kurtjara

kurtjara

Üye
18.02.2005
Teğmen
16.884
Hakkında

#17.03.2005 20:13 0 0 0
#17.03.2005 20:09 0 0 0
#17.03.2005 20:07 0 0 0
#17.03.2005 20:01 0 0 0
#17.03.2005 19:58 0 0 0
#17.03.2005 19:55 0 0 0
#17.03.2005 14:50 0 0 0
  • Ersun Yanal, aylar önce radikal bir karar aldı, Hakan Şükür'le, Milli Takım'ın yollarını ayırdı. Türk futbolunun en büyük uluslararası gol markasının kadroya davet edilmeyeceğinin açıklanması, elbette toplumda yadırganan bir uygulamaydı. Bu kararın derindeki nedenleri hiçbir zaman açığa çıkmadı, çıkarılmadı. Hepimizin duyduğu, bildiği, kimimizin tanık olduğu bazı gerçekler yok sayıldı. Milli Takım Teknik Direktörü, ciddi anlamda başına dert açan bu kararının arkasında ısrarla durdu, geri adım atmadı. Gerekçesini de sportif nedenlere bağladı: "Taktik anlayışımıza uymuyor. Biz Milli Takım'da yeni bir hücum anlayışı deneyeceğiz". Bu görüşe katılırsınız, ya da katılmazsınız... Ama saygı göstermek durumundasınız.
    Hayır, Yanal'ın Hakan Şükür kararına saygı göstermeyi bilemedik, beceremedik. Başka dünya ülkelerinde birçok yıldız teknik direktör kararıyla milli takımın dışında kalırken böylesine büyük ve derin kavga çıkarmadı. Biz bu kararı kavgaya dönüştürdük.

    Kurban ediyoruz
    Sürekli sorun yaratan, sorun çıkaran ve kamuoyu önünde bunları tartışıp bunlarla beslenen Hakan Şükür, Yanal'ın kararı karşısında yine de masum sayılabilecek kadar yumuşak bir tavır sergiledi. Sesini yükseltmedi, tepkilerini tırmandırmadı. Bu işi medyaya bıraktı. Medya, biliyorsunuz , aylardan beri kendi misyonunun çok ötesine taşarak Hakan Şükür'ü Milli Takım'a almamanın bedelini Ersun Yanal'a ödetmeye çalışıyor.
    Türkiye Futbol Federasyonu ile Yanal'ın bağlarını koparmayı denediler, olmadı. Baskı altına alıp yüklendiler, yine olmadı. Teşvik primi dosyalarını açarken, (varsa ) verenin - alanın topluca oluşturduğu kirliliğin içinden sadece Ersun Yanal'ı çıkarıp kurban etmek istediler, yine tutmadı.
    Şimdi görüyorum ki Maliye, Ersun Yanal'la ilgili bir araştırma - soruşturma başlatmış...
    Hepimizin, her Türk vatandaşının kaçamayacağı, seve seve kabul etmesi gereken denetleme mekanizması, Ersun Yanal üzerinde yoğunlaşmış durumda... Teşvik dosyalarını bir çıkış noktası olarak kabul eden Maliye, elbette görevini yapıyor. Keşke sadece Milli Takım Teknik Direktörü'ne değil, her Türk vatandaşına aynı duyarlılıkla ulaşabilse. Maliye'nin tavrını kesinlikle kınayamayız. Bu bir doğal denetleme, kaçamayız, kaçmamalıyız. O teşvik dosyalarıyla Yanal'ın harcanması için düğmeye basan Hakan Şükür taraftarları ve Hakan Şükür'le aynı dünya görüşünü paylaşan bazı grupların, Milli Takım'ın tam da Arnavutluk ve Gürcistan maçları öncesine denk gelen bu denetleme - soruşturma eylemini muhteşem bir zamanlama örneği olarak alkışlamaları da çok doğaldır elbette.

