Gıdalara eklenen katkı maddeleri, hiperaktif davranışları olan çocuklar üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor.
Gıdaların rengi çocukların hareketlerini etkiliyor
28.12.2007
Abur cubur yiyecekler renkleriyle göz alıyor ama içerdikleri katkı maddeleri çocukların sağlığını tehdit ediyor..
Besin maddelerine eklenen katkı maddeleri ve renklendiriciler sağlığınızı tehdit ediyor. Çocukların yanı sıra yetişkinler tarafından da tercih edilen; cips, çikolata, şeker gibi gıdalar sanıldıkları kadar masum değil. Araştırmalar, gıdalardaki katkı maddelerinin çocuklardaki hiperaktivite ve dikkat eksikliği gibi psikolojik bozukluklarda rolü olabileceğini gösteriyor. Bu maddelerin çocuk gelişiminde olumsuz etkileri olduğunu söyleyen Memorial Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Oya Yüksek, anne-babaları uyardı. Yüksek şöyle konuştu:
NE İŞE YARARLAR?
"Katkı maddeleri tek başına gıda olarak tüketilmeyen, gıda ham veya yardımcı maddesi olarak kullanılmayan, tek başına besleyici değeri olan veya olmayan, imalat sırasında kalıntı ve türevleri mamul maddede bulunabilen maddelerdir. Bunlar ayrıca, bir gıdanın üretilmesi, tasnifi, işlenmesi, hazırlanması, ambalajlanması, taşınması, depolanması sırasında gıdanın koku, tat, görünüş, yapı ve diğer niteliklerini korumak, düzeltmek veya istenmeyen değişikliklere engel olmak ve düzeltmek amacıyla kullanılmasına izin verilen maddelerdir." Gıda katkı maddelerini tanımlamak ve herhangi bir karışıklığa yol açılmaması için E harfi ve üç rakamlı sayıların kullanıldığını söyleyen Yüksek, "Avrupa Birliği tarafından her katkı maddesi için bir kod belirlenir. Katkı maddesi olarak tanımlanan tüm kimyasallar bu kodlama sisteminin içindedir" dedi. Gıda katkı maddelerinin işlevlerine göre de sınıflandırıldığını kaydeden Yüksek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Koruyucular, tatlandırıcılar, antioksidanlar, renklendiriciler, taşıyıcı solventler, asitler, aroma arttırıcılar, jelleştiriciler, köpük oluşturucular, nişastalar ve daha birçok madde gıdaları istenen şekle ve renge getirir." İngiltere'deki Southampton Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma ise, renklendirici denilen boya katkı maddelerinin hiperaktif çocukları olumsuz etkileyebileceğini gösterdi. Çalışma sonunda; 8-9 yaş arası çocukların boya katkılarından olumsuz etkilendiği tespit edildi. 3 yaş grubu çocuklarının ise bunların kana sadece bir kez karışmasıyla bile olumsuzluk yaşadıkları belirlendi.
ETİKETLER OKUNMALI
Çocuklardaki hiperaktivitenin; genetik faktörler, erken doğum ve çevresel nedenler gibi birçok faktöre bağlı olduğunu belirten Diyetisyen Oya Yüksek ekledi: "Katkı maddeleri hiperaktiviteyi tetikleyen etkenlerden sadece biridir. Çocuklara sağlıklı besin seçimi öğretilmelidir. Onları hazır gıdalardan uzak tutmakta yarar vardır. Anne-babalar etiket okuma alışkanlığı edinmeli ve bu alışkanlığı çocuklarına da kazandırmalılardır.
Mide bulantısına 4 dakikada son veren SEA-BAND bilekliği düzsenlenen bir toplantıyla tanıtıldı. Dedeman Otel'de yapılan toplantıda konuşan SASfarma Sağlık Ürünleri Genel Müdürü Alev Sinek, SEA-BAND'ın şu anda 55 ülkede satıldığını belirterek, "Modern tıp artık kimyasallarla değil bitkisel ve doğal yöntemlerle hastalıklara çare bulmaya çalışıyor" dedi Sinek, Türkiye'de yılda 10 milyon kutu bulantı giderici ilaç satıldığını belirtti. Alev Sinek şunları söyledi: "Mide bulantısı özellikle hamilelerin birinci derecede sıkıntısı. Ancak 7'den 70'e pekçok kişinin yolculuklarda ya deniz tutmasından ya da 'araç' tutmasından dertli olduğu biliniyor. 1988'de ilk kez satışa sunulan SEA-BAND, dünyanın 55 ülkesinde mide bulantısıyla başı dertte olanların imdadına yetişti. Bu bant, hamilelik, yolculuk, anestezi,, kemoterapi ve başka nedenlerden kaynaklanan bulantı ve kusma gibi şikayetlerini ordan kaldırdığı klinik testlerle kanıtlanmıştır."
