Halaskar

Halaskar

Üye
19.11.2005
Uzman Çavuş
5.566
Hakkında

  • Formula 1 takımlarından Toyota'nın teknik direktörü Mike Gascoyne, gelecek yıl takımının Formula 1'in kazanan takımları arasında olması gerektiğini söyledi.

    noimage
    Japonya'nın ve dünyanın en büyük otomobil üreticilerinden Toyota, Çin Grand Prix'sinde Ralf Schumacher'in üçüncü olmasıyla Formula 1 Markalar Şampiyonası'nda bu yıl dördüncü sırayı aldı.

    Toyota ayrıca, bu yıl düzenlenen yarışlarda Ralf Schumacher'le podyumda ilk kez yer buldu ve Jarno Trulli'yle ilk pole pozisyonunu kazandı.

    Gascoyne, "sanırım ne yapatığımızı bildiğimizi kanıtladık. Fakat artık yarış kazanmaya başlamalıyız" dedi ve ekledi: "Biraz şanslı olsaydık bu yıl bir yarış kazanabilirdik. Ama bu önümüzdeki yıl olmak zorunda."

    Indianapolis pişmanlığı

    Gascoyne ayrıca Toyota'nın sadece üç marka ve altı otomobilin katıldığı olaylı ABD Grand Prix'sine katılmayışından da pişman olduklarını söyledi.

    ABD GP'sine Michelin marka lastik kullanan takımlar katılmamış ve Ferrari, yarışı Michael Schumacher ve Rubens Barichello'yla ilk iki sırada bitirerek 18 puan almıştı.

    İtalyan takımı bu puanlarla Markalar Şampiyonası'nı Toyota'nın 12 puan önündce üçüncü sırada bitirdi.
#20.10.2005 02:07 0 0 0
#19.10.2005 22:56 0 0 0
#19.10.2005 12:01 0 0 0
#19.10.2005 10:48 0 0 0
#19.10.2005 10:42 0 0 0
#19.10.2005 10:40 0 0 0
  • Geçen gün akşam vakti dolmuşta gidiyorum, arkadan teyzenin biri bağırdı:
    - "Evladım şu sarı kamyonetin yanında indiriver."
    Dolmuş şoförü dumur olmuş bir vaziyette:
    - İyi de teyze, o kamyonet hareket halinde, nerde duracağını nerden bileyim...
#19.10.2005 10:32 0 0 0
  • Buna göre toplumun yüzde beşi, yani her 20 kişiden biri psikopat

    Dikkatli olmalıyız.

    Bilgiler için teşekkürler...
#19.10.2005 04:16 0 0 0
  • Cadıkız verdiğin bilgiler için teşekkürler. Yazılanlar gibi iftarda sulu bir yemekle başlamak midemizi rahatlatır. kuru yemekler vücudun dirayetini azaltıyır
#19.10.2005 04:14 0 0 0
  • KADİR GECESİ

    Müslümanlarca kandil geceleri diye bilinen gecelerden biri Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi olan Kadir Gecesidir. Kadir suresi şöyledir:

    "Doğrusu Biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik.

    Bilir misin nedir kadir gecesi?

    Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır.

    O gece Rab'lerinin izniyle Ruh ve melekler, her türlü iş için iner de iner.

    O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir."

    Kadir gecesinin Ramazanda olduğu bellidir. Çünkü Allah Teala şöyle buyurur:

    "Ramazan öyle bir aydır ki, insanlara yol gösteren, doğrunun belgelerini içeren ve doğruyu yanlıştan ayıran Kur'ân o ayda indirilmiştir..." (Bakara, 2/185)

    Ama Ramazanın hangi gecesinin Kadir Gecesi olduğu belli değildir. Peygamberimizin (sav) tavsiyesi onu Ramazan ayının son on gününün tek gecelerinde aramaktır. Buna göre Ramazanın yirmi bir, yirmi üç, yirmi beş, yirmi yedi ve yirmi dokuzuncu gecelerinden biri olabilir.

    Peygamberimiz ashabına, kesin bir emirde bulunmaksızın Ramazan gecelerini ibadetle geçirmeyi tavsiye etmiş ve şöyle buyurmuştur:

    "Kim Ramazan gecelerini, inanarak ve sevabını hesabederek ihya ederse geçmiş günahları affedilir[1]."