    Alışkanlıklarımız
    Doğal olmayan, bizim sportif kültürümüzdeki kirliliklerdir. Futbol anlayışımızdaki tutarsızlıklardır. Futbola buncasına emek, zaman ve para harcayıp her karar ve uygulamadan paranoyak yorumlarla ille de kavga üreten sadist ya da mazoşist alışkanlıklarımızdır.
    Ersun Yanal, Galatasaray'ın maçlarına elbette küfür işitmemek, hakarete uğramamak için gitmiyor, hesap soruyoruz. İyi oynayan, form grafiği yükselen Ayhan için bakan aracılığıyla "Bunu Milli Takım'a al" mesajları veriyoruz.
    Bir yandan tüm mal varlığı ile soruşturma - denetleme sorularına yanıt vermeye hazırlanan Ersun Yanal, bir yanda da Türkiye'nin Dünya Kupası'na katılabilmesi için son şanslarını en iyi biçimde kullanmasını beklediğimiz Milli Takım Teknik Direktörü...
    Biz ikisine de vuruyoruz... Bel üstünden, bel altından...Önden, arkadan, kafadan!
    Galiba, sunağımıza yeni bir kurban arıyoruz!
#16.03.2005 22:46 0 0 0
  • Dünya ikincisi atletimiz Süreyya Ayhan'ın yılan hikayesine dönen cezası uluslararası krize doğru gidiyor. Cezada yapılan indirimin ardından gözler IAAF'a çevrildi

    Federasyon zorda
    MERKEZ Ceza Kurulu'nun Süreyya Ayhan'ın cezasını yarı yarıya azaltarak 1 yıla indirmesi Atletizm Federasyonu'nu Dünya Atletizm Birliği (IAAF) karşında zor duruma soktu. Edirne'de yaşanan olay sonrasında karar verme konusunda yitirilen zamanın ardından önce iki yıl olarak açıklanan ardından da bir yıla indirilen cezaya IAAF'nin vereceği tepki merakla bekleniyor. Dünya Atletizm Birliği, üyelik için başvuruda bulunan ülkelere şartlarını bildiriyor, yönetmelik ve talimatlarına uyacaklarına dair sözleşme imzalatıyor.

