Halaskar

Halaskar

Üye
19.11.2005
Uzman Çavuş
5.566
Hakkında

  • Konu: Nazar Duası
    Allah Razı Olsun Kardeşim

    NAzar AYetini ve Bereket Duasını Bizlerle paylaştığın için
#22.09.2005 00:03 0 0 0
  • Türkiye Kupası 2. kademesinde Fatih Karagümrük ile Akçaabat Sebatspor takımları arasında oynanması gereken karşılaşma, "yeterli güvenlik önlemlerinin alınmaması ve rakip takım soyunma odasındaki koku" nedeniyle Perşembe gününe ertelendi.

    Vefa Stadı'nda saat 15.00'te başlaması gereken karşılaşma öncesi, konuk ekibi stada getiren otobüsün camı atılan taşlarla kırıldı. Ayrıca, rakip takım soyunma odasına sinek ilacı sıkıldığı öğrenildi.

    Bu durum karşısında, maçta görevli Futbol Federasyonu Temsilcisi Soysal Oğuz, yeterli güvenlik önlemlerinin alınmaması ve rakip takım soyunma odasındaki koku nedeniyle karşılaşmayı ertelediğini açıkladı.

    Fatih Karagümrük Kulübü Başkanı Ahmet Çelik, maçın oynanmasını engelleyecek bir durumun söz konusu olmadığını savunarak, "Hem biz, hem de Akçaabat Sebatspor tarafı maçın oynanmasını istememize rağmen, karşılaşma ertelendi" dedi.

    Karşılaşma, yeterli güvenlik tedbirleri alınması halinde Perşembe günü saat 15.00'te oynanacak.


#21.09.2005 22:01 0 0 0
  • Tur atlayan takımlar:

    Denizlispor
    Kayserispor
    Malatyaspor
    Giresunspor (penaltılarla Sakaryaspor'u eledi)
    Samsunspor
    Konyaspor
    Tarsus İdmanyurdu (penaltılarla İstanbulspor'u eledi)
    Ankaragücü
    Sarıyer (Çaykur Rizespor'u eledi)
    Gaziantepspor
    Mersin İdmanyurdu
    İnegölspor
    Diyarbakırspor
    Altay (Ankaraspor'u eledi)
    Keyseri Erciyesspor (Gençlerbirliği'ni eledi)

    Fatih Karagümrük-Akçaabat Sebatspor maçı ertelendi.


    20 Eylül Salı

    * Denizlispor 3 - Gaziantep Büyükşehir Belediyesi 1

    Stat: Atatürk
    Hakemler: Çağatay Şahan xx, Serkan Gençerler xx, Turan Ökke xx
    Denizlispor: Souleymanou xx, Mikka xx, Kratochvil xx (Dk 86. Bülent ?), Burak xx, İbrahim xx, Güven xxx, Abraham xx, Serhat xxx, Fatih xxx (Dk. 68 Yusuf x), Mustafa Keçeli x, Ömer Rıza xx (Dk. 72 Taylan x)
    Gaziantep Büyükşehir Belediyesi: Harun x, Taner x (Dk. 46 Süleymanx), Vahap x, Ogün xx, İlker xx, Fatih x, Bilal xx, Serdar xx (Dk. 75 Hasan x), Onur x (Dk. 60 Şadi x), Tuna xx, Turan x
    Goller: Dk. 12 Fatih, Dk. 41 Serhat, Dk. 70 Ömer Rıza, Dk. 90 Hasan
    Sarı Kartlar: Dk. 30 Mikka, Dk. 68 İbrahim (Denizlispor), Dk. 68 Serdar (Gaziantep Büyükşehir Belediyesi)


    * Kayserispor 1 - Kırıkkalespor 0


    Stat: Atatürk
    Hakemler: Sabit Hacıömeroğlu xx, İsmail Köse xx, Gökhan Memişoğlu xx
    Kayserispor: Ali xx, Bülent Bölükbaşı x (Dk. 55 Yordanov xx), Muhammed xx, Ragıp xx (Dk. 87 Kamber ?), Gökhan xx, Rashad xx, Kemal x(Dk. 46 Fatih Ceylan xx), Aydın xx, Ergün xx, Mehmet Topuz x, Bülent Karaman xx
    Kırıkkalespor: Hamit xx, Zafer xx (Dk. 89 Uğur ?), İbrahim xx, Sabri xx, Kenan xx, Erkan xx, Oral xx, Yücel xx (Dk. 86 Abdi ?), Hakanxx, Koray xx (Dk. 89 Kemalettin ?), Kürşat xx
    Gol: Dk. 88 Gökhan
    Sarı Kartlar: Dk. 52 Bülent Bölükbaşı, Dk. 85 Yordanov (Kayserispor), Dk. 78 Koray (Kırıkkalespor)
    Kırmızı Kart: Dk. 75 Mehmet Topuz (Kayserispor)


    * Malatyaspor 1 - Türk Telekomspor 0


    Stat: İnönü
    Hakemler: Gökhan Güneşer xxx, Savaş Yıldırım xx, M. Kürşat Uçar xx Malatyaspor: Bora xxx, Mehmet Budak xx (Dk. 68 Hakan Aslantaş xx),Aytaç xx, Mert xx, Homola xxx, Hakan Söyler xx (Dk. 53 Toth xx), Johanson xx, Bilal xx (Dk. 64 Okan x), Cristiano xxx, Taner xx, Effa xx
    Türk Telekomspor: Levent xx, Mehmet xx, İsa xx, Ömer Topraktepe xxx, Erhan xx, Serdar Aydın xx, Şükrü xx, Onur xx, Ömer Yavuz xx, Yasin xx (Dk. 80 Serdar Sinik x), Tolga xx
    Gol: Dk. 77 Homolo
    Sarı Kartlar: Dk. 64 Johanson, Dk. 74 Toth, Dk. 89 Hakan Aslantaş (Malatyaspor), Dk. 17 Ömer Topraktepe, Dk. 78 Erhan, Dk. 88 Tolga (Türk Telekomspor)

    21 Eylül Çarşamba

    * Giresunspor 5 - Sakaryaspor 3 (P)


    Stat: Atatürk
    Hakemler: Zafer Demir xx, Oğuzhan Tut xx, Oğuz Kaan Turan xx
    Giresunspor: Tolga xxx, Ali Küçükbayrak xxx (Dk. 78 Hicabi x), Onur Bozlar xxx, Merthan xxx, Okan xxx, İshak xx, Ali Sakal xxx, Yusuf xxxx, Okan Çebi xx (Dk. 106 Şerif x), Mutlu xx (Dk. 91 Fırat x),Cihan xxx
    Sakaryaspor: Emrehan xx, Nezir xx, Volkan xxx, Makasi x (Dk. 46 Ferdi), Cemil xx, Gökhan xxx, Serdal xx, Mbayo xxx, Aydın xxx, Fatih Şen x (Dk. 72 Hakan), Murat Bölükbaşı xx (Dk. 119 Oktay ?)
    Goller: Dk. 20, Dk. 75 Aydın, Dk. 39 ve Dk. 65 Yusuf Sarı Kartlar: Dk. 41 Okan Çebi, Dk. 75 İshak (Giresunspor)
    Normal süre 2-2 sona erdi

    * Samsunspor 1 - İstanbul Büyükşehir Belediyesi 0


    Stat: 19 Mayıs
    Hakemler: Sinan Baş xxx, Volkan Narinç xxx, Serdar Çiftçi xxx Samsunspor: Kerem xxx, Elyasa xx, Ayari xx, Kais xxx, Musa xx (Dk.78 Muzaffer xx), Serkan Aykut xxx, Adnan xx (Dk. 65 Mustafa xx), Marino xx, Kenan xxx, Petkov xx, Celil xx
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi: Ahmet xx, Uğur xx (Dk. 46 Recep xx), Mehmet xx, Güngör xxx, Hüseyin xx (Dk. 69 Murat xx), Vahit xx, Ruşen xxx, İlhan xx, Metin xx, Erol xxx, Zeki xx (Dk. 62 Volkan Glatt xx)
    Gol: Dk. 90 Serkan Aykut
    Sarı Kartlar: Dk. 30 Ayari, Dk. 45 Serkan Aykut (Samsunspor)

    * Konyaspor 3 - Siirtspor 1


    Stat: Atatürk
    Hakemler: Çetin Sarıgül xx, Ali Saygın Ögel xx, Timur Direkler xx
    Konyaspor: Vasilj xx, Fırat xx, Ümit xxx, Yasin xxx, Erhan xx, Zafer Demir xx, Erman xx, Batista xxx, Ceyhun xxx (Dk. 68 Volkan xx), Murat Hacıoğlu xxx (Dk. 65 Eray xx), Belal xxx (Dk. 87 Bebbe ?)
    Siirtspor: Muharrem x, Ferhat xx, Osman Fırat xx, Ömer Deniz x, Ömer Tan x, Mehmet x (Dk. 46 Yılmaz x ), Osman Yeşilmeşe xxx, Arafat xx, Murat xx, Tufan x (Dk. 70 Yunus x), Nedim x (Dk. 87 Güçal ?)
    Goller: Dk. 33 Murat Hacıoğlu, Dk. 36 Osman Yeşilmeşe, Dk. 45 Belal, Dk. 85 Erman
    Sarı Kart: Dk. 32 (Siirtspor)


    İstanbulspor 5 - * Tarsus İdmanyurdu 6 (P)


    Stat: Zeytinburnu
    Hakemler: Uğur Söylemez xxx, Mehmet Ayberk Altunalp xxx, Kıvanç Sevim xxx
    İstanbulspor: Behram xx, Pinto xxx, Taylan xx, Mustafa xx, Bekir xx, Aytekin xx, Evren xx (Dk. 46 Sezgin xx), Cem Can xxx, Musasa xx (Dk. 72 Bolic xx), Mehmet xx (Dk. 46 Emre xxx), Ersin xx
    Tarsus İdmanyurdu: Levent xxx, Hakan Kaya xx, Mustafa xx, Murat xxx, Hakan Bayraktar xx, Serkan xx, Ferhat xx, Hikmet xx (Dk. 59 Salih x) (Dk. 90 Özgür 1), Emrah xx, Armağan xxx (Dk. 78 Cüneyt xx), Ökkeş xx
    Sarı kartlar: Dk. 77 Ersin (İstanbulspor), Dk. 20 Armağan (Tarsus İdmanyurdu)
    Normal süre ve uzatmalar golsüz eşitlikle sona erdi