Elastik özelliği bulunan örgü bileklik SEA-BAND'de vücuda basıncı uygulayan küçük bir plastik yarım küre bulunuyor. Mide bulantısı ve kusmayı Çinlilerin yüzyıllardır her iki kol bileğindeki P6 (Perikardiyum 6 - bileğin 3 parmak altına denk gelmektedir) olarak adlandırılan noktalara basınç uygulayarak önledikleri biliniyor. Bant üzerindeki yarım kürecik de işte bu noktaya gerekli basıncı uygulayarak kimyasal ilaçların yerini alıyor.
Bakmayın öyle aşağılarcasına
Çok mu kötü gözüküyorum...??
...Ben seçmedim ki böyle yaşamayı...!!
Bende isterdim temiz giyinmeyi,
Elimin yüzümün temiz olmasını...
Sizin içinizde oturmayı, sizinle aynı olmayı..
Neden hala tiskinerek bakıyorsunuzzz..
...Benim elim yüzüm kirli tamamm
Ama şunu bilin ki
SİZİNDE YÜREĞİNİZ KİRLİ...
Vatan Sağolsun Komutanım !!
Yaşanmış bir olaydır.. Kahramanları rüya ya da hayal olmayan yaşamın içinden yaşam kadar ve ölüm kadar gerçektir bu olay
İsmail üsteğmen çocukluğundan beri yüreğini vatan sevdasından başka her sevdaya kapatmış olan ve vatana hizmet için canını hiçe sayabilen, gözü kara yürekli, mert ve Askerlik mesleği için de gelecek vadeden bir subaydı. Harp okulu sonrası birkaç yıl İç Anadolu'da görev yaptıktan sonra Diyarbakır ilinde görev aldı.
Burada bulunduğu sürede gördü ki asıl görevi şimdi başlıyordu. Su uykuya dalsa da düşmanın uyumadığı, pusuların kol gezdiği, namert meydanlarında mert savaşı var! Vatana göz koyan, vatanın bayrağına, devletine, askerine düşman olanlar var. Zulüm var, kan var
İsmail üsteğmen girdiği pek çok çatışmada can telaşına düşmeden, vatan sevdası ile ve askeri yeteneği ile savaşmış, dağda acımadan, utanma dan, Yaradan'ı düşünmeden, çoluk, çocuk, kadın, yaşlı, sivil, asker, memur ayırt etmeden yok etmeye programlanmış teröristleri yıldırmayı başarmıştı. Onun adını duyan vatan hainleri inlerinden çıkamaz olmuşlar ve buna bir çözüm arama telaşına düşmüşlerdi
Ve bir gün içinde İsmail üsteğmenin de bulunduğu askeri araç bir karakoldan diğerine vatan savunması için intikal ederken Kulp ilçesi kırsalında bir çocuk fırladı aracın önüne;
Araçtakiler durumun pusu olmasından kaygılı idiler ancak İsmail üsteğmen aracı kullanan Uzman çavuş'a
--- Dur
diye gürledi, onun emrini ikiletmek Azrail'e bekle demekten farksızdı ve çocuğun 30 metre kadar önünde asıldı frenlere ilk önce İsmail üsteğmen fırladı araçtan hızla çocuğa doğru koşuyordu "Sakin ol" diyerek ama biraz önce bağıran çocuk lal olmuştu sanki geri geri gidiyordu
Arkadan gelen diğer araçta çocuğun 30-40 mt kadar gerisinde durmuş ve araçtan birkaç asker daha inmişti
Üsteğmenin amacı çocuğu sakinleştirmek ve çocuğun hangi köyden olduğunu anlayıp o köye yardıma gitmekti
Ama
Ama
Ama!!! Bu bir pusu idi
Tam çocuğa 10-15 metre kala Üsteğmenin ve arkadaşlarının aşinası olduğu o kahpe keleş sesleri yeri görü inletmeye başladı, İsmail ütgm. Çocuğa elini uzattı korumak ister gibi ama sağ tarafından kurşunlar kovandan çıkmış arılar gibi yağıyordu, ilk kurşun sağ pazusunu delip göğsüne girdi ayakta balta yemiş ulu bir çınar gibi sendeledi yiğit üsteğmen kurşunların geldiği tarafa döndü o zamana kadar araçtakiler siper almış karşı ateşe başlamışlardı ancak İsmail Üsteğmen açık hedefti ve tüm namluların hedefin de o vardı ikinci kurşun göğsünü deldiğinde sol dizi üzerine çoktü, kurşunlara ve kendine durmadan ateş kusan kahpe namlulara inat o kurşunları göğüslemek ister gibi ilerlemeye çalıştı 5. kurşundan sonra dayanacak takati kalmamıştı ve yüz üstü kanı ile vatan yaptığı, toğrağını kucakladı "Allah" diye gürleyerek
