..
benim yazdıklarım ortadadır ve birdir.. hiçbir fikrimde çelişkide değilim..
eğer çelişkide olsam ben kendi öz eleştirimi yaparım zaten merak etme sen, sana bu konuda laf düşmez..
ben tarihimi sizden daha iyi bildiğim ve özümsediğim için; şuan bu fikirlerime sahibim hiç merak etmeyin..
ben ülkemi seviyorum ayan, ben ülkemin işçi halkını emekçi halkınıda seviyorum..
ve benim mücadelem, öncelikle yurtsever biri olarak halkım içindir..
birşeyleri bilmediğini nasıl da itiraf ediyorsun açıklamalarınla keskin kılıç, (=
benim durumum gayet iyi olduğu halde ben özel kolejde filan okumuyorum keskinkılıç..
ve yoldaşlarımın hiçbirinin de özel kolejlerde okuduğunu görmedim.. rastlamadım istisnalar dışında..
aksine hatta hepsi hem çalışan hem de okulunu okuyan hatta üzerine bir de evine ekmeğini götüren insanlar..
hatta seçim zamanı seçim hazırlıkları için para bulamayıp cep telefonunu satan yoldaşlarım var benim..
ayrıca, emeğin hakkını korumak emekçilerin ne çektiğini anlamak için için illa senin yoksulluk çekmene filan da gerek yok..
bilinçli ol halkınla iç içe ol etrafına iyi bak düşün yeter..
ben burada tokken dışarda şu insan neden aç geziyor bunun sorumlusu kim diye sormak düşünmek zor değil..
evet, benim başörtülü yoldaşlarım var.. ve evet ben karşıyım, başörtünün heryerde özgür olmasına.. özgürlükçüyüm evet ama salak da değilim.. (= bazı birilerinin birşeyleri kullanıp çıkarçılık gözetmesine izin verecek kadar da salak değilim.. ((;
sen bana bırak bu işleri diyemezsin, çünkü daha içinde bulunduğun durumun farkında bile değilsin..
daha cumhuriyetin tasfiyesinden haberin bile yokken bana bırak bu işleri diyemezsin..
ha illa ki desen de çok da umrumda değilsin..
bizim daha hangi kazanımları koruduğumuzu bile bilmezken; daha marksist leninist bir örgütün neler yaptığını bile bilmezken;
bize karşı olman bana bırak bu işleri demende bir sorun yok mu? asıl çelişki bu değil midir ???? ((=
birileri birşeye çıkmış itiraz ediyor ama daha neye itiraz ettiğini bile tam bilmiyor... bu ne yaman çelişkidir yaa.. ((=
ben memleketimi belki hepinizden daha çok seviyorum, kimse bana da shadowa da git diyemez..
rusyaya gitmek gibi bir amacım özentim de hiçbir zaman olmadı olamaz da, bnim gibi düşünen kimsenin de böyle bi isteği olamaz...
hiçbirşeyi bilmeden konuşuyorsunuz gerçekten..
komünistler, rusyayı sovyetleri asla övmez hatta aksine eleştiririz çünkü komünizmi yaşatamamıştır sağlam değildir..
bunu kafanıza iyice yerleştirin..
bizim koruduğumuz savunduğumuz sovyetlerin çözülüşünden arda kalan kazanımlardır değerlerdir..
sizin gibilere bırakıp gidecek olursam bu ülke osmanlıya gericiliğe sadaka sistemine tam anlamıyla döner..
şunun farkına hala varamadınız ya daha ne diyeyim ki size;
cumhuriyetin tasfiyesinden arta kalan cumhuriyetin kazanımlarını koruyan tek biziz..
gerçi pardon daha sizin çözülüşten bile haberiniz yok ki; kime konuşuyorum ki.. (=
gidiyor beyler.. gidiyor.. felaketin eşiğindeyiz..
dediklerimiz bir bir çıkıyor..
..
Chp; genel başkan değil de, kimliğini değiştirmelidir bence..
sol kulvardan çıkmış bir parti, muhalefetim solum diyorsa hala; genel başkanı o olsa bu olsa neye yarar ki..
kim gelirse gelsin farketmez..
ama onların çerçevesinden bakmak gerekirse;
yeni dönem chplilerin demirbaş baykaldan sıkıldığı ve kılıçdaroğlunu istediği kesin.. eski chpliler hala baykalda ısrarlı..
