Manat, Azerbaycan'da kullanılan para birimidir. Azerbaycan'ın ulusal parası olarak 15 Ağustos 1992'te Ruble ile yanaşı kullanılmaya başlanılmıştır. 1 Ocak 1994'ten beri ülkede geçerli olan tek para birimidir. 1 Ocak 2006'dan itibaren 1 Yeni Manat 5000 Eski Manat'a eşittir. 1 USD yaklaşık 1,70 AZN'dir
1 Azerbaycan Manatı'nın 8 lirayı geçmesiyle birlikte Azerbaycan vatandaşları, alışveriş için Iğdır'a akın etmeye başladı.
ISO 4217 Kodu: AZN
16 Aralık 2021 tarihinde 1 Azerbaycan Manatı (AZN) 8,94 Türk Lirası (TRY)
Halkla ilişkiler kampanyasındaki son aşama olan değerlendirme ve kontrol aşaması, kampanyanın başarılı olup olmadığıyla ilgili faaliyet gösterir. Bu aşamanın yapılmadığı kimi durumlar da bulunur. Değerlendirme ve kontrol safhasının aksatıldığı durumların yaşanması, çoğu zaman bütçe sorunu ve kampanyanın süresi ile ilgili çekilen sıkıntıdan kaynaklanır. Bu aşamada artık halkla ilişkiler kampanyası sona ermiştir. Kampanyadan sonraki adımı oluşturan bu aşamanın, bazı sorulara yanıt vermesi gerekir. Bu sorulardan kimisini şu şekilde ifade edebiliriz: Mesaj, kesin olarak hedef kitleye ulaştı mı? Halkla ilişkiler kampanyasında ortaya konulan zamana ve bütçeye uygun hareket edildi mi? Halkla ilişkiler kampanyasının yöneldiği hedef kitle doğru seçildi mi? Kampanyada çeşitli sorunlar çıkabilir, bazı hatalar oluşabilir. Önemli olan bu hataların anlaşılması ve bundan sonra yapılacak halkla ilişkiler kampanyalarında aynı hatalara düşmemeye çalışmaktır. Bu yönelim, daha sonra uygulanacak kampanyaların başarısının artmasını ve halkla ilişkiler elemanlarının motive olmasını sağlar. Değerlendirme ve kontrol safhası, kampanya sonunda yapılan genel bir değerlendirmeyi ifade eder. Yapılan değerlendirme ile kampanyanın medyadaki yansımaları belirlenir, toplanır ve raporlanır. Bu raporlama, halkla ilişkiler elemanlarının birçok bilgiye ulaşmasına yardımcı olur. Kampanyanın uygulandığı süre içerisinde medyada nasıl ve ne şekilde yer aldığı, kampanyada dikkat çeken mesajların neler olduğu, kampanyanın aktarmak istediği konuya karşı medyanın yaklaşımının nasıl olduğu bilgileri elde edilebilir.
Değerlendirme, sadece kampanyanın kendisine değil; mesajların aktarıldığı hedef gruba karşı da gerçekleştirilir. Böylece hedef grup için yapılan değerlendirmeler de bu süreçte kendine yer bulur. Geri besleme, birçok yol ile sağlanabilir. Bunlar yüz yüze görüşme, odak grup ve anket şeklinde olabilir. Halkla ilişkiler kampanyasındaki değerlendirme ve kontrol safhası pek çok sorunun cevabını vermede önemlidir. Hedef gruplarından hangisi veya hangileri verilen mesajı anlamamış olabilir? Bu hedef gruplarının iletilen mesajı anlamamasının nedenleri neler olabilir? Hedef gruplar tarafından anlaşılmayan mesajlarda nasıl düzenlemeler yapılabilir? gibi sorular bu aşamada yanıt bulur.
Halkla ilişkiler kampanyasındaki değerlendirme ve kontrol aşaması üç farklı kısımda gerçekleştirilebilir. Bunlar: uygulama öncesindeki çalışmalar, uygulama sırasındaki çalışmalar ve uygulama sonrasındaki çalışmalar olarak değerlendirilebilir. Bu değerlendirme çalışmalarının asıl amacı, yapılan değerlendirmelerden alınacak sonuçları öğrenmektir. Halkla ilişkiler kampanyasındaki değerlendirme ve kontrol aşamasında, faaliyete geçirilen çalışmaların hedef grup ya da gruplar üzerindeki olumlu ve olumsuz etkileri araştırılır. Kampanyanın belirlediği ve kendine çizdiği stratejinin amacına ulaşıp ulaşmadığı belirlenir. Yapılan plan ve uygulamalara yönelik geri bildirimin neler olduğu ortaya konur. Ortaya konulan sonuçlara göre yürütülecek yeni halkla ilişkiler kampanyaların amaçları, yöntemleri, teknikleri ve stratejileri belirlenebilir.