    Uşakspor 1 - * Ankaragücü 4


    Stat: 1 Eylül
    Hakemler: Fatih Gökçen xxx, Mesut Doğukan xxx, Muzaffer Kaşıkçı xxx
    Uşakspor: Ergin x, Süleyman x, Özgür xx, Mustafa Güngör x, İlker x, Ali Kemal x, Mahmut x, Önder x, Halil İbrahim xx, Veli xx (Dk. 82 Edim ?), Mehmet x (Dk. 38 Mustafa Özsöğüt x)
    Ankaragücü: Orkun xxx, Sedat xxx, Hakan Kutlu xxx, Batista xxx, Evren xx, Birol xx (Dk. 73 Ayhan xx), Umut xxx (Dk. 84 Mohammed Ali xx), Deniz xx, Niyazi xxx, Zengue xxx, Heverton xxx
    Goller: Dk. 30, 33 ve 77 Heverton, Dk. 62 Veli, Dk. 90 Mohammed Ali
    Sarı Kartlar: Dk. 64 Önder, Dk. 83 Ali Kemal (Uşakspor)


    Çaykur Rizespor 0 - * Sarıyer 3


    Stat: Atatürk
    Hakemler: Nihat Akman xx, Atilla Gökbilgin xx, Hayrullah Hacıoğlu xx
    Çaykur Rizespor: Atilla x, Fahri x, Yasin x, Ergin x, Saffet x (Dk. 46 Okan x), Bashir x, Dia Cire x, Murat Salar x (Dk. 46 Serkan x), Ferdi x, Evren x, Hakan Ünsal x (Dk. 68 Cem Baki x)
    Sarıyer: Yılmaz xxx, Tuncay xxx, Turgay xx, Serhat xx, Burhan xxx,Mehmet xx, Hüseyin xxx, İdris xxx, Ümit xxx (Dk. 90 Tanju ?), Günay xxx, Hakan xx
    Goller: Dk. 71 ve 85 Ümit, Dk. 90 Tuncay
    Sarı Kartlar: Dk. 62 Evren, Dk. 70 Serkan (Çaykur Rizespor), Dk. 83 Günay (Sarıyer)


    Turgutluspor 0 - * Gaziantepspor 2


    Stat: 7 Eylül
    Hakemler: Özgüç Türkalp xxx, Metin Kıtmir xxx, Fatih Gündoğdu xxx
    Turgutluspor: Sofu xx, Mustafa xx, Yasin xx, Onur xx, Hasan Engin xx, Koray xx, Erhan xx (Dk. 84 Mehmet ?), Raşit xx, Ramazan xx, Sadullah xx (Dk. 78 Ahmet x), Levent x (Dk. 63 Serkan x)
    Gaziantepspor: Hasagiç xx, Abdel Fahmi xxx, Bekir xxx, Mehmet xxx,Erdal xx, Faruk xx, Özgür xxx, Hasan xxx, Ergin xx (Dk. 46 Ivanov xx) Lazarov xxx (Dk. 83 Sedat ?) Tarık Ettaib xxx, (Dk. 86 İlhan ?)
    Goller: Dk. 75 Bekir, Dk. 84 Ivanov
    Sarı Kartlar: Dk. 38 Ramazan, Dk. 61 Hasan Engin, Dk. 67 Serkan (Turgutluspor)


    Fatih Karagümrük - Akçaabat Sebatspor / ertelendi


    Türkiye Kupası 2. kademesinde Fatih Karagümrük ile Akçaabat Sebatspor takımları arasında oynanması gereken karşılaşma, yeterli güvenlik önlemlerinin alınmaması ve rakip takım soyunma odasındaki koku nedeniyle 22 Eylül Perşembe gününe ertelendi.




    * Mersin İdmanyurdu 4 - Pazarspor 1


    Stat: Tevfik Sırrı Gür
    Hakemler: Yıldıray Aslan xxx, İhsan Pamuk xxx, Mahmut Arık xxx
    Mersin İdmanyurdu: Orhan xxx, Önal xxx, Altaycan xxx, Birand xxx, Selim xx, Bülent xxx, Ulaç xxx, Serkan xxx, Seydihan xxx (Dk. 81 İlkanx), Sezar xx (Dk. 85 Ercan x), Ferdi xxx (Dk. 63 Yaser xx)
    Pazarspor: Kılıçarslan x, Selim x, Resul x (Dk. 60 Orhan x), Kürşat x, Kadir xx, Erdinç x (Dk. 44 Gökmen x), Ozan x, Erman x, Kaan xx, Abdullah x (Dk. 46 Coşkun x) Mehmet xx
    Goller: Dk. 11 Birant, Dk. 42 Seydihan, Dk. 60 Ferdi, Dk. 69 Mehmet, Dk. 83 Bülent
    Sarı kartlar: Dk. 19 Seydihan, Dk. 29 Serkan, Dk. 33 Ferdi (Mersinİdmanyurdu), Dk. 34 Kürşat (Pazarspor)



    * İnegölspor 2 - Elazığspor 0


    Stat: İnegöl Şehir
    Hakemler: Mustafa Sağlam xx, Ufuk Bahçeci xxx. Kemal Uğurlu xxx
    İnegölspor: Bora xxx, Cevdet xx (Dk. 46 Aydın xx), Şenol xxx, Murat xxx, Süleyman xxx, Adnan xxx (Dk. 70 Özgür Çelik xx), Haşim xxx,Özgür Çetiner xxx, Metin xxx, Emin xxx, Orkun xxx (Dk. 84 Muhammet x)
    Elazığspor: Oğuzhan x, Ercan xx, Muhammer x, Hacı Arif xx, Mustafaxx, Serkan xx, Evren x (Dk.59 Faruk x), Korhan xx (Dk. 68 Çetin x), Göksel xx, Mehmet xx, Erman x (Dk. 59 Muzaffer x)
    Goller: Dk. 49 Adnan, Dk. 89 Metin
    Sarı Kartlar: Dk. 57 Evren, Dk. 61 Mustafa, Dk. 63 Muzaffer, Dk. 70 Mehmet (Elazığspor)


    * Diyarbakırspor 2 - Kocaelispor 1 (uzatmalarda)


    Stat: Atatürk
    Hakemler: Hakan Sivriselvi xxx, İsmail Şencan xxx, Özcan Tarkan xxx
    Diyarbakırspor: Oğuz x, Stavrevski x, Sedloski xx, Ahmet xx, Göksel xx, İlyas x, Burhan x, Erkan x (Dk. 62 Sinan Turan x), Jancevski x (Dk. 46 Atilla Birlik x), Hasan Özer xx (Dk. 46 Cem Yanık x), Maznov x
    Kocaelispor: Hakan xx, Erhan Yıldırım xxx, Bülent xxx, Muhammet Özdin xxx, İbrahim xxx, Muhammet Reis xxx, Erhan Yılmaz xxx (Dk. 82 Ayhan x), Mehmet xxx, Serhat xxx (Dk. 85 Nuri ?), Özgür xxx, Demir xx (Dk. 74 Ali xx)
    Goller: Dk. 50 Serhat, Dk. 85 Atilla Birlik, Dk. 113 Maznov
    Sarı kartlar: Dk. 68 Stavrevski, Dk. 72 Ahmet (Diyarbakırspor), Dk. 38 Özgür (Kocaelispor)
    Kırmızı kart: Dk. 99 Özgür (Kocaelispor)
    Normal süre 1-1 sona erdi

    * Altay 6 - Ankaraspor 2


    Stat: Altay Alsancak
    Hakemler: Cem Deda xx, Kadir Tanıyan xx, Baki Yiğit xx
    Altay: Cenk xxx, Mehmet Akçagün xxx, Sancak xxx, Metin xxx, Ali Eren xxx, Haydar xxx, Fatih xxxx (Dk. 79 Uğur xx), Mehmet Deliorman xxx, Ufuk xxx (Dk. 84 Sertan), Yasin xxx, Ali Ölmez xxxx (Dk. 73 Fazlıxx)
    Ankaraspor: Jevric x, Batak x, Şenol x (Dk. 31 Ramazan x), Mustafax (Dk. 64 Erman x), Ahmet x, Musa x, Hasan x, Ümit x, Wederson x, Jabaxx, Ersen Martin ? (Dk. 6 Tita x)
    Goller: Dk. 16 ve 86 Jaba, Dk. 27, 57 ve 68 Ali Ölmez, Dk. 49 Sancak, Dk. 53 Ufuk, Dk. 89 Fazlı
    Sarı kartlar: Dk. 16 Ali Eren, Dk. 45 Mehmet Akçagün (Altay), Dk. 74 Jaba, Dk. 81 Ahmet (Ankaraspor)
    Kırmızı kart: Dk. 88 Batak (Ankaraspor)


    * Kayseri Erciyesspor 4 - Gençlerbirliği 2


    Stat: Atatürk
    Hakemler: Mustafa Çulcu xxx, Bahattin Duran xxx, Erdem Bayık xxx
    Kayseri Erciyesspor: Fedhel xxx, Gökhan xxx, İlkem xxx, Bouazizi xxx, Cem xxx, Ömer Közen x (Dk. 46 Mehmet Ayaz xx), Emre xx, Murat xxx, Kazım xxx (Dk. 72 Timuçin xx), Burhan xxx (Dk. 71 Cesar xx), Burak xxx
    Gençlerbirliği: Ömer x, İsmail x, Risp x, Sedat x, Erkan x, Mehmetx, Ayman x, Isaac x, Eyüp x (Dk. 55 Ali x), Igor x (Dk. 46 Doğa x), Erhan x
    Goller: Dk. 14 Burhan, Dk. 20 Burak, Dk 47 Doğa, Dk. 53 Kazım, Dk.55 Mehmet, Dk. 75 Murat
    Sarı kartlar: Dk. 74 Doğa, Dk. 90 Erhan (Gençlerbirliği)

#21.09.2005 21:53 0 0 0
  • Formula 1 haraketli saatler geçirdi !.. Button, Williams ile anlaştı ve BAR-Honda'nın koltukları doldu !.. Peki Takuma Sato ne yapacak !.. Japon pilot açıklamasında ayrılık sinyallerini verdi !..


    noimage

    Takuma Sato yeni sezonda Formula 1'e veda ediyor !..

