leoankaralim

leoankaralim

Üye
10.12.2004
Çavuş
2.111
Hakkında

  • Ölmeyi öğrendiğinde yaşamayı da öğrenmişsin demektir!"

    Bir dönem dünyayı sallamış bir efsane grup için ne hazin final!..Kurucularını çoktan toprağa vermişlerdi. Artık birbirlerini görmüyorlardı bile... "En küçükleri"nin ölüm döşeğinde buluştular son kez... Kim bilir nelerden konuştular. Çıkan ikili, gözyaşlarını sildi gizlice... Kalan, ölüm için saat saymaya devam etti.
    * * *
    Beatles'ın en genç üyesi (58) George Harrisson'ın beklenen ölümü bana Mori'yi hatırlattı. Mori Schwartz, hayat dolu bir üniversite profesörü... 1994'te vücudunda bir gariplik hissetmiş. 60'lık vücudu artık dans derslerini kaldıramayacak kadar bitkinleşmiş. Doktora gittiğinde yakında öleceği haberini almış: Hastalık Mori'yi tekerlekli sandalyeye bağlamış. Dersleri bırakmış, evdeki bakıcının kollarında bebekliğe yeniden dönmüş: Kucaklanıp kaldırılır, başkası tarafından yıkanır, poposu pudralanır olmuş. Düşünmüş o zaman: "Kendimi bırakıp yok olmayı mı bekleyeyim, yoksa kalan zamanımı en iyi şekilde değerlendireyim mi?" Sonunda ölümünden utanmamaya ve yaşamla ölüm arasındaki son köprünün bütün ayrıntılarını anlatmaya karar vermiş. Hayattaki son dersi, "kendi ölümü" olacakmış.
    * * *
    Önce sevdiklerini toplayıp, onlara bir "canlı cenaze töreni" düzenlemiş. Bizim ancak ölenlerin ardından yaptığımız sevgi konuşmalarını hayattayken dinleme ve gönlünce cevap verme şansını yaratmış. ABC televizyonunun ünlü haber sunucusu Ted Koppel'ın programına konuk
    olunca üne kavuşmuş. Dünyanın dört bir yanından mektup yazan, röportaja gelen insanlar ona "son yolculuk"u sormaya başlamışlar. Mori'nin bu sorulara verdiği yanıtlar Türkçede de yayımlandı. (Mitch Albom, "Öğretmenim Mori'yle Salı Buluşmaları", Boyner Y. 1997) Birbirinden ilginç o yanıtlardan benim aklımda kalan ders şu oldu:

    "Herkes öleceğini bilir, ama kimse buna inanmak istemez. Oysa öleceğimize inansak, bazı şeyleri farklı yapardık. İnsan ölmeyi öğrenince yaşamayı da öğrenmiş oluyor. Budistlerin yaptığını yap ve her sabah omuzundaki küçük kuşa sor:

    "'- O gün, bugün mü? Hazır mıyım? Olmak istediğim insan mıyım? Kariyer, iyi maaş, araba ve ev taksitleri... hayattan istediğim şey bu mu?"
    * * *
    "Şuraya uzanmış yavaş yavaş ölürken rahatlıkla söyleyebilirim ki, istediğin kadar güce ya da paraya sahip ol, yaşamı satın alamazsın" diyor Mori... "- Son bir 24 saatin olsa ne yapmak isterdin?" sorusuna ise herkesi şaşırtacak kadar sade bir cevap veriyor:

    "- Sabah kalkar, jimnastiğimi yapar, ardından çörek ve çayla kahvaltı eder, yüzmeye giderdim. Sonra arkadaşlarımı evde güzel bir öğle yemeğine davet eder, onlara ne kadar değer verdiğimi anlatırdım. Ardından ağaçlıklı bir bahçede yürüyüp renkleri, kuşları seyreder, doğayı içime çekerdim. Akşam sevdiklerimle bir restorana gidip yemek yer ve en güzel kızlarla tükeninceye dek dans ederdim. Ardından eve gelir mükemmel bir uyku çekerdim".
    * * *
    Sizin bunları yapacak vaktiniz var. Bütün yapmanız gereken arada bir omuzunuza bir bakış atıp sormak: "Bugün mü küçük kuş, bugün mü?.."
#10.06.2005 20:37 0 0 0
  • Gunes altinda soylenmedik soz yokmus..
    Bu yuzden geceleri soyluyorum sevdigimi..
    Ne gece ne gunduz yokmus soylenmemis soz..
    Bende soylenmisleri soyluyorum yeni bicimde..
    Hic bir bicim kalmamis dunyada denenmedik...
    Bende susuyorum sevgimi saklayip icimde....
    Duyuyorsun degilmi suskunlugumu nasil haykiriyor...
    Susarak sevgisini ilan eden cok var sevgilim...
    Ama bir baska seven yok benim sustugum bicimde.....