İletilen mesajlardan hedef grup ya da grupların ne kadar etkilendiğinin araştırılması kamuoyu araştırmalarıyla mümkündür. Bu da yeni harcamaları beraberinde getirir. Değerlendirme ve kontrol safhası da bütçeden hak ettiği payı almalıdır. Yapılacak sağlıklı bir değerlendirme ve kontrol aşaması; halkla ilişkiler kampanyasının yöneleceği etkinliklerde, hatayı en aza indirmeyi ve rahatlamayı sağlar. Değerlendirme ve kontrol aşamasındaki önemli sorulardan bazıları şunlardır: Halkla ilişkiler kampanyasında tahmin edilen ve yapılan harcamalar nelerdir? Yapılan harcamaların etkinliklerle ilişkisi bulunuyor mu? Halkla ilişkiler kampanyası, planlama safhasında belirlendiği gibi ilerliyor mu? Halkla ilişkiler kampanyasında istenmeyen etkiler mevcut mu? Bununla birlikte değerlendirme ve kontrol aşamasında uygulanması gereken durumlar vardır. Görüş birliği burada çok önemlidir. Değerlendirme verilerinin hedefi ve bu verilerin kullanım şekli ile ilgili görüş birliği bulunmalıdır. Değerlendirme araştırmaları ve çalışmalarında kurum içinde aynı düşünceler yer almalıdır. Kampanyanın amaçları bilimsel terimlerle ortaya konulabilmelidir. Bu safhada en uygun değerlendirme ilkeleri tayin edilmelidir.
Göteborg [ˌʝøtəˈbɔrj], İsveç'in ikinci ve İskandinavya'nın dördüncü büyük şehridir. Göteborg şehir merkezinin 570.000, metropolitan bölgesinin ise yaklaşık 1.000.000 nüfusa sahip olduğu tahmin edilmektedir. Stockholm'den sonra İsveç'in ikinci büyük şehridir. Göteborg 60.000 üniversite öğrencisiyle İskandinavya'nın en çok öğrenci barındıran şehridir.
Enes Batur Sungurtekin (9 Nisan 1998; Ankara), Türk YouTuber, oyuncu ve şarkıcıdır. Mayıs 2021 itibarıyla Türkiye'nin en çok abonesi bulunan bireysel YouTube kanalının sahibidir. Eğlence, video günlüğü ve meydan okuma türü videolar çekmektedir.
Bebeklerde sık görülen cilt problemlerinden biri de konak oluşumudur. Kafa derisinde oluşan kepek benzeri bu sarı kabuklar, bir hijyen problemine işaret etmez, kafa derisi daha yağlı olan bebeklerde görülür. Vücutta başka kızarık ve kabuklanmalar eşlik etmiyorsa zararsızdır. Konak, zeytinyağı ile yumuşak tutulduğu, el veya tarak ile kaldırılmadığı sürece bebeğe rahatsızlık ve ağrı vermez. Genelde kendi kendine dökülür. Banyo öncesi yağ ile yumuşak bir masaj uygulayarak dökülmesi kolaylaştırılabilir.
Yenidoğanlarda burun tıkanıklığı başka herhangi bir hastalık belirtisi olmaksızın da görülebilir. Bununla birlikte iki taraflı burun tıkanıklığı ve hırıltı, üst solunum yolu enfeksiyonu, reflü, travma, inek sütü ve soya protein allerjilerine bağlı burun mukozası ödemi sonucunda da sık görülmektedir.
Burun tıkanıklığı olan bebeklerde hırıltı, gürültülü solunum, berrak veya koyu kıvamda akıntı olması en sık rastlanan yakınmalardır.
Bebeğinin rahat solumasını sağlamak için burnu açmak, tedavinin esas amacıdır.