    Yeni sezon için Jenson Button'ın Williams ile anlaşarak BAR-Honda'da kalacak olmasının bugün kesinleşmesinin ardından BAR-Honda takımının iki pilot koltuğuda doldu ve Sato açıkta kaldı !..

    Japon pilot Takuma Sato konu ile ilgili açıklamasında kimsenin kendisine yeni sezon için bir şey söylemediğini ancak JB'den gelen haberin kendisi için büyük hayal kırıklığı yatattığını belirtti !..

    BAR'ın yeni sezonda Button ve takımın yeni transferi Rubens Barrichello ile yarışacağının bugün kesinleşmesinin ardından açıklama yapan Sato, 2006'da Formula 1 kariyerini tamamen bitireceğinin sinyallerini verdi !..

    Takuma Sato: "Açıkçası fazla şaşırmadım çünkü bu haberi bekliyordum ama büyük hayal kırıklığı oldu benim için. Bütün koltuklar dolu ve yeni sezon için başka bir takımla anlaşabileceğimi zannetmiyorum, büyük ihtimnalle Formula 1 kariyerim bu sezonun sonunda tamamlanmış olacak !.. Her zaman Formula 1'de yarışmayı düşünürdüm ve bu şansı yakaladığım için çok mutluyum burada olan herkes çok özel ve ben de öyleyim, bugüne kadar bana destek olan herkese taraftarıma çok teşekkür ederim. " !..

    Durum değerlendirmesinden çok bir veda açıklamasına benzeyen Sato'nun sözleri Japon pilotun yeni sezonda Fomula 1'e veda edeceğinin sağlam sinyallerini verdi !..

    Takuma Sato'nun Formula 1 kariyeri son vermesi durumunda IndyCar yada A1 GP'de yarışması bekleniyor !..
#21.09.2005 21:50 0 0 0
  • Yılan hikayesi sona erdi Jenson Button BAR'da kaldı !.. BAR-Honda pilotu JB takımda kalabilmek için Williams'a 20 milyon pound ödeyip, yeni anlaşma ile BAR'dan senede 10 milyon pound kazanacak !..


    noimage

    Günlerdir beklenen açıklama bugün yapıldı !.. Williams, önümüzdeki sezon takımda yarışması için daha önce kontrat imzaladıkları Jenson Button'ı serbest bırakmayı kabul ettiklerini belirtti !..

    25 yaşındaki Britanyalı pilot daha önce Williams ile kontrat imzalamış olmasına rağmen Temmuz ayında yaptığı açıklamada BAR'da kalmayı tercih ettiğini belirtmişti !..

    Button açıklamasında Frank Williams'a teşekkür etti ve gösterdiği anlayış için kendisine borçlu olduğunu belirtti !.. Ayrıca taraflar arasında yarattığı karşıklık için de özür dileyen JB yeni sezonda takımı için elinden geleni yapacağını belirtti !..

    Button'un kontratına sadık kalması gerekirdi diyen takım sahibi Sir Frank Williams'da açıklamasında bu problemin ortadan kalkmasından dolayı mutlu olduğunu dile getirdi !..,

    Sir Frank Williams: "Bu meseleyi sonunda tamalamdığımız için açıkçası mutluyum !..Bu konu artık kapandı şimdi esas işimize yani yarışmaya bakalım." !..

    Williams'ın BMW ile olan bağlarını koparttığını açıklamasının ardından şampiyonluk amacına BAR takımında ulaşabileceğine inandığını açıklayan ve Williams ile yaptığı sözleşmeyi uzun görüşmeler sonunda sonlandıran JB, Honda destekli BAR'da şampiyonluk için yarışacağını belirtti !..

    Yeni sezon için Brezilyalı pilot Rubens Barrichello ile sözleşme imzalayan BAR takımı, Takuma Sato'yu Ferrari'ye yolladı !..

    BAR-Honda yeni sezonda Barrichello - JB ikilisiyle yarışacak !..

    Bu arada Williams'a gitmeyerek BAR-Honda'da kalan Button'un Williams'dan kontratını geri almak için 20 milyon pound ödemeyi kabul ettiği belirtildi !.. JB yeni anlaşmasında BAR-Honda'da yılda 10 milyon pound kazanacak !..
#21.09.2005 21:49 0 0 0
  • HE VALLA LAZCOP DUSUNSENE RONALDINHO, ZIDANE TRABZONDA OYNUYOR ULEYN KIM TUTAR BIZI
#21.09.2005 21:45 0 0 0
  • Sana katılıyorum Lazcop bunları bir araya getirme getirirsin de nasıl zaptedicen. Yok ben daha yıldızım yok o da ha yıldız kavgası yaparlar.

    Ama rüya takım ne diyeyim.Keşke hepsi Trabzonsporda olsa
#21.09.2005 17:28 0 0 0
  • 34. Avrupa Erkekler Basketbol Şampiyonası'nda Türkiye, Almanya'ya mağlup olarak turnuvaya veda ederken Tanjevic de istifa edeceğini açıkladı.

    noimage

    A) Milli Basketbol Takımı Antrenörü Tanjeviç, ''İstanbul'a dönünce istifamı
    sunacağım'' dedi.

    34. Avrupa Erkekler Basketbol Şampiyonası'nda bu gece yapılan eleme maçında Almanya'ya 66-57 yenilerek şampiyonaya veda eden (A) Milli takımının antrenörü Tanjeviç, karşılaşma sonrası düzenlediği basın toplantısında, ''Takımın hazırlık döneminde bir hata yapmış olabilirim. Oturup bunu düşüneceğim. Çok üzgünüm. Sahada istatistiki olarak her şeyi yaptık, ancak en önemli şeyi, skor üretmeyi unuttuk'' diye konuştu.

    Tanjeviç, şöyle devam etti:

    ''Şampiyonaya devam etmek için Almanya ile çok önemli bir şans yakalamıştık, ancak iyi mücadele etmemize rağmen kötü şut yüzdemizden dolayı sonuca ulaşamadık. Almanlar maksimumlarını ortaya koydular, ancak onların Nowitzki'si var ve yine çok iyi oynadı. Bu oyuncuyu durdurmak çok zor ve biz bunu sahada başaramadık.'' Milli takım kaptanı İbrahim Kutluay ise basın toplantısında yaptığı açıklamada, Nowitzki'yi durduramadıklarını söyledi.

    Vrsac'a finale gitmek için geldiklerini, maçın ilk yarısında gerekeni yaptıklarını, ancak ikinci yarıda gereken basketbolu sergileyemediklerini belirten Kutluay, ''Avrupa'nın en iyisi, NBA'in de en iyilerinden biri olan Nowitzki'yi durduramadık. Sakatlığım nedeniyle bu mücadelede arkadaşlarımın yanında olamadığım için çok üzgünüm'' diye konuştu.

    -FEDERASYON BAŞKANI DEMİREL'DEN RED-

    Basketbol Federasyonu Başkanı Turgay Demirel, Tanjeviç'in istifasını sunacağı şeklindeki açıklamasına cevap olarak, ''Tanjeviç'le uzun süre çalışacağız, istifayı kabul etmeyeceğim'' dedi.

    Demirel, tecrübeli antrenör ile 2008 yılının sonuna kadar anlaşmalarının bulunduğunu ve böyle bir kararın yanında olmayacaklarını belirterek,''Tanjeviç'le uzun soluklu bir program yaptık. Onunla yolları ayırmak gibi bir düşüncemiz kesinlikle yok'' diye konuştu.
#21.09.2005 00:59 0 0 0
  • İtalyan spor giyim markası Lotto, Trabzonspor'in Gineli futbolcusu İbrahim Yattara'ya sponsor oldu. Lotto'dan yapılan açıklamada Gineli futbolcuyla 1 yıllık sponsorluk anlaşması imzalandığı bildirildi..

    noimage

    Sözleşmenin bir yıllık olduğunu belirten Lotto Genel Müdürü Veysel Öğrünç, ''Yattara gerek saha içinde, gerekse saha dışında örnek alınacak, çok özel bir oyuncu. Daha uzun yıllar kendisinin teknik sponsoru olmayı arzu ediyoruz'' dedi.

    Sözleşme süresince resmi ve özel maçlarda Lotto'nun Zhero model kramponunu giyecek olan Yattara, ayrıca özel yaşamındaki tüm spor giyim ihtiyacını da Lotto kreasyonundan karşılayacak.
#20.09.2005 20:13 0 0 0
#20.09.2005 19:22 0 0 0
#20.09.2005 18:42 0 0 0
#20.09.2005 18:03 0 0 0
  • Mustafa Kemal'le Sultan Vahdettin diz dize


    Mustafa Kemal, Küçük Mabeyn'de Sultan Vahdettin'le yaptigi son görüsmeyi (15 Mayis 1919), sonradan Cumhuriyet devrinde söyle anlatmistir:

    "Yildiz Sarayi'nin ufak bir salonunda Vahdettin'le adte diz dize denecek kadar yakin oturduk. Saginda, dirsegini dayamis oldugu bir masa ve üstünde bir kitap var. Salonun Bogaziçi'ne dogru açilan pencerelerinden gördügümüz manzara su: Birbirine muvazi hatlar üzerinde düsman zirhlilari, bordalarindaki toplar sanki Yildiz Sarayi'na dogrulmustu....Manzarayi görmek için, oturdugumuz yerlerden baslarimizi saga, sola çevirmek kafi idi.
    Vahdettin hiç unutmuyacagim su sözlerle konusmaya basladi:
    - Pasa, pasa, simdiye kadar devlete çok hizmet ettin. Bunlarin hepsi tarihe geçmistir. Bunlari unut. Asli simdi yapacagin hizmet hepsinden mühim olabilir. Pasa, pasa devleti kurtarabilirsin ! dedi.
    - Hakkimdaki teveccüh ve itimadi arz-i tesekkür ederim, elimden gelen hizmette kusur etmiyecegime emniyet buyrunuz, dedim.