    En az iki yıl
    AYHAN'A uygulanan bir yıllık indirim sonrasında IAAF cezayı beğenmez ve CAS'a giderse (ki durum bunu gösteriyor) işler tamamen arapsaçına dönecek. CAS'ın Dünya Atletizm Birliği'ni haklı bulması durumunda tüm kozları eline geçirecek olan IAAF, Türkiye'ye karşı ihtar gönderme ya da üyeliği askıya alma gibi iki tercihten birini kullanacak. İkinci şık devreye girerse Türkiye çok zor durumda kalacak ve affedilene kadar uluslararası müsabakalara hiç bir sporcumuz katılamayacak.
#16.03.2005 22:38 0 0 0
  • Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, Divan genel kurulunda konuşurken, kazandığı tecrübeyi sık sık dile getirmiş... Eski yıllarda şampiyonluğun sadece saha içinde kazanıldığını sandığını, oysa artık tecrübeleriyle bu başarıyı sağlamak için saha dışında da çalışılması gerektiğini dile getirmiş.
    Sözlerinin arkasındaki gerçeklerin ne olduğunu merak ediyoruz.
    Elbette bir takımın şampiyonluğunda saha dışındaki etkenler de önemlidir...
    Aynı kulvarda koştuğun rakip takımların çelme yemesi için onların rakiplerini teşvik etmek, federasyonu ve organlarını baskı altına alarak gözlemcisinden hakemine kadar her kararı kendi lehine etkilemek, tehdit, şantaj, hile, rüşvet gibi etik dışı suç sayılacak yollara başvurarak savaş alanını temizlemek (!) gibi...
    Bir başka saha dışı çalışma da şudur: Başkan olarak kulübünüzdeki herkese güven verirsiniz. Onların huzur içinde çalışması için her türlü olanağı sağlarsınız. Özellikle parasal konularda dürüst ve şeffaf davranırsınız. Ödemeleri zamanında yaparsınız. Antrenman sahalarından stadyuma kadar her yerde temiz ve çağdaş koşullar oluşturursunuz. Kimseyle kavga etmez, işinize bakarsınız. Teknik adamı ve futbolcuları motive etmek için desteğinizi esirgemez, sinerji yaratırsınız. Herkesin saygı duyduğu, herkese ve her kuruma saygı duyan bir başkanlık portresi çizersiniz.
    Aziz Yıldırım, başkan olarak saha dışındaki bu yollardan hangisini kullandı ?
    Açıklasaydı, kimse tartışmaz, gerçeği de öğrenmiş olurdu.
#16.03.2005 22:34 0 0 0
#16.03.2005 18:09 0 0 0
  • Hakem sahaya giren taraftarı dövdü: Pişman değilim...
    Brezilyalı hakem Luiz Carlos Silva, sahaya girerek üzerine yürüyen bir taraftarı yumrukladı.
    Brezilya'daki America-Atletico Mineiro derbisinin hakemi Luiz Carlos Silva, maçın uzatma dakikalarında sahaya giren taraftarı yumrukladı. Yumruklaşma kadar ilginç olan ise ertesi gün Brezilya medyasına konuşan hakemin hiçbir şeyden pişmalık duymadığını söylemesi oldu. Her hareketini bilinçli yaptığını söyleyen Silva "Tekrar olsa yine aynısını yaparım. Çalışan bir adamım ve üzerime doğru gelen bir adamın yumruğunu yemem halinde işe gidemeyebilirim. Büyütmem gereken tam beş çocuğum var ve kendimi korumak zorundayım" diye konuştu. Kaçmayı düşünmediğini belirten kızgın hakem sözlerini şöyle sürdürdü: "Kaçsaydım kötü görünürdü. Bu utancı evde televizyondan beni izleyen çocuklarımla paylaşamazdım."
#16.03.2005 10:17 0 0 0
  • frisk alınganmış biraz, gerçi adamın başına son günlerde gelmeyen kalmadı hatırlarsanız şampiyonlar liginin bir maçında kafası yarılmıştı roma taraftarının attığı sert bir cisimle.
#16.03.2005 09:58 0 0 0
  • ama unutmamak lazım bura Türkiye...herşey yolunda giderken bir anda değişiyor herşey..yüzümüzün akıyla çıkarız inşallah.
#15.03.2005 22:37 0 0 0
#15.03.2005 18:44 0 0 0
#15.03.2005 18:32 0 0 0
  • İnsanoğlu yüzyıllardır bir topun peşinde koşuyor. Futbol, yedisinden yetmişine milyonlarca insanın izlediği ve oynadığı dev bir sektör. Dünyanın en popüler oyunu olan futbol, kayıt altına alınabildiği süre içinde birçok rekorlara da imza attı.
    Guinness Rekorlar Kitabı'na 31 futbol rekoru girdi. A.A muhabirinin derlediği bazı ilginç rekorlar şöyle:
    Brezilya ile Uruguay arasında 16 Temmuz 1950 tarihinde Maracana Municipal Stadyumu'nda yapılan Dünya Kupası finalinde, tribünlerde 199 bin 854 kişi vardı.

    EN ''ŞİŞKO'', GOL YEMEZ, GOLCÜ VE DENEYİMLİ KALECİLER

    Takım arkadaşlarının ''Fatty-Şişkocuk'' diye çağırdığı 1.90 metre boyundaki İngiliz Willie Henry Foulke, 141 kiloydu ve kalenin önemli bir bölümünü kaplıyordu.
    İspanya'nın Atletico Madrid takımında oynayan Abel Resino, 1 Nisan 1991 tarihinde yediği gole dek 1275 dakika (yaklaşık 14 maç) boyunca kalesinde tek bir gol bile görmedi.
    Paraguaylı kaleci Jose Luis Chilavert, kariyeri boyunca, çoğu penaltı ve serbest atıştan olmak üzere 54 gol attı.
    İngiliz kaleci Peter Shilton, 1390 maçla en deneyimli kaleci rekorunu kırdı.