Serum fizyolojik, yenidoğan bebeklerde burun tıkanıklığına iyi gelir. Damla ya da sprey şeklinde eczanelerde bulabilirsiniz.
Bunun dışında herhangi bir ürün ya da ilacı doktorunuza danışmadan kullanmayın. Tıbbi ürünler, bitkisel ürünler ya da ilaçlar bebeğinizde alerji ya da travma nedeniyle bebeğinize zarar verebilir. Burunda ödem oluşturarak tıkanmayı arttırabilir.
Bebeklerin tırnakları gelişimlerine paralel olarak çabuk uzar. Tırnağın uzun olması bebeğin cildine ve gözüne zarar vermesine, ayrıca tırnak altında kir birikerek bebeğin mikrop almasına neden olur. Bu sebepten tırnakları sık sık kesilmeli ve daima kısa tutulmalıdır. El tırnakları haftada 1-2 kez, ayak tırnakları ise ayda 1-2 kez kesilmelidir. Bebeğin tırnaklarını kesmek için en uygun vakit banyo yaptırmadan önce olmalı, eğer bebek rahat durmuyorsa uyuyor iken kesmek en uygun olan zamandır.
Aynı zamanda bebeğin tırnak makası ona özel olmalıdır. Bebek için yapılmış özel tırnak makası (uçları sivri olmayan) kullanılarak el tırnakları yuvarlak, ayak tırnakları düz kesilmelidir.
Bebek giysileri, örtü ve battaniyelerinin yumuşak, pamuklu, tüy, toz çıkarmayan kumaşlardan olması önemlidir. Bebeğe kıyafet alınırken kolay giydirilip çıkarılabilmesine dikkat edilmelidir; yakası geniş, kolları bol, önden açılan ya da her iki bacağının yanlarından düğmeli ürünler kullanılabilir. Bebeğin cildini tahriş edecek nakış, etiket vb. varsa çıkarılmalı, üzerine çengelli iğne, nazar boncuğu gibi cisimler takılmamalıdır. Kurdele ya da bağları olan ürünler bebeğin boynuna dolanıp boğulmaya yol açabileceği için sakıncalıdır. Tüm giysiler giydirilmeden önce sabun veya sabun tozu ile ve bol suyla yıkanıp, ütülenmelidir.
Bebek mevsimine uygun, üşümeyecek ve terlemeyecek kalınlıktaki giysilerle, kollarını ve bacaklarını rahat hareket ettirebilecek şekilde giydirilmelidir. Bebeğe kundak yapılması veya kıyafetlerinin üzerinden olsa bile bacaklarının sıkı sarılması kalça çıkıklığına neden olabilir.
Prematüre bebeklerin vücut ısılarını koruyabilmeleri için kıyafetlerinin uygun boyutta olmasına ve vücutlarının her yerini sarmasına dikkat edilmelidir.
Yenidoğan döneminde annesinden bir kat fazla giyinmelidir. Bebeğin üşüyüp üşümediğinin kontrolü için el ve ayaklara bakılması yanıltıcı olabilir, bebeklerin dolaşım sistemi yeterince olgunlaşmadığından el ve ayaklar vücudun diğer yerlerinden daha soğuktur. Bebeğin hapşırması da üşüdüğünü göstermez. Ensesi ve giysilerin altında kalan bölgeler yeterince sıcak ve bebek de huzurlu ise ortam ısısı ve giysileri yeterli demektir. Bebeklere soğuk havada tek kat kalın bir giysi giydirilmesindense birkaç kat hafif giysi giydirilmesi daha koruyucudur. Terleyip isilik olan bebekleri daha az giydirmek gereklidir.