    Sonra:
    - Merak buyurmayiniz efendimiz, dedim, nokta-i nazar-i sahanenizi anladim. Irade-i seniyye olursa hemen hareket edecegim ve bana emir buyuruklarinizi bir an unutmuyacagim.
    - Muvaffak ol ! Hitab-i sahanesine mazhar olduktan sonra huzurundan çiktim.

    Seryaver Naci Pasa koridorda elinde ufak bir mahfaza içinde bir sey tutuyordu:
    - Zat-i Sahane'nin ufak bir hatirasi, dedi.

    Kapagin üstünde Vahdettin'in inisyalleri islenmis bir saatti.
    - Peki, tesekkür ederim, dedim.

    Saati yaverim aldi. Sonra Yildiz Sarayi'ndan çiktigimiz ve hareket etmek üzere oldugumuzu gizlemek, saklamak ister gibi bir ihtiyatle, ayaklarimzin patirtisini isizmekten korkarak, saraydan uzaklastik"
#20.09.2005 17:45 0 0 0
  • Maresal Fevzi (Çakmak) Pasa'nin sirri


    Fevzi Pasa... bu ifsayi, refikasi Fitnat hanima söyle açiklamistir:

    «Fitnat. Öyle birsey biliyorum ki ortaya çikip söylememe bugüne kadarki tutumumuz ve davranislarimiz müsait degil. Mecburum, bu sirri kendimle beraber mezara götürmege»

    Ve iste Maresalin senelrce sakladigi büyük sir ki, Sultan Vahdettin'in vatansever bir insan oldugunu ve kurtulusu (Istiklal savasin kazanilmasi) Anadolu'da gördügünü apaçik göstermektedir.

    Dinleyelim Fevzi Pasayi:

    «Mütareke senesinde, bir Cuma selamligindan sonra Sultan Vahdettin beni huzuruna kabul etti.
    "Pasa, dedi. Durumu görüyorsunuz. Bu isler anca Anadolu'da teskilatlanarak kurtarilabilir. Bana Anadolu'da teskilat kuracak, memleketi su karanlik durumdan kurtrabilecek Pasalarin bir listesini yapip getirin"
    Ertesi Cuma, yine selamliktan sonra huzruna girip hazizladigim listeyi verdim. Dikkatle okuduktan sonra, bir müddet sustu. sonra yari kapali gözleriyle agir agir, tane tane konusmaya basladi:
    "Pasa, Mustafa Kemal Pasa hirsiz midir"
    "Hasa Padisahim"
    "Bir namuzsuzlugu, ahlaksizligi var midir ?"
    "Hasa Padisahim"
    "Beceriksiz ve kabiliyetsiz mdir?"
    "Hayir efendim. O hepimizden bilgili, kabiliyetli ve dinamiktir"
    "O halde bu listeye niçin onun adini yazmadiniz?.."
    Hiç düsünmeden cevap verdim:
    "Padisahim, Mustafa Kemal Pasa yenilik, bilhassa öteden beri Cumhuriyet taraftaridir"
    Padisah elindeki kagidi atar gibi masanin üzerine birakti...Ayaga kalkip pencereye döndü. Limanda demirli Itilaf devletleri (Ingiliz, Fransiz, Italyan, Yunan) gemilerini göstererek:
    "Pasa, Pasa...Bu gemileri görmek kanima dokunuyor. Bu memleket kurtulsun da isterse Cumhuriyet olsun...Kendine selamla birlikte teblig ediniz, haftaya Cuma günü Mustafa Kemal Pasa'yi görecegim »
#20.09.2005 17:43 0 0 0
  • Duyarli bir yürek: Sütçü Imam

    Yasadigimiz günlerin ne kadar sikintili oldugunun hepimiz farkindayiz. Baski ve dayatmalarin günden güne arttigini, daha bir gün isigina çiktigini görüyoruz. Ve iste tam burada biz de yüzümüzü tarihe dönüp ayakta kalmanin, tavir almanin örneklerini karistiriyoruzt. Oradan ilham alarak daha bir tutarli, daha bir kararli ve daha bir bilinçli bir sekilde ilerliyoruz.

    Basörtüsü son on bes senedir gündemden düsmeyen bir mesele. Buna karsi uygulanan yasaklamalar, sarfedilen sözler ve hakaretler bize ister istemez Maras'i ve Sütçü Imam'i hatirlatiyor. Kurtulus Savasi'nda isgalci güçlere karsi yurdun her tarafinda direnise geçen müslüman Anadolu halki gerçekten de bir destan yazmistir. Dün nasil dedelerimiz isgalci batili devletlerle karsi karsiya kaldilarsa bugün de bu ülkenin asillari ve gerçek sahipleri olan bizler kökleri olmayan, disaridan gelmis, batici zihniyetin sayatmalariyla karsi karsiyayiz.

    O halde Maras denildi mi hemen akla gelen o meshur Sütçü Imam hadisesi nedir ?

    I. Dünya Savasi sonrasi Osmanli Devleti Batili Devletler tarafindan paylasilmis; her bir bölgeye Itilaf Devletleri çöreklenmistir. Maras ve çevresine hakim olan Fransizlar huzursuzlugun tohumlarini bir zamanlarin "millet-i sadika"si diye anilan Ermenilerle beraber atmislardir. Özellikle dogu illerinde Ermenilerin gerçeklestirdigi katliamlar hala zihinlerden silinmemistir.

    Maras'ta da Fransiz birlikleri gelir gelmez kentteki Ermeni ayrilikçilarin saldirilari artmistir. Silahli kimi Ermeniler çarsida, sokaklarda dolasip kiskirtmalarda bulunmuslar. karsi gelenleri dövmüslerdir. Bu yüzden sehrin çesitli mahallerinde olaylar patlak vermistir.

    Ama bu olaylarin en meshuru Sütçü Imam hadisesidir. Hadisenin kahramani çevresinde bilgisi ve ahlaki olgunluguyla taninir. Olay Uzunoluk mahallesinde bir sabah vakti patlak verir.

    Birkaçc Fransiz askerini çarsida gezdirmek için Uzunoluk'a gelen iki-üç ayrilikçi Ermeni yakinlardaki bir hamamdan çikan kadinlara sarkitinlik edip, çarsaflarina el uzatiyorlar. Bunu engelemek isteyen halka da ates edip iki kisiyi yaraliyorlar. O sirada hadise yerinden geçmekte olan Sütçü Imam belinden silahi çikarip Ermenilerden birisini öldrüyor. Ve sonra da kaçip isgalcilerin eline düsmekten kurtuluyor. Bu hadise gerek Fransizlarin, gerekse Ermenilerin yogun baskilarina yol açtiysa da Maras halkinin ve Anadolu insaninin isgae ve sömürüy boyun egmeyecegini, dinine, namusuna el uzatanlara gerekli cevabi verecegini göstermistir. Nitekim bir süre sonra Fransiz isgal kkomutani sehirdeki Ermeni askerleri geri göndererek yerlerine Tunuslu müslüman asker getirtecegini açiklamak zorunda kalmistir.

    Bu hadisede önemli olan halkin içerisinden herhangi birinin gerektigi zaman ne pahasina olursa olsun haksizliga karsi susmayip tavrini koymasi ve bir atesleyici rolü oynamasidir.

    Sütçü Imam bizim için bir semboldür. Ve tarihimize özellikle de yakin tarihimize baktigimiz zaman byöle sembol sahsiyetleri çokça görüyoruz. Sapkayi giymeyip canini feda eden Iskilipli örnegi, sarigini çikartmayip zalimlerden hiçbir zaman eman dilemeyen Said Nursi örnegi, sakallarin kesilmesinden basörtüsünün çikarilmasindan behasedilen su günlerde ne kadar da anlamlidir. Tarihimizdeki bu ve buna benzer bir çok hadise bize haksizlik karsisinda susmamayi, tavir sahibi olmayi; din, namus, can, mal, akil gibi bes temel özgürlügü savunmaktan ödün vermemeyi ögütlüyor.

    Tavizkarligin, kaçismalarin, kilif bulmalarin yayginlastigi su dönemde yüzümüzü seksen yil öncesie çevirip Sütçü Imamlarin anlamli ve yürekli çikislarini fark etmeliyiz.
#20.09.2005 17:41 0 0 0
  • Cumhuriyeti Teskilat-i Mahsusa kurdu

    50'li yillar... Türkiye'nin genel görüntüsü, Tek Parti Dönemi'ne nazaran daha bir güllük gülistanlik. Demokrat Parti'nin ülkeye getirdigi demokrasi ve özgürlük havasi, devlet ile halk arasindaki gerilimi oldukça azaltmis. CHP döneminin Disisleri Bakani Hasan Saka'nin öncülügünde baslayan Türk-Amerikan iliskileri, "Marshall Yardimi" ile biraz daha rayina oturmus gözüküyor. Gelisen iliskilerin aslinda, Amerika'nin isine yaradigi da su götürmez bir gerçek. Yüklü bir Osmanli mirasina sahip Türkiye'de, Amerika'nin yararlanabilecegi çok sey var.

    Türkiye'nin yeniden yapilandigi bu yillarda esrarengiz bir Amerikali, Ford Foundation'in da destegiyle Washington-Ankara-Istanbul ve Washington-Misir arasinda mekik dokuyor. Türkiye ve Misir'da eski bir gizli örgütün üyeleri ile sik sik görüsmeler yapiyordu. Yerli arastirmacilara kapali tutulan bazi gizli kapilar, Türk-Amerikan iliskilerinin yüzü suyu hürmetine, bu kisiye ardina kadar açiliyordu. Philip H. Stoddard adli bu esrarengiz Amerikali, bunca zahmete Osmanli'nin istihbarat örgütü teligindeki Teskilat-i Mahsusa hakkinda aynntili bilgi edinebilmek amaciyla katlaniyordu.

