İnsanoğlu ilk dünyaya geldiği anda Müslüman olarak gözlerini dünyaya açar.
Bu vesile ile Allah'u Teala'nın vermiş olduüğu cüz'i irade ile hür olarak dinini seçme hakkı verilmiştir. Allah (cc) herkese kullanabileceği bir akıl vermiştir. Mamafih herkese bu aklı kullanabileceği imkanlar sunmuştur. en basitiyle sadece kendine bakması ve kendisinde mükemmel tasviri görmesi ve bunu idrak etmesi yeterlidir. İnsanoğlu kendini arayış içine girecektir ve farklı yönlerde bunu arayacaktır.
Putperestler de neticede bir insandır ve Allah'u Teala onlara da kullanabilmeleri için akıl ihsan eylemiştir. Günümüzde hrısitiyan olur İslamiyeti seçen insanların acaba nasıl din değiştirdiklerini, ateist olanların nasıl İslamşyeti seçtiklerini muhakkak şahid olmuşuzdur bir şekilde. Ya da duymuşuzdur. Mucizeyi ayrıntılarda aramak yerine ilk önce insanoğlu kendisinde aramalıdır. DÜşündüğünde böylesine mükemmel bir sistemin durduk yere hiçbir müdahale olmadan oluşamayacağını idrak edecektir.
Bu netice ile Putperestlerin de cüz'i iradelerini zorlamaları netcesinde Hak dini İslamı seçebileceklerini görüyorsunuz. İslam mantık dinidir. İslam da insanoğluna zor gelecek hiçbir şey yoktur. Her zorluğun kolaylığını Yüce Mevla'm vermiştir. Maksat burda putperestlerin niyetinin ne olduğudur.
İnnemel Eğmalu Binniyat (Ameller niyetelere göredir) Maksat ondan medet ummaksa ve bu medet her istediğini yapabilmekse maalesef putperestlerin elde edecekleri istekler sınırlıdır.
Uluslararası gökbilimcilerden oluşan bir ekip, Samanyolu'nun merkezinde dev bir karadelik bulunduğunu açıkladı.
Bulguları Nature dergisinde de yayımlanan araştırmada çalışan Şangay Gökbilim Gözlemevi'nden Zi Şiang başkanlığındaki ekip, ABD'deki 10 radyoteleskobunu 'Sgr A' adı verilen karadelikten gelen radyo dalgalarını tespit etmek için kullandı.
Karadeliğin büyüklüğünün tahmin edilenin yarısı kadar olduğunu belirten bilim adamları, 'Sgr A'nın büyüklüğünün dünyanın güneş etrafındaki yörüngesi (yaklaşık 300 milyon kilometre) kadar olduğunu açıkladı.
Nötron yıldızlarından oluştuğu tahmin edilen karadeliğin evrende bilinen en yoğun cisim olduğu da sanılıyor.
Karadelik nedir?
Teleskop veya radyoteleskop gibi hiçbir fiziki gözlem aletiyle varlığı keşfedilemeyen, etrafında meydana getirdiği tesir ve değişikliklerle teşhis edilebilen karadelik, çekim gücü sonsuza yakın olduğu için ısı, ışık ve ses dahil herşeyi yutan son derece yoğunlaşmış dev bir gök cismi olarak kabul ediliyor.
Karadelik ilk defa Einstein'in genel relativite (izafiyet) teorisinden faydalanılarak 1939'da ABD'li bilimadamları Robert Oppenheimer ve Hartland S.Synder tarafından açıklandı.
İleri sürülen bir hipoteze göre karadelik, yıldızların meydana gelişi ve devamının bir neticesi. Milyonlarca yıl boyunca parlayan bir yıldız sonunda yakıtını tüketiyor ve büzülerek patlıyor. Bir bölümü uzaya dağılan yıldızın çekirdeği ise büzülmesine devam ediyor ve daha da yoğunlaşıyor.