    İTİKAF

    İtikâf sözlükte "hapsetmek, alıkoymak; bir yere yerleşmek, oraya bağlanıp kalmak" anlamlarına gelir. İtikâf fıkıhta bir mescitte belirli kurallara uyarak ibadet niyetiyle kalmak demektir. Allah Teala şöyle buyurur:

    "Mescitlerde îtikâf halinde iken karılarınızla birleşmeyin. Bunlar Allahın koyduğu sınırlardır. Onlara yaklaşmayın. Allah ayetlerini insanlara böyle açıklar, belki sakınırlar." (Bakara, 2/187)

    Peygamberimiz Medine'ye hicretten sonra her yıl Ramazanın son on gününde itikafa çekilirdi. Muhterem eşlerinden de onunla birlikte itikaf girenler olurdu.[2]


    TERAVİH

    Teravih terviha kelimesinin çoğuludur. Terviha sözlükte istirahat etmek, dinlenmek, huzur duymak, sevinmek, rüzgârın serinliği yahut esintisinden yararlanmak ve bir işi kolaylaştırmak için nöbetleşe yapmak gibi anlamlara gelir. Teravih namazının her dört rekâtından sonra biraz istirahat edildiği için bu adı almıştır.

    Peygamberimizin Ramazan gecelerine mahsus olarak kıldığı bir namaz yoktur. Aişe'nin bildirdiğine göre Peygamberimiz Ramazan ayında olsun ya da başka vakitte olsun geceleri on bir rekattan fazla nafile namaz kılmamıştır[3].

    Aişe'den gelen başka bir rivayet şöyledir: "Allah'ın elçisi bir gece mescitte nafile namaz kılmıştı. Bir çok kimse de ona uyarak namaz kıldı. Sabah olunca Ashab, "Allah'ın elçisi geceleyin mescitte namaz kıldı" diye konuştular. Ertesi gece Allah'ın elçisi yine namaza durdu. Halk yine onları konuştu, katılacakların sayısı iyice arttı. Üçüncü veya dördüncü gece halk yine toplandı. Öyle ki mescid, insanları alamayacak hâle gelmişti. Ancak Peygamberimiz gece de yanlarına çıkmadı Sabah olunca: "Yaptığınızı gördüm. Size çıkmamdan beni alıkoyan şey, namazın sizlere farz oluvermesinden korkmamdır" dedi. Bu hâdise Ramazanda cereyan etmişti[4]."

    Peygamberimiz Ramazan dışında nafile namazlarını mescitte kılmazdı. Ramazan'ın son on gününde itikafta bulunduğu için sürekli kıldığı 11 rekatı mescitte kılmıştı.. Bulardan üç rekatı vitir olduğu için geriye sekiz rekat kalıyordu. İşte bu sekiz rekatı kendi kendine kılarken halk ona uyarak kılmıştır. Bazılarının "teravih sekiz rekattır" demeleri bundandır.

    Teravih namazının cemaatle ve yirmi rekat kılınması ikinci halife Ömer (ra) döneminde başlamıştır. Bundan önce böyle bir namazın kılındığına dair herhangi bir rivayet bulunmamaktadır.


    KAYNAKLAR

    [1] Buharî Terâvih 1; Müslim, Müsâfirîn, 174 (759).

    [2] Buhârî, Hayz 10, İtikaf 10.

    [3] Buharî, Salatü't-Teravih, 1.

    [4] Buharî Salatu't-Terâvih 1, Cum'a 29, 5; Müslim, Müsafirîn, 177, (761); Muvatta; Salât-fi'r Ramazan 1; Ebu Dâvud, Salât 318; Nesâî, Kıyâmu'l-Leyl: 4.
#19.10.2005 00:10 0 0 0
  • Kur'an, Ramazan ayında indirilmiştir. Allah Teala şöyle buyurur:

    "Ramazan öyle bir aydır ki, insanlara yol gösteren, doğrunun belgelerini içeren ve doğruyu yanlıştan ayıran Kur'ân o ayda indirilmiştir...." (Bakara, 2/185)

    Bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesi bu aydadır. Allah Teala şöyle buyurmuştur:

    "Muhakkak ki Biz onu Kâdir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu bilir misin sen? Kâdir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır."(Kadr, 97/1-3)

    Kur'an'ın indiği gece olduğu için bin aydan hayırlı olduğu ilan edilen Kadir Gecesi, Kur'an'ın Allah katında ne kadar önemli olduğunu gösterir. Kur'an'ı okuyup üzerinde düşünürsek onun önemi asıl o zaman anlamış ve Kur'an'dan yararlanmaya başlamış oluruz. Allah Teala şöyle buyurmuştur:

    "Onlar Kur'an'ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerinin üzerinde kilitleri mi var?" (Muhammed, 47/24)

    "Biz o Kur'an'ı senin dilinde indirerek kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar." (Duhan, 44/58)

    "Andolsun ki biz bu Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Yok mu düşünen?" (Kamer, 54/17)

    Allah Teala, Kur'an'ın nasıl okunması gerektiğini şöyle açıklamıştır:

    "Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce kalk ve ağır ağır Kuran oku.

