatabilmektedir.),
araştırılabilir. Kısaca kalp romatizması, kapak hastalıkları, kalp yetersizliği, kalp krizi, doğumsal kalp hastalıkları gibi bir çok konuda eko ile değerli bilgiler alınır.
RİTM HOLTER TETKİKİ:
Kısaca holter olarak belirtilmektedir.ıÜüWolkman büyüklüğünde bir cihaz olup vucuda kemer ile bağlanır.Elektrotlar vasıtasıyla kalp atımlarının 24 saat boyunca kayıt edilmesini sağlar.Kişiler günlük aktivitelerine devam ederler. Cihaz söküldükten sonra alınan kayıtlar bilgisayara aktarılır ve analizi yapılır.ıÜüBu alet sayesinde muayene sırasında görülmeyen fakat gün içerisinde kısa süreli olup geçen çarpıntılar , baygınlık hissi gibi kalpten kaynaklanan tüm ritm bozuklukları tespit edilebilir.ıÜüKalp atımlarının uzun süreli kayıt edilmesi ile ritim bozuklukları ve gün içinde kalp hızının en yüksek -en düşük değerleri saptanabilir, böylece en uygun tedavi şekli belirlenir.
TANSİYON HOLTER TETKİKİ:
"Sürekli kan basıncı ölçümü "olarak da adlandırılmaktadır.ıÜüBazı durumlarda tansiyonun gün içinde nasıl seyrettiğini bilmek, ilaç tedavisi ile tam olarak kontrol altında olup olmadığını tayin etmek, gece olması beklenen düşmenin olup olmadığına bakmak ve beyaz gömlek hipertansiyonunu araştırmak için gerekli olabilir. Bu durumlarda "sürekli kan basıncı ölçüm sistemi" kullanılır (ABPM=Ambulatory Blood Pressure Monitor).ıÜüBunun için küçük bir cihaz hastaya takılarak manşonu kola sarılır ve kişi normal günlük yaşantısına döner. Cihaz, hastanın normal yaşantısı sırasında 24 saat süreyle ve planlanan belli aralıklarla, tansiyonu ölçerek kaydeder.Cihaz sökülünce veriler bilgisayara aktarılır ve analizi yapılarak günlük tansiyon profili çıkarılmış olur.
Barış Adıbelli Kimdir - Barış Adıbelli Biyografisi - Barış Adıbelli Resimleri
Barış Adıbelli, (d.1975) öğretim görevlisi, yazar.
Selçuk Üniversitesi , Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü mezunu olup, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde akademik hayatını devam ettirmektedir. Cumhuriyet Gazetesi Strateji Dergisi'nde yazmaktadır. Özellikle uzakdoğu ve Çin konusunda uzman olup bu konuda yayınlanmış kitapları ve çok sayıda makaleleri, ulusal ve uluslararası konferans tebliğleri bulunmaktadır.
Barış Adıbelli Yayınlanmış Kitapları
Çin Dış Politikasında Tayvan Sorunu
Büyük Avrasya Projesi: ABD Rusya Ve Çin'in Varolma Projesi
Osmanlı'dan Günümüze Türk - Çin İlişkileri
Stratejik Kuşatma
Çin'in Avrasya Stratejisi
Doğu Türkistan
Avrasya Jeopolitiğinde Büyük Oyun
İstanbul Erkek Lisesi'ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde Türk Dili ve Edebiyatı okudu. Yazıları, henüz öğrenciyken yayımlanmaya başladı. Üniversiteden arkadaşlarıyla birlikte, 1956 - 1960 yılları arasında a dergisi'ni çıkardı.
1960'da girdiği Cumhuriyet gazetesinde 1981'e kadar görev yaptı. Ardından 1982'ye kadar Karacan Yayınları'nda çalıştı. 1965 - 1970 yılları arasında kitapçılık ve yayıncılık faaliyetlerinde bulundu. Şiir Sanatı dergisini 1966 - 1968 yılları arasında yayınladı. 1972'den itibaren yayımlanmaya başlanan Yeni a Dergisi'nin kurucuları arasında bulundu, dergi için yazılar kaleme aldı. 1983'te üstlendiği Varlık Dergisi'nin yönetmenliğini 1990'a kadar sürdürdü. 1999 - 2000 yılları arasında Türkiye Yazarlar Sendikası'nın ikinci başkanlığını yaptı. 1989'da Yordam Yayınevi'ni kurdu. Kemal Özer 15 günde bir soL gazetesinde yazmaktadır.