Ve İsmail üsteğmen oracıkta Allah'ın rahmetine kavuşup şehit oldu Çocuk kargaşadan yararlanıp şose yoldan bayır aşağı kaçtı Teröristler bir vatan evladını daha şehit etmenin ve küçük bir çocuk masumiyetinde pusu kurmuş olmanın hazzını yaşadı
Vatan toprağı bir şehidin kanını daha öptü ve o şehidi sarıp ak kundağa Yaradan'ın cennetine yolladı
"Vatan sağ olsun" dedi bir ana gururlu gözlerindeki yaşı gizlerken
Öyle ya;
Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandı ve toprak; eğer uğrunda ölen varsa vatandı!
Yasaklı bir meleğim benYasak yanlarım kırıyor kanatlarımıUçmak istiyorum sana. Kanatlarım umutlarım benim. Yolculuğum sana, aşka. Kanıyorum. Sağaltmaya çalışıyorum yaralarımı gözlerinden içtiğim duygu şurubuylaOlmuyor aşkım. Yasaklıyım ben. Dudaklarım uzansa da şifaya, yasaklar dikiliyor karşımaÖpüştüğüm hayalinle kalıyorum başbaşaKanat çırpamam ben özgürlüğe, bir halkayla bağlanmışım kurallaraÜç oda bir salon ahlak anlayışlarıyla çevrili koca bir boşluk benim dünyam Kırık benim kanatlarım
Hayallerim bile çevrili tel örgülerle. Çırpınıyorum boğulduğum çaresizlik de. Sanki bir kulaç atsam, atabilsem, kurtuluşum olacak. Sesine sarılıyorum, "gel" diyen sesineDokunamıyorum sözcüklerine. Bir yakalayabilsem gözyaşlarını, kağıttan bir kayık yapıp ulaşacağım gözlerine Yakamozlar dost zannediyorum hayallerime. Ay kaçıp gidiyor ışıklarını çalarak denizimden
Aşk sihirli bir elbiseİki kişinin bir olup içine girebileceği. Özel bir kumaş, özel bir kesim. İkimiz tam geliyoruz o elbisenin içine. Senin üzerine tam oturdu ama ben deneyemem tekrar. Öncem var benim. GeçmişimSenden önce bir kez daha giydim o elbiseyiŞimdi dar geliyor, sığamıyorum bir zamanlar tutkuyla girdiğim elbisemeNe yazık ki çıkamıyorum içinden. Biliyorum bir yerde, senin yüreğinle kapladığın o yumuşacık yerde olmalıyım. Ben o kumaşa aitim. Ama olmuyor. Yasaklıyım
Kaçamak saatlerim var ancak sana adayabildiğimAkreple yelkovan "senli" saatlerde dost bana. Bazen düşünüyorum da yalnızca o bir saati yaşayabilmek için yaşıyorum onlarca saati. Beni ayakta tutan o yasaklarla çevrili zaman dilimiNefes alabildiğim, hissedebildiğimRüyaların dokunulabilir olduğu zamanlar
Geride seni, geride beni yasaklı melek yapanı bıraktığım zamanlar adımlarım şaşırıyor. Çarpıyorum beceriksizce sağa sola. Yalpalaya yalpalayaİleri atılan adımlarım aslında geriye gidiyor. Ve bunu benden başka kimse bilmiyorSen bile. Paramparça olup tastamam görünebilmeyi başarıyorum.Bölünüp binlerce acıya, bütünmüş gibi dimdik ayakta durabiliyorum
Sessizliğim en deli haykırışım. Kendimle konuşup ucu sivri dikenlerimi kendime batırıyorum. Bendeki sensizliği anlatmak, sendeki bensizliği anlamak kadar güç
Sen benim eksiğim, eksik yanımsınYarım kalmışlığımsın. Bazen kocaman bir gülümseme izin ister yayılmak için yüzümde, veririm o izni ve beklerim. Eksik kalır gülümseyişim. Onu tamam kılacak ruh eşim yoktur. Kaçamak saatlerde beklemektedir beniGözlerimin inci taneleri izin istemez, onlar bir parçasıdır yüzümün. Ne çare onlar da hep yarımUzanıp onları dokunuşuyla anlamlı kılacak parmaklarını bekler tamamlanmak içinKaçamak saatleri bekler tıpkı gülüşlerim gibi
Geride bırakamadığım, yarınıma katamadığımsın. Kazanamadığım, yenilgileri zafer, zaferleri yenilgi kılan savaşımsın
Sen yasaklı sewgilimdin, yasaklarınla anlamlı öbür yanımdın
Sen canımdın
Daha çocuk yaşta östrojen hormonu içeren makyaj ürünlerinin kullanılması, hormon dengesini bozarak erken erkenliğe yol açtığı, bunun da birtakım fizyolojik ve psikolojik olumsuz sonuçlarının bulunduğu belirtildi.
