Felaketin esas taşıyıcısının AKP olduğu besbelli ortadadır. Bu durumda durdurulması gerekenler listesinin başına hükümet partisinin yazılmasının gerektiği de yanlış değildir.
Yanlış değildir, çünkü bir liste yaparsanız, mutlaka bir ilk satır olması gerekir. Bugün de memlekette en büyük tehlikeleri, emperyalizmin ülkeye, sermayenin emeğe ve gericiliğin akla saldırısını en iyi temsil ve icra eden AKP'den başkası olmadığına göre
Ancak bu bir listedir. Bir paketin üstüne yazılmış bir liste.
AKP gericiliği yükseltmektedir. Peki, on küsur yıl önceki 28 Şubat'ın gericiliğe darbe mi vurduğu doğrudur, yoksa toprağını gübrelediği mi?
AKP emperyalist bağımlılığı, büyük bir kendine güven ve zor akıl alır bir demagojiye sararak yükseltmektedir. Peki, Erdoğan Davos'ta şov yaparken, diyelim CHP ve TSK, İsrailcilikten başka bir şey yapmışlar mıdır?
Evet, AKP hem geride kalan iktidarını emperyalizmin açtığı krediye borçludur, hem de yürüttüğü seçim kampanyasını mümkün kılan yine emperyalizmin verdiği vadeli çektir. Doğrudur, bu çekin vadesi 29 Mart'ta dolacak ve Erdoğan'ın IMF efelenmelerinin palavra olduğu ortaya çıkacaktır. İyi de, CHP'nin farkı IMF'ye şu andan itibaren boyun eğilmesini savunmak değil midir?
Demek ki, listemizin daha ikinci satırında bu muhalefetin de durdurulmasına geliyoruz.
AKP'nin durdurulmasa da tökezlediği bir tabloda CHP'nin kafayı biraz kaldırması kaçınılmaz olur. İyi de, bu felaketin hafiflemesi anlamına gelir mi?
CHP emperyalizmi, gericiliği ve sermayeyi temsil etmekte acemilikler göstermektedir. Ama bu CHP'nin, bırakın öncesini, AKP iktidarı süresince anti-emperyalizm kokan tek adımı, 1 Mart 2003'te tezkerenin zaten geçeceğini varsayarak hayır propagandası yapmasıdır. CHP, şu an ABD'nin önceliği haline gelen Afganistan'a asker gönderilmesine mi karşı çıkmaktadır, yoksa NATO'yu mu sorgulamaktadır? CHP dış ilişkilerde, yani Brüksel'de, Washington'da, Erbil'de AKP'nin çok gerisinde kaldığına yanan bir partidir.
CHP, gericiliğin geri döndürülemez bir aşamaya geldiğini, Cumhuriyet laisizminin tarih olduğunu kabullendiği için, seçim kampanyasını çarşafa altı ok takarak başlatmıştır. Tarikat desteği yarışına da girmiştir. Farkı, beceriksiz ve taklitçi olmasıdır.
Üçüncü boyut için Baykal'ın kriz karşıtı programına bakmak yeter. Burada işçi sınıfı, emekçiler, yoksullar yoktur. Sermaye vardır.
AKP'nin tökezlediği yerde kafayı kaldıracak olan, bu CHP'dir.
Bu CHP'ye, artık solun oylarının çantada keklik olmadığını göstermek gerekir.
Kaldı ki, soldan CHP'ye koltuk çıkmanın herhangi bir mazereti de kalmadı. CHP'nin iki büyük kentte tabloyu değiştirebileceğine inanan, böyle bir ümidi olan kaç CHP'li kaldı? 29 Mart'a iki haftadan az kala, bu seçimin AKP ve ülkenin siyasal tablosu açısından köklü bir değişimi başlatması için gereken koşulların oluşmakta olduğunu söylemek mümkün değil. Ve bu CHP'nin finişe kalkacak hali de görünmemektedir.
AKP, düzen içi muhalefetleri teslim almakta, kendisine benzetmekte, çürütmekte. Bu yazının konusu olmamakla birlikte ekleyeyim: aynı durum, daha yeni Barzani ve Tabalani'ye Newroz davetiyesi gönderen DTP türü muhalefet için de geçerlidir.
O halde, yıllar yılı sol, aydınlanmacı, bağımsızlıkçı, halkçı seçmenin doğal adresi ilan edilegelen CHP'den gerçek bir kopuşun tam zamanıdır. CHP solun bölücüsüdür. Solu bölme suçlamasını bugün bu basiretsiz ve umutsuz CHP hak etmektedir.