Bebek yürüyene dek ayakkabı gereksinimi yoktur ancak soğuktan korumak ya da giysisini tamamlamak için hafif ve hava geçirebilir özellikte (deri ya da bez ancak plastik değil) ve tabanları yumuşak patikler önerilebilir. Ayakkabı seçiminde dikkat edilmesi gerekenler şöyle özetlenebilir: Parmaklar arasında boşluk kalabilmesi için dört köşeli olmalı, ayağın doğal hareketlerine izin verebilmesi için tabanı esnek olmalı, iki-üç yaşlarında koşarken ayağından çıkmaması için bileğin üstüne kadar uzanmalı, ayağın hava almasına ve serbest hareketine olanak tanıması için delikli ve esnek üstü olan deri, bez ya da kanvas ayakkabılar seçilmeli, topuksuz ve düz tabanlı, tabanı lastik ya da tırtıklı kösele olmalı, topuğun arkası bükülmez arkalıklı olmalı, rahat olmalı, parmakla ayakkabının önüne basıldığında boşluk olmalı, arkasında da küçük parmak girecek kadar boşluk olmalı ama yürürken topuk çıkmamalıdır. Çocuğun ayağında kızarıklıklar olması ayakkabının küçüldüğünü gösterir. Ayakkabı kadar içine giyilen çorap da önemlidir. Çorap hava almayı sağlayan ve teri emen yapıda olmalıdır. Sıkı çoraplar ayağın gelişimini engellerken çok büyük çoraplar da kıvrılıp çocuğu rahatsız edebilir.
Sağlıklı bir yaşamın temeli, sağlıklı bir gebelikle zamanında ve sağlıklı bir doğumla başlar. Ancak dünyada ve ülkemizde pek çok bebek, gebelik süreci tamamlanmadan, beklenen zamandan önce, yani prematüre doğmaktadır. Normal gebeliğin süresi ortalama 40 haftadır. Eğer bebek 37 haftadan daha önce doğarsa prematüre bebek olarak kabul edilir. Doğum ne kadar erken olursa, sağlıkla ilgili riskler de o kadar artmaktadır.
En yüksek risk, 28 hafta altında doğan çok küçük prematüre bebeklerde, orta dereceli risk ise; 28-31 hafta arası doğan sınırda prematüre bebeklerdedir. En düşük risk ise, 32-36 haftalar arasında doğan sınırda prematüre bebeklerdedir.
Dünya Sağlık Örgütü tarafından yayınlanan Erken Doğum Hakkında Küresel Eylem Raporunda, ülkelerin zamanından önce gerçekleşen doğum oranlarının % 5-18 arasında değişmekte olduğu ifade edilmiştir. Raporda, “Dünyada 2010 yılında doğan bebeklerin 1/10’undan fazlasının prematüre doğduğu, pek çok ülkede de prematüre doğum oranlarının yükselişte olduğu belirtilmektedir. Yine Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünya genelinde yılda 15 milyon bebek prematüre olarak doğmakta ve bunun sonucu olarak 1 milyonun üzerinde bebek bir yaşını tamamlayamadan ölmektedir. Ülkemizde prematüre doğum oranının yıllar içinde benzer bir seyir izlediği görülmektedir. Her yıl 180 binden fazla bebek hayata erken başlamaktadır. Bu da bebeklerimizin %15’inden fazlası demektir.
Görüldüğü üzere, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de her yıl kolay incinebilir çok sayıda yenidoğan dünyaya gelmektedir. Prematüre bebekler, organ ve doku sistemleri yeterince gelişmeden doğdukları için, normal sürelerinde doğmuş olan diğer bebeklerle karşılaştırıldıklarında, öğrenme ve davranış bozuklukları, serebral palsi (omurilik felci), algısal eksiklik, enfeksiyon ve kronik solunum hastalıkları açısından daha yüksek risklere maruz kalmaktadırlar. Bu çocuklar ve aileleri, tıbbi, psikolojik, duygusal, sosyal ve mali zorluklarla başa çıkmak zorunda kalmaktadırlar. Sağlık sorunları yaşamın ileriki yıllarına da etki edebilmektedir.
Ancak, prematüre bebeklerin hem birey olarak kendisine, hem ailesine, hem de topluma yansıyan bu problemlerinin önemli bir kısmının, alınacak tedbirlerle ve uygun müdahalelerle önlenebilir olduğu bilinen bir gerçektir.
Erken doğum bir hastalık olarak algılanmamalıdır. Prematüre bebekler de normal bir gelişim süreci geçirebilecek, üretken ve sağlıklı bir yaşam kapasitesine sahiptir. Sadece bu kapasiteyi kendi başlarına harekete geçirme yeteneğine sahip değillerdir. Bu noktada ailelere ve sağlık çalışanlarına sorumluluklar düşmektedir. Bu nedenlerle doğum öncesi bakımın nitelik ve niceliği büyük önem taşımaktadır. Özellikle riskli gebeliklerin uygun şekilde takip edilmesi, acil durumlarda uygun müdahalelerin yapılması, yenidoğan döneminden itibaren bebeklerin yakından takip edilmesi pek çok anne ve bebeğin hayatını kurtarmaktadır. Bununla birlikte yapılması gereken tüm yaşamı boyunca kadının sağlık durumunun düzeltilmesidir.