Yıldızın çapı birkaç kilometreye inince artan yoğunluk ısıyı ve ışığı yutacak bir hale geliyor. Madde o kadar sıkıyor ki örneğin, 696 bin km yarıçapındaki güneşin bu şekilde büzülmesi ile 2.5 km yarıçapında bir karadelik meydana geliyor.
'Süper nova' patlaması
Bir başka hipoteze göre karadelik 'süper nova' olarak tanımlanan çok büyük kütleye sahip yıldızların patlamasının ardından enerjisinin tükenmesi ile meydana geliyor.
'Süper nova' demirden çok ağır metallerden meydana geldiği için füzyon meydana gelemiyor. Enerjisini füzyon reaksiyonu ile ısıya ve radyasyon parçalarına çeviremeyen bu büyük yıldız sonunda infilak ediyor.
Samanyolu galaksisindeki güneş sisteminin böyle bir 'süper nova'nın infilakı ile oluştuğu ve samanyolu galaksisinde buna benzer binlerce karadelik meydana geldiği zannediliyor.
Astronomlara göre, bir karadeliğin yıldızları yuta yuta büyümesi, zamanla bütün bir galaksiyi yutacak hale gelmesine yol açabilecek.
Türkiye'de her yıl yaklaşık 154 bin bebek düşük doğum ağırlığı ile doğuyor.
Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, gebelik öncesi ve gebelik sonrası yetersiz ve dengesiz beslenmenin anne ve bebek ölümlerine yol açan birçok sağlık sorununa neden olduğunu açıkldı.
Dünyada her yıl doğan altı bebekten biri 2 bin 500 gramın altında ve düşük doğum ağırlığı ile doğuyor. Bu oran Türkiye'de yüzde 10-12 arasında değişiyor.
Her yıl yaklaşık 1 milyon 400 bin doğumun gerçekleştiği Türkiye'de düşük doğum ağırlığının en önemli nedenlerinden biri ise hamile kadınlarda görülen beslenme bozukluğu.
Gebelik öncesi ve gebelik dönemindeki beslenme şekli ile bebeğin doğum ağırlığı, beyin gelişimi ve sağlığı arasında da yakın bir ilişki bulunuyor.
Türkiye'de beslenme bozukluklarına bağlı olarak, hamile kadınların yüzde 58'inde demir yetersizliği anemisi (kansızlık), kan hücrelerinin yapımında gerekli olan folik asit, fiziksel ve zihinsel gelişimde etkili iyot ve kemik gelişiminde rol oynayan kalsiyum yetersizlikleri görülüyor.
Gebelikte enerji ve besin gereksinimi
Açıklamaya göre, gebelik döneminde kadınların enerji ve besin öğeleri gereksinimini artıyor.
Bu ihtiyaç karşılanmadığı takdirde bebeğin gelişebilmesi için gereksinim duyulan besin öğeleri dokularından sağlanan anne adayında çeşitli hastalıklar ortaya çıkıyor ve enfeksiyonlara karşı direnç azalıyor.
Gebelik öncesi ve gebelik döneminde yetersiz ve dengesiz beslenme, anne açısından doğum risklerini de beraberinde getiriyor. Bu da gebelik zehirlenmesi ve anne ölümlerine yol açabiliyor.
Yetersiz ve dengesiz beslenme, bebeklerde ise zihinsel ve fiziksel gelişim geriliğine, hastalıklara yakalanma riskinde önemli oranda bir artışa ve ölü doğuma zemin hazırlıyor.
Sorunsuz bir hamilelik süreci için dikkat edilmesi gerekenler:
Normal zamanda yenilen yiyeceklere ek olarak, her gün en az iki subardağı kadar süt veya yoğurt tüketilmeli.
Bu besinlerin yerine iki-üç kibrit kutusu kadar peynir veya bir-iki kaşık çökelek de tüketmek faydalı.