AKP'nin düzen içi muhalefete alan bırakmadığı yerde, bir başka alanın büyütülmesi hem mümkündür, hem de acil görev. İşin doğrusu, AKP'nin bir özgünlüğü de, artık bu partiye düzenin içinden karşı çıkılamaz, alternatif geliştirilemez hale gelinmesidir. Bu durum, sosyalizm alternatifinin büyütülmesiyle karşılanabilir. Bu mümkündür, çünkü sosyalizm alternatifinin büyütülmesi, piyasacı dinci bir faşizmin yükselişini önlemenin de biricik yoludur.
şimdi soyu ne olduğu belli olmayanların osmanlı yi diline dolaması canımı sıkıyor
biraz saygılı olursan ya da saygılı olmayı öğrenirsen sevinirim..
benim soyum sopum seni ilgilendirmez..
belki hepinizden daha çok saf kan türküm.. belki kürdüm.. belki ermeniyim..
hem daha canınız çooook sıkılacak..... ((=
herşeyden önce insanım ben, herşeyin bilincinde olan,
hak ve özgürlüklerine sahip çıkan, eşitliği benimseyen, emeği koruyan, herkesin görüşlerine saygılı ve hoşgörülü olan,
ONURLU YAŞAMI benimseyen
ve herşeye rağmen at gözlüğü takan gerici beyinlere rağmen bu değerler bu olgular için mücadele veren bir insanım ben ..
dilim dinim ırkım soyum sopum seni bir zerre kadar ilgilendirmez..
yorum da yapamazsınız bu konuda.. kimsenin böyle bir lüksü yok..
bunun soyla sopla ya da dinle bir alakası yok arkadaşım
şuan göremediğiniz bir uçurumun kenarındayız.. felaketin eşiğindeyiz..
hamdolsun demeyle, oturduğun yerden eleştiri yorum yapmayla bitmiyor bu işler..
neden çıkmayalım arkadaşım 1 mayısa (=
insanların haklarını araması bunun peşine düşmesi sesini duyurmak istemesi yanlış mı?
ülkü ocakları kapanacaksa biz de 1 mayısa çıkmayalımmış ((= arada nasıl bir ilşki benzetme kurdun şaştım (=
ohhh ne ala memleket ya..
evet kürtler eziliyor.. sizin gibi düşünenler tarafından hor görülerek eziliyor..
oysa o insanlar kazandırılabilir, o zaman dağa çıkmak kin nefret duyguları beslemek yerine, inan onlarda içimizden biri olur ..
ama sizler hor gördüğünüz sürece bu böyle devam eder..
hepimiz canız.. ırkımız dinimiz ne olursa olsun..
dağdaki herifler dediklerinin de coğu türk..
kürtleri neden savunmayalım ki; onlar insan değil mi? onların da hakları özgürlükleri yok mu?
hor mu görelim? iyice mi dışlayalım? öldürelim mi?
kin ve nefret duygularıyla mı kavrulalım; onurlu ve insanca yaşamak varken.. herkese bunu anlatmak aşılamak varken..
hem kim demiş şehitlere ağlamadığımızı..
hiçbirşeyin yok olduğu yok.. boşuna dileklerde bulunma..
bak buradayız.. onurlu yaşamın mücadelecileriyiz.. buradayız.....((;
Türkiye Komünist Partisi'nin "Osmanlı özlemcilerinin Amerikancı, emek düşmanı ve gerici politikalarına" karşı düzenlediği "Ya Osmanlı'ya Dönüş ya Sosyalist Cumhuriyet" mitingine katılım yüksek oldu.
Türkiye Komünist Partisi'nin (TKP) "Osmanlı özlemcilerinin Amerikancı, emek düşmanı ve gerici politikalarına" karşı düzenlediği mitingde binlerce emekçi, aydın, genç bir araya geldi. TKP ve Yurtsever Cephe örgütlerinin katıldığı Kadıköy İskele Meydanı'ndaki mitingde yapılan konuşmalarda, Türkiye'nin sürüklendiği felaketin, gittikçe tırmanan işsizliğin, yoksulluğun, emperyalizme teslimiyetin bir an önce durdurulması, yerel seçimde AKP ve diğer düzen partilerinin önünün kesilmesi gerektiği vurgulandı.