Emzik ilk ay içinde başlandığında hem “tek başına anne sütü” alma süresini hem de toplam emzirilme süresini kısaltmaktadır. Emzik kullanımı bebeklik döneminde enfeksiyon hastalıkları riskini arttırmaktadır. Emziğin bir yıldan uzun süreli kullanımında da kulak iltihabı sıklığını artırdığı ve diş/çene yapısında bozukluklara yol açtığı bildirilmiştir. Emzik kullanımının sadece sınırlı durumlarda yararı saptanmıştır; bu nedenle doktorunuz önermedikçe emzik kullanmayın. Ayrıca emzik kullanan bebeklerin bir yaşına geldiklerinde emzik bırakmaları sağlanmalıdır. Bebek sağlığı
Şifre kırma, Elektronik ortamda, ATM cihazlarında, özellikle de internet sitelerinde ve çeşitli web sayfalarında giriş yapmak için kullanılan şifreleri öğrenmek amacıyla yapılan işlemdir. Hedef sistem ya da kişinin şifresi tahmin edilir ya da ele geçirilir. Her iki şekilde ele geçirilen şifre kırılmış olur.
Şifreler basit ve karmaşık olarak ikiye ayrılır. Bunlar da kendi içinde durağan ve değişken olarak yine ikiye ayrılır: Yani bir şifre bir sene boyunca aynı kalırken, diğer şifre yönetici tarafından düzenli olarak, arasında hiçbir algoritma olmadan değiştirilir. Bu durumda, tahmin edilemez benzerlik ve anlam taşımaz şifreler söz konusudur. Bu sebeple pek çok hizmeti kullanmaya devam etmek için şifrelerin belirli sürelerde değiştiriliyor olması gerekir. (Bankacılık uygulamaları gibi)
Bazı sayılardan oluşan ...bitlik şifreler şeklinde geçen sistem; şöyledir: Örneğin 64 bit'lik bir şifre 8 karakterden oluşur. Bu karakterler rakam harf ya da karakter simge olabilir. Her biri bağımsız karışık ya da sadece sayılardan oluşabilir. Bu şifrelerin bir algoritması olabilir ya da olmayabilir. Bu tür bir şifrenin, üniversiteler ve birkaç bin taneden oluştuğu söylenen bilgisayarlarca yapıldığı söylenen deneme çalışmalarında 10 yılda kırıldığı bilinir. Bir yazışma bu tip bir algoritma ile şifrelenebilir. 128 bit şifre sistemi aslında yazılan bir belgenin rakam harf ya da karakterlerle şifrelenmiş halidir. Örneğin: @=b # = e s =r & =t : = a {%& =n bunun anlamı oluşturulan bir şifreleme programı ile okunduğunda ortaya çıkan yazının anlamı (örneğin: Bertan) olabilir. Bir sisteme giriş şifresi de 128 bit olabilir ancak inanışa göre kırılamaz değildir.
Şifreler genellikle şu şekillerdedir:
Basit durağan 4-8 karakterli şifreler
Karmaşık durağan 4-8 karakterli Şifreler
Sistem yöneticisi tarafından kullanıcılara verilen yüksek güvenlikli karmaşık değişken şifreler
Yukarıda anlatılanlar, 3. maddede geçen grubu içermektedir.
Diğer iki maddede geçen şifrelere ulaşmanın en kolay yolunun Sosyal mühendislik yöntemi olduğu söylenmektedir.
Sosyal mühendislik, şifre kırma kapsamında; yaşarken, konuşurken, hareket ederken, insan davranışlarını takip etmek, kişi hakkında yeteri kadar bilgi toplamak, karakter tahmini çıkartmak, davranış yapılmadan ya da yapıldıktan sonra ne yapılacağını ya da ne yapıldığını tahmin etme yeteneği şeklinde tanımlanabilir. Örnek olarak, şifresi kırılması hedeflenen kişinin doğum tarihini, evlilik yıldönümünü, köpeğinin ismini, aracının plaka numarasını ya da bir kapıdan geçerken veya klavyede yazı yazarken; klavyenin hangi bölümünde neleri kullandığı gibi ayrıntıları izleyip denemek sosyal mühendisliğe girer.