    A.NESİN
#10.06.2005 20:35 0 0 0
  • Yine odama çekildim uzandım yatağıma
    Başladım penceremden gökyüzünü izlemeye
    Yıldızlar her zamankinden daha parlak
    Benim yıldızım kıpkızıl duruyor
    Ateş parçası, ay parçası
    Gözümün bebeği çıkmış yine
    Bana eşlik etmeye
    Bekle dedim.

    Uzattım ellerimi, dokunmak istedim
    Bakışlarımla kızıllığını içmek istedim
    Doya doya...

    Yanına gitmek istedim
    Oturup birlikte ağlamak istedim
    Sarılmak istedim

    Ellerim havada kaldı
    Bakışlarım dondu birden
    Yüzüme düşen bir damla oluverdin sen...

    Yağdıkça yağdın üstüme
    Sen yağdıkça ben yandım
    Yandıkça gözyaşlarım sel oldu
    Aktı yüreğime,

    Beraber ağladık.
    Sensizliğe,
    Bensizliğe.
    İkimiz de varken,
    Sevdamızı öldürmeye...

    Beraber ağladık çaresizliğimize.
    Ve hasret yüreğimize....
#10.06.2005 20:26 0 0 0
  • Konu: Sen Vardın
    Sensizlik saplandı yüreğime.
    Yüreğimi yakan sensizlik.
    Sana hasret...

    Sensizliğin sesi çınladı,
    Sonra kulağımda.
    Sarı kurumuş yapraklar arasında yürürken,
    Rüzgar getirdi onu bana...

    Kokunu hissettim birden!
    Yalnızdım,
    Mutsuzdum,
    Kimsesizdim.
    Yoktun sen!

    Ayrılığın verdiği acı;
    Ayağımın altında parçalanan yapraklara
    Döndürmüştü beni...

    Gözyaşlarıma engel olamadım.
    Aktılar damla damla...
    Dudaklarıma tuzlu tuzlu dokundular.
    Yine sen vardın karşımda,
    Ahh deniz gözlüm...
    Gözümün bebeği!
    Yine sen vardın karşımda...
#10.06.2005 20:24 0 0 0
#10.06.2005 00:49 0 0 0
  • Konu: Dikkat Edin
    Lütfen Dikkat Edin Arkadaşlar ..
    Yeni virus ** Welcome to the matrix.pps
    Tum Internet Kullanicilarinin Dikkatine,

    Virus geliyor ...

    Eger size "Welcome to the matrix.pps" seklinde bir mail gelirse
    sakin acmayin, hemen silin..
    Bu yeni bir virustur..

    Microsoft, Mcaffee, Norton ve bu sekil koruyucularin en iyisi bile
    hic bir fayda etmiyor ..
    Eger bu gelen maili acarsaniz 10 saniye süren bir animasyon cikiyor, ve
    bu süre süre icinde tüm HDD'niz siliniyor, internet korsanlari IP ve mail
    adresinizi de ele geciriyor.
#09.06.2005 14:26 0 0 0
#07.06.2005 13:31 0 0 0
  • Analarımız Onlar Kadar Kutsal ve Emeklerinin KArşılığını asla ödiyemeyecğimiz bir başka boorçlumuz varmı bu dünyada acaba ?? Analık Hakkı Ne Ödenir nede Tüm Haklarının Üzerine Bir Bedel Biçirlir.. Gerçekten Çok Güzldi Ellerine Sağlık Ustad ..
#07.06.2005 10:06 0 0 0
  • Konu: Aşkıma
    BEN çok teşekkürler ederim .. Yüce Rabbim sevgiyi ve saygıyı bir ömür boyu yüreğimizden eksik etmemesi dileğiyle
#07.06.2005 00:22 0 0 0
#06.06.2005 00:06 0 0 0
  • Konu: Aşkıma
    Çok Teşekkürler Ederim ve Allah rAzı Olsun Diyorum Bu Güzel Dileklerinizden Dolayı dilerim Bir Ömür Bu Duyguar Hepimizin Yüreğinde Asla Eksilmez ..
#03.06.2005 23:48 0 0 0
  • Ağlamak, sadece Türkiye'de değil dünyanın hemen her ülkesinde toplum tarafından kadınsı bir eylem olarak görülür. Çünkü çaresizliğin ifadesidir ağlamak ve erkekler asla öyle bir duruma düşmeyecekleri için hiç de erkeksi değildir! Nilüferin şarkısında da öyledir ya: Erkekler ağlamaz / Sil gözyaşını.