Saat 11.00'de Haydarpaşa Garı girişi ve Natilius yönünden Kadıköy İskele Meydanı'na doğru yürüyüş sırasında taşınan "Geleceğimiz Karanlık Osmanlı'ya Değil, Emekçilerin Cumhuriyetine Açılır", "Üniversitenin Medreseye Dönmesine İzin Vermeyeceğiz", "Saltanat Sevdalılarını, İşçi Sevdalılarını Durdurun", TKP Muğla İl Örgütü'nün "Şalvarı Şaltak Osmanlı, Eğeri Kaltak Osmanlı, Ekende Yok Biçende Yok, Yiyende Ortak Osmanlı" pankartları ile Trabzon İl Örgütü'nün "Trabzon'da Coni'ye, Memlekette Vahdettin'e Geçit Yok" pankartları dikkat çekti.
Sık sık "Bu Ülke Bu Halk Satılık Değil", "İşçiler Birleşin Saltanata Son Verin", "Yağma Yok Sosyalizm Var", "ABD Uşağı Patronları Durdurun" ve "Gençlik Gelecek, Gelecek Sosyalizm" sloganları atılırken, Üniversite Konseyleri, "Yobaz TÜBİTAK" dövizi taşıdı.
"IMF'ye tekmeyi basarsan işsizliğe çare bulursun"
Kadıköy İskele Meydanı'nda saat 13.00'te toplanılmasının ardından, miting başladı. Tiyatro sanatçısı Orhan Aydın ve şair Nihat Behram okudukları şiirlerle kitleye seslendiler. İlk konuşmacı olarak, TKP Genel Başkanı Erkan Baş, miting katılımcılarına seslendi. Konuşmasında 14 gün sonra yapılacak seçimlere değinen Baş, seçimlerden sonra "bizi halk seçti" deyiminin kullanılacağını ama bunun yalan olduğunu vurguladı.
AKP, CHP ve MHP'nin trilyonlarca liralık seçim harcamasına dikkat çekerek, Türkiye'de paranın saltanatının hüküm sürdüğünü ifade eden ve "Paranın saltanatı paranın diktatörlüğüdür" diyen Baş, elektrik, su, doğalgaz faturaları yoluyla emekçilerin alınterine el konulduğunu söyledi. Krizin teğet geçtiği söyleyen iktidarın, şimdi de yaşanan bunalımın ABD'ye bağımlılığın eseri olduğunu ifade etmesine değinen Baş, "Ha şunu bileydin, onlara tam bağımlı yaşıyoruz desene" dedi. Başbakan Erdoğan'ın işsizliğe çare bulamadıkları itirafına karşı da, "Amerika'dan bakarsan çözemezsin. IMF'ye tekmeyi basarsan çözersin" yanıtını verdi.
"Ferman padişahın fabrikalar, okullar, mahalleler bizim"
Türkiye'nin Amerika'ya teslim edileceğini, ABD Başkanı Obama'nın bu yüzden Türkiye'ye çağrıldığını ifade eden Baş, AKP'nin işbirlikçi, diktatörlük eğilimli gerici bir parti olduğunu belirterek, "Dünya çok diktatör gördü, böbürlenme padişahım senden büyük halk var" dedi. Baş, "Hodri meydan. AKP'nin arkasında Amerika ve IMF var, TKP'nin arkasında halk var. Bakalım kim kazanacak" diyen, Türkiye'de Amerikan mandası bir saltanat kurulmak istendiğini vurgulayan Baş, sözlerini "Ferman padişahın, okullar, fabrikalar, mahalleler bizimdir. Kahrolsun padişah, yaşasın devrim ve sosyalizm" diyerek tamamladı.
TKP'den CHP'ye: "Sol oyları bölme"
TKP Siyasi Büro Üyesi Aydemir Güler, bir yıl önce Kadıköy Meydanı'nda yapılan "AKP'yi İstemiyoruz" mitingini hatırlatarak, aradan geçen sürede yaşananın, ülkenin bir felakete sürüklenmesi olduğunu belirtti.
Bugün Türkiye'ye Afganistan, Irak yollarının, yoksulluğun ve işsizliğin görüldüğünü ifade ederek sürecin bir an önce durdurulması gerektiğini vurgulayan Güler, AKP'nin Türkiye solunu bir aksesuar yapmak istediğine dikkat çekerek, "Sol, emperyalist sermayenin aksesuarı haline getirilemediyse, bu ilk önce TKP'nin eseridir" dedi. AKP'nin sıradan bir parti değil, emekçilerin bütün kazanımlarını ellerinden almak isteyen bir parti olduğunu vurgulayan Güler, "Bunlar Türkiye halkını paralı asker yaparlar. Yurttaşlar buna boyun eğmez, tebaalar boyun eğer" dedi.