Bir başka yöntem; 8 bitlik bir "wordlist" oluşturmak ve bunu da rakam harf ve karakterlerden oluşan karmaşık bir sıralamaya göre yapmaktır. Bunun oluşumu çok uzun sürer ve tahminen 150-200 gigabayt yer tutar.
Şifre kırma konusunda geliştirilmiş birçok yazılım bulunmakta olup (örneğin keygen denen türler), paylaşım sitelerinde dağıtılmaktadır.
Şifreler genelde asal sayı yöntemi ile kırılır.
Şifre Kırma Yöntemleri:
Şifreleri kırmak için sadece sosyal mühendislik yeterli değildir. Bir saldırgan, şifre kırmak için pek çok yöntem dener. Bilgisayara bulaştırılan bir truva atı ile şifresi kırılmak istenen kişinin bilgisayarının klavyesindeki tuş vuruşları ele geçirilebilir. Bu sayede kırılmak istenen şifre tahmin edilmek zorunda kalmaz ve doğrudan apaçık şekilde ele geçirilmiş olur. Bu sayede SHA-2 algoritması ile şifrelenmiş bir veriyi yüzyıllarca çözümlemek zorunda kalınmaz. Şifre kırma yöntemleri tahmine ve ele geçirmeye dayalıdır. Tahmine dayalı şifre kırma yöntemleri genellikle şifre sahibini manipüle ederek ele geçirilir. Ele geçirmeye dayalı şifre kırma yöntemleri ise şifrenin bulunduğu sistemden ya da şifrenin sahibinden doğrudan ya da dolaylı olarak şifreyi ele geçirmeye dayanır. Ele geçirilen şifreler, şifreli olarak muhafaza ediliyor ise saldırgan bu şifreleri kullanamaz. Bu yüzden şifreler veritabanlarında şifreli olarak tutulur. Şifresiz olarak ele geçirilen şifreler ise saldırgan tarafından kullanılabilir.
Bilinen tüm şifre kırma yöntemleri:
Sözlük Saldırısı
Kaba Kuvvet Saldırısı
Gökkuşağı Tablo Saldırısı
Kimlik Avı
Sosyal Mühendislik
Kötü Amaçlı Yazılım
Çevrimdışı Şifre Kırma
Omuz Sörfü
Örümcek Saldırısı
Tahmin Etme Saldırısı
Bu şifre kırma yöntemlerinin her biri yer ve zamana göre işe karşımıza çıkmaktadır. Şifre kırma yöntemlerinin bilinmesi, şifrelerin daha güvenli şekilde muhafaza edilmesini sağlamaktadır.
2 adet Kılıç Çipura Fileto
Yarım demet maydanoz
1 kuru soğan
Tuz, karabiber
2 adet taze yufka
Kızartmak için bolca sıvı yağ
Hazırlanışı
Balık filetoları, kuru soğan ve maydanozu mutfak robotunda kıyın. Tuz, karabiber ekleyip karıştırın. Yufkaları 4 parmak eninde 1,5 karış uzunlukta olacak şekilde şeritler halinde kesin. Uç kısmına 1 kaşık kadar balıklı içten koyup muska şeklinde katlayarak sarın. Kızgın yağda kızartıp sıcak olarak servis yapın.
Almanlar (Deutsche) Cermen halklarından olan Orta Avrupa yerlisi bir etnik gruptur. Alman kelimesinin İngilizcesi olan German kelimesi geç Orta Çağ'dan itibaren Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu'nda Almanca konuşan nüfus için kullanılmıştır.