    Ancak İngiltere'de yapılan bir araştırma gösterdi ki, ağlamak artık sadece kadınlara özgü bir şey değil. Ayrılık yaşadığında, bir yakını öldüğünde ya da film izlerken acıklı bir sahneyle karşılaştığında sadece kadınlar ağlamıyor. Gerektiğinde günümüz erkekleri de şakır şakır ağlamasını biliyor.

    Zayıflık değildir
    "Ağlamak asla bir zayıflık göstergesi değildir. Ağlayan biri çaresizliğini değil duygusallığını dışa vurur." Bunu söyleyen kişi, İngiltere'deki Oxford Sosyal Konular Araştırma Merkezi direktörü Peter Marsh.

    Erkekler ağlarmış
    Marsh ve ekibi İngiltere'de 18 yaş üzerindeki 2000 erkek arasında ilginç bir anket yaptı. Görüştükleri kişilere hiç ağlayıp ağlamadıklarını, eğer ağladılarsa nelere ağladıklarını sordular. Geçtiğimiz hafta açıklanan araştırma sonuçlarına göre ankete katılan erkeklerin yüzde 77'si hayatlarında en az bir kere ağlamış. Hatta bunların hemen hepsi ayda en az bir kere düzenli olarak ağlıyorlarmış.

    Yani 2 bin erkekten sadece 460 tanesi, hiç ağlamadım, demiş. Tabii o da doğru mu yalan mı bilinmez.

    Maçolar da ağlar
    Bu arada araştırmadaki başka bir sonuca göre ağlamayan erkek oranı, yapılan bir başka araştırmanın ortaya koyduğu maço eğilimli erkek sayısının çok çok altında kalmış. Marsh ve ekibi, bundan da bir sonuç çıkarıyor ve ağlamanın maçoluk ve metroseksüellik arasında bir ayrım sebebi olmadığını, maçoların da ağladıklarını söylüyor.

    Yeni nesil ağlıyor
    Araştırmada eskiye oranla bir kıyaslama da yapılıyor. Mesela ankete katılan erkelerden 50 yaş üzerinde olanların yüzde 63'ü, babalarını hiç ağlarken görmemişler. 18-29 yaş aralığında olanlardan babalarını hiç ağlarken görmeyenlerin oranı ise yüzde 49'da kalmış. Bu sonuç da gösteriyor ki, zaman ilerledikçe erkeklerin ağlama eğilimi gittikçe yükseliyor. Yeni jenerasyon, bir eskisine göre ağlamaya daha meyilli oluyor.

    Yakınını kaybedince ağlıyorlar
    Araştırmada neden ağladıkları da soruluyor erkeklere. Erkekleri en fazla ağlatan konu yakınını kaybetme. Ağlıyorum diyen erkeklerin hemen hepsi, bir yakınını kaybettiğinde ağladığını söylemiş. Daha sonra gelen sebep ise erkelerin kadınlarla neredeyse en fazla dalga geçtikleri konulardan biri olan film seyrederken ya da kitap okurken karşılaşılan acıklı bir hikayede ağlama durumu.

    Ağlıyorum diyenlerin neredeyse yarısı hayatlarında en az bir kere bu sebepten ağladığını söylemiş. Başka nedenleri de var erkeklerin ağlamak için. En ilginçlerinden biri de düğünler. Evet bazen erkekler o kadar duygusallaşabiliyorlar ki, kendi düğünlerinde veya çok sevdikleri birinin düğününde durup dururken ağlayabiliyorlar. Ama şimdilik sadece yüzde 9'u bu yüzden ağlıyormuş.