    Biz, sana, taşıması ağır bir söz (bir görev) yükleyeceğiz.

    Gece kalkmak daha dokunaklı ve o okumak daha etkilidir.

    Gündüzün, seni alıkoyacak bitmez tükenmez işlerin vardır.

    Rabbinin adını an; her şeyi bırakıp yalnız O'na yönel. O, doğunun da ve batının da Rabbidir; O'ndan başka tanrı yoktur. Öyleyse Onu kendine vekil tut." (Müzzemmil, 73/109)
#19.10.2005 00:04 0 0 0
  • Kabirlerde bulunan kimselerin tamamı "Berzah" hayatı ile diri olup;

    * Bilirler,
    * Akıl ederler,
    * Duyarlar,
    * "Hiç şüphe yok ki, ölü defnedilip arkadaşları, yanından ayrıldıkları zaman; yanından ayrılırken cenazesini kaldırıp kendisini ahirete yolcu edenlerin ayak seslerini işitir. (6)
    * Peygamber efendimiz (s.a.v) Bedir'de öldürülen kâfirlerin içi taşlarla örülmemiş bir kuyuya atılmasını emretti. Ölümlerinden günlerce sonra gelip başında durdu ve son ferdine kadar, onları teker teker ey falanca oğlu falan şeklinde, isimleri ve babalarının isimleri ile çeğırarark onlara şöyle buyurdu: "Siz Rabbinizin size va'dettiği azabın hak olduğunu gördünüz mü? Hiç şüphe yok ki ben; Rabbimin bana va'dettiği zaferin hak olduğunu gördüm." Bunun üzerine Hazret-i Ömer; "Yâ Resulallah! Sen, leş olmuş bir kimselerle mi konuşuyorsun, dedi". Bunun üzerine Peyganber Efendimiz de cevaben : " Beni hak din ile gönderen Allah'a yemin ederim ki siz, beni onlardan daha iyi duymuyorsunuz dedi." (7)
    * Görürler,
    * Kendilerini ziyaret edenleri tanırlar,
    * Herhangi bir kul kardeşinin kabrini ziyaret edip yanında oturursa, kalkıncaya kadar, o ölü onunla arkadaşlık eder ve ona karşılık verir. (8)
    * Selam verenlerin selamlarını alırlar,
    * Bir adam, tanıdığı bir kimsenin kabrinin yanından geçtiğinde, ona selam verirse, selmını alır. Bir adam da tanımadığı bir kimsenin kabrinin yanından geçtiği zaman selam verirse o da, onun selamını alır. (9)
    * Birbirlerini ziyaret ederler,
    * Ölülerinizin kefenlerini güzel yapınız! Çünkü onlar, kabirlerinde birbirlerine karşı iftihar ederler ve birbirlerini ziyaret ederler. (10)
    * Dirilerden kendilerine ulaşan kötü haberlere üzülürler,
    * Hiç şüphesiz ölüye; evinde eziyet veren şey, kabrinde de eziyet verir. (11)
    * Amelleriniz, ölülere bildirilir, güzel birşey görürlerse sevinirler. Kötü birşey görürlerse; Allah'ım! Onlaru tâatına geri çevir derler."
    * Dua ederler,
    * Ölülere hayatta olanların amelleri onlara bildirilir, hayırlı bir iş görürlerse Allahü Teâlâya hamd edip sevinirler ve o hayrı yapanın hayırlı işlerinin artması ve hayırlı işlere devam etmesi için dua ederler. Kötü bir şeyle karşılaşırlarsa onları yapanlar için Allahü Teâlaya dua edip şöyle derler: "Allah'ım! Onları tâatına geri çevir ve bize hidayete erdirdiğin gibi, onları da hidayete erdir. " (5)
    * Tasarrufları vardır,
    * Allahü Teâlanın kudretiyle çok büyük işler yaparlar. Peygamber efendimiz, Hazret-i Cafer'in öldürülmesinden sonra bir gün şöyle buyurdu: "Bişe halkına, yağmurun yağacağını müjdeleyen meleklerin içinde Ca'fer'i tanııdım." (14)
    * Nimet görürler,
    * Nimet ve azab hem ruha hem vücuda olacaktır. Berzah aleminde bazıları ikram görürler kabirlerinde taptaze olarak namaz kılarlar, hac yaparlar.
    * Azab edilirler.
    * Peygamber efendimiz (s.a.v) kabir azabı ile ilgili şöyle buyuruyor: "Ölüleriniz defnetmeme endişem olmasydı; işitmekte olduğum kabir azabını, size de işittirmesi için Allah'a dua ederdim. (12)

    Kabir Azabı

    Her insan ister ölerek toprağa gömülsün, ister boğularak denizin dibinde kalsın veya yırtıcı bir hayvan karnında bulunsun veya yanarak külü havaya karışsın, mutlaka kabir hayatı geçirecektir.