Güler, "Biz durdurun diyoruz. Cumhuriyet ve emek düşmanlarını durdurun" dedi. Seçimlerin ardından IMF'yla hemen anlaşma imzalanacağını AKP'nin "IMF'ci parti olarak gözükmek istemediği için" seçimleri beklediğini ifade eden Güler, AKP'yi faşist bir parti olarak tanımladı ve Anayasa'da meydana getirilecek değişikliklerle piyasa faşizminden başka bir durumun yaşanmayacağını belirtti. Konuşmasında CHP'ye de seslenen Güler, CHP'nin yıllarca sol oylar bölünmesin diye oy istediğine dikkat çekerek, "Emperyalizme karşı mücadeleyi büyütmemiz lazım, asıl siz artık solun oylarını bölmeyin" dedi.
Saltanat olduğunda haklar talep edilemeyecek
Daha sonra söz alan TKP Siyasi Büro Üyesi Kemal Okuyan, Başbakan Erdoğan'ın ilk önce peygambere, sonra padişaha benzetildiğine, Erdoğan'dan bir kahraman yaratılmak istendiğine değindi. Toplumların her zaman bir kahraman yaratabileceğini, ancak toplumun bizzat kendisinin kahramanlaşmasının daha önemli olduğunu, "cemaatleşen, sadakaya alıştırılan bir ülkenin kahramanının da, padişah bozuntuları olacağı"nı söyleyen, sendikalı işçi oranı yüzde 3'lere gerilediyse ve halk örgütsüzse, "Yaşasın Son Osmanlı" diye pankart açılmasına şaşırılmaması gerektiğini ifade eden Okuyan, "Saltanat, haklarını aramayı unutan toplumlarda hortlar" dedi.
Padişah Erdoğan, Halife Fethullah Gülen
Okuyan, Başbakan Erdoğan'ın yanına bir de "halife" koymak istediklerine, bu "halife" adayının da Fethullah Gülen olduğuna işaret etti. Davos'ta Başbakan Erdoğan'ın İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'e "sert yapmasının" istendiğine ve böylelikle AKP iktidarı ile Türkiye'nin Ortadoğu'da daha etki rol alabilmesinin önünün açıldığına dikkat çeken Okuyan, sözlerini, "cemaatleşmeyi kabul etmiyorsak bu ülke Osmanlı'ya değil, sosyalizme evrilecek" diyerek bitirdi.
Filistin ve Yunanistan'dan mitinge destek
Okuyan'ın ardından, mitinge katılan yabancı konuklar da kitleye seslendi. Filistin Halk Partisi Merkez Komite Üyesi Mustafa Alharsh, kendilerine 2008'in sorunların çözüm yılı olacağının söylendiğini, ancak yaşanan şeyin zulmün artması ve Filistinliler'in topraklarından çıkarılması olduğunu dile getirdi. İsrail'e asıl cesaret veren şeyin Filistin'deki anlaşmazlık ve Gazze'nin Batı Şeria'dan ayrılması olduğunu vurgulayan Alharsh, Filistin Halk Partisi'nin, anlaşmazlıkları sonlandırmak için, Kahire'de düzenlenen toplantı ve konferanslara katıldığını söyledi.
Alharsh konuşmasının sonunda, TKP'ye, düzenlenen mitingde konuşma yaparak kendilerine Türkiye halkını selamlama ve içten dayanışma duygularını sunma şansı verdiği için teşekkür ederken, "Gazze halkına verilen destek ve yardımlar sürmeli, komünist partiler ve solcular, bu organizasyonlara daha güçlü bir şekilde katılmalıdır" dedi.
Yunanistan Komünist Partisi (YKP) Merkez Komite Üyesi Dimos Kuburis, mitingin "militan bir seçim mitingi" olduğunu belirterek katılımcıları selamladı. Kuburis, işçi enternasyonalizmini göstermek, YKP ile TKP, Yunan ve Türk işçileri arasındaki bağları ortaya koymak için mitinge katıldıklarını vurgularken, her ülkede verilecek mücadelenin, güç dengesinin kapitalist toplumun sosyalist dönüşümünü hedefleyen güçlerden yana değişmesi için tek yol olduğunu belirtti. Kuburis, "TKP'ye verilen her oy, militan bir oydur, komünistler tarafından önerilen, bugünü geleceğe bağlayan iktidar programına verilen bir oydur. Çünkü gelecek, komünistler ve dostları tarafından temsil edilmektedir" dedi.