    Kadın - Erkek arasındaki fark kalkıyor
    Bakalım Oxford'lu bilimadamlarının buldukları bu oranlar on yıl sonra nasıl olacak? Gidişata bakılırsa, ağlamak artık kadın-erkek arasında farklılık ifade eden bir durum olmaktan çıkacak. Yani yakın gelecekte ağlanılacak bir durum ortaya çıktığında kadınlar ağlarken erkekler onları teselli etmeyecekler. Varsa öyle bir şey, hep beraber ağlanılacak.

    Bir yakını öldüğünde: 74

    Bir film, televizyon programı ya da kitapta acıklı bir hikayeye rastladığında: 44

    Yaşadığı romantik bir ilişki sona erdiğinde: 39

    Sevdiği biri zarar gördüğünde: 25

    Sevdiği biriyle kavga ettiğinde: 24

    Yalnızlık hissettiğinde: 22

    Duygusal bir müzik dinlediğinde: 18

    Kendine acıdığında: 17

    Fiziksel bir acı hissettiğinde: 16

    Duyguları incindiğinde: 13

    Düğünlerde: 9
#01.06.2005 09:53 0 0 0

  • Alışılmış düşünceler
    Temcit pilavı gibi beynimizde
    Sözcükler farklı ama, içerik hep aynı
    Yaşam sadece bunların tekrarı olmamalı
    Düşünceler, güneş gibi doğmalı
    Düşünceler, sevgi ile yoğrulmalı
    Sevgisizliği boğmalı
    Düşünceler, yaşamı tanımlamalı
    Doğayı anlamalı, anlatmalı
    Düşünceler, ateş gibi yakmalı
    Seller gibi akmalı
    Düşünceler, şimşekler çakmalı
    Kıvılcımlar saçmalı
    Düşünceler, yıldızlar gibi parlamalı
    Yüreğini anlamalı
    Duygularla uyum sağlamalı
    Düşünceler, engin denizler gibi derin
    Sabah yeli gibi esmeli serin serin
    Düşünceler, ilkbahar gibi yaratıcı
    yaz akşamları gibi sıcak
    Hazan mevsimi gibi ağlatıcı
    Kara kış gibi dondurucu olmalı
    Düşünceler, rüzgar gibi savurmalı
    Tüm benliğini kavurmalı
    Düşünceler, sürekli yenilenen
    Yağmur suyu gibi geri gelen
    Düşünceler, düşünce olmalı
    Evrenin sırrını bilen.....
#30.05.2005 22:07 0 0 0
  • Konu: KARŞILAŞMA
    isimsiz
    imzasız
    samimi
    ve
    dürüst
    üç dört satır
    özel
    bir kaç soru
    telaş dolu...

    dalgın
    gizemli
    sevecen
    ve
    gülmesini bilen
    bir 'BEN'
    bana gelen...

    şaşkınlık
    tebessüm
    merak
    soru
    cevap
    aralanan kapılar
    süzülen ışık
    bir dünyadan
    diğerine
    uzanan
    görünmez
    bir el
    barış
    ve
    arkadaşlık
#30.05.2005 22:05 0 0 0
  • Okyanuslar kadar derin
    Okyanuslar kadar engin
    Sevgi kaynağından gelen
    küçük bir su damlasıyım ben;
    Özümdür bu derya benim.
    Kayıp şehrin tutsak prensi
    nasıl başa çıkabilirsin benlen...


    Sevgiyle yoğrulmuş özüm
    Sevgiyle var olmuş sözüm
    Tüm hoyratlıklarını
    Tüm zalimliklerini dene istersen
    kayıp şehrin suskun prensi
    nasıl başa çıkabilirsin benlen...


    Buhar olup göğe çıkan
    Yağmur olup yere inen
    O'ndan gelip O'na giden
    Küçük bir su damlasıyım ben
    Kayıp şehrin tutsak prensi
    Nasıl başa çıkabilirsin benlen...

    Yüreğinin gözyaşı
    Ruhunun arkadaşı
    Hayatının sırdaşı
    Küçük bir su damlasıyım ben
    Kayıp şehrin mahzun prensi
    Nasıl başa çıkabilirsin benlen...