    Trablusgarp Savasi sonunda kurulan Teskilat-i Mahsusa'nin birçok görevlisi hayattaydi o yillarda. Bunlardan en önemlisi hiç kuskusuz Esref Kusçubasi idi. Aziz el-Misri, Zübeyde Sapli, Ahmet Salih Harb, Hilmi Musallimi, Satvet Lütfi Tozan ve Hamza Osman Erkan gibi, her biri adeta "yasayan tarih" niteligindeki Teskilat-i Mahsusa üyeleriyle Türkiye ve Misir'da defalarca biraraya gelen "Esrarengiz Amerikali" Stoddard, hayatinin hazinesini bulmustu. Elde ettigi çok önemli bilgileri, 11 Mayis 1963 tarihinde Princeton Üniversitesi'nde doktora tezi olarak sundu. Çalismada 1911-1918 yillari arasinda Osmanli hükümetleri ile Araplar'in münasebetleri inceleniyor, Teskilat-i Mahsusa'nin Ortadogu ve Kuzey Afrika'daki faaliyetleri arastiriliyordu. Stoddard'in bu kapsamli çalismasi sonunda, örgüt ve faaliyetleri hakkindaki bütün bilgiler Amerika'nin eline geçmis oldu.



    Teskilat-i Mahsusa'nin Süleyman Askerîden sonra reisi olan Esref Sencer Kusçubasi, büyük yararliliklar gösterdigi Hicaz'da Arap kiyafetiyle gorülüyor.


    Kahraman-i hürriyet Enver Pasa, kendisine bagli olarak Osmanli Devleti'nin ilk gizli istihbarat örgütünü kurdu, ancak teskilatin asil ürününü Mustafa Kemal Pasa aldi.


    CIA IÇlN BlR KAYNAK: TESKlLATl MAHSUSA

    Teskilat-i Mahsusa gibi bir gizli örgüt, genis ufuklu ve büyük devlet felsefesi ile düsünen Osmanli devlet adamlari için ne kadar önem tasiyorsa, tipki Osmanli gibi "büyük oynayan" Amerika için de o denli önem tasiyordu. En azindan, dünya hakimiyetinin pekistirilmesi bakimindan bir gizli örgütün dünya ölçeginde nasil çalismasi gerektigine dair önemli dersler veriyordu Teskilat-i Mahsusa.

    Stoddard'in Teskilat-i Mahsusa hakkinda elde ettigi bilgiler CIA'nin ufkunu bir hayli genisletmis ve isine oldukça yaramis olmali. Isin ilginç yani, Teskilat-i Mahsusa'nin birikiminden Türkiye'nin bir türlü yararlanamamasi. Çünkü Misaki Milli sinirlari içerisine sikisip kalmis "dar ufuklu" bir Türkiye, o begenmedigi Osmanli kadar bile büyük düsünemiyor.

    Stoddard'in Teskilat-i Mahsusa hakkindaki çalismalari 1963'te tamamlandi. Ama Türk kamuoyuna Teskilat-i Mahsusa'yi tanimak Amerika'dan tam 30 yil sonra, yani 1993 yilinda nasib oldu. Çalisma 1993 yilinda ARBA Yayinlari'nin girisimleri sonucu Türkçe'ye çevrildi ve ayni adla yayinlandi: "Teskilat-i Mahsusa: Istanbul'un Dogusunda Bitmeyen Oyun". Kitabin bu tarihte piyasaya çikmasinin özel bir anlami var Mahir Kaynak'a göre. "Bu kitabin yayinlanmasi" diyor Kaynak, "AmerikaAvrupa güç dengesi arasinda bir tercih yapmak noktasina gelmis olan Türkiye'deki Alman lobisinin zayiflatilmasi amacina yönelik."

    Bu arada Stoddard'in sözkonusu çalismasini yayinlayan ARBA Yayinlari, önümüzdeki birkaç ay içinde, Teskilat-i Mahsusa'nin en önde gelen ismi Esref Kusçubasi'nin bugüne kadar hiçbir yerde yayinlanmamis hatiralarini Türkçe ve Ingilizce olarak yayinlamayi düsünüyor. ARBA yetkilileri bu hatirati, "dostumuz" Philip H. Stoddard'dan almis.

    Teskilat-i Mahsusa, kimi çevrelerce "Kizil Sultan" diye adlandinlan Sultan II. Abdülhamid'in Islamcilik düsüncesini bütün dünyaya yayma isteginin bir ürünü olarak tezahür etmis kabul ediliyor. Yeri gelmisken söylemekte yarar var; bu gizli örgüt, Abdülhamid'i tahtindan eden Ittihat Terakki Partisi mensuplarinca kurulmus.

    Iktidara gelinceye kadar oldukça liberal ve özgürlükçü bir siyasal tavir sergiliyor gözüken Ittihat Terakki'nin ayaklari, iktidari zorla ele geçirdikten sonra suya degdi. Ülkenin içinde bulundugu durumu ve dünya konjonktürünü daha yakindan görme firsati bulan Ittihatçilar, devletin kurtulusunun Abdülhamid'in politikalarina dönmekle mümkün olacagini anladilar. Ama artik olan olmus, ati alan Üsküdar'i çoktan geçmisti.

    Ittihat Terakki'nin Islamci ve Türkçü bir politika belirlemesi, Talat Pasa'nin 1910 yilinda Selanik'te yapilan gizli bir toplantida Müslümanlar'la gayri müslimlerin esit olmadigini söylemesi ve Balkan Harbi sonunda gayri müslimlerin Osmanli'dan ayrilmasiyla baslar. Ittihatçilar, Abdülhamid'in ektigi Islamcilik tohumlarinin biçilme vaktinin geldigine inaniyorlardi artik. Abdülhamid, Islam dünyasini halifelik etrafinda birlestirmek, ümmet suuru ve Islam kardesliginin olusmasini saglamak amacindaydi. Ancak Ittihat Terakki'nin darbesi sonucu iktidari elinden alinan Abdülhamid'in bu düsüncesi, bir "ütopya"dan öteye geçmedi. Son yillarda yayinladigi önemli arastirma kitaplari ile dikkat çeken Orhan Kologlu, bu faaliyetleri Panislamizm olarak degerlendirmenin yanlis olacagini belirtiyor. Çünkü Abdülhamid döneminde Ittihad-i Islam hareketi, fikri ve sahsi gayretlerin ötesine geçebilmis degildi. Oysa bir hareketin "Pan" niteligini kazanabilmesi için bir örgütünün ve siyasi hedefinin olmasi gerekiyor. Nitekim, Abdülhamid'in dünyanin dört bir yanina gönderdigi "misyoner" ruhlu kisilerin Osmanli Devleti içinde öyle söylenildigi gibi bir teskilatlari yoktu. Bu kisiler padisaha bagli olarak görev yapan gönüllü kimselerdi. Ittihatçilara göre ise, emperyalistlere karsi ciddi bir mücadele verebilmek, bütün Islam dünyasini harekete geçirmekle mümkündü. Bunu gerçeklestirmek için de bir örgüte ihtiyaçlari vardi Ittihatçilarin. Ayrica politikacilari güvenilir bulmayan Ittihatçi kurmaylara göre bu örgüt, gizli bir örgüt olmaliydi.
#20.09.2005 17:38 0 0 0
  • Milli Mücadele (Istiklâl savasi) dönemi

    PATRIKHANE FITNESI VE "PONTUS RUM DEVLETI HAYALI"

    Ilk, orta, lise ve hatta Harp Okulu'nda, Hukuk Fakültesi'nde okutulan Tarih kitaplarinda Birinci Dünya Savasi'nin sebebi olarak Sirp Prensi'nin katili, Alman-Ingiliz rekabeti olarak gösteriliyordu. ABD Texas El Paso'da ABD Kuvvetleri Hava Savunma ve Füze Okulu'nda iken tatil günlerimi El Paso Kütüphanesi'nde geçirirdim ve bazi notlar çikarmisim. Geçenlerde arsivimi düzenlerken bu notlardan biri elime geçti: "Birinci Dünya Savasi, Bati medeniyetine yabanci olan Osmanli Türkleri'nin, Avrupa'dan kovulmasi ve Balkanlar'in müslümanlardan temizlenmesi için baslatildi... Türkler'i Avrupa'da birakmak Bati medeniyetine karsi islenmis bir suçtur. (ABD Baskani Roosevelt)"

    Birinci Dünya Savasi'ndan sonra Kibris, Ege Adalari ve Balkanlar'dan Anadolu'ya göç baslatilip yerine Hiristiyanlar dolduruldu. 10 Ocak 1923'te Lozan Konferansi'nda Ismet Inönü biraz direnseydi Patrikhane'nin Istanbul disina nakli için hazirlik yapmislardi. Ama Yunan kültürünün asiri hayrani Ismet Pasa diger delegelerin arzusunu hiçe sayarak Patrikhane'nin Istanbul'da kalisini kabul etti. Lozan'da bütün delegeler Patrikhane'nin siyasi kimliginden uzaklasarak sadece dinî faaliyetlerde bulunmasini kabul ettiler. Lozan'da agirligini hissettiren ABD gözlemcisi Richard Child ve Ingiliz Heyeti Baskani Lord Curzon Ismet Pasa'ya: "Türkiye'nin iç ve dis ticari faaliyetlerinin ve bankacilik hizmetlerimizin yaninda, sanatta ve sosyal hayatta batililasmasinda Yahudi, Rum ve Ermeniler tarafindan yürütüldügünü, bunlarin sinirdisi edilmesi halinde Türk ekonomisinin felce ugrayacagini ve bu kadar büyük kitleyi sinir disi etmeye Türkiye'nin hakki olmadigini söyleyip Ismet Pasa'yi ikna ettiler. Anadolu'dan Yunanistan'a göç eden Rumlar'in çogu Türk asilli Ortodoks idiler. Yine Amerika El Paso Kütüphanesi'nden aldigim notlar arasinda Istanbul'da 15 yil yasamis Amerikali Amiral Colby Mehester'e göre: "O tarihte çogu Istanbul'da yasayan ve Patrikhane tarafindan korunan 30 casus Türkiye'de bulunuyordu." Batili dis politika uzmanlarina göre: "Türkiye'ye basta Orta Asya Cumhuriyetleri olmak üzere bütün Rusya Federasyonu bünyesinde ve özellikle Kafkas ülkelerinde Ortadogu'da, Avrupa'da ve Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve yine Yugoslavya'da bulunan ve çogu Türk asilli olan müslüman topluluklara Türkiye tarihi ve tabii sorumluluklari bakimindan sahip çikabilse yeterli lobicilik faaliyetlerini yürütebilse dünya devletleri nezdindeki agirligi ve itibari bir kaç misli artacak.