Çiğ süt ve bundan yapılan peynirler zararlı mikropları içerdiği için pastörize süt ve bu sütlerden yapılan peynirler tercih edilmeli.
Bir yumurta veya yumurta kadar et, tavuk, balık, bu besinler tüketilemiyorsa kurubaklagil yemekleri, mercimekli veya nohutlu çorbalar tüketilmeli.
Vitaminler açısından zengin olan taze sebze ve meyveler her öğünde düzenli olarak yenmeli.
Azar azar ve sık aralıklarla beslenilmeli, uzun süre aç kalınmamalı.
Yemeklerde sıvı yağlar tercih edilmeli ve gün içinde zeytinyağı tüketilmesine özen gösterilmeli.
Fasulye, nohut, mercimek gibi kuru baklagillerin yanında, C vitamini açısından zengin bol limonlu salata,taze soğan veya meyve yemek ihmal edilmemeli.
Bebeği guatr hastalığı ve zeka geriliğinden korumak için yemeklerde mutlaka iyotlu tuz kullanılmalı.
İyodun kayba uğramasını engellemek için tuz, koyu renkli cam kavanozda, ışık, güneş ve nemli ortamdan uzakta saklanmalı.
Yüksek tansiyon (hipertansiyon) varsa yemekler tuzsuz veya az tuzlu pişirilmeli ve aşırı tuzlu besinler tüketilmemeli.
Gebelikte sıvı gereksinimi arttığı için daha fazla su veya süt, ayran, taze sıkılmış meyve suları içerek sıvı alımı artırılmalı. Her gün en az 10 bardak su içmeye özen gösterilmeli.
Anemiden korunmak için yumurta, kırmızı et, kuru baklagiller, pekmez ve taze meyve-sebze gibi yiyecekler daha fazla tüketilmeli.
Çay ve kahve tüketimi en aza indirilmeli. Yemeklerden bir saat önce ve bir saat sonrasına kadar çay veya kahve içilmemeli, açık çay tercih edilmeli.
Tarım ürünlerindeki zararlı olabilecek kalıntıları uzaklaştırmak için özellikle sebze ve meyveler tüketilmeden önce çok iyi yıkanmalı.
Bu besinler, su dolu bir kapta 5-10 dakika bekletilmeli, bu işlem birkaç kez tekrarlanmalı ve sonra çeşme altında bol suda yıkanmalı.
Gebelikte aşermenin hormonal etkiler sonucu gerçekleştiği belirtilen açıklamada, hamilelere istedikleri herşeyi yememeleri uyarısında da bulunuldu.
Hamilelerin, canlarının her çektiği yiyeceği değil, vücutları için gerekli olanların ölçülü şekilde tüketilmesi gerektiği önerildi.
Gebelik boyunca her ay 1-1.5 kg olmak üzere, toplam 7-14 kg alacak şekilde ağırlık artışının yaşanması gerektiği belirtilen açıklamada, sigara ve alkolün kesinlikle kullanılmaması, sigara içilen ortamlardan uzak durulması gerektiği de vurgulandı.
Sigara içenler, içmeyenlere göre daha sık soğuk algınlığına yakalanıyor.
Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görevli Doç. Dr. Celal Karlıkaya, gripten korunmada en kolay ve etkili yolun, sigara ve tütün dumanından uzak durmak olduğunu söyledi.
Sigaranın ve pasif içiciliğin, vücudun ve solunum yollarının yapı ve işlevlerinde değişikliklere yol açtığını da açıklayan Doç. Dr. Karlıkaya, sigara içenlerde soğuk algınlığı, grip, zatürree, lejyoner hastalığı, tüberküloz, bulaşıcı menenjit ve diş eti enfeksiyonu riskinin arttığını belirtti.
Karlıkaya, ''sigara içenler daha sık öksürdüğü ve balgam çıkardığı için enfeksiyon bulaştırma riskleri de daha fazladır'' açıklamasında bulundu.