    EN PAHALI OYUNCULAR

    Fransızların gözde oyuncusu Zinedine Zidane, Juventus'dan Real Madrid'e, 9 Haziran 2001 tarihinde 47 milyon sterline (bugünkü kura göre yaklaşık 90 milyon dolar) transfer oldu.
    İngiliz futbolcu Rio Ferdinand ise Haziran 2002'de, Leeds United'dan Manchester United'a transfer olurken, 46.9 milyon dolar alarak en pahalı savunma oyuncusu rekorunu kırdı.
    Barcelona Teknik Direktörü Louis Van Gaal'ın, 9 Ocak 2000'de yapılan Celta Vigo maçında yedek beklettiği takım kaptanı Pep Guardiola, kaleci Ruud Hesp, savunma oyuncusu Frederic Dehu, Hollandalı orta alan oyuncuları Frank ve Ronald de Boer kardeşler ile 1999 yılının ''en değerli oyuncusu'' seçilen Brezilyalı forvet Rivaldo'nun değeri 168 milyon dolardı. Bu oyuncular ''en pahalı yedekler'' olarak rekor kırdılar.

    GOLCÜLER

    Futbol otoriteleri tarafından gelmiş geçmiş en büyük futbolcu olarak gösterilen Brezilyalı Pele, 21 yıllık kariyerinde 1279 gol atarak en golcü futbolcu rekorunu kırdı.
    İngiliz William Ralph Dean, 1927-28 sezonunda, kupa maçları da dahil olmak üzere 82 gol atarak, bir sezonda en çok gol kaydeden futbolcu oldu.
    Amerikan Samoa ile yaptığı Dünya Kupası Eleme Grubu maçını 31-0 kazanan Avustralya Milli Takımı, böylece resmi maçlardaki rekoru eline geçirdi. Bu maçta 13 gol atan Archie Thompson, bir resmi uluslararası maçta en çok gol atan futbolcu olarak rekor kırdı.
    Japon futbolcu Masashi Nakayama, 1998 yılının nisan ayında yapılan 4 resmi maçta toplam 16 gol attı. Nakayama, 4 maç arka arkaya ''hat trick'' yapan tek futbolcu olarak tarihe adını yazdırdı.

    YENİLMEZLİK REKORU

    İngiliz futbolunun önemli takımlarından Arsenal, Premier Lig'de 7 Mayıs 2003'den 16 Ekim 2004 tarihine dek maçta hiç yenilmedi.
    Avrupada en çok kupa kaldıran takım, İspanya'nın güçlü ekibi Real Madrid. Real Madrid, 9 kez Avrupa Şampiyon Kulüpler, 28 kez lig, 17 kez İspanya ve 2 kez de UEFA Kupası'nı müzesine götürdü.

    ŞANSSIZ PENALTICI

    Arjantin Milli Takımı oyuncusu Martin Palermo, takımının Kolombiya ile yaptığı Amerika Kupası maçında kazanılan 3 penaltıyı da golle sonuçlandıramadı. Şanssız Palermo'nun ilk penaltısı direkten döndü, ikincisi kale direğinin yanından dışarı çıktı, üçüncüsü ise kaleci tarafından kurtarıldı. Palermo, uluslararası bir maçta en çok penaltı kaçıran futbolcu oldu. Maçı Kolombiya 3-0 kazandı.
    Alman futbolcu Lothar Matthaus ve Meksikalı Antonio Carbajal, 5'er kez Dünya Kupası'na katılarak en çok katılma rekoru kırdılar. Matthaus, çıktığı 25 karşılaşmayla Dünya Kupası'nda en çok maç yapan futbolcu rekorunu da kırdı.

    DÜNYA KUPALARININ EN YAŞLI VE EN GENCİ

    Kamerun Milli Takımı'nın kaptanı Albert Roger Milla, 1994 Dünya Kupası'na katıldığında 42 yaşındaydı ve dünya kupalarına katılan en yaşlı oyuncu rekorunu kırdı. Milla, Rusya ile yapılan maçta attığı golle dünya kupalarına katılan en yaşlı golcü rekorunu da elde etti.
    Kuzey İrlandalı Norman Whiteside, ülkesinin 17 Temmuz 1982'de Yugoslavya ile yaptığı Dünya Kupası maçına çıkarken 17 yaşındaydı ve dünya kupalarına katılan en genç oyuncu olarak tarihe geçti.
#15.03.2005 18:07 0 0 0
#15.03.2005 14:40 0 0 0