Mitingde çok sayıda direnişteki grevci işçilerin temsilcileri de yer aldı. Sinter Metal ve Meha Tekstil işçilerinin yanı sıra, ATV-Sabah grubunda yaklaşık bir aydır devam eden grevdeki gazetecilerin temsilcileri de miting katılımcılarını selamladılar.
Yapılan konuşmaların ardından sahneye çıkan Beyoğlu Kumpanya, kısa oyunlarıyla AKP iktidarının politikalarını sergiledi ve "Tayyip Blues" adlı şarkılarıyla kitleye seslendi. Daha sonrasında miting Renan Bilek'in seslendirdiği şarkılarla sona erdi ve ardından, alandaki kitle, Kadıköy Natilius önüne kadar sloganlarla yürüyüşe geçti.
Sosyalist Cumhuriyet'e yürüyenler konuşuyor
Binlerce yurtsever "Ya Osmanlı'ya Dönüş, Ya Sosyalist Cumhuriyet" mitinginde buluştu. Yürüyüş sırasında ve alanda mitinge katılanlarla konuştuk.
Türkiye'nin dört bir yanından gelen işçiler, üniversiteliler, akademisyenler, liseliler, kucağında çocuğuyla emekçi kadınlar, memleketin geleceği için endişelenen her yaştan insan, neden AKP'yi istemediklerini anlattılar.
Meha'da direniş sürüyor
Mitinge "Emeğimiz ve onurumuz için direniyoruz" pankartıyla katılan, geçtiğimiz günlerde hiçbir hakları verilmeden işten atılan Meha Giyim işçilerinden Selma Doğduçay, haklarını almak için bütün hukuki yolları denediklerini, mitinge hem seslerini duyurmak hem de TKP'ye destek vermek amacıyla katıldıklarını ifade etti. 14 yıldır Meha Giyim'de çalışan Doğduçay, hayatında ilk defa bir mitinge katıldığını, "Patron bizim halen ayakta olduğumuzu, direndiğimizi görsün diye buradayız" dedi. Aynı işyerinde işinden olan 117 işçiden biri olan Şahin Aslan, patronun tazminatı bile bir hak olarak görmediğini söylerken, "LC Waikiki bizim esas patronumuz olarak görünüyor. Biz çeşitli mağazalar önünde eylemler yaptık sesimizi duyurmak için. Daha fazlasını yapmaya devam edeceğiz. Daha fazla dayanışmaya ihtiyacımız var. Biz biliyoruz ki yalnız kalanlar kaybediyor. Biz kaybeden olmak istemiyoruz" dedi. Bir başka Meha Giyim işçisi Musa Acar, üç yıldır burada çalıştığını söylerken, "Direnişimizde 12'nci günümüzdeyiz. Çadırımızı kurduk, gece-gündüz ayrılmadan bekliyoruz. Herkesi destek vermeye çağırıyoruz" diye seslendi. Direnişlerine TKP'lilerin her türlü desteği verdiğini ifade eden Acar, mitingin çok coşkulu geçtiğini söyledi. Daha önce bir mitinge katılmadığını söyleyen Meha işçisi Derya Kalay, "TKP'yi daha önce tanımıyorduk. Maddi, manevi her türlü desteği verdiler. Diğer partilerden destek istedik, hiçbir destekte bulunmadılar" derken, "Mücadeleye devam" çağrısı yaptı.
"Bunların hepsi aynı"
Mitinge İzmir'den katılan Ege Üniversitesi öğrencisi Serkan Sakalıkaba, bugün AKP'nin ülkemizin ilerici, aydınlanmacı değerlerini tasfiye ettiğini, CHP'nin de onlardan farklı olmadığını, bu partinin dinci gericilikle mücadele gibi bir gündeminin olmadığını söyledi. Bugün cumhuriyet değerlerini savunan yegane partinin TKP olduğunu ifade eden Sakalıkaba, "Tayyip Erdoğan'ın 'Son Osmanlı Padişahı' olarak adlandırıldığı bir dönemde, böyle bir mitingin çok anlamlı olduğunu düşünüyorum. Esas iş mitingden sonra başlıyor. Bu düşünceleri toplumda daha fazla yaymak, meşruiyetini artırmak gerekiyor" dedi.