    Kabir azabının aslı, Dünya sevgisidir. Fakat şiddet derecesi ayrıdır. Azlığı, çokluğu Dünya sevgisine göre değişir. Azap, kalbin Dünyaya bağlanmasının sonucudur.

    Kafirlerin kabir azabı, kıyamete kadar devam eder. Yalnız cuma ve Ramazan günleri kalkar. İtaat erbabı için kabir azabı yoktur. Ancak kabrin şiddet ve azametini hisseder. Asilere gelince bunlar için kabir azabı vardır. Ancak kıyâmete kadar devam etmez. Cuma günleri kalkar. Hatta cuma gecesi ölen asi, bir saat kabir azabı görür.
    Resulullah (a.s) buyuruyor:

    * Kabir ahiret menzillerinin birinci menzilidir. Kişi ondan kurtulabilirse, ondan sonrakiler daha kolaydır. Ondan kurtulamazsa ondan sonrakiler bundan daha zordur, daha şediddir.
    * Kabir azabı haktır. Onlar kabirde azap çekerler, onların azabını hayvanlar işitir.
    * Kabir ya Cennet bahçelerinden bir bahçedir veya Cehennem çukurlarından bir çukurdur.
    * Manzaraların hiçbiri kabir kadar korkutucu ve ürkütücü değildi!.

    Resulullah (a.s) bir mezarlıktan geçerken, iki mezardaki ölünün bazı küçük şeylerden dolayı azap çekmekte olduklarını gördü. Bu iki mezardaki ölülerden biri hayatında laf taşıyıcılık yapıyor, diğeri ise idrardan sakınmıyordu. Bunun üzerine Resulullah (a.s) yaş bir dal almış, ortadan ikiye bölmüş ve her bir parçayı iki kabre de birer birer dikmiştir. Bunu gören ashap, niye böyle yaptığını sorduklarında: "Bu iki dal kurumadığı sürece, o ikisinin çekmekte olduğu azabın hafifletilmesi umulur" buyurmuşlardır.


    Kaynaklar:
    1) Kimyayı Saadet, İmam-ı Gazali
    2) Ehl-i Sünnet İtikadı, Ahmed Ziyâüddin Gümüşhânevi, Bedir Yayınları
    3) Kütüb-i Sitte
    4) Şamil İslam Ansiklopedisi
    5) Tenviru'l Kulûb'tan Tasavvufun İncelikleri, Şeyh Muhammed Emin Erbili, Osmanlı Yayınevi, 1997
    6) Hadis-i Şerif, Buhari
    7) Hadis-i Şerif, Buhari ve Muslim
    8) Hz. Aişe r.a, Buhari ve Muslim, Hatib ve Asakir rivayet etmiştir.
    9) Hadis-i Şerif,Beyhaki ve Ebiddünya rivayet etmiştir.
    10) Hadis-i Şerif,Beyhaki rivayet etmiştir.
    11) Hadis-i Şerif,Deylemi rivayet etmiştir.
    12) Müslim, Hadis-i şerifin manası Tâc-ul-usûl kitabından alınmıştır. C.1.S.378
    13) Hadis-i Şerif, İbni Mübarek rivayet etmiştir.
    14) Hadis-i Şerif, İbni Adiy rivayet etmiştir.
#18.10.2005 21:31 0 0 0
  • ADI GÜZEL KENDİ GÜZEL MUHAMMED

    Canım kurban olsun senin yoluna,
    Adı güzel, kendi güzel Muhammed,
    Şefâat eyle bu kemter kuluna,
    Adı güzel, kendi güzel Muhammed

    Mü'min olanların çoktur cefâsı,
    Ahirette olur zevk-u sefâsı,
    On sekiz bin âlemin Mustafâ'sı,
    Adı güzel, kendi güzel Muhammed

    Yedi kat gökleri seyrân eyleyen,
    Kûrsûn üstünde cevlân eyleyen.
    Mi'râcda ümmetin Hak'dan dileyen,
    Adı güzel, kendi güzel Muhammed

    Ol çâriyâr anın gökler yâridir,
    Anı seven günahlardan beridir,
    On sekiz bin âlemin serveridir,
    Adı güzel, kendi güzel Muhammed

    Aşık Yunus neyler iki cihânı sensiz,
    Sen Hak Peygambersin şeksiz, gümânsız
    Sana uymayanlar gider imânsız,
    Adı güzel, kendi güzel Muhammed.