..
İttire kaktıra ilerlemeye alışık bir Türkiye, 21. yüzyılın başında büyük bir dönüşüme hazır hale gelmiş olabilir mi? İddia edildiği gibi Tayyip Erdoğan bu ölçülerde bir lider midir? Türkiye, iktidar mücadelesini kazandıktan sonraki Mustafa Kemal'le, Menderes'le, Ecevit'le, Özal'la yapamadıklarının bir benzerini Erdoğan'la yapabilir mi?
Ülke bu on yıllar boyunca, hiç kuşkusuz ilerlemiş, değişmiştir. Ancak geçen yazıda değindiğim gibi bu değişim, zamana yayılan, öngörülenden dikkate değer ölçüde sapan ve bir kriz sarmalında mehter takımı taklidi yapan bir değişimdir. Sürecin geneli görkemli bir gelişimi değil, kriz dinamiklerinin baskın karakterini yansıtır.
Söz konusu sarsak gelişmenin emekçilerin çıkarlarına göre tasarlanmadığını söylemeye gerek bile yok. Her tarihsel dilimde, içerde sömürü ilişkilerine dayanan, egemen sınıfı güçlendirmeye, bu anlamda sömürüyü artırma ve sağlamlaştırmaya yönelen, Türkiye'yi bir biçimde emperyalist-kapitalist sistemin parçası haline getirmeyi öngören bir program denenmiştir. Aksak topal ilerleyen budur. İşçi sınıfının ve genel olarak halkın durumuna ilişkin hayallere kapılmanın anlamı yok. Her dönemde hayale kapılanlarımız ise olmuştur
Değil burjuva gelişimin halkı ihya etmesi, daha makul bir hayal bile gerçekleşmemiş, kapitalist gelişim Türkiye'de nesnel motor güçleri ve değişimci düşünsel atmosferiyle, sonradan kapitalizmin bentlerine sığmayıp taşabilecek bir devrimci havayı da getirmemiş, dayatmamıştır.
Oysa her defasında burjuvazi aynada bu tür hayaller görmek istedi. Görüntüye kişiliklilik derecesine bağlı olarak kâh muasır medeniyet, kâh küçük Amerika dendi, bazen sosyal-demokrasi bazen dinsel faşist tonlar kullanılarak liberalizm tablosu çizilmek istendi. Ama ortak payda aksak ritim ve krizdir.
AKP ile birlikte bu makûs talih mi kırıldı?
İddia budur. Her defasında olduğu gibi burjuvazi de halk da inanmak arzusundadır. İlki alçakça, ikincisi safça
2000'leri ayırt eden temel farklılık, inisiyatifin bütünüyle emperyalizme geçmesi. Burada kast edilen düz bir sömürgeleşme değil kuşkusuz. Türkiye eski tip sömürgeciliğe konu olamayacak genişlikte ve gelişkinlikte. Ama sonuçta fark etmiyor. Türkiye çok sayıda açmaza alınarak yola sokulmuştur ve bir sömürgenin biçareliği yaşamaktadır.
Buradan bölgesinde etkin, onun bunun arasını bulan ve nüfuzu her geçen gün artan, bu etkinliğini ekonomik ilişkilere aktaran ve halkına küçük de olsa kâr payı dağıtabilecek ölçülerde zenginleşen, Kürt sorununu nüfuz genişlemesinin enstrümanına dönüştüren, AB'ye giren, ABD'ye stratejik müttefiklik eden ve bu haliyle toplumsal-siyasal krizlere bağışıklık düzeyini görülmemiş ölçülerde arttıran, artık geçmişe oranla çok daha kolay yönetilen bir Türkiye çıkar mı?
Bu neredeyse tıpa tıp mevcut AKP iddiasıdır ve başarısının takdir edilmesi gereken tek bir yönü vardır: Büyük bir çöküntüyü, bir kepazeliği, bir felaketi kendince pozitif bir ideolojiyle örtebilmesi
Hepsi budur.