"Askerlerde yapılan bir çalışmada, sigara içenlerde, üst solunum yolu enfeksiyon riski 1.5 kat daha yüksek bulunmuştur" diyen Doç. Dr.Karlıkaya, "sigara ve solunumsal viral enfeksiyon riskinin araştırıldığı bir çalışmada da sigaranın, riski yaklaşık iki kat arttırdığı gösterilmiştir" dedi.
Karlıkaya, "kadın sağlığı araştırmasında ise soğuk algınlığının incelendiği bir çalışmada hem aktif, hem pasif sigara içiciliği durumunda, soğuk algınlığı sıklığı ve süresinde artış gözlendi'' dedi.
Sigara içenlerin bağışıklık sistemindeki bozuklukların, sigarayı bırakmakla altı hafta içinde düzeldiğine de değinen Doç. Dr. Karlıkaya, özellikle grip için riskli kişilerin bir an önce sigarayı bırakması gerektiğini de vurguladı.
Sigara içen kişilerin aşı olması gerektiğini de belirten Karlıkaya, ''aşıların etkinliğinin sigara içenlerle içmeyenlerde klinik olarak aynı olduğu bildirilmekle birlikte, sigara içenlerde daha az antikor yanıtı olduğu ve etkinin daha çabuk söndüğü bilinmelidir'' dedi.
İslam alimlerinin görüşlerine göre Deprem Rızık getirir. Deprem sonrasında insanların rızıklarındaki artış bunlara en büyük örneklerdir.
1990 lı yıllarda meydana gelen Kütahya depreminden sonra islam alimlerinden birine sorulan soru şudur. Deprem hakkında ne düşünüyorsunuz:
"Deprem rızık getirir". nasıl olur hocam demiş ahali. Ve halk kızmış bu söylenenlere. O yıllarda ALmanya Hükümeti işçi alımı yapmak için Türkiye'ye müracaat eder. Türk Hükümeti'de Kütahya halkı mağdur olduğu için gençleri Almanya'ya işçi olarak yollamıştır. Şu an Almaya'da o dönemde genç olan birçok vatandaşımız çalışmaya başlamıştır.
Bunun gibi birçok örnek. İzmit depreminden sonra yapılan deprem konutlarının sayısı yaklaşık 50000 civarında konut yapılmıştır. İnşaat sektöründeki patlama vs. örnekleri sayabiliriz.
Türk Telekom'un yeni ADSL tarifeleri kullanıcılar tarafından büyük tepki gördü. Peki Türk Telekom ne yapmak istiyor ve eski tarifeye ne oldu?
ADSL nedir?
Geniş bant komünikasyon teknolojisi ADSL, Asymetrical Digital Subscriber Line'ın kısaltması. Yani DSL teknolojisinin asimetrik versiyonu. Asimetrik kelimesi yükleme ve indirme hızlarının birbirinden farklı olmasını anlatıyor. Örneğin 512/128 Kbps bağlantı hızı, 512 Kbps indirme (teoride 64 KB/s), 128 Kbps de yükleme (teoride 16 KB/s) hızı anlamına geliyor.
Yeni tarife neler getiriyor?
ADSL erişiminde limitli ve limitsiz olmak üzere iki tarife uygulanıyor. Limitsiz abonelikte sabit aylık ücretle sınırsız internet kullanımı olanağı veriliyor. Limitli abonelik sisteminde ise aylık 3 ve 5 GB bağlantı kotası uygulanıyor. Bu kota aşıldığı zaman, her 1 GB için ek ödeme yapılıyor. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın mart ayında yaptığı açıklamaya göre, 256 Kbps limitli erişim, fiyatı değişmeden 512 Kbps'ye çıkarılacak ve limitsiz 512 erişimin fiyatı 99 YTL'den 49 YTL'ye düşürülecekti. Oysa bugünkü ADSL tarifelerinde limitsiz kullanım ücreti 99 YTL'den başlıyor.