Mitinge Adana'dan katılan işçi Münir Avras, CHP, AKP ve diğer partilerin birbirlerinden hiçbir farkı olmadığını belirterek, "Bunlar tepede anlaşıp halkı birbirlerine düşürüyorlar. CHP kendi kasasını, kendi mühendisini, kendi yandaşını düşünüyor. İşçilerle ilgili tek bir projesi yok. Kısacası sadece sermayeyi düşünüyor" dedi.
Menemen'de yaşayan ve emekli olan Mehmet Karaman, CHP'nin son dönemdeki çarşaf, Kuran kursu gibi açılımlarını hiçbir şekilde onaylamadığını belirterek, "CHP dinci partilerin uyguladığı politikaları uygulayarak onların tabanından oy alacağını düşünüyor. Ama gerçeği varken neden ona oy versinler? Bunu yaparken de kendi laik, demokrat tabanının oyunu kaybediyor. Gerici politikalara çanak tutmuş oluyor" dedi.
"Cumhuriyet'in değerlerinin altını oyuyorlar"
İstanbul'da metrobüsün açılışı sırasında açılan "Son Osmanlı Padişahı 1. Recep Tayyip Erdoğan" pankartını değerlendiren teknisyen Özkan Bıyık, "Bu pankart gericiliğe, Türkiye'de faşist darbenin ardından örülen tarikat yuvalarına, insanların akıllarını, vicdanlarını biat ettirmeye dayanan bir simge. Bu pankartın benim nezdimde tek gösterdiği budur. Türkiye'de hiç kimse yaklaşık 100 sene önce kapanmış bir devrin geri gelmeyeceğini zaten biliyor. Bu, insanların vicdanıyla dinsel inançları arasındaki bağı kopartmaya ve özellikle böyle bir kriz döneminde, yoksulluğun arttığı bir dönemde, insanları, otoriteye, sermayenin devletine, patronlara itaat etmeye çalışan siyasal düşüncenin bir ürünüdür" dedi.
Öğretmen Gökçen Düzkaya da, pankartın AKP'nin gericiliğini, statükoculuğunu gösterdiğini, "Seçimle geleceklerini söylüyorlar, ancak bunların söyledikleri her şeyin boş olduğunu bu pankart gösteriyor" sözleriyle ifade etti.
Adanalı işçi Münir Avras, pankartla ilgili olarak, AKP'nin Meclis'e girdiğinden beri saltanat halinde yaşadığını vurgulayarak, "Halkı hiçe sayarak Abdullah Gül'ü kendi iradeleriyle cumhurbaşkanı seçtiler. Geçmişte Osmanlı'da da bu yaşanmıştı. Bunlar dededen toruna saltanat sürüyorlar. Bu pankart da onun bir göstergesi. Eğer kazanırlarsa saltanat devam edecek. Zorla bulabildiğimiz bir kuru ekmeğe muhtaç olacağız" dedi.
Mitinge İstanbul'dan katılan işçi Aytuğ Deniz de pankartın geçmişe özlemle birlikte, Cumhuriyet'in, Cumhuriyet'in getirdiği değerlerin altını oyma amacını gösterdiğini söyleyerek, "Bu değerleri aşındırdıktan sonra Osmanlı'ya dönelim gibi bir düşünceleri var bana kalırsa" dedi.
huzur, bir gece yarısı korkmadan kaldırımda oturabilmektir..
huzur, ertesi sabah doğacak olan güneşi hayal ederek uykuya dalmaktır..
huzur, insanın hayallerinden masalından kaçmaması, korkmadan yaşamasıdır..
..
Yasemin Mori (d. 1982, Ankara), Türk alternatif rock şarkıcısı.
Bilkent Üniversitesi Grafik Tasarım bölümü mezunudur. İlk bestelerini 14-15 yaşında yapmaya başlayan Mori yaklaşık üç yıldır üzerinde çalıştığı ilk stüdyo albümü Hayvanlar'ı 10 Temmuz 2008 tarihi itibariyle Irmak Plak ve Balet Plak etiketleriyle piyasaya sürmüştür. Tüm söz ve müziklerle birlikte albümün grafik tasarımını da kendisi gerçekleştirmiştir.