Gerçekte Türkiye kapitalizminin büyümesi önceki uzun dönemlere oranla çok daha düşük oranlarda gerçekleşmiştir. Bu büyüme istihdam yaratmayan, çoğunluğun daha iyi değil daha kötü beslendiği, daha fazla değil daha az okuduğu, daha sağlıklı olmadıkları, kentleşme değil kent yağması getiren, toplumda kaderini ele alma değil teslim etme duygusunu yayan, halkın görülmemiş ölçüde aşağılandığı ve aşağılanmayı kabullendiği, uluslararası ilişkilerde demagojiyi kişiliğin yerine geçiren, toplumsal yarar açısından büsbütün zarar ziyan alanlarda, üretken ve ilerletici olmayan biçim, hizmet ve ürünlerde gerçekleşen bir "dönüşüm"dür.
Gerçekte Türkiye'de toplumsal ilişkiler gerilemekte, cemaatleşme tarikatların egemenliğine götürmektedir. Kore'ye asker gönderip NATO'ya dilekçe vermenin ötesinde bir yalakalık söz konusudur. AKP Türkiye'si, Kürt sorununu çözmemekte, iç savaşla sonuçlanabilecek patlamalara ve bölünmeye yaklaşmaktadır. Çevresinde saygı değil, kaygı yaratmakta, başkaları adına tehdit taşıyıcılığı yapmasıyla, muhtemelen iğrenme duygusu salgılamaktadır. Türkiye dinci piyasacı bir faşizme gitmektedir
Emperyalizmle birlik olununca çağ atlanacağı yolundaki kadim ideoloji yürürlükte. Ama emperyalizm, hele 2009 itibariyle en yıkıcı evrelerinden birini yaşıyor. Yabancı kapitalizm ne zaman inisiyatif alsa, orada ilerleme ancak büyük maliyetleri olan bir sonuç biçiminde kendini göstermiştir. Bugünkü emperyalizm ise ilerleme fikrine kökten düşman.
Bu tabloda pozitif bir çıkış yolu olarak pazarlanan Osmanlıcılığın tutma şansı yoktur. Erdoğan'ın Osmanlıcılığı, Abdülhamit'in İslam birliği gibi, İttihatçıların paylaşım savaşına kontur çekip dalmaları gibi bir felaketin arifesidir.
AKP ile birlikte Cumhuriyet konseptinin çözülmesini, "sorun çözme yeteneğinin geri gelişi" olarak pazarlamak deli saçmasıdır. Emperyalizmin ağırlık koymasına yapıcı rol yüklemek, züğürt tesellisi değil, maaşlı işbirlikçilik olabilir ancak.
Kimileri "one minute, one minute" diyecektir. Onların ağzına Batı basınında artık alenen yapılan "Erdoğan'ın en değerli aktif varlığı Batıyla tartışmalarıdır" türü yorumlar tıkılıp susturulmalıdır.
Osmanlı projesi, Türkiye'nin kendince bir emperyalist güce dönüşmesini vaaz ediyor. Gerçeğimiz bir kez daha krizdir.
kimse sana dinini yaşama demiyor gamlı..
her seferinde söylemekten bıktım artık..
kimse kimsenin dinine, inanç özgürlüğüne karışamazz..
sen istediğin gibi dinini yaşa sana karışan yok..
bende istediğim gibi inanç özgürlüğümü yaşıyorum zaten..
kimse kimseye bu konuda baskı ya da yaptırım da uygulayamaz..
sen laik olmayabilirsin; ama herkesle bu biçimde konuşamazsın..
komünizme bilip bilmeden bu çercevede yorumlayamazsın..
eğer gerçekten bir konuda tartışmak istiyorsan önce bazı şeyleri öğrenmek gerek, mesela insana saygıyı öğreten bakış açısı gibi..
seni gerileten de bunu yapmadığın içindir zaten..