Limitli ADSL'de durum ne?
256 bağlantı hızında 3 GB limitli ADSL tarifesinin, kullanım hakkı aynı kalarak bağlantı hızı 512 Kbps'ye yükseltildi. 512 Kbps 5 GB limitli ADSL tarifesi ise hızı sabit kalmak kaydıyla kotası 6 GB'ye çıkarıldı. Bunun yanı sıra 512 limitli erişime 9 GB'lik yeni bir seçenek eklendi. Bu tarife seçeneğinin aylık fiyatı 69 YTL.
256 limitli kullananların durumu ne olacak?
Yeni tarifelerin uygulamaya konmasıyla 256 limitsiz ADSL müşterileri aynı tarifede mevcut hızlarında hizmet almaya devam edebilecek veya yeni tarifelerden birine geçiş yapabilecekler. 1 kasım itibarı ile 256 Kbps hızında, limitli veya limitsiz erişimde, yeni müşteri kaydı yapılmayacak.
256 limitsiz kullananların durumu ne olacak?
Yeni tarifede en büyük sorunu 256 limitsiz kullanıcıları yaşıyor. Daha önceki tarife uygulamaya girdiğinde fiyat artırılmamış, sadece hız yükseltilmişti. Yeni tarifede ise genel hız artırılırken 256 limitsiz kullanıcılarının hızı aynı kaldı. Bu durumda 512 limitsiz erişime geçmek isteyen 256 limitsiz kullanıcıları, aylık ödedikleri rakamı 49'dan 99 TL'ye çıkarmak zorunda. Bu da, 256 limitsiz kullanıcılarının mağduriyeti anlamına geliyor.
Türk Telekom ne yapmak istiyor?
Türk Telekom, limitli kullanıcıların sayısını artırmak istiyor. Ancak bu stratejideki fikir kullanıcılar açısından çok yanlış. Çünkü Telekom, "internet kafe işletmiyorsanız ya da apartmana dağıtmıyorsanız limitsiz ADSL'e ne ihtiyacınız var" gibi bir mantık güdüyor. Yani Türk Telekom kullanıcıların sınırsız indirme yapmasını istemiyor, çünkü bu ekstra trafik anlamına geliyor. Oysa kullanıcıları limitsiz tarife almaya iten en önemli sebeplerden internetten sürekli olarak bir şeyler indirmek.
256 limitsiz kullanıyorsanız, günde 24 saat ve bir ay boyunca sürekli dosya indirme işlemi yaparak indirebileceğiniz maksimum dosya büyüklüğü 78 GB'a ulaşıyor. 512 limitsizde aynı işlemi yaptığınızda ise 156 GB'a kadar çıkıyorsunuz. 256 limitsiz tarifenin fiyatı 49 YTL, 512 limitsiz tarifenin fiyatı ise 99 YTL. Bu durumda aylık ödemesi 49 YTL olan 512 hızla 6 GB sınırlı erişim sahibi bir kişinin, 156 GB dosya indirdiğinde ödemesi gereken rakam 1,500 YTL'ye ulaşıyor (1,500,000,000 lira).
Dünyada limitsiz erişim rakamları ne?
Türk Telekom Genel Müdürü Mehmet Ekianalan, Türk Telekom'un fiyatlarının makul olduğunu ve fiyatların Avrupa ile aynı standartlarda olduğunu savunuyor. Aşağıdaki rakamlar dünya ile birkaç karşılaştırma...
Finlandiya: 1 Mbps 35 dolar
Fransa: 20 Mbps 35 dolar
Japonya: 47 Mbps 38 dolar
Türkiye: 2 Mbps 202 dolar
Türkiye: 0.5 Mbps 75 dolar
Bağlantı hızları ne zaman yükseltilecek?