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve ----bolizma Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tamer Tetiker, "daha çocuk yaşta östrojen hormonu içeren makyaj
ürünlerinin kullanılmasının, hormon dengesini bozarak erken erkenliğe yol açtığını, bunun da birtakım fizyolojik ve psikolojik olumsuz sonuçlarının bulunduğunu" bildirdi.
Prof. Dr. Tetiker, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "oyun çocuğu" denebilecek yaştaki bireylerin bile yaşlarıyla bağdaşmayan kozmetik malzemelerini kullandıklarının gözlendiğini söyledi. Prof. Dr. Tetiker, çeşitli ülkelerde yapılan bilimsel araştırmaların yanı sıra üniversite polikliniklerine başvuran hastalardan elde ettikleri deneyimlerin, bu kozmetik ürünleri kullananların ergenliğe daha çabuk girdiklerini ortaya koyduğunu belirtti.
"Dudak kalınlaştıran" ya da "silikonlu' diye tabir edilen ruj başta
olmak üzere bazı makyaj malzemelerinin östrojen (kadın cinsiyet hormonu) içerdiğine dikkati çeken Prof. Dr. Tetiker, bunun da çocukların daha erken yaşta ergenlik dönemini yaşamalarına yol açtığını bildirdi.
Prof. Dr. Tetiker, ergenliğin, çocukluktan genç kızlığa adım atıldığı bir dönem olduğunu, bu dönemde bedensel gelişim ve kişilik gelişiminin hızlandığını, kızlarda 9-10 yaş arası başlayan bu değişimin 18 yaşına kadar sürdüğünü belirterek, şunları söyledi: "Günümüzde artık katkı maddelerinin kullanımının oldukça yoğun olduğunu artık herkes biliyor. Gerek gıdaların raf ömrünün uzatılması, gerekse hormonlu sebze ve meyveler ile katkı maddeli gıdalar özellikle çocuk gelişiminde olumsuz etki yapıyor. Bazen tüketimi kaçınılmaz olan bu gıdaların yanı sıra bir de kozmetik kullanımıyla zaten var olan ----bolizma sorunları büyüyor, ergenliğe erken giriliyor."
"Kozmetikler ve erken ergenlik"
Prof. Dr. Tetiker, ergenlik döneminin fizyolojik ve psikolojik birçok soruna yol açtığını, bu nedenle bu dönem tamamlanmadan makyaj malzemesi kullanımını önermediklerini belirterek, şunları kaydetti: "Ergenlik dönemine erken girilmesi öncelikle psikolojik sorunları artırır. Vücudundaki değişimin yanı sıra ruhsal yönden de çalkantılı olan, çabuk sinirlenen, uyum sorunları yaşayan kız çocukları, erken ergenliğe bağlı olarak, adet (regl) görmeye de erken başlar. Bu dönem, gelişimin son noktasıdır. 16 yaşa kadar uzayabilen ilk adet döneminin erkene almak gelişimin de durmasına neden olur. Bu dönemde çocuğun genetik faktörlerin de etkisiyle boyu kısa ise adet döneminden sonra hızlı gelişim olmaz ve kısa boylu kalabilir."