..
konu deniz gezmişten nasıl dine geldi ya...
son kez diyeceğim; şudur ki..
deniz gezmişi nasıl ve ne şekilde görürseniz görün..
ama bu saygısızlık yapmanız gerektiği anlamına gelmemektedir..
onun davasını inandığı değerleri saçma sapan nedenlerle karalayamazsınız..
yakaladım ben seni.. sorun senin anlayışında.. tekrar etmek zorundayım sanırım..
herşeyi basit görüyorsun, malesef hiçbirşey sandığın gibi kolay değil..
insanların içine tam anlamıyla karışıp, onlara bilinç taşımak bunun mücadelesini vermek kolay değil..
o kadar kolay olsaydı; zaten bunun adı mücadele olmazdı..
ya da istenseydi insanlar çoktan kandırılıp yöneltilebilirdi..
en basit örneğiyle; bir yaşlı çiftçiye neden akpye oy veriyorsun dediğin zaman,
ekip biçmek için paramı veriyor karnım doyuruyor iyi kötü sana ne ki diyor..
..
insanlar o kadar çaresizler ki; kendilerine verilen sus paylarını hizmet olarak gördüğünden sesini çıkarmıyor..
oysa onlar zaten ellerinden alınan çoktan verilmesi gereken haklarıdır..
bak kısa bir hikaye vardır, bir köylünün 100 küçükbaş hayvanı vardır..
birgün onları dağda otlatırken; bir dağ eşkiyası gelir.. hayvanlarının tamamını elinden alır..
zavallı köylü yalvarır aman beyim etme eyleme bari hepsini alma azıcığını bırak diye..
saatlerce günlerce dil döker ağlar.. eşkiya tutar; o kadar hayvandan 5ini bırakır..
köylü yine yalvarmaya başlar, aman beyim Allah senden razı olsun ne muradın varsa versin..
sen olmasan ne yapardım aç kalırdım diye, yüceltir eşkiyayı yere göğe koyamaz..
bizimkisi de bu hesap bilmem anlatabildim mi ? ((=
ayan şimdi der (= siz olsanız hepsini alırdınız diye..
bunu da derseniz tüm terbiyemi bozup; yuhh diyeceğim artık..
aklınızdan geçer çünkü, heryerden bi açık bulmaya çalıştığınız için.. (=
sin bana hitaben verdiğin cevapta öyle bir açıklamışsın ki..
herşey olmuş bitmiş güllük gülistanlık..
ayrıca ayana diyeceğine önce kendin ayrı bir başlıkta konu açmanı öneririm..
bana açıklamaya calıştıklarınla benim dediklerimin uzaktan yakından alakası yok..
sen de konuda dini görüşlerine başvurmuşsun.. çelişkili..
.. ..
..
artık size diyecek birşey bulamıyorum..
bak yine haklısın diyemiyorsun..
hemen atlıyorsun başka biryere.. (;
kim atlıyor ben mi
yakaladım bak sennn atlıyorsun yine..
anlamamışsın yine gamlı.. (= sen gercekten dikkatli okumuyorsun..
o sus payı seçimlerden önce değil sadece hep var arkadaşım.. hep var..
hala da devam ediyor..
cevabını çoktan yukarıda vermişim ama tekrar yazayım alta.. bul bakalım ((=
şimdi hemen es geç bunu atla başka birşeye.. diğerlerine yaptığın gibi.. ((=
bugün işçilere emekçilere hükümetin ücretsiz hizmet diye gıdım gıdım verdikleri, onların zaten verilmesi gereken haklarıdır..
ve bunu sus payı olarak kullanmaktadır..
o yüzden birçok emekçi kesimdir hükümetin hizmet verdiğini sanıp susup oturmaktadır..
görememektir zaten bunu hakkı olduğu çoktan verilmesi gerektiğini..
insanlarımız bu kadar aç..
ve biz bunu görüyoruz.. ve herkesinde bunu görmesi için mücadelemizi vereceğiz..
bizi sus payı ile susturup kandıramazlar..
ne biliyorsun onlar hakkındada kitap okumadığımı gamlı..
ama senin okumadığın kesin
cümlelerinin mantıksızlığından ve çelişkide olmandan çoğu şey anlaşılıyor..
birde diyecek cevabınız olmadı mı direkt dine sarılmanızdan da anlaşılıyor..