Türkiye'de, dünya standartlarına göre çok düşük olan ADSL erişim hızı artırma planları elbette var. Dün CNN TÜRK'te canlı yayına katılan Türk Telekom Genel Müdürü Mehmet Ekinalan da bu yönde çalışmaların sürdüğünü söyledi, ancak tarih vermekten ısrarla kaçındı.
Erkeklerde oluşma olasılığı kadınlara oranla iki kat fazla olan ve çoğunluğu 45 yaşın üzerinde ortaya çıkan ağız kanseri, sessizce kısa sürede yayılıyor.
Ağız içindeki kanser lezyonlarının ağrısız olmasından dolayı sessiz olarak nitelendirilen ağız kanserleri çoğunlukla dil, ağız tabanı, dil köküne yakın yumuşak damak alanı, dudak ve diş etleri gibi bölgelerde oluşuyor.
Erken dönemde teşhis edilerek tedavisi yapılmadığı taktirde kısa sürede yayılan ağız kanseri sürekli ağrı, fonksiyon kaybı, tedavi sonrası düzeltilmesi mümkün olmayan yüz ve ağız deformiteleri ile ölüme neden olabiliyor.
Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Tamer Haliloğlu, hastalığın nedeninin tam olarak bilinmediğini anlattı:
"Ağız kanserlerinin kesin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Bununla beraber, tütün ürünleri, alkol ve bazı besinlerdeki karsinojen maddeler (katran) ve fazla güneş ışığına maruz kalınması gibi faktörlerin ağız kanseri riskini arttırdığı bulunmuştur.
Genetik yatkınlık da ağız kanserleri için risk faktörleri arasındadır."
Ağız kanserinin belirtileri:
Ağız içinde veya etrafında beyaz veya kırmızı renkli alanlar
Ağız içinde hassas, tahriş olmuş, kabarık veya kalınlaşmış alanların olması Ağızda veya boğazda tekrarlayan kanamalar
Seste boğukluk veya boğazda yutulamayan cisim hissi
Çiğneme ve yutma güçlüğü
Dil ve çene hareketlerinde zorlanma
Dil veya ağzın diğer bölgelerinde his kaybı, uyuşukluk
Alt veya üst çenede meydana gelen şişlikler
Mevcut protez uyumunun bozulması
Ağız kanseri lezyonları başlangıç döneminde ağrısız olmakla birlikte kanserin ilerlemesi ve sağlıklı ağız dokularında harabiyet oluşturması ile ağrı şikayeti de başlıyor.
Kişinin kendinin ağız kanserini fark etmesi güç olabildiği için düzenli diş hekimine gidilmesi de öneriliyor.
Sigara faktörü
Akciğer kanseri gibi ağız kanserlerinin de en önemli sebepleri arasında sigara kullanımı geliyor.
Sigaranın kanser oluşumunu yüzde 70-75 oranında etkilediğini belirten Opr. Dr. Tamer Haliloğlu, "sigaranın alkolle birlikte kullanımı dolayısıyla kanser riskinin beş kat arttığı belirlenmiştir. Sigara tüketiminin daha fazla olduğu erkeklerde ağız kanserlerine, kadınlara oranla daha fazla rastlanmaktadır" dedi.
Kötü ağız bakımının da kanserin oluşumunu hızlandırdığına değinen Opr. Dr. Tamer Haliloğlu, "güneş altında çalışan kişilerde de dudak kanserleri sıklıkla görülmektedir. Güneşin zararlı ışınları hücre DNA'sını bozmakta böylece kanser oluşmaktadır" diye konuştu.
Erken teşhisin önemi
Ağız kanserlerinin erken teşhisinin çok önemli olduğuna da değinen Opr. Dr. Tamer Haliloğlu, "erken teşhiste yüzde 90 oranında iyileşme sağlanabilmektedir. Ağız içinde ağrısız büyüyen bir yara kanseri düşündürebilir. Ağız kanserlerinde kesin teşhis biyopsi ile konulmakta, tedavi aşamasında ise cerrahi müdahale, radyoterapi ve kemoterapi yöntemlerinden yararlanılmaktadır" dedi.