    Yunus Emre
#18.10.2005 21:21 0 0 0
  • Farz : Yapılması kat'i dlillerle sabit olan ilahi emirlerdir. Farzı terketmek haramdır. İşlenmesinde sevap, özürsüz terkedilmesinde Allah'ın azabı vardır. İkiye ayrılır.

    * Farz-ı Ayın : Her mükellefin kendisinin yapması gereken, bir başkasının yapmasıyla ödenmeyen farzdır. Beş vakit namaz, oruç, zekat gibi.
    * Farz-ı Kifaye : Mükelleflerden bazılarının yapmasıyla diğer müslümanlardan düşen farzdır. Cenaze namazı gibi. Bir kişide kılmış olsa farz yerine gelir. Kılınmazsa orada bulunan bütün müslümanlar günaha girmiş olur.

    Haram: Yapılması kat-i delillerle yasak edimiş işlerdir.Yapanlar ahirette cezasını çeker, inanmayanlarda dinden çıkar. Adam öldürmek gibi.

    Mekruh : Yapılmaması delil-i zanni ile istenen işlerdir. iki kısma ayrılır.

    * Tahrimen Mekruh : Hiçbir özürü olmadan ikindi namazını geciktirip gün batarken kılmak gibi.
    * Tenzihen Mekruh : Sağ elle sümkürmek gibi

    Mendub : Sevilen, yapılması uygun olan, işlenmesi teşvik edilen iş. Dinen yapılması iyi sayılmakla birlikte yapılmamasında sakınca olmayan ve Resulullah (s.a.v)'ın bazan yapıp, bazan terkettiği işler. Güzel bir iş sayıldığı için mendubu işleyen sevap alır, terkeden ceza görmez. Bu değerlendirme Hanefi mezhebine göredir. Sünnet ve müstehab terimlerinide içine alır.

    Mübah : Yapılmasında sevap olmadığı gibi, terkinde de günah olmayan işlerdir. Yemek, içmek, oturmak, kalkmak gibi.

    Müfsid : Başlanmış bir ibadeti bozan iştir. Namazda gülmek, konuşmak; oruçlu iken bilerek yemek, içmek gibi.

    Müstehab: İşlenmesinde sevap olan, terkinde günah olmayan ibadetlerdir. Nafile namaz kılmak ve nafile oruç tutmak.

    Sünnet : Peygamberimizin farz ve vacip olmayarak yaptığı ve bize emrettiği ibadetlerdir. Beş vakit namazda kılınan sünnetler, Teravih Namazı, ezan ve kamet gibi. Sünnet ikiye ayrılır.

    * Sünnet-i Müekkede : Peygamberimizin çok sık devam edip pek az terk ettiği ibadetlerdir. Sabah namazının farzından önce, öğlenin farzından önce ve sonra kılınan sünnetler gibi.
    * Sünnet-i Gayri Müekkede : Peygamberimizin zaman zaman yapıp zaman zaman bıraktığı ibadetlerdir. İkindi ve Yatsının ilk sünnetleri gibi.

    Vacip : Yapılması zanni delil ile sabit olan hükümlerdir. Vitir ve bayram namazı gibi.
#18.10.2005 21:16 0 0 0
  • Konu: DAHİ
    Allah razı olsun kardeşim
#18.10.2005 01:15 0 0 0
  • Oysa O'nun adi degismez.Yerini baska hicbirsey alamaz.
    Turkiyede adi Allah,amerikada god,almanyada gott
    fransada un dieu.....
    yok boyle bisi..

    Bu dediklerinizi sonuna kadar katılıyorum.

    Allah (c.c) bütün tanrıların belasını versin.
#17.10.2005 14:20 0 0 0
#17.10.2005 14:11 0 0 0
  • Teşekkürler kardeşim. Yüreğine sağlık yine bir İsmet özel çalışması zannımca
#17.10.2005 11:49 0 0 0
  • Bilgiler için teşekkürler. Ben en çok MİKROÇİP HAFIZA nasıl olacak merak ediyorum. Hafızaya hafza eklemek
#17.10.2005 11:45 0 0 0