((=
yediremiyorsun birtürlü haklı olduğumu, ortaya hadi şunada cvp ver o zmn diye mantıksız şeyler atıyorsun.. (= cevabını güzelce yazıyorum.. hadi şunada cvp ver diyorsun..
ben size tek bir soru sorarım, cevabını hayatta veremezsiniz susar kalırsınız..
ama bana yakışmaz bu değeri kullanmak..
halkların kardeşliği ile kandırılıyorsunuz diye dolamışsın ağzına..
sana daha önce bir filistin ırak örneği vermiştim.. bilmem hatırlayabildin mi?
evet, tüm halkların kardeşliğini savunuyoruz.. dini dili ırkı ne olursa olsun..
yeri geldiğinde türküde kürdüde cerkezide.. savunuyoruz..
unuttuğunuz, birşey var ki herşeyden biz hepimiz insanız.. insan..
kürtleri zamanında ezenler sizlersiniz.. onlara kin nefret duygusu aşılayanlarda sizlersiniz..
her kürde terörist gözüyle bakan sizlersiniz..
ve hala kürt diye okulda yerilen çocuklar var, kürt diye iş verilmeyen, ev verilmeyen aile reisleri var..
biz bunu gördüğümüz ve onların yaşamları özgürlüğü için bunun mücadelesini verdiğimiz için kandırılmış oluyorsak, evet kandırıldık tamam mı..
kanacağım da..
iyiki de kanmışımm beaa.. iyiki de..
gerçekten artık abarttınız, dini bu şekilse siyasete alet edemezsiniz..
herkes inancında özgürdür..
komünistler ateisttir dinsiz imansızdır diye kimseyi karalayamazsınız..
sizin açınızdan dininize göre bu şekilde yapmanız bilip bilmeden atıp tutmanız da günaha kul hakkına girmez mi acaba?
ibadetlerini yerine getirip, ahlaklı, dürüst olan, başörtülü birçok yoldaşım da var..
ne kimse onların ibadetini yapmalarına karışır, ne de o bir başkasının dinini sorgular..
eğer sizin sandığınız gibi komünizmde dinsizlik gibi bir olgu güdülseydi, en başından onlar itiraz ederdi..
kimse de kimseye bu konuda baskı da yapamaz yaptırımda uygulayamaz..
artıkkkkkkkk sokunn bunu kafanıza........
bırakın artık eğer gerçekten bir siyasi konuda tartışacaksanız, siyasi fikirlerinizi ön plana atın..
merak etme bizim aldığımız oy oranını da biliyorum..
işçilerin emekçilerin oy oranlarını da biliyorum.. uçurum var arada..
bugün işçilere emekçilere hükümetin ücretsiz hizmet diye gıdım gıdım verdikleri, onların zaten verilmesi gereken haklarıdır..
ve bunu sus payı olarak kullanmaktadır..
o yüzden birçok emekçi kesimdir hükümetin hizmet verdiğini sanıp susup oturmaktadır..
görememektir zaten bunu hakkı olduğu çoktan verilmesi gerektiğini..
insanlarımız bu kadar aç..
ve biz bunu görüyoruz.. ve herkesinde bunu görmesi için mücadelemizi vereceğiz..
bizi sus payı ile susturup kandıramazlar..
ama baaakkk ben bunu da biliyorummm...
biliyorum böyle yollara başvuracağını.. en başında verdim cevabı.. ((=
ama okumuyorsun ki.. =P
yooo hiçde o ideolojilerin temeli bu değil..
((=
asıl seni kandırmışlar.. tuhhh.. gitti çocuk.. gitti..
daha gecen hafta 3 tane ideoloji kitabı bitirdim, 3 üde toplam 700 sayfa eder..
sırf senin için gamlı vala, üçünüde okurken daha dikkatli okudum..
ne hikmetse hiç ne dinsizlik ateizm deizm ne de din kelimeleri geçmiyor, inanç özgürlüğünden bahsediliyor ve bu konuda kimseye baskı yaptırım uygulanamayacağından..
sürekli temeli yapısı ekonomiye dayanan özgürlüğün eşitliğin esas alındığı sömürüye emperyalizme karşı bir yönetim biçiminden bahsediliyor..
bugüne kadar okuduğum bütün teori kitaplarında da böyle..
aç oku bakalım neler varmış temelde.. (=
ya hadi partidekiler kandırıyor da beni, yok programda tüzükde yazıp bizde inanç özgürlüğü var diye..
marks engel leninde mi kandırıyor beni yahu..