Riski azaltmak için neler yapılabilir?
Sigara, pipo gibi tütün ürünlerinin kullanmayın, tütün çiğnemeyin
Alkol kullanıyorsanız, aşırıya kaçmayın
Meyve ve sebzeden zengin diyetle beslenin
Düzenli olarak diş hekimine gitmeyi ihmal etmeyin
Eski Formula pilotlarından Aguri Suzuki'nin liderliğinde yeni bir takım 2006 sezonunda yarışmak için başvuruda bulundu.
Super Aguri Formula One olarak adlandırılan Japon takımı, Uluslararası Otomobil Sporları Federasyonu'na son tarih olan 15 kasımdan önce başvurdu.
Suzuki, "şimdiye kadar tüm zorlukları aştık. Önümüzde yapmamız gereken daha çok iş olduğunu biliyoruz, ama 2006'da mutlaka yarışlara katılmak istiyoruz" dedi.
Honda'nın motor ve ekipmanları desteğini alan Super Aguri Formula One, eğer kabul edilirse pistlerdeki 11'inci takım olacak.
45 yaşındaki deneyimli pilot Suzuki, 1988'de Lola ile F1'de sahne almadan önce Japonya'da kart ve otomobil yarışlarını kazandı ve 24 saatlik Le Mans yarışlarına katıldı.
Suzuki, Lola'dan sonra Larousse, Zakspeed-Yamaha, Footwork/Arrows ve Jordan için piste çıktı. Ligier için yarışırken 1995 Japonya GP'sinde boynundan sakatlanarak kariyerine son vermek zorunda kaldı.
1990 sezonunda pilotlar şampiyonasında 12'nci olarak en iyi fderecesini elde etti. Suzuki daha sonra kendini genç Japon pilotları bulmaya adadı.
Bir yandan da Honda'nın Formula takımını kurmasına yardım ediyordu. İki yıl önce ise ABD'deki Indy Car yarışlarına katılan bir takıma katılmıştı.
Formula 1 yarışlarının Belçika ayağını düzenleyen firma iflas etti.
Belçika'da her yıl Spa-Francorchamps'da düzenlenen Formula 1 yarışlarının organizatör firması, geçtiğimiz perşembe günü Liege Ticari Mahkemesi'ne başvurarak, borçlarını ödeyemediğini bildirdi. Mahkemesi de firmanın iflas kararını verdi.
Gelecek yıl Spa-Francorchamps pistinde yapılan yarışlara nakit desteğini çekeceğini açıklayan Lüksemburg hükümeti, Belçika Grand Prix'sini tehlikeye sokmuştu.
Belçika'nın Fransız bölgesindeki Valon hükümeti, yarışların yapılabilmesi için 15 milyon euro para yardımı planlıyor, ancak bu yardım da henüz toplanamadı.
Bu durumda Formula 1'in patronu Bernie Ecclestone'un Belçika hükümetine, yarış destekçilerini değiştirme izni vermesi bekleniyor. Bu konudaki toplantı 8 kasımda yapılacak.
Formula 1'in en eski pistlerinden biri olan Spa-Francorchamps, şimdiye kadar yedi dünya şampiyonluğu kazanan Michael Schumacher'in de favori pistlerinden biri.
Alman pilot, Formula'daki ilk yarış birinciliğine, Benetton adına yarışırken bu pistte ulaşmıştı.
Başka bir ram le denedin mi? Ramlerden şüphelendim. Başka bir ram le kullanmayı denedin mi? Bir de sistemini tam bilmediğim için anakart üzerindeki pilden yapabilir. Pil eski ise her açılışta önceki ayarları saklamayabilir.