    Kapını açmaya geldim
    Sevgimi saçmaya geldim
    kayıp şehrin özgür prensi
    Benim prensim!
    Sevgimle başa çıkabilirsin sen...
#30.05.2005 22:03 0 0 0
  • ELLERİN...



    Canlı, güçlü ve becerikli

    Gözlerimi ayıramıyorum onlardan...

    Tenimi ürpertiyor

    Bir tüy kadar hafif dokunuşları

    Beynime işliyor, benliğimi sarıyor

    Duygularını anlatışları...

    Sözcüklerle uyumlu, konuşurken

    İçinin titreşimlerini yansıtıyor

    Sakin, kendinden emin ve sabırlı...

    Gezinirken klavye tuşlarında

    yine bir başka

    Yine büyüleyici

    ve dokunmak isteyecek kadar çekici.

#30.05.2005 22:00 0 0 0
  • Hep aynı şeyleri yazıp duruyorum

    Bilinenlerin başka sözcüklerle bir tekrarı bu...

    Her şeyin bir tekrarı olduğu gibi...

    Güneşin tekrar doğması,

    Gecenin gündüzü soğutması gibi...

    Günler aynı değil, insanlar aynı değil,

    Yaşananlar aynı değil belki ama...

    Sevgi hep aynı...Güneş hep aynı!

    Teklik içinde çokluk,

    Tanrım, çözemiyorum

    Çözemiyorum yaşamın bilmecesini...

    İçimde acıdan başka bir şey yok artık...

    Güzel olanın da acı verdiğini biliyorum şimdi...
#30.05.2005 21:58 0 0 0
  • Konu: Bilmiyorum
    Seneler nasıl geçti fark etmedim

    Yaşlandın diyorlar

    Oysa ben

    Yaşlılık nedir bilmiyorum...

    Saçlarımda tel tel gözüken aklar,

    Tenimde zamanı yansıtan çizgiler,

    Bedenimde başlayan ağrılar

    Ve aynadaki bu bilge bakışlar

    Kastediliyorsa,

    Yıpranmışlığıma şahit oluyorum...

    Peki bu içimde durmaksızın kaynayan,

    Yaşama sevinciyle coşup ağlayan,

    Sevgilerin en deriniyle çağlayan,

    Bu çılgınca, bu cesurca

    Her şeye meydan okuyan

    Yorulmak nedir bilmeden

    Sevgiye çağıran ben

    Yaşlı mıdır acaba?
#30.05.2005 21:57 0 0 0
  • Deniz gözlüm, iki yüzlüm, sevgi özlüm
    Pırıl pırıl bir ruhtun,dünyamı aydınlatan
    Sevginle beni yeni baştan yaratan
    Sabah güneşi gibi doğdun içimde
    Renklerin en güzelini gördüm gözlerinde
    En dayanılmazını yaşadım
    Çözüldüm, eridim ışığında
    Sana karıştım
    Tenim teninde var oldu
    Dudaklarım, dudaklarında can buldu
    Özlemini çektiğim
    her şeyi buldum sende
    Uykum oldun, rüyam oldun
    Ruhumu aydınlatan
    Yatağım, yastığım, yorganım oldun
    bedenimi saran...
    Peynirim, ekmeğim oldun,
    Karnımı doyuran
    İçecek suyum,
    Yangınıma çare bulan
    Sigaram oldun duman duman
    Nefesim oldun, ciğerlerime dolan
    Kanım oldun, damarlarımda dolaşan
    Canım oldun, canıma can katan
    Ve sonra kayboldun ardına bakmadan...
    Acıların en amansızını yaşadım yokluğunda
    Paramparça oldum binlerce kez
    Yok oluşları yaşadım varlığımda
    Sevgiden çok sevgisizliği yaşadım
    Sensizliği yaşadım
    Bütün pencereler kapandı, ışıklar söndü
    Çok uzun bir süre karanlıklarda kaldım...
    Ve zamanla karanlığa bağlandım
    Şimdi ne zaman bir ışık görsem
    Önce gözlerim yanar, sonra yüreğim sızlar
    Alın, Sizin olsun bütün ışıklar
    Gerçek sevgi, karanlıkta var...
    Bana sevmeyi öğrettin
    Sen de karanlıklarda kal...
#30.05.2005 21:55 0 0 0