Eserleri
Şiir
Gül Yordamı (1959)
Ölü Bir Yaz (1960)
Tutsak Kan (1963)
Kavganın Yüreği (1973)
Yaşadığımız Günlerin Şiirleri (1974)
Sen de Katılmalısın Yaşamı Savunmaya (1975)
Geceye Karşı Söylenmiştir (1978)
Kimlikleriniz Lütfen (1981)
Araya Giren Görüntüler (1983)
Sınırlamıyor Beni Sevda (1985)
İnsan Yüzünün Tarihinden Bir Cümle (1990)
Bir Adı Gurbet (1993)
Oğulları Öldürülen Analar (1995)
Onların Sesleriyle Bir Kez Daha (1999)
Sevdalı Buluşma (2005)
Toplu basım şiirler
Çağdaş ve Boyun Eğmeyen (1985)
XX. Yüzyıldan Duvar Kabartmaları 1-2 (2000)
Öykü
Baba ile Kız (1999)
Deneme
Umut Edebiyatı Yedi Canlıdır (1992)
Acı Şölen (1992)
Gün Olur Söze Yazılır (1992)
Yaşadığımız Günlerin Yazıları (1996)
"Benim Ellerimi Al, Benim Gözlerimi Kullan" (1999)
Bendeki Görüntüler (2000)
Şiiri Sorgulayan Yazılar (2000)
Nasrettin Hoca (1975)
Tatil Köyünün Çocukları (1981)
Trenler Ne Güzeldir ( 1983)
Dünya Onlarla Daha Güzel (1992)
Şiirlerle Ezop Masalları (1993)
Çiçek Dürbünü (1994)
Şiirlerle Andersen Masalları (1995)
Sinemayı Seven Çocuk (1997)
Sorulardan Bir Gökkuşağı (1999)
Güneş Arkasına Baktı (2000)
Derleme
Soruların Gündeminde (1995)
Oradaydım Diyebilmek (1995)
Eleştirilerin Gündeminde (1999)
Sanatçılarla Yazışmalar 1 (1999)
45. Sanat Yılında (2000)
Söyleşi
Sanatçılarla Konuşmalar (1979)
Antoloji
Şiirlerle İstanbul (1992)
100 Şiir (1995)
Dünden Bugüne Türk Şiiri (Asım Bezirci'yle, 2002)
Çeviri şiir kitapları
Haydut Otu (Lubomir Levçev'ten Fahri Erdinç'le, 1979)
Benimdir Bu Dünya (Georgi Cagarov'tan Fahri Erdinç'le, 1982)
Kurşun Asker (Lubomir Levçev'ten Fahri Erdinç'le, 1984)
Temiz Yürekle (Attila Jozsef'ten Edit Tasnadi'yle, 1986)
Zamanın Sözü (Nicolae Dragoş'tan Erem Melike Roman'la, 1989)
Zambak ve Gölge (Federico Garcia Lorca'dan Gülşah Özer'le, 1990)
Sevdiğime Seslenir Gibi (Pablo Neruda'dan Sibel Özbudun'la, 1992)
Suskun Sesler (Romen kadın ozanlardan Ergin Koparan'la, 1992)
Kuşlar Havalanıyor Yüreğimden (Sara Mathai Stinus'tan Gülşah Özer'le, 1997)
Köpüklenen Gök (Miklos Radnoti'den Edit Tasnadi'yle, 1997)
Granit Destanı (Lıçezar Elenkov'tan Ömer Çandır'la, 1997)
Bir Yıldızdı Taşıdığım (Lubomir Levçev'ten Gülşah Özer'le, 1999)
Yüzünün Arkasında Mayıs (Macar kadın ozanlarından Edit Tasnadi'yle, 2007)
Kışın Bir Ağacın Binde Biri (Erik Stinus'tan Gülşah Özer'le, 2007)
Ödülleri
Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü (1976)
Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü (1982)
Yunus Nadi Şiir Ödülü (1991)
Ferit Oğuz Bayır Düşün ve Sanat Ödülü (1993)
Damar Dergisi Edebiyat Emek Ödülü (1999)
Truva Kültür ve Sanat Ödülü (2000)
Dionysos Şiir Ödülü (2001)
Eski bir Fars çalgısı olan Rebabın modern şekli olan kemana belki de tarihi bağları nedeniyle bu kadar melankolik bir anlam yükleyebilen FARID FARJAD İranlı bir keman virtüözü.
1938 yılında Tahran'da (İran) doğdu. Fars Halk Müziği'nde çok derin bir birikime sahip olan Farjad, keman ile Batı Klasik Müziği üzerinde de çalışmalarda bulundu. Batı Klasik Müziği üzerindeki çalışmaları Fars müziğinin gelişiminde büyük öneme sahiptir.
Şu anda dünyanın en iyi keman virtüözlerinden biri olan Farjad'ın An Roozha I, An Roozha II, An Roozha III, An Roozha IV ve An Roozha V olmak üzere beş albümlük albüm serisi yayımlandı. Ayrıca sanatçının Golha Orkestrası adlı kolektif bir albüm de eserleri arasında yayımlandı.
Parçalarında kendisine piyanoda eşlik eden isim Abdi Yamini'dir. Anroozha serisinin ilk dördünde işittiğimiz piyano ezgileri de Abdi Yamini'ye aittir. Daha sonraları ise kendisine piyanoda eşilk eden bir başka isim de eşi Mitra Tavakkoli'dir.