İsviçre vatandaşlarının dilleri Almanca olsa da İsviçreliler Alman milletinden görülmeyip sadece Almancayı almış ve Almanlarla özel ilişkiler kuran diğer Avrupalılar gibi tanımlanmaktadır. Ana dili Almanca olan yaklaşık 100 milyon insanın ortalama 80 milyonu kendisini Alman olarak görür. Avusturyalıların da büyük bir bölümü Cermen soyundan, yani Alman kökenlidir. Britanyalılar, Danimarkalılar, Hollandalılar ve İskandinavlar Alman değildir; bu yüzden Cermenik sayılırlar.[kaynak belirtilmeli]
Almanların ön ırkı Ren Nehrinin doğu tarafına yerleşmiş Cermenlerdir. Sakson, Frisler, Thüringenler, Franklar, Alamanlar ve Bayuvarlar bu genel anlamda Cermen ırkının belkemiğini oluştururlar. Keltik ve Slavlar ile Macarlar ve diğer uzaktan boylar Cermenlerle karışarak zamanla Alman dilini ve kültürünü benimseyip Almanlaşmış ve bu etnik yapıda yer edinmişlerdir. 9. ve 10. yüzyıl ortalarında bir millet anlayışı ile birlikte Frank Krallığı'nı oluşturmuşlardır. Ancak belli başlı Cermen boylarının birleşmesi ile birlikte bir krallık altında Alman milleti oluşmaya başlamıştır. Bu arada kuzeyde Frisler, Anglosaksonlar, Franklar güneyde ise Saksonlarla Bayuvarlar karakteristik ve folklorik yapılara ayrılmışlardır. Batı Roma İmparatorluğu'nun çöküşü sonucu çeşitli krallıklar ve derebeylikler kurmuşlar ve genelde Frank Krallıkları altında tarihte yerlerini almışlardır.
Esas anlamda Cermen soyu ve buna bağlı olarak Alman millet yapısı ise 19. yüzyıl başlarında başlayan milliyetçilik akımı ile oluşmuştur. 1871 yılında İlk Alman İmparatorluğu ile millî devlet oluşturulmuştur. Vatandaşlarına ise "Reichsdeutsche" (İmparatorluk Almanları) denilmiştir. Bu millî sınırlar dışında kalan Alman kökenlilere ise diğer tabir yakıştırılmış; Öz Şıvablar veya Güney Almanları olarak adlandırılmışlardır. Nasyonal sosyalizm döneminde ise bunlara topluca "Volksdeutsche" (Halk Almanları) denmiştir.
Rus çarı Deli Petro'nun, ülkesine çağırdığı Alman zaanatkarlar asırlar boyunca Rus Çarlığı'nda etnik yapıya ulaşmışlar ve Stalin zamanında bunlar Kazakistan'a sürgün edilmişler, Alman hükûmetinin vatana ulaştırma projesinde tekrar geriye getirilmeye başlanmışlardır.
Alman boy tabirleri bugün tamamen kullanımdan kalkmıştır. II. Dünya Savaşı sonucu oluşan göçler ve birbirleri altında oluşan homojen karışmalar sonucu sadece folklorik özellikleri kalmıştır.
Nakşibendilik (Osmanlıca: نقشبندیه Nakşbendiye), Abdulhalik-ıl Güjdevani tarafından sistemleştirilen, Muhammed Bahauddin Şah-ı Nakşibendi'nin isim babası olduğu Sünni İslam dini tarikatı. "Nakış yapan" anlamına gelen Nakşibend, Nakşibendi mürşidlerinin, kalbi dünyadan ahirete bağladığı düşünüldüğü için bu adı almıştır.
Kuzey Buz Denizi ya da Kuzey Buz Okyanusu ya da Arktik Okyanusu; Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika'nın kuzeylerinde yer alan, Kuzey Kutbu'nu kapsayan, buzlarla kaplı bir okyanustur. Uluslararası Hidrografi Örgütü (IHO) tarafından okyanus olarak kabul edilmektedir (Arctic Ocean). Yüzölçümü 14.090.000 km² olan devasa bir alandır. Diğer okyanuslara göre sığ olup, en derin noktası 5.449 m, ortalama derinlik 1.038 m'dir. Rusya (Yakutistan dahil tüm sibirya ve adaları), ABD, Kanada, Danimarka (Grönland), Norveç (Svalbard ve Jan Mayen) ile kıyıları vardır. Bunlara ek olarak soğuk ve elverişsiz iklimine rağmen çok önemli hayvan çeşitliliğine sahip olan Arktik Okyanus'ta birçok balık ve kuş türü yanında kompleks habitatlar oluşturan memeliler de yer alır. Özellikle kutup bölgesinin ikon hayvanları kutup ayıları, foklar, morslar, belugalar ve narvaller bu iklim ve çevre koşullarına milyonlarca yıllık bir evrimle adapte olmuşlardır.