Prof. Dr. Tetiker, bazı kız çocuklarının da yine genetik faktörlerin etkisiyle göğsünde yeterince gelişim olmaması halinde piyasada reçetesiz, bolca satılan göğüs büyütücü kremlere bile başvurabildiklerini bildirerek, şöyle devam etti: "Bilinçsizce kullanılan kozmetikler ile östrojen içeren kozmetik ürünlerin vücut gelişimine olumsuz etkisinin yanı sıra ciltte alerjik reaksiyonlar, aşırı tüylenme, yüzde kollarda, sırt ve bel bölgelerinde çıkan istenmeyen tüyler de oluşabiliyor. Bu nedenle ergenlikteki hormon değişimine bağlı sorunlarla bize başvuran hastalarımızın ebeveynlerine, çocuklarını, hormonlu ve katkı maddeli gıdaların yanı sıra bilinçsiz kozmetik kullanımından da uzak tutmalarını tavsiye ediyoruz."
Gerek ofiste, gerek okulda gerekse evlerimizde bulunduğumuz günlerde, öğleden sonraları bir kabusa dönüşebiliyor. Bunu önlemek için birkaç ipucu..
Öğleden sonra yorgunluk mu çöküyor?
Uyku bastırıyor, vücudunuz yere yığılacak gibi oluyor ve bu neredeyse 1 saatlik süreyi atlatırken sıkıntı yaşıyoruz. Çoğumuz bu aniden bastıran bitkinlik ile başa çıkmak için bir fincan kahve veya kalorisi yüksek şekerli besinleri tercih ediyoruz. Çok daha iyi alternatiflerimizin olduğunu bilmek eminiz sizi rahatlatacaktır! Üzerimize çöken yorgunluğu bastırmak ve birkaç saat enerjimizi yeniden kazanmak için size sunduğumuz sihirli yiyecek ve içecekleri deneyin. Artık öğleden sonraları kabusunuz olmayacak!
Karpuz: Yediğimiz çoğu gofret ve şekerli diğer atıştırmalık ürünler gibi karpuz da yüksek oranda şeker içerir. Hepsi ----bolizmayı hızlandırır ve enerji sağlar. Ancak bunların içinde karpuz kesinlikle daha sağlıklıdır. İçerdiği gıda lifinin yanında, A ve C vitaminleri açısından yüksek değerlere sahiptir. Taze ve sulu bir büyük dilim karpuzun kalorisi tahmin edemeyeceğiniz kadar düşüktür. Biraz protein ve çok az yağ alırsanız (bunu az yağlı küçük parça peynir veya çok az miktar ay çekirdeği ile sağlayabilirsiniz) enerjinizin süresi daha da uzayacaktır.
Hurma: Sahara çöllerinde develere çok kısa sürede enerji ve güç sağlaması için verilen bu egzotik meyveler gerçekten çok lezzetlidir. Yüksek glisemik indeksli bir besindir, ancak mineral açısından da zengindir. Özellikle içerdiği potasyum size çok yararlı olacaktır.
Su: Bazen bitkinlik aynı dehidrasyon gibi etki gösterebilir. Bunun önüne geçmek için içtiğimiz kahve, böyle durumlarda vücutta daha fazla dehidrasyon yaratır. Vücudumuz kaybettiği suyu geri kazanamadığı zaman yorgun ve halsiz bir durum yaşar. Bir bardak su için, sonrasında ofisin veya bulunduğunuz başka bir kapalı alanın dışına çıkın. Otoparka veya bahçeye çıkabilirsiniz. Birkaç dakikalık kısa bir yürüyüş yapın ve geri dönün. Geri döndüğünüzde 1 bardak su daha için. Temiz havanın verdiği enerji su ile birleşince, kendinizi çok daha iyi hissedeceksiniz!
Fındık: Bitkinliğe karşı çok etkili magnezyum ve selenyum içeren fındıklardan az miktar yemeniz yararlı olacaktır. 6-8 adet yiyeceğiniz fındık size yeteri kadar protein ve sağlıklı bitkisel yağ kazandırır. Bu ikili sayesinde tahmininizden daha fazla enerjik kalırsınız.
Kara Üzüm: Tıpkı kırmızı şarap gibi kan pıhtılarının birikmesini azaltıp daha iyi bir kan dolaşımı sağlar. Meyva şekerleri açısından zengindir, bir miktar C vitamini içerir ve saç ve cilt için de yararlıdır. Kan dolaşımını düzenlemesi sayesinde sizi bitkinlikten bir nebze koruyabilir. Ve elbette çok lezzetlidir!
Alıntı..