Bir kadının bana gelecek olması, bir rüzgarı geçerek
Bir şarkıyı geçerek, saçlarının uçuşunda
Bir kadının bana gelecek olması, bir ömür geçecek
Aşkın buruk tadında, buluşması iki yalnızlığın
Bir akşamı geçecek
Belki de dağılan sesleri hüznün ve akşamın
belki de
Bir kadını geçecek
Bir kadını bekliyorum
Eteklerini ve saçlarını uçurarak gelecek
YIKILMA SAKIN
Kötü şey uzakta olmak
Dostlarından, sevdiğin kadından
Yasaklanmak bütün yaşantılara
Seni tamamlayan, arındıran
Kapatıldığın dört duvar arasında
Sağlıklı, genç bir adam olarak
Neler gelmez ki insanın aklına
Sevinçli, özgür günlere dair
Kalmıştır yüzlerce yıl uzakta
Onunla ilk kez öpüştüğün şehir
Acı, zehir zemberek bir hüzün
Kalbinden gırtlağına doğru yükselir
Görüyorsun işte küçük adamları
Köhnemiş silahlarıyla saldıran sana
Kimi tutsak düşmüş kendi dünyasına
Kimisi düpedüz halk düşmanı
Diren öyleyse, diren, yılma
Yürüt daha bir inatla kavganı
Babeuf'u hatırla, Nazım Hikmet'i
Bir umut ateşi gibi parlayan zindanlarda
Hatırla Danko'nun tutuşan kalbini
Karanlıkları yırtmak arzusuyla
Ve faşizme karşı, zulme, zorbalığa
Düşün acılar içinde vuruşan kardeşleri
Kötü şey uzakta olmak
Dostlarından, sevdiğin kadından
Yasaklanmak bütün yaşantılara
Seni tamamlayan, arındıran
Ama bir devrimciyi haklı kılan
Biraz da acılardır unutma
Yıkılma sakın geçerken günler
Yaralayarak gençliğini
Onurlu, güzel geleceklerin
Biziz habercileri düşün ki
Ve halkın bağrında bir inci gibi
Büyüyüp gelişmektedir zafer.
MIZIKA
Karlı gecelerde küçük istasyonlarda
Düdük çalan trenlere bayılıyorum
Tül perdeler ardında kadınlar gülüyor
Tutup pencerelere tırmanıyorum
Bir şiir söylüyorum sonra bir şarkı
Sonra oturup ağlıyorum
Sonra bir güzel çiçeklenip
Sokaklarda mızıka çalıyorum
Bu kente her gece yağmur yağıyor
Ve ben her gece yeniden ölüyorum
Bu tren oraya gidecek gizlemeyin
Ne derseniz deyin ben biniyorum.
KUŞATMADA (5408 Hit)
Kuşatma altında vermem gerekiyor
Ömrümü etkileyecek kararları.
Kuytu bahçelerde değil
Sarsak odalarda yaşıyorum aşkı.
En güzel dizeyi buluyorum derken
Bozuyor düşümü bir klakson sesi
Aklımda hayatım üstüne düşünceler
Ve pantolonumdaki yağ lekesi.
Sırıtkan, sırnaşık bir reklam spotu
Ekleniyor sonuna duygulu bir filmin
Sevgi yitiriyor anlamını
Kaypaklaşıyor kin.
Bir çocuk ölüsüyle yan yana
Yaşıyor içimde gülen çocuk.
Katıksız sevinç duymayı
Ve üzülmeyi artık unuttuk.
Gök diye bir şey vardı bir zaman
Sonsuz, engin, mavi
Şimdi sünepe bulutların
Hasta köpekler gibi gezindiği
Ve dalgakıranlarla zincirlenmiş deniz
Gitgide çürüyen bir su olmada artık
Akıtmada zehrini doğaya
İçimizdeki bataklık...
Kuşatma altında vermem gerekiyor
Ömrümü etkileyecek kararları,
Fakat hiçbir sey kurutamayacak
Çorak topraklarda yeşerttiğim aşkı
bak bir daha uyarmayacağım seni arkadaşım..
saygı çerçevesi içinde konuşmayı öğren.. sonra gel tartışalım..
kimseden kaçtığım yok benim, savunamayacağım bilmediğim hiçbir fikrin arkasında zaten durmam ben..
..
saygı çerçevesi içinde konuş benimle..
sen kim oluyorsun da beni tanıyor musun da bana bırak bu işleri diyorsun..
herkes salak aptal tek akıllı sensin öyle mi? bırak bu işleriymiş..
bu şartlar altında ben cevap vermem sana.. tartışacaksan doğru düzgün tartış..
kimseyi bilip bilmeden araşttırmadan yalan söylüyor bu diye çocuk vari bir şekilde suçlama
ve bu şekilde konuşma hakkına sahip değilsin..
çok merak ediyorsan araştır arkadaşım.. oku.. öğren..
ben bizzat öyle yapıyorum..
senden mi kaçaçağım ben ya.. asıl sen komiksin..
kimlerle tartıştım konuştum bilgi paylaşımında bulundum ben yüzyüze..
onlardan kaçmamışım halktan kaçmamışım.. senden mi kaçaçağım milyonlara cevap vermişiz..
mainde herkes de bilir benim tartışmadan kaçmayacağımı....
okumak birşeyleri öğrenmek sana ağır geliyorsa bu kendi sorunun..