    Patrik Bartholomeos Selanik ve Iskeçe'de dört günlük ziyaret esnasinda Yunan Içisleri Bakani Teodoros Pangolos ile görüstü. patrikhane ile Yunanistan, Amerika Ortodoks kilisesi Baspiskoposlugu'na Spiridon'un tayinine tepki göstermis ve Yunan Disisleri Bakanligi'nin her yil yaptigi ödenek kesilmisti. Görüsmeden sonra Pangolos "Patrikhane'nin varligi faaliyeti ve ilgisine tesekkür ederim" derken Bartholomeos ise: "Pangolos'tan Yunanistan'i Patrikhane'ye ilgisinin gelecekte de devam edeceginin teminatini aldim" demistir. Pangolos ayrica "Patrikhane'nin günümüzde ruhî ve zihnî ihtiyaçlara cevap vermek için büyük imkanlari vardir. Buna paralel olarak helenizmin kültürel kisiligimizin temel unsurlarindan olan geleneklerimizin korunmasini saglayan bir müessese olarak Patrikhane'den ümitleri vardir" demistir. Heybeliada'daki papaz okulu 1971 yilinda askeri dönemde çikarilan özel üniversiteleri yasaklayan, devlet üniversitesine dönüstüren kanun ile kapatilmistir. Sonradan özel üniversitelerin devlet denetiminde olma sartiyla açilmasina izin verilmisse de Patrikhane, devlet denetimine karsi çikmaktadir. Su andaki Patrik Heybeliada Papaz Okulu'nu yeniden gündeme getirmistir. ABD'ye iki aylik ziyaretinde bunu Clinton basta olmak üzere Türkiye'de sikayet edecektir. Imam Hatipler'in orta kismi kapatilmistir. Yakinda Heybeliada Papaz Okulu fakülte hatta üniversite olarak açilirsa sakin sasirmayin. Çünkü Cezayir daha dogrusu Suriye'deki gibi mezhep ve ateist azinliga dayali dikta rejim pesinde olan bazi güçler dinlere degil Islam'a düsmandir.

    Bizans Imparatorlugu hayali ile yanip tutusan Fener Rum Patrigi Bartholomeos ile birlikte Rahmi Koç, uluslararasi silah tüccari Aga Han, Dünya Yahudi Cemaatleri temsilcileri, bir yigin Yunanli çevre bilimci ve isadamlarindan mütesekkil 400 kisilik bir heyet "Bilim ve Çevre Sempozyumu" adi altinda Karadeniz'i kurtaralim slogani ile Pontus hayali gündeme getirildi. Bu heyetin süper lüks "Eleftherios Venizelos" adli gemi ile yolculuklari ayri bir mesajdir.

    1996 yilinin 15 Agustos'unda Kutsal Sümele Yortusu'na denk gelen Karadeniz Helen topluluklari 1. Kongresi yapilmistir. 20 Eylül 1997'de ise Karadeniz'i kurtaralim slogani ile Pontus gündeme getirildi. Yorgo Andreadis kitap gelirlerini ve Yunanistan'daki bir vakif Sümela Manastiri'na, Foça Müzesi'ne yardim ediyor ve Tonya Lisesi'ni birinci bitirene burs veriyor. Gemideki 400 kisiyi devlet bakani karsiladi. Bu 400 kisi Ayasofya ve Bizans eserlerini gezdikten sonra Patrikhane'ye gittiler. Türkiye Cumhuriyeti kanunlarina ve Türkiye'nin taraf oldugu (Lozan dahil) uluslararasi anlasmalara göre Istanbul Valiligi ve Fatih Kaymakamligi'na bagli Rum kökenli 3 bin civarinda vatandasin dini lideri olmasi gerekirken 270 milyon Ortodoks'un lideri rolünü oynamaktadir. Yunanistan S-300 füzeleri ile güneyden gösterip kuzeyden vurmaktadir. Patrik'in burnu dibinde Haliç dururken Trabzon'da isi ne? Kaldi ki, Karadeniz Trabzon'dan kirlenmiyor! Karadeniz turu aslinda Megalo Idea turudur. Odessa'da Fener Patrigi Bartholomeos ile Rus Otodoks (Moskova) Patrigi Alexy II "ortodoks birligi" için görüsmüslerdir. Baris treninin yapamadigi bu sempozyum ile yapilmistir. Amaç Karadeniz'i temizlemek degil Ortodoks dünyasina mesaj vermektir. Türk-Ortodoks Patrikhanesi Baskani Selçuk Erenerol, "Bartholomeos'un niyeti ortodoks dünyasinin lideri olmaktir. Bu sempozyum da çevre kilifi adi altinda düzenlenmis ekümenlik zirvesidir" demistir.

    Selanik'te düzenlenen 4. Dünya Pontus Helenizm Kongresi basarisizlikla neticelenmistir. Kuzey Yunanistan, Güney Yunanistan, Avrupa Pontuslular ve eski Sovyetler Birligi'nden göç eden Pontuslular'i temsil eden dernekler katilmistir. Yunanlilar'in eski Yunanlilar ve Bizans'la ilgisi olmadigi gibi Pontus'la ilgisi yoktur. Amerikali yazar Alfred Duggan King of Pontus isimli kitabinda "Pontus Krali'nin hiç birinin Yunanlilar'la ilgisi yoktur. Hepsi kendilerini Anadolulu saymislar, Anadolu'nun bütünlügü ve bagimsizligi için çalismislardir" demektedir. Milliyetçi gençler sempozyuma degil Yunanistan'in Pontus'u yeniden kurma amacina hizmet ettigi için tepki göstermislerdir. Istanbul ve Çanakkale Bogazlari'ni tek idare altinda özerk kurulus teklifinin altinda da da Bizans hayali vardir. Fener Ortodoks Patrigi, 19 Ekim 1997'de bir ay süren bir resmi gezi yapacaktir. ABD Baskani Bill Clinton ve Disisleri Bakani Madeleine Albright ile görüsecek. ABD'de 1.5 milyon Rum azinligi vardir. Beyaz Saray'da 3 saat kalacak olan patrige Kongre "Altin Madalya" verecek. Beyaz Saray ve Kongre'de sayili devlet adami için düzenlenen bir agirlama programi hazirlanmistir.

    Fener Rum Patrikhanesi'nin uluslararasi nitelikte organizasyon yapmasina "patrigin ekümenlik kimligini tescil olur" gerekçesiyle bugüne kadar izin verilmiyordu. 1997 yilinda Rahmi Koç'un ve Edinburg Dükü Prens Philip'in (Yunan asillidir) himayesinde Patrikhane'nin "Çevre Toplantisi" adi altinda uluslararasi bir toplanti yapmasi için gayret harcandi. Içisleri Bakani'nin vermedigi izni Süleyman Demirel'in sagladigi sayiasi vardir. Heybeliada'daki toplanti "Patrikhane'nin bagimsizligi için adim" olarak degerlendirildi.

    Sempozyuma katilanlari tasiyan Yunan gemisinin adinin Venizelos olmasi elbette rastlanti degildir. Venizelos, 1919'da Anadolu'yu isgal için Yunan ordusunu Izmir'e yollayan basbakandir. Ayni tarihte Rumlar'i ayaklandirip Pontus devletini kurmak için Trabzon ve Samsun'a 100 subay yollayan kisidir. Fener Rum Patrikhanesi öncülügünde 20-28 Eylül 1997 tarihinde gerçeklestirilen "karadeniz'i Kurtarma Çevre Kirliligi" kilifi sempozyumunun ardinda Pontus hayali bulunuyordu. Devletin resmi haber ajansi (A.A)'nin bir haberine göre sempozyuma katilanlara Karadeniz'i "Pontus Gölü" olarak gösteren haritalar dagitilmistir. bu haritada yer alan kentler rumca isimlerle gösterilmistir. Trabzon "Trapezus olarak gösterilmektedir. Sempozyum'u düzenleyen komite tarafindan dagitilan programda Fener Rum patrigi evrensel (ekümenik) patrik olarak gösterilmektedir. Inancini yasamaktan baska bir gayesi olmayan bürokratlara kiyim yapanlar ve kiyim için emir verenler bu ihanet belgesi karsisinda susmaktadirlar. Trabzon'da Rum Halk oyunu (Pontia Dansi) yapan ekip yoktur. Bu dünya kamuoyunu aldatmak için bir yalandir. Sempozyum'da Ortodoks patrigi Bartholomeos için "the ecumenical patriarch" (Evrensel patrik) tabiri kullanilmistir. Yunan Istihbarat Teskilati Pontus propagandasi için bu sempozyum senaryosunu hazirlamistir. Venizelos Gemisi'nin Pontuslu Rumlar'in göç ettigi Batum, Yalta, Odessa, Köstence, Varna ve Selanik'e gitmesi manidardir. Bu teskilat, amacinin disina tasarak dagittigi haritalarda Karadeniz'i "Pontus Gölü" olarak göstermesi düsündürücüdür. Ege'yi gaflet ve hatta bazilarinin ihanet derecesine varan ihmalleriyle Yunan Gölü yaptiranlar simdi de Karadeniz'in "rum Gölü"ne dönüsmesi hayaline Bati'ya sirin görünmek ugruna seyirci mi kalacaklar? S-300 füzelerine gösterilen hassasiyetden daha fazla Patrikhane'ye dikkat edilmelidir.