savunuyoruz arkadaşım, şuan işçileri emeğin hakkını savunan tek biziz..
sokakta çöp toplayanların evine kadar gidip dert dinleyen biziz..
sırf teni esmer olduğu için okula alınmayan çocuğun tek savunucusu biziz..
zorla tarikat okullarında yaşama hakkı sınırlananlarında savunucusu biziz..
patronu 8 saat değil de haksız yere 12 16 saat çalıştırılan işçinin seside biziz..
maden ocaklarında tersanelerde zor koşullarda kötü ücretlerle çalıştırılan işçilerinde savunucusu biziz..
yırtık ayakkabı ike üniversiteye giden yanında ayağı ıslanmasın diye 4 5 çorap taşıyan arkadaşımın da savunucusu biziz..
evinde kocasından dayak yiyen kadınında savunucusu biziz..
hatta biz senin babanın bile savunucusuyuz..
biz emeğin,işçinin, liselinin, üniversitelinin.. hakları elinde alınmış herkesin , bu düzenin çarpıklığından bozukluğundan nasibini almış herkesin savunucusuyuz.......
tekrar oku bakalım..
elbette bizi savunan elit kesimler ya da sanatçılar, ünlüler vardır..
bu bizim haklı olmadığımız ya da neyi kimleri savunduğumuz düşüncesini değiştirmez..
onlar destek verenlerdir.. belki de kendileri bunu yapmadıkları için suçluluk duygusundadırlar ya da gercekten emeğin hakkını savunmak için destekçidirler..
sanatçılara gelince ülkemizde sanata gerektiği gibi özen değer verilmemektedir.. sanatçıda ve sanatta kimse gerceği görememektir..
ve bu bir yerde sanatçının emeğinin hiç görülmesidir..
o yüzden birçok sanatçı bize destek vermektedir..
çoğu da babasından kalma değil, carpmayla hırsızlıkla değil emek vere vere bir mal sahipliği elde etmiştir.. zengindir.. ama paylaşmayı bilir, emeğin nasıl birşey olduğunu bilir ve bize destekçi olur..
sen buna kandırılmışlık diyemezsin...........
sanatçılar elitler bizi neden savunuyormuş.. ((=
okumamışın bile eminim..
bizi tek elitler sanatçılar savunmuyor.. yine birşey bulamadın çekmeye çalışma..
bizi her kesimden savunan var..
işçiside ameleside yıllarca yoksulluk çekip hem calışıp hem okumuş olan uçak mühendiside var..
tek cümleyle, onuruyla yaşayan, emeği koruyan, emeğiyle biryerlere gelmiş herkes destekçimiz bizim..
diğer yazdıklarıma sesin çıkmıyor ama.. ne o bulamadın mı birşey..
bi ayet yazsana..
((; ya da başka bir konuya zıpla hadi hadi şunuda atlatın de..
iyi bilirsin öyle yapmayı.. ((=
benim hiç yaptığımı gördün mü mesela, ama cevap vermem..
vermem çünkü karşımdaki kendini bırak sorduğu soruyla çelişkide daha..
karşıt düşünceyi kavrayamamış ki daha.. kendi düşüncesini bilsin de savunsun..
ayannnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnn
komunizm din mi????????????
anlama sorunu mu var ne?
tekrar yazacağım..
komünizm veya sosyalizm de; herkes inancında özgürdür..
kimse kimseye bu konuda yaptırım ya da baskı uygulayamaz..
marksist- leninist olarak tek parti olan Tkp de öyle sandığın gibi herkes ateist filan değildir..
birçok başörtülü yoldaşımız aramızdadır ve ya aktif olarak ilişkimizdir..
..ve ateizmin komünizmle bir alakası yoktur..
komünizm, dinin sadece siyasete alet edilmesini istemez, o kadar...
aahh yok bunu hala anlamak istemiyorsan ikna olmadıysan, önereceğim kitapları alır okursun..
hiç olmadı partinin programına göz atarsın.. (((=
gamlı ya cidden kusura bakma ama hiçbirşey bildiğin yok..
sen daha karşı olduğun fikrin ne olduğunu bilmiyorsun ki.. kendi fikrini savunmaya çalışıyorsun..