    Padisah Ikinci Mahmud'un fermani ile idam edilen Patrik II. Gregorios'un (Nisan 1821) rus Çari Ikinci Nikola'ya yazdigi mektup özetle söyledir: "Türkler'i maddeten ezmek ve yikmak mümkün degildir. Türkler, Müslüman olduklari için çok sabirli ve mukavemetlidir. Gayet magrurdurlar ve izzet-i iman sahibidirler. Bu hasletleri, dinlerine bagliliklarindan, kadere riza göstermelerinden, an'anelerinin kuvvetinden, padisahlarina olan ita'at duygularindan gelmektedir. Türkler zekidirler ve kendilerini müsbet yolda sevk ve idare edecek reislere sahip olduklari müddetçe de çaliskandirlar. Onlarin bütün meziyetleri, hatta kahramanlik ve secâ'at duygulari da an'anelerine olan bagliliklarindan, ahlâklarinin saglamligindan gelmektedir. Türler'de evvelâ ita'at duygusunu kirmak ve ma'nevi baglarini parçalamak, din saglamligini zayiflatmak icâp eder. Bunun da en kisa yolu, millî geleneklerine ve manevîyatlarina uymayan harici fikirler ve hareketlere alistirmaktir. Manevîyatlari sarsildigi gün, Türkler'in kendilerinden seklen çok güçlü, kalabalik kuvvetler önünde zafere götüren asil kudretleri sarsilacak ve maddî vâsitalarin üstünlügü ile yikmak mümkün olabilecektir. Bu sebeble Osmanli Devleti'ni tasfiye için mücerred olarak harp meydanlarindaki zaferler kâfi degildir. Yapilacak olan; Türkler'e birsey hissettirmeden, bünyelerindeki tahribati tamamlamaktir."

    Kur'an-i Kerim kurslari ile Imam-hatipler'in kapatilmasinda Patrikhane'nin rol oynadigi söylenmektedir. Patrik her gittigi yerde ve Patrikhane'yi ziyaret eden her Batili devlet adam ve digerlerine; "devletin kontrolü disinda çok sayida dinî egitim kurslari bulunmakta, 5200 Kur'an-i Kerim kursunda 290 bin ögrenci egitim görmektedir" sözleri bilhassa Ingiliz heyeti ve diger Batili ülkelerce Türkiye'deki yetkililere ve bazilarina baski yapilarak Imam-Hatipler'in orta kismi kapatilmis ve Kur'an-i Kerim kurslarinin çogu kapatilmistir

    1993 Agustos'unda "Sümelali Meryem Ana Vakfi"nin düzenledigi toplantida konusan o tarihteki Yunan Basbakani Mitsotakis sunlari söylemistir: "Anadolu'daki helenizmin bu bölgedeki köklerinden kopmasindan 70 yil sonra, milletimizin tarihinde bir daha böyle bir trajedi yasamamasi için dua etmeliyiz. Dedelerimiz, Pontus topraklarina dönüs hayalini size miras birakarak öldüler. Bu mirasi kalbinizin içinde koruyun. Pontus'u ve kökeninizi asla unutmayin. Kaybedilmis vatanin anasi, helen irkinin en güzel idealleri ile bagdasmistir..."

    Son Karadeniz'i Kurtarma maskeli gezi ve sempozyumu yukaridaki sözlerin isigi altinda degerlendirmek gerekir. Patrikhane ile ilgili yillardir basinda yazarlar gerekli ikazlarini yapmislar, ama hükümetler bu ikazlara kulak asmamislardir. Kiymetli yazarimiz Ahmet Kabakli, 12 Agustos 1993 tarihli "Ortodoks Ajani Yakovas" baslikli yazisinda: "Günlerden beri, Ayhan Songar (rahmetli) ve Özfatura dostlarimla birlikte, dünya ortodoks ittifakindan, bize gelmis ve gelecek olan kötülükleri yaziyoruz... Hükümet, derhal en sert tavrini takinarak, Fener Patrigi Bartholomeos'a haddini bildirmelidir. Ayrica ABD ortodokslari ile Yunanistan ve Sirbistan'in kara cübbeli ajani olan (Türkiye'den vatana ihanet dolayisiyla kovulmus) Yakovas'i da artik Türkiye'ye sokmamalidir..." Maalesef bu gibi ikazlara ragmen Patrik'in ekümenik sevdasina seyirci kalinmistir.

    1990 yilinda Patrik Dimitrios'un ABD gezisi krize sebeb olmustu . Bartholomeos'un 2 aylik ABD gezisi ise basimiza nice dertler açacaktir. Fener Patrigi Selanik'te Devlet Baskani töreniyle bizzat Yunan Cumhurbaskani tarafindan karsilandi. Patriklerin ekümenik olmak için faaliyetleri ciltlerle izah edilebilir.

    1994 yilinda bir sempozyumda Türk Ortodoks patrigi Selçuk Erenerol sunlari söylemisti: "Barhtolomeos, ekümenikal patrik ünvanina sahip oldugu takdirde, ilk icraat olarak ruhban okulunu (Halki Teoloji Okulu) açacaktir. Ruhbanlar için Türkiye Cumhuriyeti vatandasi olma mecburiyeti kalkacak, dolayisiyla disaridan ögrenci ithal edecekler. En korkulan nokta ise bunun Vatikan usulü olmasidir. Bu noktaya gelindigi an "Istanbul bizimdir" deyip mal varliklarini talep edecekler. Zaten Istanbul için Konstantinopol lâfini kullanmalari da bugünlere hazirlik yaptiklarini gösteriyor. Atina'da Istanbul'daki Rum mal varligi ile ilgili çalismalar vardir. Münasip zamanda La Haye Adalet Divani'na gideceklerdir. 1995'den sonra Ortodoks Fener Rum Patrikhanesi "han" olmustur. Yunanistan eski kralinin torununun vaftiz merasimi, ayinler perdesi altinda ABD Disisleri Bakan Yardimcisi Richard Holbrooke, Rus gizli Istihbarat (KGB) sefi Sergei Stepasin, Uluslararasi Rotary Klübü Baskani Bill Huntery ve bu klüb üyeleri, Rusya'dan 5 kisilik milletvekili heyeti, ABD Rum lobisi ileri gelenleri, Vatikan'dan kardinal Cassidy, Vatikan Hiristiyanlarinin Birligini Gelistirme Komisyonu Baskani Kardinal Edward Cassidy baskanliginda bir heyet, (FIM) "Fortier Intershin in Mission" uluslararasi Esgüdüm Komitesi Toplantisi ve yüzlerce ziyaretçi...

    Lozan'da Patrikhane'nin sadece dinî bir kurum hüviyetinde kalacagina dair taahhüt üzerine Patrikhane Istanbul'da birakildi. Lozan öncesi Cumhurbaskani Mustafa Kemal, Fransiz Le Journal Gazetesi'ne verdigi beyanatta: "Bir fesat ve hiyanet ocagi alan, ülkede ayrilik ve ihtilaf tohumlari saçan, Hiristiyan hemsehrilerimizin huzur ve refahi için de ugursuzluk ve felaket sebebi olan Patrikhane'yi artik topraklarimizda barindiramayiz..." Türkiye disinda Türkiye aleyhine yapilan gösterilerde ortodoks kilisesi ve papazlar ön safta yer almaktadirlar.

    "Kartelci Basin", "Din, Bilim ve Çevre" maskeli sempozyuma tepki gösterenleri ilkellik ve gericilikle suçlarken; pontus ve bizans hayallerini hortlatma amaci tasiyan ve belgelerle (haritalarla) ispatlanan bu hareket karsisinda susmus, dolayli olarak destek vermistir. Yunan "To Vima" gazetesinde 20 Eylül 1995 tarihli "Patrikhane ve Türkiye'nin Gerçek Siyasi Çikarlari" baslikli yazi sinda; "BM, Avrupa Parlamentosu, Dünya Kiliseler Birligi Konseyi, dünyadaki bütün ortodoks kiliseler, ABD Baskani, Papa (Vatikan), Patrikhaneyi ortodokslarin merkezi olarak kabul ediyorlar..." diyerek Türkiye'nin de bu gerçegi kabul etmesini istemektedir. Maskeler düsmesine ragmen yetkililer halen uykudadirlar. Trabzon'da Patrik'e tepki gösterenler bu vatani seven genç kisilerdir. Asil onlari kinayanlarin halleri utanç vericidir. Günaydin Gazetesi'nde "papaz"in Istila Seferi", "Papazi Bakan Karsiladi" ve "Sevr'e Direnis Suç Oldu" mansetleri yüzlerce yaziya bedeldir. Venizelos Gemisi'nin ilk olarak Trabzon'a gelisi dagitilan haritada pontus devletinin baskenti Trabzon gösterildigi içindir. Ve su anda bölgede yasanan terör olaylari bu zemini hazirlamak, bölgeden Dogu ve Güneydogu Anadolu'da oldugu gibi halki göçe tesvik ederek bilahare buralara Rum ve Ermeniler'i yerlestirmek içindir. Bu katliamlari gerçeklestirenler Rum, Ermeni asillidirlar. Çok sayida Kibrisli Türk'ü katleden EOKA'nin kurucusu Grivas, tegmen iken Venizelos'un Samsun ve Trabzon'a Pontus için yolladigi 100 subaydan biridir. Venizelos gemisinde bulunun Avrupa Komisyonu Baskani Jacgues Santer, bir Yunan hayrani olup Türkiye'yi Yunanistan'in bir parçasi gibi gören bir Türk düsmanidir .

    Devlet kadrolarindan inançli ve inanci geregi namaz kilan, içki içmeyen ve haramlardan sakinanlara rejim düsmani gözüyle bakilarak cumhuriyet tarihinde görülmeyen kiyim yapilmaktadir. Bu ise Türkiye üzerine ilahi gazaba davetiyedir. Bazilari Türkiye'yi Cezayir, dogrusu ise Suriye misali bir diktaya götürmek isterken; milletlerarasi siyasi ringte Türkiye üzerinde gözü ya da hesabi olanlar son raunt için Türkiye üzerine hazirlanan yüzlerce senaryo içinde rol almaktadirlar. Islam'a ve onu yasayanlara düsman gibi görünenler istemiyerek te olsa, art niyetli olmasalar da fiilleri; Yunanistan'in Megalo Idea'sina, Rusya'nin ortodoks kusatmasina, Suriye'nin Büyük Suriye (Iskenderun ve bazi illerin Suriye'ye ilhakina) Büyük Ermenistan, Nil'den Firat'a Büyük Israil projelerine yardim etmekle esdegerdir. Dis politika bir satranç oyunudur. Türkiye'de Islamiyet ve Islamiyet'i yasayanlar hizla tasfiye edilirken, Yunanistan siyasî satrançta ortodoks dinini ve din mensuplarini, Patrik dahil dindarlarini ön plana çikartmistir.

    Patrik Bartholomeos Anayasa, Lozan Antlasmasi, 3335 Sayi ve 26.3.1997 tarihli yasa, 2908 sayili Dernekler Kanunu, Türk Medeni Kanunu'na göre kurulan Vakiflarin eylemlerini düzenleyen 25.7.1970 tarih ve 7-1066 sayili Tüzük'e göre Bakanlar Kurulu'nun izni olmadan uluslararasi faaliyetler yapamaz. Ama Patrik bu yasalari çignemekte serbesttir. Hayatini bu ülkeye adayan bir aydin, namaz kildigi için kiyima ugrarken Patrik'ten Devlet Bakani, Trabzon'daki gösteri için özür dilemektedir.
#20.09.2005 17:37 0 0 0
  • Osmanli Padisahlari neden hacca gitmemislerdir ? Genç Osmanin öldürülmesinde hacca gitmek istemesinin rolü var midir ?

    Bu soru çokça sorulmaktadir. Ancak bu sorunun cevaplandirilacagi en güzel yer, II. Osman meselesidir. Zira II. Osmanin katli olayinda bu sorunun cevabi da verilmistir. Evvela haccin farz olmasinin sartlarini özetleyelim: Müslüman olmak; akilli olmak; ergen olmak; hac yolu için hem gida ve hem de yol masraflarini karsilayabilecek kadar zengin olmak; haccin farz oldugunu bilmek; yol emniyeti bulunmak.

    Bu kisa izahlardan sonra, Osmanli Padisahlarinin neden hacca gitmediklerinin cevabini arayalim :

    1) Islâm Hukukuna göre, cihâd, Müslümanlar için farz-i kifâyedir. Bu sebeple fert olarak bir Müslüman, açik bir düsman tehlikesi bulunmadigi müddetçe, farz-i ayn olan hacci farz-i kifâye olan cihâda tercih edebilecektir. Cihâd, fert olarak Müslümanlarin hac ibadetine engel olmayacaktir. Bunun tek istisnasi, düsmanin bertaraf edilebilmesi için hacca gidecek Müslümanlara da ihtiyaç olmasidir. Iste bu noktada halife ve sultânlarin hükmü, Müslüman fertlerden farklidir ve onlar için cihâd yani düsmanlarin hücumunu bertaraf ederek Müslümanlarin emniyetini saglamak ve bunun için gerekirse savasmak, farz-i ayndir. Hz. Peygambere hangi amelin daha faziletli oldugu soruldugunda, sirasiyla, Allaha ve Peygamberine iman, Allah yolunda cihad ve hacc-i mebrûr cevabini vermistir. Sebebi bellidir; Müslümanlarin canini, malini ve namusunu korumak hukukullah da denilen kamu haklarindandir; yani cemiyete ait bir ibadettir. Bazan kamu haklarindan olan bir mesele, sahsî farzlardan daha ehemmiyetli hale gelmektedir. Iste burada da durum budur.

    Osmanli Padisahlarinin II. Selime kadar gelenlerinin tamami, ömürlerinin yarisini Allah yolunda cihâd için seferlerde geçirmislerdir. Üzerlerine farz-i ayn olan ve hukukullah mahiyetinde bulunan cihâdi ve nizâm-i âlemin devamini, sahsî farz olan hacca tercih etmeleri için, Seyhülislâmlar fetvâ vermislerdir. II. Bâyezid Amasyada vali iken hacca gitmeye niyetlenirken, sadrazam ve diger devlet erkâninin imzasi ile gönderilen mektupta, hemen gelip tahta geçmesi gerektigini, hacca gitmeyi halka ve devleti idare etme isi olmayanlara birakmasi icab ettigini tavsiye etmisler; aksi takdirde düsmanin cesaretlenerek Müslümanlara saldirmasina sebep olacagini ikaz eylemislerdir.

    Ayni sekilde israrla hacca gitmek isteyen ve bu niyetinin bedelini caniyla ödeyen II. Osmana, Kayinpederi ve Seyhülislâm olan Esad Efendi aynen su fetvâyi vermis ve fikihtaki bu hükmü özetlemistir: "Padisahlara hac lâzim degildir; oturup adl eylemek evlâdir. Câiz ki, bir fitne zuhûr eyleye". Verilen bu fetvâyi tasdik eden asrinin kutbu Aziz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri de, II. Osmani fetvâya uymasi için ciddi ikaz eylemistir. Hatta bu meseleden dolayi Padisahin askeri tahrik ettiniz tarzinda tahkirine hedef olan ve sonradan Seyhülislâmlik makamina gelen Yahya Efendinin ifadeleri de tamamen fikhin ölçülerine uygundur:

    "Padisahim! Hâsâ ki, ulema duacilariniz eskiyayi tahrik ede. Ancak içten gelerek bu niyetinizi istemezdik. Sebebi budur ki, ecdadiniz etmemisler, bu tarike gitmemisler, günahimiz varsa ol kadarcadir."

    Nitekim halk ve asker arasinda yayilan dedikoduyu özetleyen su cümleler de meseleyi açiklamaktadir:

    "Nizâm-i âlem içün padisahlar hacci terk edegelmistir. Düsmanin ortaya çikmasi ve düsmanlarin memleketi karistirma ihtimali var iken, Memâlik-i Mahrûseyi koyup gitmek hatadir.".

    2) Bazi Islâm hukukçulari, bedeni sihhatli olma sartini açarak, sihhatli olsa bile tutuklu olma veya kendisini hacdan alikoyan zâlim idareciden korkmanin da haccin edâsini engelleyecegini ifade ederken, sultân ve o manadaki devlet yetkililerinin de mahbus yani tutuklu gibi kabul edilecegini; sadece beytülmal disinda kendine ait malindan haccin farz olacagini ve bu özür devam ettigi müddetçe ölünceye kadar hacca gidemeyebilecegini hükme baglamislardir. Günümüzdeki gibi ulasim imkânlarinin gelismedigi ve bir hac görevinin en az üç ay sürecegi bir asirda, Osmanli Padisahlarinin hacca gitmeleri gerektigini düsünmek, Islâm Hukukunu bilmemek olur. Kaldi ki, ömürlerinin yarisini cephede geçiren Padisahlarin, neden Misira kadar cihâda gidip de hacca varmadiklari da ileri sürülemez; zira ordunun basinda mücahid bir komutan olarak sefere giden padisahla, kendi sahsî ibadeti için üç ay memleketini yalniz birakan padisah bir tutulamaz. Bunun en müsahhas misâli II. Osmana karsi askerin ve hatta halkin duydugu tepkidir. Islâm âlimleri, haccin sartlarindan olan yol emniyetini ihlal eden Karamita grubunun isyani sebebiyle, 326/937 tarihinden itibaren 20 yil kadar haccin farz olmadigini, çünkü yollarda anarsi yasanabilecegini ifade etmislerdir.

    Özetle Osmanli Padisahlarina dinen bizzat hacca gitmeleri farz olmamistir. Ancak kendi yerlerine bedel olarak baskalarini mutlaka göndermislerdir. Ayrica Sultân Abdülazizin gizlice tebdil-i kiyafet ederek hacca gittigi söylenmektedir. Ancak elimizde bunu dogrulayacak bir vesika bulunmamaktadir .
#20.09.2005 17:34 0 0 0
  • XV ve XVI. ASIRLARDA OSMANLILARDA ILMI HAYAT

    Toplumlarin, düsünce, anlayis ve davranislari üzerinde büyük ölçüde etkisi oldugunu bildigimiz dinler, onlarin, daha önce bagli bulunduklari sistem, anlayis ve hareketlerini de degistirirler. Nitekim, Müslüman olmadan önceki anlayis, davranis ve hareketleri ile Islâm dinini kabulden sonraki hareket ve anlayislari arasinda büyük farkliliklar bulunan Türkler'deki bu degisikligi, ancak din faktörü ile izah edebiliriz.

    Islâm medeniyeti içindeki yerlerini aldiklari andan itiaren, hareket ve müesseselerini bu dinin emir ve prensiplerine uydurmaya çalisan Müslüman Türkler, bu sâyede ilmin gelismesine hizmet etme imkânina kavustular. Gerek Osmanli öncesi, gerekse Osmanli döneminde böyle bir gelismeye hizmet etmek, Islâm'in ilme verdigi degeri anlamakla mümkün olmustur. Bu bakimdan, Osmanlilari, XV ve XVI. asirlarda ilim ve bunun sonucu olarak ortaya çikan gelismelere yönelten faktörden, baska bir ifadeyle Islâm'in ilme verdigi degerden biraz bahsetmek istiyoruz. Böylece, Osmanli dünyasinin her bakimdan gelisme gösterdigi bu asirlardaki uygulamalarinin ilmî hayata yansimasini ve sebeplerini görmüs olacagiz.

    Bilindigi gibi Kur'an, ilk âyeti ile ögrenmeyi emreden bir dinin kitabidir. Bu Kitab'in gönderildigi peygamber de ümmetine bu yolda talimat veriyordu. Kitab ve Sünnet'in okuma ve ögrenme ile ilgili emirlerini gözönünde bulunduran Müslümanlar, daha Islâm'in ilk yillarindan itibaren ögrenmek için bütün imkânlarini seferber ediyorlardi. Baslangiçta bu imkânlar, daha ziyade dinî alanda kullaniliyordu. Zira bu bilgilerin bir kismi günlük, bir kismi haftalik, bir kismi aylik, bir kismi da senelik ibâdetleri için gerekliydi. Bu bilgiler olmadan ibâdet yapilamazdi. Bununla beraber, ibâdetler için gerekli olan bilgilerin sadece dinî bilgiler olmadigini da belirtmek gerekir. Zira namaz kilmak veya oruç tutmak isteyen bir Müslüman, basini yerden kaldirip gökleri arastirmak ve ay ile günesin hareketlerini ta
#20.09.2005 17:32 0 0 0